Kategoriler
Deneme Yazıları Geçmiş Tarih Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi Spor Türkiye üzerine

Fenerbahçe Galatasaray Derbileri

Fenerbahçe ve Galatasaray Derbileri

Tüm Türkiyeyi küçüğünden büyüğüne ekran başına , cafelere ve ya dahada ilerisi Stad lara taşıyan bu ezeli rekabetin başlangıcı 1909..1909 da karşı karşıya gelen bu 2 takım Galatasarayın 2-0 üstünlüğüyle bitmişti.. Fakat o zamanlar Galatasaray ve Fenerbahçenin ezeli bi rakip olacağını düşünseler akıllarına gelmezdi heralde.. O zamandan bu yana sürekli ligde ve kupalarda karşı karşıya gelen Galatasaray ve Fenerbahçe, 1 GS nin 1 FB nin ardındaki maçı FB nin yenmesi gibi sürekli çekişmeli gitmesi bir Rekabetin başlangıcıydı.. ve bu Rekabet günümüze kadar yani tam 100 yıldır sürmekte.. Bu Rekabette üstün olan takım FENERBAHÇE.. Tam tamına 363 maç oynandı ve bu maçların 136'sını Fenerbahçe 116'sını ise Galatasaray kazandı.. 110 maçta ise eşitlik bozulmadı..Ligde ise 103 maç yapan Fenerbahçe ve Galatasaray, 41-29 luk bir skorla Fenerbahçe üstünlüğü göze çarpıyor.. Ligde en farklı galibiyet ise Fenerbahçenin Galatasarayı Kadıköyde 6-0 yendiği maç.

Kadıköyde FENERBAHÇE

Galatasarayın KADIKÖYE karşı şanssızlığı tam tamına 10 senedir sürüyor.. Son 10 senede 1 beraberlik bile alamayan Galatasaray her sene "bu bir son" diyerek başladığı maçtan yenik ayrılıyor.. "BURASI KADIKÖY BURDAN ÇIKIŞ YOK" diyen Fenerbahçe taraftarıda aslında haksız sayılmaz.. Gerçi bu son 10 yılda Fenerbahçe'nin çok kötü, aksine Galatasaray'ında çok iyi olduğu zamanda bile Galatasaray yenildi.. Örnek ; 2008 yılında Ligde çok kötü durumda olan Fenerbahçe , Alex siz çıktığı maçtan 4-1 galip ayrıldı.. Yani açıkçası Fenerbahçe, taraftarı önünde ve ezeli rakibi karşısında o kadar hırslı ve azimli oynuyor ki rakibine bir beraberlik bile vermedi.. Geçen bir spor programında izlemiştim Fenerbahçeli eski bir futbolcu olayı şöyle açıklıyordu ; " Biz Galatasaray maçının olduğu o hafta o kadar rahat olurduk ki, sanki yeneceğimize o kadar inanmışız ki o kadar rahat yani" .. Bu sözlerdende anlıyoruzki Fenerbahçenin Kadıköyde ezeli rakibine karşı yenilmesi çok zor..

Tarihde Yaşanılan Garip Olaylar

Bazı gazetecilerin ve o zamanın yöneticilerinin açıkladığı bazı garip olaylar var..Gerçekten okudukdan sonra şaşırdım onlardan 1-2 örnekle Makalemi sonlandıracağım..

1914'te Fenerbahçe kaptanının Galatasaray kaptanını arıyarak ; " Oberle Kardeşler Hasta ve Sakat oyuncularınızda var, isterseniz maçı erteleyelim..sizi karşımızda eksik görmek istemiyoruz dedi". ve Galatasaray kaptanıda kabul etti ve maç ileri tarihe alındı..

FENERSARAY ; Yabancı takımları Türkiye çağırıp maç yapan Galatasaray ve Fenerbahçe, bir maçta ise birleşerek rakip takımın karşısına çıktılar..Formalarda 2 takımın renginden oluştu..

1925'de Fenerbahçe bir penaltı kazandı ve bu penaltıyı atacakken, Stadın büyük balkon kısmının yıkılmasıyla Fenerbahçeli Cafer topu kaleci Ulvi ye verdi.

Kategoriler
Amerika üzerine Doğa ve Yaşam Dünya ülkeleri Dunyadan Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim insan vücudu Sağlık Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Domuz Gribi Hakkında Detaylı Bilgiler!

Domuz Gribi
2003 te Cenevre den yayılan ve Dünya Sağlık Örgütü nün "Kuş Gribi" diye isimlendirdiği enfeksiyon hastalığı tüm dünyada büyük bir uyarı etkisi yaratmıştı.Yıllar sonra zor olsada bir çok etkisi temizlenen kuş gribinin hemen ardından şu sıralar yine tüm dünya gündemine oturmuş "Domuz Gribi" büyük bir sağlık riski oluşturuyor.

Domuz gribi nedir?
Kuş gribinden bu yana gelişmiş en riskli ve en kötü enfeksiyon hastalığı olan Domuz gribi ölümcül bir sağlık sorunudur.Domuz gribinin yayılmasını sağlayan virüsler insan vücuduna geçtiğinde hücreler arasında yayılarak hastalığın iyice genişlemesini ve ilerlemesini sağlamaktadır.Bu virüsler evrim geçirerek daha tehlikeli bir sağlık sorunu oluşturmadan önce bir doktora başvurmak gerekmektedir.

Domuz gribi tüm dünya genelinde bütün sağlık yetkilelerini ayağa kaldıran bir tür solunum hastalığıdır.Virüsün ilk hastalığı oluşturma süreci ise domuzlardan solunum yoluyla insanlara geçmesidir.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ne göre domuz eti yiyerek domuz gribi bulaşmıyor.Domuz gribi domuzdan insana yada insandan insana solunum yolu ile bulaşıyor.İnsandan insana solunum haricinde hapşırma ve öksürme sırasında da bulaşabiliyor.Hatta el ile bulaşmasıda mümkündür.Tokalaşma yolu ile bulaşan domuz gribi virüsüne karşı vücudumuz bağışıklık kazanamıyor.Kapı kolları,bilgisayar klavyeleri gibi el teması sık olan yerlere dokunulduktan sonra elimizi burnumuza yada ağzımıza götürmemiz , virüsün vücudumuza bulaşmasını ve yayılmasını kolaylaştırıyor.

Domuz gribi adlı solunum hastalığına A tipi H1N1 adlı virüsün daha önce hiç görülmemiş bir türü yol açıyor.Bu virüs türü insan,domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor.Domuz gribi diğer grip türleri gibi kuru öksürük,ani ateşlenmeler,şiddetli boğaz ağrılar,burun akıntısı,eklem ağrıları,kusma ve ishal gibi belirtiler ile oluşuyor.Grip hastalıkları genellikle yaşlıları hedef alıyor.Domuz gribinin ölümcül virüsleri ise genellikle 25-45 yaşları arasında bulunanları tercih ediyor.

Domuz gribi tedavisi ise ABD li doktorların kendi vakalarında kullandıkları Tamiflu ve Relenza ilaçları ile oluyor.Bu sağlık sorununda normal bir grip aşısı çare olmuyor.Domuz gribine larşı tam olumlu sonuç için geliştirilecek olan aşının ise aylar süreceği söyleniyor.Yeni grip virüsleri insanın bağışıklık sistemini felç ederek tüm vücutta etkisini gösteriyor.Bu virüslerin yok edilmesi için gerekli olan ilaçların hazırlanmasının uzun süreci ise daha da ölümcül bir vaka oluşturuyor.

Domuz Gribi Nasıl bulaşıyor? Etkileri ve Belirtileri nelerdir? Nasıl Korunulur?

Ölümcül domuz gribi virüsü hızlı nefes yada zor nefes alma,huzursuzluk,vücutta kırgınlık ve solgunluk hissi ,morarma,beslenmenin gerilemesi gibi sorunları hastalık öncesi vücuda yerleştiriyor.Yüksek şiddetli ateşlenmeler ile döküntü gibi belirtiler bu durumu dahada acileyete sürüklemektedir.Domuz gribinin bulaşması normal gribin bulaşma yoluyla aynıdır.Yani öpüşme,öksürme,hapşırma gibi durumlarda ve temas yoluyla bulaşabilir.

Virüslü ortamda solunum yapmak bile domuz gribi hastalığına sebep olabiliyor.Virüs bulaşan kişiler hastalık belirtileri başlamadan birgün öncesinden sonraki ilk haftanın sonuna kadar virüsü bulaştırmaya devam eder.Öksürme ve hapşırmada ortama yayılan damlacıklardaki virüslerin canlı kalma süreci ortamının durumuna ,ısısına,nem oranına bağlı olarak değişir.Bu nedenle virüs bulaşan hastalar karantinaya alınmalı ve temas ettiği yerlerin hijyen konusuna çok dikkat edilmelidir.
Domuz gribinin en önemli belirtisi hastalık süreci başladıktan sonraki 7 gün içerisinde vücut ısısının 39 derece üzerine çıkmasıdır.

Domuz gribinin etkili virüsüne karşı metabolizmamızın hiçbir şekilde bağışıklık kazanamaması  durumu dahada ciddi bir hale getiriyor.Virüsün yayılmasını önlemek için ise yapılacaklar çok basittir.Genellikle el ile temas edilen kapı kolları,masalar,musluklar , mutfak tezgahları,oyuncaklar…gibi günlük yaşamda sık kullandığımız el teması yaptığımız maddelerin hijyen durumunu kontrol altına almak gerekmektedir.El temizliği virüs yayılması ve vücuda iyice bulaşmasını önlemek amacıyla dikkat edilmesi gereken önemli bir noktadır.Hemen hemen günde en az 10-15 defa ellerimizi bol sabunlu su ile yıkamamız gerekmektedir.Virüsün yayılması ve etkisini göstermeye başlamadan önce uygulanan bu tedbirler sağlığımız açısından çok yararlı olacaktır.

Domuz Gribi Hastalığının Tedavisi ve Aşısı
Gün geçtikçe dünyamızda domuz gribi hastalığına yakalananların sayısı artıyor.Yapılan araştırmalara göre hasta sayısının 272 bini geçtiği ve bu ölümcül hastalığa yakalanan 3 bin 400 kişininde hayatını kaybettiği söyleniyor.Peki bu dünyayı alarma geçiren hastalığıa karşı çözüm yolu,tedavi şekli nedir?
Tüm dünyada domuz gribine karşı kırmızı alarm verildi.Bütün sağlık yetkilileri bu konuda gerekli tüm uyarıları yapıyor.Fakat o kadar uyarılara rağmen virüs son derece tehlikeli ve çabuk bulaşan cinsten bir yapıya sahip olduğu için hastalığa yakalanmak kaçınılmaz bir durum gibi.Dünyada yaygın olarak kullanılan grip tedavileri arasında olan ozon tedavisi tüm grip hastalıkları üzerinde olumlu sonuç vermektedir.Bu olumlu sonuç veren tedavi yöntemi yani ozon tedavisi , domuz gribi sorununu oluşturan A/H1N1 virüsün yapısındaki lipitleri parçalayarak virüsü tamamen etkisiz hale getirebiliyor.Ozon tedavisinin bu etkisi sadece domuz gribinde değil diğer gribal virüslerin yok edilmesindede büyük rol oynuyor.

Ateşlenmeler,öksürmeler,boğaz ağrısı sorunları,vücudun her yerinde oluşan gereksiz ağrılar (baş ağrısı başta olmak üzere) A/H1N1 virüsünün etkisi göstermeye başladığının kanıtıdır.Domuz gribi  ile yaz aylarında tanışmamıza rağmen önümüzde bulunan soğuk kış ayları çok daha tehlikeli günlerin habercisidir.Okulların açılması ve bu soğuk günlerde kapalı mekanların tercih edilmesi ve geniş ,kalabalık toplumların bir arada olması ile bağışıklık sisteminin kış günlerinde daha zayıf bir hale gelmesi domuz gribi konusunun ciddiyetini arttıran durumlar arasında bulunmaktadır.
Virüsün bir numaralı yok edicisi ozon tedavisi uzmanlar tarafından uygulanmakta ve olumlu sonuçlar alınmaktadır.Fakat bu durum gerekli açıklamayı yapmak için yani ozon tedavisinin domuz gribine karşı olan olumlu etkisi için bir açıklama yapılamıyor.Çünkü virüs insan vücuduna yerleştiğinde yapısını her geçen gün değiştirebiliyor.A tipi H1N1 virüsünün ozon tedavisi ile yok edilmesi mümkün fakat virüsün kendini geliştirip daha farklı ve tehlikeli bir hal alması sonucunda  oluşan yeni yapının ozon tedavisi ile yok edilemeyeceği konusu da uzmanlar tarafından tartışılıyor.
Diğer bir yandan kış günlerinin gelmesi ve gribal enfeksiyonların sık sık görülmesi ile birlikte vücuda sık grip çıkan influenza virüsü domuz gribi virüsüne yardımcı olmaktadır.Normal bir grip bile hafife alınmayacak şekildedir.Bu gribal enfeksiyon hastalağını atlatmak ise kişinin bağışıklık sisteminin gücü ile de alakalıdır.

Domuz Gribi Türkiye yi Nasıl Etkiledi?
En doğal ve yan etkisiz bir grip tedavisi olan ozon tedavisi tüm enjektif alanlarda kullanılmatadır.Bu tedavi sayesinde vücudumuzun savunma sistemi güçlenmekte ve bağışıklık sistemimni koruyucu maddeler vücuda geçmektedir.

Tüm dünyanın korkusu haline gelen domuz gribi alınan tüm önlemlere rağmen ülkemizede gelmiş bulunmaktadır.Havaalanlarındaki termal kameralar ile izlenen yurtdışından gelen turistler vücut sıcaklığı seviyesine göre hastalık taşıyıp taşımadığı riski anlaşılıyor.Fakat domuz gribini hayat geçiren virüs etkisi vücuda girer girmez göstermiyor.Kendisine metabolizmada gerekli yeri kurduktan bir süre son belirtileri ile hastalığı başlatıyor.
Ülkemizde ise okullarda,televizyonlarda,radyolarda,gazetelerde yapılan uyarılara rağmen hastalık taşıyan birçok vatandaşımız bulunmakta ve bu hastalığı taşıyan bazı vatandaşlarımız hayatını kaybetmektedir.Genellikle okullar gibi toplu halde bulunulan alanlarda sık görülmektedir.

Domuz gribine ülkemizdeki ilk kurban Ankara dan olmuştur.Sağlı Bakanlığı ndan yapılan açıklamaya göre zatürre hastalığı taşıdığı kanıtıyla hastaneye kaldırılan 29 yaşındaki vatandaşımız uzman sağlık yetkilililerinin kontrol etmesi sonucu domuz gribi hastalığı taşıdığı öğrenildi.Bu hastada A/H1N1 virüsünün iyice genişlediği ve hastalığın iyice ilerlemiş olduğu bildirildi.Hastalığın olumsuz etkilerinden olan ani solunum yetmezliği ile hasta yapılan tüm tedavilere rağmen yaşamını kaybetmiştir.Ve bu durum ile Türkiye domuz gribine ilk kurbanını vermiştir.

Yapılan araştırmalara göre 24 Ekim 2009 Saat 20:00 itibariyle ülkemizde toplam 958 domuz gribi vakasına rastlanmıştır.

İstanbul İli Valisi Muammer Güler yaptığı açıklamada
"16 okulda yapılan araştırmalar sonucu 28 öğrencide domuz gribine rastlandığını bildirdi."
Bu durumda vatandaşlarımızın dikkat etmesi gereken hususlar bellidir.El temizliği başta olmak üzere vücudun hijyen seviyesini kontrol etmek gerekmektedir.5 yada 6 günden fazla süren yüksek şiddetli öksürük ve yüksek ateş durumunda derhal bir sağlık kontrolünden geçmek sağlığımız açısından yararlı olacaktır.

ABD de Domuz Gribi Etkisi
Hastalığın en çok yaygın olduğu bölgelerden biri olan ABD yapılan araştırmalar sonucu bulunan aşının halen şüphesini duymaya devam ediyor.ABD halkının büyük bir bölümü hastalığa yakalanmış olmasına rağmen ,hasta olan bölümün yarısı bile aşı olmayı düşünmüyor.Tespitler sonucu virüsün en çok bulaştığı yaş aralığı 20-25 olarak biliniyor.Son istatistiki verilere göre 18-29 yaş arasında olan kişilerin yüzde 29 domuz gribi vakasına rastlandığı bildirildi.

Kategoriler
Dünya ülkeleri Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Yeni dengeler – Türk Milleti

 

AKP’nin sürekli dilinden düşmeyen bir tabiri vardı;

" Yeni dünya düzeni, dünya değişiyor. "

Türk Milleti’nin Milli değerlerini ayaklar altına aldıkları her vakit, bunu bahane ettiler.

Milliyetçiyiz diyene; " Dünya değişiyor. "

Atatürkçüyüz diyene; " Dünya değişiyor. "

Karabağ’ı istiyoruz diyene; " Dünya değişiyor. "  deyip susturmaya kalktılar.

Peki kardeşim, dünya değişiyor biz Milliyetçiliği bırakalım…

Kendi değerlerimizi savunmayalım. O zaman Kürt açılımı niye?

Dünya bir tek bize mi değişiyor? Kürtler’e değişmiyor mu?

                            ***

Ve bütün bunların üzerine, AKP Millet’in gözünde bitmiştir. Bu Millet, Milli değerlerinin yok olmasına razı değil. Bu durumun, ABD’de farkında. Artık AKP, zamanını doldurmuştur. Çünkü bu açılımın AKP eli ile yapılması, Millet’in irkilip kendine gelmesine neden oluyor. AKP’nin 7 yıldır sicili kabarık.

Peki alternatifler kimler?

CHP-MHP koalisyonu yada Abdüllatif Şener’in partisi. Belki de, " Üçü bir arada " tadına bakmak isteyebilir Amerika. Amerika’nın bu alternatifler üzerinde durmasının yegane nedeni, CHP-MHP açılımı devam ettirir fakat bu kez Millet ses çıkarmaz düşüncesidir.

Onlara göre bizim içimiz, CHP-MHP koalisyonunda, nasıl olsa biri Atatürkçü diğeri Milliyetçi diyerek rahat olacak.

Halbuki, yanılıyorlar.

Aksine, CHP-MHP’ye olan güven eskisi gibi değil. Yine kemikleşmiş kitlelerinin yanına bir de kesinleşmiş sempatizanları, yani ana-baba faktöründen dünyaya MHP’li yada CHP’li gelenler, bu partileri ayakta tutacaktır.

Ama, CHP-MHP’nin genel anlamda değişimi şart!

Başka türlü, sürekli olduğumuz yerde saymaya devam ederiz…

Değişime örnek vereyim…

MHP’nin, Ülkü Ocaklarını kaldırmaktan vazgeçip, yenilemesi en doğru olanıdır. Bugün gençliğin Milli şuura ihtiyacı var. Ülkü Ocakları, son zamanlarda gittikçe dahada kötüleşmeye başlayan imajından sıyrılabilir. Çok sayıda, Üniversite mezunu Ülkücü insanımız var. Bunlar, Ülkü Ocaklarında eğitim amaçlı aktif rol almalıdır. Ülkü Ocakları, asıl amacı olan kültürel birliğimizi korumaya daha çok önem vermelidir. Kısacası, MHP Türkçü kimliğine geri dönmelidir ki, Oktay Vural’ın, " Bozkurtlar’ın nefesi ensenizde. " gibi söylemleri, buna bir işaret kabul edilebilir ama öyle olmama ihtimalini göz ardı etmemek lazım…

CHP’de, koalisyon olursa Türkçü kimliğini geri kazanmak zorundadır. Bu şekilde toplum daha da birlik olacaktır. Bakın, Mustafa Kemal ATATÜRK ne diyor;

" Etimin ve kemiğimin babası Ali Rıza ise, fikrimin babası Ziya Gökalp’tir. "

Bu kadar net söylüyor Ulu Önder. CHP, sosyalist bir partidir. Örneğin, gençlik kolları bir afiş hazırlamış. Atatürk’e hediye edilen kurt heykelinde ki figürün kafası ile aynı olan kurt başlarını, Gamalı haç şekline getirip, ağzından kan damlayan kurt efektine sokup, " Faşizme hayır " sloganı hazırlamıştır!

Bu, en başta Atatürk’e saygısızlıktır, tabi CHP açısından bakıldığında. Esasında ise, bütün Türk Milleti’ne yapılmıştır bu saygısızlık. CHP, aklını başına toplamalıdır.

Zira, kendini birşey zanneden cahil gençler ile dolmaya başladı parti. Görüldüğü gibi, Türkçü çizgi aslında iki partiye de uzak değil. İmkansız değil…

Bunu, ABD istemeyecektir.

                             ***

ABD bunu neden istemez?

Bakınız…

Türkçülüğün amacı bellidir; en büyük kaynak her zaman Millet’tir. Türkçülük, Türk Milleti’nin potansiyelini kullanabilecek en doğru ideolojidir.

Türkçüler, Amerikancı yada Rusçu değildir. Bu yüzden Türkçü’dür!

Ama, Türkçülüğün yakasına ısrar ile yapışan bir iddia var ki, yalanın daniskası…

" Türkçüler, Amerikancı’dır. Mason’dur. "

Böyle bir iddia bulunan kimseler ki ben bizzat defalarca farklı kişilerden duydum bunları, Türkler!

Peki bunlar Türkçüler’in kurduğu memlekette yaşamıyor mu?

Yada sormak lazım, Mason locasında mı karşılaştınız Türkçüler ile?

Ağızlarından salyası akan hocaları, Kuzey Irak’ta okul açtılar. Barzani’de açtı.

İkisindede ortak nokta şu; ikisindede Kürtler’e Kürtçe, Türkmenler’e İngilizce eğitim veriliyor!

Oysa, Türkiye’de ki üniter yapıyı sorgulayanlar, Kuzey Irak’ta kurulmak istenen Kürt Devleti’nin kimliğini, son yazdığımdan beri hala sorgulamıyor…

Ve sorgulamayacaklarda.

Türkiye-Ermenistan maçında, Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya, Ermenistan tribünlerinde barış adına Ermeni tribününde yerini aldı.

Bu bayan, barışı Ermeni tribünlerinden değil, Türkiye tribünlerinden sağlamaya çalışmalıydı! Sanki, Türkiye tribünleri ile, ülkeleri ile barışıklarda…

Bizi temsilen Ermeni tribününe geçiyorlar. Sizi bir gün, bizimle barışmak için Türkiye tribünlerine davet ediyoruz!

Bir de, Kürt filmi vizyona girdi. Kürtçe bir de…

Yapsınlar, Türk’ü ilgilendirmez. Bizi farklılıklara alıştırıyorlar ya…

Bu ülkede, artık " Tarkan, Malkoçoğlu " gibi filmler yapılmıyor. Oğuz Kağan’ın hayatı yada Kanuni’nin hayatı film yapılmıyor.

Yapılsa, " Faşist " damgası yiyor!

Bu ülkede, Kürtler " Kürdistan " deyip durarak kendi kültürlerini yaşarken, Türkler, " Bozkurt " sembolünden, kendi tarihinden bahsettiğinde, " Faşist " oluyor.

Sonuç olarak, bu ülkeye Kürt değil, Türk açılımı gereklidir.

İlk adımını da, AKP ülke dışına defolarak atmalıdır. Aynı şekilde, AKP zihniyeti ve onu savunanlarda…

Başka türlü çözüleceği yok bu işin!

Kategoriler
Bebek ve çoçuk sağlığı Deneme Yazıları Toplumsal Konular

Bebek ateşlenmelerinde yapılması gerekenler

Bebeklerde ortalama vücut ısısı yapılan çalışmalar sonucunda 36,1 ile 37,8 derece arasında değiştiği açıklanmıştır.Uzmanlar bebeğin ateşlenme derecesinin sabahın erken saatlerinde en düşük, Saat 16:00 ile 18:00 arasında ise en yüksek seviyede olduğunu söylüyor.Yetkililer bebek ateşlenmeleri konusunda aileleri sürekli uyarıyor.Uzmanlar , " Çocuklarda vücut ısısı düşme / yükselme hareketliliği yetişkinlere göre daha değişkendir.Tehlikle gösteren ısı derecesi ise 38,5 olarak belirlenmiştir.Çocukların ateşini ölçmek için ağız,rektal yol , koltuk altı yada çok ender olarak kullanılan kulak yolu kullanılabilir.Aslında koltuk altı ile ölçülen ateş derecesi pek güvenilmeyen bir yoldur."Ateşlenmenin şiddetli bir enfeksiyon hastalığına yol açabileceği görüşünde olan uzmanlar , ateşin vücudun bağışıklık ve savunma sisteminin mekanizmaları üzerinde çok olumsuz etki bıraktığı görülmüştür.Ancak bu durum bazen değişerek olumlu etkilerin var olduğu kanısıda ortaya koyulmuştur.Ama bu durum yüksek ateşlenmenin oluşturacağı tehlike ve zarar durumunu değiştirememektedir.

Yüksek Ateşin tehlikeleri içinde en çok bilinen ‘ateşli havale’ dir. Bebek 1 aydan daha küçük ise ateşlenme bu hastalık için tek bulgu olarak gösterilebilir.Ancak yeni doğan olarak nitelendirilen hayatının ilk 1 ayında olan bebek vücut ısısını tam ayarlayamadığından ağır hasta durumları yerine bu durumun normal olabileceği de düşünülmelidir.Soğuk uygulama dediğimiz serinletme yöntemi verilen ilaca destek olarak uygulanabilir.Soğuk uygulama ise 30-32 derece arasında değişen ılık su ile yapılmalıdır.Ateşin derecesi 39-40 dereceye ulaştığında bebeğin durumu yakından izlenmeli ve hemen doktora başvurulmalıdır.

Hemen hemen tüm ilaçlar yüksek ateşlenmelerde zararlı olabilir.Bu durumun oluşmamasını sağlamak için bebeğe doktor kontrolü altında tavsiye edilen ilaçlardan kullanmak gerekmektedir.
 

Kategoriler
Dünya ülkeleri Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Tepkisizlik – Türkiye’nin gündeminden başlıklar

 

BİR MİLLET’İ TARİHE GÖMÜYORLAR

Evet yurttaşlar!

Savaşsız, çarpışmasız, kaybettiklerinin intikamını alıyorlar. Bu kez, ellerinde kalem var…

O kalemde de ne hikmet var bilinmez ama, bizimkiler gördü mü ödü kopuyor.

Bazı cibiliyyetsiz yazarlar, AKP’nin ihanet açılımını savunmak için Azeriler’i kötülüyorlar…

Aynı adamlar, Türkler’e hakaret yağdıran Kürtler’i kardeşleri olarak görüyorlar. İhanet budur, ihanet parayladır. Kürtler’in zenginliğinden geçilmediği, hak üstüne hak kazandığı bir ülkede, bunların olması doğaldır…

Bu kadar çakal, bir Bozkurt’un onuru için zarardır.

Peki, Bozkurtlar dirilecek mi?

Bozkurtlar’ın Ölümünü yaşıyoruz…

Bir " Taraflar " çıkmış, DTP’nin istedikleri görmezden gelinemez diyor.

Başka bir " Taraflar " ise Atatürk’ü kötüleme derdinde…

Atatürk tartışılıyor bu ülkede!

Putlaştırmayın diyorlar; ama Hz.Muhammed’i putlaştırıyorlar…

Nasıl mı?

Atatürk’ün dehasını konuşuyoruz, onunda insani ihtiyaçları vardı abartmayın diyorlar…

Ama, Peygamber efendimizi, putlaştıran onlar değil mi?

Uğrunda ağlıyorlar, bende ağlarım. Ama sorun şu, bu tür insanların tartışılacakları yönleri bellidir…

Atatürk’ün yönetsel dehasını beğenir tartışırsınız, Hz.Muhammed’i beğenmek bize düşmez…

Ama eğer insani ihtiyaçları var diye sevilmeyecekse sorarım, efendimizin de insani ihtiyaçları yok muydu?

Hadi al birde burdan yak…

Türkiyeli’lik kavramı ortaya atılıyor AKP tarafından.

Türk şuuruna bir nebze sahip olmayan kimselerin yönetiminde, bu gayet normaldir!

Çıkıyorlar televizyona, Atatürk’ü kötülüyorlar, Türkler’i kötülüyorlar, tonlarca devlet arşivine rağmen, soykırım iddilarının ilk savunucularından eski Ermenistan Başbakanı Kaçaznuni’nin " Ermeni soykırımı yoktur, yer yer Türkler katledilmiştir. " itiraflarına rağmen soykırımı tanıyıp Türkler’i kötülüyorlar…

Ama Osman Pamukoğlu yine çıkıp belgeler ile Kürtler kurtuluş savaşında yoktu deyince…

Kevaşeler takımı başlıyor zırlamaya; " Faşistler! "

Ve bu tür konularda, AKP ve Pkklılar açık açık aynı fikirdeler…

Birleşiyorlar Türklüğe karşı!

Geçen seçimde MHP otobüsüne saldırmadı mı AKP-Pkk grubu? Taşlamadılar mı? Taşladılar, saldırdılar!

Türkiye-Azerbaycan ilişkileri gayet normal…

Aynı zamanda soydaş ülkeyiz de.

Provakasyon olur diye stadta Azerbaycan bayrağı açtırmıyorsun! Yasak ediyorsun, kanuna aykırı olduğu halde…

Ermeniler, " Hepimiz Ermeniyiz! " diye slogan attıklarında provakasyonun kralı oluyordu!

Ne dedi Cumhurbaşkanı?

" Düşünce özgürlüğü… "

Böyle şey mi olur?

301.maddeye saldırıyorlar…

301.madde ne diyor?

" Türklüğe hakaret edemezsin! "

Sözde aydınlar ne diyor?

" 301.madde kaldırılsın! "

Hani, " Halklara " olan saygınız? Kürtler’e gelince, Ermeniler’e gelince saygı…

Türkler’e gelince, 301.madde karşıtlığı!

Biliyorlar çünkü soykırımın olmadığını, olmadığının ispatlandığını, Kaçaznuni gerçeğini…

Sonra 301.maddeye saldırıyorlar!

Senin Türk olmak ile derdin ne?

Hadi diyelim derdin var, erkeksen gider aslanlar gibi davanı davanda savunursun!

Bu kadar mı zor?

Emperyalist ülkeler üzerinizden yardımını mı kesecek?

Siz baştan kaybettiniz…

Ama biz bu yüzden kayboluyoruz. Başka açıklaması yok…