Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Türkiye üzerine

Terör örgütü PKK’nın korkunç yüzü

Bu konudaki her yazimda dile getirdigim gibi Teror toplu yasam alanlarini en cok tehtid eden unsurlardan bir tanesidir. Binlerce yasayan kisinin icerisinde olabilecek 10 kisilik bir teror orgutunun huzuru bozmasi cok kolay olacaktir, Cunku kurulu bir duzene aykiri hareket eden kisilerin isi daha kolay olacaktir. Dunyanin duzeninin oturdugu veya oturtulmaya calistigi bu gunlerde tek sorunumuz petrol savaslarinin yaninda teror olaylaridir. Turkiye uzun yillar ugrastigi ve hala bitiremedigi pkk teror orgutunun son olaylarda 4 orgut elemanini (kendi icindekileri) canli canli yaktigi ortaya cikmis. Ve bunlardan bir tanesini ailesi geri alabilmek icin (cesedini) yuzlerce dolar para odedigini soyledi. Teror herzaman tek taraflidir, farkli dusunce yapisinda olanlari icerisinde barindirmayacak kadar da kati, zalim, nefret doludur. Genclerimizin bu orgut den uzak tutup okuyup ulkemize hayirli bireyler olmasini saglamamiz gerek. bu konuda en buyuk gorev ailelere, sonrada Devletimize dusuyor.

Lafi fazla uzatmadan Hurriyetde gecen konuyla ilgili haberin bir kismini ve okuyabilmeniz icin sayfa linkini ekleyecegim. Tamamini kopya ederek yayinlamamiz yasak oldugu icin kaynagindan okumanizi rica ediyorum.

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın doğum gününde yakılarak infaz edilen 4 örgüt mensubundan 20 yaşındaki “Tayhan” kod adlı Mazlum A’nın ailesi, çocuklarının cenazesini yüzlerce dolar ödeyerek alabildi.

Irak’ın kuzeyindeki Hınere bölgesinde terör örgütü PKK mensuplarınca vahşice öldürülen “Tayhan” kod adlı Mazlum A’nın (20) ailesi, çocuklarına ait cenazeyi alabilmek için Dohuk’a gitti.

Burada günlerce bekletilen aile her gün yüzlerce dolar ödeyerek, çocuklarının cenazesini almak için mücadele etti. Yaklaşık 1 hafta sonra Dohuk’taki bir köyün dışına bırakılan ceset, köylüler tarafından anne Sabahat A’ya teslim edildi.

Karayoluyla Türkiye’ye getirilen ceset Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’ndan Malatya’ya gönderildi. Burada yapılan otopsinin ardından kimlik tespiti için cesetten ve aileden alınan DNA örnekleri karşılaştırılarak, cenazenin Mazlum A’ya ait olduğu tespit edildi.

Malatya’da yapılan otopside vücudunda kurşun izi bulunmayan Mazlum A’nın yakılarak öldürüldüğü belirlendi. Günlerce arazide kaldığı anlaşılan ceset üzerinde ileri derecede çürüklerin olduğu belirtilirken, “vahşi hayvanlar tarafından yenildiği”ne dikkat çekildi.

Haberin genis aciklamasini okumak icin buraya tiklayin.

Kategoriler
Anketler Güncel Haberler Günlük hayat Kişisel makaleler Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine

Terörün Gerçek Yüzü

İçinden çıkılamaz bir sürecin içerisine giriyoruz. Sözde kendini aydın olarak addeden birtakım yazarların, özerkliğe ışık yakarcasına yapmış olduğu konuşmalar, bölge insanının bunu yapmış olduğu yasal, yasa dışı gösterilerle göstermesi, batıya ve Ankara’ya vermiş olduğu mesaj istenilen talepleri açıkça belli ediyor. Gelin Kürt sorununu geniş bir açıdan ele alalım.

Birincisi bahsetmiş olduğumuz aydın kişiliklerin, bölge insanını fakir, hiçbir yardımdan nasibini alamayan vatandaşlar olarak anlatması, olayın ne kadar da tek taraflı düşündükleri ve ayrıca hizmet ettikleri grupların kim olduklarını açıkça gözler önüne seriyor. Oradaki aşiret düzeni var oldukça oradaki halk fakir kalmaya mahkumdur. Güneydoğulu bir vatandaşımızın batının herhangi bir şehrine gelip yerleşmesi, orada iş kurması veya patronluk mertebesine kadar yükselmesi onları ilgilendirmiyor da, artık onlar zaten bizim ellerinde biz daha yüksek oynamak istiyoruz tarzı düşüncelerini anlatmak istiyorlar da kıvranıp duruyorlar demokrasi, insan hakları, ve fakirlik edebiyatıyla. Üzülerek söylüyorum ki, bölge halkı teröre destek vermediğini yüksek sesle duyurmadıkça; ilçesinde, semtinde, sokağında yapılan taşlı, sopalı gösterilere bir dur demedikçe batıda yaşayan kitlelerin kafasındaki bölge insanı da ayrılmak istiyor düşüncelerinden sıyıramayacaklar. Ayrı bir devlet talep eden birtakım şahısların utanmayarak batının herhangi bir iline gelerek haklı olduklarını iddia etmesi, savaşı herkesten çok onların istediğinin açık kanıtı değil midir?

Pkk terör örgütünün yıllarca bölge insanına yapmış olduğu katliamlar silsilesi dahi, orada yaşayan halkın o örgütten nefret etmelerini sağlayamıyorsa, burada devletin izlemiş olduğu yanlış politikayı açıkça gözler önüne sermiyor mu? Öyle bir örgütten bahsediyoruz ki köyde yaşayan masum halkı çoluk çocuk demeden katletme gaddarlığını gösteren ve ardından bunu devletin askerine mal eden bir vahşi yapı.

Pkk terör örgütü, bildiğiniz üzere ilk başta bölge insanını korkutarak, onların örgüte doğrudan ya da dolaylı destek verme talebinde bulunmuştur. Buna kulak asmayan vatandaşlarımızı çoluk, çocuk, yaşlı demeden kurşuna dizmiş bunu yaparken de örgüt propagandası yapmaktan geri kalmamıştır. Oradaki devlet yanlısı vatandaşımızı batıya göç etmeye zorlayarak öncelikle bölgeyi tamamiyle kendi kontrolü altına almayı, kendi ideolojilerini benimseyen kitleler meydana getirmeyi hedeflemiştir. Başarılı olmuştur da. İkinci aşama, varını yoğunu elde avucunda ne varsa satıp büyükşehirlere binbir umutla gelen, masum insanları kendilerine piyon etmektir. Burada hayatlarını idame ettiren şehir insanının yaşam biçimlerini onlara göstererek, içlerine birkaç hain sokarak “Sizler neden böyle yaşamayasınız?, bizlere ayrımcılık yapıyorlar.” düşüncesini zor da olsa masum insanlarımıza kabul ettirmeyi başarmışlardır.

Elbette bunda devletimizin uyguladığı yanlış politikalarda etkili olmuştur. Göçle gelen kitlelerin şehrin ücra semtlerine saklanırcasına yerleşmelerinin ileride birtakım sorunlar yaratacağını ve kendi düzenlerini gelecekte kendilerinin sağladığı inancını taşıyacaklarını hesaba katmaları ona göre davranmaları gerekti. Üniversiteli bir genç olarak işsizliğin yaratmış olduğu boşluğu gördükçe, ailesine bir lokma kuru ekmek götürme amacı güden babaların içindeki derin boşluğu görmezden gelmek tamamiyle insafsızlıktır. Gayri meşru yollardan rant sağlamaya, uyuşturucu, gasp, kapkaç gibi işlere bulaşmalarını sağlayan, pkk terör örgütünün ta kendisidir. Böylece kendilerine yeni kazanç kapıları sağlayacak, batıda silahlı olmasa da güçlenene dek ekonomik olarak varlığını kanıtlamaya çalışacaktır. Yataklık etmeyi kabul etmeyen insanlar sindirilecek, hain olarak nitelendirilecektir. Sonuçta şehirlerin ortasında getto diye tabir edilen kurtarılmış bölgeler yaratılmıştır. Kendi ideolojilerini masum halkın sırtına yaslanarak idame ettirmek ve bunu sadece kendi halkı için yaptığı yalanını uydurmak konusunda da ne yazıktır ki gayet başarılı olmuşlardır. Bunun en büyük kanıtı terör örgütünün sözcülüğünü üstlenen partiye verilen halk desteği değil midir?

Bundan sonra ne yapılmalıdır? Üzülerek söylüyorum ki, olacakları seyretmek dışında yapabileceğimiz birşey kalmamıştır. Öyle ki terör yandaşlarına gösterilen tepkilerin faşistçe olarak nitelendirildiği, polis panzerlerine taş ve molotof kokteyli savurmanın hak arama olarak gösterildiği günlerden geçiyoruz. Terörist cenazelerinde atılan intikam sloganları, belediye araçlarının terörist cenazelerinde boy göstermeleri doksanlı yılların sıcaklığını aratmayacak cinstendir. O günlerden tek farkı terörün kendisini öyle ya da böyle siyasi zemine yerleştirmesi, sesini meclis salonlarından askeri olarak en yüksek rütbeye sahip olan Genelkurmay başkanımıza dahi tehdit savurma cesareti bulacak ortama kavuşmasıdır. Örgüt adına yayın yapan internet siteleri, terör örgütü liderinin içeriden yapmış olduğu iç savaş tehditlerini düzenli olarak duyurmaktadır. Buna rağmen ortada hiçbirşey yokmuş gibi davranarak milleti uyumaya yönelten zihniyetleri kınıyorum. Bunca şehit varken hiçbirşey olmamış gibi davranmak hiç kimsenin haddi olmamalıdır. Abd’ye terör örgütü liderleninin listesini sunmak veya verilen onca şehite karşı birkaç çapulcu cesedini övgüyle bahsetmek teröre karşı kazanılmış bir zafer olarak nitelendirilmemelidir. Ülkemizin Güneydoğu bölgesi ne yazık ki doksanlı yılların Kuzey Irak’ını anımsatmaktadır. Sırada belediye başkanlarının bir araya gelerek özerkliklerini ilan etmeleri vardır. Özerklik talep eden kişilerin, batıda yaşayan Kürt vatandaşlarımız için nasıl bir talepte bulunacaklarını geçen zaman gösterecektir. Öyle ki Mersin şehrinin en büyük belediyesini (Akdeniz Belediyesi) kazanmalarını siyasi zaferden çok etnik bir zafer olarak nitelendiren kişilerin varlığını düşündükçe, gelecek tahminini yapmak pek hayli zor olmuyor. Herkesin dikkatli olması gerek.

Siyasi kazançları uğruna, partilerinde bölücülük yapan kişileri barındıran partileri ayrıca kınıyorum. Bu ne yazık ki örtülü de olsa her partide mevcut. Terör örgütü başarılı olamayacağını düşündüğü illerde yandaşlarını, tamamiyle zıt düşüncede olan partilerin saflarına katılmaya iterek palazlanmalarını sağlamaktadırlar. Bunun böyle olmadığını görmek için aptal olmak gerekir. Türkiye Cumhuriyeti istihbaratının eminim ki, bu bahsetmiş olduğum konulardan haberi vardır. Eğer yoksa ne yazık ki istihbarat servisimizin yetersizliği konusundaki fikirlerim zerre değişmeyecektir. Birilerinin paketleyerek yolladığı terör örgütü liderini uçakla sağ salim Anavatana ulaştırmak başarı nedeni olarak gösterilmemeli, kimseler uyutulmamalıdır. Terör bitirilmelidir, götürüsü ne olursa olsun…

ANKET

[poll id=”5″]

Kategoriler
Günlük hayat Günün Tarihi Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Dtp sorunu

DTP(Demokratik Toplum Partisi) gösterdiği tavırlarla ve sergilediği görüntüyle terör örgütü yanlısı bir profil çizmektedir.Peki DTP nasıl kuruldu ve hangi toplumun temsilcisi olarak meclise girdi? amacı nedir? Sözlüksel bir bilgi olarak bakarsak Demokratik Toplum Partisi (DTP), 9 Kasım 2005 tarihinde Türkiye’de kurulan 49. siyasi partidir. Genel merkezi Ankara’nın Çankaya ilçesinin Balgat semtinde olan partinin amblemi sarı zemin üzerine, yeşil yapraklı kırmızı güldür.Amblemi ve flamaları terör örgütünün sözde Kürdistan devleti renklerini taşımaktadır.

Demokratik Toplum Partisi, Demokratik Toplum Hareketi’nin partileşmesi sonucunda kurulmuştur. Partinin kurucuları arasında Demokrasi Partisi eski milletvekillerinden Leyla Zana ve Orhan Doğan ile Cumhuriyet Halk Partisi eski milletvekillerinden Ahmet Türk bulunmaktadır.Ahmet Türk daha öncelerde darbe zamanında hapishane de işkence gören kişilerdendir ve o anları geçtiğimiz zamanlarda bir T.V röportajlarında anlatmıştır. DTP, Türkiye’de ilk defa eşbaşkanlık sistemini uygulayan siyasi partidir.PKK ya bakış açıları ise diğer partilere göre daha farklıdır.

Türkiye’de birçok sivil toplum örgütü ve siyasi partiler ile kamu kurum ve kuruluşları, Demokratik Toplum Partisi’nin PKK’nin siyasi kolu olduğunu ifade etmektedirler.

DTP’nin, PKK’nin tutuklu lideri Abdullah Öcalan’nın emirlerini yerine getirdiği söylenmektedir. DTP’li belediyeler ölen PKK’liler için düzenlenen cenaze törenlerini desteklemektedirler. DTP, PKK’yi terör örgütü olarak görmemekte; Türkiye’nin, Kürt Sorunu’nu PKK ile diyalog kurarak çözümlenmesinden yana hareket etmektedir. Ancak bu tutumları terör yanlısı hareketleri ülkeyi bölünmeye yöneltmeye çalışmak gibi yorumlanmaktadır. Bizde bu sorunun en kısa zamanda bitmesini temenni ediyoruz.

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Demokratik açılım süreci

Bir demokratik açılım dendi bir kürt açılımı.Peki bu işin aslı nedir? Demokratik açılım iktidarın kürt sorununu çözmek için attığı, uzun yıllardır kimsenin yapmadığını yaparak Kürtlerin haklarını korumak amaçlı yaptığı projedir.Amaç iki kardeş kültürün birleşmesini sağlamaktır.Bu ülkede kürt de Türk dür,Çerkezi de Türk dür.Ancak bir takım provakatörler kürt  halkını adeta ayaklandırmaya yönelik yaptıkları çalışmalarla Kürtleri Türk milletinden ayrılıp yeni bir ülke kurmaya sevketmektedir.Bu hayallerine tabiî ki de ulaşamayacaklardır.Bu sebeplerle devletin zirvesindekiler bu açılımlara ilk adım olarak çok tartışılacak TRT-6 kanalını kurdular.TRT-6(Trt Şeş) sadece Kürtçe olarak yayın yapmaktadır ve ilk izlenimler olumlu yöndedir. Ancak muhalefet cephesinden pek olumlu açıklamalar gelmemiştir.

Daha sonraki süreçte somut bir adım atılmadı ve daha sonra kürt açılımı açıklaması geldi.İçeriği henüz belli değil ama gelişmeler sürüyor.Hatta bu uğurda DTP yetkilileri ile görüşmeler bile yapıldı.Ancak DTP liler yine bu görüşmelerden olumlu bir görüntü vermediler.Adalet ve barış vurgusu yapılsa da bu süreçte dahi DTP lilerin Terör örgütü lideri abdullah öcalan’a gidilmesi yönünde açıklamalar yaptılar.Bu arada muhalefet ve iktidar arasında çok hararetli atışmalar başladı.MHP lideri Bahçeli kapılarını bu açılıma tamamı ile kapattı.CHP cephesinden ise ilk başlarda bir açıklama yaparlarsa görüşürüz şeklindeki açıklamalara rağmen CHP de kapılarını açılıma kapatmış durumda.

Bu süreç işlerken abdullah öcalan da İmralı dan avukatları aracılığıyla mesajlar göndermeye başlaması Terör Örgütü Lideri muhatap mı alınıyor diye tartışmalar başlamıştı.Süreçte son zamanlarda ise sanki bir durgunluk yaşanıyor. İktidar tüm çalışmalarına rağmen muhalefet cephesini ikna etmeyi başaramadı.

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Kişisel makaleler Milli Görüş Tarih Makale Toplumsal Konular Türkiye üzerine

FAZLA AÇILMAYIN YOKSA…

Evet…

Fazla ileri gitmeyin yoksa giden her şehidin arkasından ayğlayanların gözyaşlarında boğulacaksınız. O gözyaşları öyle bir deryadır ki, ne kadar yüzme bilirseniz bilin açıldıkça batacaksınız. Herkesin kolları gücünün yettiğince yüzdürür, bu derya Oğuz Kağan’dan beri sonsuzdur.

Evet…

Yüzebilir misiniz bu deryada?

Onurunuz elveriyor mu bebek katillerinin vekilleri ile muhatap olmaya? Elveriyorsa bir sorun yok, biz alışığız onur yoksunlarına.

Geçen, açılımın partisinde gençlik kolları başkanı ile görüştüm. Açılımı tartıştık, bana Müslüman Müslüman ile savaşırsa şehit mi olur dedi!

Bunu diyen kişi, malum kesimin genel zihniyetidir. Müslüman dediğide, Marksist-Leninist terör örgütü üyeleridir!

İslam’da, Müslüman ile Müslümanın çatışması, haklılığa bağlı sonuçlar doğurur. Haklı olan şehit, haksız olan kafirdir. İslam’da apaçık böyledir. Dediğim gibi, Müslüman da değildir zaten terör örgütü.

Bir Milletvekili’de, teröristbaşının muhatap alınabileceğini, bunu demokrasi uğruna yaptığını söyledi!

Söylesin.

Millet, uyanıyor. Emin olunuz, açılım AKP’ye oy kaybettirecektir. Daha şimdiden, tepkileri ölçtüğüm kadarı ile-ki AKP kesimleri yoğunlukta- açılım ters etki yaptı.

Yani bir hükümet daha bu kadar oy almış iken, kendi kuyusunu kazdı, kazıyor.

Bir azınlığa Türkçe öğretmek yerine ona kendi dili başta olmak üzere taviz verilir ise, Üniter Devlet yapısı ağır hasar görür.

Bu Kürt sorunu dedikleri, 3 aşamadır. İlk aşamada,

" Her Kürt dilini konuşmalıdır, hakkıdır. Ayrı Devlet istemiyoruz. "

İkinci aşamada,

" Biz, diğer unsurlardan farklıyız, kendi dilini konuşan insanlar olarak özerklik istiyoruz. "

Üçüncü aşamada olacaklar ise, Devlet isteyen ve bunu her batı ülkesinde dile getiren özerk yönetimin yöneticileri ile Türkiye karşılaşacak.

Emin olun, bu açılımın en önemli olan kısmı 17.000 cinayet kısmıdır. Fail-i Meçhul olan kimselerin yaptığı iş sorgulanmadan savunan kişilerin bana onların cesedini bul Devlet’te ceza ödesin demesine haklılık vermek, ihanetin göstergesidir.

Üniter Devlet’te farklılıklar yaratmak, diğer unsurları da Kürtler ile aynı isteklere yöneltmek hiç şüphe yoktur ki farkında olunulsun yada olunmasın ihanettir!

Her zaman derim, yaptığı iş meçhul olanın Fail’i de meçhul olur. 17.000 kişinin içerisinde, Türkiye’nin en büyük uyuşturucu kaçakçısı olan ve PKK’yı çekinmeden finanse eden Behçet Cantürk yok mu?

Şimdi Devlet, bu kadar sorunun içerisinde bu hainin mi failini arayacak?

Terör örgütü ile hiçbir şekilde alakasını kesmeyen, onlardan olduğu söylenilmesine gerek bile olmayan kimseleri meclise sokup adını demokrasi koyanların Türkiye’yi getirdiği nokta, tehlike yüklüdür.