Kategoriler
Deneme Yazıları İslam Dini

Kalkmak İçin Düşülen Yol

Ne çok yol var hayatımızda. Henüz bir tuz tanesi kadarken, uzun bir yol aşıp, “insan olmak” için annemizin en korunaklı yerine tutunuruz. Belli bir süre sonra da zorlu bir yolculuk ve dünya denilen mekâna gözlerimizi açarız.

Ardından farklı farklı yollar girer hayatımıza… Özlediklerimize götüren, onları bize getiren. Kimi uzun, kimi kısa, kimi daralan, kimi patika, kimi aşması zor sarp yokuşlarla dolu.

yeni.jpg

Ancak bir yol var ki, mutlaka onda yolcu olmalı. Arada yönümüzü şaşırabileceğimiz tali yolları da olsa, o dosdoğru bir yol. İnsanların rızasından sıyrılıp, yalnızca Allah’ın rızasını kazanmaya yönelten yol. İşte bu, Rabb’e hicret edilen, insanı O’na ulaştıracak olan yol…

Hicret, insanın yanlış davranışlarını, düşüncelerini, alışkanlıklarını, kısacası geçmişine dair her şeyini bırakarak yalnız Allah’a yönelmesi ve yalnız O’nun istediği gibi yaşaması. İnanan insan hicret ederek O’na gönülden teslim olur, en yakın dost O’nu bilir ve Rabb’inin himayesine sığınır.

Hicret kalben, ruhen bir kopuştur. Karanlıklardan aydınlığa çıkaran, kurtuluşa ulaştıran fiili duadır. Hayatı zorlaştıran gereksiz korkulardan, endişelerden, üzerimizdeki zincirlerden kurtuluştur. Bindiğimiz gemide, kendimize eziyet ederek sırtımızda taşıdığımız yükleri güverteye bırakmaktır. Sonlu olan ne varsa terk ederek, sonsuz olan Sevgiliye yol almaktır.

 

Ruhen ve kalben hicretin ardından bazen bedenen de yola çıkılır. Bu hicretle insan, her türlü riski ve zorluğu göze alarak kimi zaman evini, kimi zaman tüm kurulu düzenini, kimi zaman yakın çevresini ve hatta yaşadığı toplumu yalnızca Rabb’inin rızasını kazanmak amacıyla ardında bırakır.

Hepimiz, yaşamımızın bir döneminde benzer bir yolculuk yaşayabiliriz. Bu, bazen daha farklı şartlarda, daha farklı mekanlarda gerçekleşebilir.

Bu yolculukta “herkes ne der” mantığı yoktur. Endişeler yaşanıyorsa katıksız bir inançtan söz etmek zordur.

Bu yolculukla, nefsani ve dünyevi tüm bağlar kopar. Zahirde kayıp gibi görünse de, en büyük nimetlerin kapılarını açar. Katıksızca yöneldiği bu yol, insan için gerçek kurtuluşun yoludur.

Bu, güven ve teslimiyetin kanıtlandığı yoldur. Yaşam boyu uğraşıp-didinerek kurulan düzeni, sahip olunan her şeyi, yalnızca Rabb’e ulaşmak için bir anda bırakıp, kararlılıkla çıkılan hicret yoludur. O yol, kalkmak için düşülen yoldur.

“Canım bedenimde oldukça, Sen’den başkasına giden bir yola ayak basamam, buna imkân yok!” (Mevlana)

 

Fuat Türker

Kategoriler
Genel Konular Kişisel makaleler

YOL TIKANINCA

Çok şekerdi küçük kızı. 4 yaşında bir akıl küpü. Hayran bıraktırıyordu herkesi. Özellikle sosyal zekasına çok güveniyordu annesi. Sağlıklıydı; çok kollamamasına karşın pek hasta olmuyordu, birkaç öksürükle geçiyordu şükür. Kuvvetliydi çenesi, hazır cevaptı, sempatikti; hayatta hep sevilecekti yani. Akıllıydı; okulda sorun yaşamazdı. Çekingen değildi; iş hayatında kendini ezdirmezdi. Tüm hayatını kafasında belirlemişti annesi. Her şey iyi olacak. Mutlu olacak. Sorunların üstesinden gelebilecek kadar güçlü. Sorun yaşamayacak kadar sağlam. İyiydi yani..

Afalladı birden. Fena afalladı. Tesadüfi bir muayene ile çocuğun göz bozukluğunu öğrendi. İleri derecede bozukluk. Şaşırdı! Hiç beklemiyordu. Kim neyi bekliyordu ki.. Hayat beklentileri ne kadar karşılıyordu ki.. Kendini suçladı! Fark etmeliydi şimdiye kadar, daha önce rutin kontrollere götürmeliydi. Panikledi! Ne olacaktı şimdi. Sıcakta rahatsız olacak, okulda dalga geçecekler, yağmurda rahat yürüyemeyecekti. Eyvahlandı! Niye oldu ki şimdi bu durduk yere. Ailede yoktu benzer sorun. Of of of..

Düşündü kadın.. Çocuk kendi kendine yüzmeye başladığında çok sevinmişti. Çok..

Yine düşündü.. Doktordan çıktığında çok üzülmüştü.. Çok..

Sonra başka bir zamandı. Duraktaydı kadın. Bir su akıyordu önünde. Koca caddede. İncecik yol bulmuş kendine. Alakasız bir yerde, alakasız bir şekilde. Sahi kim karar vermişti alakasız olduğuna? Süzülüyor öylece hayatın içinde. Sakince. Dingince. Kendinden emin. Sahiplenmiş yolu. Birde aitlenmiş üstelik. Bir o kadar kolay vazgeçebilir. Umrunda olmadan. Güneş çıkar kurur kaybolurum diye korkmadan. Yağmur yağar karışırım çokluğa yokolurum demeden. Kesildi birden yol. Kapandı önü. Açtı gözlerini kadın. Ne olacaktı ki şimdi.. Su bir an durdu. Sadece bir an. Kaldı. Belli belirsiz. Döndü hemen yana. Dönmedi bile, yol çevirdi onu. Başka yol çıktı önüne. Paniksiz. Telaşsız. Olağan. Sıradan. Zaten illa başka da bir yol olduğunun inancıyla bilgisiyle. Geçti yola, devam etti. Nereye. Kendi yoluna işte..

Bu kadar yürekli dingin olmak, hayatın sürprizlerine hazır olmak, iyiye çok sevinmemek, kötüye çok üzülmemek.. Zor ama tamamen imkansız olmasa gerek. Bu yolda kaç basamak çıkılırsa o kadar huzur yakınlaşacaktır.. Tasavvufta da, sağlam psikolojide de bu böyle değil mi; hissesine düşene olgun bir kabulleniş göstermek.

Eski zamanda bir alim öğütlemiş: (duyunca hoşuna gitti kadının)

“İyiliğe ve kötülüğe çabuk sevinme ve üzülme, bu çocukların işidir.. Akıllı kişiler, olur olmaz şey için kendilerinden geçmezler ve değme yel ile deprenmezler..”

Ne bildik ki sabah gözümüzü puslu havaya açtıysak akşama kadar böyle gideceğini. Defalarca aksini yaşamadık mı. Güneşi unutup sise odaklanmak zorunda mıyız.. Niye bu kadar korkutuyor bilinmezlik, alışılmış dışılık?Ağzımız derken vardır bunda da bir hayır diye, yüreğimiz de diyebiliyor mu gerçekten..

Yolumuz tıkandığında paniklemek karışmak ne kadar olağan geliyorsa belki de o kadar yanlış. İlla bir yol var ama onu göremeyebiliyoruz. Şartlar değişince mahvolmak gerekmiyor.

Düşündü kadın yine:

Şerit değiştirince yol belki daha akıcıdır, manzara belki daha görülesidir…

Kategoriler
Bilimsel Makale Doğa ve Yaşam Genel Konular Günlük hayat Kadın konuları Kadın ve Sağlık Toplumsal Konular

Hamilelikte Ağız ve Diş Bakımı

Ağız ve diş sağlığının devamlı olabilmesini sağlamak için yaşam boyu etkili bir şekilde dişlerimize gerekli bakımı sunmamız gerekir. Ancak kadınlara özel olarak ağız diş bakımı , yaşamlarının belirli bölümünü alan bebek emzirme, hamilelik, mensturasyon ve menapoz , dönemlerinde ayrıcalık göstermektedir. Aslında hayatın her döneminde özel ilgi bekleyen ağız ve diş sağlığımız bu dönemde biraz daha fazla ilgiye ihtiyaç duyar çünkü bir bebek sahibi olunmuştur.

Herşeyden önce halk arasında bilinen bir yanlışı düzeltmek gerekir. Hamileyken bebeğin kalsiyum ihtiyacını annenin karşılayamaması sonucunda bir dişini kaybedecek olması doğru değildir. Bebeğinizin kalsiyuma ihtiyacı vardır evet ancak bu annenin dişlerinin çürümesine yol açıcak yada diş kaybına yol açacak bir durum değildir. En azından böyle bir durum kanıtlanmamıştır. Hamilelik döneminde kadın süt ve süt ürünleri alarak ve yeşil yapraklı sebzelerin tüketimini arttırarak bebeğin ve kendisinin kalsiyum ihtiyacını karşılar. Dişin kalsiyum ihtiyacı için çözülmesi gibi bir durum olamaz.

Kategoriler
Dünya ülkeleri Günlük hayat

Trafikte yayalara yol verme

Medeni ülkelerde yayaların ve yaşlı ve çocukların yola inmelerini kolaylaştırmak için, yol kotuna rahatça adım atılacak seviyelerde kaldırım bordür yükseklikleri ayarlanmaktadır.

Şüphesiz trafikte saygı kurallarının işlememesi, yollarda kavgalar, bağrışmalar ve kazalarla sonuçlanmaktadır.

Ne yazık ki, yayalarımız da birçok ihlaller yaptıkları gibi yollardaki haklarını da bilmemektedirler. İşte size çarpıcı bir yaya örneği:

Öncelikle kural şudur; Kontrolsüz yaya geçitlerinde ve sağa dönüşlerde, yaya her zaman geçiş önceliğine sahiptir.

Gelin görün ki; yayalar genellikle araç sürücülerine, ‘buyurun efendim, her yerde her zaman öncelik sizindir’ davranışını sergilemektedir. Buna alışmış sürücüler de yaya gördüklerinde, ‘yollar arabama aittir’ diyerek yayaları taciz etmektedirler. Yayaların da kırmızı yaya ışığında ve olur olmaz her yerden yolun bir tarafından diğer tarafına geçme ihlallerini yaptığını söylemek zorundayız.

Trafik psikologları…

1995’lı yıllarda Almanya’nın Hamburg, Berlin, Münih, Köln belediyelerine yaptığım ziyaretlerde, tüm belediye ve beldelerde trafik psikologları istihdam edildiğini müşahede ettim. Yollara dikilen laleler kadar bu işe de yatırım yapılmasını halkımız hak etmiyor mu?

Peki, ne yapmalı?

ABD ve Avrupa’da şehiriçi trafiği, yerel yönetimlerce kontrol edilmektedir. Yerel yönetimler, kanunla belirlenmiş ve nüfusa oranlanan sayılarda trafik mühendisi ve trafik psikologları istihdam etmektedirler.

Trafik ihlaliniz tespit edilmişse, trafik eğitim merkezlerine davet edilirsiniz.

Size trafik kuralları tüm gün uzmanlar nezdinde tekrar hatırlatılır. Psikologlar nezdinde, simülasyon testleriyle psikolojik tavırlarınız test edilir.

Sonuç olarak uygun davranış sergilemezseniz, ehliyetiniz geçersiz kalır ya da bir süre dondurulur. Bu uygulama türlerine geçmediğimiz taktirde, emin olun, hiçbir düzelme göremeyeceğiz.

Yukarda yazılanları kabul ediyorsak, önce kendimizden başlayarak kurallara azami uymalı ve uyarmalıyız.

Çünkü toplumların uygarlık düzeyinin en önemli göstergesi, insanların trafikte birbirlerine olan saygısıdır.