Kategoriler
Güncel Haberler İnternet Dünyası Webmaster yardım

Maqas.net Kişisel kamuoyu açıklaması!

Son zamanlarda bir Maqas.Net’tir gidiyor malum. Yazılımın belkemiğiyle, altyapısıyla uğraşırken “sonunda yayınlanabilir hale geldi” diyorduk ki test sürecini gerçekten çok küçümsemişiz onu farkkettik. Şu sıralar test sürecinde birçok detayla boğuşmaya ısrarla devam ediyoruz ki, üyelerimize hakettikleri hizmeti verebilelim. Bu sebeple gelen ısrarlı birkaç maile cevaben bu açıklama yapma gereğini duyuyorum;

Amaç ne olursa olsun biran önce yayınlamak ve ağzından başka biryeri çalışmayan (sözümona) birkaç kişiye malzeme üretmek değil, ihtiyaç duyduğumuz proje ve uygulama platformunu kurup, gönlümüz rahat hepbirlikte çalışabilmektir. Daha önce hem kişisel sitemde, hem birkaç farklı sitede sorulduğunda “10 Nisan 2010 da Alfa hedefliyoruz FAKAT amacımız yeni sezona sorunsuz ve tam kapasiteyle girebilmektir” demiştim. Burada 10 Nisanda yayına başlanacak sonucu çıkartılmamalı, bu tarihte test yayınına başlayacağız sonucu çıkartılmalıdır. SVN ve Local makinalarımızda sıkı testlerle bu çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Hatta bu testler sırasında kullandığımız frameworkünde yapısal bir açığını/eksikliğini bulup üreticileri ile iletişime geçtik. Nezaman public yaparız? Sezona başlamadan önce public yapacağız.

Şahsi olarak bundan sonra sitemde teknik makalelere minimum yer verecek ve bunları tamamen Maqas.Net altında yayınlayacağım. Kişisel sitemi daha şahsi konularla dolduracak, işlerimden çok uğraş ve hobilerimi paylaşacağım.

Eleştri ve önerilerinizi bekliyoruz,

Saygılarımla
Hakan Müştak / Kaynak

Kategoriler
Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Bu film çok konuşulacak: Nefes

Terörle mücadele eden bir komando timinin öyküsünü konu alan, "Nefes", bugün gösterime girdi..

Çekimleri iki yılda tamamlanan, fragmanını internette son bir ayda 2 milyon kişi tarafından izlenen "Nefes" filmi bugün vizyona girdi..

Yönetmenliğini Levent Semerci’nin yaptığı filmin senaryosu Hakan Evrensel’in gerçeklere dayanan "Güneydoğu’dan Öyküler" kitabından yola çıkılarak kaleme alınan film, Irak sınırına yakın, Karabal Jandarma Karakolu’nu korumakla görevlendirilen bir yüzbaşı ve komutasındaki 40 askerin maceralarını konu alıyor.

KÜRT AÇILIMI TARTIŞILIRKEN..

Irak sınırında, dağda, teröre karşı mücadele veren askerlerin yaşadığı gerçekle izleyiciyi ‘görüntünün gücüyle’ yüzleştiren filminden sahnelerin internete verilmesi, tam da hükümetin ‘Kürt açılımı’nı açıkladığı günlerde denk geldi.

Güneydoğu’da sınıra yakın Karabal Tepesi’ndeki bir röle istasyonunu koruyan bir yüzbaşı ve 40 askerin hikayesinin anlatıldığı filmin fragmanı, internette rekor kırdı.

Free Image Hosting At site

TAHTALI DAĞI’NA KARAKOL KURULDU

Levent Semerci’nin yönetmenliğini yaptığı film, Antalya’nın Kemer İlçesi yakınlarındaki Tahtalı Dağı’nda çekildi. Film için dağda, 2365 metre yükseklikte, küçük bir karakol kuruldu. Tahtalı Dağı’nı tercih etmesinin nedeni, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne jeolojik olarak benzemesi. Filmde 40 askeri canlandıran oyuncular, Türkiye’nin farklı illerindeki konservatuvarlarda okuyan, isimsiz öğrencilerinin arasından seçildi.

SENARİST ESKİ SUBAY

Filmin senaryosu aynı zamanda filmin yönetmeni olan Levent Semerci ile Mehmet İlker Altınay ve Hakan Evrensel’e ait. Senaryo Hakan Evrensel’in ‘Güneydoğudan Öyküler’ adlı kitabından uyarlandı. Kitabında Güneydoğu’da yaşanan terörü anlatan Hakan Evrensel, askeri okul mezunu. Uzun yıllar Güneydoğu’da subay olarak görev alan Evrensel, kendi isteğiyle ordudan ayrıldıktan sonra tanıklıklarını kitaplaştırdı.

EMEKLİ SUBAYDAN DERS ALDILAR

– Film, gerçek bir hikayeden yola çıkılarak yazılmadı. Bugüne kadar görülen, duyulan ve yaşanan olaylar birbirine eklenerek, tamamen kurmaca olaylar ve karakterler yaratıldı.

– 40 askeri canlandıracak yetenekli, zamanı bol ve ‘no name’ (Ünlü olmayan) isimler seçildi.

– Çekimler Tahtalı Dağı’nın yanı sıra Gömbe, İstanbul ve İzmit’te yapıldı.

– Hazırlık aşamasında bölgede görev yapmış emekli askerlerle ve askerliklerini orada yapmış gençlerle konuşuldu.

– Hazırlıklarına iki yıl önceden başlanan filmin çekimi 140 gün sürdü.

– Oyuncular bir ay, emekli bir eğitim subayı tarafından gerçeğe birebir uygun şartlarda eğitim aldı.

İŞTE O FİLMİN FRAGMANI

FİLMDEN ÇOK KONUŞULAN DİYALOGLAR
Filmin başrol karakteri yüzbaşı, bir askerin nöbet sırasında öldürülmesi üzerine, geri kalan askerlerine, izleyiciyi ağlatan bir konuşma yapıyor. Sınır boylarında askeri operasyon görüntülerinin sıkça kullanıldığı film, belli ki bu monologla çok konuşulacak

Yüzbaşı: Kamil Ateş sen öldün! Karın var mı?

Asker: Var komutanım.

Yüzbaşı: Lojmanda mı kalıyor?

Asker: Evet komutanım.

Yüzbaşı: Söyle hemen yeni ev arasın. Lojmanda çok fazla tutmayacaklar. Çünkü sen öldün. Anan, baban hayatta mı?

Asker: Evet komutanım.

Yüzbaşı: İyi cenazeni ona göndeririz. Sen!

Asker: Hakan Atakan, Hatay. Emret komutanım!

Yüzbaşı: Öldün sen Hataylı. Annenizin gözü yaşlı, hüngür hüngür ağlıyor kadın. Komşularınızın kolları arasında. Bileklerini ovuyorlar kolonyayla. ‘Evladım’ diye ağlıyor. Babanız da ağlıyor. Göstermiyor ama yıkılmış bir köşeye içten içe ağlıyor adam. Ama ağzında bir cümle, ‘Vatan sağolsun, memleket sağolsun, bir oğlum olsa onu da gönderirim’ diye ağlıyor. Aldılar hepinizi, aldılar. Gönderdik cenazeleri ailenize, kurşun izlerini silerler, yıkarlar sizi. Bir güzel de bayrağa sararlar. Böyle öldü. En değer verdiğim adam böyle öldü. Ama uyuduğu için değil, buraya erken gelelim diye. Koydular helikoptere, gönderdiler memleketine. Televizyona bile çıkarsınız. 45 saniyeliğine kahraman olursunuz. Çıkar süslü bir karı, hüzünlü sesle anlatır. Hekim Bulut, karakol baskınında şehit düştü. 45 saniye. Sonra da magazin haberleri. Kahramanca mı savaştınız? Hayır. Bu adam uyuduğu için öldünüz. Kızmayın ona. Kızmayacaksınız. Kendinize kızın. Burası bir birlik. Arkadaşınla hareket edeceksin. O uyusa bile uyumayacaksın. Uyurken ölemeyeceksin! Uyursan ölürsün! Ölürsünüz! Sen uyursan herkes ölür. Bak ‘Hazırım’ yazıyor. Neye hazırsınız? Uyurken ölmeye hazırsınız. Uyumayacaksınız! Yemeyeceksiniz, dinlenmeyeceksiniz. Sizin cesetlerinizi, sizin cenazelerinizi ailenize göndertmeyeceğim. Ölmenizi yasaklıyorum. Anlaşıldı mı asker?

Asker: Emredersiniz komutanım
Kaynak

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi Kişisel makaleler Spor Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Terim Gitti, Kavga Bitti…

Fatih Terimİmparator lakabını ne kadar hak ettiği konusunda çekincelerimin olduğu, bu ülkeye ve milli takıma yetecek bir teknik adam olduğu konusunda da aklımda soru işaretleri olan Fatih TERİM en sonunda doğru olanı yaparak Milli Takımı rahat bıraktı.

Geçtiğimiz yıllarda Ersun YANAL Hakan ŞÜKÜR’ü kadro dışı bırakınca çarmıha gerilmiş, aslında yaptığı işin doğruluğu göz ardı edilerek kapı önüne koyulmuştu. Şimdi bana Hakan ŞÜKÜR nasıl kadro dışı bırakılır demeyin. Bu takım her an gençleşmesi lazım olan bir takım. Ve Hakan bu takımdaki misyonunu çoktan doldurmuştu.

Kaldı ki Ersun hocadan sonra görevi alan Fatih TERİM’de ona fazla şans vermedi ve siyasi bir manevra gibi yağdan çık çekercesine milli takımdan çıkardı. Ersun hocanın ilk 11’ini kullandı uzun süre. Yani ondan çok daha fazla çaba sarf edip, takıma katkı yaptığını söylemek biraz zor olacaktı.

Neyse gelelim elemelere. Geçtiğimiz yıllarda İsviçre karşısında Dünya kamuoyu önünde bizi ne hallere sokan Fatih TERİM, aynı şekilde bu elemelerde de gereksiz sinir, kapris ve egoları yüzünden hem takımı yalnız bıraktı, hem de kamuoyunda kendi yüzüne kara leke çaldı.

Onun dışında kadro dışı bıraktığı yetenekleri saymak bile istemiyorum. Rusya liginde oynadığı her maçta gol atan bir Fatih TEKKE ve aynı ligde takımının ilk 11’inde değişmez oyuncu olan Gökdeniz KARADENİZ’i sırf kendi ego ve istekleri nedeniyle kadro dışı bırakması gerçekten anlaşılabilir bir durum değildi. Bu tarz oyunculara her zaman ihtiyaç duymamıza rağmen kendi malıymış gibi Milli Takımı yönetmesi bence yaptığı en büyük hata idi.

Gelelim elemelerdeki başarısız sonuçlara. Takıma aldığı veya almadığı isimlere. Bence kazanılan birkaç maç onun değil, bazı oyuncuların bireysel çabaları ve şansımızın yaver gitmesi ile oldu. Açıkçası elemelerden çıkamadığımıza üzülmedim çünkü üst turda daha rezil olabilirdik. Alınan yenilgiler sonrasında bile gerek oyuncuları, gerek seyircileri, gerek hakemleri suçlayan sayın Terim, ne hikmetse kendi üzerine bir türlü toz konduramıyor.

Gerçi adı üstünde İmparator. Ona bu lakabı Galatasaray’ı Süper Kupa şampiyonu yaptığı zaman verilmişti. Ancak o zaman bile hazıra konan bir yapısı vardı. Kadro hazırdı. İlk onbirler bile kendinden önce gelen hoca tarafından belirlenmişti. O ise sadece oynattı. Sonunda kupayı alınca da imparator ila edildi.

Şimdi gelelim günümüze. Acaba Fatih Terim gidince yerine kim gelecek. Türk teknik adam mı, yoksa Yabancı bir teknik adam mı geçecek Milli Takımların başına.

İlk etapta Yerli bir hocanın Milli Takımın başında olmasını savunanlardan olsam da şuan bu ağırlığı ve stresi kaldıracak hocanın çok az olması beni düşündürüyor. Ersun YANAL yada Bülent UYGUN ismi aklıma ilk gelen isimler. Ersun Hocanın Milli Takım kariyerinin olması, Bülent hocanın ise gerek sakin yapısı, gerekse takımda bütünleştirici bir etki taratması ilk göze çarpan özellikleri.

Ancak ülkemiz futbol konusunda çok acımasız bir ortama sahip. Ersun Hocanın uzun süredir takım yönetmemesi, daha önce yaşadığı Şükür krizi sorun oluştururken, Bülent hocanın Sivas’tan yeni gönderilmesi ve Milli takım anlamında fazla deneyim sahibi olmaması sorun oluşturuyor.

Yabancı teknik adam olayı ise daha karmaşık. Şu aralar Hiddink gelecek denilse de kabul edip etmeyeceği belli değil. Başka birinin gelmesi ise zaten ilk etapta Milli takıma Milli Teknik adam gelsin diyenler açısından bir koz olacaktır. Bu sayede her başarısızlık yabancı teknik adama yıkılacaktır.

Kaliteli bir yabancı teknik adamın şu ortamda ülkemize gelmesine pek inanılmasa da gelecek sağlam altyapılı ve egoları olmayan bir kişinin takımı bundan sonrası için toparlayabileceği de bir gerçek. Gerek kadro dışı bırakılan Fatih ve Gökdeniz gibi isimlere, gerek kadroya girse bile küstürülmüş olan diğer oyunculara bu açıdan yeni bir ışık doğabilir.

Bakalım zaman nasıl bir dönemece sokacak bizi. Ancak bildiğim bir gerçek var ki Fatih Terim’in istifası bize yarayacak. Dün akşamki maçta sırf o gitsin diye Milli Takım’ın yenilmesini isteyecek kadar çaresiz bir duruma düşen milyonlarca insan varken, artık o koltuğa başkasının gelme zamanı gelme zamanı gelmiş demektir…