Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Yüzsüzler!

 

Ermeni açılımı yapılmaya çalışılıyor, Kürt açılımı şu anda yürütülüyor. Birine kapıyı, diğerine bacayı açtık. 

Niye?

Olmayan soykırımı varedip bizden toprak kapmaya çalışan Ermeniler, Karabağ’da ki katliamın maşası Ermeniler, kapıların açılıp gelişmeleri sağlansın diye! Oysa ki, ısrar ile Karabağ gündemimizde yok diyorlar. Peki, dışişlerine sorarım o zaman, Karabağ gündeminde yoksa sınır kapısının açılmasına karşılık olarak ne alacaksın?

Toprak mı?!

Kürt açılımının amacı ne peki?

Bugün hala Kürt olduğunu söyleyebilen, günlük hayattada gayet Kürtçe konuşabilen kimseler için açılım yapıyorlar. Buna, Demokratik açılım süreci diyorlar. Bu süreçte, hatırlarsanız kendi dokunulmazlıklarına dokundurtmayan kimseler, askerin yargılanmasını sivil kurumlara taşıyoruz ve bunu demokrasi adına (!) yapıyoruz dediler.

Bunu söyleyen kişiler, bu işi yapabilme cesaretini sahte belgeler sayesinde yaptılar. Taraf gazetesi, sözde bir darbe belgesi hazırlamış, bu belgeye tarihi eklemeden tarih vererek darbe iddiasında bulunmuştu!

Bu belgenin sahte olduğunu ispatlandığı halde, neden Tayyip Erdoğan bunun üzerine gideceğiz dedi?

Çünkü amaç, bu belgeyi kullanarak askerin sivil yargıda yargılanmasının önünü açmaktı!

Demokrasi sürecinde, utanmasalar Trabzon’da bile demokrasi gereği (!) her dükkanın isminin altına Kürtçe anlamı yazdıracaklar!

Peki, resmi dil Türkçe’dir denilen bir süreci nasıl açıklayacaklar?

Resmi dilin Türkçe olduğunu söyleyen adam hangi yüz ile Kürtçe konusunda açılım yapacak?

İşte bu ortamdan sonra insan, Türk açılımı olsun istiyor.

Resmi dil Türkçe olduğu halde, bırakın üst düzey otellerin isimlerini, küçücük bir işyerinin bile adı;

" Mendoza manav ",
" Nice Bakkal " ,
" Rebecca züccaciye "

gibi isimler olabiliyor!

Peki buna neden müdahale edilmiyor?

Hükümet, bunun tehlike olduğunun farkında değil. Olsa bile müdahale etmeyeceklerini çoğu insan biliyor.

Hiç kimsenin müzik dinleme ihtiyacına müdahale edilemez. Ama dinlediği İspanyolca bir müzikten tek kelime anlamayan kişi daha sonra Kazak ezgisi dinletildiğinde, " Bu ne diyor yav? " diye gülebiliyor! Kimisinin hoşuna gitse bile, ben dışlayacaklar, karizmam çizilecek, rap dinleyen arkadaşlarım beni dışlayacak gibi saçma sapan korkudan " Abi bu ne ya? " gibi tepkiler verip dinlemeyebiliyor.

Saz çalma konusunda kendisini usta bilen, usta tanıtan kişi, Dombıra veya Kopuzdan habersiz olabiliyor!

Örneğin, Linkin Park dinleyen bir genç, bu grubun adını bilmeyince arkadaşına cahil diyebiliyor. Bu, defalarca benimde başıma geldi. Ancak ben Orta Asya’da ki Türkler’in yaşantısından örnek verdiğimde, yüzlerini asabiliyorlar. İnsanı her zaman ki gibi garip veya ilginç olmak ile suçluyorlar!

Peki, bu duruma nasıl geldik?

Mustafa Kemal ATATÜRK zamanında, " Ne Mutlu Türk’üm Diyene! " , en doğru sözdü bu ülkede. Türk olmanın, mutluluğunu doya doya yaşıyabilirdiniz. Gelin görün ki, bugün " Ne mutlu Kürdüm diyene " demeyi haksızlık sayan kimse tarafından yönetiliyoruz.

Tamam, " Ne Mutlu Kürdüm Diyene " sözünün ne kadar doğru olduğuna bakalım;

– Kürtler’in Devlet’i var mı?— Yok.
– Tarihte varmıydı?— Sahte Kürt tezlerinin hepsi çürütüldü. 1000 yıllık kardeşlik yalanı bile! Kürtler’in anavatanı, İran’ın güneyidir. Biz Türkler, 15.000 yıldır bu topraklardayız. İsteyen aydın (!) araştırsın!
– Kürtler’in tarihe etkisi ne?— 1800’lü yılların sonuna kadar Kürtler orduya bir tek asker göndermedi. Alparslan’ın " 20.000 Kürt süvarisi olmasaydı ben bu savaşı kazanamazdım. " diye bir sözü yoktur. Selahaddin Eyyubi’ye Kürt diyen büyük(!) araştırmacı(!) kimseler, birebir hiçbir tartışmada Türk olduğu konusunda hemfikir olmadan çıkamadılar. Yine, Ziya Gökalp’in, Kürt İbrahim Paşa adında ki bir asi askeri, Diyarbakırlı Türkler’i örgütleyerek yenmesi, Kürtler’in nüfusunun yakın tarihte bile ne kadar az olduğunu ispatıdır.
– Bugün kü konumları ne?— Hiçbir Kürt, ABD’nin Irak’a girmesinden sonra K.Irak’ta ki Kürt oluşumunun güçlenmesini sorgulamıyor! Pkk benim anamdır bacımdır diyen kimseler, Pkk’lı leşlerin üzerinden çıkan Haçlı kolyelere aldırmıyor! Bu durumdalar!
– Abdullah Öcalan Kürtler’in lideri midir?— Tarihe bakın. Mustafa Kemal ATATÜRK, Osmanlı’nın kendisi hakkında idam kararına rağmen bile dik durdu, politik olarak bile bir kere " Biz Osmanlı’yız. " demedi. Ama, Abdullah Öcalan’ı cam kafesin ardına tıktığımızda, " Ne Mutlu Türk’üm Diyene! " dedi, " Şeyh Sait’in devamıydım kullanıldım. " dedi. Liderin karakteri, halkının karakterini yansıtır. Bize göre hava hoş, buyursunlar lider kabul etsinler! Bize değildir tasası.

Bütün bunlardan sonra nerede Kürt olmanın mutluluğu?

*Saddam’ın zulmü denilen olaylardan kaçan Kürtler’e kapıyı açan tek ülke Türkiye oldu. Ama Kürtler, askerin Kürt nüfusunu düşürmek için katliam yaptığını iddia ediyor! Senin nüfusunu düşürmek isteyen, niye seni ülkesine alıp nüfusunu arttırsın?

Saddam’ın zulüm yapmasına neden olan durum, Kürtler’in bugün Irak’ın işgalinden sonra ABD ile olan ilişkileridir!

Peki, Türkiye’de ki üniter Devlet yapısından şikayet edenlere soralım;

Türkiye’de ki Türk nüfusu ile Kürt nüfusu arasında ki farka rağmen üniter yapıyı sorguluyorsunuz. O zaman, neden Kuzey Irak’ta ki nüfus yapısına rağmen kurmak istediğiniz Devlet, neden “ Kürt Devleti? “

Kürt nüfusu fazla diye üniter Devlet kurmak ne kadar doğal ise, Kürtler Türkler’i geçmeden Devlet’in Türk olması da o kadar doğaldır!

Ne yapacaklar açılımın karşılığı olarak?

Kuzey Irak’ta da Türkmenler’in anlayacağı dilde bizde ki açılımın aynılarını mı yapacaklar? Asla!

Açılımın en önemli " yatıştırma " unsuru olarak, " Ben kendi dilimi konuşayım, ayrı Devlet veya özerklik istemiyorum. " sözleri kullanılıyor.

Bu, Kürtler’in bizim yanımızda neler öğrendiklerinin ispatıdır. Aşama aşama gitmek istiyorlar.

Kendi dilini bu kadar rahat, resmi dile rağmen kullanırsa Kürtler’e özerklik isteme hakkı doğar.

Özerklik verilir ise de, Türkiye rahatlıkla işgalci durumuna düşer!

Bir sonra ki aşaması, Kürt Devleti’dir.

Özerklik kazansalar, kesinlikle ve kesinlikle tüm dünyada bağımsızlık propagandası yapıp, Türkiye’de ki özerk yapıyı bekleyen ve özerklikten sonra kurulacak olan Kürt Devleti’ne katılımı isteyeceklerdir.

Bugün hükümet bunu göremiyor. Eğer bunu göremiyoruz diyorlarsa, zaten bunları kimin hükümet yaptığı net bir şekilde anlaşılır.

Anlayana…

Kategoriler
Günlük hayat Günün Tarihi Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Ermenistan Türkiye yakınlaşması

Son zamanlarda Ermeni-Türk ilişkileri giderek ısınmaya başlıyor. Bu ilişkilerde Türkiyenin rolü özellikle çok önemli. Stratejik konumu itibarı ile Türkiye Ermenistan için için çok önemli bir köprü. Türkiye Ermenistan ile tam olarak anlaşmadıktan sonra bu köprüyü kesinlikle açmamalıdır. 

Tarih boyunca Romalılar, Persler ve Bizanslılar tarafından Anadolu’nun bir yerinden diğerine sürülen, savaşlara itilen ve çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler, Türklerin Anadolu’ya girişlerinden sonra; Türklüğün adil, insani, hoşgörülü, birleştirici töre ve inancından yararlanmışlardır. Bu ilişkilerin gelişme ve doruğa ulaşma çağı olan 19. Yüzyıl sonlarına kadar süren devir, "Ermenilerin altın çağı" olmuştur.Fakat Ermenilerin dış güçler tarafından kışkırtılması ve katliam söylentileri Ermenileri bir anlamda isyana sürüklemiştir.Ermeniler katliam gerekçesi ile uzun yıllar Türkiyenin önünü kesmeye çalışmaktadır.

Nitekim, Türkçe konuşan, ayinlerini bile Türkçe yapan bu topluluktan devlet kademelerinde önemli görevlere yükselenler, Bayındırlık, Bahriye, Hariciye, Maliye, Hazine, Posta-Telgraf, Darphane Bakanlıkları, Müsteşarlıkları yapanlar ve hatta Osmanlı Devleti’nin meseleleri üzerinde Türkçe ve yabancı dillerde eserler yazanlar bile olmuştur.Buna rağmen Ermenilerin isyankar tavrı ilişkileri tıkamıştır.Tıkanan bu ilişkiler son zamanlarda Ermenilerle yapılan protokol vb. iletişimlerle sağlanmaya çalışılmaktadır.Ne kadar başarılı olunduğunu ise zaman gösterecek.Uzun yıllar katliam iddaalarıyla çalkalanan Ermenilerin bu iddalarından hemen vazgeçmeyecekleri bir gerçek…. Bu nedenle Ermenilerle ilişkilerde her zaman temkinli olunmasında fayda vardır. Nitekim Ermeniler atacakları adımlar çok önemli.Karabağ sorunu en büyük meseledir.

Bu sorun kesinlikle çözülmeli ve bir sonuca bağlanmalıdır.