Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat iletişim Teknoloji Toplumsal Konular Türkiye üzerine

DİZİLERLE HAYAT

Bihter,Ferhunde,Polat,MarazAli ve diğer dizi starları. Farkındaysanız bir süredir bunlarla yaşıyoruz. Giyim tarzları,kullandıkları eşyalar artık günlük yaşamda tercihlerimize bile yansımaya başladı.

Bihter ve Ferhunde’den insanlarla oynamak ve fettanlık konusunda çok etkili fikirler alırken, Polat’la da kabadayılığın ve korkusuzluğun sınırlarını zorluyoruz.

Dizilerin çekildikleri mekanlarsa genelde oldukça şık villalar, yalılar. Yaşanan hayatlar mutsuz ama eşyalar son model, giyilenlerse ona keza. İzleyenler, o ihtişamın içindeki mutsuzluğu göremeyip, farkında olmadan lükse özenip artık kendi yaşantılarını beğenmez oluyorlar. (herkes için geçerli değil tabiî ki.)

Geçenlerde günlük bir gazetede Aşk_ı Memnu ve Kurtlar Vadisi Pusu dizilerinin yayın akşamında ki her ikisi de Perşembe akşamı yayınlanıyor. İstanbul’da 112 acil vak’alarında oldukça büyük bir azalma olduğunu okudum. Yani insanlar evlerinden çıkmıyor bu dizileri izliyor. Yollar serbest tabi. Bu haberi okuduğumda ‘’pes yani’’ dedim. Neyseki bu diziler bir işe yaramış sonunda. Zaten bazıları da devletin perde arkasında dönen konuları işlediği için faydalı da sayılabilir.

Ama ben dizilerin (Çocuklar Duymasın dizisi gibi gibi herkesi güldüren sidcomlar hariç) bir faydası olduğuna inanmıyorum. Hatta zararlı. Bu kadar çok ve de konusu birbirine benzer diziyle beyinlerimizi uyşturuyorlar adeta.  Ne var içeriklerinde? Yalan, ihanet, entrika kavgalar, daha birçok sevimsiz şey. Hiç mi iyi bir şey yok? Var. Ama çok az.

Günlük hayatımız zaten yeterince stresli. Akşam olduğunda şöyle hoş bir şeyler seyretmek, rahatlamak isterken hangi kanalı açsak karşımıza bu dizilerden biri çıkıyor. Bir de kendi derdimiz yetmiyormuş gibi dizidekilere üzülüyoruz. Geçici de olsa.

Televizyon, görsellik yönü olan bir eğitim aracıdır aslında. Sadece eğlence için icat edilmemiştir.Ama şahsen ben, eğitici hiçbir program bulamaz oldum. Geçmiş yıllarda belgeseller, yörelerimizi, farklı ülkeleri tanıtan yapımlar, genel kültür yarışmaları gibi programlar olurdu. Şimdiki yarışmalarda soru yok. Sadece kutu açma var. Nasıl yarışmaysa?

Peki ne yapacağız? ’’koyuyorlar, izliyoruz’’ diyeceksiniz. Ama yapımcılar öyle demiyorlar’’. Arz talep meselesi, halk bunları istiyor biz de yayınlıyoruz diyorlar ’’. AGB isminde izlenme oranlarını tesbit eden bir kuruluş var. Bizler izlemezsek bu programların reytingi düşecek. Farklı yapımlara ister istemez kayacaklar. Bu bizim elimizde. İzlediğimiz müddetçe bu diziler ekranlarımızı kaplamaya devam edecek.

Lütfen artık karşımıza çıkan her diziyi izlemeyelim. Bunlar bize bir şey kazandırmıyor. İzlemezsek bunu fark edecekler ve mecburen değişecekler. Karşımıza da kaliteli yapımlar çıkacak. Sizce TÜRK HALKI içiboş dizileri mi hak ediyor, yoksa bizi eğiten, bilgilendiren, bunu yaparken de aynı zamanda eğlendiren yapımları mı? Cevabı siz verin…

SEVGİLERİMLE