Kategoriler
Öylesin Esti

Kış anılarım.

Soğuk sisli bir yağmurlu gündü ve akşam olmak üzereydi yer yüzünde hafif bir karanlık henüz sokak lambaları yanmamıştı.

Kategoriler
Deneme Yazıları Şuan Düşündüklerim

SİZİN İÇİN BİR İLK

Merhabalar.

Saat 04:38 kendimi geceye ait hissettiğim dakikalardan birindeyim.Gece yaşayıp gündüz uyuyan tiplerden biriyim.En son ne zaman kitap okudum hatırlamıyorum.Hayallerim uğruna mental şeyleri yok saymaya gayret eden biriyim.Toplumsal tabuların yıkıldığı bi gezegen için savaş verecek kadar güçsüz’üm.Noktalama işaretleri vb şeylerden anlamam.Bence gayet soğutucu bir girişle kendimi anlatmış bulunmaktayım.Eğer bu yazıları herhangi birisi okursa (ki sanmıyorum) beraber karamsarlık adı altında bi hüzün serüveni yaşayabiliriz.

Kategoriler
Aklımdan geçenler Faydalı Bilgiler Şuan Düşündüklerim

Kısaca hayat

  • Bİr insan niye çalışır?
  • Para herşeyden önemlimi?
  • İnsanlar niye zengin olmak ister?

İlk soru bir insan çalışmak zorunda olduğu için yapmaz. Eğer işini seviyorsan bu ayrı bir konu ilk olarak en geriye gidelim çocukluk hatta bebeklik bir bebek çocukluk evresi de dahil tamı tamına 3800 adet bez giyer 1 tanesi 16 tl desek 60.800 TL yapar bu bebeğin arabasıydı odasıydı örümceği derken bu fiyat bir 140.000 TL civarı bir şey yapıyor. Tamamdır bebek büyüdü çocuk oldu oyuncak ister abur cubur ister .

Ve bunları alabilmek içinde bir işe ihtiyacımız var diyelim bu iş her ay kira yemek çocuk  gidecek yani bizim kendimize ayıracağımız minimum miktar para 20 ile 6 TL arasında.

Ben hep insanları karıncalara benzetirdim hele saat 6 daysa işe koşturan insanlar ekmek parası için bağıran simitçiler karınca gibi çalışıyor lafı çok uygun işçi sınıfı için bir işçi eğer terfi alamazsa asgari ücretle ve sigortalı çalışıyorsa çok zor yaşar.

  • Para her şeyden önemlimi?

Para bankadaki sayılardan öte bir şey değil demiyorum size çünkü öyle değil. Parayı Lidyalılar buldu takas yapılırken böyle bir icat tabi ki ihtiyaç gereği vardı. Para bulundu ve sonra insanlar değişime başladı olumsuz veya olumlu ticaret gelişti ve zamanımızda para değersizleşti yerde 5 kuruş bulmak normal hale geldi yani ihtiyaç dan fazla para işe yaramaz.

Para kumara yol açtı kumar insanı öldürdü yani para insanı öldürdü. Paylaşmak eğlenmek sosyalleşmek insani bir dürtü bu dürtüyü bazı insanlar kibirle zenginlikle elde etmeye çalışırki bu tuhaf aynı zamanda yapmacıkdır.

Yapmacık insanlar doğal olanlara göre daha çekici gelir artık toplumuza çünkü elektronik bir devirde yaşıyoruz misal bir diyalog örneği

&erkeği=Babam yazın arabanın anahtarını verdi bizim yazlığa gider eğleniriz

+kızı= & ay çok iyi ya gidelim o zaman bizim çocuklarada haber verelim

Misalen toplumda & erkeğine baba parası yiyen züppe çocuk diyebiliriz.

+kızı nada para nerde çoksa arkadaşlarıyla yemeği seven insan(çıkarcı) diyebiliriz

İnsan ilişkilerini bozmada bire birdir para aynı zamanda.

İnsanlar niye zengin olmak ister?

Bunun nedeni magazin,basın gibi şeylerin önde apaçık göze çarpmasıdır.

Zengin insanların parası mülkü arabası gibi şeyler bizim gibi orta düzey toplumları zengin olma hayalleri kurdurur ve bazı dizilerde fakir oğlan zengin kıza fakir kız zengin oğlana aşık olur bu düzen ve sistem her insana herşeyi güzel bir şekilde yaptırır

 

Kategoriler
Aşk Öylesin Esti

Aynı

Aynı kelimesinden ne anladınız ? günümüzdeki aşklar aynı desek…

Herkesin bildiği gibi yada herkesin söyledği gibi “günümüzdeki aşklar aynı  ” . Peki kaçımız neden aynı yada sonunun böyle olacağını biliyordum zaten yine AYNISI oldu diyoruz.Aslında çoğumuz gerçek aşkı arıyoruz ama bulamıyoruz bulan var mı var ( dediklerine göre).İnsanoğlu  aşka aç olarak yaratıldı diyemem çünkü büyüklerimizinde dediği gibi “önceden aşk mı vardı” cümlesi kesinlikle doğru .Aşk kelimesi yaklaşık olarak 100 yıl önce ortaya atılmış bir kelimedir ve insanlar gün geçtikçe bu kelimenn değerini arttırmaktadır .Her insan aşık olmak ister hatta bazılarımz ben aşk için yaratıldığını düşünür . Aslında hepimizin istediği şey AYNI . İstediğimiz şey; delicesine sevebileceğimiz ,çılgınlık yapabilceğimiz ,gerekire uğruna ölebileceğimiz biri namı diğer  diğer yarımızı bekliyoruz. Peki bizi bu kadar saplantılı yapan şey nedir ? yani aşık olcam diğer önüne gelen demiyelim de her hoşlandığı kişiyi aşık olablceğiniz insan potansiyeli gözüyle bakmamızın nedeni nedir? işte bunlar yüzünden her zaman ağızımızdan “bu da AYNIymış be ” kelimeleri çıkmıyor mu çıkıyor çıkmasınada bu kelimeler bizi bir depresyon haline yada insanlara olan güvenimizi azaltmıyormu … Asıl soru şu bizim için aynı olmayıp fark yaratacak kişiyi nasıl seçeriz ? yada öyle bir kişi varmı ilk önce bunu sorgulamalıyız …

Saygılarımla..

(SILA- Tam da Bugün)

Kategoriler
Aklımdan geçenler

SADECE BİR RENK Mİ ?

Kırmızı sadece bir renk olabilir mi ? Güllerdeki tebessüm , yeni bir yıldaki “hoşgeldin” , sevgilinin yanağının süsü , belkide romantik bir yemeğin öyküsü …
Sadece bir renk olsaydı eğer “seviyorum” diyemezdi adamlar o renkle , “gülemezdi” kadınlar o güllerle , belkide “ağlayamazdı” anneler bir ölüm perdesindeki lekeyle . Elbet de hikayelerle dolu ömürler var , var olacaklar . Bir bebek doğarken kanar ya içten , ağlar ya hani , damarında kırmızıyı hissetmiştir ya ruh üflendiği andan itibaren , işte o andır kırmızı . Ağlamakla başlayan o ömre imza atan renktir. Belkide sevdiğim adamın bana bir ömrü hediye edişidir. Belkide “annem” dir… Bir doğum günüdür . Belkide “bir ölüm günü”dür .Bence her şeydir . Ben sana nasıl anlatayım ki kırmızıyı , gözlerini aç dön arkana bak ve sonra de ki geçmişte bir şeyler var . Gözlerini kapat ve karanlığa bürünüp de ki gelecekte bir şeyler var . Ve sonra aynaya bakarak de ki ; ” her şeyde herkesde biraz KIRMIZI var ” . Mesela sık şöyle bileğini yeşili görme , de ki “Ruhumdaki tüm insanlar , beynimdeki tüm anlar ve hayalimdeki tüm rüya dolu anlar damarımdaki kırmızıya muhtaç .Bu muhtaçlığı hor görme , ezme kendini mesela gururlan hatta . Yaradan senin muhtaçlığını böylesine güzel bir renge ithaf etmiş , az bir onur mu ?
Bazı insanlar güzel doğar kötü ölür . Doğumumuz elimizde değildir ama ölümümüz elimizde olabilir . Yaşadığımız hayatlar her durumda beyaz ile veda etmemize mecburdur aslında ama hepimiz kırmızının imza attığı bir gömlekle ölmeyiz ya da kırmızının çizdiği bir bilekle. Bilemiyorum gülleri neden hep kırmızı alırlar ya da sarıya neden “ayrılık” derler .Her kırmızıyı neden dürüst sanırlar ve aynı görürler . Tek bir hakiki olanı vardır kırmızının o da senin damarlarında yolculuk edendir . O doğruysa sen “ayrılığın” sarısından , al “gül”ünü ne olur ki ? Şeffaf olsa kollarımız , alnımız, bacağımız korkardık dimi . Oysa ne büyük nimet olurdu . Bakardık ve derdik ki hepsi aynı renkte ama hepsi ayrı bir dünyada . “Kırmızı” öğretmendir işte . Der ki ben hepinize aynı şekilde konuşurum aynı yolu gösteririm aynı dünleri anlatırım ama siz asla aynı insanlar olmaya aday olamazsınız . Damarlarınız birer kırmızı ama sizler onun ne öğretmenliğinden ne de verdiği gururdan haberdarsınız . Gülleri aynı almayın mesela bir sabah kalkın en olmadık renkte ki gülü verin ve şöyle söyleyin ” İçimdeki kırmızı ile seviyorum seni güllerden kime ne ? “

Kategoriler
Şuan Düşündüklerim

ÜÇ NOKTA MESELESİ…

Noktalama işaretlerinin başıdır aslında nokta.Cümleleri bitir nokta.Peki üç noktanın kudretini hiç düşündünüz mü?

   Yanyana gelince üç nokta,boğazında düğümler yarım cümleyle okuyanı…Bitirmeye cesaret edemediğin her cümle mecburdur  üç noktaya…Bazen korku, bazen hüzün, bazen sevinçle doldurur üç nokta ile biten cümle …Tamamlanmamış her cümle mahkumdur üç noktaya…Zihnimizde nasıl da tamamlattırıyor cümleleri…Biraz da sen düşün der gibi bizlere…Okuyanı da meşgul eder üç nokta..Azıcıkta sen yor kafanı der…Hisset duyguyu diye zaman da tanır aslında bizlere..Asla susmak değildir amacı..

  Yada kaba sözcükleri yazmamak için kullanırız bu üç noktayı…Terbiyelidir de…Söyletmek istemez bize her aklımıza geleni…Efendidir…Perdeler bazı duyguları, bazı kelimeleri…Edep yahu edep der…

 Cevap vermek istemediğimizde hemen sığınırız üç noktaya…Kurtarıcımızdır aslında…

Düşünüyorumda ne kudretli bir işaretmişsin sen…

 

www.siscoom.com

Yazar: Kubra_59

Kategoriler
Aşk

Yürek Gürültüsünde Sağanak Duygular

    Aşk gül kokan caddeleri,  sevgilinin heybetli gülüşüyle harmanlayıp onun hayaliyle kendinden soyutlanmalıdır. Onu düşünmenin verdiği aynı zamanda ızdırap ve yine aynı zamanda mutlu olmaktır. Çiklet sevdalara bir keçi inadıyla efelenmektir. Güncel âşıkların, aşk sandıkları birbirini çürütme harekâtından sağ kurtulmaktır, aşk.

   Neden sevemiyoruz?

      Aşkı sadece nefsanî bir arzu, bir tema, karşımızdakini sadece fiziki bir güzellik ikonu olarak gördüğümüzdendir, bu ruh halimiz. Gerçek âşık, sevdiğinin ayağına batan dikeni, yüreğinde hissedendir. Gerçek aşığın umurunda olan tek şey maşukunun yüzündeki tebessüm, yüreğindeki huzurun yansımasını görmesidir. Gerektiğinde âşık, sevdiğinin yüzünü bir daha göremeyeceği ihtimalini kalbinin derinliklerine hapseder, sırf onun mutlu olması için kendi iç dünyasına çekilerek onu bırakır.

   Gönül sevdiğinin köşkünü yüreğinin şiltesine bina eder. Aşığın sevdiği aklına gelmez, çünkü aklını onun sevgisinde bırakmıştır. Aşk dünyevi olarak çıkar basamaklarını vardığı yerde ilahi aşka ulaşmıyorsa, o aşkla boyanıp arınmıyorsa kül olmuş kâğıt gibidir o kâğıda kalem mürekkebini işletemez.

Kategoriler
Aşk

Yürek Gürültüsünde Sağanak Duygular

Aşk gül kokan caddeleri,  sevgilinin heybetli gülüşüyle harmanlayıp onun hayaliyle kendinden soyutlanmalıdır. Onu düşünmenin verdiği aynı zamanda ızdırap ve yine aynı zamanda mutlu olmaktır. Çiklet sevdalara bir keçi inadıyla efelenmektir. Güncel âşıkların, aşk sandıkları birbirini çürütme harekâtından sağ kurtulmaktır, aşk.

Neden sevemiyoruz?

Aşkı sadece nefsanî bir arzu, bir tema, karşımızdakini sadece fiziki bir güzellik ikonu olarak gördüğümüzdendir, bu ruh halimiz. Gerçek âşık, sevdiğinin ayağına batan dikeni, yüreğinde hissedendir. Gerçek aşığın umurunda olan tek şey maşukunun yüzündeki tebessüm, yüreğindeki huzurun yansımasını görmesidir. Gerektiğinde âşık, sevdiğinin yüzünü bir daha göremeyeceği ihtimalini kalbinin derinliklerine hapseder, sırf onun mutlu olması için kendi iç dünyasına çekilerek onu bırakır.

Gönül sevdiğinin köşkünü yüreğinin şiltesine bina eder. Aşığın sevdiği aklına gelmez, çünkü aklını onun sevgisinde bırakmıştır. Aşk dünyevi olarak çıkar basamaklarını vardığı yerde ilahi aşka ulaşmıyorsa, o aşkla boyanıp arınmıyorsa kül olmuş kâğıt gibidir o kâğıda kalem mürekkebini işletemez.

 

Yazar :  blacklord

Kategoriler
Aşk

Aşk Tiyatrosu

Aşk tiyatrosuna adım attığımız andan itibaren, sahip olduğumuz ya da olmadığımız her nesnenin bir anlam değiştirdiği, bir elmayı ikiye bölüp yemenin tadını, mutluluğun anlamını anladığımız bu tablo da görülmektedir. Kuşların sergilediği ucuş kareografisine, denizlerin dalga yapısına, sağanak şeklin de yağan yağmur da beraber ıslanmak etkenine kadar fevkala de bir durum oluşturmaktadır. Yazar olarak keşke bu tiyatro da oyuncu olabilseydim düşüncemi de katmadan geçemeyeceğim. Dünya adlı mükemmel yapı da insanı adeta hayallere taşıyan bu değer faktörü yaşanılmadan bilinmemektedir. Ne kadar masal ve kitaplara konu olsa da o duyguyu yaşamak gerçekten hayatta var olmayı hissetmektir.

Kalp biyolojik olarak insan sistemine tek başına yeterli olablir fakat duygu sistemine kesinlikle yeterli değildir. Duygunun sağlam bir kariyer çizmesi ancak iki kalp ile görülmektedir. Kalplerin birbirine olan bağı ile de tek bir olguya düşmesi ve iki insan bir kalp olarak karşımıza çıkması bu tiyatro da yer almakla sabit bir etken durumu ortaya koymaktadır. Geçen vaktin derecesi işte o zaman üst seviyeye çıkmakta ve rolümüzü oynamak için dakika saymakta olduğumuzu görmemiz mevcuttur. Aynı zaman da yatarken başımızı koyduğumuz yastıkta düşüncelerimiz arasın da kendini göstermekte ve yarına mutlu bir şekil de uyanmamızı sağlamaktadır.

 

Yazar : By_Unique

Kategoriler
Az önce öğrendim

ACI BİBERDEN EL YANMA VAKASI

 Acı biber doğradınız ve elinizde eldiven yok…Aynı hataya bende düştüm.Yaklaşık üç kilogram kadar zehir gibi acı biberi kendi ellerimle doğradım.Eldivensiz…Doğrarken inanın hiçbir şey hissetmedim.

  Gayet güzel bir şekilde ellerimi yıkadım sabunla.Ancak ellerimdeki acı arttı .Aşağı yukarı salladım ellerimi.Olacak gibi değil.O acı elimdeki dokulara işlemiş olmalı.

  Ellerimi domates ile ovaladım.Ellerimi toprak ile yıkadım.Bulaşık sabunu ile yıkadım.Çamaşır deterjanı ile yıkadım.Çamaşır suyu ile yıkadım.(Sakın denemeyin acısını tahmin bile edemessiniz.) Limon ile ellerimi ovaladım.Ellerimi yoğurt dolu kaba batırdım.Avuçlarımı buz ile ovdum.Nemlendirici kremler sürdüm.

    En sonunda eczaneyi aradım.Bunun kremi yada ilacı olup olmadığını sordum.Eczacı gülerek’ malesef tıpta bir çözümü yok’ dedi.’Ancak el uyuşturucu losyon var ve buda kısa vadeli bir çözümdür ‘dedi.

 Şans eseri ellerimiz yüzüme ve gözlerime sürmemişim.O zaman durum daha da vahim olurdu tabii.

 Evde bebekler için pişik kremi buldum ve ellerime sürdüm.

  Yarım saat sonra elimdeki acı geçti .Ama buda bana çok büyük bir ders oldu.Asla eldivensiz acı biber doğramam.Oldu da aynı hatayı yaptım.Yukarıda sıraladığım tüm işlemleri tekrar uygularım..

 

Yazar:     kubra_59