Kategoriler
Suriye üzerine

Savaşa Hayır

Beyaz adam(!) şaşırıp he dese de siyaha;

Değişmiyor tamtamı aynı rolü oynuyor.

Dünyanın bir ucundan gördüğü aynı saha;

Tutuşan sarı çölde toprak kızıl kaynıyor.

Eski Osmanlı topraklarında cetvelle çizilmiş sınırlar üzerinde oynama yapmaya çalışan ABD ve Batı ülkeleri, kendi çıkarları doğrultusunda bu oyuna devam ediyorlar.

Dünyanın düzenini sağlamak için Tanrı tarafından ABD’nin eline bir sopa verilmiş ve bu sopayı istediği gibi kullanır inancına sahip olanlar, sopanın inip kalkmasında ABD’ne yardımcı oluyorlar.

Kategoriler
Suriye üzerine

Türkiye’nin Suriye Türkmen Politikası Var mı?

 

   Suriye Türkmen Demokrat Hareketi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Tarık Sülo Cevizci, 13.08 2013 tarihinde Gökbörü Türkçüler Derneği Genel Merkezi’nde Suriye Türkmenlerinin durumu ile ilgili bir sunum gerçekleştirdi.

   Kerküklü ve Güney Azerbaycanlı kardeşlerimizin de bulunduğu sunuma biz de katıldık. Sayın Cevizci, Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı bölgeleri işaret edip tarihi geçmişleri hakkında bilgiler sunarak 25 milyonluk Suriye nüfusunun yüzde on iki buçuğunun Türkmen olduğunu, bunun da üç milyonun üzerinde bir nüfusa tekâmül ettiğini açıkladılar.

   Gerek batılı gerek Türkiye kaynaklı haber ve diğer faaliyetlerde Suriye’de daha az nüfusa sahip Kürt, Dürzî gibi diğer grupların gündeme geldiği ama Türkmenlerin varlığından hiç söz edilmediğini vurguladılar.

   Konuşmalarından ne yazık ki Türkiye’nin bir Türkmen politikasının olmadığını öğreniyoruz. Başbakandan Dışişleri bakanına, MHP’sinden CHP’sine kadar bazı siyasi parti genel başkanları ile görüşmeler yaptıklarını ve umduklarını bulamadıklarını belirtmeleri bunun açık izahı idi.

  Kendi topraklarında yapılan savaşta sadece kendilerini korumaya çalışma mücadelelerinde görüştükleri siyasilerin kendilerine Sünni Arapçılık rolünde mücadeleye devam etmelerinin telkin edilmesi ise yüreğimizi acıtan en büyük gerçeği oluşturmaktadır.

   Bin dokuz yüz altmışlara kadar Türkmenlerin yönetimde söz sahibi olduğunu daha sonraları ise adlarının dahi anılmadığını üstelik birçok yasağa maruz kaldıklarını bu yüzden de çok sayıda Türkmen’in Türkçe dahi bilmediğini ve etnik kimliğinine sahip çıkamadığını belirtirken, mücadeleye katılanların etnik kimliğini koruma amaçlı değil mevcut yönetime başkaldırı seklinde olduğunu dolayısıyla az sayıda nüfusa sahip alevi Türkmenlerin bu mücadelede mevcut yönetimden yana olduklarını açıklamaları ise acı bir gerçeği daha gün yüzüne çıkarıyor ki; Suriye’de yapılan iç savaş bir mezhepler savaşıdır.

   PKK terör örgütü destekli PYD güçlerinin Türkiye’nin güney sınırlarında özerklik çığlıkları atarken, aynı zamanda destek görürken Sünni Türkmenlere Arapçılık rolünün biçilmesi ve farklı mezheplere inanmış Türkmenlerin karşı saflara çekilmesi Irak’ta izlenen Türkmen politikasıyla nasıl da örtüşmektedir. Sorularımız üzerine aldığımız yanıtlarda ne yazık ki böyle bir izlenim edindik.

   Türkmenlik ruhunun henüz gelişmediğini bunun yanında silahlı mücadeleye katılan Türkmen birliklerine verilen Fatih Sultan Mehmet, Sultan Abdülhamit gibi isimlerin ve açılan Türkçe kursunun Türkmen varlığının korunmasında bir etkisi olacak mı bunu zaman gösterecek.

   Olası bir parçalanmada veya Esed sonrası bölünmeyen bir Suriye’de kimliğine kavuşamayan grupların geçmişte olduğu gibi yine ezilmeye mahkûm olacaklarını Türkmen kardeşlerimizin bilmesi gerekiyor.

   PYD güçlerine karşı tavır almaları milli kimliklerine kavuşmalarında yardımcı olacağı düşüncesini taşırken mezhep ayrımcılığı yapmadan kendi aralarında da Türkmenlik ruhuyla bir birlik oluşturmaları tüm Türk dünyasının arzusu olmalı.

   Irak gibi ülkelerde gördük ki inanç birliğine bağlı birliktelikler zamanla kardeşkanının akıtılmasına zemin hazırlayabiliyor. Türkmen’in kanı Türkmen için akmalı.

   Sayın Cevizci’nin, en büyük ihtiyaçlarının para ve silah olduğunu belirtmeleri ise Türkiye’nin ayıbıdır.

                                                                                                            Osman Öcal

Kategoriler
Güncel Haberler Günün Tarihi Suriye üzerine

Suriyedeki olaylarla ilgili!

Son donemlerde gercekten ilginc sekilde dogu ulkeleri sicak gunler geciriyor.Libyadan sonra suriyede demokrasi icin ayaklanan insanlarin mucadelesine sahne oluyor. Bu daha cok ozgurluk, baskici rejimin ortadan kaldirilmasi, daha iyi haklar, yasam standartlari ve bunun gibi bir cok sey. Bu aslinda iyi birseydir. Halk Devletden korkmamalidir, cunku Devlet zaten halktir. Birligin butununu olusturan cogunlugun dusunceleride diger insanlar tarafindan kabul gormek zorundadir, aksi halde demoraksi olmaz. Eger koskoca ulkenin yarisi bir dusunce uzerine yogunlasip, olumleri goze alabiliyorsa burda birseylerin degismeye baslamasi gerekdigi anlamina gelir.


Devletin cikan olaylarda guc uygulamak yerine cogunlugun fikrini ve istegini taktir etmesi, gerekirse bunun icin ulke capinda secime gitmesi gerekir. En demokratik cozumde budur. Suriyedeki olaylarda ortami atesleyen olgular mutlaka vardir, ancak ben insanlarin bos yere olmelerini dogru bulmuyorum ve inaniyorumki ugruna olunecek bir sey varsa bunu benimsemek gerekecektir.

Bu olaylar Turkiyenin bu mahalledeki gucunude ortaya koymakta bir nevi. Ornegin Suriye muhaliflerinin Turkiye Basbakani Recep Tayyip Erdogana yazdiklari mektupta Suriye halkinin kurtaricisi olarak nitelendiriyorlar ve bu konuda kendilerine yardim etmemizi istiyorlar. Burda Turkiyenin rolunun buyuk oldugunu dusunuyorum, cunku suriye halkini yanimiza almamiz gerek, halk bize ihtiyac duydugundan bu donemde yanlarinda olursak, ilerleyen zamanlarda da stratejilerimizde, sorunlarimizda bizim yanimizda olacaktir. Ancak yine Libya olaylarinda oldugu gibi arka saflarda beklemeyi secersek batili bir ulkenin yada birden fazlasinin gelip orayada cozum arama bahanesi ile kendi saflarini guclendireceginden eminim. Komsularimiz bizim icin cok onemlidir, bu konuda Turkiyenin Suriyedeki olaylarda cozum arayisinda olmasi gerek ve bunu daha fazla kan akmadan yapmali.

Bu konularla ilgili bir cok haberde ve sitede gordugum yorumlardan da cok rahatsiz oldugumu soylemek istiyorum. Bazi kisiler turkiyenin durumunun daha kotu oldugunu ve gelecek suriye halkinin isleri daha kotuye goturecegini yazmislar. Tamamen yanlis bir dusunce. Zamaninda Irakdaki savas zamaninda sinir kapilarimizi ordaki kùrtlere actigimiz gibi simdide diger sorunlari olan ulkelere acmamiz gerek. Suriyelilerde bizim kardesimiz. Halk cesitliliginden bahsediyoruz, kùrtler, lazlar, Turkler, bunlara neden Suriyelilerde katilmasin ki ? Biz turkler paylasimci bir halkiz, ekmegimizin yarisinida muhtac olanlara verelim. Ilerde ayni onlarin durumunda olmayacagimiz ne malum?

Bu dunyada hic kimse kalici degil, yaptiklarimiz sonraki hayatimizda bize yol gosterecek. Bu yuzden gunu kurtarmak yerine sonraki hayatimiz icinde birseyler yapmamiz, muhtac olani herzaman yardim etmemiz gerek.

Kendi fikirlerimdi, okudugunuz icin tesekkurler.

Kategoriler
Geçmiş Tarih

Mısır Uygarlığı

Çöller ve denizlerle çevrili bir bölgede olduğu için istilaya fazla uğramamıştır. Bu nedenle orduya da fazla önem vermemişlerdir.
Ölümden sonra da hayatın devam ettiğine ve çoktanrılı dinlere inanmışlardır. Bu nedenle Mezopotamyalıların aksine bilim ve sanat dallarının her alanında gelişmişlerdir.
Güneş Takvimi’ni bulmuşlardır.
Papirüs denilen bir kağıt ile Hiyeroglif adı verilen bir yazı kullanmışlardır.
Tanrı-kral anlayışını benimsemişlerdir. Çoktanrılıdırlar.
Piramit adı verilen kral mezarları, Labirent adı verilen halk mezarları inşa ettirmişlerdir.
Suriye sorunundan dolayı Hititlerle savaşmışlar ve dünyanın bilinen ilk yazılı antlaşması olan Kadeş Antlaşması’nı imzalamışlardır.
Nom adı verilen şehir devletleri tarzında yönetilmiş ve bunların başındaki yöneticilere de Anez adını vermişlerdir.
Dışarıdan fazla etkilenmeyen Mısırlılar, koyu bir mutlakiyetle yönetilmişlerdir.

Kategoriler
Azerbaycan üzerine Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim İnternet Dünyası internet hizmetleri Kutlamalar Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine Web Site Tanıtımları

Azerbaycan’nın özgür sesi – Qaynar Haber Portalı

Qaynar Haber Portalı, değerli ağabeyimin tavsiyesi üzerine ziyaret ettiğim ve tasarımından, yazarlarından, haber kategorilerinin çeşitliğinden tutunda yayınladığı haberlere bakış açısına kadar oldukça beğendiğim bir site.
 
Haberlere bakışından kasıt şudur; haber portalının yazarlarından Qurban Yaqupoğlu'nun Türkiye-Azerbaycan arasında ki gerilime değindiği yazı mesela. Özellikle de bizim medyamızın, " Azerbaycan gitti gidiyor! " şeklinde ortalığı telaşa verdiğini görüyor ve biliyoruz. Öyle ki bu haberler, Türk insanını çok üzdü. Kamuoyunu yanlış yönlendirdi.
 
Uzun lafın kısası, büyük zararlar verdi!
 
Ama, bahsettiğim yazarın yazısı, medyamızın şu an ki durumunu gözler önüne seriyor. Yazar, yazısında adeta Türkiye-Azerbaycan insanının sesi olmuş.
 
Bir gerçek var, bayrak krizinin bu kadar büyük olmasının sebebi, Türkiye-Azerbaycan yönetimleridir! Çünkü, kriz ustaca yönetilememiş, her iki ülkenin yönetimleri de birbirine yüz çevirmiştir.
 
Kısacası, yazar bu konuda halkın sesi olmayı başarabilmiştir, çünkü Qurban Yaqupoğlu'na göre Ermeni açılımı, AKP projesidir.
 
Bu açılımı destekleyin yada desteklemeyin, sizce yalan mı? Sokağa indiğiniz de ne deniyor, açılım olsun mu?
 
Bence, tam aksi!
 
Portalda ayrıca; Ermenistan, Gürcistan, İran Güney Azerbaycan adlı kategoriler de var. Oldukça profesyonel bir yaklaşım. Bizim sitelerimiz de, bu türden kategoriler yoktur mesela. Suriye, Yunanistan, İran gibi ülkeler için ayrı kategoriler açılmaz.
 
Açılmadığı içinde, sorun olur. Çünkü, gündem iyice kalabalıklaşır, okuyucu okumaktan vazgeçer. 
 
İran Azerbaycan başlığının açılması neden güzel birşeydir? Kısaca açıklayalım;
 
İran topraklarında, 35.000.000 Azeri Türk'ü yaşamaktadır. Bu ülkede, orada ki Azeriler'den her şekilde faydalanırlar, bilim hariç!
 
Okumak zordur, büyük adam olmak zordur. Ama, İran için savaşan, işçi olarak çalıştırılan insanlardan, kısacası sömürülenlerden olmak oldukça kolaydır…
 
Tabi, İran böyle zannediyor!
 
Azeri Türkleri, buna rağmen Türklük şuurunu taşımaktadır. İşte, Qaynar haber portalı bu sorumluluğunun bilincinde, İran Azerbaycan başlığı ile İran'da yaşayan soydaşlarını unutmamıştır!
 
Bu konuda, portalı oluşturan ekibe teşekkürü bir borç bilirim. 
 
Tabi, Ermenistan-Gürcistan başlıklarını unutmamak gerek. Bu iki ülke için özel başlıklar açılmıştır.
 
Kategoriler
Dünya ülkeleri Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi Orta Doğu Türkiye üzerine

Suriye-Irak Gerginliği

 Son zamanlarda Suriye-Irak arasında büyük gerginlikler çıkmaya başladı.Bölge neredeyse 2001 den bugüne sorunsuz bir gün yaşamadı denebilir. Bölgeyi Amerikanın işgal etmesinden sonra oradaki coğrafya tabiri doğru olur ise adeta çorbaya dönüştüler.Ülkelerin birbirleri ile sorunları,intihar saldırıları ve pek çok benzeri durum baş göstermeye başladı

Suriye de özellikle İran İslam Devrimi’yle birlikte en yakın destekçileri arasında yer alan İran ile ve 1998’de Türkiye ile imzaladığı Adana Mutabakatı sonrasında Türkiye ile ilişkilerini benzersiz şekilde düzeltti. Biraz da yalnızlık duygusuyla ve güneyindeki İsrail’e karşı siyasi destek amacına yönelik bu yakınlaşmaya Türkiye de temiz ellerle karşılık verdi. Suriye-İsrail ilişkilerinde arabuluculuğa dahi soyundu.Türkiyenin bu yardımsever tavrı pek yeterli olmadı demek doğru olur.Türkiye de buluşan iki ülke yetkilileri yapılan görüşmelerde herhangi bir mutabakata varamadıklarını açıkladılar.İki ülkeninde bu inatçı tutumu çok büyük sorunlar yaratabilir.

Bölgenin konumu açısından İran ın A.B.D ye çok sert gitmesi Suriye-İsrail ilişkileri ve benzeri konular, o coğrafyanın insanlarını doğrudan etkilemektedir. Suriye’nin Irak sınırlarını terörist geçişlerine karşı koruyamadığı bir gerçektir. Öte yandan, Irak da aynı sınırları koruyamamaktadır. Bu sebeple Suriye’ye fazlaca yüklenilmemesi gerektiği düşünülmektedir. Her ne kadar bu son gerginlikte terör iki ülke arasına girmişse de, aslında iki Arap devleti arasındaki bölgesel üstünlük mücadelesi ve özellikle de Fırat sularının paylaşımı en önemli sorunlardan biridir. 

Suriye, barajlarında topladığı suyu, önceki yıllara oranla daha az oranda bırakmaktadır. Bu durum, normalleşen Irak’ta Ocak 2009da yapılacak genel seçimler öncesinde hükümete karşı önemli bir koz olarak kullanılmaktadır.Bu koz çok büyük önem arz etmektedir ve geleceği doğrudan etkileyecektir.