Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

PKK’lılara çiçekli karşılama

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Baydemir, PKK’lıları çiçek vererek karşıladı.

İmralı’da ömür boyu hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine Irak'taki Kandil Dağı ile Mahmur Kampı’ndan gelen PKK’lı 34 kişiden 4'ü Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı DTP'li Osman Baydemir’i makamında ziyaret etti. Baydemir, PKK’lıları kapıda çiçek vererek karşıladı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’i, Kandil Dağı’ndan gelen 8 PKK'lı arasında bulunan grubun sözcüsü Mehmet Şerif Gençdağ ile Mustafa Ayhan, Lütfü Taş ve Vilayet Yakut, yakınlarıyla birlikte ziyaret etti. Baydemir, Kandil’den gelen PKK’lıları kapıda karşılayarak tek tek beyaz çiçek verdi. Belediye Başkan Vekili Ali Şimşek ile Meclis Başkan Vekili Hacı Haspolat’ın da hazır bulunduğu ziyarette konuşmalar da Kürtçe yapıldı.

Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Programlama Dilleri Seminerler Webmaster yardım

Bahçeşehir Üniversitesi J2ME (JavaME) Semineri

Bahçeşehir Üniversitesi J2ME (JavaME) Semineri

 

Ceviz.net ailesi olarak, Bahçeşehir Üniversitesi Yazılım Bilişim Kulübü işbirliği ile 13.11.2009 tarihinde Java ile Mobil Uygulama Geliştirme (J2ME) Semineri düzenliyoruz.



İnomera A.Ş.’den Oğuz GÜRLER’in vereceği seminerde aşağıdaki konular anlatılacaktır:



J2ME Nedir?

J2ME Mimarisi

Mobil Kısıtlar

Neden J2ME

Neden J2ME değil

LW UIT

J2ME’nin yeni UI’si

Kullanılan IDE tanıtımı

Netbeans

Örnek Kod Yazımı

Katilim bekliyoruz…

Kategoriler
Güncel Haberler Php fonksiyonlari Program Anlatımları Programlama Dilleri Resimli anlatım Webmaster yardım

CuteFTP ile .htaccess dosyaları

 

Bazı alışkanlıkları kıramıyoruz zaman zaman.  Yıllardır utility diskimde yangında ilk kurtarılacak tool’larım arasında durur CuteFTP.  Çok alternatif denesemde aileden biri olmuş, vazgeçemiyorum.

Local makinalarımda .htaccess değiştirmek rahat olsada, uzaktaki makinada bazen bu eziyet olabiliyor. FTP ile bağlandığım makinaya upload yaparken, aklıma gelen değişikliği .htaccess’de anında değiştirmek istesemde CuteFTP . (nokta) ile başlayan dosyaları filtreleyip göstermediği için, herseferinde ssh bağlantısı kurmak pico açmak bana pek pratik gelmiyordu.

 

Bende CuteFTP’yi nasıl .htaccess gösterebilir hale getirebilirim diye kendime sordum. Sonuçta klasörü listeliyor ve belli kritere uyanları gösteriyorsa, filtre seçenekleride olmalı değil mi?

Sorun şöyle çözüldü;

# Önce CuteFTP üzerinde listelenen .htaccess görmek istediğiniz siteyi seçip sağ tıklayarak Site Özelliklerini seçin (Site properties) – Kısaca seçimi yapıp Alt+Enter’a da basabilirsiniz.

01

# Açılan ayar sayfasında Action sekmesine geçin, Filter… butonuna basın

02

# Açılan Filter sayfasında Enable Filtering seçili olmalı ve Serverside Filtering bölmesi altında Enable Serverside Filtering seçili olmalıdır.

Remote Filter yanında bulunan -a -al gibi list değerleri ekleyerek dizini ne şekilde listelemek istediğinizi belirtebilirsiniz. Ben -al tercih ediyorum.

CuteFTP

Bu aşamalardan sonra artık .htaccess dosyanızı CuteFTP altında görebileceksiniz.

Kaynak

Kategoriler
Dünya ülkeleri Genel Konular Günün Tarihi iletişim Toplumsal Konular Türkiye üzerine

PKK düğün bastı

İranTürkiye sınırında düğün yapılan bir köyü basan teröristler damadı öldürdü, 4 çocuğu yaraladı. Çatışmada, 2 terörist de öldürüldü.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve İran güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği operasyonlarında ağır kayıplar veren, uyuşturucu ticaretinde büyük darbe alan terör örgütü PKK’nın yaşadığı finansman krizini aşmak için Türkiye-İran sınır bölgesinde Kürtlerin yaşadığı köylere yönelik haraç toplama faaliyetlerini yoğunlaştırdığı bildirildi.

Türkiye-İran sınırındaki Begale köyüne gelen "Hogir" kod adlı teröristin elebaşlığını yaptığı bir grup Berivan K. ve Emrah S’nin düğününü bastı. "Örgüt adına vergi toplamakla görevlendirildiklerini" söyleyerek, köylülerden hane başına 1500 lira haraç isteyen teröristler ile köylüler arasında tartışma çıktı. Köylülerin güç şartlarda yaşadıklarını ve bu parayı veremeyeceklerini söylemesi üzerine teröristlerin bir hafta sonra yeniden geleceklerini para vermeyenlerin çocuklarını alacaklarını söyledikleri kaydedildi.

Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine gelin Berivan K. ve damat Emrah S’yi yanlarında götürmeye çalışan teröristlere köylüler karşı koydu. Çıkan arbedede teröristlerden birinin silahını kapan Emrah S. teröristlerin elebaşı "Hogir" ile "Dijvar Muş" adlı teröristi öldürdü, bir teröristi de yaraladı.

Teröristler çatışma sırasında damat Emrah S’yi öldürdü. Olayda Zeynep, Ali, Firuz, Resul adlı çocuklar da yaralandı. Güvenlik güçlerinin olaydan sonra kaçan teröristleri yakalamak için operasyon başlattıkları kaydedildi.

Irak ve Suriye’de yaşayan Kürtler ile PKK’lı teröristler arasında geçtiğimiz aylarda benzer haraç kavgası yaşanmıştı. PKK’lı teröristler, Irak’ın Bervari bölgesinde hayvancılık yapan Kürt ailelerden "vergi" adı altında, keçi ya da koyun istemişler, ancak köylülerin karşı koyması üzerine çıkan çatışmada, 3 örgüt mensubu ile 5 köylü ölmüştü.

Yine, Ömer Kokuyan’ın elebaşlığını yaptığı PKK’lılar ile Suriye’nin Haseke Ras Al Ayn yöresinde yaşayan KDP yanlısı Ketkan ailesi arasında yaşanan "haraç kavgasında" Alaettin Şeyho Ketkan ile Ömer Kokuyan’ın kardeşi Bekir Kokuyan ve yeğeni Halil Bekir Kokuyan hayatlarını kaybetmiş, her iki taraftan da çok sayıda kişi yaralanmıştı.

Kaynak

Kategoriler
Deneme Yazıları Günlük hayat iletişim Kitap Görüşleri Şair şiir edebiyat Şiirler Toplumsal Konular

Vural Bahadır Bayrıl ve Şiirleri Üzerine Bir Deneme

Hilmi Yavuz, Vural Bahadır Bayrıl için “Daha bugünden Türk şiirinde göz ardı edilmeyecek bir birikimle kendini kabul ettirdi. Artık V. B. Bayrıl’sız bir 21. yüzyıl şiirinden söz edilemez1 derken, çok önemli ve doğru bir tespitte bulunuyor.

 

Bayrıl, sadece şiire âşık ve şiire hakkını veren biri değil! O, aynı zamanda şairliğe de hakkını veren ender kişiliklerden biridir. “Şaire, ‘şair olmak’ yetmeli” diyor ve şöyle devam ediyor: “Bu kadar büyük ve cüretkâr bir ‘sıfat ve hâl’ bile bir insanın ruhunu tatmin edemiyorsa, dünyadaki başka hiçbir şey o ruhu yatıştıramaz. Salın ipini gitsin…

 

Bayrıl, ‘Şer Cisimler’ adlı kitabındaki, ‘İns’ şiirinin bir dizesi ile kendisini beynimin duvarına silinmemek üzere kazımıştır: “Sonra… çok ama çok sonra anılan bir şey oldu insan.

 

Bayrıl’ın birçok şiirini okurken – belki de hepsinde – Mevlâna’nın bir yansımasını görmek hoşuma gidiyor. Sadece yukarıdaki dize bile, Bayrıl’ın iç dünyasının ne kadar derin olduğunu kavramak için yeterli. Bu dizede, daha doğrusu ‘İns’ şiirinin bütününde, Büyük Sevgili’ye gönderilen selâmı görebiliyor, O’na beslenen kutsal aşkın sayesinde bir değerimiz olduğunu bir kez daha anlayabiliyorum. İşte bu, Bayrıl’ın şiirlerinin verdiği mesajın yerine fazlasıyla ulaştığını kanıtlıyor ve bu sebepten olsa gerek Bayrıl’ın şiirleri, şiir okurunun kalbindeki en güzel köşeye yerleşiyor.

 

Elbette sadece Mevlâna değil; Bayrıl’ın şiirlerinin güneşli kıyılarında ilerlerken kâh Nedim’e, Kâh Nietzsche’ye rastlıyor, bazen Rilke ve Blanchot ile karşılaşıyor, kimi zaman da Yahya Kemâl’e, Tanpınar’a, Dıranas’a, Dağlarca’ya, Karakoç’a yahut Cansever’e kadar şiirin altın adamlarıyla bir araya geliyorsunuz.

 

Bayrıl’ın dünyasının, sadece şiirden örülü olmadığı açıktır. O’nun dünyasında, şiir olduğu kadar düşünce, felsefe, bilim, tarih ve mimari de yerli yerince ve yeterince bulunmaktadır. İçselleştirilen şiirlerin okura çok yakın olduğu düşüncesini hep taşıdım. Bayrıl’ın kullandığı mistik izlek ve ifadeler, bilindik fakat ‘unutulduk’ gerçeklere gönderme yaparken, ‘tanrı’ ve ‘insan’ odaklı bir dünya kurgulamakta, ‘varoluş’a ve ‘yaratılış’a sık sık temas edilerek, içselleştirilen (kitaplaştırılarak da genelleştirilen) ‘hesaplaşma’lar ve ‘yüzleşme’ler yapılmaktadır. İşte bu nedenle Bayrıl’ın şiirleri, haklı olarak kendi kimliğini yaratmasını başarmıştır. Aslında sadece Bayrıl değil, okuru da O’nu okumak ve anlamak üzerine bir kimlik geliştirmiş olmalıdır. Zira, Bayrıl’ın şiirlerini okuyan okur, ‘kimlikli’ bir okur olmak zorundadır.

 

Bayrıl’ın şiirlerinde ‘aşk’, insana ve nesneye bakışta sık sık karşımıza çıkan bir öğe olmakla beraber, insansı değil, ‘tanrısal’dır; Bayrıl’ın aşkı maddenin ve eşyanın çok ötesinde, fakat yansıması madde ve eşyada görülebilen ‘sahici aşk’tır. Zaten şiirlere insanların aşkı yakışmıyor, çünkü şiir kadar kudretli bir varlığa, ancak ona denk bir aşk yakışabilir, öyle değil mi?

 

Mimari diyorum, çünkü Bayrıl; şiirlerini, Sabit Kemâl Bayındıran’ın da ifade ettiği gibi ‘mükemmellikle’ inşa ediyor, çünkü şiir inşa edilir, tıpkı bir bina gibi. Bayrıl’ın şiirlerini oluşturan harcın ve kullanılan her tuğlanın, şiir ve düşün bilimlerinin derinlerinden fışkırarak gelen ve herkeste pek rastlanmayan ‘ince mesajları’ bulunuyor. Bu mesajları almasını bilen her okur, O’nun dizelerinden yeni ve başka anlamları kolayca türetebilir ve hatta dizelerine özel öyküler, romanlar ortaya koyabilir. Zira, Bayrıl’ın kullandığı dil buna elverişli olmakla birlikte, kendisinin de “Şiir, bir dilin dehâsıdır” sözünde ifade ettiği gibi, bu eyleme açıktır. Bayrıl’ın şiirleri, okunduktan sonra zihinde derin anlam fırtınaları yaratarak geçmişten günümüze uzanan bir köprü kurmakta, yaptığı göndermeler ve kullandığı ifadelerle çok çeşitli sahnelerin aklımızda yeniden dirilmesine ortam hazırlamaktadır.

 

Aslında, Bayrıl için yazılanlar arasında, en görkemli tespiti, 2000 yılında Gösteri Dergisi’nde yayınlanan “Şiir Beyaz Cinnet!..” başlıklı yazısında Engin Turgut yapmış ve Bayrıl’ı bizlere şöyle ifade etmiştir: “V. B. Bayrıl’ın şiirlerinde yumuşacık bir ney sesi de var sanki… Eşyanın da bir ruhu olduğunu iyi bilenlerden.

 

Bayrıl’ın şiirlerinde derin bir ‘ayrılık’ hâkim. O’nun şiirleri, hem eşyanın hem de insanın Büyük Sevgili’ye olan ayrılığını ve geçmişliğini âdeta bir ‘ney’ gibi şikâyet ederek aktarıyor bizlere. O’nun şiirlerinde derin bir ‘günah’ da var aynı zamanda; ayrılığın ve geçmişliğin nedeni olan bir günah… Kâinatın temel taşları olan bu iki öğenin, Bayrıl’ın coğrafyasında nasıl şekillendiğini ve dile geldiğini görmek için ‘Lotus’ başlıklı şiirini okumak gerekli: “Bu olmalı hepimize aratan, Tanrı’daki tamamlanmışlığı.

 

Bayrıl’ın şiirlerini ‘yüksek sesle’ okumak lâzım. Çünkü, O’nun şiirlerindeki musikî ve âhenk, sessizliğe karşı çıkan bir ‘isyan’ barındırıyor içinde. Maddenin zulmünden ayrı kalma arzusu olmalı bu isyan!.. Öyle olmalı ki, günah ve isyandan türeyen ‘eksik insan’ Tanrı’da tamamlanabilsin.

 

Bunun yanı sıra; ayrılık, günah ve isyanla örülü bir dünyanın; bahçe, gölge, balkon, gül, defne, bitki, cam, varoluş, kâinat, insan gibi sıklıkla kullanılan öğelerden oluşan bir coğrafya üzerinde yer alması, ney’in şikâyetlerini dinleyen bir şairle karşı karşıya olabileceğimizin işareti olabilir. Şair, sadece dinlemekle kalmıyor, ‘Şer Cisimler’ ve ‘Arzuda Tenhâ’ kitapları ile dinlediklerini okura da aktarıyor.

 

Bayrıl’ı yalnızlığın en kutsallarından birini yaşayan adam olarak tanıdım; ‘şair yalnızlığı’ bu. Bayrıl’ı diğer birçok güçlü şair gibi ayrı ve önemli kılan da bu olsa gerek. Zaten sık sık bahçeye, balkona, kâinata, insana, cama yönelen bir şair, yalnız olmalıdır! Aksi halde, madde – eşya ve insan temelli izleklerin ve tespitlerin şiire aktarılması pek mümkün olmayabilir. Kitabının adını ‘Arzuda Tenhâ’ koyarak bu yalnızlığa dikkat çekmiş olmalı şair.

 

‘Lotus’ adlı şiirini, kitap henüz yayımlanmadan okuduğumdan mıdır, yoksa yukarıdan buraya kadar anlattıklarımı özetlediğinden midir, bilmem; çok sevdim ve benimsedim. Şiirdeki derinlik ve şiirin mesajı, varlığımızı unutulan bir evrene yükseltirken, birçoğumuzun şiddetle gereksinim duyduğu ve mumla aradığı o yüce güçle buluşturuyor bizleri. Bu özelliklerinden ötürü, huzurunuzdan ‘Lotus’ ile ayrılmayı uygun görüyorum.

 

Bayrıl, şiire âşık her insanın okuması gereken önemli bir kalem. Emimin ki, Bayrıl’ın şiirlerini okuduktan sonra, ‘dalgın bir zambak’ olmaktan çıkacak, ‘sır’ın bütün açıklığıyla önünüzde serildiği bir ırmakta, kendinizi bulacaksınız.

 

Güneş, Büyük Sevgili’nin isteği ile yeniden yükseldiğinde görüşmek dileğiyle, esen kalınız.

 

Selçuk ERAT

01 Kasım 2009, İstanbul

http://www.selcukerat.com

 

 

 

LOTUS 2

 

Algının dağınık sabahı… Camsı

sınırlar… Kusurlu güzelliğin

tende ısrarı…

 

Sendeki esrâra bakarım. Ey kutsal

bitki!.. Ruh ile gülün alaşımı.

 

Varlık dinlenir… Bahçe olurken

ve Olmak yapraklarda henüzken…

Sendin hilkâtin ürperen ırmağı.

 

Sırları var hayatın ve aklın eşya

ötesi dalgınlığı. Sus! Büyümesin

aramızda, hayretin şerhâ yalınlığı.

 

Kalp neler neler saklar? Ki saklamalı!

Bazen de ne yapsanız, âşikârdır

bir zambağın kendi tenine alınganlığı.

 

Neresinden bakılsa eksiktir insan.

İnsan ki lâin serencâm. Tahammül

mülkünün çırağı.

 

Ey kutsal bitki! Ruh ile gülün alaşımı.

 

Bu olmalı hepimize aratan, Tanrı'daki

tamamlanmışlığı.

 

 

 

NOTLAR:

 

1. Arzuda Tenhâ, V. B. Bayrıl, Şiir, 2009, Mühür Kitaplığı, Arka Kapak

2. Lotus, Arzuda Tenhâ, S. 65.

Kategoriler
Deneme Yazıları Eğitim - öğretim Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Öğrenci Konuları Öğretmenlik üzerine Toplumsal Konular Türk Sineması Türkiye üzerine

2009 yapımı olan İki Dil Bir Bavul

2009 yapımı olan İki Dil Bir Bavul ;

Filmin konusunda üniversiteyi yeni bitiren bir öğretmen Kürt Köyüne tayin olmuştur. Bu farklı coğrafyada, öğretmen anlatımda çok zorlanmıştır. Çünkü bu yerinin bile bilinmediği köyde Türkçe bilen bir öğrencisi yoktur. Bir yılını bu öğrencilere Türkçe öğretmekle geçen öğretmen sonunda bunun üstesinden gelir. Eğitim Türkçe öğrendikden sonra, yeniden başlamaya hazırdır. Bu farklı kültürde çok zorluklarla karşılaşan öğretmenin başından geçen bir solukta izleyip, tadı damağınızda kalacak süper bir film.

 
2009 yılının sonuna doğru yine Türk Sinemalarında bir hareketlilik oluşmuş durumda. İki Dil Bir Bavul ise tüm filmlerden ayrı Türkiye gerçeklerine değinen, yönetmenliğini Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan’ın gerçekleştirdiği drama bir film. Yaklaşık bir buçuk saat süren İki Dil Bir Bavul filmi izleyenleri büyüleyecek durumda.
 
Herkesin tuhaf gözlerle baktığı Doğu Bölgesinde böyle bir drama film şuana kadar çok nadir yapıldı. Filmin konusu ve akışı çok iyi bağlandığı için izleyiciler bir solukta bitirecek durumda. Oturduğunuz gibi kalkacağınız hissine kapılacağınızdan eminim. İki Dil Bir Davul’un genç yönetmenlerinden bu derece güzel bir film yapılması, bu yönetmenler hakkında ileriye dönük güzel fikirlerimizin doğmasına sebeb oluyor. Sinema severler tarafından yüksek puanlarla bahsedilen İki Dil Bir Davul ;
 
Türkiye’nin en büyük sinema sitesi : sinemalar.com da 7,1/10 puanlamasına sahip.
 
Dünyanın en büyük sinema sitesi ImdB de ise : 7,3/10 puan almış durumda.
 
Ünlü isimler tarafından önerilen film hakkında bir görüş şöyle ;
 
“Tam da şu sıralar seyretmemiz, seyrettirmemiz gereken bir film” Yıldırım Türker / Radikal.
 
İyi Seyirler.

Mustafa GÜLŞEN

Kategoriler
Bilimsel Makale Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Fizik - Kimya Gelecek Teknoloji Genel Konular

Saç telinden daha ince çelikten daha sağlam

İnsan saçından 100 bin kez daha ince, çelikten dayanıklı: İşte Honda ve karbon nano tüplerinin sırrı…

Honda’da görev yapan bilim adamları şu sıralar çok ilginç bir madde üzerinde çalışmalar gerçekleştiriyorlar. Karbon nano tüp olarak adlandırılan bu madde özellikle otomotiv ve teknoloji dünyasında çığır açabilecek bazı özelliklere sahip.

honda
Saç telinden daha ince çelikten daha sağlam

Kategoriler
Bilimsel Makale Dünya ülkeleri Dunyadan Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Sağlık Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Domuz gribi ocak ve şubat aylarında zirve yapacak

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seracettin Çom, domuz gribinin ocak ve şubat aylarında Türkiye’de zirve yapacağını, sonra aşının da etkisiyle düşüşe geçeceğini açıkladı.

Aşı onaylandı
Çom, Türkiye’ye gelen aşıların Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’nden kullanım için onay aldığını da açıkladı. Çom, aşılamanın ekim ayı sonunda başlayabileceğini dile getirdi.

‘Özel’de tespit edilemez
Çom, “Özel sağlık kuruluşları ya da laboratuvarlarda yapılan testlerle domuz gribi bulunup bulunmadığı tespit edilemez” dedi.

Erganiş: Öldürme riski yüzde 1.2
Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Erganiş, domuz gribini, Türkiye için toplumda endişeye ve paniğe neden olacak bir hastalık olarak görmediğini söyledi.
Erganiş, “Domuz gribine neden olan virüs, her geçen gün güç kaybediyor. Mutlaka tedbirler alınmalı, ancak korkunç salgın senaryolarına gerek yok. Domuz gribinin öldürme riski, dünyadaki tüm domuz gribi vakalarının ortalamasına bakıldığında sadece yüzde 1.2. Türkiye’deki vakalarda şu ana kadar kimse ölmedi. Virüsün bulaştığı kişiler, tıpkı normal gripte olduğu gibi bir süre hasta oluyor.
Çoğu vakada kişinin bünyesini kuvvetlendirici ilaç takviyeleri yapılıyor, kişi bir süre sonra sağlığına kavuşuyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde bu virüs öldürücü etki yapabiliyor” dedi.

Üç laboratuvar daha açılacak
İstanbul, İzmir ve Adana’da Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’ne (RSHM) bağlı, domuz gribi virüsünün analizini yapacak üç yeni laboratuvar kurulacak. RSHM Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, halen analizlerinin yapılabildiği, biri RSHM bünyesinde, diğeri de İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi’nde iki viroloji laboratuvarı bulunduğunu söyledi.
Ertek, İstanbul, İzmir ve Adana’da yeni laboratuvarların 1 Kasım’da faaliyete başlayacağını belirtti.

Grip, çocukları ve gençleri öldürüyor
ABD’li sağlık yetkililerine göre domuz gribi daha çok çocuklar ve genç yetişkinler üzerinde etkili ve mevsimsel gribe göre çok daha tehlikeli. ABD Hastalık Kontrol Merkezi (CDC), H1N1 virüsü nedeniyle hastaneye yatanların yarısından fazlasının 25 yaşın altındakiler olduğunu bildirdi. CDC’den Dr. Anne Schuchat, 27 eyaletten alınan verilere göre, domuz gribi yüzünden hastaneye yatanların yüzde 53’ünün 25 yaşın altındakiler olduğunu, bunların sadece yüzde 7’sini 65 yaş ve üstündekilerin oluşturduğunu belirtti. Bu verilerin domuz gribinin “genç hastalığı” olduğunu düşündürttüğünü söyleyen Schuchat, domuz gribinden ölüm vakalarının dörtte birine yakınının 25 yaşın altındakiler olduğunu kaydetti. Ölüm vakalarının sadece yüzde 12’sini 65 yaşın üstündekilerin oluşturduğunu belirten Schuchat, normalde gripten ölümlerin yüzde 90’ının bu kesimden olduğuna işaret etti.

Kanada’da hindilerde görüldü
Kanada’nın Ontario eyaletinde bir çiflikte bulunan hindilerin domuz gribine yakalandığı ve virüsün yüksek ihtimalle insandan bulaştığı bildirildi. Kanadalı hindilerde çıkan bu salgın, insan ve domuz dışında bir başka canlıda virüsün görülmesi açısından bugüne kadar bildirilen ikinci vaka. İlk vaka ise ağustos ayında Şili’de görülmüştü. Yetkililer virüse yakalanan hindilerin ve yumurtalarının karantinaya alındığını ve besin zincirine dahil edilmediğini, dolayısıyla halkın panik yapmasına gerek olmadığını duyurdu.

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi Sinema Dünyası Toplumsal Konular Türk Sineması Türkiye üzerine

Nefes rekor kırdı

Nefes filmi, üç günde toplam 334 bin 215 izleyiciyle rekor kırdı.

Vizyona gireli 3 gün olmasına rağmen dolduran sinemaseverler Nefes filmine büyük ilgi gösterdi.

Irak sınırında görevli 40 askerin destansı öyküsünün anlatıldığı Nefes filmi 3’üncü günüde 334 bin 215 izleyici rakamına ulaştı. Nefes böylelikle bu yaz gösterime giren filmler arasında hafta sonu en iyi açılış yapan film rekorunu kırarak büyük bir başarıya imza attı.

Güneydoğu'da yaşanan terörün anlatıldığı film, gerçeklere dayanması ve çarpıcı sahneleriyle dikkatleri çoktan üzerine çekti bile. Şimdiden sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta fragmanları milyonlarca kişi tarafından izlendi. Çekimleri iki yılda tamamlanan filmde ünlü bir isme yer verilmezken, konservatuvar mezunu 40 genç oyunu, Nefes'in oyuncu kadrosunu oluşturdu.

Kaynak

Kategoriler
Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Bu film çok konuşulacak: Nefes

Terörle mücadele eden bir komando timinin öyküsünü konu alan, "Nefes", bugün gösterime girdi..

Çekimleri iki yılda tamamlanan, fragmanını internette son bir ayda 2 milyon kişi tarafından izlenen "Nefes" filmi bugün vizyona girdi..

Yönetmenliğini Levent Semerci’nin yaptığı filmin senaryosu Hakan Evrensel’in gerçeklere dayanan "Güneydoğu’dan Öyküler" kitabından yola çıkılarak kaleme alınan film, Irak sınırına yakın, Karabal Jandarma Karakolu’nu korumakla görevlendirilen bir yüzbaşı ve komutasındaki 40 askerin maceralarını konu alıyor.

KÜRT AÇILIMI TARTIŞILIRKEN..

Irak sınırında, dağda, teröre karşı mücadele veren askerlerin yaşadığı gerçekle izleyiciyi ‘görüntünün gücüyle’ yüzleştiren filminden sahnelerin internete verilmesi, tam da hükümetin ‘Kürt açılımı’nı açıkladığı günlerde denk geldi.

Güneydoğu’da sınıra yakın Karabal Tepesi’ndeki bir röle istasyonunu koruyan bir yüzbaşı ve 40 askerin hikayesinin anlatıldığı filmin fragmanı, internette rekor kırdı.

Free Image Hosting At site

TAHTALI DAĞI’NA KARAKOL KURULDU

Levent Semerci’nin yönetmenliğini yaptığı film, Antalya’nın Kemer İlçesi yakınlarındaki Tahtalı Dağı’nda çekildi. Film için dağda, 2365 metre yükseklikte, küçük bir karakol kuruldu. Tahtalı Dağı’nı tercih etmesinin nedeni, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne jeolojik olarak benzemesi. Filmde 40 askeri canlandıran oyuncular, Türkiye’nin farklı illerindeki konservatuvarlarda okuyan, isimsiz öğrencilerinin arasından seçildi.

SENARİST ESKİ SUBAY

Filmin senaryosu aynı zamanda filmin yönetmeni olan Levent Semerci ile Mehmet İlker Altınay ve Hakan Evrensel’e ait. Senaryo Hakan Evrensel’in ‘Güneydoğudan Öyküler’ adlı kitabından uyarlandı. Kitabında Güneydoğu’da yaşanan terörü anlatan Hakan Evrensel, askeri okul mezunu. Uzun yıllar Güneydoğu’da subay olarak görev alan Evrensel, kendi isteğiyle ordudan ayrıldıktan sonra tanıklıklarını kitaplaştırdı.

EMEKLİ SUBAYDAN DERS ALDILAR

– Film, gerçek bir hikayeden yola çıkılarak yazılmadı. Bugüne kadar görülen, duyulan ve yaşanan olaylar birbirine eklenerek, tamamen kurmaca olaylar ve karakterler yaratıldı.

– 40 askeri canlandıracak yetenekli, zamanı bol ve ‘no name’ (Ünlü olmayan) isimler seçildi.

– Çekimler Tahtalı Dağı’nın yanı sıra Gömbe, İstanbul ve İzmit’te yapıldı.

– Hazırlık aşamasında bölgede görev yapmış emekli askerlerle ve askerliklerini orada yapmış gençlerle konuşuldu.

– Hazırlıklarına iki yıl önceden başlanan filmin çekimi 140 gün sürdü.

– Oyuncular bir ay, emekli bir eğitim subayı tarafından gerçeğe birebir uygun şartlarda eğitim aldı.

İŞTE O FİLMİN FRAGMANI

FİLMDEN ÇOK KONUŞULAN DİYALOGLAR
Filmin başrol karakteri yüzbaşı, bir askerin nöbet sırasında öldürülmesi üzerine, geri kalan askerlerine, izleyiciyi ağlatan bir konuşma yapıyor. Sınır boylarında askeri operasyon görüntülerinin sıkça kullanıldığı film, belli ki bu monologla çok konuşulacak

Yüzbaşı: Kamil Ateş sen öldün! Karın var mı?

Asker: Var komutanım.

Yüzbaşı: Lojmanda mı kalıyor?

Asker: Evet komutanım.

Yüzbaşı: Söyle hemen yeni ev arasın. Lojmanda çok fazla tutmayacaklar. Çünkü sen öldün. Anan, baban hayatta mı?

Asker: Evet komutanım.

Yüzbaşı: İyi cenazeni ona göndeririz. Sen!

Asker: Hakan Atakan, Hatay. Emret komutanım!

Yüzbaşı: Öldün sen Hataylı. Annenizin gözü yaşlı, hüngür hüngür ağlıyor kadın. Komşularınızın kolları arasında. Bileklerini ovuyorlar kolonyayla. ‘Evladım’ diye ağlıyor. Babanız da ağlıyor. Göstermiyor ama yıkılmış bir köşeye içten içe ağlıyor adam. Ama ağzında bir cümle, ‘Vatan sağolsun, memleket sağolsun, bir oğlum olsa onu da gönderirim’ diye ağlıyor. Aldılar hepinizi, aldılar. Gönderdik cenazeleri ailenize, kurşun izlerini silerler, yıkarlar sizi. Bir güzel de bayrağa sararlar. Böyle öldü. En değer verdiğim adam böyle öldü. Ama uyuduğu için değil, buraya erken gelelim diye. Koydular helikoptere, gönderdiler memleketine. Televizyona bile çıkarsınız. 45 saniyeliğine kahraman olursunuz. Çıkar süslü bir karı, hüzünlü sesle anlatır. Hekim Bulut, karakol baskınında şehit düştü. 45 saniye. Sonra da magazin haberleri. Kahramanca mı savaştınız? Hayır. Bu adam uyuduğu için öldünüz. Kızmayın ona. Kızmayacaksınız. Kendinize kızın. Burası bir birlik. Arkadaşınla hareket edeceksin. O uyusa bile uyumayacaksın. Uyurken ölemeyeceksin! Uyursan ölürsün! Ölürsünüz! Sen uyursan herkes ölür. Bak ‘Hazırım’ yazıyor. Neye hazırsınız? Uyurken ölmeye hazırsınız. Uyumayacaksınız! Yemeyeceksiniz, dinlenmeyeceksiniz. Sizin cesetlerinizi, sizin cenazelerinizi ailenize göndertmeyeceğim. Ölmenizi yasaklıyorum. Anlaşıldı mı asker?

Asker: Emredersiniz komutanım
Kaynak