Kategoriler
Film Fragmanları

Sinyal (2014) Bilim-kurgu

Merakla beklediğim bu yılın bilim-kurgu alanında az bir bütçeyle çekilmesine rağmen, güzel işler başaracağını düşündüğüm sinyal filmi çok yakında vizyona girmeye hazırlanıyor. Konusuda bir hayli ilginç olan blim-kurgu filminde klişe yok denecek kadar az geldi bana. Hoş daha izlemedik ancak tahminlerim öyle.

The Signal 2014 Film High Quality Trailer Captures00044

Konusu da ilginç arkadaşlar ama birazda merakda bırakmıyor değil bizi.

Sinyal, üç gencin yolcukları sırasında başına gelen olağanüstü olayları konu alıyor. Nick ve Jonah MIT’de hackleme tutkusu olan iki birinci sınıf öğrencisidir. Bu iki genç Nick’in kız arkadaşını 1 yıllığına okumaya gittiği yeni üniversitesine yerleşmesine yardım etmek için onu kendileri götürmeye karar verirler. Yolculuk esnasında, bu üç genç onlarla uğraşmaktan sıkılmayan hacker olan Nomad’in yerini tespit ederler, yerini tespit ettiklerinde ise onu görmeye gitmekten başka şey düşünemezler. Çölün ortasında Göçmen ile yaptıkları korkunç yüzleşmeden sonra üçlü uyandıklarında kendilerini hapis bulurlar. Nomad’ın yanına gittiklerinde ise arkalarında hiç iz bırakmayan gençleri, güvenlik güçleri aramaya başlar. Kendilerini bilmedikleri bir yerde tutsak olarak bulan gençler, oraya nasıl gittiklerini ya da neden tutulduklarını bilmemektedirler. İlerleyen zamanla birlikte aslında nasıl bir olayın parçası olduklarını anlamaya başlayacaklar. [*beyazperde]

Türkçe Alt yazılı fragman:
http://youtu.be/5NOsPRv0o2k

Sinyal, 18 Temmuz 2014‘te sinemalarda! [*detay]

Kategoriler
Deneme Yazıları İslam Dini

Alışkanlık Mekanizmaları

Sürekli cildimizle temas halinde olan giysilerle muhatabız. Ancak onları her an hissetmeyiz. Bunun önemli bir sebebi var. Derimizdeki alıcılar belli bir süre sonra, cildimize temas eden maddeye ilişkin duyu sinyallerini beynimize iletmeyi durdururlar. Bunun nedeni cildimizin, kendisine temas eden maddeye karşı alışkanlık kazanmasıdır.

Bir an bedenimizdeki bu ‘alışma’ mekanizmasının olmadığını düşünelim; ne olurdu?.. Üzerimizdeki giysileri sürekli olarak hissetmek kuşkusuz bizim için eziyet haline gelirdi. Dikkatimiz her an çorabımızın sıkan lastiğinde ya da gömleğimizin sert manşetinde yoğunlaşırdı. Hatta bu yüzden, dokunduğumuz diğer cisimlerden gelen sinyalleri algılamakta zorluk çekerdik. Yaşamımız, bu sıkıntılı ayrıntılar nedeniyle zor bir hal alırdı. Dahası geceleri bile rahat uyuyamaz, dinlenemezdik.

Merhamet edenlerin en merhametlisi olan Allah, sonsuz rahmetiyle kullarını kuşatır. Çok küçük bir detay gibi görünse de, bu mekanizmanın olmadığını düşündüğümüzde, gerçekte ne denli hayati olduğunu anlayabiliriz.

Burada, ‘alışma’ mekanizmasına benzeyen ancak fiziksel değil ruhsal olan bir durumdan söz etmek isterim. Kuşkusuz Yüce Allah’ın tüm evrene olan hakimiyetinin kanıtları çok açıktır. Ancak birçok insan yukarıdaki örnektekine benzer bir alışma mekanizması nedeniyle, çevresindeki uyarıcı güzellikleri göremez ve kavrayamaz.

Bazı insanlar ilk kez karşılaştıkları bir yaratılış delili karşısında etkilenebilir hatta kısa süreliğine de olsa detaylı inceleyip, üzerinde düşünebilir. Ancak bir süre sonra hissettikleri o heyecanı yitirerek, alışkanlık duymaya başlarlar. Hatta zamanla, gördükleri onlara ‘sıradan’ gelir.

Alışkanlık anlamına gelen ülfet, insanların, varlıklardaki muhteşem detayları, mucize ve güzellikleri fark etmelerini engelleyen bir perdeye benzer. Bu kimseler evreni saran ihtişama, Allah’ın benzersiz yaratmasının delillerine alışkanlık gözüyle bakar; gaflet ve ülfet perdelerinin altında yaşarlar. Zamanla Allah’ın eşsiz yaratmasındaki gerçekleri unutur, bu mucizevi olaylar üzerinde hiç düşünmezler. Bu durum onları, Allah’ın gücünü gereği gibi takdir etmekten engeller. Kur’an’da bu kişilerin durumu, “Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler.” (Yusuf Suresi, 105) ayetiyle tarif edilir.

Oysa yeryüzündeki tüm varlıklarda sayısız yaratılış mucizesi vardır. Detaylardaki mucizeler, tüm canlılığın yapıtaşı olan atomlarda başlar, olağanüstü denge ve düzene sahip gökyüzü, galaksiler, Güneş, insan vücudu, bitkiler, dağlar, denizlerdeki sayısız detay ve özelliklerle devam eder. Tümünün sahip olduğu özelliklerde bir sanat vardır. Akıl ve hikmet gözüyle bakabilen bir insan, detayları da gördükçe, Allah’ın üstün ilmine, sonsuz gücüne ve benzersiz sanatına daha yakından şahit olur.

Tüm evrene hakim olan Allah, yarattığı tüm canlılara dilediği şekli vermiş, hepsine ayetlerini yerleştirmiş, varlığının delillerini insanlara göstermiştir:

“Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 4)

Mucizevi delilleri göremeyen, ülfet perdelerinin altında yaşayan kişinin, yaşamındaki bu perdeleri tek tek kaldırması çok önemlidir. Samimi bir kalple her an Allah’a yönelmeli, gördüğümüz her şeye hikmetle bakmalı ve üzerlerinde derin düşünmeliyiz. Ancak şuurumuzu açtığımız ve Rabb’imizin sanatını görebildiğimizde gerçek mutluluk ve huzuru bulabiliriz…

Fuat Türker