Kategoriler
İslam Dini

“Delikanlı” Karakteri

Günümüz toplumu, ‘delikanlılık’ döneminin –adı üzerinde- deli dolu geçirilen ve kontrolsüz yaşanan bir dönem olduğu kanaatindedir. Toplumda erkeklerde ergenlik çağıyla başlayan ve genellikle orta yaş sınırlarına kadar devam eden ‘delikanlı’ karakteri, insanların davranışlarını büyük ölçüde etkiler.

Kendine göre doğruları yanlışları ve erdemleri olan delikanlı karakteri, genelde gergin, asabi ve her an patlamaya hazır, saldırgan bir yapıdır. ‘Delikanlı’ bunalımlı ve psikopat davranışlar sergiler, ani çıkışlar yapar, her an kavga ya da gerilim çıkarmaya hazırdır. Dışarıdan çekinilen birisi olarak görünebilmek için kendisine dengesiz bir görünüm verir.

Delikanlı karakterinin özellikleri olan cesaret, korumacılık, dürüstlük kuşkusuz güzel özelliklerdir. Ama genellikle yaşanan, bu güzel özelliklerin özü değil, yalnızca göstermelik ve abartılı bir kaç örneğidir.

‘Delikanlıların’ arkadaş sohbetleri genellikle maç, kavga ya da karşı cins üzerinedir. Fanatik taraftar ruhuna sahiptirler. Futbol takımı, arkadaş grubu, aynı mahallenin çocuğu olma gibi çeşitli konularda fanatik ‘taraftar’dırlar. ‘Delikanlı taraftarlar’ yalnızca birbirlerini korur ve kollarlar.

Oysa bu dönemi yaşayan gençler taraftarlarını koruyup kollamak yerine, yeryüzünde ezilen, zayıf bırakılan insanlar için mücadele vermeli, Allah’ın beğendiği üstün din ahlakının yayılmasına çaba göstermelidirler.

Dünya hayatında gösterilen çabalar gençlik dönemine rastlar; bu doğaldır. İnsanlar gençlik döneminde, eğitim ve kariyerlerini tamamlar, meslek edinir, geleceklerini garantiye almaya çalışırlar. Ancak gençlik yıllarında -ki bu yıllar insanın fiziksel ve zihinsel açıdan en sağlıklı olduğu, en enerjik dönemidir- insanın öncelikleri bunlar olmamalıdır. Gençlik, Allah yolunda ciddi çaba gösterilebilecek, açık zihinle derin düşünerek şükredilebilecek çok değerli yaşam dilimidir.

Gençlik, Allah’ın lütfu olan en güzel çağdır ve bu dönemde yapılan ibadetler, sonsuz kurtuluşa ulaşabilmek için çok değerli vesiledir. Bu dönem, Allah’ın dinine hizmet etmek ve O’nun hoşnutluğunu kazanmak için en verimli dönemlerdir.

İnanan tüm gençler kutlu peygamberleri ve Allah yolundaki samimi müminleri örnek almalı, yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu amaçlayarak çaba içinde olmalıdırlar. Bediüzzaman da gençlik hakkında şu sözleri söyler: “Gençlik hiç şüphe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat’iyetinde (kesinliğinde), gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek.”

Gençler, dünyanın her köşesinde yaşanan ahlaki dejenerasyondan, çatışmaların, savaşların, acıların sürmesinden, insanların zulüm görmelerinden kendilerini sorumlu hissetmelidirler. Mümin gençler, en önemli görevlerinden olan iyiliği emredip kötülükten sakındırma ibadetini samimiyetle yerine getirmeli, çarpık görüş ve sapkın felsefelerle fikir mücadelesi içinde olmalıdırlar. Din dışı toplumdaki ‘delikanlıları’ değil, Allah’ın kutlu elçilerini ve onlarla birlikte Rabb’leri yolunda malını ve canını feda etmiş olan samimi genç müminleri kendilerine örnek almalıdırlar. Gençlerin bu samimi çabaları, –Allah’ın dilemesiyle- Kur’an ahlakının yaygınlaşmasına ve insanlığın aydınlık günler yaşamasına vesile olacaktır.

Fuat Türker

Kategoriler
Genel Konular

Aile Neden Önemlidir?

Yaşamında Allah’ın hoşnutluğunu amaç edinen insan, her an ve her ortamda samimiyetinden, dini yaşamaktaki kararlılığından ödün vermemeye çaba gösterir. Dolayısıyla Kur’an ahlakına sahip insanların meydana getirdiği her toplumda bu güzel özellikler yaşanır.

İnsanların büyük çoğunluğu dinin sadece ibadetlerden oluştuğunu zanneder. Bu bir yanılgıdır; gerçek din yalnızca ibadet anlamına gelmez, yaşamın her anını kapsar. İman sahipleri, her koşulda Allah’ın beğendiği bu üstün ahlakı yaşama çabası içinde olurlar.

Kur’an ahlakının yaşandığı bir ailede de, günümüz ailelerinde yaşanan sorunlar görülmez. Günümüz toplumlarında saygısız, söz dinlemeyen saldırgan çocuklar ve çocuklarıyla yeterince ilgilenmeyen, onlara doğru ile yanlışı anlatmayan, birbiriyle de geçimsiz olan anne babalar çok fazladır. Bu evlerde genellikle kavga ve hakaret yaşanır.

Oysa Kuran ahlakının hakim olduğu evlerde, anne babaya Allah’ın buyruğu gereği “öf” bile demeyen, vicdanını kullanarak iyiliği ve kötülüğü ayırt edebilen, çirkin davranışlardan uzak duran çocuklar yetişir. Bu ailelerin anne babaları kendi aralarında da sevgi ve saygıyı yaşar, çocuklarına güzel örnek olur, onların hayırlı insanlar olmaları için çaba gösterirler. Kısacası bu aileler sevgi, saygı ve dayanışma temelleri üzerinde inşa edilirler.

Aile yapısı böyle güçlü olan milletin devlet yapısı da çok güçlü olacaktır; çünkü aile toplumun özüdür. Manevi değerlerini kaybeden, aile yapısı çöken ülkenin manevi çöküşü de hızlı olacaktır.

Başlarda yalnızca aile ortamlarında yaşanan dejenerasyon, zamanla toplumun tüm kesimlerine yayılır. Sevgi, saygı ve sadakat yerine, kıskançlık, ikiyüzlülük, alay gibi kötü davranışlar ortaya çıkar. Tüm sistem çıkar ilişkileri, ahlaki dejenerasyon ve maddi beklentiler üzerine kurulu hale gelir. Güven, adalet, şefkat ve merhamet körelince, bireylerin bir arada huzur ve barış içinde yaşamaları da imkansızlaşır.

Kur’an ahlakının hakim olduğu ve gerçek anlamda yaşandığı toplumlarda, devletine, milletine yararlı, ailesini, arkadaşlarını seven, onlara sadakat ve vefa duygularıyla bağlı örnek insan modelleri çoğalır. Dolayısıyla bu millet, sağlam temeller üzerinde yükselen güçlü bir birlik ve beraberlik ruhuna sahip olacak, ülkede güven ve huzur içinde yaşanacaktır. Kuran’da da inananların birlikteliğinden doğacak gücün sırrı haber verilir:

Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)

Kur’an ahlakını yaşayan insanın dünya hayatındaki en önemli dayanağı Allah sevgisi ve Allah korkusudur. Bu duygular onu, her an Allah’ın beğendiği tavırlar sergilemeye, O’nun hoşnutluğu için çalışmaya, şeytanın telkinlerinden ve nefsinin bencil tutkularından sakınmaya yöneltir. Rabb’inin huzurunda hesabını veremeyeceği işler yapmaktan, O’nun rahmetini ve cennetini kaybetmekten içi titreyerek korku duyan insanlardan oluşan ailelerin çoğalması, toplumun geleceği için en önemli güvencelerden biri olacaktır.

Fuat Türker