Kategoriler
Aşk

EY AŞK..DOKSAN YAŞIMA GELSEM BİLE TERK ETME BENİ…

Sol parmağımdaki yüzük ve o tektaş nine olunca da olsun elimde….Hala el ele yürüyebilelim.Hatta parkın banklarında otururken pamuk şeker al bana…Dişlerim dökülsede yerim pamuk şekeri…Bastonlarımıza kazıyalım isimlerimizi..Saçlarımı sen tara.Aynı parfümü kullan o zamanda, mis gibi çekeyim içime…Ellerim titrese bile hiç aksatmayalım saat üçte içtiğimiz Türk kahvesini…Pazara da beraber gidelim mesela…Sen sür pazar arabamızı…Gözlerim pek iyi görmese de asla çift ütü yapmam gömleğine korkma…Bazen hafızam gidip gelse de asla unutmam ‘Doğum gününü ve evlilik yıldönümümüzü’….Dantelli gelinliğimi bir bakarsın torunumuza giydiririz belli mi olur?

Hatırlıyor musun damatlık papyonunu bizim oğlan kendi düğününde taktığında nasılda sevinçten ağlamıştık…Yine mutluluktan ağlarız belki…

Gençliğimizdeki gibi aynı renk penyeler giyelim hep…Yaşımızı sorduklarında ben yirmi iki diyeyim, sen yirmi üç de…Balkonumuzdaki masanın üzerinde dursun hep kırmızı renk sardunyamız….Arada gülümsediğimde yanağımdan makas al gençliğimizdeki gibi…Sende güldüğünde gamzelerini göreyim her daim…

‘Şu bacak ağrılarım…’ diye başlayınca konuya ‘Gençken de bu böyleydi’ diye şaka ile kapat konuyu…Kulaklarım iyi işitmediğinden bağırarak söyle SENİ ÇOK SEVİYORUM HANIIIM lafını…

İlk pastanede taktığımız yüzüğü sakladığım yeri unuttum.Ama muhakkak güvenli bir yere saklamışımdır korkma.Ansızın çıkar karşımıza.Ah bu unutkanlıklarım….

Biliyor musun saçların dökülse de sen her yaşta ayrı bir yakışıklısın..

Geçenlerde bizim fotoğrafımızı gazetede görmüş Uğur Bey.Vapurla karşıya geçerken hep simit atıyoruz ya martılara…Sen bana bakarken, ben de dişsiz halimle gülümserken el eleymişiz.Bastonlarımızı da asmışız sandalyenin kenarına…Benim diğer elimdeki simitte gözüküyormuş ufaktan…Gazetede yarım asırlık aşk yazmışlar bu fotoğraf için.Ne yarım asırı yahu yetmiş yıllık bitmek bilmeyen bir aşk hikayesi bizimkisi…

Aman kimse duymasın seni hala KÜÇÜK FAREM diye sevdiğimi…Vallahi çok gülerler bize..Hele küçük torunun dilinden hiç kurtulamayız.

Geçen Bir Nisan’da yaptığım şaka güzeldi ama kabul et.Tansiyon ilacını boşaltıp kutunun içine ‘SENİN İLACIN BENİM’ yazmıştım.Ne çok gülmüştük değil mi? Eskisi gibi güzel süprizler yapamıyorum sana.Kızmıyorsun değil mi bana?

Büyük oğlanın doğduğu gün diktiğimiz şu meşe ağacına bak…Yıllar ne çabuk geçmiş değil mi bey? Şimdi gölgesinde torunlarımız düğün planları kuruyor..Ne mutlu bize…

Sahi en son hastalandığımda , beni kucaklayıp nasılda o meşe ağacına kurduğun hamağa yatırmıştın…Taze sıkılmış portakal suyunun tadı hala damağımda..

İnsan yedisinde neyse yetmişindede odur derler.Gerçekten doğruymuş.Ben doksan, sen doksan bir yaşına geldin ‘Hala hangimiz daha iyi ziraatçı ‘diye yarışıyoruz birbirimizle…

Sahi sana söylemedim ama o başına taktığın Ecevit Şapkası daha genç gösteriyor seni.Biliyoruum sen de en çok yakamdan hiç  çıkarmadığım Atatürk rozetini yakıştırıyorsun bana…

Sen bahçede gülleri budarken bende un kurabiyesi yapmıştım sana.(Eee bu yaşlarda en kolay yiyebileceğimiz yiyeceklerden biri bu.) Rukiye Hanım oğlunun düğün davetyesini getirmek için gelmişti.Senin o çok beğendiğin un kurabiyelerimden O’na da ikram etmiştim.Tarifini sordu.Lakin ben o anda hatırlayamadım.Tarif defterimi O’na vereceğim unutturma bey….

Bakkal Hasan Bey’in eşinin vefatının sekizinci yılıymış.Zaman ne çabuk geçiyor değil mi? Sen kaç kez ameliyat oldun, ya benim atlattığım badireler…

Elimi sıkıca tutunca nasıl huzur kaplıyor içimi bir bilsen…Sanki sana hergün tekrar tekrar aşık oluyormuşum gibi…Sanki beni ilk defa öpüyormuşsun gibi…Kalbim bir genç kız edasıyla atıyor..Beş yüz bin yıl yaşasamda doyamam sana be adamım!….

Kategoriler
Aklımdan geçenler Şuan Düşündüklerim

DARGIN

Daraldım.

Dargınım.

Kim olduğu önemli değil.

Halim hal değil.

Biliyorum.

Bir çok şeye,çok sebebim var.

Bile bile.

Aldandım.

Hemde çok.

Cümleleri kısaltmak mı ?

Bir işe yaramaz.

Her şey aynı.

Kırık dökük.

 

 

 

Kategoriler
Aklımdan geçenler Öylesin Esti

BİR İHTİMAL…

Bir yıldız kayar mı ki bu sessiz gecede.

Bu zifir karanlıkta,denizin hışırtısında.

Hırsız yıldızlar dan .

Bütün fikrimi,ruhumu , gecemi çalan

bin bir gece masallarından bir gece .

Yıldız kayar mı ki.

Kucağında bir bebek ,annesinin piş piş sesiyle dalmak üzere uykuya.

Belki bir bekleyeni var  düşlerinde.

Gecesi gündüzüne girmiş bir uğultu yükseliyor göğe.

Anne diyen bir çığlık dalga dalga yayılıyor semaya.

Kimi kimsesi olmayan bir ahu dolaşıyor sahillerde.

Bir yıldız da onlar için kayar mı bu gece.

Televizyon karşısın da uyuya kalmış bir dede.

Sicim gibi yağan yağmurda gezenti bir köpek.

Umudu yok belli bu avarenin,kir pas içinde.

Tek bir yıldız ,sadece bir yıldız

kayar mı bu gece.

Kayar mı ,kaymaz mı bilmiyorum.

Ben umuduma yelken açtım,bol yıldızlı bir gecede.

Belki kayası vardır da

Kyıverir senli benli kimsesizler için

 

 

 

Kategoriler
Aklımdan geçenler Öylesin Esti

MASAL

Masallarım bitti artık.

Ne anlatacak kimsem, ne de anlataım var.

İstanbul um,gözü yaşlı bebeğim.

Ellerim bomboş,soğuk ,tutanım yok.

Rengarenk yıldızlar dan geçtim bu gece.

Uykuya dalmak üzere olan gözlerim nemli.

İki büklüm bedenim ana kucağına hasret.

Büyük bir soykırım var içimde.

Ne balın tadı , ne şekerin,tadını unuttu dilim.

Çok eskilerden ,kocaman masallar dan çıkan bir gün.

Renkli geceler den renkli rüyalar diliyor bütün dileklerim.

Bu gece bütün dileklerim sana .

Sana dönüyor bütün dualarım.

Bir çınarın dibinde hatıram akıyor kağıtlara.

Ihlamur kokusu,pırıl pırıl rengarenk bir güneş.

En tatlı rüyalar dan olsa bu.

Hatıralarım sabah sehrin den döner ken ,kanatları var belli düşlerimin.

Yüzümdeki tebessümdür gecemin aydınlığına sebep.

İnci gibi düşlerim var benim.

Umuda yelken açmış gülüşlerim.

Delimiyim yoksa, ama gizlemesi çok zor.

Yetmedi belli bu cefa.

Şükürler den birini seçtim.

Yad edecek bir hatıra kayıplarda.

Kategoriler
Aklımdan geçenler

SAVAŞ TANRISI – Sarpland News

Yıllarca birilerini beslediler başka birine saldırsın diye, yıllarca birilerini desteklediler başka birilerini ezsin diye, yıllarca birilerini silahlandırdılar başka birilerini öldürsün diye…
Bin ladin CIA ajanı değil miydi, Rusya’ya karşı Afganistan’da kullanılan, sonra yapay düşman ilan edilen ve daha sonra sağa sola saldırmak için bahane yapılan aynı Bin Ladin değil miydi?.

Kategoriler
Faydalı Bilgiler

Lösemi – [Vikipedi]

Lösemi, kan hücrelerinin özellikle de akyuvarların normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türüdür.

Yüksek sayıdaki olgunlaşmamış ve malign hücrelerin normal ilik hücrelerinin yerini alması ile iliklerde hasar meydana gelir. Böylece kan pıhtılaşmasında rol oynayan plateletler ve savunmada rol oynayan lökositlerin sayısı azalmaya başlar. Bu da lösemi hastalarında zedelenmelerin ve kanamaların yoğun görülmesine, hastaların kolay enfeksiyon kapmasına neden olur. Savunma mekanizması zayıflar. İleri aşamalarda kırmızı kan hücresi eksikliği anemiye, nefes darlığına neden olabilir. Bunun dışında zayıflık ve yorgunluk, ateş, bazı nörolojik semptomlar, dişetlerinde şişkinlik ve kanamalar gibi belirtileri de vardır.

Lösemiler, vücuttaki kan üretim sistemini (lenfatik sistem ve kemik iliği) etkileyen kanserlerdir. Lösemiler akut veya kronik olarak (mikroskoptaki görünüşlerine göre alt gruplara ayrılırlar) ve tümörün yayılım ve gelişim özelliklerine göre sınıflandırılırlar. Genel olarak, akut lösemiler çocuklarda ortaya çıkarken, kronik lösemiler daha çok yetişkinlerde görülme eğilimindedirler.

Kan kanserinin hücre tipine göre (myeloit, lenfoit gibi) ve hastalığın süresine göre (müzmin ve had) çeşitleri vardır. Bazı tipler daha hızlı ve kötü bir gidiş gösterir. Çocukluk çağında lösemi tipleri diğer kanser tiplerine göre daha sık görülmektedir.

Kesin nedenleri bilinmemekle birlikte hem genetik hem de çevresel faktörlerin önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Somatik hücrelerdeki DNA’larda meydana gelen mutasyonlar onkogenlerin aktive olması ya da tümör baskılayıcı genlerin inaktive olmasına neden olur. Böylece hücre ölümünün ve bölünmesinin regülasyonu hasara uğrar. Bu hasara genetik sebeplerin dışında, petrokimyasalların, radyasyonun, kanserojen maddelerin ve bazı virüslerin (örn. HIV) neden olduğu düşünülmektedir.

Kategoriler
Aklımdan geçenler

Tarkan – Hop de

Tarkan’in yeni sarkisi ve videosu: Hop de

Videoyu izlemek icin baslik linkine yada asagidaki kaynak linkine tiklamaniz gerekli, siteye video seklinde eklemeye telif hakki sebebi ile izin verilmiyor :(

Kategoriler
Faydalı Bilgiler

Dünyamız ve bilmediğiniz gerçekler!

Dünyamız ile ilgili ilginç bilgilere yer verilen bir sayfaya denk geldim yine aylak aylak dolaşırken :) Paylaşayım istedim, malum böyle konuları ben çok severim, merak ederim. İllaki benim gibide düşünenler ve beğenenler çıkacaktır..

download-free-planet-wallpaper-download-169 (1)

DÜNYA HAKKINDA BİLİNMEYEN GERÇEKLER

-Dünya, bir bowling topundan bile daha pürüzsüzdür. Bowling topunun üzerindeki, hissedilemeyen pürüzlerin aksine, en yüksek dağ ile en derin okyanus bile Dünya yüzeyinin kalınlığının sadece 5.000′de 1′ini oluşturur.

-Her gün, uzayda yarattığımız uydu çöplüğünden ortalama olarak 1 parça Dünya’ya geri düşmektedir.

-Her gün uzaydan Dünya’ya 100 ton ağırlığında meteorit tozu

düşmektedir.

-Ozon deliği küçülmektedir. 2012 senesinde deliğin büyüklüğü, son 10 senedeki tüm değerlerden daha küçüktü.

-Eğer fabrikalara uygulanan CO2 salınımı ücretlendirmesi üzerinden hesap yapılacak olursa, atmosferin parasal değeri 4.300.000.000.000.000 Sterlin olacaktır. Atmosferdeki her metreküp başına 1.3 CO2 molekülü düşer.

-Dünya’da üretilen en pahalı yapı, yapımı için 150 milyar dolar harcanmış olan Uluslararası Uzay İstasyonu’dur.

-Dünya üzerinde keşfedilmiş en dayanıklı canlı olan Tardigrad, vakumlu uzay ortamında 10 gün hayatta kalabilmektedir.

-Çin’deki hava kirliliği uzaydan görülmektedir ancak Çin Seddi, uzaydan görülemez.

-Bir günde tam olarak 24 saat yoktur. Doğrusu, 23 saat 56 dakika 4 saniyedir.

-Günümüzde, an itibariyle Dünya etrafında 22.000 adet uydu dolanmaktadır. Bunların sadece %5′i çalışmaktadır, %8′inin yakıtı bitmiştir, %87′si ise bozuktur/çalışmamaktadır.

-Dünya’ya düşen en büyük meteor, krater oluşturmamıştır. Meteor, yapısı itibariyle köşeli ve kenarları düz olduğu için, muhtemelen bir taşın suda sekmesi gibi yüzeyde sekmiş ve durmuştur.

-Armstrong Limiti olarak bilinen yükseklik limiti yerden 19 kilometredir. Bu limitten sonra astronot kıyafeti giymek gerekmektedir. Eğer giyilmeyecek olursa, vücuttaki su, vücut sıcaklığında kaynamaya başlayacaktır.

-Dünya’daki suların %97′si tuzlu, %3′ü tatlı sudur.

-Antarktika’daki toplam buz miktarı, Atlas Okyanusu’ndaki su miktarına eşittir.

-Bir Litre okyanus suyu içerisinde, 1 gram altının 13 milyarda biri kadar altın elementi bulunur.

-Dünyaya her saniye 50 ila 100 şimşek düşer.

-Denizlerdeki atıkların %90′ı plastiklerdir.

-Okyanuslarda ortalama 1.000.000 adet tür yaşadığı düşünülmektedir. Üstelik tüm okyanus türlerinin sadece%33′ünün keşfedildiği düşünülmektedir.

-Dünya üzerindeki tüm volkanik aktivitelerin, %90′ı okyanus tabanlarında gerçekleşmektedir.

-Dünya’nın en derin noktası olan Mariana Çukuru, okyanus yüzeyinin yaklaşık 11 kilometre dibindedir.

-Dünya, Güneş Sistemi içerisinde levha tektoniğine sahip tek gezegendir. Ancak eğer levha hareketi olmasaydı, karbon tüketilip yenilenemezdi ve Dünya, tıpkı Venüs gibi aşırı ısınırdı.

-Nadir elementler olarak bilinen kimyasallar, sanıldığı kadar ‘nadir’ değildirler. Lutetyum elementi Dünya kabuğunda altından 200 kat daha fazla bulunur. Ki bu, nadir elementler arasında en seyrek bulunanıdır.

-Dünya’daki altının %99′u, çekirdeği içerisinde bulunur. Öyle ki, Dünya’nın çevresini 45 santimetre kalınlığında sarabilecek kadar altın vardır.

-Dünya’nın çekirdek kısmı 5500 santigrat derece sıcaklıktadır. Bu sıcaklık, Güneş’in yüzey sıcaklığına hemen hemen eşittir.

-Dünya’nın kalbi olarak sayabileceğimiz çekirdek, 2500 kilometre çapa sahip bir demir küredir. Akkor olacak düzeyde sıcak olmasına rağmen, çekirdek üzerindeki basınç o kadar fazladır ki, demir bu sıcaklıkta eriyemez.

-Dünya’nın en büyük kristalleri, 55 ton ağırlığındadır. Bu kristaller, Meksika’nın altındaki Naica gümüş madenlerinde yatmaktadır.

-Dünya üzerinde açılan en derin delik, Sakharin-1 kuyusudur ve 12.4 kilometre derinliğe inmiştir. Dünya’nın yüzeyinden merkezine olan uzaklık (yarıçapı) ise 6371 kilometredir.

-Dünya’nın en derin noktasında (karada) yaşayan bakteriler, yüzeyin 2.8 kilometre altında bulunmuştur. Bu bakteriler hayatta kalabilmek için uranyumdan yayılan radyoaktiviteyi kullanarak suyu kullanılabilir enerjiye dönüştürecek bir metot geliştirmiştir.

-Amazon Nehri’nin yaklaşık olarak tam altında, yer yüzeyinden 4 kilometre derinlikte, Rio Hamza Nehri adı verilen bir su akmaktadır. Bazı noktalarda 400 kilometre kadar genişliğe ulaşabilen bu nehir, toprağın içerisinde saatte sadece 1 milimetre akabilmektedir.

-Her yıl, Sahra Çölü’nden Amazon Ormanları’na 40 milyon ton ağırlığında, besince zengin kum taneleri uçmaktadır.

-Türkmenistan’da bulunan Cehennem Kapısı isimli çukur, yer altında sıkışmış gazın, düzgün bir krater içerisinde alev almasından ötürü, 40 yıldan uzun bir süredir, durmaksızın yanmaktadır.

-Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık, 1922 yılında Libya’nın El Azizia ilinde kaydedilen 57.8 santigrat derece sıcaklıktır.

-Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en soğuk gün, Antarktika’daki Vostok İstasyonu’nda kaydedilmiştir ve -89.2 santigrat derecedir.

-Dünya üzerindeki ilk canlılık örneklerine günümüzden 3.5 milyar yıl öncesine ait tabakalarda, Avusturalya’darastlanmaktadır. Bu o kadar uzun bir süredir ki, o dönemde atmosferde oksijen bile bulunmamaktadır.

-Dünya’nın en kurak bölgesi olarak bilinen Antarktika’nın Kuru Vadi bölgesine son 2.000.000 yıldır hiç yağış düşmemiştir.

-Bugüne kadar gezegenimizde 106.000.000.000 insan yaşamıştır. 2050 yılına ulaştığımızda Dünya’da 9.200.000.000 insan olacağı tahmin edilmektedir.

-Dünya’nın yaşı yaklaşık olarak 5 milyar yıl olarak hesaplanırken, Dünya’daki yaşam yalnız son 150 – 200 milyon yılda vardır. Yani ‘yaşam’, Dünya hayatının yalnız 5% – 10%’u kadardır.

-Dünya’nın en büyük çölü Sahara, 9 000 000 km2′siyle neredeyse ABD büyüklüğündedir.

-Güneş ışınları (ışık fotonu) Dünya’ya 8 dakika 3 saniye içinde ulaşmaktadır.

-Dünya’nın en büyük şelalesi, 979 metresiyle Venezuella’daki Angel Şelalesidir.

-Asya kıtası Dünya kuru alanının %30′unu kaplamaktadır ve Dünya nüfusunun 60%’ını barındırmaktadır.

-Dünyanın en geniş alana yayılmış kenti 25.427 km2 ile Avustralya’nın Mt.Isa Queensland kentidir.

-Dünyanın en çok ülke ile sınır komşusu olan ülke Çin’dir. Çimin komşu ülke sayısı ise 15 dir.

-Dünyanın en yüksek yerleşim birimi deniz seviyesinden 5.090 m. yukarıda olan Çin’in Webzhuan bölgesidir.

-Dünyada en çok can kaybına yol açan Cyclone adlı kasırga Bangladeş’te 1991 yılında gerçekleşmiştir ve 200.000 kişinin ölümüne neden olmuştur.

[*Kaynak]

Kategoriler
HTML uzerine Şuan Düşündüklerim

Site iceriginden gorselleri ayirmak! [Mantik ve oneri]

Bir site optimizasyonunda benim en cok zorlandigim gorsel bolumler olmustur. Bir sayfadaki en buyuk boyutlu dosyayi olusturabildikleri icin acilis ve gezinme hizini dogru orantili sekilde etkilemektedir. Bu kisma kadar bir problem belirledim kendime. Gorsel icerigi aslinda normal icerikten ayirmak gerektigini dusunmeye basladim.

Ornek olarak kucukte bir mantik atiyorum ortaya. Sayfadaki gorsel iceriklerin <head> taglari arasinda yer almasi ve sayfada gosterilecek bolume ID li bir HTML elementi ile haritalama yapmak. Sonrasinda da HTML bu ise uygun bir yol bulmazsa Jquery ile soz konusu ID’li alanlara meta bolumunde yer alan resimleri sayfa yuklendikten bellir bir saniye sonra yukletmek.

Neden ?

Oncelikle kullanicilarin sayfaya girdiklerindeki hiz inanilmaz artacaktir. Soyle ornek vermek gerekirse makaleci.com sitesinin ana sayfasindaki gorsellerin boyutu 3mb. (Ohaaa) Normal hizda bir interneti olan kullanicinin sayfayi acmasi en az 10 saniye. Normal bir dosya indirmekten farksiz, buna birde diger elemanlarin eklenmesi acilis hizini dogal olarak geciktirecek dahada yukari cikacaktir.

Kabaca bir hesapla sayfa boyu 500kb, gorsel dosyalarin boyunuda 3MB olarak ele alirsaniz burda agir ve sistemi olumsuz etkilen icerigi site acildiktan 1 saniye sonra yukletmek sizce daha mantikli olmazmiydi ?500kb verinin indirilmesi 1 saniye, 4MB verinin indirilmesi 8 saniye (kabaca).

Interneti guzellestirmek ve gelistirmek adina atilan adimlara daha cok yenilerinin eklenmesi gerekli. Ozellikle gunumuzde HTML5’in yavas yavas yayginlasmaya baslamasi buna guzel bir ornek. Ancak 12 saniyede acilan sitemi olur? Sizin siteniz googlede olsa dahi sitemize girenlerin internet hizina bagimliyiz bir nevi ve gelistirmemizi buna gore yapmamiz gerekir.

Verdigim ornege geri donmek istiyorum, meta bolumunde olmasi sart degil, sitenin en altinda da yer alabilir. Onemli olan gorsel icerigi css ve js de oldugu gibi ayri konumlandirmak.

Benim tavsiyem meta kisminda yer almasi. Hali hazirda og:image etiketi kullaniliyor. Bunun gibi gorselleri belli taglar arasinda listeletebiliriz. Bunlara ID parametresi belirterek icerik bolumunde gostermeyi kolaylastirabiliriz.

Meta Ornek:

<meta id="1" alt="" property="og:image" content="http://makaleci.com/resim_1.jpg" />
<meta id="2" alt="" property="og:image" content="http://makaleci.com/resim_2.jpg" />
<meta id="3" alt="" property="og:image" content="http://makaleci.com/resim_3.jpg" />
<meta id="4" alt="" property="og:image" content="http://makaleci.com/resim_4.jpg" />
<meta id="5" alt="" property="og:image" content="http://makaleci.com/resim_5.jpg" />

 Icerik kisminda da bu sekilde gosterilebilir:

<ORNEKTAG id="1" alt="">
<ORNEKTAG id="2" alt="">
<ORNEKTAG id="3" alt="">

Bu sekilde icerik site tamamen acildiktan sonra yukletilirse hiz acisindan harika bir gelistirme yasayabiliriz. Bunun uygulanamayacagi alanlarda olacaktir elbet, ornegin jquery yada javascript kodlamada. Ancak onemli olan sitemizdeki agir yukun hafifletilebilinecek kadarini halletmek. Saniyelerin bile onemi oldugunu dusunursek haksizda sayilmam.

Arama motorları ne yapacak?

Metadaki verileri okuyarak sayfadaki html İD yerleri için ındexleme yapabilirler. Sonucda oluşturulacak bir harita sistemi arama motorlarınca tanınır hale getirilebilir.

Yukardaki teorimi destekleyecek kodlar yazmaya calisiyorum. Suanda uzerinde calistigim cache mantigina dahil ederek ilerlemekteyim. Ne kadar basarili olurum bilemem ancak yarisin sonunda mutlu olmak her kod yazarinin oldugu kadar benimde hakkim olacaktir :)

Hayati kolaylastiracak buluslara hitaben, devami gelebilir yada gelmeyebilir. birazda ruh halimize bagli degil mi ? :/

 

Kategoriler
Aklımdan geçenler NBA üzerine

NBA Neden Dünyanın En İyi Organizasyonu

27 Haziran 2014 günü nba 2014 draftı gerçekleşti aslında bu spor u seven herkesin merakla beklediği an gerçekleşti.

Aslında draft için konuşulocak çok şey var 2003 yılından sonra yapılan en potansiyelli draft oldu nba i bir 10 sene dünya çapında yine izlenesi kılacak oyuncular draft edildi. Maksatım bu oyuncuları biraz olsun tanıtmak adına olucaktı fakat o gece bu olayların dışında çok farklı bir durum yaşandı.

Isaiah Austin nba organizasyonu tarafından draft edildi. Isaiah Austin ı takip etmeyen veya başından geçeni bilmeyen ne var bunda diyebilir. Isaiah Austin başarılı kolej ve üniversite hayatından sonra bu sene potansiyel yetenekler arasındaydı. Draft 2014 ilk 10 – 15 arası draft edilmesi kesin gözle bakılırken. Draft tan tam 2 gün önce doktorundan Marfan Sendromu teşhisi konuldu. Bu hastalık anormal bağ dokusu olarak açıklanıyor. Biraz araştırma şansım oldu bir nevi uzun eller, baş dönmeleri, bayılmalar, aniden iskelette ani değişimler olarak adlandırılıyor.

Tabiki başından beri nba için uğraşan bir genç draftın gerçekleşmesi için bekleyip o günden 2 gün önce bu haberi alınca ne duruma düşer siz düşünün.

Bu konularda avrupalı insanların duyarlılığına hastayım. NBA başkanı Adam Silver draft ortasında Nba organizasyonu olarak Isaiah Austin ı draft ettiklerini açıklayıp onu onurlandırdı. Ve Isaiah Austin sadece duymak istedigi aslında o platformda isminin seslendirilmesiydi. Bunuda çok iyi anlayabilen Silver bu işi çok güzel bir şekilde yaptı.

Güzel bir andı bu anı yaşamayanlara aktarmak istedim.