Kategoriler
Geçmiş Tarih Tarih Makale Türk Tarihi

Türk Devletlerinde Edebiyat, Bilim ve Sanat

Ana dilin Türkçe olduğu Karahanlılarda diğer ülkelerde yazışmalarda Uygur Alfabesi kullanılmaktaydı. Yusuf Has Hacib’in kaleme aldığı Kutadgu Bilig ve Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan Divan-ı Lügat’it Türk, bu devrin en değerli eserlerindendir. Türkçe’ye değer katan bu kitaplar ilk yazılı Türk-İslam eserleri olma özelliği taşımaktadır. Gaznelilerde ise ana dil Arapçaydı. Halkın bir kısmının kullandığı ve sarayın dili ise Türkçeydi. Bilim dalı olarak Arapça, edebi dil olarak ise Farsça’dan yararlanılmıştır. Gaznelilerden çıkan en değerli eser ise Firdevsi’nin kaleme aldığı Şehname’dir. Selçukluların ise günümüze bıraktığı en önemli eserler; Nizam’ül Mülk’ün yazdığı Siyasetname ve Hoca Ahmet Yesevi’nin kaleme aldığı Divan’ı Hikmettir.

Türk-İslam toplumlarında hükümdarlar ve yüksek kademeli devlet adamları, her zaman bilim adamlarını desteklemişler, onların haklarını korumuşlar ve sohbetlerine davet etmişlerdir. İlk olarak Karahanlılar döneminde halka açılan medreseler, Selçuklular zamanında popüler olmuş ve dünyanın ilk özel üniversitesi olarak bilinen Bağdat’taki ünlü Nizamiye Merdresesi bu dönemde açılmıştır. Medreselerde Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam gibi din temalı konuların yanı sıra Matematik, Tıp, Astronomi gibi fen ve sosyal derslerde işlenmiştir.

Medreselerde yetişen bir çok bilim adamı İslam uygarlığını ve kültürüne çok önemli katkılar sağlamıştır. Bunlar arasında İbni Sina, Tıp, Farabi, Felsefe; Birüni, Matematik; Ömer Hayyam, Tıp ve Tarih bölümlerinde çeşitli eserler sunmuşlardır.

Kategoriler
Azerbaycan üzerine Biyografi Doğu Türkistan Eğitim - öğretim Gazeteci Geçmiş Tarih Genel Konular Kafkaslar Şair şiir edebiyat Şiirler Türkiye üzerine Yazar

Masal !

MASAL

Perdeler inince gece yarısı,
Yorgun bedenimde güzel ellerin
Bana bilmediğim bir beni söyler
Beni kelimeler yepyeni söyler:
Perdeler inince gece yarısı.

Rûhuma sesinin diri şarkısı
Ürperişler verir, sıcak ve serin…
Sevmiş yüreğime derdini söyler;
Bilir ki doyamam, kendini söyler:
Rûhuma sesinin diri şarkısı.

Dinlediğim engin su şırıltısı,
Doldurur ömrümü, rû’yâlı, derin…
Yaşayış denilen şi’rini söyler,
Dünyâmızdan öte bir yeri söyler,
Dinlediğim engin su şırıltısı.

Perdeler inince gece yarısı,
Benim için aydınlanır gözlerin.
Bin bahar içinden birini söyler,
Çayır, çimen gibi bir ninni söyler:
Perdeler inince gece yarısı…

A. YAĞMUR TUNALI

(Türk Edebiyatı; Şubat 1997)

Arvis-Sorumlu: Yakup Icik

Kategoriler
Kişisel makaleler Şiirler

Çöpe Atılmış Duygu ve Düsünceler(2)

Çöpe Atılmış Duygu ve Düsünceler(2)

Türk Edebiyatinin koynunda güzellikler yatar…

” Arkadaslarim gerek dostlarim, bana bunca yil hep sinir verdiler ama, ben onlara icimden kosarak gelen neseyi verebildim. ”

Hic kuskusuz Turk Edebiyati vürtüel alemin getirdigi polifonik ironi ile guzelliginden hic bir sey kaybetmedi. Lakin; bati kültürlerinde bunu söylemek zor.
Bizim, kültür farkliligimiz sosyal-kültürel acidan düsünülürse batidan daima bir adim önde olmustur.
Kültürümüzü bir sekilde yasatmayi, icinde bulundugumuz olumlu veya olumsuz her ortamda  ele almisiz. Bunu edebi alana yansitarak siir yazmaya meyilli amator sairler dile getirmislerdir ya da gercek sairler.
Bir cogumuzun ” siirler okunmuyor ” figani aci aksetse de bir sekilde Türk Edebiyatina önem veren okurlar ” ipin inceldigi yerde ” siir yazmaya ilk adimlarini atarak Türk Edebiyatina katkilari ile zenginligi asilamislardir.

Sair, ruhen icinde bulundugu pozitif-negatif her atmosferden en iyi sekilde duygu ve düsünceleri ile siiri ileriye götürmeyi basarmis olup, bu basarilarindan okunmadigini bilse de büyük hazlar almistir.
Dünya Edebiyatinin büyük sairlerinden olan üstad Fransiz ozani SARL BODLER der ki; ” Bu fani dünyaya sürgün edilmis olup özlemini cektigi yüce alemlere ucmak icin durmaksizin cirpinan, fakat ucmasina kanatlarinin büyüklügü engel olan bir yaratiktir! “

Öyle ya..yüzyillardir siirler yazildi, kalemlerin ucu bitmedi. Duygular sayfalardan tasti, gözler irmak oldu akti, satir satir gam, keder, elem demlendi misralarda. Sonra dizildi bir bir ask, sevgi ve mutluluk ve de sefa ama, yine de dolduramadik gönlümüzdeki boslugu…

Kimi zaman bir arkadas icin yazdik, kimi zaman bir güzel kiz icin ama, sevgidir dedik yazilanlar. Biz gözüyasli yasadik sevgileri. Mutluluklari cefaya gömüp, yalandan yasadik sefalari. Kimseler mutlu oldugumuzu bilmedi. Mutlsuzlugumuzu umursamadi. Bizde kiyidan köseden acisiyla karisik yasamin ucundan tutup yasiyor gibi yapip. sevmeyenleri sevip sevilenlerle sevgileri yasadik.

Biz insanoglu(Sairler), acisiyla, tatlisiyla sinir dolu onca günleri sirf arkadas ve dostlarimiz icin sirtimizda tasiyoruz. Cünkü; bizlerin bir anlik mutlulugu ve nesesi, bizim icin aci günlerimizde bile en neseli, tatli günlerimiz oldugunu bilmesek bile mutlulugu ve neseyi birbirimize borcluyuz. Hic bir zaman diyemeyiz ki; ” hic sevmedim, mutlulugu ve neseyi bulmadim. “

17.05.2009

Yakup ICIK