Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat iletişim Sağlık

Televizyon Sektörü Nereye Gidiyor ?

  Artık 21.yy’ın vazgeçilmez eğlence merkezi , hepimizin de bildiği üzere ; o şekilden şekle sokulan büyük kutular yani diğer bir adıyla ‘Televizyon’dur . Amerikalılar bu durumu önceden sezmiş olacaklar ki bu alete ‘ aptal kutusu ‘ adını vermişler .Eminim John Baird’te bu duruma geleceğini bilse icad etmeyi bir kez daha düşünürdü.

  Televizyon icad olduktan sonra bir çok filozof ; ” Bu saçma kutuya kim saatlerce bakar ki ? ”  tarzında ithamlarda bulunmuştu . Fakat günümüzün gelişen teknolojisi , televizyonların artık her şekle girebildiğini kanıtlamıştır . Televizyon’un yapısal olarak gelişmesiyle birlikte bir çok iş sektörü de doğmuştur . Kanallar arası rekabet , reklamlar , para hırsı , kazanma içgüdüsü -ki insanların asla yenemeyeceği bir duygudur- gibi gelişmeler televizyon sektörünün belirleyici etkenleri olmuştur .

  Hangimiz yorgun argın bir şekilde işten ve ya okuldan geldiğimizde bir elimizde çerez diğer elimizde kumanda , televizyonun tadını çıkartmak istemeyiz ki ? Fakat bu son yıllarda pek mümkün olmamaya başladı . Yanlış anlaşılmasın bunun televizyonun kendisi ile doğrudan bir ilgisi yok . Gösterilenler ile ilgili birşey bu . Hele şu son günlerde yaygınlaşan evlilik programları , 4 saate varan ve hiç bir adaleti olmayıp sadece şansa dayanan yarışma programları , ne idüğü belirsiz kendini komik zanneden bir grup topluluğun bazı sanat dallarını kullanıp halkı sömürmesi , Uzun uzadıya giden reklam kalabalığı vb. şeyler insanı son dönemlerde televizyondan soğutmaya başladı .

  Bazı kesimler televizyonu son derece gereksiz bulurlar . Hayır ! Aslında bu düşünce biçimide yanlış . Günümüzün en hızlı ve en güvenilir -magazin hariç- haberleşme yollarının başında gelir . Fakat dediğim gibi para hırsı ve reyting kavramı bu güzelliğe gölge düşürmeye yetmiştir.

  Eski toprakların anlattığı günleri gözümün önünde canlandırdıkça televizyondan bir adım daha uzaklaşmış hissediyorum kendimi . ” Ah o eski günler … ” diye başladımı yaşlı birisi, oturup dinlemeyi ; televizyon izlemeye tercih ediyorum . ” Bizim zamanımızda televizyon mu vardı ” işte bu cümlede bu kararımı kesinleştiriyor . Önceden bütün aile fertleri akşam oldumu toplanıp, yiyecek içeceklerini temin edip başlarlarmış muhabbete . Akşamları evimde bakıyorumda kimse kimseyle bir iki dakika bile muhabbet etmiyor . Kumanda ve kanal kavgalarıda cabası .Halbuki izlenecek şey çok az . Fakat bu kavganın sebebini hala anlamış değilim .

  Televizyon halka açık ve ulaşılması en kolay medya aracı olduğu için reklamlarda en çok burada veriliyor . Artık neredeyse herşeyin bir reklamı mevcut . Bizde oturup gözümüzü ayırmadan , günümüzün büyük bir kısmını ayırıp saatlerce onları izliyoruz . Hatta izlemekle yetinmiyoruz , inanılmaz bir şekilde etkisinde kalıyoruz . Bunun bir çok örneği bulunmakta . Özellikle okullarda , mafya dizilerinden etkilenen çocuklar.. Kendilerini o karakterlerin yerine koyup onlar gibi davranıyor .

  Bilim adamlarının yaptığı bir araştırmaya göre , televizyonu ne çok uzaktan ne de çok yakından izleyecekmişiz .Fakat hangimiz buna uyuyoruz ki ? Bir çoğumuz adeta televizyonun ekranına yapışıyoruz. Özellikle sevdiğimiz diziler çıkınca kendimizi kaybedip o karakterlerle konuşuyoruz bile .

  Eğer biz kaliteli , eğitici , öğretici ve bize birşeyler kazandıran programları izlersek ; televizyonun yararı büyük . Ama televizyon ekranına yapışıpta , dizi karakterleriyle konuşmaya devam edersek halimiz vahim .