Kategoriler
Eğitim - öğretim Günlük hayat Kişisel makaleler Toplumsal Konular

Hoşgörü Ya Da Hoşgörüsüzlük

Hoşgörülü ve sabırlı olmak. Duruma göre, hoşgörü, müsamaha, tahammül, katlanma, görmezden gelme demektir. Sabır zaten belli. Bu iki olgu bir süre öncesine kadar Türk Milletinin hayat felsefesinde adeta ana arter gibiydi. Ama yaklaşık son otuz yıldır ne yazıkki bu durum büyük bir dejenerasyona uğradı. Toplumsal bağları sıkı tutan bu iki haslet zayıfladı. Bunun sonucunda da toplumsal yaşam içinde sıkıntılar doğmaya başladı.

Örneğin, nüfus yoğunluğu, insanları apartman hayatına itmiş durumda. Ama bu hayatı beceremeyen insan sayısı çok fazla. Sebebi hoşgörü eksikliği. Kimi üst komşusuna ‘’gürültü yapıyor ‘’ diye demediğini bırakmaz ki bu komşunun kalabalık misafiri de olabilir ve gürültü istem dışıdır, kimi de ‘’halı silkeledin ‘’ diye alt balkondan ağzına geleni sayar. Gerçekte bu davranışları komşusuna kasıtlı yapan terbiyesizler de yok değil ama onlar istisna.

Trafikte de farklı değiliz. İllaki diğer sürücü öne geçşe ya da diğerine yanlış gelen bir hareket yapsa şoför kardeşimiz hemen camdan başını çıkartıp bağırır çağırır. Gerçekten suçlu olabilir ama bunu ona ifade etme şekli tabiî ki bu olmamalı.

Neyazıkki karşı taraftan kendimize yanlış gelen her davranışı ya da konuşmayı, kasıtlı mı değil mi demeden, diğer şahısın bilgi ve beceri durumuna bakmadan –ki o hususta bilgisi olmayabilir ya da yapılacak bir şeyse becerisi yoktur – hemen yargıya varıyoruz. Tek taraflı düşünüyoruz. Empati kurmuyoruz.

Evet. Birçok kişinin en büyük eksikliklerinden biri. Empati. Anlamı: Kendinizi karşınızdakinin yerine koyarak onun açısından duruma bakabilmek. Bunu yapabiliyorsanız zaten sorun yok demektir. Ama yapamıyorsanız ve duruma sadece kendi pencerenizden bakıyorsanız yanlış yoldasınız demektir.