Kategoriler
Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Genel Konular Genel Müzik Konuları Güncel Haberler Günlük hayat Kişisel makaleler Makaleci.com Hakkinda Öğrenci Konuları Öğretmenlik üzerine Şair Sevgi ve Ask Dünyası şiir edebiyat Şiirler Toplumsal Konular Yazar

Vecizler

( yakup icik veciz(e)leri ) – Vecizler

Vecizler
Vecizler

(01) *** Her korkunun altinda ölüm yattigi gibi, herikisinin üstünde nese keyifle yatar…

(02) *** Siir ne kadar akici ve mükemmel yazilmissa,o siir,in mükemmelligi altinda mutlak cok acikli bir dram yatar…

(03) *** Yalan korkaklarin cesaretidir…

(04) *** Yararli insanlarin basarilmisliklari,toplumlarin cürümeyen sakizi olur agizlarda

(05) *** Umutsuz bakislarin düsüncelerinde tedirginlik olusur,tedirginlikten,de kendine güven kayibi,bu yüzden ihtimatsizlik bas gösterir ve süpheler seni yer bitirir…

(06) *** Bir bakima sair en güzel yalancidir…

(07) *** Tanimadigin birine,özelestiri yapmadan önce kendine saygi duyup duymadigini sorgulamalisin ki,hakli iken haksizliga düsmeyesin…

(08) *** Siir,de cirkinlik kavrami yok gibidir…

(09) *** Kadinlar,erkekler hakkinda zaman icinde hep ayni olumsuz yargiya varirlar, yalniz; erkekler ayni seyleri düsündükce…

(10) ***Intikam hissinin kirini ancak erdemlilik göstererek yok edebilirsin…

(11) *** Hic kimse yalniz basina bir güzel degildir…

(12) *** Kücük basari,basarilmislardan daha basarili olmaya meyillidir…

(13) *** Sair,toplumlarda fertlerin söylemek istedigi ama söyleyemedigini söyleyendir…

(14) *** Isini bilerek calisip yorulmak bedenine haz verir,aksini yapmak umulmadik acilar verir…

(15) *** Akilli olupta gülmeyi beceremeyenler mutlak ve acilen bir cocuk parkina gitmeli…

(16) *** Sairler,sair olmayan insanlarin hayatlarindaki olumsuzluklardan kaynaklanan yasama direncinin kirilmisliklarini siirlerle tedavi edendir…

(17) *** Fakir toplumlarda ASK aci verir,zengin toplumlarda ASK dayaniksizdir…

(18) *** Benim icimde iki sey yasar,hangisi ölürse kalan birsey,de ölür…

(19) *** Insan insan,in aklini okuyor,fekat; kim kimin aklini okuyor bilemez…

(20) *** Ne kadar batili olma duygusu icimizde yesersede,batiya gelen dogulu olarak,dogulu kalacagiz…(batililara göre)

(21) *** En cazibeli,en renkli,en güzel sözlerle süslenmis akli-selim insanlar dahi kendine müptela yapan koca bir masaldir demokrasi…

(22) *** Ben icimi-disimi gözyaslarimla yikadim…

(23) *** Bana bir gülücük verene,bütün nesemi veririm…

(24) *** Bir damla sevgi,bütün kötülükleri yok etmeye bedeldir…

(25) *** Cevrenize dagitacaginiz tebessümler aksamüstü gülücük olarak evinizde sizi bekliyor olacaktir…

(26) *** Maddi acligi telafi edebilirsin her zaman ama,manevi acligi asla…

(27) *** Dostluk icin ne varsa sizi üzen,onlarin hepsini bana gönderin,cünkü onlar bende iyilesiyor…

(28) *** Simdiye kadar yasiyor oldugunuz güzelliklerdi,güzelliginize sahip cikin ikinci bir güzelliginiz asla yok…

(29) *** Her insan kendi hayatindaki güzellikleri cevresinden ve karsindaki insanin hayatindan ögrenir…

(30) *** Merhaba ile elveda arasindadir bütün güzellikler…

(31) *** Sair; varilmaz(kesfedilmez)  sanilan en son uc noktadaki güzelliklerin basidir…

(32) *** Hic bir seysiz anlasabilecegin tek sey Ask,tir…

(33) *** Her insan bir s e v g i l i d i r…

(34)*** Ancak, geleneklerine bagli toplumlar kendilerine hayranlik uyandirabilir!…

(35)*** Hayat herseyi ögretir ama, asla unutmayi ögretmez….

(36)*** Güzel düsüncelerle insanlarin birbirlerine iyi davranmalari, toplumlarda hosgörü seviyesini artirir ve fertleri erdemli yollarda mutlu eder…

(37)*** Ruhlarin madde ile dolu oldugu bir alemde, insan onuru bir hictir…

(38)*** Dost; her insanin kendine verebilecegi yegane, kiymetler bicilmeyecek, doyumsuz en güzel bir hediyedir…

(39)*** Umut , hayatin sevinc dolu nakaratlaridir…

(40)*** yasam daima güzellikler sunar, bu güzellikler meziyetlere dönüsür lakin, menfaatler tüm güzellikleri yok eder…

(41)*** Cesaretin diger bir adi, ölümün elinden yasami almaktir…

(42)*** Ruhen karanliklarda yasayanlar gündüzleri isik göremezler…

(43)*** Her askin tezgahinda, sonunda cile dokunur…

(44)*** Bir insanin mutlulugunu ya da mutsuzlugunu icinde bulundugu ortamdaki gelismeler karekteriyle belirler…

(45)*** Herkes mutlulugun kapisindan girdigini, acilarinsa ciktigi kapisinda anlar…

(46)*** Vatanina ve Milletine hizmet etmis birinin, Vatanina ve Milletine ihanet etme hakki yoktur…

(47)*** Akil saplanti olursa yönetime yönelir. Yönetimlerde akil varligi ortadan kalkar. Aklin mantigi madde ile bütünlesir. Cezbolan ruh aklin yenik halinden madde ile sevisir bu sevisme rantir. Artik akil ve ruh cevresinde yogunlasan ve de yönetime talip olan akillarin vesilesi ile rantlarin üremesine destek vermeye meyillenmislerdir…

(1984-2009) Yakup Icik

http://schair.turkblog.com/public/user_data/user_photo/1/schair-b.jpg

Kategoriler
Günlük hayat Kişisel makaleler

Nasihat ve Nasihat!!

Merhabalar.

Şu anda ne kadar öfkeli ve ne kadar betbaht olduğumu size hangi kelimelerle anlatmaya çalışsam diye düşünüyorum az biraz, çok ama baya bir zamandır.

Öfkeliyim çünkü ne zaman elime bir kalem alsam peçete yahut ufak bir not kağıdı yahut hiç çekinmeden ve de usanmadan o kocaman çantamın içinde taşıdığım ajandayı çıkarır ve en başta içinde bulunduğum ortamın öncelikle kokusunu içime nüfuz eğler taşına ,ağacına,  yaprağına, açmış çiçeğine yada tomurcuğuna ve hatta size şu anda sıralamakla bitiremeyeceğim ve yazdıkça içinizi cızlatacak , yüce yaradanın hepsini birden bahşettiği o seslerini uğuldamalarla ,kokularla, renkleri ve şaheser boyutundaki namı güzellikleriyle bize duyurmaya çalışıp kendini gösteren bu yüce varlıklar sayesinde ve allahın izniyle büyülenir kendimi rüya alemlerinin en üst katındaki dinlenme odasında bulur ve kalemin o kağıtlar üzerinde gezinmesine müsade ederim .

Çoğu zaman kendiminde yutkunmamı sağlayan bu güzellikleri tanımlamadaki yetersizliğime hayıflanır kalemi masa üzerine brakıp o etrafımdaki güzelliklerden özür dilerim.

Fakat uzun zamandır yaradanın bize bahşettiği bu güzelliklerden sadece af diliyor ve ben dahil tüm tanıdıklarım , tüm komşularım, tüm arkadaşlarım, tüm sevdiklerim, vede görüp te tanımadığım o tüm insanlar adına onlardan binlerce milyonlarca kez özür diliyor ve bağışlanmamız için onlara yalvarıyorum.

Evet dağlardan, taşlardan, kuşlardan,ağaçlardan , yapraklardan, özdeğerlerimizi kazanmamızı sağlayan geleneklerimizden, öf ve adetlerimizi var edip oluşturan  büyüklerimizden, hatta geçmişte uğruna kanlarını döküp canlarını veren şehitlerimizden , rabbimin izniyle cana can katıp doğuran analarımızdan, geleceklerini kuramadığımız çocuklarımızdan vede sağladığı eşitlik ve daha satırlara sığmayacak ilkelerini bize armağandan ziyade emanet eden dünyaya bi eşi daha gelmez atam ATATÜRK ten hepinizin huzurunda özürdiliyor ve bağışlanmam için yalvarıyorum.

Her şey bir nasihatle başladı desem eminim garipsiyecek vede şaşıracaksınız.

Evet bir nasihat; yurt dışında çok güzel başarılara imzasını atan çalışkan ve gencecik bir arkadaşımıza bir nasihat ettim haddim olmayarak. Kısa bir zaman önce bulunduğu yerden sıkılarak ülkemize canım vatanıma gelecem artık diye sitemkar bir serzenişte bulunduğunu görünce dayanamayarak kenidisine aman ha diye bir nasihatta bulundum ama siz benim yerimde olsaydınız ne yapardınız diye sormak istiyorum.

Geçmişi,  en geçmişi ve günümüzü birbirine karıştırma kusurumu bağışlamanızı temenni eder naçizane anlatma yolum olarak kabul eğlemeniz beni bahtiyar edecektir.

Bizler daha doğmadan yapılan savaşlarda dedelerimiz ve ninelerimizin kah bir kağnı ile , kah omuzlarda taşınan cephanelerle, kah dökülen kanlarını helal ettikleri zamanlarda asla vazgeçmedikleri o birlik duygusu  ve sonrasında ülkemizde  varolmak  adına kardeşçe bütün dinlere sahip insanların yine birbirleriyle kardeşçe dostça kendilerine armağan edilen o emanetlerin vatana sahip çıkma adına evvela öncelikle dostça yaşamı birbirlerine öğretip güzel olan vatanımızı daha bi güzel ama dahada bi güzel hale getiren o sımsıcak insanların , hatır bilen , komşuluk bilen, başarıları takdir etmesini bilen. kendi çocuklarına başarılı olmaları yolunda desteğini esirgemeyip , örf ve adetlerinide unutmamalarını sağlayıp özünü unutan adam olamaz diye hep nasihatlarda bulunup takdire şayen bir nesil yetiştirmeye çalışıp sadec hep varolmamın tatalılığını güzellüğini vede mutluluğunu gösterip öğretten o güzelim insanların ve vatanı bize tüm bu sınırsız güzellikleriyle karşılıksız sadec armağan edip aynı durumda fakat gelişme göstererek bize emanet eden atamızın bıraktığı bu ülkeyi ne hale getirdik diye hiç kendimize soruyormuyuz.

Evet ne hale getirdik değilmi! Kızmayın hemen şöyle bir arkanıza yaslanıp düşünün bir,

Enson kimi takdir ettik bir başarısı için yada nasıl kıskançlıkla bakıp ta için içinimizi yedi hasetle. ne zaman bir komşumuza evinde neyi var neyi yok diye değilde onu yanında komşusunun bir yerde ailesi gibi olduğumuzu hissettirerek gittik.ne zaaman torpille zar zor yerleşebildiğimiz işyerinde kendimizi üstün görerke biraz daha bizden az yalakalık yapan diğer mesai arkadaşımızı işten attırmak için yada gözden düşmesi için elimizden geleni yapmak yerine ele ele verip işlerin hakkından gelmeye başlayıp birliğimizi vede dirliğimizi ortaya koyarak çalışıp işyerimizi daha iyi bir duruma getirmeye çalışması keyifli bir hale getirdik. ne zaman yeni birşey üretme yolunda yaratıcı gücünü ortaya döküpte bizlerle paylaşan bu zeki beyinleri hakir görme başarısını sahiplenme yuhalama ve yok etme yerine sahip çıkıp ta destek vermek adına gerekirse kendimizde vazgeçebildik. ne zaman yeni bir kitap çıkaran yazarımıza adını duymadığımız için , aman eline kalem alanda yazıyor kardeşim ne yazacak saçma sapan bir hikaye yahut makale dir sakın almayın gereksiz demek yerine takdir edip acaba ne yazmış ve yazdığından ben kendime nasıl bir şey çıkartabilirim deyipte kitabını alıp destek verip yok olmasını değilde varolmasını sağladık, ne zaman bir sanatçıya bu affeyleyin yok cinsel tercihi böyle yok bu erkek ama kadın , yok bu kadın ama erkek vallah billah diyerek önyargılarımızı yok edip sadec icra ettiği sanatıyla ilgilenip takdir edip alkışlamasını bildik,  ne zaman dedikodu yapmaktan vageçtik. ne zaman boşanmış kadınlarımızı afbuyrun artık mal , ne yapsam da kullansam yok etsem banene demek yerine sahip çıkıp kendilerine namuslarıyla çalışabileceği korkmadan gülümseyerek hayatın daha bitmediğini yeni bir kısmetin kendisine elbet ödül olarak verileceğini yada çocuğu için kendi etini bedenini yok etmesine müsade etmeyipte huzurlu ortamlar sunabildik, ne zaman kendi kardeşlerimizi kiminin daha çok parası var diye benim olmadı deyipte onun yüzünden o hakkıyla değilde haksız yere malın mülkün sahibi oldu deyip tenkit etmekten iftira atmaktan vazgeçmeyip ömürleri boyunca sırtlarında taşıyacağı kanserli bir kambur olmaktan vazgeçtik, çevremize kötülük tohumlarını hiç kurumayacak birşekilde ekmek yerine neden güzellik pınarlarının sularını elimize bulayıp silkeleyerek varetmeyei denemedik, ve çocuklarımıza o geçmişimizin aslı olan hayalimizdeki geleceğimize neden ama neden sadece birbirleriyle yarışmayı , öfkeyi . kini , başarının ve gücün güçsüzü ezmekle kazanılacağını öğretmek yerine gerekirse bu iğrençliklerin içinde onlara hayatı bir oyun halinde sunup ta örf ve adetşerimiz de bulunan öz gerçeği yani sevgiyi saygıyı ,dostluğu , kardeşliği doğayı korumayı her başarıyı takdir edemezse asla başarılı olamayacağını öğretmedik.

Ve bakın etrafınıza o güzelim memleketimizi şu anda elimizde olan yada olamayan güç dediğimiz para ya denk tutup ta manevi olan güzelliklere dğişmedik. yada bir çay bahçesinde yahut bir kır kahvehanesinde oturp eski üstadlarımız aldığı keyf-i muhabbete erişebildik yahut hangi garson veya çalışan varlığımızı memnuniyetliliğini karşılığında alacağı bahşiş yada paradan ziyade kalbinin nurunun yüzüne verdiği ışıkla sizleri karşılayıpta aman ne olur hemen kalkmayın üstadım diye yakaran gözlerinde gönül gözüyle konuştu.

Ve daha satırlara sığdıramayacağım örnekleriyle hergün yüzyüze kaldığımız ve kendimizi var etmek adına birbirimizin sırtına basmaktan vazgeçmediğimiz vede asla vazgeçemeyeceğimiz bu canım vatanımda güzelim ve dünyada bir eşinin daha olmayacağını bildiğimiz bu memleketimizde bunları yaşarken , geçmişi hatırlayıp sadece bir ağ of çekerken ben şahsen kendi adıma malesefki her acısına rağmen bu vatanımı terkedip te başka bir ülkede yaşama düşüncesini asla kabul etmezken cesaret edemedim

Evet cesaret edemedim, be bu değer verdiğim ve başarılarını kat be kat artırma şansına sahip bir ülkede yaşarken takdir görüp yeni başarılara imza atmasına olanak tanıyan o yaşadığı yabancı ülkenin insanları arasında ülkesinin özlemini çekmemesi için kendisine  komşu, aile , arkadaş  olamaya gayret gösteren o saygı değer arkadaşıma yaşadığım ve yaşadığımız acıların içerisine gelip aynı acıları çekmesine gönlüm razı olamadı

Bu sebebten dirki uzakta olmanın verdiği çaresizlikle kendisine sunabildiğim açmam gereken kucaktan ziyade ettiğim NASİHAT tır.

Siz benim yerimde olsaydınız ne derdiniz?

 

                                                                                           SAYGILARIMLA,

                                                                                                     arzu koç