Kategoriler
Ramazan

Sıcakta oruç tutanlara sen yardım et Allahım

Ramazana bu güzel dua ve dilek ile başlayalım arkadaşlar. Oruç tutmak bir yana, çevresel zorluklarda önemli hale geliyor. Çünkü sıcaklar insanı sıvı tüketmeye teşvik eden en zor çevre koşulları. Hani bazı memleketlerde iftarın akşam saat 10 da açılıyor olması birazda zorlayıcı bir konu. Buna zorlukların eklenmesi insanı bazen psikolojik olarak etkileyebiliyor.

Sıcakta oruç tutanlara sen yardım et Allahım

Orucu tutan arkadaşlarım öncelikle orucun neden tutulduğunu anlaması gereklidir. Bazıları Allah için, bazıları zayıflamak için, bazılarıda herkes tutuyor diye tutuyor. Ama gerçekte amaç Dünyanın diğer insanları, aç insanlarının yerinde olmak, empati ile şükretmeyi benimsemektir. Zaten orucu tutarken anlayacaksınızkı Allah bizi açlıkla sinarsa neler olur? ve şükretmek için çok zamanınız ve anınız oluyor.

Orucun en güzel tarafı bize öğrettikleri ve nefsimizi eğitmesidir. Şükretmek çok önemlidir, herzaman şükredelim. Çünkü şuanda elimizde olan, cebimizde duran şeylerin garantisi yok. Birgün uyandığınızda empati yapmadığınız yada unuttuğunuz aç insanların yerinde olabilirsiniz.

Olduğunuz yerin ve durumunuzun kıymetini bilin, şükretmek elinizdekilerin kıymetini bilmektir, çok azda olsa..

Şükürler olsun..

Kategoriler
İslam Dini

Allah’ın Rahmetinin Hatırlatması: Ramazan

Barış ve huzur getirmesini umut ettiğimiz, “…bin aydan daha hayırlı” (Kadir Suresi, 3) olan Kadir Gecesi’nin bereketlendirdiği bir Ramazan daha. Mübarek olsun, güzellik ve iyiliklere vesile olsun.

“Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız.” (Bakara Suresi, 183) ayeti gereği oruç ibadetini samimiyetle yapan iman sahiplerini Peygamberimiz (sav) de bir hadisinde şöyle müjdeler:

“Bu ayı oruç tutarak, ibadet ederek ve hayır için harcamada bulunarak geçirenlere ne mutlu!”

 

Sahabelerden bazıları, ” Ya Resulûllah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz” derler. Bunun üzerine Peygamberimiz (sav), “Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir yudum su ile, bir bardak süt bile olsa oruçluya iftar ettirene verir.” buyurur ve hutbesine şöyle devam eder: “Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennem’den kurtuluştur.”

Bu ay, oruç ibadetiyle samimiyetimizin sınandığı ay. İnsanın oruç ibadetini gereği gibi yerine getirip getirmediğini yalnızca “gizlinin gizlisini bilen” Allah bilir. Karşılığı da yine O’nun Katındadır.

Oruç ibadetinin insanlar için birçok hikmeti vardır. Allah için yaptığı bu ibadet, insanın manevi bir güç yaşamasına vesile olur. Samimi insan, Rabb’i ile kurduğu bağlantı nedeniyle O’nun hoşnutluğunu kaybedecek bir davranışta bulunmaktan ve nefsinin sınır tanımaz kötülüklerinden sakınır. Hayır düşünür ve salih amellerde bulunur. Allah’ın gizlinin gizlisini ve içindekini de bildiğini kavramış olduğundan, güzel ahlak özelliklerinden hiçbir durum ve koşulda ödün vermez.

Dünyevi küçük çıkarlar dışında büyük idealleri olmayan kişilerin sıklıkla düştükleri bir hata olan boş işlerden, inanan insanlar dikkatle sakınırlar. Ramazan ayının manevi havası, müminlerin boş ve yararsız işlerden sakınıp, daha çok düşünüp tefekkür etmelerine vesile olur. Tefekkür etmek, insanın Allah’a yakınlaşmasına bir yoldur.

Gelirinin ‘ihtiyaçtan artakalanı’ ne kadarsa içinde bir burkuntu duymadan ihtiyaç sahiplerine veren insan, bunu da Rabb’ine yakınlaşmak için yapar.

Orucun en önemli hikmeti, gün boyunca Allah’ı sık sık hatırlamak hatta akıldan hiç çıkarmamaktır. Diğer onbir ay insan, günlük yaşamdaki işlerinin yoğunluğu nedeniyle çoğu zaman gaflete kapılır; Rabb’ini unutur. Ancak yaşadığı açlık ve susuzluk insanı gün boyunca diri ve dikkatli tutar.

Oruç ibadetinin hikmetlerinden biri de kısa süreli de olsa açlık ve susuzluk çekmenin insana aczini hatırlatması. İnsan, yaşamını sürdürebilmek için beslenmek zorunda; bu kimi insanlar tarafından doğal bir ihtiyaç olarak düşünülse de gerçekte hikmetle yaratılmış bir aczdir. İnsan, Rabb’ine ve O’nun bahşettiği nimetlere muhtaç olduğunu açlık hissettiğinde daha iyi kavrar. Henüz doğar doğmaz kulu için anne sütünü var eden Allah, yaşamı boyunca da onu sayısız nimetler içerisinde yaşatır.

“Ellerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı? Böylece bunlara malik oluyorlar. Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik; işte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar. Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi?” (Yasin Suresi, 71-73)

Orucun bir diğer faydası da insanların kötülüklerden uzak durup, nefislerini terbiye etmeleri. Bunun tek yolu, Allah’a samimi bir kalple iman edip, emirlerine itaat etmek, vicdanın sesini dinleyip, nefsin kışkırtmalarından uzak durmak. Böyle bir kişinin ahlakı zaman içinde güzelleşecek, imanı olgunlaşacak ve Allah korkusu daha da güçlenecektir.

İnsan oruçluyken acıktığı ya da susadığında sabreder. Allah’ı Ramazan’da daha fazla anar. İnsanlarla daha iyi iletişim kurar; öfkelendiğinde öfkesini yener. Allah karşısındaki aczini, O’na ve verdiği nimetlere ne denli ihtiyaç içinde olduğunu kavrar. Kazandığı güzel ahlak özellikler, nefsini terbiye etmesine ve ruhunu olgunlaştırmasına vesile olur.

Allah, “…Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara Suresi, 184) buyurarak, ibadetlerin gönülden yapılmasını ister. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, itaat etmek ancak samimi niyetle yapıldığında Allah Katında beğenilir. (Doğrusunu Rabb’im bilir.) İbadetler alışkanlıkla, gösteriş amacıyla ya da “desinler” mantığıyla yapılmamalı. Allah Kur’an’da, kullarının yalnızca takvalarının Kendisi’ne ulaşacağını haber verir:

“Onların etleri ve kanları kesin olarak Allah’a ulaşmaz, ancak O’na sizden takva ulaşır. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirmiştir; O’nun size hidayet vermesine karşılık Allah’ı tekbir etmeniz için. Güzellikte bulunanlara müjde ver.” (Hac Suresi, 37)

Oruç, vefanın kanıtıdır. Mümin oruç tutarak Allah’a verdiği söze sadakatini ve vefasını gösterir. Rabb’ine sevgi, dostluk ve bağlılıkta kararlıdır, ahdini ve dini sorumluluklarını yerine getirir.

Her ibadetimizi içten, samimiyetle ve gönülden yapalım. Samimi niyetle yapılan her ibadet, takvamızı artırarak Allah’a yakınlaştırır. Yalnızca Ramazan’da değil “Ey iman edenler, Allah’tan korkup-sakının ve (sizi) O’na (yaklaştıracak) vesile arayın; O’nun yolunda cehd edin (çaba harcayın), umulur ki kurtuluşa erersiniz.” (Maide Suresi, 35) ayeti gereği her an Rabb’imize bizi yakın kılacak vesileler arayalım. Allah’ın sonsuz merhametiyle yarattığı her fırsatı değerlendirerek ecre dönüştürmeye gayret edelim. Ramazan vesilesiyle kazandığımız güzel ahlak özelliklerini bayramla birlikte sonlandırmayalım. Unutmayalım; hayatımız, ibadetlerimiz ve ölümümüz O’nun içindir:

“De ki: “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır.” (Enam Suresi, 162)

Fuat Türker

Kategoriler
Geçmiş Tarih Güncel Haberler Günlük hayat Kişisel makaleler Toplumsal Konular

Nerede O Eski Ramazanlar Acaba

Ramazan geldi hatta ilk haftasını da neredeyse geride bırakacak. Yani bir ramazan ayı daha geride kalacak.

Peki, nerede o eski ramazanlar.

Neden mi böyle diyorum, şöyle bir gözden geçirelim.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul taraflarına gitmem gerekti. Öğlen saatlerinde Kadıköy sahiline geçtim. İnsanlar sahilde bir şeyler atıştırıyor, çay, kola su ellerinde herkesin bir şeyler var.

Vapurda yine aynı şekilde. Eminönü’ne indiğimde karşıma çıkan manzara daha güzeldi. Balık – Ekmek satan seyyarların önünde kuyruk var. Hani Ramazandan önce ben böyle kalabalık görmemiştim. Ramazanda daha bir kalabalık olmuş.

Kimsenin aklında oruç yok. Hadi bunu es geçtim eskiden oruç tutmayanlar tutanlara saygı gösterip 1 ay oruçlarını yeseler bile en azından gizli yaparlardı bunu. Lokantalar camlarına perde asardı, seyyarlar pek görünmezdi.

Ama son yıllarda artık bu durum ortadan kalktı. Herkes ulu orta orucunu yiyebiliyor. Suyunu içiyor. Karşısındakinin oruç olup olmadığı bile bilmeden yemek ikram edip, sigara tutuyor.

Tamam, anlıyorum havalar sıcak, insanlar dayanmakta güçlük çekiyor. Ancak bu diğer oruç tutanların limitlerini zorlamanız anlamına da gelmiyor efendim.

Birkaç gündür televizyonlarda iftar masalarını gösteriyor. ÜMRANİYE Belediyesi, Şişli Belediyesi 10.000 – 20.000 kişilik sokak iftarları tertipliyor.

Bir anlamda çok güzel bir çalışma. İftar sofraları sayesinde evinde iftar yapamayanlar, evsizler veya işlerinden eve gidemeyenler için çok iyi bir uygulama.

Ancak görüntülere baktığımda iki tip insan dikkatimi çekti.

İlk olarak ailecek iftar sofralarına gelenler. Ve eminim bunlar o kadar da fakir kişiler değillerdi. Çünkü gerek giyimleri gerekse hal ve hareketleri yeterli bir gelirlerinin olduğunu gösteriyordu.

İkinci gözüme çarpan ise sofralara oturan ve üstlerine bir şeyler giymeyi unutanlardır. Bu kişilerin oruç tutup tutmadıklarını bilmiyorum ama oturdukları zaman vücutlarının %80’lik kesiminin ben buradayım dediğini çok iyi görebiliyordum.

Sanırım oruç tutanların oruçlarını ve nefislerini sınamak için bu şekilde giyiniyorlar. Malumunuz oruç sadece midenin kilitlenmesi değil, gözün, dilin, elin, bedenin haramdan korunması anlamına geliyor. Bu şekilde haramı insanların gözünün içine sokmaya gerek yoktur sanırım.

İşte böyle 2011 yılı ramazanında dikkatimi en çok çeken şeyler bunlardı şimdilik. İlerleyen günlerde başka konularda ki düşüncelerimi de yazacağım kısmet olursa.

Örneğin Ramazan Bayramlarının neden illa Şeker Bayramı olarak lanse edilmeye çalışıldığı, nedense Ramazanın yanından geçmeyenlerin bayramı bizlerden çok bayramı sahiplenmesi gibi konulara değinmeye çalışacağım.