Kategoriler
Deneme Yazıları Öylesin Esti

Şairin Es Geçmesiyle

Yaşamın misafiri olduğumu anladığım zamanların birindeydi karşılaşmamız, o anlam veremediğimiz bakışmalarının tesiri altında saçmalarken ki halimi dün gibi hatırlıyorum. Sanki sesi kısılmış eski bir radyo gibi frekans sorunu yaşıyordum. Gelgitlerim bir hayli fazlaydı ki nerede olmam gerektiği hakkında hiçbir fikrim yoktu. İsmimin ilk üç harfini hatırlayan bir hafızayla karışık martılar uçuşuyordu etrafımda, oysa hiç deniz yoktu o anda. Biliyorum, bir başka âleme zorla götürülmüş gibi çırpınırken bu duyguda, düşüncelerimin hızlı boyut değiştirmeleri beni “sen” yapmaktaydılar. Hani hiç fena değildi tüm bunlar. Yani yine de bir insanı keşfetmek hala en büyük buluştur yeryüzünde.

Okuduğum şiirler geçiyor gözümün önünden, o yırtık kalbime dikiş işlemeyen cinsinden hemde. Şairler diyorum en çok ayrılık yaşamış insanlardır hayatta ki bazen ben bile şairlerin kahvesinde oturunca üzerime çöken hüzünden anlayabiliyorum kaybedişlerimi… Kocaman bir yitiksin bende, hani kime toslasam o eski halime dönemeyeceğimi iyi biliyorum. Üzülmüyorum aslında, olmam gereken yerleri anlaşılmaz bir sebepten dolayı es geçmelerimin gündoğumuna defalarca şahitliğim var ve üstelik batan her yanımda senin hayalinle el ele tutuşmalarımla ağlamalarımda.

Yanık bir orman gibi yeniden filizlenmeye bıraktım kendimi. Kül olmuş bir şey ne kadar dönerse aslına o kadarım işte, o kadar! İç çekişlerimin duyulmaz kıyımında sağır ederken isyanımı, karıncalara bırakıyorum gülüşlerimi. Gün olur devran döner elbet, ya da bir ihtimal yaşar gideriz, ölür unuturuz her şeyi… Duruşum gibi, kıpırdanışımda aynı yerde hala; dedim ya bir Araf benimkisi ne Cennetimdeyim bu aşkın ne de ıstırabında Cehennemin…

“hani çoğul halimiz vardı
Biz baharı severdik…
Tekil halimiz; sen kışı, ben yazı
Nedense kaderimize apansızın düştü sonbahar!”

Not: insan herkese her şeyini verebiliyor, bir tutam
yalnızlığından başka!


Emre Onbey (sizden biri/belki biraz sen..)

Kategoriler
Deneme Yazıları Kişisel makaleler

Yeni bir heyecan, yeni bir hareket

Yalnızlık oldukça karanlık bir kavramdır. Çünkü yalnızlık insanın onu nasıl yaşadığına bağlıdır.

Yalnızlık bazen huzurdur insan için, bazense hüzün. Bazen korkudur, korktuğudur, kaçtığıdır. Bazense insanın kendi kendini arayışıdır tüm hayatı boyunca.
Yalnızlık öğretir insana bilmediklerini, başka insana nasıl muhtaç olduğunu, çünkü insan sosyal bir varlıktır ve istese de kopamaz diğer insanlardan, muhtaçtır onlara. Nedeni de basittir, yaşamı değerli kılan şey onu paylaşabilmektir.
İnsan yalnız kalmak istemez çoğunlukla, çünkü yalnızlık rahatsız eder insanı, çünkü insanın kendini yarım hissetmesine neden olur yalnızlık. Ne mutluluğu tam olur, ne de hüznü. Çünkü paylaşamaz bunların hiçbirini ve paylaşamayınca da hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Güzeliği güzel yapan onu paylaşabildiğimiz kişilerin olmasıdır.
Kimi zamansa insan kendi kendine teslim olur yalnızlığa, çünkü tek çıkış yolu yalnızlık gibi görünür. Belki başkalarına kızdığı için, belki başkalarından kaçtığı, korktuğu veyaonlardan bıktığı için, belki de sadece huzur bulabilmek için, ancak sebep ne olursa olsun bazen yalnızlığı seçer insan. Çünkü, pek sevilmese de, her ne kadar insanlar yalnız kalmak istemeseler de, bazen insanın tek sığınağıdır yalnızlık. Belki de bunun nedeni insanın yalnızken aslında kendisini bulmasıdır. Böylecede insan yalnızlığındaki boşluğu kendisi ile doldurur. Ancak yine de, yalnızlığın soğuk kolları her ne kadar ilkin ferahlık verse de insana, zamanla bu ferahlığın yerini dondurucu bir soğuk alır.
Yalnızlık insanın mutlu olduğunda gözlerindeki ışığın yansımasını bir başka insanın da gözlerinde görememesidir.

Kategoriler
Günlük hayat Öylesin Esti

An Gelir!

Alışkanlıktan öteye gidemeyen ilişkiler vardır. Varlığına sığınılan,yokluğunda özlenmeyen… Asla baş başa kalamadığınız… İki kişilik yaşanmayan ilişkiler… Aynı yatağı paylaşırken bile ortanızda yer açmak zorunda kaldığınız yalnızlığınız… Oysa yalnızlıklarımızla vedalaşmak isteriz kendimizi yeni birine açtığımızda… İçimizden geldiği gibi, benliğimizden vazgeçmeden yaşamak, yaşanmak…

An geliyor… Sıradanlaşan hayatımıza uzaktan bakma isteği beliriyor bir yerlerde… Ve işte o an yüzleşmek istemediğimiz gerçeklerle baş başa kalıyoruz… Kabullenmek zor…İnkar etmek can yakıcı…

Bir damla huzur için vazgeçtiğimiz doğrularımız hesap sormakta gecikmiyor…Ve en zoru verecek hesap bulamamanız…Bir katilin öldürdüğü insanın siluetiyle geçirdiği dayanılmaz gecelerin vicdanında yarattığı derin izleri taşımak vücudunuzda… Ve hayatın ne getireceğini bilmeden seçim yapıp gitmek olduğumuz çetrefilli yollar…

Kalıp benliğimizden vazgeçip bir fiske huzur için ömür tüketmek mi yoksa hadi bir cesaret diye yüreklenip hayatı bıraktığımız yerden yakalamak mı…  Çoğu kişinin hemfikir olduğu bir nokta var ki göz ardı edilemez… Mutluluk dilendiğimiz ölçüde bizden hızla kaçar…

Kategoriler
Günlük hayat Sevgi ve Ask Dünyası

Yalnızlık Güzeldir!

“Zamanla arası hiç olmayan birisiyim ben. Zamansızlardanım! Çoğu kez yersiz-yurtsuz hayallerle savrulan, küçük bir yürek işte; bir yerlerde kalan o yarımlığa aldanan ve hayatını onun üzerine kurmaya çabalayan biriyim.”

Duvarda asılı duran takvim yaprakları yirmi gündür aynı tarihte. Yarınların beklenilmediğini, yeni doğan güneşle yeni umutların yeşermediğini düşünmüş olmalıyım ki aynı rakam asılı duvarda. Bir kaybedişin, yenilmişliğin tarihi aslında o. Hayatta kalmayı becerebilmiş ama hayallerinin bile unuttuğu bir insan silueti var tam karşımda…

Nereden bakarsak orada olduğumuzu düşünürsek eğer, demek ki ben olduğum yeri hak etmişim. Belki olunmaması gereken yerdeyim. Belki de bir bedelin tam orta yerinde, cezaların başlangıç noktasındayım. Ama işte yarınların güzel geçmesi için de bugünlerin tecrübelerini iyi hapsetmeliyim yüreğimde. Belki de şükretmeliyim halime eskisinden daha çok.

Yalnız kalmak her şeyden daha kolaydır. O yalnızlıkla başa çıkıp-faydalanmaksa zordur. Aslında güzel düşünülürse, anlamlıdır yalnız kalmak… Hayatın keşmekeşliğinden sıyrılıp, sizi üzen ne kadar dert varsa, hepsini bir tarafa bırakmak güzeldir. Şöyle arabanı çekip bir sahil kenarına, denize taş atmak, dalgaların gelişiyle oluşan esintiye yüz çevirmek güzeldir. Kuş cıvıltılarıyla dans edip, yaptığın hatalarını da yâd edip-değerlendirmek gerçekten büyük bir erdemliktir…

Bu hayatta gerçekten hiçbir şeye sahip değiliz. Hani sahip olduklarımızı sandıklarımız bile sadece birer yanılsama. Gün gelecek biz âdemoğulları yine yalnız çıkacağız yolculuğumuza. Hayatın bu yönüne baktığımız zaman yalnızlığın bir nimet olduğunu ve sahip çıkılması gereken en büyük güç olduğunu bilmeliyiz!

Bugünlerde uykularımda hep sevdiklerimi görüyorum. O çok özleyip de yanımda olamayan ne kadar varlık varsa, hepsi rüyamdalar. Garip bir his bu! Her sabah kalktığımda bir başka rüya ile uyanıyorum. Gözlerimin önünden geçiyor tüm sevdiklerim, onun için çok mutluyum. Ama düşününce sanki bir yalnızlığa gidiyormuşum da çaresizliğime bir cevap arıyorum gibi, sanki o yaradan bana bir mucize yaşatıyor gibi, onca mucizeden sonra…

Bugün yırtılmamış ne kadar takvim yaprağı varsa hepsini teker-teker okuduktan sonra masama bıraktım. Artık yeni bir umudun, sevincin içindeyim. Tutunduğum dalların neler olduğunu ve sahip olduğum o gücün bana neler sunduğunu çok daha iyi görebiliyorum. Bunca yıl yaşantımda olup da değerini çok önemsemediğim yalnızlığa ben çok şey sığdırdım. Yeni umutlar, sevinçler, heyecanlar, mutluluklar, insanlar…

Hayatta ilk defa zamansızlığıma çok minnettarım. Belki kuralsızım, asiyim ama yürekten güzellikler geçince, her şey o kadar tarifine uyuyor ki işte bunun mutluluğunu geçte olsa yaşamak çok güzel…

EMRE ONBEY

Kategoriler
Kişisel makaleler şiir edebiyat

KALABALIKTA YALNIZLIK

yalnızlık ölümcül yalnlızlık…

kalabalığın içinde kimseye sesini duyuramadığın dokunuşlarını hissettiremediğin  yalnızlık…

karanlığın içine gömülüp yıldızlarla başbaşa kaldığın yalnlızlık

gecede kaybolmak bir günü 48 saat olarak yaşamaktır yalnızlık

çaresiz ümitsiz ve yorgun gözlerle ne aradığını bilmeden bakmaktır etrafa yalnızlık

bilsede aradığını bulamamak…

gözyaşlarının içine aktığı sessiz ve derinden ofların çekildiği çıkılamayan ve dibi gözükmeyen  kuyudur yalnızlık

çölde susuz kalmak gibi bir şeydir,  aranan bulunduğunda ise geçmişi unutup kana kana su içmektir ve susuz nasıl yaşadığına şaşırmaktır yalnlızlık..

susuz nasıl yaşayamaz insan yanlızkende öyle dönmez dünyan…

                                                                    ALLAH KİMSEYİ SUSUZ BIRAKMASIN…