Kategoriler
Genel Konular

PKK VE ATEŞKES

Hepimizin de bildiği gibi son günlerde ülkede yaşanan  terör olayları hız kesmeden onlarca ailenin ocağına ateş düşürmüştür. Bu gün ise PKK terör örgütünün daha önceki yıllarda bilindik kaçma veya köşeye sıkışmış tabirleri olan ateşkes çağrısı dır. Sözde ateşkes çağrısı yaparak savaşçı ve anlaşma yanlısı olmayan bir Hükümet algısı yaparak kamoyunu yeni bir siyasi oyunun içine sürüklemektir. Şanlı ordumuz Türk Silahlı Kuvvetleri PKK terör örgütüne yönelik başarılı operasyonlarında terör örgütü ağır darbeler alarak büyük kayıplar verdiği buradan anlaşılmaktadır. Kendilerini bir kurum olarak görüp birde utanmadan ateşkes ilan etmeyi ve bunu da karşı taraftan onay bekletmeyi bir resmi görev olarak gören PKK terör örgütü için artık bardak taşmış ve ne pahasına olursa olsun bu uğurda canları hiçe sayarak vatanımızı savunan kıymetli askerlerimize, polisimize tam destek veriyor, aziz şehitlerimizi rahmetle anıyoruz ayrıca bizim şehitlere olan haklarımızın değilde şehitlerimizin bize olan haklarını helal etmeleri için PKK terör örgütünün ateşkes çağrısına aldanmayıp bu uğurda taviz verilmeyeceği bilinmeli.

Kategoriler
Makaleci.com Hakkinda Mutluluk anlarımız

2000. Konu benim olsun :D

Makaleci.com da yayinlanan 2 bininci konu bu olacak arkadaslar. Bu vesile ile yakinda makaleci.com ailesi olarak neler yapacagimizi duyurayim :)

Oncelikle yeni tasarima gecis yapilacak yakinda. Ucretli bir tasarim ve hiz, gorsellik acisindan sitemize olumlu bir etkisi olacagini dusunuyorum.

Yazarlarimiz icin herzaman daha fazlasini istedim, bir kazancimiz olmadi hic, olmayacakta. Ama onemli olan onlarin ic dunyalarina bu site araciligi ile ulasmakti, oylede oluyor.

Son zamanlarda yeni gelen yazarlarimiz ile listemiz cok genisledi. Bu yazarlarimizi bir sayfa ile herkese taktim edecegim insallah. Ayrica aktivitesi az olan yazarlarimizida yazmaya tesvik etmeyi dusunuyorum (telefonla arayip, konusmayarak :D).

Simdiden hayirli olmasi dilegiyle :)

Kategoriler
Günlük hayat Makaleci.com Hakkinda Mutluluk anlarımız

Yeni makaleci.com arayüzü – Yazar için daha fazlası…

Yeni makaleci.com arayüzünü farketmişsinizdir. Aslında bir önceki temadan fazla bir farkı yok gibi görünebilir ancak bir çok yenilik ve iyileştirme yapıldı. Bunlara kısaca yer vereceğim bu konuda ve yazarlık statüsündeki arkadaşların yazılarını yayınlarken daha fazla özellikten yararlanabilmesinin yollarını anlatacağım.

Yayınladığınız yazılarda görsel tasarımı değiştirebilirsiniz: Temenın yeni özelliği olan yazı sayfasında görselliği değiştirebilme özelliğini yazarlar ve içerik sağlayıcılarda kullanabilecek. Bunun ne anlama geldiğini kısaca açıklamak gerekirse; Sidebar’ı gizleyebilirsiniz, Yazınızı tam sayfa sidebar olmadan yayınlayabilirsiniz. Görsel yükle kısmından yüklediğini resimleri yazının en üstünde istediğiniş şekilde listeleyebilirsiniz. İster slider, ister tek tek liste halinde istersenizda carosel modunda. Bu alanı kapatabilirsinizde. Bunun yanında yazı sayfasında en üstde bulunan kısa alıntı kısmınıda kapatabilirsiniz. Bu yenilik hakkında daha fazla fikir sahibi olmanız için aşağıdaki videoyu izlemenizi öneriyorum:

Yazar arkadaşların daha fazla ön plana çıkabileceği yeni makaleci.com ile artık yazar olmak isteyenlerde daha önce bir çok yazısının yayınlanmış olması zoruyluluğunu kaldırmış bulunuyorum. Bu dönem itibari ile yazarlık başvurusunu tek yazı ile yani daha önce hiç yazınız olmasa ve tek yazı göndererek yazarlık başvurusu yapmış sayılacaksınız. Gönderdiğiniz yazının kalitesine bakarak yazarlığınızı onayıp size gereken bilgiyi ileteceğiz..

Kategoriler
Aklımdan geçenler Az önce öğrendim Bilgisayar Kullanım Css ve Div Tasarımlar Program Anlatımları Program ipuçları Resimli anlatım

Photoshopta Actions Kullanımı, Yapımı ve Actions Örnekleri

Photoshopta Actions Kullanımı, Yapımı ve Actions Örnekleri’ni Konu Başlığı Altında Size Photoshop Dersi Vericem.

Klasik Önce Ve Sonra Resimlerini Verelim:

Klasik Kilo Verme Programlarında da Bu Kullanılıp Resim Güzelleştirilir :) Bu Şakaydı Tabiki.

– Actions Kullanımı – Makaleci –

– Actions Yapımı – Makaleci –

İnş. Beğenirsiniz ve Uygulayabiirsiniz.

Kategoriler
Makaleci.com Hakkinda

Makaleci ve yenilikler hakkinda!

Arkadaslar farkindayim bir cok yer hala ingilizce, ancak kisa sure icerisinde bu alanlarin cevirisinide bitirecegim. Bunlar olurken sistemi kavrayarak bize uygun hale getirtmeye calisiyorum. Yazarlari on plana cikartirken sitedeki etkilesimini artirmaya calisiyorum. bunlarin en basinda herkesin kendi gruplarini yada baskalarinin kendisini takip etmesini saglayabilir, yada baskasini takip edebilir. Ozel mesajlasma sistemi aktif sekilde calisiyor ayni sekilde.

Son olarak forum sistemide hazirlaniyor, yakinda aktif sekilde kullanmaya baslayacagiz.

Ayrica uzun suredir bekledigimiz sitedeki aktifligin uyelere puan olarak geri donmesi durumu artik uygulamaya konuldu. Yazdiginiz yazilardan, yorumlarda, yada yazilariniza aldiginiz yorumlardan, actiginiz gruplardan katildiginiz gruplardan v.s gibi bir cok alanda yaptiginiz etkilesimle beraber puan kazanacaksiniz. Ileriye donuk bu puanlarin degerlendirmesini yapacagim ve belli bir puan uzerindeki kisiler arasinda duzenli olarak cekilis yaparak hediyeler dagitacagim.

Bundan sonra makaleci.com ne olacak diye soranlar olursa, her konuda bilgi paylasimina yer verecegimiz, kaliteli ve duzenli bir siteye donusecegiz. Durgun degil, devamli aktif olacagiz. Takipcilerimizi hergecen gun artiracagiz.

Zamanla yeniliklere devam edecegim arkadaslar, bu konuda yazar arkadaslarida aktif olmaya davet ediyorum :)

Kategoriler
Günlük hayat İnternet Dünyası Makaleci.com Hakkinda

Makaleci’lerin doğru içerik girmeleri için gerekenler!

Merhaba arkadaşlar, uzun zamandır yazar alımı v.s yapmıyorduk, son zamanlarda sitemize ekledikleriyle kendi yeteneklerini gösteren içerik sağlayıcı arkadaşları yazar statüsüne yükseltmeye başladım. Bu durum bir süre daha devam edecek. Bu yüzden yeni makaleci’ler için yol gösterici olacağını düşündüğüm, doğru ve düzgün içerik girme rehberini hazırlama gereği hissettim. Böylece içeriklerin standart eklenme şekli bozulmamış olacaktır.

Başlık ve içerik
Yazarların (makalecilerin) yapması gereken ilk şey başlık ve içeriği uygun şekilde girmektir. Özellikle içeriğin alıntı yad akopya olmamasına dikkat edin. Alıntı yapılan yerler makalenin altında mutlaka maddeler halinde eklenmelidir. İçerik yazısında vurgulanacak yerleri zengin metin editörü yardımı ile düzenleyebilirsiniz. Başlık konuyla alakalı olmalıdır ve yazılması unutulmamalıdır. Çünkü yazarların yazıları direk yayına alındığı için sitede ve arama motorlarındaki ındexlerde kötü görünecektir. Buda ziyaretçilerinizi ve okuyucularınızı üzecektir. Farkedilmesini geciktirecektir..

Uygun kategori
Eklediğiniz yazıya uygun kategoriyi yada kategorileri seçmeyi unutmayın arkadaşlar, bu çok önemlidir, en fazla 3-4 kategori seçebilirsiniz. Bu sitede yazılarınızın tutulma şeklinde iyi bir rol oynamaktadır, ilgili kategorilerde yazılarınızın görünmesi için lütfen kategori seçimini uygun ve düzgün yapınız. Eğer yazınızla alakalı bir kategori yok ise, en yakın kategoriyi seçip, konu içerisine en sona konu kategori: xxx şeklinde bir ibare düşün, yeni kategori hazırlanıp yazınız istediğiniz kategoriye dahil edilecektir.

Etiketler
Yazınızla alakalı en az 3 etiket girmeniz gerekmektedir. Bu kısım boş bırakılabilir, sonrasında site editörlerimiz yazınızdaki eksik etiketleri inceleyerek ekleyebilir. Ancak makalecilerin bunu yapması, yazıyla daha alakalı etiketlerin girilmesi yazınızın bulunmasını kolaylaştıracağı için etkin kitlenize ulaşmanızı kolaylaştıracaktır.

Konuyla alakalı resim eklemek (en önemlisi)
Sitenin genel bölgelerinde, Ana sayfada, kategorilerde, manşet kısımlarında, arama sonuçlarında listelenirken yazının yanında küçük bir resim gösterilmesi için bu kısmı önemle uygulamanız gerekmektedir. Aksi halde yazılarınıza ilişkin resim görüntülenmeyecek onun yerine resim yok ibaresi çıkacaktır, buda yazınızın farkedilmesini geciktirecektir. Yazılarınıza onizleme resmi eklemek için burdaki konuyu okuyabilirsiniz. Bunun yanında aynı şekilde yazı içinde resim ekleyebilirsiniz, bunun için konuda göreceğiniz gibi upload ekranında resim yüklendikten sonra çıkan yazı içine dahil et (yazı içine ekle) gibi buton olacak ona diklamanız yeterli.

Yapmanız gerekenler bu kadar, iyi bir makaleci olabilmek için ve farkedilmek için yukarıdaki anlattıklarımı özveri ile uygulamanız önemli. Eksik yapılanlar editörlerimiz tarafından farkedildiğinde düzeltilecektir, ancak hatalarınızı düzeltmeniz site içindeki kalitenizi ve kariyerinizide o oranda artıracaktır.

Anlamadığını yer veya konu olursa burdan yorum bırakmanız yeterli olacaktır arkadaşlar, konuyla ilgili, bilgili yazar yada editör arkadaşlarımız sizelere yardımcı olacaktır..

Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat Makaleci.com Hakkinda

Makaleci.com Yenilikler cok yakinda geliyor!

Merhaba haklisiniz, uzgunum :) uzun sure makaleci.com u bosladim ama yakinda yeni tasarima gececegim. Zamanim kisitli oldugu icin ucretlide alabilirim, bende hazirlayabilirim duruma gore aradigimi bulamazsam kollarimi sivayacagim. Yada eski tasarima yeniden gecerim ama bundan sonra sitenin hizini artirmak icin gereksiz ozelliklerden cikip yazar/makale iliskisini artirmayi dusunuyorum.

Bu yenilikle birlikte ucretsiz cekilislerimiz olacak, ucretsiz hediyelerimiz olacak. bunun yaninda makale yarismalarimizda olacak. Ancak makale yarismasini herseyin sonunda dusunuyorum. Ilk yarismadaki eksiklikleri tekrarlamamak icin her konunun uzerinden birden fazla kes gecmemiz gerekecek.

Makaleci kullerinden doguyor arkadaslar, yanimizdamisiniz ? :D

Kategoriler
Günlük hayat İnternet Dünyası Şarkıcı Söyleşiler - Röportajlar

Gitarıyla ve sesiyle makalecide bugün: Güneş Gürsoy’u konuk ettik!

Bu söyleşiyi daha önce yapmak istiyordum ancak uzun süredir sunucularımız saldırı alıyor, ara ara yavaşlamalar oluyordu. Bunlarla uğraşırken sağolsun Güneş Gürsoy hocamda bizi kırmayarak provalardan önceye kadar bekledi bizi. Ve işde bugün, sesiyle, müziğiyle, yüreğiyle, insanlığıyla, inanılmaz keyifli muhabbetiyle Güneş Gürsoy’u makaleciye konuk ediyoruz. Söylesi içinde harika sözleri ve müziğiyle bestelemiş olduğu şarkıları bulabilirsiniz, indirebilirsiniz. İsterseniz fazla beklemeden bu güzel söylesi ile sizleri baş başa bırakalım…

Makaleci: Başlamadan önce kendinizden kısaca söz edermisiniz. Siz kimsiniz ?
Güneş Gürsoy: Sanırım gelecek en zor soru buydu… en zor kısmı kendimden bahsetmek  küçük yaşlarda enstruman çalmaya başlayan ve hayatı boyunca müzik diyen birisiyim… zaten, kendimi burada veya başka yerlerde anlatacak olsaydım şarkıları yazamazdım… ben şarkılarımdaki kişiyim…

Makaleci: Bize müzik kariyerine başlama zamanlarınızdan biraz bahsedermisiniz. Nasıl olduda bu mesleğe atıldınız, neler yön verdi size bu konuda?
Güneş Gürsoy: Aslında bu bir meslek değil benim için. hava su gibi bişey.. sbah kalkarım gözlerimi açmadan gitarı alırım… belki bir kaç saniyedir ama yüzümü yıkamadan önce o vardır….  müzik kariyerime gelince… 8 yaşında enstruman çalmaya başladım ve 15 yaşında kendi parçalarımı yapmaya başladım. 3 sene kakadar sadece enstrumantal müziker yaptım klavye , piano ile…

Sonrasında özlemi duyulan gitar girince hayatıma olan oldu  şarkılar bestelendi sözler yazıldı bir şeyler anlatıldı…. Yön veren şey birileri  olmadı… dediğim gibi hava su gibi.. kendi özümde var bu. şarkıları yapmak benim isteğimle olmuyor onlar kendileri geliyor.. gelmeden öncede kendilerini belli ederler zaten.. sonra bakmışsınız bir şarkı çıkmış ortaya… bir düşünce bir fikir değil müzik… yaşamın saf cümleleri benim için…

Makaleci: Şarkılarınız, ses tonunuz, helede gitarınız çok kuvvetli. Söyleşiden önce bir kaç arkadaşıma dinlettiğimde, Bu kim? demişlerdi. Gitar harika, ses harika, kafa patlatmıyor başkaları gibi, yorumlarından ve sözlerinden sonra sizi onlarla tanıştırdım. Şuanda söylesi yaparkende sizin şarkılarınızı dinliyorum, gerçekten etkilenmemek mümkün olmuyor, dinleyen kişi bi bakmışsınız şarkılarınızda, o son derece etkili müziğinizde kayboluyor, anılarının yada hayallerinin içinde. Tahmin ediyorum bu sözler bir ilham perisi olmadan gelmez, çok zor. Bunları size kim yazdırıyor? yada etkilendiğiniz birileri varmi?
Güneş Gürsoy: Birşeyler birikir… zaman alır sizi ne kuracağınız cümleler etkili olur artık ne bir mucize…arkasından Allah’tan bir lütuf dediğim sıkıntı gelir ki onun sayesinde artık “ben” çekilir aradan, cümleler dökülür…bir kelime olmazsa yerinde , o şarkıda olmaz… ne zamanki demek istediğimi anlatırım kelimesine kadar o zaman tamamdır…. ama bu herkese yazılır anlamında değil… yazdıran birileri derken tabiki ama ben sadece kişiye bakmam orada olsun yada olmasın arada geçen saygınlık önemli çünkü bilirimki yıllar sonra ben bu sözleri bir şarkıda söyleyerceğim… ne günlük tutarım hayatım için ne bir kitap yazabilirim ama ben bir şarkıda dinleyenlerin paylaşacağı ve de bana özel şeyleri yaşayacağım anları bir kaç dörtlüğe sığdırırım… o dörtlüklerin doluluğu çok önemli.. içine girildimi yaşamalı herkes… kaybolmalı…

Makaleci: Şu anda türkiyedeki müzik piyasasına baktığımda sizin müzik tarzınıza yakın çok büyük isimler görüyorum. Ancak Sizi onların yanına koyduğumda pek bir fark olmadığını farkettim. Hatta sizi daha çok dinlediğimide söyleyebilirim. Belli bir hayran kitleniz tabiki vardır, ancak sizi bilmeyen çok da büyük bir taraf olduğunu düşünüyorum. Bu bilinmeyen taraflara ulaşmak için projeleriniz yada düşünceleriniz varmı? Sizide Türkiyede en çok bilinen müzisyenler arasında ne zaman göreceğiz ??
Güneş Gürsoy: bu reklam ile ilgili. ve bu genelde şirketlerin ayırdığı bütçe ile ilgili. ben uzun zamandır Türkiye’deki şirketlerle ilgilenmiyorum. Kendi müziğimin doğallığını piyasaya uymak için bozamam. Beklentiler piyasa şartlarına uymak gibi oluyor ve bu düşüncede ben yokum. ben inandığım müziği içime sinecek şekilde yapayım, bilinirliğinin bir önemi yok benim için…..

kayda değer işler yaparsanız er yada geç bir yerden emeğiinizin karşılığını alırsınız.. adalet dünyası. ama dediğim gibi benim bilinirlik yada ünlü olmak gibi dertlerim yok…

Makaleci: Türkiyedeki şirketlerle ilgilenmedim diyorsunuz uzun süre, daha önce farklı bir ülkedemiydiniz acaba?
Güneş Gürsoy: Yok hayır… en son 2005 yılında demolarımı şirketlere sunmuştum… sonra anladımki aynı dili konuşmak önemli…

Makaleci: Kendi adıma söylüyorum o şirketler ne kaybettiklerinin farkında değiller. Neyse, kalite er yada geç hakettiğini alacaktir. Canlı olarak müzik yaptığınız mekanlar varmi? şuanda nasıl zaman geçiriyorsunuz ?
Güneş Gürsoy: önümüzde bir konser var 4 nisan izmit’te… sonra diğer konserler… bunun yanında zamanım işyeride geçiyor. akşamları çalmaya devam tabi ama konser dışında müzik ile ilgili programlar şuan yok..

Makaleci: Bize bira Albumlerinizden bahsedermisiniz, varmı? yada yakında çıkacak mı?
Güneş Gürsoy: Ocak ayında Amerika’da çıkan Derleme bir albümde “istiklal’de…” adlı parçamla yer aldım. Avrupanın bir çok ülkesinden , amerika ve diğer ülkelerden de müzisyenlerin olduğu bir albüm. bunu dışında ben şarkılarımı internetten yayınlıyorum.  ilerleyen zamanlarda bir albüm daha yapabilirim belki yine internetten yayınlarım belki cd olarak çıkar
belki grubum SOKAK LAMBASI (Volkan Zambak – Güneş Gürsoy) adıyla çıkar… biraz zaman sanırım…

Makaleci: Müzik grubunuzdan bahsedermisiniz biraz, ne zaman kurdunuz, nasıl bir araya geldiniz?
Güneş Gürsoy: 1999 yılında bir yarışma vardı… bu yarışmaya katılmak istedim ve iki arkadaşımı gruba alarak o yarışma için grubu kurdum. aynı yıl bir arkadaşımın tavsiyesi ile ( Mutlu Tuncaalp) Volkan’ı izlemeye gittik. bir yerde çalıp söylüyordu. dedim tamamdır artık vokal bulunmuştur…  Güneş şarkı söylemeyi sevmezde … ve Volkan Zambak ile SOKAK LAMBASI yoluna devam etti bugüne kadar..arada bizimle çalan arkadaşlarımız tabi oldu ama çekirdek kadro Volkan Zambak ve ben…

Makaleci: Uzun zaman önce söz/müzik Hakan Müştak’a ait bir şarkı ile önemli çıkış yapmıştınız? Hala size beste veriyormu?
Güneş Gürsoy: Hakan ile liseden tanışıyoruz… 16-17 sene önce… bir gün bir sınıfın kapısını açtım baktım hakan kızlara gitar çalıyor söylüyor… bu melodi tanıdık diyorum… sözlerde. sağolsun… o gün benim şarkım = söz müzik: hakan müştak oluvermişti…. eşi okumaz umarım bunu

Makaleci: Her muzisyenin kendisine ait ozel bir sarkisi vardir. Peki sizin en çok sevdiginiz ve etkilendiginiz parçaniz hankisi ?
Güneş Gürsoy: “Bana ihtiyacın yok artık”

Makaleci: Bize son şarkınızdan bahsedermisiniz..
Güneş Gürsoy: “içimden gelen vedaların şehri bu…”
yazdığım ve kaydettiğim son şarkı… 2008 Temmuz / Ağustos… bu şarkıdan sonra ki hiç bir şarkı bitmedi. son dizesi “içimde biten öykülerin şarkısı bu…”

Makaleci: O şarkıdan sonrasını anlatmanı istemeyecem, kesin hatırlamak istemedigin seylerdir..
Güneş Gürsoy: Yok hayır hayır… bitmedi işte nedense hiç bir şarkı… vardır elbet bir günü. Nadastayım
yazdıracak derin hayatlar yaşamadım belkide…

Makaleci: Ozaman söyle diyelim, kalbiniz mi boş, yoksa düşünceleriniz mi?
Güneş Gürsoy: inandıracak kişi yok…

Makaleci: ilerde ki planlarınız neler? Aklınızda ne gibi düşünceler var?
Güneş Gürsoy: ben bir Gitaristim hayatımın sonunda da bunu söylemek istiyorum. sözleri öncekileri aratmayacak şekilde şarkılar yapmak ve hayata sadece böyle devam etme arzum var… ben dinleyicimle paylaşmak istiyorum bu şarkıları bu sözleri. “Başka bir şeyin önemi yok”

Makaleci: Müzik birgün biterse ne yaparsınız ?
Güneş Gürsoy: Yaşamıyorumdur o zaman..

Makaleci: Sevgiliniz ya gitar ya ben derse ne yapardınız ?
Güneş Gürsoy: bunu sorabiliyorsa beni sevmiyordur. yüzeyseldir demekki.. kalbi benimle atıyorsa bu soru aklına gelmez bile…

Makaleci: Müzik tarzınızı kendinize özel olarak görüyormusunuz, sizinle eş değerde gösterebileceğiniz müzisyenler varmıdır ?
Güneş Gürsoy: Ben bunu hiç düşünmem. belli bir tarz yapayım diye bir düşüncemde yoktur… düşüncelerim çekilir içimden gelen neyse o ortaya çıkar…

Makaleci: Son olarak sevenlerinize ulaştırmak yada söylemek istediğiniz bir şey varmı ?
Güneş Gürsoy: sessizliğin kıymetini bilin…daha derin cümleleri başka türlü ifade edemezsiniz… bunları ifade edeceğim şarkılarda beraber yaşamak üzere…

Soylesiyi bitirdikten sonra Güneş Gürsoy’un o guzel muzikleriyle sizi bas basa birakalim. Dinleyin, dinlettirin, indirin hergun acip sabahlari 2 aksamlari 3 kere dinleyin, insani ne kadar rahatlattigini sizde farkedeceksiniz eminim :) (guluyorsaniz guzel espiriydi demektir)

BANA İHTİYACIN YOK ARTIK ( Bu parçayi indir)

İNCELİKLER ( Bu parçayi indir)

İÇİMDEN GELEN VEDALARIN ŞEHRİ BU ( Bu parçayi indir)

NE ÇARE ( Bu parçayi indir)

İÇİM SANA YANARKEN ( Bu parçayi indir)

Daha fazlasina buradan ulasabilirsiniz, sarkilarin parcalarinida gorebilirsiniz..

Kategoriler
Günlük hayat iletişim Şair Söyleşiler - Röportajlar Yazar

Selçuk Erat Özel Söyleşi!

Çok sevdiğim bir arkadaşım, yazar, şair, Radyocu Selçuk Erat. Söylesi teklifimi kırmadı sağolsun. Fazla uzatmadan söyleşiye geçiyorum arkadaşlar..

Makaleci: Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Erat: 1982 İstanbul (Şişli) doğumluyum. Kütüğümüz, Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesine bağlı olsa da kendimi hep İstanbullu gördüm ve İstanbul’da yaşamaktan mutlu oldum, gurur duydum. Kova burcuyum ve özelliklerini tamamen taşırım. Yaşamımı sürdürmek için para kazandığım bir işte çalışıyorum; varlığımı devam ettirmek için ise çeşitli uğraşlarım var: Edebiyat, sanat, web tasarım ve radyo yayıncılığı… Okul yıllarım, varlığım ve ruhumla çelişkiye düşen bölümlerde eğitim almakla geçti. Lisede makine, üniversitede işletme eğitimi aldım. Fakat mesleğimi sürdürmeyi tercih etmedim. Dergi ve gazete çıkardım; kültür – sanat siteleri kurdum ve etkinlikler düzenledim; şimdiyse bu faaliyetlere ek olarak web tasarım işleri ve radyo yayıncılığı yapıyorum. Birçoğumuz gibi aslında basit ve çok hareketli olmayan bir yaşamım var ve henüz evlilik düşünmüyorum. :)

Selcuk Erat - ISTANBUL
Selcuk Erat – ISTANBUL

Makaleci: Yaşamı sürdürmek ve varlığı sürdürmek ne anlama geliyor?

Erat: Yaşamı sürdürmek derken, aslında bir işte çalışmak zorunda olduğumu ifade etmek istedim. Kiralar, faturalar, taksitler, mutfak ve yol masrafları… Ve diğer bütün harcamalar… Hepsi dünya için, hepsi para için. Ortalama 70 yıl gibi kısacık bir yaşam süresinin çok büyük bir bölümü bunlardan ibaret. Çalışır, kazanır ve iyi – kötü yaşamınızı tamamlarsınız. Bu bence dünya sahnesinin en basit ve en kolay oynanabilir oyunudur.

Varlığı tamamlamak veya sürdürmek ise bambaşka bir şeydir, oynaması çok zordur. Yaşarken, varlığınızı sürdürmek zorunda değilsiniz. Ama varlığınızı sürmek için aynı zamanda yaşamanız gerekir. Sıradan bir insan gibi doğar, ergen olur, çalışır, evlenir, emekliliğe ayrılır ve ölürsünüz… Arkanızda ne kalır? Veya Mozart, Mevlâna, Atatürk, Van Gogh gibi varlığınızı devam ettirirsiniz. Arkanızda neler kalır!

Ben de bunu yaparken edebiyat ve sanat alanındaki çalışmalarımla bir yandan da varlığımı sürdürmeye gayret ediyorum. Tanrı’nın bana vermiş olduğu yaratma, ortaya çıkarma, oluşturma yeteneğimi, dünyaya faydalı olabilecek şekilde sürdürme gayreti… Bundan taltif, takdir, alkış dışında henüz maddi anlamda bir kazancım yok. Mutlu muyum, evet! Umarım ifade edebilmişimdir.

Makaleci: Daha en başta İstanbul’a vurgu yapmanızın sebebi nedir?

Erat: İstanbul, biliyorsunuz ki sevgili Kılıç, 2010 Avrupa Kültür Başkenti. Şu günlerde bu konuyla ilgili gelişmeleri yakından takip ediyorum. Şüphesiz, sanatın birçok dalıyla ilişkisi bulunan biri için bu mesele fevkalade önemlidir. Ben İstanbul’u seviyorum. İstanbul, ruhlu bir şehirdir. Tarihten gelen bir varlığı, ağırlığı vardır. Şehirler, insanları şekillendirir. İnsanları büyüten anne babalar gibi görünse de, aslında onlar değil, şehirlerdir. İnsanlar şehirlere göre giyinir, şehirlere göre yer ve içerler, şehirlere göre uyur ve uyanırlar, şehirlere göre suç işler, iyilik yaparlar… Şehir, insanın âdeta ikinci kalbi gibidir. Bu kalp ne kadar güzel çalışır, ne kadar sağlıklı olursa, topluma ve ülkeye o denli çalışkan ve sağlıklı bireyler sunar… Yoksa yanılıyor muyum?

Selcuk Erat
Selcuk Erat

O nedenle, kendimi kısaca ifade ederken, İstanbul’a hakkını vermeden geçmek istemedim…

Makaleci: Edebiyata olan ilginiz nerden geliyor? Bu konudaki tecrübeleriniz nelerdir?

Erat: Edebiyatla tanışıklığım 1997’de başladı. O döneme kadar bir süre resimle ilgilendim. Okul dönemim boyunca resim yarışmalarında derecelerim oldu. Ancak profesyonel anlamda ilgilenemedim. Zaten, lise döneminde teknik resme geçip, o disiplini kazanınca resimle bağım da koptu. Bir dönem mimarlığa ilgi duydum. Küçük maket şehirler ve bina tasarımları ile ilgilendim. Kendi tasarımlarımı yine kendi malzemelerimle makete çeviriyordum. Heykelle ilgilendiğim de oldu. Alçı, çimento ve kilden heykeller yaptım. Elbette bunların hiçbiri beni tatmin etmedi. Aslında bütün bu ilgimin kaybolmasında veya ileri düzeye taşıyamamamda, okulumun payı büyük oldu. Asla istediğim bölümleri okuyamadım. Gazetecilik, televizyonculuk, mimarlık, inşaat gibi bölümler isterdim, fakat makine okumak zorunda kaldım.

Hazırlık sınıfında İngilizce ders saatimiz 24 saatti. İngilizceyle yatıp kalkıyorduk adeta. Öykü, makale yazma gibi ödevlerimiz olurdu. Ben edebiyata ilk kez bu ödevler sayesinde ilgi duymaya başladım. İngilizce öğretmenim Fatih Bey (kulakları çınlasın) yazdıklarımla ilgili güzel şeyler söyledikçe ve moral verdikçe, ilgim de bu yöne doğru kaydı. Yeterince ilgilenemeyip bırakmak zorunda kaldığım resim, heykel ve mimari çalışmalarımdan oluşan boşluğu bir şekilde doldurmalıydım.

Daha sonraki yıllarda öğretmenleriminin de tavsiyeleri ile edebiyata ağırlık verdim. Bu dönemde, edebiyat öğretmenim sevgili Dilek Sezen’in bana katkıları büyük olmuştur. Hatta kendisinin armağan ettiği bir şiiri hâlâ saklarım.

Özetlemek gerekirse, 1997’den bu yana edebiyatla ilgileniyorum. 2 şiir kitabım var. 30’un üzerinde dergi ve gazetede şiirlerim, yazılarım ve yaptığım söyleşiler yayınlandı. Antoloji.com’daki şiir ve Makaleci.com’daki makale birinciliğim dışında edebiyat ödülüm yok. Yazmaya devam ediyorum.

Makaleci: Dilek Sezen öğretmeninizin size armağan ettiği şiiri hâlâ hatırlıyor musunuz? Mümkünse okurlarımızla paylaşır mısınız ?

Erat: Elbette. Şiir, sevgili öğretmenime ait bir şiirdir. Kompozisyon yarışmalarından birinde hediye ettiği kitaplardan birine iliştirmişti. Kendi internet sitem www.selcukerat.com ‘un girişinde var, buraya alıntılamaktan da memnuniyet duyarım.

Değişiyor değer yargılarımız.
Değişiyor anımsadıklarımız,
Sonuçlara bakışımız.
Yaşadıklarımız farklı;
Farklı sonuçlarımız.
Kimse aslında
Yaşayamaz birbirini.
Birbirinin yerine,
Olamaz biri gibi.
İnsanları anlasak da
Anladığımız biri, o değil,
Kendimizdir aslında.
Kılavuzun ilim; kalbin Allah’ın sevgisi olsun…
Dilek Sezen (03.06.1998)

Makaleci: Yaşamınız boyunca, edebiyat konusunda sizi en çok mutlu eden, ya da üzen konular nelerdir ?

Erat: Aslında bu soru, başlıbaşına bir söyleşiye konu olacak türden. Kısaca ifade etmek gerekirse, edebiyat, ona ilgi duyan insanlara huzur ve rahatlama hissi veren bir sanat ve düşün dalı. İyi veya kötü sonucu olsa da, sonuçta edebiyatla uğraşan insanların mutlu olduğunu görürsünüz. Aç kalsalar, yaşam şartları çok kötü olsa da, yine edebiyatı yüceltirler. Okurun taltifi, takdiri, alkışı, sempatisi, desteği… bunların maddi hiçbir karşılığı yoktur. Fakat ben de birçok şair veya yazar gibi maddi anlamda da mutlu olabilseydik diye düşünüyorum. Keşke ülkemizde edebiyatla uğraşan insanlar daha iyi şartlarda çalışmalarına devam edebilselerdi. Bu hususta bir üzgünlük, bir kırgınlık söz konusu olabilir belki ancak genel anlamda, ben mutlu oluyorum. Ortaya koyduğum ürünlerle de okurumu mutlu ettiğimi düşünüyorum.

Makaleci: Şiir kitaplarınız olduğunu söylediniz. Kitaplarınızdan söz eder misiniz? Ayrıca bu kitapları yazmanızda etkili olan ilham kaynaklarınız nelerdir?

Erat: Evet, ilk kitabım olan “Yaş” Nisan 2003’te kendi imkânlarımla yayınlandı. Bu kitabımı şimdilerde büyük bir rahatlıkla reddediyorum ve bunu her söyleşimde dile getiriyorum. O dönemde, bana destek olan, Yazar sevgili Ata Türker’in çok ısrarı olmuştu ve bir dosya hazırladık. İlk kez yayınlanacak bir kitap için, evet başarılıydı. Şiirler, acemi fakat iyiydi. Ancak bir kitapta buluşabilecek kadar olgunlaşmamıştı.

Yaş
Yaş

İyi eleştiriler ve değerlendirmeler aldım fakat şimdi geriye baktığımda, erken ve gereksiz bir çalışmaymış diyebiliyorum sadece. İkinci kitabım, “Toz Yanığı” Ağustos 2008’de Ada Yayınları’ndan çıktı. Keşke Toz Yanığı, ilk kitabım olsaydı. Toz Yanığı’nda, daha şiirsel, daha olgun ve kalemi daha oturmuş bir Selçuk Erat görüyorum.

Toz Yanığı Kapak
Toz Yanığı Kapak

İlham dediğimiz şey, duruma, mekâna ve ruh haline göre değişiyor. Sanki bunu kitap için değil de, her şiir için ayrı ayrı ele almak lâzım. Bunu umarım ilerleyen söyleşilerimizde değerlendiririz. Kısaca yanıtlamam gerekirse şöyle söyleyebilirim: Her iki kitaba da ilham veren, insanlar oldu. İnsanlar ve yaşamları… Selçuk Erat’ın o insanlara farklı pencerelerden bakmalarıydı.

Aslında bu soruyu en güzel okurlar yanıtlar diye düşünüyorum ve bu bağlamda sözü, sevgili H. İhsan Sönmez’e vermeyi arzu ediyorum. Kendisinin tespitleri beni benden daha iyi anlatıyor, benim kendime ve kitaplarıma ilişkin yapamadığım değerlendirmeyi yapıyor. Bakınız, kitaplarımdaki ilham kaynağını veya konusunu nasıl tanımlamış, şöyle söylüyor kendisi:

Selçuk Erat; düşünsel, mitolojik, tarihsel, tanrısal ve toplumsal göstergelerle metinsel malzemeleri işleyerek yeniden güncel anlamlar veya öte anlamlandırmalar ürettirmeyi başarıyor. Bugünü değerlendirerek yarının düşünü kurma bilinci açıkken, aşk ve ölüm temaları, insana ve nesneye bakışta sık sık başvurulan öğeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Selçuk Erat şiirleriyle tinsel algımıza yardımcı olurken, sık sık insan yaşamına ve güncel gerçeğimize parmak basmaktadır. Göstergebilimsel ve yan metinsellik açısından okunması, göndermelere dikkat edilmesi gereken şiirlere imza atıyor.

Makaleci: Radyo yayıncılığı dediniz, söz eder misiniz?

Erat: Profesyonel anlamda bir yayıncılıktan söz etmiyorum ama (belki birçok kişi büyük bir ukalalık örneği sergilediğimi düşünebilir) kendimin bu alanda bir numara olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. İnternet radyoculuğundan bahsediyorum. Yaklaşık dört yıldır, çeşitli internet radyolarında program hazırlayıp sunuyorum. Canlı sunduğum bu programlara edebiyat, sanat ve düşün dünyasından şahsiyetler davet ediyor ve bir konu etrafında yayın yapıyorum.

Bir ay önce de kendi radyomu faaliyete geçirdim: Yelken Radyo. Türkiye’nin ilk ve tek tematik ağ radyosu. İnternet üzerinden tematik yayın yapan tek radyo. Tematik şekilde internet üzerinden yayın yapan başka bir radyo varsa bile ben bilmiyorum. Son zamanlardaki en büyük uğraşım budur.

Makaleci: Yazmakla konuşmak arasında bir fark var mı peki? Yani yazmayı mı, konuşmayı mı tercih ediyorsunuz?

Erat: Hem de çok. Kesinlikle kitlelere konuşarak hitap etmek çok farklı ve insanın ruhunu okşayan bir duygudur. Dört yıl önce kendimi denemek için mikrofon karşısına geçtim ve bir daha bırakamadım. Şimdi bu eylemimi, yavaş yavaş daha profesyonel platformlarda sürdürmeyi düşünüyorum. Bu alanda da geride başarıdan mülhem bir iz bırakabilirsem ne mutlu bana.

Konuşmak da tıpkı yazmak gibi başlı başına bir sanattır. Ben şimdilik amatörce de olsa bu sanatla ilgilenmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. İnternetin her şeyde egemen olduğu bir dünyada, konuşmak, yazmanın sanki birkaç adım daha ötesinde gibi geliyor bana. Artık okumuyor, dinliyoruz veya izliyoruz. Bu anlamda konuşmak, mikrofon ve radyo oldukça önemlidir.

Evet, konuşmayı, yazmaya tercih ediyorum…

Makaleci: Hayatınız boyunca yapmayı istediğiniz ama yapamadığınız seyler var mı? Varsa nelerdir?

Erat: Hayatımda birçok şeyi yaptığımı düşünüyorum, o anlamda mutluyum. Hiçbir zaman şunu da yapmalı, bunu da denemeliyim diye düşünmedim, özenmedim. Hayatta en çok yaptığım işi lâyıkıyla yapıp mutlu olmayı yeğledim.

Elbette hâlâ yapmayı istediğim birçok şey vardır, şimdi aklıma gelmiyor. Örneğin, dünya turuna çıkmak isterdim. Türkiye’nin birçok yerini gezip gördüm, belki ileride, param olursa bir bisiklet veya motorsikletle dünya turu yapmayı arzu ederim. Yeni şehirlere, yeni insanlara ve yaşamlara yelken açmak… Başka bir şey şu an aklıma getiremiyorum. Belki de benim artık ciddi bir tatile ihtiyacım var, sevgili Kılıç. :)

Makaleci: Şimdiki uğraşılarınız nelerdir? Nasıl geçiyor günleriniz Sevgili Erat?

Erat: Şu anda ağırlığı radyoya verdim. Radyo’yu adına yakışır bir içeriğe ve ekibe kavuşturma çabasındayım. Elbette bir yandan edebi çalışmalarım sürüyor. Bunun dışında web tasarımları ve bilişim işleri alıp, onlarla ilgileniyorum. Bütün bunlara ek olarak da para kazandığım bir işim var. Uluslararası bir sivil toplum kuruluşunun genel sekreterliğini yapıyorum. Bu dünya uğraşılarından pek zaman kalmıyor ama kaldığı zamanlarda kendimi dinliyorum, kendimle ilgileniyorum… Şimdilik bu kadar.

Makaleci: Bu kadar çok karpuzu taşımak güç olmuyor mu?

Erat: Şairler veya Kova burcu insanları diyeyim; hırslıdırlar. Çünkü onlar, yaratıcı ve üretken insanlardır. Onların bu yetisi, şüphesiz birçok alanda başarılı olmalarının da anahtarıdır bence. Şiir dediğimiz sanat; müzikten resme, plâstik sanatlardan heykele, doğadan teknolojiye, edebiyatın diğer türlerinden sanatın bütün dallarına tiyatroya, sinemaya, hatta bilime kadar, yaşamın bütün alanına bulaşabilen, yansıyan, yaşayabilen bir sanat. Bu anlamda şairlerin, şiir dışında birçok sanat veya meslekle uğraşması şaşırtıcı olmamalıdır. Ben bütün bu karpuzları büyük bir hazla taşıyorum ve yeri geldiğinde büyük bir keyifle yiyorum. Kaç koltuğum varsa, o kadar da karpuzum olmasını isterim, çünkü benim için yaşamın anlamı budur…

Makaleci: Bir şiirinizi paylaşır mısınız bizle?

Erat: Memnuniyetle. Çok uzun zamandır üzerinde çalıştığım veya tamamlayabildiğim bir şiirim yok, ancak benim sevdiğim, anıları ve hisleri bende kuvvetli olan bir şiirimi, “Barış’a Övgü”yü paylaşayım sizlerle, arzu ederseniz.

Barış’a Övgü

şiirler, neden hep aşka gereksinim duyar, yazılmak için?..
ve aşklar, niçin övgüyle biter?..

– I –

yeryüzü,
suların çekilip, havanın kurumasıyla büzülen,
çölden öte, kum yığınına dönmüşken;
insan, hayvansı bir yaratık olmuşken;
sözün özü, her şey, tastamam bitmişken;
seni büyüttüm…

– II –

koca tufandan sıyrılıp, köknar yaprağına sığınan,
gülücüklü bir yıldızdın.
sırlı evrenin eşiğinde, bana bakarak ışıldayan,
heybetli bir müjdeydin.
dudaklarından süzülen parıltıyla beni bürüyen,
peygamber nefesi gibiydin…
ve sen,
sen’in ötesinde, hepsinden ziyade,
tarifsizdin…

– III –

hiçbir edebiyata sığmadı adın;
diller, yetmedi seni anlatmaya.
şairler, bir dize dahi yazamadı.
çizemedi fırçalar, rengini ve şeklini;
ressamların usu, eremedi hayâline.
notalar, asla yan yana gelemedi;
ne bir çalgı çalabildi müziğini,
ne de bir şarkıcının dili döndü söylemeye.
heykeller, ulaşamadı kıvrımlarına;
heykeltıraşların parmakları, sana yetmedi.

– IV –

bir bilim var mıdır, seni izah etsin!
bir kanun var mıdır, yasaklasın seni!

– V –

hangi tanrı vardır ki,
suretini yaratsın!..

Selçuk Erat, 17 Ocak 2009, İstanbul

Makaleci: Son olarak okurumuza iletmek istediğiniz bir konu var mı?

Erat: Öncelikle size bana yer verdiğiniz için teşekkür ederim, sevgili Kılıç. Bütün makaleci.com ekibine de sevgilerimi sunuyorum.

Selçuk Erat
Selçuk Erat

Okura gelince… Okur ve dinleyenler, benim için önemlidir. Onların beğenisi için, onlara bir değer katmak için yazıyor veya sesleniyoruz. Sevdikleri ve ilgi duydukları herkesi desteklemelerini öneriyor ve önemsiyorum. Çünkü, insanların en büyük gücü, bu sevgiden ve ilgiden geliyor. Yaşamamız için oksijen ne kadar gerekliyse, sanatın doğması ve sürmesi için de destek ve ilgi o kadar gerekli. Sanatla uğraşan herkesin, bunu başarabilen okurlara ve dinleyenlere sahip olması dileklerimle, bu söyleşiyi okuyan herkese sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Teşekkür ederim.

Bu arada, reklam yapacağım izninizle… :) Yelken Radyo‘yu da arada bir açıp dinleyin…

Teşekkürler Erat, bu güzel ve heyecanlı söylesi için tekrardan size teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Hayatınız boyunca isteklerinizin ve temennilerinizin gerçekleşmesi dileğiyle, Sağlıcakla kalın.

Söyleşi Yazar: Selçuk Kılıç

Kategoriler
Dünya ülkeleri Genel Konular Yazar

Israil Kusmugu!

ISRAIL ve KUSMUGU

( Israelischen Staatsterrorismus killer! )

http://img2.blogcu.com/images/r/e/s/resulsarica/filistinin_i_c5_9fgal_haritas_c4_b1_2_.jpg


Israil hayvan gibi salyasini akitarak insanligin üzerine kusmugunu bulastirmaktan zevk alan, obsesyon-psikolojik ruh yapisi bozuk olan milletlerin basinda gelir!

Gecmis dönemlerde Mose Dayan,in bir sözü vardi tam olarak animsayamasam da;

“Israil kuduz köpekleri gibi olmali ki kimse yaklasmaya cesaret edemesin”

Bunu gectigimiz yilda Davos Zirvesinde Türkiye Cumhuriyeti Basbakan Recep Tayyip ERDOGAN Peres,e

” Hoşt ” diyerek Türk Milletinin adeta duygu ve düsüncelerini olmustur.

Savas karsiti İsrailli ünlü caz müzisyeni, besteci, yapımcı ve yazar Gilad Atzmon,in su sözleri cok manidardir;  ” İsrail Barbarlığı Zalimliğin de Ötesinde! ” derken;

Gazze’deki son tahrip edici İsrail saldırısını kavramak için, insan, derinden İsrail kimliğini, Yahudi olmayan herhangi birine karşı kalıcı nefreti ve özelde de Araplara karşı nefreti anlaması gerekir. Bu nefret, İsrail ders müfredatlarında aşılanmıştır..

Ben 1970′lerde İsrail’de büyüdüm. Benim neslimin insanları, bu günlerde İsrail ordusunda, siyasetinde, ekonomisinde, üniversitelerinde ve sanatında lider durumdalar. “İyi bir Arap, ölü bir Arap’tır” sözüne inanmak üzere eğitildik.

Dis politikamizin günübirlik programlanip sorunlarin asilmaya calisildigi bir dönemde, ileriye dönük kalici türk siyasetinin varligindan bahsetmek olanaksiz gibi gözükmekte. Bir Venezuela ya da Bolivya bile olamadik. Venezuela, İsrail ile diplomatik ilişkilerini tamamen kesti. Keza, bir diğer Latin Amerika ülkesi olan Bolivya da, İsrail ile diplomatik ilişkilerini kesme kararı aldı. Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, İsrail hükümet yetkililerinin soykırımla suçlanması için Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuracağını açıkladı.
Israil, Dünya Barisinin önünde duran bir engel. Israil ve onun borazanciligini yapan arsiz Amerika ve Avrupa israile karsi bir sucluluk duygusu ile yatip-kalkmakta ve israilin bütün insanlik sucu yaptiklarina göz-yummakta ve israil karsiti beyanlardan siddetle kacinmakta. Hatta; ” Yahudi soykırımı (Holocaust) kutusu üzerindeki kilidi kırmanın, Siyonist rejimin şahdamarını kesmeyle eşdeğer olduğunu ve Siyonist felsefenin çökeceğini” öne sürülüyor. Gecmiste bir cok arastirmaci ilim-bilim adamlari “soykirim yalanlari” zinciri altinda yaptiklari arastirmalrada gerecekleri dile getiriyor olmalarindan dolayi ya islerinden olmuslardir ya da öldürülüp sürülmüslerdir.
Bakiniz…
Israilin bir vampir, kene, duygu sömürüsü yapabilen en muhtesem yalanci, duygusuz-acimasiz olmasinin sebepleri nelerdir? Bunu tarihine bakip tahmin etmemek elde degil sanirim.

Adamlarin küstahligina bakin; İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, Kurtlar Vadisi’yle ilgili rahatsızlığını bildirmek üzere çağırdığı Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi Oğuz Çelikkol ile görüşmesinde gazetecilerin ısrarına rağmen tokalaşmadı ve ardından İbranice ” Onun bizden daha aşığıda oturduğunun görülmesini istedik. Masada sadece İsrail bayrağı var ” ifadesini kullandı. Israille oyalanacak zamanimizin olmadigini kendimize haykirmanin zamaninin geldigini haykirmaliyiz ve sagduylu akilli ve mantikli bir dis politika ile Türkiye gecmiste oldugu gibi simdi de GÜCÜNÜ göstermelidir. Hükümeti ve muhalefeti ile birlikteligi görmek TÜRK MILLETINI mutlu eder…

Yakup Icik