Kategoriler
Genel Konular Sosyal medya Toplumsal Konular

TEKNOLOJİ DENİLEN BAĞIMLILIK

Şuan ister hayır deyin ister evet deyin içinde kendimizin de dahil olduğu teknoloji bağımlısı bir dünyada yaşıyoruz. İstesek de istemesek de. Bu durum artık hepimizi sarmış durumda.Ve bazılarımız çözüm yollarını arıyor.

Ancak bence en iyi çözüm ,bu işi   başlamadan bitirmek.Yani uzak durmak.Tabi şimdi dediğimin mümkün olmadığını söyleyebilirsiniz.Sonuçta  teknolojiden haberi olmayanlar da yavaş yavaş bağımlı hale geliyor.

Halbuki her gün 1-2 saat, hadi diyelim 3 saat bilgisayar telefon veya televizyon yeterli de artar bile.

İşte biz de eğer bugün , bu çağda biraz daha bilinçleşirsek , en azından bu konuda katkıda bulunmuş oluruz. Sizlere de bunun basit tedbirlerini göstermek istiyorum.Bir de dikkat çekmek isterim ki ;eğer vereceğim bu nasihatları kafanıza yerleştirirseniz  daha iyi bir dünyanın varlığını  hissedeceksiniz.Başlıyayım:

– Eğer internet vv. teknolojik aletlerin dışında herhangi bir müzik ,resim veya başka bir sanat dalıyla ilgiliyseniz onunla uğraşın.

-Kitap okumak belki de dünyanın en rahatlatıcı 2. eylemidir.Tavsiye ederim.

-Bir grup veya topluluk ile beraberseniz bir oyun oynamak hiç de fena sayılmaz.Burda kastettiğim oyunlar kutu oyunları zeka oyunları ve bilmeceler …

-En iyi yöntemlerden birisi ise , konuşmaktır.Biliyoruz ki insan sosyal varlıktır. Ve konuşmadan edemez. Bu yüzden herhangi bir kişiyle konuşmak oldukça rahatlatır.Konuşamay(sohbete)başlamadan önce bir konu seçerseniz sıkılmamış olursunuz.

-Düzenleyin.Evet yanlış duymadınız , bir yeri bir şeyi düzenleyin.Hem oyalanmayı sağlar hem de yararlı bir iş gerçekleştirmiş olursunuz.

BU YAZIDA BURADA BİTİYOR.UMARIM AZ DA OLSA BAĞIMLILIĞIN ÖNÜNE GEÇEBİLMİŞSİNİZDİR…

 

Kategoriler
Bilgisayar Teknolojileri

Kendi bilgisayarınızı yapıp, kodlamayı öğrenebileceğiniz Kano, 150 dolardan piyasaya sunuldu

Geçtiğimiz Aralık ayında, Kickstarter’da 1,5 milyon doların üzerinde fon toplayan Kano, her yaştan kullanıcının kendi bilgisayarını kendisinin yapmasını (DIY) ve kodlamayı öğrenmesini sağlayan bir girişim. Kampanyadaki 100 bin dolar fon hedefini misliyle aşan Kano geçtiğimiz Eylül ayına kadar 18 bin ön sipariş teslimatı gerçekleştirmişti. Bu başarıyla adından söz ettiren Londra merkezli Kano, sonunda bilgisayar kitini 150 dolardan (ücretsiz sevkiyat dahil) piyasaya sundu.

Her ne kadar 6-14 yaş arasındaki çocuklar için olsa da Kano’nun lego stilindeki kendin yap bilgisayarları “her yaştan çocuğu” hedefliyor. Kano’nun bilgisayar kitinde Raspberry Pi Model B, Bluetooth kalvye, kendin yap mikrofon, kılıf, baskı ve yapıştırıcılar, WiFi gücü, 8 GB’lık bir SD kart bulunuyor. Yani kiti alıp, kılavuzu ve yardımcı materyalleri takip ederek doğrudan bilgisayarınızı yapmaya koyulabiliyorsunuz. Kano bilgisayar ekranı olarak TV’nizi kullanabiliyorsunuz.

Kategoriler
Akıllı telefonlar

Apple, iPhone 6’nın dayanıklı olmadığı iddialarına karşılık test merkezinin kapılarını açtı

Yeni iPhone bugün Türkiye dahil birçok ülkede daha satışa sunuldu. Dün gece itibariyle Zorlu Center’daki Apple Store’da ve mobil operatörlerin belirlediği noktalarda ilk satışları yapılan iPhone 6’lar ise en çok basınç karşısında yamulma iddialarıyla gündeme geldi. Hatta farklı markalar bu durumla dalga geçen videolar da yayınladı.

Bu duruma cevap çok gecikmeden Apple’dan geldi. The Verge’ü test merkezine kabul eden Apple, cihazların hangi ortamlarda test edildiğini gözler önüne serdi. Şimdiye kadar 30 bin iPhone 6’nın test edildiği belirten Apple yetkilileri cihazların gerçek kullanım için oldukça dayanıklı olarak tasarlandığını belirtmiş.

Apple’ın Küresel Pazarlamadan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Phil Schiller ise tasarım aşamasından sonraki test aşamasının ardından, cihazların gerçek hayatta da yoğun testlerden geçirildiğini paylaşmış.

iPhone 6 ve iPhone 6 Plus olmak üzere toplam 30 bin ünitenin test edildiği bilgisi paylaşılırken, nokta baskı testleri dışında oturma testi olarak da isimlendirilebilecek baskı testleri de Verge yazarlarıyla paylaşılmış. Apple’ın Mühendislikten sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Dan Riccio ise iddialara direkt bir yanıt olarak yeteri kadar güç kullanıldığında sadece bir iPhone’un değil her telefonunn yamulup esneyeceğini ve sonuçta deforme olacağını söylemiş.

Kategoriler
Uzay Teknolojileri

NASA, Amerika’nın ilk yerli uzay taksilerini geliştirme görevini Boeing ve SpaceX’e verdi

NASA, kamuoyunda Uzay Taksisi adıyla anılan Commercial Crew Development(CCDev) ihalesinin sonuçlarını 16 Eylül tarihinde açıkladı. Dün burada, detaylarıyla incelediğimiz ihalenin kazananları beklendiği gibi havacılık devi Boeing ve Elon Musk’ın yenilikçi girişimi SpaceX oldu.

Kategoriler
Bilgisayar Programları

Photoshop bilmeyenler için kullanımı kolay 8 araç | Kuaza

Photoshop bilmiyorsanız ve öğrenmeye de zamanınız yoksa işte size görsel düzenlemeler alternatif oluşturabilcek 8 kolay araç.

Kategoriler
Günlük hayat iletişim Toplumsal Konular

Televizyon Etkisi

Moda olan deyimiyle, bilgi ve enformasyon çağında bulunuyoruz. Teknoloji ilerliyor. Birçok şeyi artık daha kısa sürede, daha hızlı, daha kolay yapabiliyoruz.

Aslında, müthiş bir iletişim aracı olan insanı eğitmede; bilinçli, kültürlü, ,inançlı kılmada, iyi olana yöneltmede dengi bulunmaz bir alet olan televizyon cihazı şu haliyle insanlığın beynini ve kalbini hedef almış bir silah, düşman elinde bulunan bir bombardıman aracı gibidir.

Daha önce de belirttiğim üzere televizyon 20. Yüzyılın en önemli teknoloji buluşlarından biri hatta en birincisidir. Onun müthiş gücü elbette tartışılmaz ve hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Fakat bizim için önemli olan o müthiş gücün hangi yönde ve ne işlerde kullanıldığıdır.

Televizyon Türkiye’de yayına girdiği yıllardan itibaren (1970’li yıllar) müthiş bir hızla yayılmaya başladı. Beş-altı sene gibi kısa bir süre içinde TV’siz ev nerdeyse kalmadı. Ardından renkli TV üretimi başladı ve sadece tüketmeye alıştırılmış toplumuzda renksiz televizyonlar kötü görülmeye başladı, yok fiyatına hurdacılara satıldı. TV teknolojisinin de bu şekilde hızlı gelişmesiyle birlikte yayın saati ve kanal sayısında da önemli bir artış meydana geldi. Televizyonun ilk izlenmeye başlandığı yıllarda günde bir-iki saat yayın yapılırken artık özel TV kanalları 24 saatin tamamını işgal ediyorlar.

Ev, hastane, kahvehane, lokanta vb. her yerde TV var. Öyle görünüyor ki bu sihirli kutu sayesinde ‘televizyon nesli’ diyebileceğimiz bir nesil üretildi. TV yayınlarına baktığımızda; yarışmalar, kadın programları, haberler, diziler, eğitimler vs. vs. vs. dediğim gibi yayın 24 saati dolduruyor. Ama şöyle bir gerçeği göz ardı etmemek lazım. Yayınlanan yarışma programlarına baktığınızda, yabancı ülkelerde yayınlanmış yarışmalardan kopya edilmiştir. Öyle kopya edilmiştir ki biraz dikkat ile incelerseniz sunucuların kurduğu cümlelerin bile aynı olduğunu göreceksiniz. İşte bu şekilde üretimden de uzaklaşıyoruz.

İngiltere, Fransa vb. gibi Avrupa toplumları televizyonun çıkmasından önce kitap okuma çağını yaşamışlardı. Türkiye ise kitap çağını yaşamadan ve idrak etmeden TV’ye yakalandı. Türk toplumu, medya rüzgarı sayesinde kitap okumayan, kitap bir tarafa hiçbir şey okumayan bir toplum haline geldi.

İnsan beyninin misyonu olan tefekkür, fikir üretme, görüş beyan etme elbette ilimle, bilgiyle, kitap okuma alışkanlığıyla çok yakından alakalıdır. Yani kültürsüz, bilgisiz, kitapsız, fikirsiz ve kritersiz bir toplum ile yetkin ve yetişkin toplumların ve fertlerin televizyona bakması ve ondan etkilenmesi arasında çok fark vardır. Çünkü kültürlü ve anlayışlı kesim hiç değilse doğruyu yanlışı birbirinden ayırır ve içinden de olsa reddetmesini bilir. Yanlışı görür ve en azından ona tepki gösterir. Birinci kesimde ise bu kadar çok hassasiyet dahi bulunmaz.

Bir de ‘televizyon nesli’ dediğimiz nesle bakalım. Büyüklerimizin ‘yeni nesli başka’ vb. sözlerini hepimiz duymuşuzdur. Evet yeni nesil sizin deyiminizle başka. Ben bu noktada suçu büyüklerde yani anne ve babalarda arıyorum. Çünkü biz artık çocuklarımızı TV karşısında yemek yedirir olduk. TV karşısında çocuğun, algıladıklarını seçme, ayıklama ve değerlendirme zamanı yoktur. Böylece hayal ile gerçeği ayıramaz ve her şeyi gerçek zanneder.

Yine büyüklerimizin hayatlarını dinlediğimizde altı yaşlarında çobanlık yaptıklarını, 12 yaşlarında büyük şehirlere gidip çalışmaya başladıklarını söylerler. Yeni nesil çocuklara baktığımızda 10 yaşındaki çocuk bakkala bile tek başına gidemiyor.

ABD Pediatri Akademisinin ve Türkiye’deki çeşitli kuruluşların yaptığı araştırmalara göre bir çocuk haftada ortalama 25 saatten fazla televizyon seyrediyor. 18 yaşına gelinceye kadar ise 15 bin saat yani 3 yıl sürekli televizyona bakıyor. Bu süre içinde 1 milyondan fazla reklam, haftada 150 cinayet, 160 cinayet girişimi ve birkaç toplu katliam görüyor. Bu cinayet sayısı 18 yaşına gelinceye kadar 15 bini buluyor. TV, çocuğu çok kolay etkiler ve onda kalıcı izler bırakır. Bu sebeple TV çocuğu tek yönlü etkiler, düşünmesine fırsat vermeden, onu egemenliği altına alır.

Bilinçli bir TV seyredicisi olmak dileğiyle…..

 

 

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Teknoloji

CeBIT’te Sabah muhabiri ol!

Avrasya’nın en büyük iş ve teknoloji platformu CeBIT Bilişim Eurasia, 7-11 Ekim tarihleri arasında kapılarını teknoloji meraklılarına açıyor.
Turkuvaz Medya Grubu da birbirinden eğlenceli etkinliklerle CeBIT’te ziyaretçilerini ağırlayacak.
 
Bu etkinlikler kapsamında Sabah.com.tr, CeBIT’i ziyaret eden okuyucularına "Muhabir" olma imkanı sunacak. 
 
Yazdığı haberi ve çektiği görüntüleri, ad, soyad ve telefon numarasıyla birlikte "[email protected]" adresine gönderen okuyucularımızın haberleri Sabah.com.tr’nin "CeBIT" sayfalarında yer alacak.
 
Okuyucularımız, Turkuvaz Medya Grubu standında yer alan bilgisayarları kullanarak metin ve görsellerini gönderebilir, Sabah.com.tr’yi ziyaret ederek aynı zamanda kendi yaptıkları haberleri de okuyabilirler.
 
Tüm okuyucularımızı CeBIT’teki Turkuvaz Medya Grubu standına bekliyoruz…
 
Önemli not: Okuyucularımızın gönderdikleri metin ve görseller, Sabah.com.tr editörlerince denetimden geçirilecektir. İçeriklerinde suç unsuru bulunan ve haber özelliği taşımayan metin ve görseller Sabah.com.tr sayfalarında yayınlanmayacaktır.
 
Kaynak
Kategoriler
İnternet Dünyası Makale Yazıları - Yarışma Teknoloji

YouTube’u Sansürleyen Zihniyet

YouTube Sansürü LogosuGüneydoğuya okul yaparız, öğretmen göndeririz; Hastane yaparız, doktor göndeririz. Irkçı-ayrılıkçı terör örgütü PKK ise, öğretmenleri öldürür okulu yıkar, doktorları öldürür hastaneyi yıkar, işçiyi öldürür fabrikayı yıkar. O zaman ne yapalım? Tekrar okul yapıp, tekrar öğretmen göndermeyelim de, çocuklar cehalet içinde yaşayıp, bölücülere militan mı olsun? Tekrar hastane yapıp, doktor göndermeyelim de, terör örgütü istediğini mi elde etmiş olsun? Tekrar fabrika yapmayalım da, oradaki halk işsiz kalıp terör örgütünün kucağına mı düşsün? Pes mi edelim? Tabii ki hayır! Bölücü terör örgütü PKK’nın istediği de zaten bu! Bu oyuna gelmemeliyiz!

Artık teknoloji gelişti, teknolojiyle birlikte internet de değişti, gelişti. YouTube adıyla bir video paylaşım sitesi ortaya çıktı, dünya çapında popüler oldu. Bölücü terör örgütü, güneydoğuda izlediği politikanın aynısını sanal dünyada da uyguluyor; YouTube’a, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suç oluşturacak videolar yüklüyor. Bu videoları yüklemekteki amaçları, propaganda yapmak değil, mâlum sitenin kapatılmasına sebeb olmaktır! Güneydoğuda, bir daha öğretmen gelmesin diye öğretmenleri öldürmeleri ile, YouTube kapatılsın diye, YouTube’a yasadışı video yüklemeleri arasında pek bir fark yoktur! YouTube’u sansürleme zihniyetiyle, “Öğretmen göndermeyelim, teröristler öldürüyor” şeklinde düşünme zihniyeti arasında hiçbir fark yoktur! YouTube’u kapatmak, terör örgütüne istediğini vermektir!

Bu soruna başka bir formül bulunmalıdır. Eğer başka bir formül bulunamıyorsa, sansürleme hiç uygulanmamalıdır. O videoların yayında olmasındansa, YouTube’un sansürlenmesi halkımıza ve dolaylı olarak da devletimize daha fazla zarar vermektedir.

Bir YouTube yöneticisi, Türkiye Cumhuriyeti Devletinden, kendilerine bu konuda herhangi bir rica ya da istek gelmediğini söylüyor! Buradan da sansürcülerin, ne kadar basit bir şekilde, hiç sorunu çözmek için uğraşmadan, direk sansürleme yoluna giderek, milyonlarca kişinin hakkını çiğnediklerini, halkı hiç düşünmediklerini anlıyoruz. En azından YouTube yöneticileriyle konuşarak, bu sorunun çözümünde onlarla iş birliği yapmaları gerekirdi! Eğer onlar sıcak bakmazlarsa, YouTube’un yayın yaptığı, videoların barındığı ülke ile devlet düzeyinde iletişim kurmak, yasadışı videoların bildirilmesiyle derhâl silinmesini sağlamak en mantıklı çözüm olsa gerek. Yine çözüm bulunamazsa, sadece yasadışı videoların bulunduğu sayfaların engellenebileceği, sitenin diğer sayfalarının ulaşılabilir olabileceği bir mekanizma kurulsun hiç olmazsa! Komple sansür, en son çare olarak bile kullanılmamalıdır!