Kategoriler
Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat iletişim İnternet Dünyası Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine Yazar

Zehirli Kan Kimde? Hrant Dink ve Türkler hakkındaki görüşleri

Ermeni gazeteci Hrant Dink’in yargılanmasına ve kimilerine göre öldürülmesine yol açan sözleri hatırlayalım;

“ Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan ile kuracağı asil kanında mevcuttur. “

Bu sözlerin geçtiği yazının sahibi Hrant Dink, Türk’ün kanının zehirli olduğunu iddia etmekte, Ermeni kanının asil olduğunu söylemektedir. Peki gerçekten öyle midir?

Tarihe bakalım…

1915 olaylarını herkes bilir. İbrahim Paşa’yı evinde ki Ermeni hizmetlileri bile ihanet ederek cinnet geçirmesine sebep olmuşlardı. Yani, Ermeniler ekmek kazandıkları yere bile ihanet içerisinde idiler. Millet-i Sadıka olarak adlandırılan Ermeniler, Fransız-Rus yanlısı tavır sergilemeye başlayınca, Ermeni’nin kanında ki asil (!) durumu fark eden emperyalistler boş durmadılar. Onlara, kendi askeri üniformalarını giydirdiler. İhanetleri öyle boyutlara ulaşmıştı ki çare, zorla göç ettirilmelerinde bulundu…

Ancak o bile yetmedi!

Bu sefer çeteler halinde saldırılara devam eden Ermeniler, şehit ettikleri masum Türkler’in kafataslarından 7 metrelik duvarlar yaparak, gururla poz verdikleri resimler çektirdiler!

Pakize adında ki Türk kadınına, tecavüz edip öldürdüler…

Kimi Türkler’i fırına attıklarını, hamile kadınların karnını yardıklarını öğrendikten sonra hangi Türk unutabilmiş?

Milli mücadele dönemine geldik…

Hulki Cevizoğlu’nun çok büyük önem taşıyan bir kitabı var. Adı, “ 1919’un Şifresi “. Mükemmel bir kitap. İçerisin de önemli bilgi ve belgeler var…

Bunlardan birisi, ABD-Ermeni lobisinin ortak çalışmaları. Bu çalışmaların son aşamasına gelen Amerikalılar, İstanbul’a General Harbord’u gönderiyorlar. Harbord, İstanbul’da beklediği sırada bulunduğu gemiye Ankara’dan gönderilen genç bir Türk gazeteci gelip Harbord’u Ankara’ya davet ediyor. Harbord’un verdiği cevap, Ermeni lobisinin nasıl çalıştığını açıklar nitelikte;

“ Yaptığınız vahşet, kabul edilemez! “

Öyle ya, Harbord hiç gezmeden görmeden Ermeniler’e soykırım yapıldı diye rapor yazacak, Amerikan kongresi de bu raporu onaylayıp Türkiye’nin doğusunu tazminat ile ele geçirerek Büyük Ermenistan kuracak! Amaçlanan bu…

Ancak, Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK buna izin vermiyor. Harbord, gazetecinin davetini kabul ediyor. Gelip, doğuyu geziyor. Türkler’e, hayran kalıyor. Lobinin etkisinden çıkıyor…

Geri döndüğünde, verdiği rapor da Ermeniler’e değil Türkler’e soykırım yapıldığına dair bilgiler var! Ancak, Lozan antlaşmasını onaylamayan ABD, bunu da kabul etmiyor! Rapor da, sadece arşiv de işlev kazanıyor…

Yine, o yıllar da Kaçaznuni’nin kendi anılarında yazdığı sözleri önemlidir;

“ … İtiraf etmeliyiz ki, savaşı biz çıkardık. Ermeniler’e soykırım yapılmadı. Büyük Ermenistan hayali ile arada biz Türkler’e katliam yaptık… “

Son bir belge! O dönem, emperyalist güçlerden bir ajanın yazdığı raporun başlığı şudur;

“ Ermeniler soydan suçsuz değillerdir! “

Bütün Acun anlamış meseleyi kısacası!

Peki yakın tarihte neler yaptılar? Sanıyorum bunu anlatmama pek gerek yok ancak bilgisi olmayanlara söyleyelim…

***

1974 yılına kadar, Kıbrıs’ta Türkler, Rumlar’ın soykırımına uğradılar. En son, Türkiye daha fazla beklemeyip Kıbrıs’a asker çıkardı. İşte, bu tarihten sonra Amerika’nın bize verdiği karşılık, yine eski sadık (!) Millet Ermeniler…

Önce silah ambargosu deyip, sonra Asala’yı yarattılar!

Bugün, birilerinin ölümüne savunduğu Filistin’de ki Filistin Kurtuluş Halk Cephesi’nin desteği ile, Agop Agopyan tarafından Asala kuruldu!

O tarihten sonra, çok sayıda diplomatımız şehit edildi. Bu bela bitene kadar da, her türlü kini kustular…

Ve Hrant Dink, onca tarihi gerçeğe rağmen, Ermeni’nin kanı “ Asil “, “ Türk’ün kanı zehirlidir. “ dedi.

Bu aydınlık mıdır? Belki öldürülmesini doğru bulmuyorum ama…

Bu kadar yanlış, Türkler’e hakaret eden bir insanın aydın olarak algılanmasını, Türkçüler’den beklemeyin!

19 Ocak’ta ne olmuştu diye soranlara siz de 20 Ocak’ta ne olmuştu diye soru yöneltin. Bakın, Halkların Kardeşliği diye böğüren Mankurt kitle, 20 Ocak’ta çok sayıda Azeri Türkü’nün tankların altın da ezilerek şehit edilmesine karşın, “ Hepimiz Türk’üz, Hepimiz Azeri’yiz “ diye meydanlara inemiyorlar! Korkuyorlar mı?

Onların kafasına deve derisini geçirenler, onlara Ermeni olmayı öğretenler, Türk’ü ve Türk’e düşman olmanın ne olduğunu öğretmediklerinden, zerre korkmuyorlar!

Biz, Türk’ü yok etmeye çalışanlara asla meydanı bırakmayacağız. Her birimiz yok olana kadar, her birimizin bedeninden ruhu uçana kadar, savaşacağız!

Bu uğur da savaşana ölmek yok çünkü!

Tanrı Türk’ü Korusun!

Yusufhan Güzelsoy

Kategoriler
Dünya ülkeleri Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi Toplumsal Konular

Hrant dink ve Ağca

Ne tevafukturki Hrant dinkle ağca‘nın tahliyesi aynı tarihlere geldi. Sebebi ne olursa olsun, cinayet işlemek asla tasvip edilmez, rabbimizinde hoş görmediyi birşeydir artı kalleşcedir.

Bana hep ademin iki oğlu habil le kabil i anımsatır. Habil rabbinin emrine en uygun davranışı sergilerken, şeytan Kabil ‘in kulağına şöyle fısıldamış: Allah ve baban onu senden daha çok seviyor, onu ortadan kaldırırsan yalnızca seni sevecekler. Aslında şeytanın umrunda deyildir kimin kimi nekadar çok sevdiği, o insana düşmandır ve onlara nekadar zarar verebilirse okadar mutlu olacaktır. Kabil Habil ‘i öldürür, yani katleder. Katil “katl” kelimesinden gelir, ve her katilde kabildir. Her katilin kulağına fısıldayan şeytandır. Zira yüce yaratıcı bile insanı hata yaptı diye hemen yok etmiyor. Bekliyor fırsat veriyor belki tövbe edip doğru yolu seçerler diye, H.dink bir nevi habil di çünkü cinayete kurban gitti. Hangi şeytanlar ne diye fısıldadı kabiline bilinmez, fakat insan zıvanadan çıkarsa öldüre öldüre, insanları bitiremez.

Öldürmek kolaydır ya düzeltmek, Mevlana Yunus gibi yüce gönülleri fethedebilmek. Asıl kahraman onlardır elini kana bulamadan kalpleri evirip çevirebilmek. Büküldü diye kırmak kolaydır ya düzeltebilmek. Eğilip bükülmeyen insan olmaz. Ağca ya bakıyorumda kendinden neler kaybetmiş. Hataları adeta onu mahvetmiş. Papayı öldürmek istedi sonra da elini eteğini öpüp medet ummaya başladı. Milli manevi deyerlerim ayak altına alındı o yüzden yaptım dedi, o değerleri alaşağıya edecek açıklamalar yaptı. Dinini bırakıp, gazetecilere ana dili ingilizceymiş gibi ingilizce açıklamalar yaptıki (neredeyse mecliste kürtçe konuşan milletvekilleri bile ondan daha milliyetci kaldı.) Belkide abdi ipekçiyi öldürmüş olmanın hatasını kavradı ve kendini bu derece kaybetti. Kim kazandı kim kaybetti? işte soru işte cevap.

İpekci üzerinden prim yapanlara bakın asıl katil onlardır. Bu ülkede öldüren deyil perde arkasındaki öldürten katildir. Tüm insanlar dikkatli olmalı bu ülke bir cinayetle karmaşaya sürüklenip en az on yılgeriye gitmekte, sizinle aynı görüşü paylaşmasada maktuller. Hiçbir cinayetin şak şakcısı olmayın. İnsan kanı gün gelir güleni içinde boğuverir.