Kategoriler
Aklımdan geçenler Şuan Düşündüklerim

Vatan Haini: Gül Taşlı Cenal

Aslında bu yazı ne anlamda niye yazılır bilmiyorum ama çok rahatsız olduğum için aktarmak istedim. Biz savaşlarda dahi yaralı askerlere bakan onlara zarar vermiyen, çanakkale savaşında savaşın durulmasından sonra inleyen askerin inlemesine dayanamayıp, herşeyi göze alarak yaralı askeri alıp karşıdaki düşman askere teslim eden bir ecdadın torunlarıyız. Biz karşımızdaki bizden olmaya bile bu kadar iyi niyet besleyen insanlarken nasıl bu hallere geldik? Kimler size bu gazı veriyo? ne yaptığınızın gerçek ama gerçekten farkındamısınız ?

Ülke dışında bütün etmenler ülke üzerine oynarken onlarla mı savaşıcaz içimizdeki VATAN HAİN’leri ilemi bilemeim.

2 gün önce bir video yayınlandı. Kendisini müftü karısı olarak adleden bir zavallı. Kendi yönünden olayları derleyip çok ama çok saçma yerlere çekmişti. Kocasının müftü olup kot giymek istedigini ama giyemedigini, gezi olaylarına destek verigini fakat baskıdan bişeyler diyemedigi gibi bir çok salakça şeyler.

Benim ilk lafım o kişiye karşı madem bu kadar müftülerin, imamların kot giymedigine inanıyorsun gider bakarsın benim şuanda tanıdığım 5 tane imam var normal şık denilecek şekilde giyiniyo bundan sorun ne giymese ne giyse ne en kimsin ki bu açıklamaları yapıcak kadar kendini ilimli örüyosun.

ikinci olarak olayların bu denli yavaşladıgı zamanlarda bu açıklamaları yaparak sen kaç kişiyi zan altında bırakıp ülkeyi daha kaosun içine soktugunun farkındamısın ?

Senin gibi ortalığı karışırıp bunlardan nem alıp bişeyleri bastıracagını zanneden insanlara sesleniyorum daha çok ama ok beklersiniz.

Yaptıgı sözde açıklamada ise : “Tepkimizi mizansen yoluyla ortaya koymak istedim, bir kurguydu. Fakat videoyu yayınlamak gibi bir niyetim yoktu. 10- 12 yaşlarındaki yeğenlerim tarafından çekilen video iradem dışında sosyal medyada yayınlandı. Zaten fark eder etmez videoyu sildik. Ancak geçen sürede kayıt dağılmış oldu”

Bu açıklama üstünede sana 1 sorum var. Biz 10 – 12 yaşındaki evlatların, kardeşlerin yanında argo, küfür etmeyi terbiyesizlik olarak alıyoruz. Sizin terbiyeniz belli.

Sözüm o bu ülkenin SAVCI’larına bu kadının yaptıgı ortalıgı galyana verme, ortalıgı karıştırma amacı TÜRKİYE CUMHURİYETİ Anayasasınca suç değil mi?

CHP’den yapılan açıklamaya görede : CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça da gelişmelerle ilgili olarak “Gül Taşlı Cenal eski ilçe başkanımızın eşi. Kendisin videosuyla ilgili olarak da mizansen bir çalışma. İlçe başkanlığı gereken adımları atacak” bilgisini verdi.

Son lafım ALLAH C.C. Sizin gibi ülkeyi karıştırma çabasında olanlardan bu ülkeyi korusun.

aşagıda olayın videosunu izleyebilirsiniz.

Kategoriler
Şuan Düşündüklerim

Claudia Roth Sen Kimsin?


Gezi olayları malüm dünya ve ülkemizde gündümin 1 numaralı maddesi yaklaşık 10 gündür. Fakat bu olaylar sırasında çok fazla buda ney, bunlara ne alaka, sen kimsin? diyebileceğimiz anlar oldu bunlardan biri de Claudia Roth.

Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth sen hangi dünya örgütüne üyesin, hangi amaçla olaylarda Türkiye’ye gelip gezi parkına girmeye çalışıp polisle tartışıyorsun?

Frankfurt occupy olaylarında neden kendi insanının yanında yer almadında bu olaylarda üklemize gelip bu olayları kışkırtmaya çalıştın. Hangi güçler sana ne vaat etti ? Ne verdi ? Ajanmısın ? Para mı ? Verdiklerinin 2 katını verelimde ülkeye bir daha asla giriş yapma.

Frankfurt occupy olaylarında bizim siyasetçilerimizden biri meydan lara gidip aynısını yapsa ne dicektin ? ne dicektiniz ?

Claudia Roth denilen maşanın ülke içindeki faliyetlerinin araştırılmasını buradan talep ediyorum.

Claudia Roth hakkında alman medyasıda aslında bizim bu düşüncelerimizden farkılı degil o yazılardan bir kaçı.

– Jenny Repanic: Alman politikacıların demokratik seçilmiş bir başbakana destek çıkması gerekirken Claudia Roth’un anarşistlerin tarafında saf tutması inanılır gibi değil, Almanya’yı rezil etti. Türk polisinin esasında tutuklaması gerekirdi. Roth dış güçlerin Türkiye’deki ispatı.

– Hartmut Kasper: Hangi politik zaruret olabilir ki Claudia Roth’un başkalarının içişlerine karışmasını meşrulaştıracak. Romantizme gerek yok. Erdoğan’ı halk seçti halk seçimle gerekirse indirir. Roth orada umarım protestoculara seçimde yanlışınızı düzeltin telkininde bulunuyordur.

– Gerd Stanhoener: Almanya’daki selde kum torbaları doldurmaktansa, o ülkeyi terk ediyor, bu onun Alman halkına tutumunu gösteriyor.

– Rudi Rentner: Erdoğan Frankfurt occupy’da yer alsa veya Abdullah Gül Stuttgart 21’de halkla birlikte boy gösterse, yer yerinden oynar.

– Christian Lange: Erdoğan’ın hep yabancı güçler Taksim’i tetikliyor demesi demek ki doğruymuş, Claudia Roth maalesef bunun ispatı.

– Florian Ledderbogge: Polisin müdahale edeceğini bilmesine rağmen orada durması bir hesap mı gözetti yoksa aptal mı sorusunu akla getirir.

– Udo Frohnapfel: Gezi’ye gerek yoktu. 01.06.2013’de Frankfurt Blockupy’da neredeydiniz. Polis orada da şiddet gösterdi. Neredeydiniz sayın Roth.

– Mia Mayer: Bizde mi demokrasi çalışıyor, Mollath ile emekliye sorun bakalım, onun da gözü tazyikli su ile çıkmadı mı?

– Franz Kassekert: Neden Roth Alman askerlerini Afganistan’a savaşa gönderiyor peki? Roth hep çelişkili konuşuyor.

– Mirco Cramer: Dua etsin ajan muamelesi görmedi.

– Sinan: Erdogan kesinlikle despot değil. Halk onun yaptığı işleri çok beğeniyor. Üç defa seçimlerden zaferle ayrıldı. Dengesizler her yerde olabilir. Almanya’da bir parkı iki hafta işgal altında tutsak herhalde ne olacağını biz Almanya’dakiler çok iyi biliyoruz.

– Volker Heinrichs: Roth bana da tek bunu cevapla. Seni kim görevlendirdi ve kimden para alıyorsun?

haberci kaynakları : sabah.com.tr

Kategoriler
Aklımdan geçenler Anketler Avrupa Birliği Az önce öğrendim Çevre Konuları Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Dünya ülkeleri Gazeteci Günlük hayat Hayat üzerine Şair siyasetci Şuan Düşündüklerim Türkiye üzerine Yazar

Durulmaya Ramak Varken

Kuzey İrlanda’da yapılacak G8 zirvesi öncesi kapitalizm karşıtı gruplara Gezi Parkı protestocuları madem dünyanın her bir köşesinden destek geldiğini söylüyorlar o zaman şiddetin tam ortasında kalan ve cehennem acısı çeken ingilizleri destekleyecekler mi acaba? Ya da dünyada olan çevreci olaylara ne kadar duyarlılar? Araştırmalara göre “Gezi Parkı”,nın çok önemli bir yer olmadığı söylenmekte. İstanbulda yaşayan eş-dost gözlemlerine göre gezi parkı bir fahişe yatağı, uyuşturucu satan-alan ayyaş ve serserilerin mekan tuttuğu yer olarak söyleniyor ki virtüel alemdeki bilgiler de bunu doğruluyor. Gezi Parkı,nda bulunan ağaçları koruma hevesi ile yola çıkanlar acaba geçmiş zamanda Koç Üniversitesi orman alana yapılmıştı ve üstelik binlerce ağaç katliamı yapıldı ve O zaman “Neredeydiniz?” diye sormak gerekmez mi? Gezi Parkı olaylarında olgu, gerçeklik ve algı birbiriyle çelişen bir durum izledi. Olaylarda bir polis öldü ve geride gözüyaşlı ailesi kaldı. Hatta bir vatandaşımızın da beyin ölümü haberini duydum bu iki elim olay “Gezi Parkı” kadar önemli değildir.
Bu arada İsrail gazetesi Yedioth Ahoronot’ta yayınlanan ve Türkiye uzmanı olarak bilinen Prof. Dror Ze’evi’nin imzasını taşıyan makalede, İstanbul’da yaşanan olaylardan sonra Türk siyasetinde hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağından söz edip sevinmekteler.  (ki kursaklarında koymasını bilir Türk Milleti)

Her zaman oldugu gibi masa başında haber yapmayı şerefli gazetecilik sayan hiçliğin boşluklarında yaşayan bir kısım alzheimer hastası medya uşağı gezi olaylarında sağduyulu olmamaya özen göstermiştir. Ama Batı basını demokrasi ve özgürlüklerin Türkiyede kısıtlı olduğunu iddia ederek ki (İngilteredeki G8 zirvesinde Türk Medya,sına canlı yayın yasağı getirildi) bu gezi olaylarını bir isyan olarak lanse etmiştir ve her zaman fırsatçılığını “Gezi Parkı Olayları”,nı görerek bize karşı kullanmaya çalışmışlardır üstelik, İngiltere hükümeti kendi polisinin sert müdahalesi olurken multi-riyakar ingiliz basını BBC ve Reuters başta olmak üzere suskun kalmakta.

Eylemciler arasında yapılan ankette ilginç sonuçlar elde edildi; Aileniz dışında dünyada en çok sevdiğiniz kişi kimdir?” sorusuna yüzde 54,8Atatürk, yüzde 9,0 Abdullah Öcalan yanıtını verdi. Gezi ‘Parkı olaylarının asıl sebebi nedir?’ sorusuna yüzde 58’i Tayyip Erdoğan yanıtını verdi. ‘Geçmişte kimlere oy verdiniz?’ sorusuna ise yüzde 74’ü CHP, yüzde 16’sı BDP, yüzde 2,1’i TKP, yüzde 2,1’i de İşçi Partisi olarak yanıtladı. demek ki bu işler başka işlermiş! yeşili korumak felan bir bahane olduğu aşikar. Sonuç; yıllar önce piyonlarla oynanmış ve bugün de farklı şekillerde oynanmaya çalışılan bir oyun sahnedeki.

Bendeniz yakup icik bu ülkeyi çok seviyorum, ülkem dünyadaki bir çok ülkeden iki adım ötede ekonomik olarak. Avrupa,nın hali içler acısı ekonomi açısından cendereler içinde kıvranmaktalar ve halkı mutlu değil. Şu an Turizm seköründe parmakla gösterilen ülkelerin başında geliyoruz ki bu bizim özellikle turizm çevrelerinin zihnini kurcalayan bir sorun olmaktan çıkmalı. Ülkemizde sanayi gibi bir çok sektörlerde trendler git-gide yükselmekte. Herkes bir defa değil, iki defa düşünmeli. Üstelik Milenyum çağı başlarında ideolojiler öldü.

Araştırma: Icik Yakup

Kategoriler
Aklımdan geçenler Şuan Düşündüklerim

Çapulculuk ve Türkiye Tarihi

Bu aralar en çok duyulan ve kullanılan kelimenin tarihinden biraz bahsetmek istedim sizlere. Çapulcular ve Türkiye’de kimler niye ne zaman çapulcu ilan edildi.

İlk kullanım olarak :

Mustafa Kemal Atatürk, “Bize 500 yıldır direnen bu çapulculara, Cumhuriyet rejimlinin ne olduğunu göstereceğiz”

Dersim olayları :

Eylül 1930 Mareşal Fevzi Çakmak, hazırladığı raporunda “Dersimli okşanmakla kazanılmaz. … Avuçlar dolusu çapulcu…”

Tan Gazetesi ‘Çapulcular mahkemede hesap veriyorlar’ 22 Haziran 1937

“6300 Kilometrelik murabbalık bir yurt parçası”, “çapulcular direniyor”, “kan içip insan eti yerler”.

‘Dersim halkını şeyhlerin, ağaların ve feodal çapulcuların zulmünden kurtulmaya çağırmıştır. ‘ Barbaros Baykara, Dersim 1937, s-147.

‘Hayatı başlı başına bir çapulculuk tarihi teşkil eden’ Abbasuşağı aşiretinin lideri Seyit Rıza adlı şerir (haydut)…” Ahmet Emin Yalman, Tan gazetesi

” Bu durum dolayısıyla önümüzdeki ilkbaharda gerek Tunceli içinde ve gerekse çevresindeki illerde sarkıntılık ve çapulculuk hareketlerinin artacağı ihtimali karşısında Tunceli içinde ve çevresinde kuvvetli bulunmak lazımdı.”
Genelkurmay raporu 1937

“Bu harekât onların iyiliği için, çapulculardan kurtulmaları için yapıldı” 1953 Genelkurmay.

Kürt Raporı :

“Bu köyler ve marabalar,Dersim çapulcu kollarının içeri yayılması için menzil ve yatak rolü yapmaktadırlar.” 1935 tarihli Kürt Raporu – İsmet Paşa

1960 darbesinde Adnan Menderes darbesinden sonra kullanılan kelimede buydu.

1980 darbesinde kenan evren paşa ortalığı temziledik ve çaputtan, çapulçudan diye konuşma yapıyor.

22 haz 1937

Anlatmak istediğim bu ülkede güç elinde olanın ortak kelimesidir Çapulcular.  1920 yıllardan bugüne kendini korumasının sebebi ise siyaset denilen kanatın hep tarih üstünden yürüyüp yapılanlar karşısında aynısını yapma isteğidir.

Kategoriler
Aklımdan geçenler Kişisel makaleler Öylesin Esti Şair Sevdiğim şeyler şiir edebiyat Şiirler Şuan Düşündüklerim

BİR ŞİİR ESTİ )

              Arka bahçeye atılmış, gün görmemiş güneş umudu hiç olmamış
hatta çoğu sala vakti yazılmış ne şiirler var; kimi dünyalık kimi ahiretlik, kimi çoşkulu ,kimi şiirin üstüne saatlerce düşersinizde o sizi istemez yazma beni der, kimi kan revan her okunuşta sızlatır.Hayalden öteye geçemeyenler,çalçene şiirler,anlık gelen his travmaları bazen ilhamla karışır ortaya bohem dedirtcek her şey çıkar, değerlimidir şiir? değerlidir şiir ; kimliğine bakılmaz, rengine, künyesine, yaşı yoktur, alan ölçüleri, yargılayamazsın bile bir şiiri, dokunduysa yüreğine kimsenin yapamadığı o vazifeyi yapmış seni orda kilitleyip bırakmıştır bir şiir; işin aslı okuyan yazanı anlamak için uğraşır ama bir aforizma alır başını gider….Müzik gibi, yorum ve yorumcuyla bütünleşmez, bir şiire beste yapıldıktan sonra o şiir imgesel niteliğini kavrama dönüştürmüştür.Oysa canım şiir sizi papatya fallarından bir matematiğe, ordan bir kuduse, ordan bir zindana, ordan birçayıra,göğün en tepesine her yere, her şekilde aynen bir astral seyahat şeklinde taşır. Sait Faik’ in “Hişt Hişt” öyküsünde ne kadar şiir varsa, yaşamın iç sesi de o kadar şiirdir.Dimağımı allak bullak eden,beni kuşatan, karmakarışık yapıp ruhumu celalleştiren sonra aniden dinginleştiren tek bir şiirin başı ve sonu arasında ki süreçtir bende şiir…. 
                      “Aşktan şiir yapmaktan çok şiirden aşkı yapmayı başarmalıdır şair” Abdülkadir Budak ‘ın sözlerine katılmamak mümkün mü? Her şey ısmarlama yapılabilir; resim, müzik, film v.s ya (şiir) bir karşılıkla ne kadar, kim yapar elbet yapılamaz ”hadi sana akrostiş yazıyım” ile şiir yazmanın arasında duygu gibi koca bir fark vardır.Can Bakkotar’ın dediği gibi ”Dili sözden ayırmak; aynaya düşen görüntüyü nesnesinden ayırmak olur”..

– ve 

                     Biri şiir yazar, biri o şiir üzerine kendini. der Behçet Necatigil
nede güzel der ve nede samimi şiirleri gibi.. )
svd

Kategoriler
Şuan Düşündüklerim

Konu Yardımı.

Arkadaşlar sizden yardım isteyeceğim.Hukuk fakültesinde 5 arkadaş gazete çıkarmayı düşünüyoruz.Makale ve deneme kısmını ben aldım.Fakat üniversite öğrencilerinin ilgisini çekecek bir konu bulamadım.Sonuçta ilk sayımız olacak ve ilgi çekmek zorunda…Bu yüzden konu açısından bana yardımcı olursanız sevinirim.

Kategoriler
Şuan Düşündüklerim Türkiye üzerine

Pkk ve son dönemdeki durumu!

Konuya fazla derinden değinmeyeceğim sadece kısa kısa düşüncelerimi ifade edip bırakacağım. Son dönemdeki türkiye cumhuriyetinin devlet nezlindeki pkk ile mücade stratejisinin değişmesi ile pkk’nun kurucularının muhattap alınmaya başlanması sonucunda gerçekleşen olaylar arasındaki ilişkiyede değineceğim.

Malumunuz son günlerde Fransa/Paris de öldürülen pkk’nın kurucularınında aralarında bulunduğu 3 kadını biliyorsunuzdur. Bir çok çevre konuya farklı yönlerden bakarak durumu Türkiye devletine yıkmaya çalışıyor yada propaganda yapılıyor denerek barış sürecini etkilemeye çalışıyorlar deniyor. Burda konuyu anlayabilmek için derinlere inmek gerektiğini düşünüyorum. bunun için aşağıdaki soruları öncelikle cevaplayalım.

pkk nedir? varlığının sebebi nedir?

Pkk bir dönem Türkiyede bazı kürt isyancıların T.C devletine karşı silahlı mücadele için oluşturulan, kanlı bir örgütdür. Varlığının sebebi ilk dönemler kürt halkının hakkını savunmak adı altında olsada günümüzde bu konu pkk nın en son yapacakları işler arasında.

pkk ile doğuda oluşan bir pazar bu pazarı yönetme çabası içerisinde olan daha güçlü örgütler bulunuyor. Pkk başlı başına bir yasadışı örgüt konumunda şuan. Her türlü kaçakçılık işinde adı gizliden geçiyor. Ancak asıl alanı uyuşturucu ticareti. Örgüt şuanda kürt sorununu ön plana çıkararak hem örgütü her daim besliyor, hemde varlığını sürdürerek dünya genelinde yasadışı işlerini gerçekleştiriyorlar. Pkk ya en büyük desteği ise avrupa ülkeleri veriyor. Bunların başında Fransa, belçika bulunuyor. Ancak Türkiye de gelişen yeni olaylar ve sorunun çözümene yaklaşılması bu ülkeleri ciddi oranda rahatsız etmiş, örgütün küçülmesi ile üzerlerindeki etkilerinin azalacığını düşünen arkada taraftaki güçlerin olayı lehine çevirmeye çalışmasını görüyoruz. Olayın görünen yüzüne aldanmayın, Avrupanın sıcak mesajları sizi kandırmasın, hoş bu mesejları verenlerın bu konuda bilgi sahibi olduklarınıda zannetmiyorum. Örgütün kontrolünü elinde tutmak isteyenlerin, örgütdeki bu küçülme ihtimalini ve sorunun ortadan kalkınca varolmayacağını düşündüklerinden olayı sabote etme çabalarındalar. Lafını geçiremediklerini, yada pkk sorununun çözümene katkıda bulunacak kişilerin infazı çoktan verildi bile. buna ilk olarak Fransa/Parisdeki 3 kadın pkk lının infazı ile şahit olduk. bunun örgüt içi bir infaz olduğunu anlıyoruz. Buda örgütün içinde pkk sorunun bitmesini istemeyenlerin çoğunlukta olduğunu gösterir. Lider konumundaki bu 3 kadının öldürülmesi ayrı olarak apo’yada bir göz dağı niteliğinde.

Amaç her ne olursa olsun pkk örgütünün varlığını sürdürmesi, şer odaklarının işine geleceğinden, Türkiyedeki kürt sorunu bitse bile bu örgütün varlığını sürdürmeye devam edeceğini gösteriyor. Buda yıllardır kürt sorunu altında Türkiye devletine yapılan baskının geçerliliğini yitirip farklı alanlara kayacağını anlatıyor ufaktan.

15 sene öncesine göre Doğudaki gelişmenin çok iyi olduğunu görebiliyoruz. Bilinçlenen bir kürt toplumu, cahiliyet dönemini yavaş yavaş arkada bırakmaya başlarken, konuşacak problem bile bulamazken türkiyenin ilerlemesini veya gelişmesini ne durdurabilir ki ?

pkk varlığını sürdürecekse bir hedefi olmalı hedefi olmayan bir güç de kontrolsüz şekilde olacağından zarar oranıda değişiklik gösterecektir. Kontrol edilemiyorsa bu kurucularına yada kurucu ülkelerinede büyük zarar vereceği anlamına geliyor.

Bu duruma göre kendi düşüncelerimi ifade etmek istiyorum. Pkk’nın bitmesi uzun vadede olanaksız. Siz bütün sebeplerini ortadan kaldırsanız da bu örgüt varlığını yasadışı olarak sürdürmeye devam edecektir. Bu örgüt misyonu dışına çıkmış ve kontrol edilemiyor. Belki silahlı kanadının varlığı eskisi kadar aktif olmayacaktır ancak örgütün kendi içerisinde fikir ayrılıkları yüzünden parçalanmasıda olası. Bu sorunun biraz küçülüp parçalanarak büyümesi ve tekrar üzerimize gelmesi demektir. Bunların öngürülüp önlemininde alınması yerine olacaktır.

 

Kategoriler
Kişisel makaleler Şuan Düşündüklerim

Gök ne gönderdi de Yer kabul etmedi!!!

Ben bir meleğin annesiyim. Hayatta hiçbir şey benim için zor değildir. Mutlaka bir çıkış yolu vardır ama, meleğimle hayatı paylaşırken içinden çıkamadığım, çözüm üretemediğim durumlar içinde kalıyorum.. Bana yakın insanlar tarafından çok zor ve dayanılmaz, hatta bazen “ben olsam dayanamazdım” derler. Tabii ki hayatta kolay birşey yok, yaptığınız ne ise onu sevmelisiniz. Sevgi olmadan hiçbir şey olmaz. Onu çok seviyorum. O benim meleğim, hayat kaynağım; artık et ve tırnak olduk, onsuz nefes alamam herhalde!! Tabiiki bazen de yoruldum bıktım diyorum sabır taşı çatladı artık dediğimde onun yüzüne bakıyorum, sıkı sıkı sarılıyorum her şeyi unutuyorum. Birinin sana muhtaç olması, sen olmadan hiç bir şey yapamaz olması çok acı. Ama ben elimden geleni yapıyorum ve onun hayatını kolaylaştırmaya çalısıyorum.

“Okula gidelim!! Doktora gidelim!!!” en belirgin sözlerimiz. Aslında çocukta haklı başka bir yere gitmiyoruz. Bunda benimde suçum var belki ama hiç bir yerde rahat edemiyoruz. Evimiz dünyamız bizim sığınağımız. Onun mekanı işte istediği gibi geziyor dağıtıyor. Problem yok!

Özel bir kız özel bir hayata sahibim. Kendimden önce o gelir. Hasta olmaya hakkım yok diye düşünüp kendime daha çok dikkat ediyorum. Ama zamanla hastalıklar çıkıyor. Böbreklerimden rahatsIz oldum. Nefrodik sendrom diye bir hastalık ve sonu diyaliz:(( Biyopsi olmam gerekti; ama o nerde duracak bensiz ne yapacak diye çok düşündüm. Babaannesi geldi sağolsun, ilgilendi Seda’yala. Ben hastaneye yattım. Biyopsi sonuçu iç kanama olabilir dediler ve evime gelemedim. Annemler de yattım ama aklım onda onsuz hayat çok boş. Hayatın tadı yok. Cidden çok özledim ve burnumda tüttü. Dört gün onsuzdum bana ceza gibi geldi. Tabii ki bunu etrafıma belli etmedim; ama içim içimi yedi. Ben onsuz bir hiç oldum.. Allahım bu nasıl bir aşk nasıl bir sevgi !!!

Her şeyimiz anlık malesef!! Hayatta bu değil mi? Dün mazi, gelecek hayal, şimdiki zaman yaşamdır. Günü gününe yaşamaya çalışıyoruz. Yarın ne olacak? Zaman ne getirecek kim bilir…
GÖK NE GÖNDERDİ Kİ YER KABUL ETMEDİ!!!!

Kategoriler
Eğitim - öğretim Şuan Düşündüklerim

Hukuk Dersleri

Hukuk dersleri ne kadar pratiğe uygun?

Hukuk dersi gören bir öğrenci olarak  bunun teorikten ileriye gidemediğini ve bunun yanında derslerde yapılan pratik olaylarının da fazla işe yaramadığını düşünüyorum.

Peki ya hukukçu makaleci arkadaşlarımdan duyacağım fikirler ne yönde ?

Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Şuan Düşündüklerim Türkiye üzerine

Sürgün

İdam cezası geri gelsin diyor sn başbakan. İdam cezası hakedenlere geri gelsin. Kendisine bir öenerim var konuyla ilgili; idam cezasını geri getirmeye yetmiyorsa kudreti ”sürgün”ü kullansın. Hakedenleri yurtdışı sürgüne göndersin, çünkü sürgün ; onurlu bir insanı dirhem dirhem eritebilecek, öldürebilecek kadar güçlü bir silahtır. Sürün hakedenleri, memleketinin kokusunu dahi duyamayacağı kadar uzağa hemde.. Çok düşüneni sürün mesela, ”çok” bileni, çok yazanı, çok konuşanı, en fazla da çok ve doğru konuşanı sürün.. Siz en iyisi şairi, ozanı, yazarı, gazeteciyi, bilim adamını, tiyatrocuyu, hukukçuyu yekten sürün de temizlensin ortalık. Bırakın onlar gelemesin toprağına, toprağına gelememek öldürür insanı. Linç edin,felç edin, recmedin, dövün, sövün, kovun.Bırakın onlar vatan hasretiyle her günü zindan, her günü tecritle gün gün ölsünler. Bırakın bir dönem çıkıp mertçe; ” Kürtçe şarkı yapacağım, Kürtçe klipte çekeceğim”dediği için buna layık gördüğümüz, teneke bağlayıp köyümüzden kovduğumuz Ahmet Kaya’lar, o dağ gibi adamlar vatan hasretiyle ölsünler.. O dönem o gereklidir çünkü, o kadar dürüstüzdür çünkü o dönem, o dönem anasına avradına ve hatta yedi ceddine nesline sövmemiz gerekiyordur, şimdi şarkılarını dizilerde filmlerde dahi kullanmamız.

 

Çünkü o dönem o vardı televizyonda, öyle düşünüp öyle tepki vermemiz linç etmemiz gerekiyordur  şimdi dizilerde duyduğumuz ezgileriyle kederlenmemiz, ” yazık oldu adama bee!!” diyebilmemiz.. Çünkü bu dönem bu vardır televizyonda , çünkü bu dönem onları kucaklamamız gerekiyordur, biraz günah çıkarmamız ve onları DA sevebilmemiz. Çünkü bu dönem başkaları ötekidir. Tüm olanlar vicdan azabı gibi yatar dururken kalbimizde biz bugünün hakedenlerine gelelim. Öyle düşünmeyen ve aklıselimliğini fütursuzca ilan eden ,densiz, çapsız, hadsiz, dinsiz imasızlara, uçötekilere.

 

İdam cezasını geri getirmye yetmiyorsa kudreti sürgüne göndersin hakedenleri. Mübadelesini yapsın; o dönem hakedenler sürgünden  dönsün toprağına çiftliklerinden, şimdi hakedenler gitsin sürgüne.. Biz sesimizi çıkarmayız nasılsa, en azından yarımız arkasındayız. Çıksın zapping hızına karşı duran kudretiyle televizyona ve anlatsın yeter ki o üstün hitap gücüyle gerekliliklerini, biz arkasındayız nasılsa, en azından yarımız..