Kategoriler
Biyografi Deneme Yazıları Eğitim - öğretim Gazeteci Günlük hayat Kişisel makaleler Psikolojik sorunlar Şair siyasetci Toplumsal Konular Türkiye üzerine Yazar

Çöpe Atılmış Duygu ve Düsünceler(3)

Cöpe Atilmis Duygu ve Düsünceler(3)

http://www.kuaza.com/out.php/i351718_1387.jpgBarut gibiyiz. Ateşin olmadığı alanlarda bile ince, derin manalar içeren imalı sözlerden kıvılcım alıyoruz.
Her şeyin güllük gülüstanlık olmadığı kanısı bizi, içinden çıkılmaz duygu ve düsüncelerle bırakırken, hayatımızı yönlendirmekte zorlanıyoruz.
Sağlıklı düsünebilmenin yollarından biri, önyargılardan arınmaktır.
Ne istediğimizi bilmeden yaşamak bizi hoşgörüsüz toplum yapar. Toplumların, sosyal-ahlak başarıları aldığı iyi bir eğitimle ölçülür.
Birbirimizi anlayabilmenin kuralları önyargılardan arınmış hoşgörülü eylemlerle başlar.
Maddenin ağır bastığı günümüzde gülücükler yapmacık, tebessümler soluk.
Gerçekleri konuşabilme cesaretimiz yok.
Birbirimizin hakkında farklı tanımlar yapıyoruz, bu tanımlar çok kalp kırıcı olabiliyor.
Daima ironik bir tavır içinde bulunuyor olmamız bizi, saldırgan kılıyor.
Bir çok konularda tartışma içindeyken, en nihayetinde varılan mutlu sonun son noktasında bir şeylerin ters gitmesi paylaştığımız bütün güzellikleri alıp götürüyor çirkinliklere. Polifonik olabilmek ayrıcalık olmalı.
Bu ayrıcalığın toplumumuzdaki kültür mozaiğinden ileri geliyor olmasının farkına varamamak, hayatta daima yanımızda var olan mutluluğun uzaklaşmasın neden olmakta.
Yer küremizin biz, birbirimizi anlayamadan bizi anladığını ve bize olan tepkisini görüyoruz; her ne hikmetse idrak etmekte zorlanıyoruz.
Aynı dili konuştuğumuz platformlarda içimizdeki magandalığımız ” her şey güzel gidiyor ” derken ” argo ” bir hal alıyoruz.
En ince kılcaldamarlarımızdan her zerremize zerkolan narsizm, aklımızın derebeyi oluyor. ” demin ” kendimizdeyken, kendimizin içinden bir başka kendimizle başkalaşıveriyoruz.
Psikoterapisiz delirmemek elde değil.
Gerginliğimiz mısına gibi gözükse de içimizdeki hoşgörülü, önyargısız benliğimizi bir türlü dışa çıkartmayı asla beceremiyoruz.

Yakup ICIK
Kategoriler
Azerbaycan üzerine Eğitim - öğretim Gazeteci Geçmiş Tarih Şair Sevgi ve Ask Dünyası Şiirler siyasetci Türk Tarihi Türkiye üzerine Yazar

Vecizler Zinciri

Şair Kalbi! vecizHic kimsenin kalbini göremezsiniz ama, sairlerin kalbini acik secik, bütün detaylari ile görebilirsiniz..
Cünkü; onlar kalbini, sayfalardaki dizelerin icine sermislerdir…
(08.02.2006) (Y..icik)

YAKUP İCİK KARDEŞİME…

Bir dost mu aradınız, Her zaman candan olan?
Bir sevgi mi aranır, İnsan kalbine dolan,
O’nun adı YAKUP’tur, kalbinde sevda gülü…
Dostum üzüldü diye, Kendisi evvel solan!

Dr..Irfan YILMAZ

Vecizler Zinciri (Yasayan Sairler!)

http://www.kuaza.com



”’ Bilgi,gömü gibidir.hayal ve emek gücü ister çıkara bilmek için durduğu yerden onu.”’
…………………………………………………………………….. Türk Öger KOC

”’ Âlim kişi her şeyi bilen değil; Bildiğini söyleyen, bilmediği konuda ise susan kişidir.”’
…………………………………………………………………….. Dr..İrfan YILMAZ
***
”’ Ve eminim ki bir insanin gercek boyutu VICDANIDIR,onu da Tek bir YARADAN bilir! ”’
……………………………………………………………………. Zafer Mutlu
***
”’ Hic kimse yalniz basina bir güzel degildir ”’
……………………………………………………………………. Yakup İCİK
***
”’ İnsan en yüce varlık görevini yaparsa,İnsan en cüce varlık doğruluktan saparsa. ”’
……………………………………………………………………. Nazım İNCE
***
”’ Sevda yüreklerde,ask baktigin gözdedir ”’
…………………………………………………………… Yavuz Bayram Caliskan
***
”’ Oku, okut; yaşa yaşat, ilm eyle,cehaletin belin büker öğrenmek. ”’
……………………………………………………………………. Hasan KARAHISAR

”’ İnciten sözleri, hemen dilinle sil,Ağlattığın gözleri mendilinle sil. ”’
……………………………………………………………………. Ekrem ŞAMA
***
”’ Mutluluğu bilmeyenler,Mutlu sanarlar kendilerini.Oysa mutluluk gizlidir,Bir fakirin duasında ”’
……………………………………………………………………. İbrahim Safer ALPTEKIN
***
”’ Gecmişi düşünürken,icinde yaşadıgımız zamanı unutuyoruz.Yaşamadıgımız an/larımız gecmis oluveriyor ”’
………………………………………………………………….. Cemcemi Cem

”’ İnsanlarda gördüğüm günbe gün değişikliği,hiç bir mahlukatta görmedim ”’
……………………………………………………………………. Ahmet Süreyya DURNA
***
”’ Deli gibi sevenler,acilarla arkadastir ””
……………………………………………………………………. Safure KALAFAT

”’ Sevgi dağdaki zirvedir.”’
……………………………………………………………………. Dr.İbrahim Necati Günay
***
”’ Insanlar sıkıldıklarinda mutsuz olduklarini düsünürler,oysa mutluluk hic uzaklasmamistir yanlarindan.”’
……………………………………………………………….. Yahya DAYI
***
”’ Sevgi İçin Vakit Mekan Aranmaz ”’
……………………………………………………………… Ümüt Güngör
***
”’ Her adamin anasini bir kadin ağlatir ”’
……………………………………………………………… Nevzat Hacibektaşoğlu
***
”’ Allah’a ham sevgiyle amelle bağlanmak.Kokusu da yolu da ruhu da sünnettir!
…………………………………………………………….. Safet Kuramaz
***
”’ Her şey bir deneyimdir.Kendine inan,Kendine güven,Gerisi,Bir ilüzyon zaten
………………………………………………………………. Özlem Süyev Zat
***
”’ Aşk göz göze bakmak değil,aynı yere bakmaktır ”’
………………………………………………………………. Recep Erdoğan

”’ Ben’liğin tımarı,su damlasından yumuşaktır.”’
……………………………………………………………… Sevinç Kavuk
***
”’ Tozlu bir kitabin satir arasinda sakli kalmis bir yaraya dokunabilmektir bir insani anlamak.”’
………………………………………………………………. Melih Coskun
***
”’ ‘Kir izleri yüzlerde ise,yağmur taneleri ve göz yaşı temizler.yüreklerdeki kirin temizleyicisi sevgidir.’
…………………………………………………………… Tarık Sasaoğlu
***
”’ Başkasını kendine tercihe çalışınız, kendin yaşamakla başlar alçalışınız.”’
………………………………………………………… Ö.E.Micingirt
***
”’ Arayıs daima yalnızlıklara gebedir ”’
…………………………………………………….. Nurten Aktaş
***
”’ Şeref; kaybedilemeyecek kadar değerlidir.Kaybetmemek üzere vaat edilen sözler, tutulmayı bekler.”’
……………………………………………….. Kamil Çağlar

”” Saat,e bakarak ders,takvim,e bakarak ömür gecmez ”’
………………………………………………. Ahmet Zekai Yıldız
***
”’ Sabun hangi renk olursa olsun köpüğü hep aynı dır ”’
…………………………………………….. Nurcan Uğurlu
***
”’ Öz,değişmez….kabuk tutar..mevsimi gelince istemsiz ortaya çıkar.”’
……………………………………………. S.Zafer Mutlu
***
”’ Sevgi dağıtmaktan çekinmeyin.Sevgiler,dağıtmakla bitmez.Azalmaz da.”’
………………………………………….. Kadir Tozlu
***
”’ Doğrunun tek ve değişmez olduğuna inananlar insanın tekamülünü yok sayanlardır ”’
……………………………………………. Ayfer Artuç
***
”’ Duygulu insan duyarlı olur,Duygusuz insansa sadece duyar olur.”’
……………………………………………. Yücel Terkanlioglu
***
”’Herkes yaşam felsefesini yaşarken adam gibi sorgulayıp irdelemelidir ki yaşadığı hayatın gerçekten yaşanmaya değer olup olmadığının ayırdısına varabilsin”’
……………………………………… Ali Taşkıran
***
”’ Kendime hakim olabilseydim kalemimi kırardım.”’
………………………………………… Muhammed Mehmet GÜL
***
”’ Sevgi emekle büyür, aşk ise baş tacıdır! ”’
………………………………………………. Kenan Mim Eryiğit
***
”’ İnsanlar Para gibidir. Bıraktığında kaybedersin ”’
……………………………………………………… Ender Pehlivan
***
”’ Kalem ne tuhaf bir şahittir,her yazıp yırttığını bilir; aklını oyanttığın anlarda.”’
…………………………………………………………….. Mustafa Akif Ekşi
***
”’ Heyecanınız yoksa,siz de yoksunuz! ”’
……………………………………………………… Naci Elmalı
***
”’ Karanliklar,da yasayanlar,gündüzün isiklarini göremezler ”’
…………………………………………………………… Murat Alp Tenay
***
”’ Sevdaların da cesetleri olur ve o cesetler sevenlerin yüreklerinde gömülüdür ”’
………………………………………………………….. Hatice Müge Fındık
***
”’ Adressiz kalınca su bile üşür.”’
……………………………………………………… İbrahim EROĞLU
***
”’ Siir dogurgandir veciz yaraticidir.
…………………………………………………………. Mehmet icik
***
”’ Dostça sevgiyle gülümsediğinde_düşmanca bakışı eritecektir ”’
………………………………………………………… Ünal Kar
***
”’ Cehalet ariften sır olur kaçar ”’
……………………………………………………….. Halil Çimen
***
”’ Sevda Direnirken Şiir Çiçek Açar. ”’
……………………………………………………….. Nazlıhan Hasköylü
***
”’ Her aşık biraz delidir.Her deli biraz aşık degildir. ”’
……………………………………………………… Asık Borani Halil Cimen
***
”’ Fikirden uzak kalp ziyandadır.”’
…………………………………………………….. Abdullah Yaşar Erdoğan
***
”’ Sevgiden yoksun yürekler,sararan yaprak gibidir.”’
……………………………………………………… Osman Öcal
***
”’ Ümit ettiklerimizi bulmak için ekmeyi bilmeli insan ümitleri. ”’
……………………………………………………….. züleyha özbay bilgiç
***
”’ Sanmaki bedendir toprağa gömülen Her terk edilişte bir ruh göçer dünyadan ”’
…………………………………………………………. Osman Karaduman
***
”’ Aşk; demirci gibi döver adamı.İşler de kılıç gibi eder kelimeleri.”’
…………………………………………………………….. Mehmet Türkmen

”’ Yolunda malınla canınla,olamadan dava olamaz. ”’
…………………………………………………………….. Ekrem Şama
***
”’ insanlar bilgilerle beyinlerini sarz ettikce, ruh alemi ona iyi hayat gösterir. ”’
…………………………………………………………… Yakup Icik
***
”’ Insanin güzeli degil,insanligi sevilir ”’
……………………………………………………………. Ezgican

”’ HER YAPRAK AĞACIN CİNSİNİ ŞİİRLER DE ŞAİRİN KİMLİĞİNİ VERİR ”’
………………………………………………………. E.Mustafa Kaya
***
”’ Suskular; yaşama dair atılacak adımların ilk durağı ile son durağı arasındaki anlam çizgisidir. ”’
…………………………………………………………… Mehtap Altan
***
”’ Kolay bulunmaz içden ağlayan,gönülden gönüle el kol bağlayan. ”’
……………………………………………………………. Yaşar Türkmen
***
”’ Aşka ait bütün sözler peçelidir.”’
……………………………………………………………. Mehmet Türkmen
***
”’ Aşk; gece ve düşlerin en sıcak buluşmasıdır bazen.”’
………………………………………………………….. İbrahim Eroğlu
***
”’ Bir insanin kendine yaptigi kötülügü,bir baskasi yapamaz.”’
…………………………………………………………… Havva Atabas
***
”’ Sevgi mührü vuruluca kalbe,derin hülyalara dalmaktır sevmek ”’
…………………………………………………………….. İbrahim Yılmaz
***
”’ Ayrıntılar bazen sığınaklarımızın kocaman kapılarıdır.’
……………………………………………………………… Mehtap Altan
***
”’ Kim,ki bilmiyor ise degerini Vatanin; Hayir gelmez nesline yaban eli tutanin.”’
……………………………………………………………….. Osman Öcal
***
”’ Dünya ancak iyilere geniştir ”’
………………………………………………….. Anonim (Nuray Ülker siir sayfasindan alinti)
***
”’ ‘ Sevgi; Sevenin gözlerinde umut,sevilenin gözlerinde gururdur ”’
……………………………………………………………… Jerfi Germa
***
”’ En makbul bilgi,bilmediğini,bilmektir.En faydalı bilgi de haddini bilmektir! ”’
……………………………………………………………… Hüseyin Celep
***
”’ Karşılıksız(gerçek) sevenler, her zaman sevilmeme riskiyle birlikte hüznü ve acıyı da sevmiş olurlar.”’
……………………………………………………………. Bilal Esen
***
”’ İnsanın dünyası düşünebildiği kadardır.
…………………………………………………………. Erol ERDOĞAN
***
”’ Her hata,bir doğruyu öğretir. Her doğru da başarıyı söyletir. ”’
………………………………………………………. Zahide Handan (Erengil)

”’Sonradan pişman olacağın şey, ya baştan yapma ya da yapmamaya çalış.”’
………………………………………………………… Burhanettin Akdağ
***
”’ Sevgi bir gül ağacına benzer.çiçek açıncaya kadar bekleyip dermeni bekler.Buda genelde ömürün süresi kadardır.”’
………………………………………………………………… Mehmet Göden
***
”’ Hiç bir söz yoktur ki, bir er tarafından söylenmemiş olsun.Hiç bir su yoktur ki, bir eşeğin böbreğinden geçmemiş olsun! ”’
……………………………………………………………… İhsan Ertem
***
”’ Saygının olmadığı yerde sevgi yeşermez.”’
………………………………………………………….. Zeynep Şekerci
***
”’ Elişmeyin dostlarım elişmeyin siz bana, yalansız bir dünya kurdum ben kendi içimde. Yalan dolan istemez ölür,ölür oda benimle.”’
……………………………………………………………. Münevver Şenol
***
”’ Hayat bazen güzeldir. ”’
………………………………………………………………. Mehmet Akif Gülhan
***
”’ Süphe,içten içe kemiren bir kurt gibidir.Kendisi semirirken inancı zayıflatır.”’
………………………………………………………………… Salim Kanat

”’ Sevişmek bir aşkın kutsanmasıdır.”’
…………………………………………………………………. Metin Yaltı
***
”’Acilari gözyaslari ile ödüllendirmek ve ruhumuzu soldurmak yerine,gülücüklerle cezalandirmak ve ruhumuzu acmak en iyisi.”’
……………………………………………………………….. Sennur CETIN
***
”’ Mutluluk en adil paylaşımdır.”’
………………………………………………………………. Yıldırım UZUN
***
”’ UMUDU OLMAYAN KİŞİ YA DELİDİR YA ÖLÜ.
………………………………………………………… Sevilay ŞAHBAZ
***
”’ Siir kelimelerle duyguların dansıdır.”’
……………………………………………………….. Sevil Nizamoğulları
***
”’ İyiliği şiar edinen kişinin hasılat elde edememe gibi bir sorunu yoktur.”’
………………………………………………………… İlkay Coşkun
***
”’ El, ayak kirlenirse yıkanır, temizlenir,Beyin zehirlenirse, yıkandıkça kirlenir.”’
……………………………………………………………. Nazim Ince
***
”’ SEVGİ EMANETTİR, HER YÜREK TAŞIYAMAZ.”’
…………………………………………………………… Erdal TOYGUN
***
”’ Cennetle avutma gafil kendini,yaratılmış yaratandan güzel olurmu.”’
………………………………………………………….. Dogan Dogan
***
”’ Bilgi: bir an için kendi bildiklerini unut,başkası bildiklerini anlatırken.”’
…………………………………………………………… Arap kurt
***
”’ HER ÖLÜM HAYATI ANLAMAKTIR BİRAZ.”’
……………………………………………………….. Güzin Eye Dündar
***
”’ Önemsediği Kadar, Önemlidir İnsan.”’
………………………………………………………… Abdurrahman Gülec(süperçavuş)
***
”’
Sevgi Başımızın tacı,Aşk gönlümüzün ilacıdır.”’
………………………………………………………….. Kemal Tekir
***
”’ Bademsem,ancak şiirin çekirdeğini yazan şair olursun.
Cevizsen kendine yumuşak bir sevgili ara.
Sert kabuk ile içi balansa otursun.
Çekirdiği acı kaysı isen meyva kal dostum.”’
……………………………………………………….. Nadir Sayin
***
”’ Ask,iki cesur cicegin koskoca cöl yanginlarina,minicik bedenleri ile kafa tutmasidir.”’
………………………………………………………… Mehtap Altan
***
”’ ‘Deli,akıllı,aptal,çirkin güzel yaşamalı ama, herkesin kendine göre bir hayatı olmalı.”’
………………………………………………………… Dilek HOKKAÖMEROĞLU
***
”’ Bir masada dört yanlış adam oturuyorsa, kalktıkları zaman masanın üstünde dört yanlış kalır.
Eğer bir masada dört doğru adam oturuyorsa kalktıkları zaman masanın üstünde bir tek doğru kalır.”’
…………………………………………………………… Cevat Çeştepe
***
”’ Tutsaklığa imza atmaktansa, kelebek ömrü yeter bana. ”’
………………………………………………………….. Murat Aydın Doma

”’ Hayat okuldur,Dersimiz imanlık ve ödevimizde samimiyet ve doğallıktır
…………………………………………………………… Fatih Güler
***
”’ Aşk gibi ölüm gibi..yaşama bağlanmaya çalışmak; sardığınız sonsuz ipin kopma ihtimalini göze almaktır.”’
……………………………………………………………. Papatya Mergüz

”’ İnat, başkalarının oyununu kendi kurallarıyla oynamaya israr ederek yanmaktır. ”’
…………………………………………………………….. Ayşenur Yazıcı
***
”’ Kamyonun egzozundan çıkan karbon monoksit gazı olmaktan daha çetrefillidir bazen yaşamı solumak. ”’
…………………………………………………………….. Mehmet Yeşilpınar
***
”’ Zamanı soğutmak uğruna tüm ölümler. ”’
……………………………………………………………… Erdal Toygun
***
”’ Dost gibi görünenler ısırganlar gibidir elini uzatmaya gelmez,gerçek dostlar ise akan nehirler gibidir elini tutarsan bırakamazsın. ”’
…………………………………………………………… Nevin Özveri
***
”’ Kimileri gerçekten görme engellidir. Kimileri baktığı halde görmez.”’
…………………………………………………………… Umut Gül
***
”’ Aydınlıkla kovulur, her hileli sinsi karanlık. ”’
…………………………………………………………… Ziya Öztürk

”’ İlahi, bilmə diyimiz yazılı ömürdə qanunsa hökmdür sevib-sevilmə k. ”’
………………………………………………………….. Şə bnə m Hə sə nə lizadə

”’ Dışı güzel, içi boş insanların şansa ihtiyaci vardır. Kendinden emin olan insanın, şansa ihtiyacı yoktur.”’
……………………………………………………. Sedat ERDOĞDU (Sarkı Sözü Yazarı)
***
”’ Her insan bir s e v g i l i d i r. ”’
………………………………………………….. Yakup icik
***
”’ Yenilgiler insani insan eden. ”’
…………………………………………………… Muzeyyen Baskir
***
”’ Susmak ölümü öldürmektir. ”’
…………………………………………………… Haymatlos Aram
***
”’ Vicdanim diyor ve Biliyorum ki; Özü sevgi dolu olanın,İhtiyacı yoktur,ikiyüzlülüğe(riyakarliga) . ”’
…………………………………………………. Fatma Güven
***
”’ Herkes evreninde gelincik tarlasi.’
………………………………………………………… Sinan Eldem
***
”’ Çabuk tüketilir çareler. Hükümler peşin gelirse.”’
………………………………………………………… Neşer Selman
***
”’ Dağlardan gece gündüz, dereler akar. Su diye gördüğümüz, yerlerin göz yaşıdır.’
……………………………………………………….. Mikdat Bal
***
”’ Dünyanın neresinde olursak olalım farklı dil, din, ırktaki kişilerin gönül kapısını açan anahtar; bir tebessüm, bir yudum sevgi, bir nefeslik tatlı söz. ”’
………………………………………………………. Abdullah Atay
***
”’ MEN BİR SİRREM, SİRRİ KENDİM AÇAMMIRAM. TALE MENİM TALEYİMDİR, BU TALEDEN KAÇAMMIRAM.”’
………………………………………………………… Xazanqul Huseynova
***
” Yarım kalmış acıklı öykülere kurban gitmeyecek kadardır aşk
………………………………………………………. (Faruk Civelek)”Her aşkın yüreğinde mezar taşı dikilidir…”
……………………………………………………… (Ayşe GÖZELEL)

”Sevgiler çeşit çeşit, hüner Allah’ı sevmek, Sevgi zaten kutsaldır, sevmemek de ne demek? ”
……………………………………………………….. Secaattin ARKLAN

”’ Tutmazsan çaresiz bir EL,çaresizliginde bulamazsın tutunacak bir EL ”’
……………………………………………………….. Zeynep Aydınlıoglu

”’ Zalimin zulmü payidar olmaz, hüsnü kabul olmayınca. Zulüm payidar olur gitmez, bizden yana şer olmayınca.”’
………………………………………………………… Mehmet Tamer Altıparmak

”’ Dost dedikten sonra zahmetten sayılmaz zor işler.”’
……………………………………………………….. Müjgan Akyüz

”’ Çirkin yarattı diye tanrıya kızacağına güzelleşmeye bak.”’
………………………………………………………… Kemal Yazan

Arsiv bilgi/Hazirlayan-Sunan: Yakup Icik

http://www.kuaza.com


NOT: Yukarida adi gecen degerli ‘veciz söz’ yazarlari sahsen ve virtuel olarak tanidigim (Sairlelere/Sairlere) Türk Edebiyatina böylesi degerli eserleri sunduklari icin TESEKKÜR ediyorum.  Ayrica gectigimiz aylar(2009) aramizdan ilelebet ayrilan Sevinc Kavuk hanimi dualarimla aniyorum…

(yakupicik-ALMANYA)

Kategoriler
Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Genel Konular Genel Müzik Konuları Güncel Haberler Günlük hayat Kişisel makaleler Makaleci.com Hakkinda Öğrenci Konuları Öğretmenlik üzerine Şair Sevgi ve Ask Dünyası şiir edebiyat Şiirler Toplumsal Konular Yazar

Vecizler

( yakup icik veciz(e)leri ) – Vecizler

Vecizler
Vecizler

(01) *** Her korkunun altinda ölüm yattigi gibi, herikisinin üstünde nese keyifle yatar…

(02) *** Siir ne kadar akici ve mükemmel yazilmissa,o siir,in mükemmelligi altinda mutlak cok acikli bir dram yatar…

(03) *** Yalan korkaklarin cesaretidir…

(04) *** Yararli insanlarin basarilmisliklari,toplumlarin cürümeyen sakizi olur agizlarda

(05) *** Umutsuz bakislarin düsüncelerinde tedirginlik olusur,tedirginlikten,de kendine güven kayibi,bu yüzden ihtimatsizlik bas gösterir ve süpheler seni yer bitirir…

(06) *** Bir bakima sair en güzel yalancidir…

(07) *** Tanimadigin birine,özelestiri yapmadan önce kendine saygi duyup duymadigini sorgulamalisin ki,hakli iken haksizliga düsmeyesin…

(08) *** Siir,de cirkinlik kavrami yok gibidir…

(09) *** Kadinlar,erkekler hakkinda zaman icinde hep ayni olumsuz yargiya varirlar, yalniz; erkekler ayni seyleri düsündükce…

(10) ***Intikam hissinin kirini ancak erdemlilik göstererek yok edebilirsin…

(11) *** Hic kimse yalniz basina bir güzel degildir…

(12) *** Kücük basari,basarilmislardan daha basarili olmaya meyillidir…

(13) *** Sair,toplumlarda fertlerin söylemek istedigi ama söyleyemedigini söyleyendir…

(14) *** Isini bilerek calisip yorulmak bedenine haz verir,aksini yapmak umulmadik acilar verir…

(15) *** Akilli olupta gülmeyi beceremeyenler mutlak ve acilen bir cocuk parkina gitmeli…

(16) *** Sairler,sair olmayan insanlarin hayatlarindaki olumsuzluklardan kaynaklanan yasama direncinin kirilmisliklarini siirlerle tedavi edendir…

(17) *** Fakir toplumlarda ASK aci verir,zengin toplumlarda ASK dayaniksizdir…

(18) *** Benim icimde iki sey yasar,hangisi ölürse kalan birsey,de ölür…

(19) *** Insan insan,in aklini okuyor,fekat; kim kimin aklini okuyor bilemez…

(20) *** Ne kadar batili olma duygusu icimizde yesersede,batiya gelen dogulu olarak,dogulu kalacagiz…(batililara göre)

(21) *** En cazibeli,en renkli,en güzel sözlerle süslenmis akli-selim insanlar dahi kendine müptela yapan koca bir masaldir demokrasi…

(22) *** Ben icimi-disimi gözyaslarimla yikadim…

(23) *** Bana bir gülücük verene,bütün nesemi veririm…

(24) *** Bir damla sevgi,bütün kötülükleri yok etmeye bedeldir…

(25) *** Cevrenize dagitacaginiz tebessümler aksamüstü gülücük olarak evinizde sizi bekliyor olacaktir…

(26) *** Maddi acligi telafi edebilirsin her zaman ama,manevi acligi asla…

(27) *** Dostluk icin ne varsa sizi üzen,onlarin hepsini bana gönderin,cünkü onlar bende iyilesiyor…

(28) *** Simdiye kadar yasiyor oldugunuz güzelliklerdi,güzelliginize sahip cikin ikinci bir güzelliginiz asla yok…

(29) *** Her insan kendi hayatindaki güzellikleri cevresinden ve karsindaki insanin hayatindan ögrenir…

(30) *** Merhaba ile elveda arasindadir bütün güzellikler…

(31) *** Sair; varilmaz(kesfedilmez)  sanilan en son uc noktadaki güzelliklerin basidir…

(32) *** Hic bir seysiz anlasabilecegin tek sey Ask,tir…

(33) *** Her insan bir s e v g i l i d i r…

(34)*** Ancak, geleneklerine bagli toplumlar kendilerine hayranlik uyandirabilir!…

(35)*** Hayat herseyi ögretir ama, asla unutmayi ögretmez….

(36)*** Güzel düsüncelerle insanlarin birbirlerine iyi davranmalari, toplumlarda hosgörü seviyesini artirir ve fertleri erdemli yollarda mutlu eder…

(37)*** Ruhlarin madde ile dolu oldugu bir alemde, insan onuru bir hictir…

(38)*** Dost; her insanin kendine verebilecegi yegane, kiymetler bicilmeyecek, doyumsuz en güzel bir hediyedir…

(39)*** Umut , hayatin sevinc dolu nakaratlaridir…

(40)*** yasam daima güzellikler sunar, bu güzellikler meziyetlere dönüsür lakin, menfaatler tüm güzellikleri yok eder…

(41)*** Cesaretin diger bir adi, ölümün elinden yasami almaktir…

(42)*** Ruhen karanliklarda yasayanlar gündüzleri isik göremezler…

(43)*** Her askin tezgahinda, sonunda cile dokunur…

(44)*** Bir insanin mutlulugunu ya da mutsuzlugunu icinde bulundugu ortamdaki gelismeler karekteriyle belirler…

(45)*** Herkes mutlulugun kapisindan girdigini, acilarinsa ciktigi kapisinda anlar…

(46)*** Vatanina ve Milletine hizmet etmis birinin, Vatanina ve Milletine ihanet etme hakki yoktur…

(47)*** Akil saplanti olursa yönetime yönelir. Yönetimlerde akil varligi ortadan kalkar. Aklin mantigi madde ile bütünlesir. Cezbolan ruh aklin yenik halinden madde ile sevisir bu sevisme rantir. Artik akil ve ruh cevresinde yogunlasan ve de yönetime talip olan akillarin vesilesi ile rantlarin üremesine destek vermeye meyillenmislerdir…

(1984-2009) Yakup Icik

http://schair.turkblog.com/public/user_data/user_photo/1/schair-b.jpg

Kategoriler
Eğitim - öğretim Güncel Haberler Günlük hayat iletişim Şair Söyleşiler - Röportajlar Toplumsal Konular Türkiye üzerine Yazar

Mahmut Kuru ile Selçuk Erat Söyleşisi

Sayın Mahmut Kuru’nun Selçuk Erat ile Yaptığı

26 Kasım 2009 Tarihli Kocaeli Öncü Gazetesi’nde Yayımlanan

Söyleşi Metni

***

Selçuk Erat kimdir? Kendinizi nasıl tanımlarsınız okurlarımız için?

Selçuk Erat, 1982 Şişli doğumlu. Kova burcu. Bekâr. Para kazandığı bir işi var. Bu arada burcunun bütün özelliklerini istisnasız taşır. Herkes gibidir. Sabah kalkar, alelacele hazırlanır, işe gider, akşam eve döndüğünde alelacele bir şeyler yer, bilgisayarının başına oturur, gecenin rüzgârı O’nu taşımaktan yorulduğu an, yatağına girer ve uyur. Zaman zaman dışarı çıkar, gezer, seyahat eder… Uzun yıllardır bu hep böyledir… Ben, kendime baktığımda başka bir şey göremiyorum, ya siz?

Selçuk ERAT
Selçuk ERAT

Şiir kitaplarınızdan söz edebilir miyiz? Yeni çalışmalarınız var mı?

Evet, yeni bir kitap hazırlığım var, ama bu kez şiir olmayacak. Roman mı, deneme mi, öykü mü yoksa çok farklı değişik bir tür mü olacak, bu bilgiyi henüz vermek istemiyorum.

Sizin de bildiğiniz gibi Sevgili Kuru, 2003’te kendi imkânlarımla bastırdığım “Yaş” adında bir kitabım var; ilk şiir kitabım. Bu kitap hakkında hiç konuşmak istemiyorum, çünkü tam bir facia idi! Sevgili Ata Türker’in ısrarı ve teşviki ile bastırmıştım. Bana çok güveniyordu Türker, o zamanki çaylaklığımla elbette ben de kendime güveniyordum. Fakat şimdi geriye baktığımda, zamansız ve gereksiz bir kitapmış diyebiliyorum sadece!

5 yıl aradan sonra, “Toz Yanığı” geldi, 2008’de. Ada Yayınları tarafından okura sunuldu. İçime sinen bir çalışma oldu. Keşke Toz Yanığı, resmi anlamda ilk kitabım olsaydı…

Şiirinizde İkinci Yeni şiirinin izleri yoğun olarak görülüyor, Toz Yanığı’ndaki şiirlerin çoğu bu tarza ait şiirler, kendinizi nereye ait görüyorsunuz?

Açıkçası ben bu konumlandırmadan pek hoşnut değilim. İkinci Yeni şiirlerini ve şairlerini, elbette yakından takip ediyorum ve bu alandaki ürünler, gerçekten başarılı. Fakat benim kendime has bir tarzım var, oturması için elimden gelen gayreti gösteriyorum. Kendi tarzımla anılmak isterim. Zira bu çok uzun zaman alacak ve emek harcanacak bir iş…

Ve Toz Yanığı’ndan sonra gördüğüm tepkiler hep bu yöndeydi, beni her zaman İkinci Yeni’ye yakın bir konuma oturttular veya öyle olmasını istediler (!). Eğer ölmeden evvel, geride bir Selçuk Erat tarzı, akımı, biçemi, ne derseniz deyin, bırakabilirsem mutlu ölmüş olacağım. Evet, kısacası hiçbir yere ait değilim, olmayı düşünmedim veya bir yere ait olmak adına edebi çalışmalarda bulunmadım.

Altay Öktem, sizin için “imgelerin peşine düşmüş bir şair” diyor? Sahi imgelerle aranız nasıl? Bu anlamda imgeleriniz genelde nelerin üzerinde yoğunlaşıyor?

Sevgili Altay Öktem üstadın bu takdiri, beni daima mutlu etti. İmgeyi seviyorum, doğru; ama hâlâ kendimi bu yönde yeterli bulmuyorum. İmge dediğimiz o okyanusa açılmak için iyi donanımlara sahip olmanız gerekli; küreğiniz, botunuz, geminiz, yelkeniniz, her neyse sağlam olmalı! Gelen tepkilerden ve eleştirilerden okyanusa açılmak üzere olduğumu görerek seviniyorum, ama henüz bunun zamanının gelmediğini belirtmem lâzım.

Ne üzerinde yoğunlaştığına gelince, burada sözü Sevgili İhsan Sönmez’e bırakmak istiyorum. Şöyle diyor kendisi:

Selçuk Erat; düşünsel, mitolojik, tarihsel, tanrısal ve toplumsal göstergelerle metinsel malzemeleri işleyerek yeniden güncel anlamlar veya öte anlamlandırmalar ürettirmeyi başarıyor. Bugünü değerlendirerek yarının düşünü kurma bilinci açıkken, aşk ve ölüm temaları, insana ve nesneye bakışta sık sık başvurulan öğeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Selçuk Erat şiirleriyle tinsel algımıza yardımcı olurken, sık sık insan yaşamına ve güncel gerçeğimize parmak basmaktadır. Göstergebilimsel ve yan metinsellik açısından okunması, göndermelere dikkat edilmesi gereken şiirlere imza atıyor.

Şiirlerde kadını sorguluyorum uzun zamandır, kadın hayatın neresinde durmalı sence, ya da soruyu ters çevirmeliyim belki de, kadın hayatın neresinde ki şiirin neresine yerleşmeli, kadını ve şiirindeki yerinden de söz eder misin bu arada?

Güzel bir sorgulamada bulunuyorsunuz Sevgili Kuru, ancak “kadın” öğesi, benim edebi ürünlerimde çok fazla kullanmadığım, ele alıp işlemediğim veya üzerinde düşünmediğim bir husus. Ancak “Anne” öğesini sık sık ele alırım çalışmalarımda.

Bütün kadınlar, “anne”dir. Hz. Peygamber, “Cennet, anaların ayakları altındadır” derken, kadını ve kadının önemini bakınız nasıl yüceltiyor. Aynı şekilde Büyük Önder Atatürk’ün kadınlara bakışı ve Türk Kadını’na sunduğu ayrıcalıkları da unutamayız, unutmamalıyız. Kısacası, yaşadığımız şu dünya, hep annelerin, kadınların sayesinde dönüyor. Kadınların her işte parmağı var! Kadınlar bu kadar önemli ve yüce varlıklarsa, şiire yapacakları veya yaptıkları katkılar ve bu anlamda elde edecekleri konum, aynı şekilde yüksek olmalı. Sanırım buradan kadının yaşamdaki ve şiirdeki yeri hakkında bir fikir sahibi olabiliriz?

Şimdi, “kadın” dediğiniz için, Engin Turgut ve “Bahar Hanım” adlı şiiri gelip, oturdu usuma. Aslında sürekli aklımın en tenha ve en güzel yerlerinde gezinen bu şiiri, radyo programlarımda sık sık okuyorum dinleyenlerime ve nedense bence “kadın” üzerine yazılmış ender şiirlerden biridir bu şiir.

Gebzeli şair olarak tanıdım seni, şimdi de uluslararası bir sivil toplum kuruluşunda görevlisin, ayrıca radyo programlarının sürdüğünü de biliyorum. Selçuk Erat kaç karpuzu koltuğuna sığdırmaya çalışıyor? Ya da şairlerin makûs talihi mi bu her yere dokunabilmek arzusu, çok mu hırslıdır şairler sence?

Öncelikle, Gebzeli olmadığım gerçeğinin altını kalın ve çift çizgiyle çizelim. 8 yılımın Gebze’de geçmiş olmasından son derece üzgünüm, rahatsızım. Yanlış anlamayın lütfen, dikkat ediniz Gebze Şehri’nden söz ediyorum, Gebzelilerden değil. Ancak şu da bir gerçektir ki, edebi anlamda en faal olduğum dönemler Gebze’de geçmiştir, keza bu da büyük bir talihsizlik!

Şairler hırslıdır, katılıyorum. Çünkü şairler, yaratıcı ve üretken insanlardır. Onların bu yetisi, şüphesiz birçok alanda başarılı olmalarının da anahtarıdır bence. Şiir dediğimiz sanat; müzikten resme, plâstik sanatlardan heykele, doğadan teknolojiye, edebiyatın diğer türlerinden sanatın bütün dallarına tiyatroya, sinemaya, hatta bilime kadar, yaşamın bütün alanına bulaşabilen, yansıyan, yaşayabilen bir sanat. Bu anlamda şairlerin, şiir dışında birçok sanat veya meslekle uğraşması şaşırtıcı olmamalıdır.

Benim para kazandığım bir işim var! Bunu ayrı bir kefeye koyalım bence. O kefede sadece bu olsun. Diğer kefeye gelince, orada da; şiir, edebiyat, sanat, tasarım, yayıncılık gibi çalışmalarım var. Hatta bu kefeye bir dönem ilgilendiğim ve sonraları edebiyat ağır bastığı için terk ettiğim resim, müzik ve mimari çalışmalarımı da ekleyebiliriz.

Son olarak şunu söyleyebilirim size: Kaç koltuğum varsa, o kadar da karpuzum olmasını isterim, çünkü benim için yaşamın anlamı budur…

Sevgili Selçuk Erat, Gebze’de şiiri ya da geniş anlamda sanatı ve kültürü sorgulasak seninle? Ne olacak bu Gebze’nin hali diye sorsam?

Gebze’de yaşayan insanlar için üzülüyorum! Gebze’de yaşamış olduğum için kendime de üzülüyorum! Gebze’de sayısız kültür – sanat ve şiir etkinliği yapmış biri olarak ifade etmeliyim ki, Gebze; kültür – sanata değer veren, kültür – sanatın hem şehir hem de sakinleri için önemine vâkıf, ileri görüşlü, aydın bir yöneticiye kavuşamadığı sürece ve Gebze Halkı bu yönde bir belediye başkanını kendilerine lider olarak seçemedikleri (!) müddetçe, Gebze’den sadece koca bir beton yığını ve köy olur. Köy diyerek, köylerimizi ve köylülerimizi küçümseme, dışlama anlamında değil, şehircilik anlamında söylüyorum.

Bir şehrin kalkınmasında veya gelişmişlik düzeyinin ölçülmesinde önce kültür – sanat faaliyetlerine bakılır ve ona göre bir değerlendirmede bulunulur. Eğer günlük nüfusu bir milyonu bulan bir şehirde, hâlâ sinema yoksa ve insanlar kültür – sanat faaliyetlerine katılım göstermiyorsa, burada ciddi bir sorun vardır ve bu iyi analiz edilmelidir, diye düşünüyorum.

Selçuk Erat, son olarak size bıraksam sözü ne dersiniz okurlara?

Her zaman “kimlikli” bir okurum olsun isterdim; bilgili, araştıran, sorgulayan, hevesli, yapıcı, doğruların peşinde, aydın, kültürlü… Hem radyo programlarımda, hem de edebi çalışmalarımda aldığım mesajlar, gösterilen tepkiler, bu arzumun giderek gerçekleştiğini işaret ediyor. Edebiyatla uğraşan bir bireyin en büyük tatmini, paradan ve maddi değerlerden çok önce, okuru ve okurunun ilgisi, taltifi, takdiridir. Okur, yazarına destek verdikçe, yazar da daha engin deryalara açılmak için yeni moral kapıları keşfedecektir. O nedenle okura son mesajım, sevdiği ve takip ettiği şairleri, yazarları ve sanatçıları desteklemeleri ve bu eylemlerine devam etmeleridir.

Bu sayede yapılan her “doğru” ve “güzel” işte okurun da payı olmuş olur. Çünkü edebiyatta ve sanatta, istisnalar hariç, genelde hep güzel ve doğru ürünler ortaya konur, konmalıdır diye düşünüyorum ve şu anda bu söyleşimizi okuyan herkese bu vesileyle selâmlarımızı iletmiş olalım.

Sevgili Selçuk Erat, bize vakit ayırdığın için çok teşekkür ederim.

Sevgili Mahmut Kuru, ilginiz için ben teşekkür ederim. Keyif aldım. Başta Size olmak üzere, bütün Kocaeli Öncü Gazetesi çalışanlarına başarılar ve kolaylıklar diliyorum.

Selçuk Erat

21 Kasım 2009, İstanbul

Kategoriler
Azerbaycan üzerine Biyografi Doğu Türkistan Eğitim - öğretim Gazeteci Geçmiş Tarih Genel Konular Kafkaslar Şair şiir edebiyat Şiirler Türkiye üzerine Yazar

Masal !

MASAL

Perdeler inince gece yarısı,
Yorgun bedenimde güzel ellerin
Bana bilmediğim bir beni söyler
Beni kelimeler yepyeni söyler:
Perdeler inince gece yarısı.

Rûhuma sesinin diri şarkısı
Ürperişler verir, sıcak ve serin…
Sevmiş yüreğime derdini söyler;
Bilir ki doyamam, kendini söyler:
Rûhuma sesinin diri şarkısı.

Dinlediğim engin su şırıltısı,
Doldurur ömrümü, rû’yâlı, derin…
Yaşayış denilen şi’rini söyler,
Dünyâmızdan öte bir yeri söyler,
Dinlediğim engin su şırıltısı.

Perdeler inince gece yarısı,
Benim için aydınlanır gözlerin.
Bin bahar içinden birini söyler,
Çayır, çimen gibi bir ninni söyler:
Perdeler inince gece yarısı…

A. YAĞMUR TUNALI

(Türk Edebiyatı; Şubat 1997)

Arvis-Sorumlu: Yakup Icik

Kategoriler
Anma Yazıları Biyografi Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Kişisel makaleler Milli Görüş Sevgi ve Ask Dünyası siyasetci Toplumsal Konular Türkiye üzerine Yazar

Atatürk’ün Gerçek soyağacı

Atatürk’ün soyağacı 85 yıl sonra yayımlandı

Soyağacı, başta Rıza Nur olmak üzere pek çok kişi tarafından Atatürk hakkında öne sürülen iddiaların niçin ciddiye alınmaması gerektiğini bir kez daha seriyor gözler önüne.

85 yıldır ortada görülmeyen ve Atatürk’ün akrabalarından Ahmet Esmen’in elinde bulunan bu soyağacı, NTVTarih tarafından yayımlandı.

Mustafa Kemal’in ailesi hakkında öteden beri, neredeyse tamamı dedikodu niteliğinde olan ve itibarını zedelemeyi amaçlayan söylentiler ortaya atılmıştır. Mustafa Kemal’in, 1924 yılında Bayındırlık Bakanı olan kuzeni Süleyman Sırrı Bey ile birlikte hazırladığı soyağacı, bütün bu iddialara cevap niteliği de taşıyor.

Türkiye‘de öteden beri Atatürk’le uğraşmanın en ucuz yollarından birisi, ailesi ile ilgili iddialar ortaya atmaktır. Bunlardan en ünlüsü ise Sağlık ve Eğitim Bakanlığı da yapan Dr. Rıza Nur tarafından ‘Hatıratım’da dile getirilmiştir. Cumhuriyet dönemi çalışan tarihçiler doğal olarak gülüp geçmişlerdir bu türden iddialara ama Atatürk’ü yıpratmayı yahut ismini zedelemeyi amaçlayanlar da bundan bir türlü vazgeçmemişlerdir.

İşte NTVTarih Dergisi’nin Kasım sayısında ilk kez yayımlanan Atatürk’ün soyağacı, bu türden iddialara da cevap niteliği taşıyor. Derya Tulga ile Ayşegül Parlayan’ın imzasını taşıyan haber, Atatürk’ün soyağacı konusunda yapılan çalışmaların genel bir özetini de veriyor. Ancak, asıl önemli olan, 85 yıl sonra ilk kez yayımlanan bu soyağacının doğrudan Mustafa Kemal tarafından hazırlanması. Dergide yer alan bilgilere göre, Mustafa Kemal, kendisi gibi Hacı Abdullah Ağa’nın torununun torunu olan ve Cumhuriyet’in ilk Bayındırlık Bakanlığı görevini yürüten Süleyman Sırrı Bey ile birlikte oturup soyağacını hazırlamaya başlıyor.

Dergiden takip ediyoruz: MUSTAFA KEMAL HAZIRLADI “Zübeyde Hanım dahil aile büyüklerinin peşpeşe hayata veda etmeleri, belki de bu kararın alınmasını etkilemiştir. Çalışmada diğer kağıtlara göre katlamaya biraz daha dayanıklı olan ve tuval olarak da kullanılan beyaz keten resim kağıdı seçilir. İş bittikten sonra Gazi, Süleyman Sırrı’ya kendisinden sonra bu şecereyi muhafaza etmesini tembihler. Fakat o sırada zor şartlarda çalışan Süleyman Sırrı Bey, 51 yaşında vefat eder. Böylece şecere, Süleyman Sırrı’nın ilk evliliğinden olan kızı Gülseren Hanım’la oğlu Fikri Ziya Aral’a miras kalır. Yeni kuşakların eski yazıdan anlamadıkları için şikâyet etmeleri üzerine Aral, 1987’de bunu Latin alfabesine çevirir, yeni kuşakları ekler ve kısa süre sonra vefat eder. Gülseren Hanım’a kalan aile emaneti 2009’da onun da vefatıyla tek çocuğu Ahmet Esmen’in eline geçer.”

SOYAĞACI AHMET ESMEN’DE

Peki ama bu kadar kıymetli bir belge, nasıl olmuş da bugüne kadar kütüphane raflarında kalmıştır? Ahmet Esmen şöyle diyor: “Durumu anlayabilecek yaşa geldiğimde annemle babam beni karşılarına alıp, ‘Tesadüfler bu kıymetli insanla aynı soydan gelmene sebep oldu. Senin bunda hiçbir marifetin yok. Ayrıca hepsinden önemlisi, akrabalığın verdiği bir mesuliyet var’ dediler.”

SOYAĞACI HANGİ YALANLARI ÇÜRÜTÜYOR

Dergideki yazıda, 85 yıl sonra ortaya çıkan soyağacının bugüne kadar ortalıkta dolaşan pek çok iddiayı çürüttüğü de belirtiliyor: “Pek çok yerde ortaya atılan Zübeyde Hanım’ın Hacı Sofiler’den olduğu iddiası bu şecereyle çürüyor. Çünkü bu aile Mustafa Kemal’in değil, şecerede görüldüğü gibi Hacı Sofilere gelin giden Gülsüm Molla yoluyla Süleyman Sırrı’nın sülalesi. Bazı kaynaklar, Zübeyde Hanım’ın babasının tam üç kere evlendiğini kaydetmesine rağmen şecerede bunu göremiyoruz. Israrla Atatürk’ün teyzesinin oğlu iddia edilen eski TKP liderlerinden Reşat Fuad Baraner de şecerede gözükmüyor, zaten şecereye göre Atatürk’ün teyzesi yok, iki dayısı var.”

Kaynak

Kategoriler
Gazeteci Günlük hayat Şair Şiirler Yazar

Zarafat (hekayə)

Ressim.net

    Bu oğlanın bir zarafatı vardı. Mühazirələrdə müəllimi dinləmək əvəzinə auditoriyalardakı qızları müşahidə edər, onları özünün möhtəşəm hesab etdiyi zarafat obyektinə çevirərdi. Qaraladığı qıza tənəffüsdə yaxınlaşıb, səsinə mistik bir ifadə verməyə çalışaraq: “Mən səni istəyirəm…” – deyər, mənalı nəzərlərini qıza tuşlayıb gözləyərdi. Pauza çox vacib idi. Bu mənayla dolu pauza məcbur edirdi ki, qız qızarsın, ürəyi guppultuyla döyünsün, ağlından nişan, toy, südəmər körpə mənzərəsi kosmik sürətlə keçsin… Duyğulanmış qız buludlara pərvazlanıb uçmaq istəyən an oğlan soyuqqanlıqla: “…qrupumuzdan qovum!” – deyə sözünü tamamlayar, çaşmış qızın üzünə hırıldayaraq, onun göz yaşlarından həzz alardı. Düşmənlərinin siyahısına bir ad da əlavə olunardı.  

     Artıq birinci-ikinci kursun bütün qızları oğlanın gic zarafatından xəbərdar idi. Qızlar onu düşmən elan etmiş, ona qarşı sələb yürüşünə başlamışdılar. İmtahanlarda oğlana mane olur, cib telefonundaki nömrələrin rəqəmlərini dəyişdirir, onun adından ən qəzəbli müəllimlərə mesajlar yazırdılar. Oğlan bu qızların arasında tora düşmüş timsah idi, qoz boyda göz yaşı töksəydi, heç kim acımayacaq, əksinə, “əcəb olur sənə!” deyəcəkdilər. İncidilmiş qızların intiqam dərəcəsi hamıya məlum…    

Zarafat etmək, qızların göz yaşlarını görmək həvəsi oğlanı hər gün qıcıqlandırırdı. Artıq yuxusa da pozulmuşdu. Əgər yaxın bir-iki gündə zarafat etməsəydi, deyəsən, ölərdi, bu qədər zarafat dəlisi idi o. Amma kursda zarafat ediləsi qız qalmamışdı. Yuxarı kurslara girişməyə isə özü risq etmirdi, çünki o biri kursların oğlanları qısqanccasına oğlanın hər hərəkətinə fikir verir, hər addımını izləyirdilər. Onlar üçün oğlanı şil-küt edib, dilini kökündən qoparmaq bir içim su kimi asandı.    

İçindəki acı qıcıqlanmadan dəli olmaq dərəcəsinə gəlmiş oğlan küçəyə çıxdı. Qonşunun 16 yaşlı abituriyent qızı hazırlıqdan qayıdırdı. Qız qalın şüşəli eynəyinin altından dalğın-dalğın oğlana baxdı, deyəsən, tanımadı, ya da beynindəki düsturlara o qədər aludə olmuşdu ki, heç kimə fikir vermirdi. Oğlan qızın dalınca baxıb tüpürdü: “Bu da özünü adam sayır… Nə döşü var, nə g…”.

Amma qız oğlanın ağlından çıxmırdı. Əsil zarafat ediləsi obyekt idi. Nə onu ağladardım… Onda bilər, salamsız mənim yanımdan keçmək nə deməkdir…     

O zarafat etmək üçün məqam axtarırdı, hər gün həyətə düşüb, qızı gözləyirdi. Bəzən qız gecikəndə, oğlan hirslənər, bu axmaq harda qaldı, fikirləşərdi, yoxsa hansısa bir oğlanla danışır? Qısqanclığa oxşar bir hiss onu boğardı. Yox əşşi, kimdi ona baxan… Meymunun biridi… Hələ eynəyi…    

Bir gün qız yenə də hazırlıqdan qayıdanda, oğlan qətiyyətlə onun yolunu kəsdi. Başını aşağı salıb gələn qız oğlanın çiyninə dirənəndə, gözlərini təəccüblə qaldırdı. Oğlan elə diqqətlə qıza baxırdı ki, sanki onun üzündən keçib küçənin o biri tərəfini görmək istəyir. Oğlanın elə indicə zarafatdan həzz alacağını duyan ağlı gülürdü, amma ruhu… ruhu qalın şüşələr altındakı gözlərdən çəkilə bilmirdi. Bu məsum gözlər oğlanı ovsunlamışdı. O, qeyri-ixtiyari pıçıldadı: “Mən səni istəyirəm… “ – və susdu. Pauza.    

Pauza. Qız sakit baxışlarla oğlana baxırdı. Gözləyirdi.    

Oğlan gördü ki, günəş şüaları altında qızın saçları  parlayır…

* * * 

www.ressim.nekuaza.com
Sevgili ( Sima Ennagi ) hanimefendiye bu güzel hikayesi icin cok tsk..ediyorum…(yakup icik/Almanya)

Kaynak: http://www.simacan.azeriblog.com/ :  Zarafat (hekayə)

Kategoriler
Biyografi Gazeteci Şair Yazar

Sabit İnce

1954 yılında Nevşehir ili Kozaklı ilçesi Gerce köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Kozaklı’da, liseyi Kayseri Ticaret Lisesinde okudu. 1976 yılında İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden mezun oldu. 

Özel sektörde çeşitli görevlerde, Toprak Reformu Kayseri Bölge Müdürlüğünde uzman, Toprak Mahsulleri Ofisi Kayseri Bölge Müdürlüğü ve Urfa Bölge Müdürlüğünde Uzman olarak çalıştı. 1999 yılında özel bir kuruluşun genel müdürlüğünden emekli oldu. Vizyon dış ticaret a.ş.nin kuruluşunda görev aldı ve genel müdürlüğünü yaptı. 

Bizim Anadolu, Tercüman, Hergün ve Türkiye Gazetelerinde yazar, muhabir, istihbarat şefi olarak çalıştı. Töre ve Devlet dergilerinde yazılar yazdı. Kayseri de yayınlanan "Kayseri Şairler antolojisi"ne ve Adana da yayınlanan "Ozanlar Güldeste Şairler" antolojisine katıldı. Kayseri de yayın yapan Erciyes, Elif, Başak televizyonlarında, mahalli radyolarda şiir ve edebiyatla ve "Bizim Aşıklarımız" adlı halk aşıkları ile ilgili programlar yaptı konuk olarak bu programlara katıldı. Kayseri de yayınlanan yeni Kayseri, kayseri olay, Kayseri Anadolu Haber, Star Haber, Kayseri Gündem ve Kayseri Hakimiyet Gazetesi İnce Zımbalar köşesinde yazı ve şiirleri yayınlanmaktadır. Gülpınar, Yesevi, Ozan, Bizim Kuşak, Kayseri Çağdaş, Sevgi Yolu, Ana, Erciyes, Çemen, Simav Anadolu, Yalaka gibi dergilerde şiirleri halen yayınlanmaktadır. 

Ve Aynı Rüzgarla Savrulduk adlı ortak şiir kitabından sonra Aşkın Ateşi adlı ikinci şiir kitabı temmuz 1996 da yayınlandı. Sırlı Söz adlı şiir Kitabı, Anadolu hececileri-1, Anadolu Hececileri-2, Anadolu Hececileri-3, Anadolu Hececileri-4, Anadolu Hececileri-5, Anasam 
Şiir Antolojisi-1 , Anasam Şiir Antolojisi-2 şiir kitaplarını 2000 – 2001 yıllarında yayınladı.

Şiir dalında ozan dergisinden mansiyon, Bizim Kuşak dergisinden mansiyon, makale dalında üçüncülük ödülleri aldı. Türk halk müziği ile amatör olarak ilgilenmekte, aşık türünde sözlerini yazıp bestelediği 40 dan fazla türküsü vardır. Halen genel Merkezi Kayseri de bulunan Anasam Anadolu İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri meslek birliğini kurdu ve genel başkanlığını ve Nevşehirliler Derneğinin başkanlığını yapmaktadır. TBMM de Fikir ve Sanat eserleri kanununda meclis alt komisyonunda ve devlet planlama Teşkilatınca hazırlanan 8. beş yıllık plan çerçevesinde Fikri ve Sınai Haklar özel ihtisas komisyonunda üye olarak görev yaptı, Anasam Bülteni adlı bir yayın organının sahipliğini yapmakta, Anasam Yayınları tarafından yayınlanan 45 kitabın editörlüğünü de yürütmektedir. Nurcan hanımla evli, Muhammed ve Çağrı adlı iki oğlu, Nazende isimli bir kız çocuk babasıdır.