Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Öğrencilerle Kürtçe – Türkçe Üzerine Bir Sohbet [Veli KUZU]

Bir sitede karsilastim, gayet hos bir sohbet, okumanizi tavsiye ederim.

*****

Ufak bir not:Ben şirin bir il olan Kars’ın bir köy okulunda öğretmenlik yapmaktayım.

Bu gün öğleden önce öğrencilere sbs deneme sınava yaptık.Sınav sonrası 8.sınıfta 4 öğrenci ile kürtçe üzerine biraz konuştuk.

(Ben öğrencilere 2 dili çok akıcı konuştukları için her zaman özenmişimdir.)

Öğrencilere ilk sorum şu oldu

-Türkçeyi ne zaman öğrenciniz ?

Öğrencilerin çoğunluğu kendimi bildim bileli Türkçeyi biliyorum.Fakat okula başlamamla daha iyi öğrendim.

Peki Türkçeyi evde kullanıyor musunuz?

Hocam evde bazen Kütçe bazen Türkçe konuşuyoruz.

Türkçe ve Kütçe konuşurken zorlanıyor musunuz?

Yo hayır hocam hiç farketmiyor bizim için iki dilide çok rahat konuşuyor ve anlıyoruz.

Hangi dili daha iyi konuşuyorsunuz?

İkiside bizim için aynı.

Evde daha çok kimler Türkçe konuşuyor?

Evde daha çok ben abim ablam, kardeşim Türkçeyi tercih ediyor dedem, annem daha çok Kürtçe konuşuyorlar.

Bu arada öğrenciler arasında bir birlerine laf atıyorlar.Dedim ki sesli konuşun. K…… isimli öğrenci   hocam evde sürekli Türkçe konuşuyor hatta Kürtçeyi daha az biliyor diyorlar.(Gülerek)

Bende o öğrenciye sordum.Siz evde Türkçe mi konuşuyor sunuz?

Evet hocam biz evde Türkçe kullanıyoruz.

Peki Kürtçe bilmiyor  musunuz?

Hayır hocam biliyoruz.Fakat evde genelde Türkçe kullanıyoruz.

Peki neden?

Gülüyor.Utanıyor ve cevp vermiyor.Bende pek üstüne gitmedim.Küçük bir hatırlatma bu öğrencimizin ailesinin eğitim düzeyi köyün şartlarına göre yüksek.Ailesinde memur bulunmakta.

Peki okul dışında size Türkçeyi öğrenmeniz  de en fazla başka neyin yararı oldu?

Hepsi televizyon diyor.

Peki köyde Türkçe bilmiyen var mı?

Hocam çok az kişi Türkçe bilmiyor.Genelge her kez biliyor.Bilmeyenlerde sadece konuşamıyor fakat anlıyorlar.

Peki bu konuşamayan fakat anlayanlar kimler?

Köyün yaşlı kandınlarından bazıları.

Sonra dedim ki getirin deneme sınavını  kontrol edeyim bakalım ne yaptınız.

Hepsi Hocammmmmmmm. İyidik böğle

Kaynak

Kategoriler
Deneme Yazıları Güncel Haberler Günlük hayat İnternet Dünyası Milli Görüş Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine

Kürtçe veya Kürt Dili

Merhaba sayın okurlarım,

Son zamanlarda hele hele son 3 yılda www.siteadı.dk gibi “.dk” uzantılı web siteleri kuruluyor. Aynı zamanda bu “dk” kürdistan plaka kod numarası. Doğan Polat, Yılmaz Gertiyya gibi webmasterların sitesinde en önemlisi asla olmayacak dediğimiz FIREFOX’un anasitesinde Kürtçe, Kürdî  veya Kürdistan dili diye adlandırılan yeni alt yapılar kuruldu. Ben şu dakikakaya  kadar her şeyi “Web Hizmeti” altında hiçbir “Taraf” tutmaksızın bir çok php projeleri ürettim. Ama bakıyorum ki dağıttığım scriptler www.xxx.dk gibi sitelerde kullanılmış Türk bayrağı yerine kürdistan bayrağı kullanılmış ve en altta yer alan “This Site’s Web Master a Turk Man” yazısını değiştirmiş ve kendi adlarına almışlar. Bu akımın adını siz koyun ama ben projelerim için değilde “Milliyetçilik” için sinirleniyorum. Şu ana kadar milliyetçilik güzel ve en güzel biçimde ilerledi. Sonra eskilerde olduğu gibi Sri Lanka’da kurulan Tamil Terör örgütünün Talabani’ye özenmesi gibi birde kendilerine “Özgürlük Gerillası” dedikleri bu kürt devletini kuracaklar, hiçbir zaman arkasını kollamadılar. Hani Türkiye değilde başka birisi gelse bıçak soksa ne tepki verecekler bilmiyorum acaba yine suçu “TC Haindir!” deyip kendilerinimi teselli edecekler çok merak içindeyim. Eğer olursa da 3. Dünya Savaşı çıksa arada karınca gibi kalıcaklar ona üzülüyorum. Tamam Kürdistan devleti kuruldu diyelim KURDÎ REBUPLICAN adında. Sanırlarmı asırlardır tüm dünyanın ele geçiremediği petrol yataklarını yiyebilecekler. Onların amacı Kürdistan devletini kurmak değil sadece bunu bahane edip Kürt Halkının desteğini kazanmak. Neymiş “Kürdistan Devleti Kurulacak, TC Cumhuriyeti Yok Olacak!” yüzyıllardır kocaman itilaf devlerine pabuç bırakmayan bu devlet başındakiler sayesinde yıpranmış ki bu sözler rahatça söyleniyor. İlgisi yok ama en sevdiğim devlet başkanı kim bilir misiniz? Hani varya İran başbakanı Ahmed işte o. Arkasına güvenipde bağırıyor. Yenileceğini bilsede devletin içinde ki hainleri öldüyor, idam ediyor. Söyleyin bana “Ne yani biz demi idam edelim ?”. Hayır idam değil ilan edelim diyelim “Şok Şok Şok! Kürdistan Cumhuriyetini Kuruyoruz!” hatta bide şöyle reklam yapalım “ilk gün boyunca kaç Türk öldürürseniz, her kelle başına 100 KP (kürt parası :)”. Söylediklerim şimdi imkansız ama gerçekleşmesi, belki yarın belki yarından da yakın !

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Yüzsüzler!

 

Ermeni açılımı yapılmaya çalışılıyor, Kürt açılımı şu anda yürütülüyor. Birine kapıyı, diğerine bacayı açtık. 

Niye?

Olmayan soykırımı varedip bizden toprak kapmaya çalışan Ermeniler, Karabağ’da ki katliamın maşası Ermeniler, kapıların açılıp gelişmeleri sağlansın diye! Oysa ki, ısrar ile Karabağ gündemimizde yok diyorlar. Peki, dışişlerine sorarım o zaman, Karabağ gündeminde yoksa sınır kapısının açılmasına karşılık olarak ne alacaksın?

Toprak mı?!

Kürt açılımının amacı ne peki?

Bugün hala Kürt olduğunu söyleyebilen, günlük hayattada gayet Kürtçe konuşabilen kimseler için açılım yapıyorlar. Buna, Demokratik açılım süreci diyorlar. Bu süreçte, hatırlarsanız kendi dokunulmazlıklarına dokundurtmayan kimseler, askerin yargılanmasını sivil kurumlara taşıyoruz ve bunu demokrasi adına (!) yapıyoruz dediler.

Bunu söyleyen kişiler, bu işi yapabilme cesaretini sahte belgeler sayesinde yaptılar. Taraf gazetesi, sözde bir darbe belgesi hazırlamış, bu belgeye tarihi eklemeden tarih vererek darbe iddiasında bulunmuştu!

Bu belgenin sahte olduğunu ispatlandığı halde, neden Tayyip Erdoğan bunun üzerine gideceğiz dedi?

Çünkü amaç, bu belgeyi kullanarak askerin sivil yargıda yargılanmasının önünü açmaktı!

Demokrasi sürecinde, utanmasalar Trabzon’da bile demokrasi gereği (!) her dükkanın isminin altına Kürtçe anlamı yazdıracaklar!

Peki, resmi dil Türkçe’dir denilen bir süreci nasıl açıklayacaklar?

Resmi dilin Türkçe olduğunu söyleyen adam hangi yüz ile Kürtçe konusunda açılım yapacak?

İşte bu ortamdan sonra insan, Türk açılımı olsun istiyor.

Resmi dil Türkçe olduğu halde, bırakın üst düzey otellerin isimlerini, küçücük bir işyerinin bile adı;

" Mendoza manav ",
" Nice Bakkal " ,
" Rebecca züccaciye "

gibi isimler olabiliyor!

Peki buna neden müdahale edilmiyor?

Hükümet, bunun tehlike olduğunun farkında değil. Olsa bile müdahale etmeyeceklerini çoğu insan biliyor.

Hiç kimsenin müzik dinleme ihtiyacına müdahale edilemez. Ama dinlediği İspanyolca bir müzikten tek kelime anlamayan kişi daha sonra Kazak ezgisi dinletildiğinde, " Bu ne diyor yav? " diye gülebiliyor! Kimisinin hoşuna gitse bile, ben dışlayacaklar, karizmam çizilecek, rap dinleyen arkadaşlarım beni dışlayacak gibi saçma sapan korkudan " Abi bu ne ya? " gibi tepkiler verip dinlemeyebiliyor.

Saz çalma konusunda kendisini usta bilen, usta tanıtan kişi, Dombıra veya Kopuzdan habersiz olabiliyor!

Örneğin, Linkin Park dinleyen bir genç, bu grubun adını bilmeyince arkadaşına cahil diyebiliyor. Bu, defalarca benimde başıma geldi. Ancak ben Orta Asya’da ki Türkler’in yaşantısından örnek verdiğimde, yüzlerini asabiliyorlar. İnsanı her zaman ki gibi garip veya ilginç olmak ile suçluyorlar!

Peki, bu duruma nasıl geldik?

Mustafa Kemal ATATÜRK zamanında, " Ne Mutlu Türk’üm Diyene! " , en doğru sözdü bu ülkede. Türk olmanın, mutluluğunu doya doya yaşıyabilirdiniz. Gelin görün ki, bugün " Ne mutlu Kürdüm diyene " demeyi haksızlık sayan kimse tarafından yönetiliyoruz.

Tamam, " Ne Mutlu Kürdüm Diyene " sözünün ne kadar doğru olduğuna bakalım;

– Kürtler’in Devlet’i var mı?— Yok.
– Tarihte varmıydı?— Sahte Kürt tezlerinin hepsi çürütüldü. 1000 yıllık kardeşlik yalanı bile! Kürtler’in anavatanı, İran’ın güneyidir. Biz Türkler, 15.000 yıldır bu topraklardayız. İsteyen aydın (!) araştırsın!
– Kürtler’in tarihe etkisi ne?— 1800’lü yılların sonuna kadar Kürtler orduya bir tek asker göndermedi. Alparslan’ın " 20.000 Kürt süvarisi olmasaydı ben bu savaşı kazanamazdım. " diye bir sözü yoktur. Selahaddin Eyyubi’ye Kürt diyen büyük(!) araştırmacı(!) kimseler, birebir hiçbir tartışmada Türk olduğu konusunda hemfikir olmadan çıkamadılar. Yine, Ziya Gökalp’in, Kürt İbrahim Paşa adında ki bir asi askeri, Diyarbakırlı Türkler’i örgütleyerek yenmesi, Kürtler’in nüfusunun yakın tarihte bile ne kadar az olduğunu ispatıdır.
– Bugün kü konumları ne?— Hiçbir Kürt, ABD’nin Irak’a girmesinden sonra K.Irak’ta ki Kürt oluşumunun güçlenmesini sorgulamıyor! Pkk benim anamdır bacımdır diyen kimseler, Pkk’lı leşlerin üzerinden çıkan Haçlı kolyelere aldırmıyor! Bu durumdalar!
– Abdullah Öcalan Kürtler’in lideri midir?— Tarihe bakın. Mustafa Kemal ATATÜRK, Osmanlı’nın kendisi hakkında idam kararına rağmen bile dik durdu, politik olarak bile bir kere " Biz Osmanlı’yız. " demedi. Ama, Abdullah Öcalan’ı cam kafesin ardına tıktığımızda, " Ne Mutlu Türk’üm Diyene! " dedi, " Şeyh Sait’in devamıydım kullanıldım. " dedi. Liderin karakteri, halkının karakterini yansıtır. Bize göre hava hoş, buyursunlar lider kabul etsinler! Bize değildir tasası.

Bütün bunlardan sonra nerede Kürt olmanın mutluluğu?

*Saddam’ın zulmü denilen olaylardan kaçan Kürtler’e kapıyı açan tek ülke Türkiye oldu. Ama Kürtler, askerin Kürt nüfusunu düşürmek için katliam yaptığını iddia ediyor! Senin nüfusunu düşürmek isteyen, niye seni ülkesine alıp nüfusunu arttırsın?

Saddam’ın zulüm yapmasına neden olan durum, Kürtler’in bugün Irak’ın işgalinden sonra ABD ile olan ilişkileridir!

Peki, Türkiye’de ki üniter Devlet yapısından şikayet edenlere soralım;

Türkiye’de ki Türk nüfusu ile Kürt nüfusu arasında ki farka rağmen üniter yapıyı sorguluyorsunuz. O zaman, neden Kuzey Irak’ta ki nüfus yapısına rağmen kurmak istediğiniz Devlet, neden “ Kürt Devleti? “

Kürt nüfusu fazla diye üniter Devlet kurmak ne kadar doğal ise, Kürtler Türkler’i geçmeden Devlet’in Türk olması da o kadar doğaldır!

Ne yapacaklar açılımın karşılığı olarak?

Kuzey Irak’ta da Türkmenler’in anlayacağı dilde bizde ki açılımın aynılarını mı yapacaklar? Asla!

Açılımın en önemli " yatıştırma " unsuru olarak, " Ben kendi dilimi konuşayım, ayrı Devlet veya özerklik istemiyorum. " sözleri kullanılıyor.

Bu, Kürtler’in bizim yanımızda neler öğrendiklerinin ispatıdır. Aşama aşama gitmek istiyorlar.

Kendi dilini bu kadar rahat, resmi dile rağmen kullanırsa Kürtler’e özerklik isteme hakkı doğar.

Özerklik verilir ise de, Türkiye rahatlıkla işgalci durumuna düşer!

Bir sonra ki aşaması, Kürt Devleti’dir.

Özerklik kazansalar, kesinlikle ve kesinlikle tüm dünyada bağımsızlık propagandası yapıp, Türkiye’de ki özerk yapıyı bekleyen ve özerklikten sonra kurulacak olan Kürt Devleti’ne katılımı isteyeceklerdir.

Bugün hükümet bunu göremiyor. Eğer bunu göremiyoruz diyorlarsa, zaten bunları kimin hükümet yaptığı net bir şekilde anlaşılır.

Anlayana…

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Demokratik açılım süreci

Bir demokratik açılım dendi bir kürt açılımı.Peki bu işin aslı nedir? Demokratik açılım iktidarın kürt sorununu çözmek için attığı, uzun yıllardır kimsenin yapmadığını yaparak Kürtlerin haklarını korumak amaçlı yaptığı projedir.Amaç iki kardeş kültürün birleşmesini sağlamaktır.Bu ülkede kürt de Türk dür,Çerkezi de Türk dür.Ancak bir takım provakatörler kürt  halkını adeta ayaklandırmaya yönelik yaptıkları çalışmalarla Kürtleri Türk milletinden ayrılıp yeni bir ülke kurmaya sevketmektedir.Bu hayallerine tabiî ki de ulaşamayacaklardır.Bu sebeplerle devletin zirvesindekiler bu açılımlara ilk adım olarak çok tartışılacak TRT-6 kanalını kurdular.TRT-6(Trt Şeş) sadece Kürtçe olarak yayın yapmaktadır ve ilk izlenimler olumlu yöndedir. Ancak muhalefet cephesinden pek olumlu açıklamalar gelmemiştir.

Daha sonraki süreçte somut bir adım atılmadı ve daha sonra kürt açılımı açıklaması geldi.İçeriği henüz belli değil ama gelişmeler sürüyor.Hatta bu uğurda DTP yetkilileri ile görüşmeler bile yapıldı.Ancak DTP liler yine bu görüşmelerden olumlu bir görüntü vermediler.Adalet ve barış vurgusu yapılsa da bu süreçte dahi DTP lilerin Terör örgütü lideri abdullah öcalan’a gidilmesi yönünde açıklamalar yaptılar.Bu arada muhalefet ve iktidar arasında çok hararetli atışmalar başladı.MHP lideri Bahçeli kapılarını bu açılıma tamamı ile kapattı.CHP cephesinden ise ilk başlarda bir açıklama yaparlarsa görüşürüz şeklindeki açıklamalara rağmen CHP de kapılarını açılıma kapatmış durumda.

Bu süreç işlerken abdullah öcalan da İmralı dan avukatları aracılığıyla mesajlar göndermeye başlaması Terör Örgütü Lideri muhatap mı alınıyor diye tartışmalar başlamıştı.Süreçte son zamanlarda ise sanki bir durgunluk yaşanıyor. İktidar tüm çalışmalarına rağmen muhalefet cephesini ikna etmeyi başaramadı.

Kategoriler
Genel Konular Kişisel makaleler Türkiye üzerine

Kürtçe mi?, Hangi kürtçe ????

Bugün sizlere çok önemli bir yazıyı, dostumuz Özkan Bostancı’nın bir yazısını noktasına, virgülüne dokunmadan sizlere sunuyorum. Buyrun beraber okuyalım:
DEVLET VE HÜKÜMETİ KENDİ MALİ ve KORUYUCUSU TANIMAK;
BİR MİLLET İÇİN BÜYÜK NİMET VE ŞEREFTİR.
VATAN, BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!
(5.2.1924)Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
VATAN’ın ve MİLLET’in BÖLÜNMEZ olduğu hususu, ATATÜRK İLKELERİ’nin en önemlilerinden biridir…
Aslında ister SALTANAT, ister CUMHURİYET olsun, TÜRK VATANI’nın bölünmesi düşünülemez!..
 Ama bu, OSMANLI döneminde sağlanamadığı için; ATATÜRK, CUMHURİYET’in temeline bu iki taşı yerleştirmiştir.
İşte bu yüzden hem "Atatürkçü" geçinen, hem de "bu konunun tartışılabileceğini" söyleyen soysuzlar, kanımızı donduruyor!..
TÜRK VATANI, zaten bölüneceği kadar bölünmüş, 1900’de 4.5 milyon kilometre kare toprağa sahip bir ülke iken 780.000 km. kareye inmiş, MİSAK-I MİLLİ çizgisi bile koruyamamıştır.
BUNDAN SONRA BİR KARIŞ BİLE TOPRAK VERİLEMEYECEĞİ GİBİ, ARTIK BİZİM OLAN VE HAKSIZLIK EDİLEREK ELİMİZDEN ALINMIŞ OLAN TOPRAKLARI GERİ ALMA SÜRECİNE GİRİLMİŞTİR.
KIBRIS, MUSUL-KERKÜK, BATI TRAKYA, Ege’deki ANADOLU ADALARI, ŞARKİ RUMELİ, BATUM VE HALEP BİZİ BEKLEMEKTEDİR!..
Bu toprakların bizim olduğunun delili de, 2. Dünya Harbi’nde hem Almanlar’ın, hem Ruslar’ın bu toprakları bize teklif etmeleridir.
Hal böyle iken hiç bir BÖLÜNME tartışmasına müsamaha gösterilemez!..
Bizden toprak istemek için ağız açanların, ağzına mutlaka TOPRAK doldurulmalıdır!..
Öte yandan MİLLET de TEK’tir, BÖLÜNEMEZ!..
Bizden kopan Rum, Ermeni ve Araplar hemen derhal başkalarının uşağı haline gelmişlerdir…
Başkaları için savaş hattına sürülmüşlerdir…
Ermenistan, Yunanistan, Arap ülkeleri, Balkan ülkeleri TÜRKİYE’den koptuktan sonra en az 2 savaş daha görmüşlerdir!..
Bu da, bizden kopmak isteyenlerin kulağına küpe olmalıdır!..
Yunanistan, Ermenistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Lübnan, Ürdün "sun’i" olarak BATILILAR tarafından kurulmuş devletler oldukları için; hiç bir zaman BATI HEGEMONYASI’ndan kurtulamayacaklar, sözde "bağımsızlık"larının bedelini, UŞAKLIK’la ödeyeceklerdir.
Bu katara şimdi bir de kürt topluluğunu eklemek istiyorlar… Onda başarı sağlarlarsa, arkadan Laz, Çerkez toplulukları gelecektir. Buna da asla izin verilemez!..
Kürt ve diğer etnik topluluklar vardır…

Ama bunlar bir MİLLET değildir!..
Hiç bir zaman kendi gücüyle DEVLET kurmamış topluluklar milletleşemez!..
Sun’i devlet kurmuş olanlar da, MİLLET olmadığı için, o devlet uzun ömürlü olmaz…
Somali, Ruanda buna en iyi örneklerdir.
Bir insan kürt kökenli olabilir, ama TÜRK MİLLETİ’ndendir…
Eğer "değilim" diyorsa, yapılacak şey ona toprak vererek sun’i bir devlet kurdurup, BATI’ya uşak olmasına yol açmak değil; kendini "vatansız" ilan edip hangi ülkede yaşamak istiyorsa, oraya gitmesini sağlamaktır!..
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ni kuran insanlara TÜRK denir, o kadar!..
Bu ülkede kendini TÜRK sayanlardan başkasına hayat hakkı yoktur, MİSAFİR olmanın, veya himayemize sığınmanın dışında!..
ATATÜRK, her ne kadar CUMHURİYET’i kuran herkesi TÜRK sayarak ayırım yapmıyorsa da, büyük bir önsezi ile CUMHURİYET’in dayanağını TÜRK TOPLULUĞU olarak gösteriyor…
Bu, şu anlama gelir:Her ne kadar biz ayırım yapmıyorsak ta, bazı hainler DEVLET’i ve CUMHURİYET’i hedef alabilirler…O zaman IRKEN TÜRK olanlar sorumluluğu üstlenerek, meydanı bu sütü bozuklara bırakmamalıdır!..
ATATÜRK bu teşhisi yaptıktan sonra, BÜTÜNLÜĞÜN KORUNMASI’nı DİN, DİL, TARİH, KÜLTÜR, GELENEK, GÖRENEKLER’e önem vermeye bağlamıştır.
İşte bu konulara önem verilmediği, hatta 50 yıldır kasıtlı olarak bunlar ihmal ve tahrip edildiği içindir ki, bugün bütünlüğümüzü tartışır duruma geldik.
Ayırımcılık güden topluluklardan hiç birinin TÜRK’ten farklı bir yanı yoktur…
DİN’i, TARİH’i, KÜLTÜR’ü birdir…
"Ben Kürd’üm, ben şuyum, ben buyum" diyenin herhangi bir TÜRK’ten farkı; "Ben Kayseri’liyim" diyenin Malatya’lıdan farkı kadardır…
Edirne’linin Afyon’ludan, Muğla’lının Yozgat’lıdan farkı, belki daha fazladır!..
Öyleyse bunların özü birdir!..
Rıza Nur, "Rusya’daki Çerkez ve Lazlar TÜRKİYE için canlarını vermeye razı iken, yurt içinde olanların ayırımcılık yapması"na hayret eder…
Bizim kürt kökenli vatandaşlar, ORTA ASYA’da kendini TÜRK sayanlardan daha çok bize benzer… Onlar bize yaklaşırken, şaşkın kürt ayırımcılar uzaklaşmaya çalışır.
"Efendim, ama bunlar kürtçe konuşuyor" diyenler mugalata yapmaktadır…
Bir defa KÜRTÇE DİYE BİR DİL YOKTUR…
Kürt aşiretlerinin konuştuğu "ağız"lar vardır, kendileri de birbirini anlamaz!..
Mesela Talabani’ye bağlı aşiretler Soranı, Barzani’ye bağlı aşiretler Kırmanç ağzı kullanırlar ve birbirlerini anlamazlar.Bizim Zazalar ise hiç birini anlamaz.Bir de Gurani konuşanlar vardır…
Şimdi bunların hangisi kürtçe?..
Hangisi ile "Kürtçe TV yayını" yapıyorsunuz?..
Yapılan yayınları dinleyen Mahzun Kırmızıgül "Benim anam Zaza… ama o yayını anlamıyor," demiştir.
Çünkü Zazaki de kendi içinde ağızlara ayrılır!…
Bir "ağız"ın dil olması için "yazılı" olması, "dilbilgisi" kuralları olması gerekir.Uluslara "kendi kaderlerini tayin hakkı" tanıyan LENİN’in, 100-150 binlik topluluklara özerk bölge verirken bile, kürtlere böyle bir imkan tanımamasının sebebi de, "kürtçe"nin yazılı olmamasıdır.
Halen dünyada 3000 kadar "dil" olmasına rağmen, sadece 170 kadar devlet vardır.
Nijerya’da 80 ayrı "dil" vardır.Hiç biri ile anlaşamadıklarından resmi dil İngilizce’dir.
Hindistan ve Çin’in her birinde 100 kadar "dil" vardır…
Belirttiğimiz 170 devletin yarısından fazlası da "uyduruk" veya "uydu" devlettir…
Somali gibi hiç bir ortak otoritenin olmadığı, Ruanda gibi bir kabilenin durup dururken diğerini boğazlamaya başladığı, veya Kuveyt gibi birisi "höt!" dediği anda kralının yurt dışına kaçtığı ülkeleri, biz DEVLET saymayız.
Öte yandan her konuşulan "ağız"ı dil, o topluluğu da "millet" sayarsak;
çingeneler, uyuşturucu bağımlıları, hatta homoseksüellerin de kendilerine has bir "dil"leri vardır.Onlara da "bağımsızlık" vermek gerekir!..Bunu "en demokratik" Batı ülkeleri bile düşünmüyor!..
"Kürtçe"nin bir dil olmadığının en büyük delili de "kürtçe" çıkan dergilerdir.
Bir halka ve bir millete hitap etmedikleri için 1-2 binden fazla satamazlar.Türkiye’deki İngilizce Daily News bile daha çok satış yapıyor.
Üstelik bu "kürtçe" yayınları alanların çoğu, meraklı TÜRK’LER’dir… Bir tanesi de biziz. (Meraktan) Kaldı ki, "kürt" kelimesi bile "kürtçe" değildir, o topluluğa başkalarının verdiği TÜRKÇE bir addır!.. Onlar kendilerini "Zaza, Kırmanç, Güran, Dersimli" diye anar…Birbirine de muhaliftirler.
En bariz örneği Kuzey Irak’ta bir türlü "devlet"leşemiyen kürt aşiretleridir. Hâlâ birbirlerini vurup duruyorlar.Bu konuda daha önce naklettiğimiz Ziya Gökalp’in değerlendirmesi, en doğrusudur.Kürt kelimesi baştan beri "dağ göçebesi" anlamında kullanılmıştır.Dağdan ve göçebelikten uzaklaşanın, bir nesil sonra "kürtlüğü" kalmaz.Bunun en bariz örneği de büyük şehirlerimizdir.İSTANBUL, ANKARA, İZMİR, hatta DİYARBAKIR’da HAKKARİ’den, ŞIRNAK’tan daha fazla "kürt" yaşamasına rağmen; bu yerlerdeki anarşi ve terör daha azdır."kürtçü" gösterilere 15 milyonluk İSTANBUL’da 1000 kişi bile katılmaz!.
Şu halde eğer DİN, TARİH, KÜLTÜR ve GELENEKLER ön plana alınırsa, ülkemizdeki hiç bir bölgenin diğerinden bariz farkı yoktur…Fark, coğrafi yapıdan kaynaklanan "kalkınmışlık" farkıdır, "eğitim" noksanlığıdır, EKONOMİK temele dayanır.Bunun da çözümü "bölünme" olamaz, o zaman Güney Doğu, Batı Anadolu’nun imkânlarından mahrum kalır, daha da fakirleşir, HIRİSTİYAN BATI’ya yem olur.
Biz ne oradaki kürt kökenlileri, ne de orada nüfusun çoğunluğunu teşkil eden TÜRKLER’i böyle bir kadere mahkûm etmeyiz!..
Buna asla fırsat vermeyiz! Biz TÜRKLER hem CUMHURİYET’in, hem DEVLET’in, hem de VATAN’ın uyku bilmez MUHAFIZ’ıyız!
ATATÜRK’ün dediği gibi;
VATAN VE MİLLET BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!..
PARÇALANMAZ, BİRBİRİNDEN AYRILMAZ!..
GEREKİRSE BU UĞURDA CANIMIZI VERİRİZ,
AMA DAHA ÖNCE, BUNA İTİRAZ EDENİN CANINI ALIRIZ!..
      
Özkan BOSTANCI