Kategoriler
Doğa ve Yaşam Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Genel Konular Toplumsal Konular Türk Tarihi

Uygur Sanatı

Uygurların göçebe hayattan yerleşik hayata geçmeleri ve temsil ettikleri dini inançları nedeniyle sanat bakımından ilerlemişlerdir. Uygurlar, mimari, resim, heykel, yazı gibi sanat alanlarında eserler oluşturmuşlardır. Özellikle mimari, resim ve heykel gibi alanlarda, onlardan sonra gelen nesilleri, dönemleri de etkilemişlerdir. Uygurların budist tapınak ve mezar yapıları önemli derecede gelişmişti. Uygurların bu başarılı eserleri aynı zamanda Karahanlılar, Gazneliler, Büyük Selçuklular, Moğollar gibi devletleri mimari açıdan etkilemiştir. Duvar süslemelerinde ve minyatürleriyle Arap, Selçuklu ve Osmanlı sanatına kaynaklık etmiştir.

Uygurlar dışında, diğer devletlerde o zamana ait eserler çok az derecededir. Bunun nedeni ise Türklerin yerleşik hayattan çok göçebe hayat tarzı yaşamaları ve o devletlerin daha çok askeri teşkilat yapılanmasına sahip olmalarıdır.

Uygur Sanatı
Uygur Sanatı
Kategoriler
Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Eğitim - öğretim Genel Konular Günlük hayat iletişim Sağlık Toplumsal Konular

Rehabilitasyon Hizmetleri

Bazı hastalıklar, tedavi de bazı nedenlerden dolayı iyileşmeyebilir. Tedavi edilemeyen hastaların bir takım organları işlevilevini kaybedip çalışmayabilir. Böyle, sakat durumda kalan insanlar kendi kendilerine yetebileceği kadar eğitilir ve topluma kazandırılır. Bu eğitilme amacıyla yapılan hizmetlere rehabilitasyon hizmetleri denir.

Rehabilitasyon hizmeti gören kişi eskisi gibi iş yapamasada hafif işleri yapacak duruma getirilebilir. Örnek verirsek bir kazada sağ kolunu kaybeden insana, sol kolunu en verimli şekilde kullanma öğretilir.

Her ülkenin kendi koşullarına göre planlayacağı hizmetler çok farklı alanları ilgilendirebilir. Ancak bunlar arasında öncelik tanınması gereken etkinlikler vardır. Bu etkinlikler;

Kategoriler
Deneme Yazıları Genel Konular Zayıflama Yöntemleri

Diyet hatalarına düşmeyin!

Zayıflamak uğruna kendinize eziyetmi ediyorsunuz? Fazla kilolardan kurtulmak uğruna bu tür diyet hatalarına düşmeyin !

Her diyet programı kişiye özel olarak hazırlanmalıdır.Bir başkası için hazırlanmış olan diyet kesinlikle tavsiye edilemez.Bunun olumsuz diyet sonuçlarının yanı sıra önemli sağlık sorunlarını da beraberinde getireceğini unutmayın.Bu sebeple bir diyetisyen , zayıflama uzmanı kontrolü altında biyokimyasal yapınıza , beslenme alışkanlıklarınıza ve sosyal ekonomik şartlarınıza uygun diyet programlarını tercih etmelisiniz.Aksi taktirde o güzelim sağlığınızdan olabilir , kilo verme çabanız daha başlamadan son bulabilir yada yağ kaybetmeden hafifleme durumları meydana gelebilir.

Ulaşılabilir ve öngörülen hedefleri amaçlamak diyet için en önemli aşamalardan bir tanesidir.Çok kısa sürede normalden fazla kilo kaybı yaşamak isteyenlerin amaçları tam bir sonuca varamadığı gibi, çoğu zaman diyet serüveni yarıda kalmaktadır.Bu durumda yapmanız gereken tek şey kendinize karşı dürüst olmak ve bu uğurda kazandığınız en küçük başarıyı bile göz ardı etmemek.Unutmayın ki takdir edilmek herkesin hoşuna gider.Başkasının iltifat etmesini beklemeden kendi kendinizi kutlayın.

Kilo vermek bir yandan bakıldığında matematik hesaplamadan oluşan bir olgudur.Aldığımız kalori miktarı harcadığımızdan az olursa kilo veririz,kalori alımı ve kalori yakımı dengede olursa kilomuzu koruruz.Eğer çok kalori alıp az kalori yakıyorsak fazla kilo problemi yaşarız.Bir artı bir eşittir iki gibi basit görünen bu denklemler aslında o kadar da basit değildir.

Metabolizma sistemi çok akıllıca bir şekilde işleyen fakat bir o kadar da bencil bir sistemdir.Siz ona ne kadar iyi davranır , ne kadar iyi bakarsanız o da size aynı şekilde yanıt verir.Bir araba benzin olmadan gidemeyeceği gibi bedenimizde benzini olmadan işlev görmeyen bir mekanizmadır.Bu sebeple aç kalmadan az öğünleri sık sık tüketmeyi bir yaşam ilkesi edinmeliyiz.

Kategoriler
Kişisel makaleler Şiirler

Çöpe Atılmış Duygu ve Düsünceler(2)

Çöpe Atılmış Duygu ve Düsünceler(2)

Türk Edebiyatinin koynunda güzellikler yatar…

” Arkadaslarim gerek dostlarim, bana bunca yil hep sinir verdiler ama, ben onlara icimden kosarak gelen neseyi verebildim. ”

Hic kuskusuz Turk Edebiyati vürtüel alemin getirdigi polifonik ironi ile guzelliginden hic bir sey kaybetmedi. Lakin; bati kültürlerinde bunu söylemek zor.
Bizim, kültür farkliligimiz sosyal-kültürel acidan düsünülürse batidan daima bir adim önde olmustur.
Kültürümüzü bir sekilde yasatmayi, icinde bulundugumuz olumlu veya olumsuz her ortamda  ele almisiz. Bunu edebi alana yansitarak siir yazmaya meyilli amator sairler dile getirmislerdir ya da gercek sairler.
Bir cogumuzun ” siirler okunmuyor ” figani aci aksetse de bir sekilde Türk Edebiyatina önem veren okurlar ” ipin inceldigi yerde ” siir yazmaya ilk adimlarini atarak Türk Edebiyatina katkilari ile zenginligi asilamislardir.

Sair, ruhen icinde bulundugu pozitif-negatif her atmosferden en iyi sekilde duygu ve düsünceleri ile siiri ileriye götürmeyi basarmis olup, bu basarilarindan okunmadigini bilse de büyük hazlar almistir.
Dünya Edebiyatinin büyük sairlerinden olan üstad Fransiz ozani SARL BODLER der ki; ” Bu fani dünyaya sürgün edilmis olup özlemini cektigi yüce alemlere ucmak icin durmaksizin cirpinan, fakat ucmasina kanatlarinin büyüklügü engel olan bir yaratiktir! “

Öyle ya..yüzyillardir siirler yazildi, kalemlerin ucu bitmedi. Duygular sayfalardan tasti, gözler irmak oldu akti, satir satir gam, keder, elem demlendi misralarda. Sonra dizildi bir bir ask, sevgi ve mutluluk ve de sefa ama, yine de dolduramadik gönlümüzdeki boslugu…

Kimi zaman bir arkadas icin yazdik, kimi zaman bir güzel kiz icin ama, sevgidir dedik yazilanlar. Biz gözüyasli yasadik sevgileri. Mutluluklari cefaya gömüp, yalandan yasadik sefalari. Kimseler mutlu oldugumuzu bilmedi. Mutlsuzlugumuzu umursamadi. Bizde kiyidan köseden acisiyla karisik yasamin ucundan tutup yasiyor gibi yapip. sevmeyenleri sevip sevilenlerle sevgileri yasadik.

Biz insanoglu(Sairler), acisiyla, tatlisiyla sinir dolu onca günleri sirf arkadas ve dostlarimiz icin sirtimizda tasiyoruz. Cünkü; bizlerin bir anlik mutlulugu ve nesesi, bizim icin aci günlerimizde bile en neseli, tatli günlerimiz oldugunu bilmesek bile mutlulugu ve neseyi birbirimize borcluyuz. Hic bir zaman diyemeyiz ki; ” hic sevmedim, mutlulugu ve neseyi bulmadim. “

17.05.2009

Yakup ICIK