Kategoriler
Hayvanlar

Bal gibi Anlaşma

İletişim, etkileşim her canlının ihtiyaç duyduğu sosyal yaşamın en temel amaçlarındandır. İnsanlar konuşa konuşa hayvanlar koklaşa koklaşa da olsa bir şekilde anlaşıyoruz elbet. Fakat bizim hayvan kategorisinde gördüğümüz arılarımız anlaşmak için koklaşmayı değil de daha eğlenceli, hareketli ve bir o kadar da orijinal bir yöntem seçmişler kendilerine  Arı dansı…

Kategoriler
Aile bağları Aklımdan geçenler Anlamlı Resimler Bayramlar Deneme Yazıları Gazeteci Hayat üzerine Hayvanlar İlginç Resimler insan vücudu Kaybettiklerimiz! Kişisel makaleler Resimli anlatım Şair Sevdiğim şeyler Sevgi ve Ask Dünyası Yazar

Neresindesin Duygu ve Düşüncelerinin?

gülücük-1icik1Bazen aktığımız gibi durulmayışımızın boz-bulanık sellere dönüşmesi duygu ve düşünceleri kirleterek yıkıyor ve ağır hasara neden oluyor. Bulutsuz havalarda yağmurların işi ne? kaç defa bir tebessüme göz kırp ve gülülcükle karşılık ver dedim, beceremedin kahkaha atmayı hala. Dönüşü olmayan bir geleceğe gidiyor olman seni ne denli mutlu ediyor bilemiyorum ama, ihtiyarladığını biliyorum suratı asık. Hala bir ‘ MERHABA‘ nın anlamını bilmiyor ve bir tanıdığına ya da her hangi birine merhaba diyemiyorsan selama değmezliğin yüzünde akislenir bunu bil. Kibirli duygu ve düşüncelerin varlığı daima akseder soluk bakışların en son uç noktasında bunu bil. Mutlu olmayı yalnız başına becerebileceğini sanma, tekil olmak eksidir daima. İronik fikirlerin bakışlarında daima huzursuzluk süzülür ve mat bir renk salgılar ten. Maddenin ruhu kaplayacağı bir hayattan sadece ‘ Beklentilerde Çoğalırsın ‘ her şey akarsın, uzun ince amansız geçitlerden sonra mutlak tıkanır ve taşarsın buna ‘ kendi gözyaşlarında boğulmak ‘denir. Ağlamanın, sızlamanın hiç bir yarar sağlamadığı an, bu an. Değerlerin önemi sende bir ‘ hiç ‘ kadar çok oysa; ederin bir hiç kadar yok.

Yakup Icik

Kategoriler
Güncel Haberler Hayat üzerine Hayvanlar

Ördek ve kazlara akıl almaz işkenceler!

Dünyanın gerçekten çivisi iyice çıkmış. Ördek ve kazların ciğerleri için inanılmaz yöntemlerle besleniyor, sonrada boğularak ölürülüp ciğerleri alınıyor. u işkence süresi 30 gün boyunca günde 4 ogün sürüyor. Zavallalı hayvanlar ölmek kenera resmen işkence çektirilerek, bazı zengin piçlerinin kokuşmuş migdeleri için bir öğünlük yemek oluyorlar. Bunu yapanların insanlıkla alakası yok gerçekten, insaf kalmamış. Herşeyi ticarete alet etmpeleri yetmiyormuş gibi, dengesiz yöntemlerle havanlara işkence yapıyorlar. Yiyenide yapanıda Allaha havale ediyorum ve bu şekilde ürünleri yiyenleride uyarıyorum. Bu tarz konulara ve kişilere taviz vermemek için bu yöntemlerle hazırlanan yiyecekleri yememenizi tavsiye ediyorum. bu rezilliği gömek için aşağıdaki resimleri takip edebilirsiniz…

Kategoriler
Bilimsel Makale Doğa ve Yaşam Hayvanlar Makaleci.com Hakkinda

Neoproterozoik Dönem!

NEOPROTEROZOIK (neoproterozoic)

515 milyon yillik bir tas!

‘Neoproterozoic Era jeolojik’ zaman birimi 1000 için 542,0 ± 1,0 milyon yil önce basladi. Resmi ‘Proterozoic’ sonsuzluk ve ‘Terminal Era’ (ya da gayri resmi ‘Precambrian öncesi’) , bu daha da ‘Tonian’, ‘Cryogenian’ ve ‘Ediacaran’ dönemlerine bölünmüştür.

stueck_2
Yaklasik 542 milyon yillik oldugu saptanmistir!


En agir ‘glaciation’ ve ‘jeolojik’ kayit bilinen ve sirasinda meydana gelen, ‘Cryogenian’ zaman buz tabakalari ekvatora ulasti ve olusan olasi bir ‘Kartopu Dünya’ meydana geldi.
Cok hücreli yasamin ilk erken fosil kalintilari ‘Ediacaran’ olarak, o dönemden kalma ilk hayvan kalintilari dahi bulunmaktadir…

Arastirma/Ceviri: Cemcemi Cem-Yakup ICIK

Kategoriler
Günlük hayat Hayvanlar Kişisel makaleler Toplumsal Konular

Tüylü, Sıcacık,Yumuşacık

Hayatımızda bazı renkler vardır. Tüylü,sıcacık,yumuşacık. Sevgiyi hemen fark eden ve sizi sahiplenen. Kimileriniz anladı değil mi? Hayvanlardan bahsediyorum.

Bazıları evlerimizi renklendirir, bazıları da malımıza mülkümüze bekçilik eder. Bazıları da adına ‘’hayvancılık ‘’ denen sektörün sermayesini oluşturur.

Ne güzeldir yumuşacık bir kediyi kucağına alıp, yanağına dokundurmak. Ya da uyurken başını okşayınca şöyle bir gerinmesi. Önüne bir ip yumağı atılınca bizi kahkahalarla güldüren oyunları.

Ya da bir köpek. Sahibine sadakati en fazla olan varlık. Sevdiklerini görünce kuyruk sallamaları, zıp zıp zıplayışı ne tatlıdır.

Ama ne yazıkki  birçok insan, hayvan sevgisinden o kadar uzakki. Onları, sadece ortalığı batıran, pisleten, hastalık yayan varlıklar olarak görüyorlar. Bilmiyorlarki onlara dokunmak, gözlerine baktığınızda ‘’seni seviyorum’’ dediğini görebilmek ve sevgiyle iletişim kurabilmek ne özel bir duygudur.

Unutmayınki onları da bizi olduğu gibi Allah yaratmış ve tüm insanlığın hizmetine sunmuş. Sineğinden filine kadar hepsinin doğada bir görevi var. Biri olmasa, zincirin eksik halkası gibi düzen bozulur.

Hayvanları sevmeyenler bence gerçek anlamda insanları da sevemezler. Ve ne gariptirki kendileri sevmedikleri gibi çocuklarına da sevdirtmezler. Korku hissi çocuklukta belli bir yaşa kadar oluşmaz. O yaşa kadar da çocuklar hayvanlara korkusuzca yaklaşır. Eğer anne-baba ‘’dokunma, hastalık kaparsın, seni tırmalar’’ gibi kelimeler sarfederse çocuk da hayvanlardan ta  en başında uzaklaşmaya başlar.

Siz sevmiyorsanız bile bırakın da çocuğunuz sevsin. Hayvan sevgisi, merhameti arttırır, iyi ilişki kurma yeteneğinin, sorumluluk duygusunun ve daha birçok sevginin de gelişmesini sağlar. Ve dikkat ederseniz hayvan seven anne-babaların, çocukları da hayvansever oluyor. Çünkü her şeyde olduğu gibi bunda da temeller ailede atılıyor.

Ben hayvansever bir aileden geldim. Tabiki ben de kedim kaybolduğunda onu, ağlayarak ve de dua ederek arayacak ve bulduğumda da dünyalar benim olmuş gibi sevinebilecek, sabah 5 ‘te acıksa uykumu bölüp  ona mama verecek kadar hayvanseverim. Bu sevgi sadece kendi kedim için değil tabi.

Ben bu hayvan sevgimden dolayı, kendimi hep özel hissetmişimdir. Her insana bahşedilmeyen bir sevgi olmasından dolayı. Hayvanları seven her kişi de yine benim için özeldir..Yolda, kenarda gördüğünüz kedi, köpek vs. hayvana bakarken iğrenir gibi bakmayın. Onlar da can taşıyor. Bizim gibi. Sanıldığı gibi hastalık filan da yaymıyor. Asıl, hayvan sevmeyenlerin ruhları hasta bence.

Bu dünyada mahlukat üçe ayrılmıştır. İnsanlar, hayvanlar ve bitkiler. Ailemizi, arkadaşlarımızı, mor bir menekşeyi ya da sümbülü sevdiğimiz gibi hayvanları da sevelim. Ve lütfen kavga esnasında sinirlendiğimiz insana  ‘’hayvan’’ deyip hayvanlara hakaret etmeyelim. Unutmayalımki bir köpeğin sadakatine bile erişemeyen çok insan var bu dünyada.

Kategoriler
Genel Konular Hayvanlar Kişisel makaleler Toplumsal Konular

Stresten uzak İNEKLER!

Televizyonlarda çok hoşuma giden bir süt firmasının reklamı vardı. "Biz ineklerimizi stresten uzak tutuyoruz, böylece daha fazla süt veriyorlar…" Reklam filminde otlayan bir inek, etrafında birkaç çocuk ve onun yanında elinde viyolensel tarzı çalgı olan biri var. İneklere konser veren bir sanatçı olabilir. Hani stresten uzak tuttuğu ifade edilen şu klasik müzik var ya, ondan çalıyor herhalde. Sanat sanattır. Daha çok süt için inekler ve müzisyenler elele. Eşek oşaftan anlamıyor ama bak inekler müzik dinliyor. Klas bir durum aslında. Bunlar sosyete ineği. İyi bakılırlar, klasik batı müziği dinlerler. Otlakları en güzel yerde, yemleri özel takviyeli vitaminlerden oluşur. Onlar kalbur üstü inekler ne de olsa. Hatta zaman zaman toplanıp koca bir sürü konsere bile gidiyorlardır belkide. Sen ineği istediğin kadar stresten uzak tut, hayvan bir yolunu buluyor yine strese giriyor zaten! Stres bahane müzik şahane. Hele birde ineğe şöyle acılı arabesk asıldın mı hayvan sütü tankerle verecek neredeyse. Ee yani hakları hayvanların. Bütün gün süt vermek için çalışıyorlar. Stresin ilacı klasik batı müziği. Mümkün mü sizce?

Müzik beyni uyuşturuyor. Bunu araştırmacılar söylüyor. Onları stresten uzak tutmak için müziğe gerek yok. Çok fuzuli. Belkide zararlı bile. Hayvan ne anlar müzikten. Şimdi kalkıpta ineklerin kocaman kulakları var, onların müzik kulağı iyidir demesin kimse. Yok böyle birşey. Ne malum hayvanların beyinlerinin uyuşmadığı. Klasik olsa ne yazar, arabesk olsa ne yazar. Sütü fazla mı veriyorlar müzik dinleyince? Onları bir nimet olarak görüp kıymetlerini iyi bilsek yeter. Sonrası şükretmeye kalıyor biz insanlara.

Çocukluğumda stres diye bir şey bilmezdik, ineklerde gayet güzel süt verirlerdi. İnsanlar değişti biliyorum da, inekler neden değişti acaba. Yoksa insanlar onlarıda mı bozdu. Şimdi insanlar doğal olan herşeye aç. Ama hiçbir şey o zamanlarda ki gibi doğal değil ve olamaz. Hayvanlara kimyasal karışımlı yemler veriyorlar. Kimya girince işin içine sütün de kimyasını bozuyor. Sonra o sütü içen insanları. Özellikle de büyükmekte olan insan yavrularına son derece zararlı. Bunları işi ciddi boyutta araştıran uzmanlar söylüyorlar.

Stres son yılların en gözde rahatsızlığı. Bu gerçek. İnsanları bitirdi sıra ineklere geldi. Tedavisi? Tedavisi anlayış. Hem insanları hem de inekleri anlasak sorun kalmayacak. İnsanlar zavallı inekleri adeta et ve süt üreten bir makine gibi görmeye başladılar. İnsan çok, inekte çok. Ama zavallı inekler, et mi olsunlar, süt mü versinler onlarda şaşırdı nasıl hizmet vereceklerini. Bence insanoğlu burada orantısız güç kullanıyor.

Bir de tavuklar var. Markete gidiyorsunuz yumurta fiyatları uçmuş, ama tavuk fiyatları hemen hemen aynı. Yumurtadan çıkan bir civciv 6 haftada piliç oluyor. Olur olmazda kelle gidiyor. Al sana yine stres. Zavallı tavuk gençliği (piliçliğini) yaşayamadan vitrine yerleşiyor. İnekler de, tavuklar da insanlar yüzünden strese giriyor. Eeee sen pilici kesersen yumurtlayacak tavuğu nerden bulacaksın ki. Kimine göre rant meselesi, kimine göre de öyle olması gerekiyor. İşi bilmeyenler de var işin içinde elbette.

Bu tavuklar, bu inekler bizim. Onlara sahip çıkalım, strese sokmayalım hayvancıkları, hemen kesip biçmekle olmaz bu işler. Bırakın biraz kendilerine de vakit ayırsınlar bakalım o zaman stres kalıyor mu?

Kaynak: yakinda eklenecek

Kategoriler
Günlük hayat Hayvanlar Sağlık

Arı sokmasında doğru bilinen yanlışlar !!

Arının soktuğu bölgeye, zehrin kana karışmasını engellemek amacıyla turnike uygulamak, ısırmak, emmek ve dağlamak asla önerilmeyen yöntemler…

Avrupa Acil Tıp Birliği Başkan Vekili ve Alsancak Devlet Hastanesi Acil Servis Sorumlu Hekimi Uzman Doktor Ülkümen Rodoplu, arı sokmasında halk arasında yapılan bazı uygulamaların doğru olmadığını bildirdi.

Uzman Doktor Ülkümen Rodoplu, ilkbahar ve yaz aylarında arı sokması ve buna bağlı alerjik reaksiyonların önemli bir acil olgu olduğunu belirtti. Arı sokan insanların yüzde 5’inde arı zehrine karşı alerji olduğunu, bunun da önemli sağlık sorunlarına yol açtığını kaydeden Rodoplu, arı zehrinin solunum durmasına kadar ileri etkilere yol açabileceğini ifade etti.

Alerjiye en fazla yol açan ve zehirli olan arı türünün, bal arısı olduğunu ve insanda anaflaksi denilen aşırı duyarlılığa bağlı şok tablosu meydana getirdiğini anlatan Dr. Rodoplu, böyle bir durumda önce ciltte kırmızılık, şişme ve kabarıklık görüldüğünü, daha sonra şişmenin bütün vücuda yayıldığını söyledi.

Dr. Rodoplu, bu durumda kaşıntı görülebileceğini, dudak ve dil ile solunum yolu iç örtüsünün de (mukoza) şişerek nefes borusunda spazm (bronkospazm), hırıltı, göğüste solunum yetersizliğine yol açabildiğini ifade ederek, ilk yardım konusunda şu bilgiyi verdi:
”İğneyi görebilirseniz, tırnaklarınız yardımıyla veya cımbız kullanarak çıkarabilirsiniz. Sokma yerini bol soğuk suyla yıkayın. Solunum sorunu olanlarda gerekli temel yaşam desteği yapılması lazım. Arının soktuğu bölgeye, zehrin kana karışmasını engellemek amacıyla turnike uygulaması, ısırılması, emilmesi, dağlanması asla önerilmeyen yöntemlerdir. Bunlar doğru bilinen yanlışlardır ve bu tip girişimlerin hiçbir bilimsel açıklaması olmadığı gibi pratik faydası da yoktur. Çünkü zehir ciltten girdikten sonra saniyeler içinde kana ve oradan da tüm vücuda yayılır. Bu nedenle çeşitli girişimlerle bunu engellemek asla mümkün değildir.”

bu yazi tamamiyle buradan alintidir :)