Kategoriler
Güncel Haberler Php fonksiyonlari Program Anlatımları Programlama Dilleri Resimli anlatım Webmaster yardım

CuteFTP ile .htaccess dosyaları

 

Bazı alışkanlıkları kıramıyoruz zaman zaman.  Yıllardır utility diskimde yangında ilk kurtarılacak tool’larım arasında durur CuteFTP.  Çok alternatif denesemde aileden biri olmuş, vazgeçemiyorum.

Local makinalarımda .htaccess değiştirmek rahat olsada, uzaktaki makinada bazen bu eziyet olabiliyor. FTP ile bağlandığım makinaya upload yaparken, aklıma gelen değişikliği .htaccess’de anında değiştirmek istesemde CuteFTP . (nokta) ile başlayan dosyaları filtreleyip göstermediği için, herseferinde ssh bağlantısı kurmak pico açmak bana pek pratik gelmiyordu.

 

Bende CuteFTP’yi nasıl .htaccess gösterebilir hale getirebilirim diye kendime sordum. Sonuçta klasörü listeliyor ve belli kritere uyanları gösteriyorsa, filtre seçenekleride olmalı değil mi?

Sorun şöyle çözüldü;

# Önce CuteFTP üzerinde listelenen .htaccess görmek istediğiniz siteyi seçip sağ tıklayarak Site Özelliklerini seçin (Site properties) – Kısaca seçimi yapıp Alt+Enter’a da basabilirsiniz.

01

# Açılan ayar sayfasında Action sekmesine geçin, Filter… butonuna basın

02

# Açılan Filter sayfasında Enable Filtering seçili olmalı ve Serverside Filtering bölmesi altında Enable Serverside Filtering seçili olmalıdır.

Remote Filter yanında bulunan -a -al gibi list değerleri ekleyerek dizini ne şekilde listelemek istediğinizi belirtebilirsiniz. Ben -al tercih ediyorum.

CuteFTP

Bu aşamalardan sonra artık .htaccess dosyanızı CuteFTP altında görebileceksiniz.

Kaynak

Kategoriler
Deneme Yazıları Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Dağdan indim meclise!

Türkiye’nin gündemi, 7 yıldır hazırlanmakta olduğunu öğrendiğimiz bir politika ile çalkalanıyor. Ülkenimizin Mühendisini, öğretmenini, masum bebelerini öldüren, okulları ve ekonomik yatırımları yok eden teröristler için açık bir kampanya başlatılmıştır. Bu kampanyayı yürütenler, kendisinden hazzetmesemde Fatih Altaylı’nın deyimi ile ” Azgın demokratlar ” adlı gruptur.

Bu kimseler, ABD maşası olup aydın diye geçinmektedir. Onlara göre demokrasi için herşey mübahtır.

Yani; Güler Zere adlı kadın teröristin serbest bırakıldığı süreç gibi. Askerlerin şehit olduğu olaylara karışacaksın, masum vatandaşları öldüreceksin ondan sonra da hasta olduğun için serbest bırakılacaksın! Ne güzel Demokrasi!

Ama, ekmek çaldığı için hapis yatan küçük çocukları kim serbest bırakacak? Anlıyorum ki, bu Güler Zere gibi bir teröristin serbest kaldığı süreci demokrasi adına getirenler, küçük çocuklar da terörist vasıf olmadığı için onları önemsememektedir. Ne yapmak lazım acaba

Terörist mi olsak bizde?

Bu ülkede, pek çok mahkum hasta. Hemde Güler Zere’den daha kötü durumda olanlar var. Sanıyorum onlar da terör suçundan girmedikleri için onlar ile ilgilenilmeyecek…

Güler Zere için ” O da insan, kaderine terk etmeyin ” diyenler, demokrasiyi sulandırmıştır. Bu hayatta, Güler Zere gibi çok insan var…

Milyarlar ile ifade ediyoruz ya hani!

George W. Bush’ta insan, Usame Bin Laden’de insan, Adolf Hitler’de insan…

Onlar sizin idolleriniz mi? Bugünün sözde aydınlarına baktığımız da, üstte yazdığım isimlerin hepsinin demokratların idolleri olduğu sonucunu çıkarabiliriz.

Öyle azmışlar ki, demokrasiyi bizzat kendileri sanır duruma gelmiş, kafalarına göre hüküm verir olmuşlar!

Teröristlerin öldürdüğü 30.000 can, 6636’dan fazla şehit asker, bu kişiliksizler tarafından bir kere de yok sayılıyor. Devlet’in 300 Milyar Doları sanki Türkler tarafından batırılmış gibi gösteriliyor, sonucunda da teröriste af isteniyor!

Ama, bu ülkede güvenlik güçlerini öldüren, mühendisleri, öğretmenleri öldürüp okulları yok eden teröristler ile mücadele etmiş olan isimler içinde, ” Devlet cinayet işlemez ” gibi saçma bir neden ile hain ilan ediyorlar!

Kategoriler
Anma Yazıları Deneme Yazıları Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi Kişisel makaleler Milli Görüş Sevgi ve Ask Dünyası Şiirler Tarih Makale Türkiye üzerine Videolar

Atatürk’ü Anma Ve Atatürk Haftası

19 Mayıs ile Kurtuluş Savaşını başlatan ve bugünkü yaşadığımız ülke sınırlarının çizilmesini sağlayan ulu önderimiz Atatürk ün ölüm yıldönümü her yıl 10 Kasım da anılmaktadır.10 Kasım ülkemizde Atatürk ü anma ve Atatürk Haftası olarak yaşanmaktadır.
Ulu önderimiz Atatürk ün hastalık belirtisi ilk olarak 1937 yılında ortaya çıktı.1938 yılının son aylarında Yalova da bulunduğu sırada bu belirtiler iyice artarak hastalığı tamamen ortaya çıktı.Yalova da uzman hekimler tarafından yapılan tedavisi olumlu sonuçlar verdi.Fakat bu tedavi sonrasın iyileşme süreci için gerekli olan dinlenmeyi yapmadı ve Ankara ya yolculuk yaptı.Bu yolculuk O' nu hastalığın çemberine iyice yaklaştırdı.
 

nostalji – mustafa kemal atatürk'ü anma ve atatürk hafta | makaleci.com

Bu hastalığın yaşandığı tarihlerde ülkemizin gündeminde Hatay sorunu vardı.Hastalığının ciddiyetini bilmesine rağmen Mersin ve Adana ya geziler düzenledi.Yakıcı ve kızgın güneş altında buradaki askerlerimizi teftiş edip tatbikatlar yaptırdı.Bu olaylar sonunda hastalığın ilerlemesi ile birlikte vücudu çok yorgun düştü.Ülke olarak edindiği ve çok sevdiği milleti uğruna sağlığını hiçe saydı.Güney illerimize yaptığı seyahatler bedeninin iyice yorulmasını sağladı.Mersinden 26 mayısta yola çıkarak Ankara ya döndü ve buradan tedavisi ve istirahat amaçlı olarak İstanbul a geçti.
 
Hastalığın teşhisi için uğraşan doktorlar ilk olarak siroz hastalığı teşhisini koydular.Deniz havası Ata mıza iyi geldiği için bir süre boyunca Savarona Yatı'nda dinlenmeye çekildi.Bu dinlenme sırasında bile ülkemizin sorunları ile ilgilendi çözüm yolları sundu.O günlerde İstanbul a gelen Romanya Kralı ile görüşmeler yaptı.Bakanlar kurulu toplantısına tam oy ile başkanlık yaptı.Hatay Anlaşması nın 4 Temmuz 1938 de yürürlüğe girmesi ile Atatürk ün morali iyice düzelmişti.
 
Temmuz ayının son günlerine kadar Savarona Yatı nda kalan Ata mızın hastalığı yine ilerlemeye başlamıştı.Hastalık iyice artınca O nu Dolmabahçe Sarayı na naklettiler.Fakat bu durum da hastalığın sürekli ilerlemesini durduramadı.O nun bu sağlık sorunlarından haberdar olan Türk halkı sağlığı konusunda tüm haberleri takip ediyordu.Atatürk 5 Eylül 1938 de vasiyetini yazdı.Bu vasiyette yer alan bilgilere göre servetinin büyük bır kısmı Türk halkına ve Türk Dil kurumlarına bağışlandı.
 
Ekim ay ortalarına doğru Ata mızın durumu düzelir gibi olmuştu.Fakat o yılda Cumhuriyetimizin 15. yılını kutlamak üzere Ankara ya gelemedi.29 Ekim 1938 günü Başbakan Celal Bayar a şu notu Türk Ordusuna iletmesi için verdi;
"Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!" sözü ile Türk Ordusu'nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda "Türk vatanının ve Türk'lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır"
Bu sözleri ile Atatürk ün Türk ordusuna olan güveni iyice anlaşılmıştır.
 
Aradan fazla zaman geçmeden Atatürk'ün hastalığı tekrar şiddetlendi.8 Kasım günü sağlığıyla ilgili raporlar haberlerde ve gazetelerde yayınlanmaya başladı.Bütün yurdu derin bir hüzün tekrar sardı.Her Türk Atatürk ün kurtulması için dua ediyordu.Ancak bu durumun korkulan sonu oldu.
 
Kategoriler
Amo-Seo-PR Günlük hayat Günün Tarihi İnternet Dünyası Webmaster yardım

Pagerank – Yeni Pagerank Güncelleştirmeleri

Yeni Pagerank Güncelleştirmeleri

4.Ayın sonunda herkesin merakla beklediği, hatta çoğu kişinin rüyasına bile giren Pagerank güncelleştirmeleri oldu.. Herkes bu güncelleştirmeden nasibini aldı.. Fakat iyi mi kötü mü bunu tam olarak anlayamadık.. Çünkü bazı kişilerin yüzleri gülüyor bazıları ise kastığı sitenin düşmesinden yakınıyor..

Pagerank Backlinklere göre verilmedi mi?

Evet arkadaşlar herkesin kafasında bu konu hakkında bir soru işareti var.. Çünkü çoğu kişinin backlink kastığı siteler düşüşte,aksine hiç kasmadığı sade konu açtığı,düzgün yüzüne bile bakmadığı siteler ise çıkışta.. Benim düşüncem ise google, Pagerankları sade backlink e bakarak vermedi..Tabiki backlink inde etkisi var ama buna güncellik,özgünlük,ziyaretçinin sitede geçirdiği süre ve hit de etki ediyor..Biz yinede google a versede vermesede teşekkür ediyoruz, çünkü google sayesinde kaç kişi ekmek yiyor biliyoruz..

Pagerank ın önemi varmı?

WebMaster lığa adım attığım ilk zamanlarda bu konu gerçekten kafamı çok kurcalıyordu fakat gün geçtikce anladım ki gerçekten pagerank ın önemi var..Çünkü Pagerank bildiğimiz üzere Google ın gözünde sitemizin değeri.. Hem PR nin bu kadar önemli olmasa niye bu kadar kişi sürekli pagerank için link değişimi , link alımı – satımı yapıyor ki? . yani burdan bi sonuç çıkarıyoruz ki Pagerank ın önemi var.. ve bi arada şöyle bir şeyde duymuştum – Google index atarken azda olsa pagerank ada önem veriyormuş.. Katılıyorum.. deneyimlerim ve gözlerimlerim bu yönde..

Pageranklı Sitelerimizi Nasıl Kullanmalıyız?

Şimdi herkesin aklında arka planda kalan sitelerinden Link satmak veya sitelerini link değişime sokmak geçiyordur.. Bence bu yanlış.. Çünkü daha yeni güncelleştirme oldu ve Google tamamen güncelleştirmeyi bitirmedi.. Her an sitenizi aşağıya atabilir bu yüzden bu konuya dikkat etmemiz gerekiyor.. Pagerank güncelleştirmelerinin tamamen bitmesini bekleyip, linklerimizide belirli zamanda eklemeliyiz diye düşünüyorum..

Kategoriler
Deneme Yazıları Genel Konular Zayıflama Yöntemleri

Diyet hatalarına düşmeyin!

Zayıflamak uğruna kendinize eziyetmi ediyorsunuz? Fazla kilolardan kurtulmak uğruna bu tür diyet hatalarına düşmeyin !

Her diyet programı kişiye özel olarak hazırlanmalıdır.Bir başkası için hazırlanmış olan diyet kesinlikle tavsiye edilemez.Bunun olumsuz diyet sonuçlarının yanı sıra önemli sağlık sorunlarını da beraberinde getireceğini unutmayın.Bu sebeple bir diyetisyen , zayıflama uzmanı kontrolü altında biyokimyasal yapınıza , beslenme alışkanlıklarınıza ve sosyal ekonomik şartlarınıza uygun diyet programlarını tercih etmelisiniz.Aksi taktirde o güzelim sağlığınızdan olabilir , kilo verme çabanız daha başlamadan son bulabilir yada yağ kaybetmeden hafifleme durumları meydana gelebilir.

Ulaşılabilir ve öngörülen hedefleri amaçlamak diyet için en önemli aşamalardan bir tanesidir.Çok kısa sürede normalden fazla kilo kaybı yaşamak isteyenlerin amaçları tam bir sonuca varamadığı gibi, çoğu zaman diyet serüveni yarıda kalmaktadır.Bu durumda yapmanız gereken tek şey kendinize karşı dürüst olmak ve bu uğurda kazandığınız en küçük başarıyı bile göz ardı etmemek.Unutmayın ki takdir edilmek herkesin hoşuna gider.Başkasının iltifat etmesini beklemeden kendi kendinizi kutlayın.

Kilo vermek bir yandan bakıldığında matematik hesaplamadan oluşan bir olgudur.Aldığımız kalori miktarı harcadığımızdan az olursa kilo veririz,kalori alımı ve kalori yakımı dengede olursa kilomuzu koruruz.Eğer çok kalori alıp az kalori yakıyorsak fazla kilo problemi yaşarız.Bir artı bir eşittir iki gibi basit görünen bu denklemler aslında o kadar da basit değildir.

Metabolizma sistemi çok akıllıca bir şekilde işleyen fakat bir o kadar da bencil bir sistemdir.Siz ona ne kadar iyi davranır , ne kadar iyi bakarsanız o da size aynı şekilde yanıt verir.Bir araba benzin olmadan gidemeyeceği gibi bedenimizde benzini olmadan işlev görmeyen bir mekanizmadır.Bu sebeple aç kalmadan az öğünleri sık sık tüketmeyi bir yaşam ilkesi edinmeliyiz.

Kategoriler
Deneme Yazıları Genel Konular Zayıflama Yöntemleri

Akdeniz Diyeti İle kolayca Zayıflayın

Bitkisel maddeleri içeren ürünler , çeşitli kronik türdeki hastaları , özellikle kroner hastalığını , kalp hastalıklarını ve bazı kanser türlerini engellemektedir.

Akdeniz bölgesine özgü yemeklerinn çoğu sebzelerden yapılmaktadır.Tüm yıl boyunca her mevsim bol bol sebze tüketilmektedir.Yapılan yemeklerde mümkün olduğunca sebzelerin doğallıpı bozulmaz.Yemeklerde damak tadı önemli olduğu kadar görünüşe ve sağlığa da önem verilir.Yapılan yemeğin göze hitap etmesi için çeşitli garnitürler ile süslenir.

Günümüzde bitkisel kaynaklı yemeklerin daha çok tüketilmesinin sebepleri arasında bu tür besinleri tüketen yüksek popülasyon ,çeşitli kronik hastalıkların engellenmesi, kalp hastalıklarının ve bazı kanserlerin daha seyrek görülmesidir.

Akdeniz bölgelerinde sıcak iklime uygun ve sağlığa önem veren beslenme şekli için Akdeniz diyeti idealdir.Akdeniz sahillerinin simgesi damak tadıdır.Burdaki beslenme şekli içerisinde kırmızı ete çok az yer vermektedir.Balık , tahıl sebze/meyve ve lifli türdeki besin maddeleri çoğunlukla tüketilmektedir.Zeytinyağı bu bölgedeki en önemli besin kaynaklarındadır.Süt ve sü ürünleri ile balık önemli protein kaynakları arasında yer alır.Akdeniz diyetini özümseyen beslenme türü hem sağlık açısından hemde formda kalmak isteyenler açısından kullanımı oldukça basit ve kesin sonuç veren bir diyet programıdır.

Akdeniz Diyeti

Sabah
1 dilim tam çavdar ekmeği (erkekler için iki dilim)
50 gram lor peyniri
1 tatlı kaşığı zeytinyağı, kekik, pul biber, taze fesleğen
Domates, yeşilbiber, maydanoz
Şekersiz açık çay

Ara öğün
1 dilim karpuz

Öğle
1 kâse mercimek salatası
1 dilim az yağlı beyaz peynir
1 dilim tam çavdar ekmeği

Ara öğün
1 dilim peynir (erkekler için iki dilim peynir)
2 kepekli grisini (4 kepekli grisini)
5 yeşil zeytin

Akşam
6 çorba kaşığı kıymalı bezelye
3 çorba kaşığı bulgur pilavı (erkekler için 4 çorba kaşığı bulgur pilavı)
Cacık veya ayran

Ara öğün
1 şeftali
10 fındık 

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi Kişisel makaleler Spor Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Terim Gitti, Kavga Bitti…

Fatih Terimİmparator lakabını ne kadar hak ettiği konusunda çekincelerimin olduğu, bu ülkeye ve milli takıma yetecek bir teknik adam olduğu konusunda da aklımda soru işaretleri olan Fatih TERİM en sonunda doğru olanı yaparak Milli Takımı rahat bıraktı.

Geçtiğimiz yıllarda Ersun YANAL Hakan ŞÜKÜR’ü kadro dışı bırakınca çarmıha gerilmiş, aslında yaptığı işin doğruluğu göz ardı edilerek kapı önüne koyulmuştu. Şimdi bana Hakan ŞÜKÜR nasıl kadro dışı bırakılır demeyin. Bu takım her an gençleşmesi lazım olan bir takım. Ve Hakan bu takımdaki misyonunu çoktan doldurmuştu.

Kaldı ki Ersun hocadan sonra görevi alan Fatih TERİM’de ona fazla şans vermedi ve siyasi bir manevra gibi yağdan çık çekercesine milli takımdan çıkardı. Ersun hocanın ilk 11’ini kullandı uzun süre. Yani ondan çok daha fazla çaba sarf edip, takıma katkı yaptığını söylemek biraz zor olacaktı.

Neyse gelelim elemelere. Geçtiğimiz yıllarda İsviçre karşısında Dünya kamuoyu önünde bizi ne hallere sokan Fatih TERİM, aynı şekilde bu elemelerde de gereksiz sinir, kapris ve egoları yüzünden hem takımı yalnız bıraktı, hem de kamuoyunda kendi yüzüne kara leke çaldı.

Onun dışında kadro dışı bıraktığı yetenekleri saymak bile istemiyorum. Rusya liginde oynadığı her maçta gol atan bir Fatih TEKKE ve aynı ligde takımının ilk 11’inde değişmez oyuncu olan Gökdeniz KARADENİZ’i sırf kendi ego ve istekleri nedeniyle kadro dışı bırakması gerçekten anlaşılabilir bir durum değildi. Bu tarz oyunculara her zaman ihtiyaç duymamıza rağmen kendi malıymış gibi Milli Takımı yönetmesi bence yaptığı en büyük hata idi.

Gelelim elemelerdeki başarısız sonuçlara. Takıma aldığı veya almadığı isimlere. Bence kazanılan birkaç maç onun değil, bazı oyuncuların bireysel çabaları ve şansımızın yaver gitmesi ile oldu. Açıkçası elemelerden çıkamadığımıza üzülmedim çünkü üst turda daha rezil olabilirdik. Alınan yenilgiler sonrasında bile gerek oyuncuları, gerek seyircileri, gerek hakemleri suçlayan sayın Terim, ne hikmetse kendi üzerine bir türlü toz konduramıyor.

Gerçi adı üstünde İmparator. Ona bu lakabı Galatasaray’ı Süper Kupa şampiyonu yaptığı zaman verilmişti. Ancak o zaman bile hazıra konan bir yapısı vardı. Kadro hazırdı. İlk onbirler bile kendinden önce gelen hoca tarafından belirlenmişti. O ise sadece oynattı. Sonunda kupayı alınca da imparator ila edildi.

Şimdi gelelim günümüze. Acaba Fatih Terim gidince yerine kim gelecek. Türk teknik adam mı, yoksa Yabancı bir teknik adam mı geçecek Milli Takımların başına.

İlk etapta Yerli bir hocanın Milli Takımın başında olmasını savunanlardan olsam da şuan bu ağırlığı ve stresi kaldıracak hocanın çok az olması beni düşündürüyor. Ersun YANAL yada Bülent UYGUN ismi aklıma ilk gelen isimler. Ersun Hocanın Milli Takım kariyerinin olması, Bülent hocanın ise gerek sakin yapısı, gerekse takımda bütünleştirici bir etki taratması ilk göze çarpan özellikleri.

Ancak ülkemiz futbol konusunda çok acımasız bir ortama sahip. Ersun Hocanın uzun süredir takım yönetmemesi, daha önce yaşadığı Şükür krizi sorun oluştururken, Bülent hocanın Sivas’tan yeni gönderilmesi ve Milli takım anlamında fazla deneyim sahibi olmaması sorun oluşturuyor.

Yabancı teknik adam olayı ise daha karmaşık. Şu aralar Hiddink gelecek denilse de kabul edip etmeyeceği belli değil. Başka birinin gelmesi ise zaten ilk etapta Milli takıma Milli Teknik adam gelsin diyenler açısından bir koz olacaktır. Bu sayede her başarısızlık yabancı teknik adama yıkılacaktır.

Kaliteli bir yabancı teknik adamın şu ortamda ülkemize gelmesine pek inanılmasa da gelecek sağlam altyapılı ve egoları olmayan bir kişinin takımı bundan sonrası için toparlayabileceği de bir gerçek. Gerek kadro dışı bırakılan Fatih ve Gökdeniz gibi isimlere, gerek kadroya girse bile küstürülmüş olan diğer oyunculara bu açıdan yeni bir ışık doğabilir.

Bakalım zaman nasıl bir dönemece sokacak bizi. Ancak bildiğim bir gerçek var ki Fatih Terim’in istifası bize yarayacak. Dün akşamki maçta sırf o gitsin diye Milli Takım’ın yenilmesini isteyecek kadar çaresiz bir duruma düşen milyonlarca insan varken, artık o koltuğa başkasının gelme zamanı gelme zamanı gelmiş demektir…