Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Kişisel makaleler Toplumsal Konular

Ülkemin Güzel Milletvekilleri…

Bizim ülkemizde baş ayağa hükmeder. Amir memura, vekil polise emreder. Sözünü geçiremezse tutar birde küfreder.

Aslında gündemi takip edenler neden bahsedeceğimi anlamıştır ancak ben hemen bir açıklama yapayım.

Ülkemizde şuan iktidarda bulunan Ak Partinin Elazığ Milletvekili Ankara sokaklarında aracı ile gezerken polis tarafından aracı durduruluyor ve şoföre alkol testi yapılmak isteniyor.

Bu sırada araçta bulunan Milletvekili Fevzi İşbaşaran kendisinin milletvekili olduğunu, şoförüne alkol testinin yapılamayacağını belirtiyor. Bu iddia üzerine polisler milletin vekili olan kişiden kimliğini göstermesini istiyorlar.

Buraya kadar normal bir durum. Çünkü ülkemizde her başta olan kendisine köle olunmasını ister. Aracıyla yolda giderken insanların saygıyla yoldan çekilmesini, ayağını araçtan atarken halkın önünde paspas olmasını arzular.

Ego mu dersiniz, cehalet mi dersiniz bilinmez ancak o koltukları ne kadar hak ettikleri tartışılır.

Neyse gelelim konumuza. Polisin kimlik sorması ile çirkinleşen milletvekili ağza alınmayacak küfürler etmeye başlıyor. Tabi bu sırada kayıtta olan bir cep telefonu tüm bu anları tek tek yakalıyor.

Kendinin milletvekili olduğunu, önünde hiçbir engelin olmadığını sanan kişi önce polislere bir güzel küfür yağdırıyor. Ardından da trafiği kapatması için şoförüne emir veriyor. Amacı Emniyet Müdürünü olay yerine getirerek orada görevini yerine getiren polislere gözdağı vermek ve kendi tabirleri ile sürgüne göndermek.

Öyle ya karşısında bir milletvekili var ve bizim polis ondan kimlik sorma gafletine düşmüş. O polisin yeri olsa olsa doğuda en ücra kasabadır.

Bu sırada trafik felç olunca olay yerine halkta geliyor. Milletvekili aracı çekip trafiği açmayınca tartışmalara halkta katılıyor ve onlarda ağızlarının paylarını alıyorlar. Sanki karşılarında Türk halkını temsil eden biri yokta küfürbazlar kralı var.

Peki sizce yakıştı mı? Bırakın milletvekili falan olmasını. Bir insana yakışan hareketler mi bunlar.  Bence değil.

Gerçi orada halktan biri olsa ağzını açamazdı. Polis işlemi yapar suçlu bulursa para cezasını basardı. Ama bizim malum şahıs kendisini devlet olarak nitelendirdiği için kimse bu tarz bir düşünce içerisine giremiyor.

Oldu olacak kendisini de sürsün. Hem de ücra bir kasabaya değil. Ücra bir gezegene.

Hani seçip koyuyoruz ya meclis denilen yere bu gibi insanları. İşte benim içim acıyor bunları görünce. Bir bakıyorum Osmanlı Zamanındaki devlet adamlarına birde bakıyorum bunlara.

Bir zamanlar devlet adamları kafa patlatırmışlar ülke daha iyi bir yere gelsin diye, şimdi ki devlet adamları kafa patlatıyorlar kendilerine daha fazla şan, şöhret, para, ceylan derisi koltuk verilsin diye…

Fevzi İŞBAŞARAN
Fevzi İŞBAŞARAN
Kategoriler
Günlük hayat Kişisel makaleler

Hüzün Kapkaçı

“bu sabah uyandığımda, gözlerimi hemen açmadım öyle… Uzun bir süre kapalı kaldı gözlerim, geçmişimi ve bugünümü düşündüm. Kalp kırıklıklarımı, pişmanlıklarımı; işte öyle garip bir sabahtı! Sonrası yine bilindik hüzün kapkaçı…”

Zor yazdığım bir sabah anındayım. İçimde bir acı var. Ama anlatmayacağım, herzamanki gibi yine kaybedilen hassasiyeletmizden bahsedeceğim. Zaten herkes anlamayacak bu yazdıklarımı, sadece insanlığını tartabilenler…

Yazarken inanın o an aklıma gelenleri yazıyorum. Eskisi gibi çok fazla düşünmüyorum. Beynime emirler yağdırıp, yıpratmıyorum kendimi. Biliyorum ki, yazmak benim hayatım! İnsan hiç yemek yerken eziyet eder mi kendine, ya uyurken hırpalarmı bedenini… Neden ben yazı yazarken harflerin esiri olayım ki, isteyen harf kelime olmakta serbest! Konuyu dağıtacağım bugün, çünkü kendimi dağıttım, canım çok sıkıldı!

Hayatın öğleni de, sabahı da hep aynı. Farkını yok diğerinin öbüründen, hepsi bir sonunda. Ben gece yaşıyorum hayatı, sabahla beraber yatağıma gider uyurum. Öyle öğlenim falan olmaz benim. Olması muhtemelen işlerim oluyor o saatlerde; rüyalar, kabuslar ve bazen ara ara uyanıp kurduğum sevimli hayaller…

Hüzün Kapkaçı
Hüzün Kapkaçı

Bu sabah öyle uyumak değil de, canımın yandığı tarafı düşündüm. Aslında bilinçli yapılmış bir olay değil bu benimkisi. Fazlasıyla gurur yaptım. Onurlu bir adamım ben, haksızlığa gelince asiliğim canlanır. Yüreğime söz söyletmem öyle. Yaşadığım yere tükürttürmem, hainlik yapamam öyle, dürüstlüğüm ve saygınlığım tek mirasım benim.

Bugün bir hayli mutsuzum, onun için uyumak bile istemiyorum. Olayı anlatmayacağım, sadece üzgün olduğumu bilin yeter. Aynı acıyı sizde yaşatmayın bana. Bedenimde, kolumla, yüreğim aynı değildir. Kolum olmasada olur, lakin yüreksiz yapamam ben, orada vicdanım yatıyor. Onu rahatsız edenin canımı nasıl yaktığını bilemezsiniz. Düşünmediğim bir şeyi yapmanın cezasını çektiremem yüreğime.

Bir küçüğün yaptıklarıyla, gecem gündüzümden ayrıldı! Çok bilerek yaşamak, böyle acılara gebe bırakıyor insanı. Mutluluğumu kaptı-kaçtı, geriye hüzün bıraktı! Neden ben, bazen anlamıyorum. İnsanlarla arama mesafe koymadığımdan mı bilemiyorum. Öyle uzak ruh halleri bana göre değil hiç. Kanım ısınırsa birine, açarım derdimi. Ama abartmam öyle, üzmem kimseyi.

Olmaması gereken, hakedilmeyen bir durum bu. Alışık değilim öyle, kişiliğime laf söylenmesine; üstelik ilk kez geliyor başıma. Canımın acıdığını yazmak istedim, her zaman ki gibi paylaşmak istedim! Abartmadan, kimseyi üzmeden, en çok kırılarak…

Emre onbey

Kategoriler
Eğitim - öğretim insan vücudu Sağlık Toplumsal Konular

Diş Çürümesi ve Nedenleri

Yeterince temizlenmeyen ve bakımlı olmayan dişlerde zaman geçtikçe diş plağı oluşur. Diş plağı, yediğimiz yiyeceklerin artıkları, mukus salgısı ve sayısız bakterinin oluşturduğu kir birikintisidir. Düzenli temizlenmeyen ve fazla şekerli besinlerle beslenenlerin ağzında giderek artan bakteriler şekerli besinleri ayrıştırarak asit oluşturur. Dişlerin çevresinde biriken besin artıkları ile olumusuz bünyesel etkenler ve sulardaki flor eksikliği dişlerde çürük oluşumunu hızlandırır.

Diş çürüklerinin oluşup artmasına neden olan faktörleri ve aşamaları aşağıdaki gibi sıralıyabiliriz.

– Dişlerle ceviz, fındık gibi sert cisimleri kırmak zararlıdır. Çünkü bunlar, diş minesinin çatlamasına, diş eti ve çene kemiğinin zarar görmesine neden olur. Çok sıcak ve soğuk yiceyecek ve içeceklerin peşpeşe yenilip içilmesi de diş minelerinin çatlamasına neden olur.

– Şekerli besinler ( çikolata, reçel, baklava, lokum ) yenildikten ve gazoz, kola gibi içecekler içildikten hemen sonra ağız yıkanmassa bunların şekerleri dişlerin üzerinde ve arasında birikir. Birikinti olarak biriken bakteriler, besin artıklarını parçalayarak asit oluşturur. Bazı içeceklerdeki ( kola vb.. ) asitlerle bakterilerin oluşturdukları asitler, çatlamış ve zedelenmiş dişi oyup, diş içine doğru ilerleyerek, oyuğun büyüyüp derinleşmesine neden olur. Bu oyuk ve çatlamalara daha fazla yiyecek artığı ve mikrop toplanarak diş çürümesini hızlandırır. Diş minesindeki küçük siyah bir noktanın oluşmasıyla başlayan diş çürüğü, zaman geçtikçe ilerler. Giderek derinleşen bu çürük nedeniyle diş, önce soğukta sonra sıcakta, en sonunda hem sıcak hem de soğukta ağrımaya başlar. Çürük diş içine kadar ilerliyip diş köküne kadar ilerler.

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Sağlık Toplumsal Konular

Kurban Etinizi Nasıl Saklamalısınız ?

Kurban bayramında olmamız dolayısıyla herkesin evinde muhakkak ki kurban etleri bulunuyordur. Et ve et ürünlerinin doğru yollarla saklanması gerçekten büyük önem taşır. Çünkü yapı olarak gerçekten çok hızlı bozulurlar. Ayrıca etleri dondurup çözdürme işlemlerinin birden çok defa uygulanması ette bazı mikroorganizmaların üremesine uygun ortam sağladığı gibi kesinlikle sağlığımız için bir tehdit oluşturur.

Kategoriler
Bilimsel Makale Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Dünya ülkeleri Dunyadan Eğitim - öğretim Güncel Haberler Günlük hayat iletişim Kişisel makaleler Sağlık Toplumsal Konular

Domuz gribi’nin öldürücülük oranı mevsimsel griple aynı!

Uzmanlara göre domuz gribinin öldürücülüğüyle mevsimsel gribin öldürücülük oranı neredeyse aynı… Hatta kuş gribi domuz gribinden binlerce kez daha öldürücü… Fakat bize böyle lanse edilmiyor. Lütfen bu yazıyı herkesle paylaşın…
 
Domuz gribi sizce ne kadar öldürücüdür? Bu yazıyı okuduktan sonra derin bir ohh çekeceksiniz… Lütfen bu yazıyı olabildiğince çok kişiyle paylaşınız…
 
Domuz gribinin öldürücülük oranı oldukça azdır. Domuz gribine yakalanan sağlıklı bir insanda ölüm oranı Onbinde bir kadardır. Kronik bir rahatsızlığı olan (astım, diyabet v.b.) kimselerde ölüm oranı binde bir civarındadır. Bu oranlara baktığımızda domuz gribi, kuş gribine göre çok daha az öldürücü olan bir hastalıktır. (Kuş gribinde ölüm oranı %50-60 gibi yüksek bir düzeydedir.)
 
Domuz gribinin öldürücülük oranı mevsimsel griple karşılaştırıldığında hemen hemen aynıdır. Domuz gribine dikkat edilmesi gereken kişiler kronik bir hastalığı olan kişilerdir.

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Önder Ergönül