Kategoriler
İslam Dini

Bağnazlığın İlacı Dinin Özüne Dönmektir, Allah’a Kaçmaktır

Din gerçek anlamda Kur’an ile yaşanır. Allah, Kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyi şirk koşmayı ve Kendisi hakkında bilmediğimiz şeyleri söylemeyi haram kılar. (A’raf Suresi, 33) Ancak derin değil yüzeysel düşünen, ürettikleri ilavelerle dini karmakarışık hale getiren bağnaz zihniyet sürekli yeni bir hurafe ortaya atar. Kur’an dışı yepyeni bir din geliştiren, ne Kur’an’da ne de Resulullah (sav)’in hayatında/sünnetinde bulunmayan hurafelere uyanların yaşadıkları din değil, kendi kabuslarıdır.

 

Allah, “Kendilerine okunan bu Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?” buyurarak, bağnaz müşrik ve münafıklara dine neden hurafeler ilave ettiklerini sorar. Onlar Kur’an’a değil, atalarından gördüklerine uyar, Kur’an’ı yeterli görmez, Kur’an’ın ifadesiyle “dillerinin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram” derler.

Haramı helal, helali haram kılmanın, Kendisine karşı yalan uydurmak, iftira atmak olduğunu haber verir Yüce Allah. Ve böyle yapanların asla kurtuluşa eremeyeceklerine dikkat çeker.  (Nahl suresi, 116)

Müşrikler, “Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de, Bizim zorlu-azabımızı tadıncaya kadar böyle yalanladılar… (En’am Suresi, 148) ayetinden de anlaşıldığı gibi samimiyetsizdirler. Şirk koşmayı kendilerinin istemediği mazeretini ileri sürerken diğer taraftan “haram kılmazdık” diyerek itirafta bulunurlar. Allah, onların zanna uyan yalancılar olduklarına dikkat çeker.

Kur’an’ın, ” Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?”, “Ey iman edenler, Allah’ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın” gibi birçok uyarısı karşısında müşrik ve münafığın istekleri şu olur:  “Bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir.” (Yunus Suresi, 15)

İslam adına ortaya çıkan bağnaz sevgisizdir, ruhu kapkaradır, anlayışsızdır. Her türlü güzelliğe, estetiğe, sanata, bilime, neşe, sevinç ve mutluluğa düşmandır. Kısacası hayata düşmandır. Bu zihniyetin hakim olduğu dünya adeta cehennem gibidir.

Dine hurafe ilave etmek, dini içten vurmaktır, en acımasız yoldur. Bir ateistin, komünistin, Darwinist’in dışarıdan vurmaya çalışmasından çok daha etkilidir. Hurafe, sinsice vücuda yayılan kanser gibi içten çökertir.

Her dönem dine en büyük zararı veren bu karanlık zihniyet Allah’ın dilemesiyle, “Yalan yere iftira düzüp Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette hüsrana uğramışlardır.” ayetinde bildirilen acı sona uğrayacaklardır.

Çıkardıkları fitneler yüzünden dini fırkalara ayıran, kendileri de parça parça olan müşrik ve münafıklar en doğru yolda olanın kendileri olduğunu zannederler. Allah ise tüm Müslümanlara dini dosdoğru ayakta tutmayı, Kur’an’a sıkı sarılmayı, onda ayrılığa düşmemeyi, İslam aleminin parçalanmayıp birlik olmasını emreder. 

Kur’an’ı yeterli görmeyip, ilavelerde bulundukça daha takva sahibi olunacağını zanneden, her biri kendi dinini yaşayan müşrik kesime 1400 yıl öncesinden yapılan uyarılardır bu emirler. Sevgi, şefkat, merhamet, akıl, kültür ve görgüden yoksun, bilim ve sanata adeta düşman olan bağnazlığın ilacı tevhidi yaşamaktır. Bu zehrin panzehiri dini özüne döndürmektir.

Peygamberimiz (sav)’in, ahir zaman konusunda “Son zamanlarda bir takım fitneler olacaktır” buyurduğu rivayet edilir.. Onu dinleyenler: “Ey Allah’ın Resulü, (o zaman) nasıl ederiz?” diye sorduklarında, Resûlullah’ın cevabı: “İlk durumunuza dönersiniz” olur. [Taberani]

Günümüzü tam olarak anlatıyor ve yapmamız gerekeni de bildiriyor Peygamberimiz (sav); ilk durumumuza dönmek. Yani Asr-ı Saadet’e dönmek. Bu dönüş nasıl gerçekleşecektir?.. Peygamberimiz (sav) bu soruyu da şöyle cevaplar:

“İnsanlara yalan söyleyip yemin ederek günaha girmeksizin hayatın (geçimin) çekilmez bir hale geleceği bir zaman gelecektir. O zaman gelince de kaçmak gerekir.” Dinleyenler; “Ey Allah’ın Resulü kaçış nereye olacaktır?” diye sorunca, şöyle cevap verir Peygamberimiz (sav):

“Allah’a ,Kitabına, ve Peygamberinin sünnetinedir.” [Deylemi]

Allah’ın emrettiği dinin gerçek anlamda yaşanacağı, dinin samimi müminler tarafından aslına döndürüleceği dönem yakındır. Üzerimizdeki zincirleri kaldıran, sıcak, sevgi dolu, özgürlüklerle dolu bir İslam anlayışı hakim olacaktır. İslam’ın sıcaklığı, sevgisi, güzelliği, medeniyeti, sanatı, bilgisi, özgürlük anlayışı, neşesi ve sevinci Allah’ın dilemesiyle tüm insanlığı saracaktır. Bugün, Allah’a, Kur’an’a ve Peygamber(sav)’in sünnetine kaçma zamanıdır…

Öyleyse, Allah’a kaçın. Gerçekten Ben sizi, O’ndan yana açıkça uyarıyorum. (Zariyat Suresi, 50)

 

Fuat Türker

Kategoriler
İslam Dini

Hurafelerden Uzak Kuran Dini

Kuran’dan uzak yaşayan insanların, hayatlarının her anında yanılgılara ve hatalara sürüklenme ihtimali çok yüksektir.  Çünkü bu tür insanların olaylara bakışı, toplumun değer yargıları ile sınırlıdır. Din konusunda konuşurken bile, Kuran’dan ziyade kulaktan dolma bilgilerle ve geleneksel değer yargıları ile bilgi verirler. Kuran’da bildirilen hükümleri görmezden gelerek atalarının dinine uyarlar ve şirk içinde yaşarlar.

Ne zaman onlara: “Allah’ın indirdiklerine uyun” denilse, onlar: “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız” derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)

Hurafeler dinini yaşayan bu insanlar ‘İslam şiddeti ve öldürmeyi emreder, kadını ezer, Müslüman olmayana düşman olur… ’ gibi telkinlerle insanları zehirlerler. İnkâr eden çoğu insan da, Kuran bilgisi olmayan, hurafeleri din diye yaşayan ve tebliğ eden kişilerin İslam’ı temsil ettiğini düşündükleri için onların yaptığı her şeyi İslam dininin gerekleri zannederler.

Hurafeleri kabul edenlerin oluşturduğu din, yaşanması ve uygulanması zor olduğundan pek çok insan dünya hayatının çekici süsüne dalmış, ayrıntılarla içinden çıkılmaz bir hal alan dinden uzaklaşmış ve böylece İslam’a büyük zarar verilmiştir. Kuran’la alakası olmayan uygulamaları mecbur kılan, Allah’ın haram kılmadığını haram sayan insanların dine verdiği zarar tartışmasız çok büyüktür. Allah kullarına zorluk dilemediği halde insanlar her ibadeti zorlaştırmış; bu yüzden namaz, oruç, abdest gibi çok önemli ibadetler dahi insanlar tarafından terk edilmiştir.

Ancak son yıllarda, cehaletin ve bilgisizliğin dine verdiği bu zararın, Allah’ın izniyle artık son bulmaya başladığını açıkça görmekteyiz. İnsanların hurafelerden sıyrılıp dini en doğru kaynağından ‘Kuran’ı Kerim’den’ öğrenmeye başlamasıyla doğru olduğu sanılan yanlışlar bir bir ortaya çıkmaya başlamış, dini, zorlayıcı ve baskıcı bir kılıfa sokan zihniyetin yerini, Allah’ın ayetlerini okuyan ve anlayan insanlar almaya başlamıştır.

Bu değişimin sonucunda ise İslamiyet’in hızla yayıldığına ve Müslümanlar tarafından da samimiyetle yaşanmaya başladığına mutlulukla şahit olmaktayız.

Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zariyat Suresi, 56)

Dünyaya geliş amacı sadece Allah’a kul olmak olan insanların, bu gerçeği hatırlaması ve bu doğrultuda yaşaması şüphesiz her Müslüman’ın arzusu olmalıdır. Bunun için de her Müslüman tebliğ ibadetini Kuran’ı rehber alarak yapmalı ve İslam’ın tüm dünyaya yayılması için çaba sarf etmelidir. ‘Herkesin dini kendine’ mantığından sıyrılıp Allah’ın emrini yerine getirmeli ancak bunu yaparken güzel söz ve güzel ahlaktan asla vazgeçilmemelidir.

Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et… (Ali İmran Suresi, 159) Ayetten de açıkça anlaşılacağı gibi bir Müslüman tebliğ yaparken mutlaka yumuşak davranmalıdır. Kaba ve tehditkâr bir üslupla yapılan tebliğ fayda yerine zarar getirir. Unutulmamalıdır ki hidayeti veren Allah’tır.  Sen şiddetle arzu etsen bile, insanların çoğu iman edecek değildir. (Yusuf Suresi, 103) Öyleyse Müslüman’a düşen sadece öğütle hatırlatmadır.

(Bu,) Bir Kitap’tır ki onunla uyarman için ve mü’minlere bir öğüt olmak üzere sana indirildi…(Araf Suresi, 2) ayetine uyarak tüm insanları Kuran’la uyaralım inşaAllah…

Altuğ ÖZTÜRK