Kategoriler
Genel Konular

Gençlik…

İnsanoğlu doğar,büyür ve ölür.Bu döngü bu şekilde devam edip gider.Hayatımızda birçok dönemleri geride bırakırız.Hayat koşturmacasına dahil olur ve sonu bilinmeyen bir yolda hepimiz yolumuza devam ederiz.Çocukluk,gençlik ve yaşlılık dönemleri hepside insanoğlunun doğasında vardır.Hepside değişik duygular barındıran birbirinden önemli dönemlerdir.

Ama biri  var ki belkide o insanın en çok sevdiği ve birtakımımız içinde ‘ah’ lar ‘ey gidi’ ler diye anılan gençlik yılları…İnsanın kendisini en iyi ve en güzel hissettiği yıllardır.Bir o kadar da çok önemli dönemdir gençlik dönemi, belkide hayatımızda ki dönüm noktamız bile diyebiliriz.İnsanın en çok kendini geliştirdiği ve bir o kadarda sürüklenip gittiği dönemlerdir.Bir bakıma hayatımızın büyük bir bölümünü gençlik dönemimizde belirleriz.Ve o yolda devam ederiz.Bu önemli dönemde Aile yapısı ve yaşadığımız çevrenin etkisi de yadsınamaz bir gerçektir tabi.Kişilik ve karakterimizin temelleri buralarda atılır.Belkide şekilleneceğimiz zamanlardır bu ortamlar…Bir genç tarifi yapın derseniz.Hiç kuşkusuz okuyan,kendini bilen,vatanını milletini göz önünde bulunduran ve daima güzel fikirler üreten bir genç tarifi yaparım size…M.Kemal Atatürk:  ‘Biz her şeyi gençliğe bırakacağız… Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir’ demiştir.Gelecek gençlerle şekillenecek ve gelecektir.Bu yüzden daima genç insan üretmeli ve çalışmalıdır.Gençlik gibi güzel ve güçlü bir dönem sürüklenip gitmemelidir.Gençlik daima o dik duruşunu belli etmeli ve faydalı işlerde yoğunlaşmalıdır.Abuk subuklukluklar peşinde saçmalıklar peşinde bu güzel yıllar heba edilmemelidir.

Çevremize ışıklar saçacağımız bu dönemin ışıklarını söndürmeyelim.Aklımızı başımıza toplayıp ne olduğumuzu bilelim.Kıymetli vakitlerimizi kıymetli işlerlerle dolduralım.Göreceğimiz tablolar bizi daima gururlandırmalıdır.Geriye sadece ‘ah,vah’ diyip boş boş bakmayalım.Gözlerimizi geriye doğru diktiğimizde ardı arkası olmayan güzel yollar görelim.Unutma Ey Gençlik Unutma Sen Bir Ümit Işığısın…

Batuhan Dursun BADUR

                                                                                                                                                                                           

Kategoriler
Toplumsal Konular

Gençlik Nereye mi Gidiyor?

Bugün dünya üzerinde ‘batıl’ ve insanlık için ‘zararlı’ olan birçok fikir ve felsefi akım var. Tüm bu görüşleri savunan insanların sayısı ise oldukça fazla. Pek çok genç ise insanlığa zararlı düşüncelerin tehlikesinin farkına bile varamayacak kadar ‘boş’ ve ‘tuzağa’ düşecek durumda; farkına varsa dahi bu tehlikeyi umursamıyor. Kendilerini bekleyen tuzağa karşı akılcı bir şekilde karşı koyacak bilince zaten sahip değiller.

 

Gençlerin bu duruma gelmesinde medyanın rolünü görmezden gelemeyiz. Yazılı ve görsel medyada yasadışı yollarla servet sahibi olmuş kişiler, eşcinseller, hızlı ve çılgın olarak lanse edilse de gerçekte sapkın bir yaşam sürenler; cesur, çağdaş ve modern insanlar olarak tanıtılıyor ve gençlere örnek olarak sunuluyor.

 

Gazete ve televizyonlar evlilik dışı ilişkilere ve sorumsuzca yaşamaya gençleri özendiriyorlar. Toplumda cahil olan kesimler de bu kişileri kendilerine örnek alıp, giyimlerini, yaşam felsefelerini, konuşma tarzlarını taklit ediyorlar. Oysa özendikleri bu kişiler genellikle ruhsal çöküntü içindeki cahil kimseler. Ancak birçok genç aklını kullanmıyor ve bu gerçeği göremiyor. Gençliği nereye sürüklediğinin farkında değilmiş gibi aynı medya, bir başka gün “gençlik nereye gidiyor?” şeklinde başlık atıyor, kendince gençlerin sorunlarına eğiliyor. 

 

Oysa gençlere çocukluklarından başlayarak sevgi ve merhamet aşılanmalı. Onlara onore edici ve güzel söz söylemeli. Hata yaptıklarında yumuşak sözle uyarılmalı, hataları sürekli yüzlerine vurulmamalı.

 

Kur’an’daki ahlakın yaşanması, sabrın uygulanması önemli. İnsan zayıf bir varlık. Bir anda öfkelenir, küser, üzüntü ve korku duyar, tedirgin olur, vesveselenir, kuşkulanır. Bunlar ancak sabır ve akılla, dolayısıyla Allah’ın beğendiği ahlakla ortadan kaldırılabilir.

 

Ancak insanlık son yıllarda inkara teslim oldu ve şeytanî/deccalî sistem gençliğe böyle bir dünya sundu. Bu belayı kaldıracak olan ise inançtır. Bir araştırma sonucunun Associated Press’te yer alan ifadesiyle; “Birçok çocuk için inanç mutluluğun anahtarıdır.”

 

Gençlik çağı, açık zihinle derin düşünülebilecek çok değerli bir yaşam dilimi. Gençler çevrelerine dinsizliğin getirdiği önyargılarla bakmadıklarında, yaşamlarının amacını fark edebilir, ailelelerine ve topluma yararlı, güzel ahlaklı insanlar olabilirler.

 

İçinde yaşadığımız döneme en büyük katkıyı sağlayacak olanlar, özellikle, imanı kalbine yerleştirmiş gençler. Allah’a karşı sorumluluğunu kavrayan, bunun için çaba gösteren genç, dünyanın en büyük gücü haline gelir. Allah’a dayanan bu gücün önünde ise kimse duramaz.

 

Yeryüzüne hakkın geleceği, batılın, zulmün ve karanlığın yok olacağı, Kur’an ahlakının güzelliklerinin tüm insanlar tarafından yaşanacağı zaman yakın. Bu dönem yaklaştıkça, yaşanan küçük büyük her olay, lehte yapılanlar kadar aleyhte yapılan tüm faaliyetler İslam’a hizmet ediyor. Bu süreçte Allah’a gönülden iman eden gençler önemli rol oynuyor.

 

Şimdi; gençlik nereye mi gidiyor? Gençlik, ‘mutluluğun anahtarı’nı artık doğru yerde arıyor. Bazıları halen arıyor ancak bazıları bulmuş. Bulanlar dalga dalga Allah’ın dinine yöneliyor. İslam aleyhinde yapılan tüm propaganda ve girişimlere rağmen -Allah’ın dilemesiyle-gençlik kutlu sonuca doğru ilerliyor.

 

Ve kimileri istemese de, Allah vaadini gerçekleştirmekten başkasını istemiyor:

 

Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. (Tevbe Suresi, 32)

 

… Allah, Kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. (Saff Suresi, 8 )

 

 

 

 

Fuat Türker