Kategoriler
Genel Konular

Rutinin Dayanılmaz Cazibesi

Rutin yetişkin hayatında sıkıcı ve kırılması gereken bir zincir gibi algılansa da bebekler ve kediler için güvenlik hissini uyandırdığı için büyük bir önem taşır. Aynı saatte uyanma, aynı saatte beslenme, aynı ninniyi bin kez dinleme, bunlar hep bebeğin kendini güvenli bir alanda , bildik , tanıdık bir ortamda yaşıyor hissetmesini sağlar. Kediler için de durum aynı sabahtan akşama istisnasız aynı düzenin sürmesinden yanadırlar. Evdeki tek bir eşyanın yeri değişse ya da eve yeni bir şey gelse hemen bir huzursuzluk hissine dönüşebilir.

Kategoriler
Eğitim - öğretim Günlük hayat Türkiye üzerine

At gözlüğü’nü çıkartın !

Yıllardır süre gelen bir olaydır aslında ; laiklik ve din ..

Ülkemizde sürekli gündem yaratan , daha doğrusu sürekli gündemde olan ikiliden bahsediyoruz . Peki nedir bu konuda halkı , muhalefeti ve iktidarı her daim birbirine düşüren olay . Laiklik ; ilk okul çağından bu yana öğretilen ve zihinde kalan anlamıyla din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ilkesidir . Bizim ülkemizde böyle bir ilke varken neden hala din laikliğin karşısındaki bir engel olarak gösteriliyor bir anlam verebilmiş değilim .

Şimdi gelelim asıl konumuza ;

Yazıma böyle başlamak istedim çünkü uzun zamandır bu iki kavramı kullanarak prim yapmakta olan birçok kuruluş , şirket hatta siyasal partiler dahi var . Türkiye müslüman bir ülke olduğu için dini araç olarak kullanarak prim yapmak çok kolay . Bunu en çok kullananlar ise siyasal partiler . Ee haliylede başarılı oluyorlar tabi . Tamam kimse müslüman değiliz demiyor ama birde olaya diğer yönden bakmak lazım . Sen inancın için oy verirken , senin inancını ve cahilliğini kullanıp yukarıya tırmananlar var ! . Herkes kendince müslüman , tabi ki bende öyleyim fakat oy verirken inancımı bir yana bırakıyorum . Bana ne kazandırıyor ki ? . Şuanda da apaçık ortada hiçbirşey . Yada kazandırdıklarını şöyle sıralamak istedim . örneğin ; Türkiye’de kaç cami var ? 81,984 . Peki kaçtanesi doluyor tabi ki kimse bilmiyor . Birde türkiyedeki okul ve hastahane sayısını hesaplayalım cami sayısının tam 20.000 eksiği . Ve her geçen gün cami sayısı artmakta . Bu milletin dolduramadığı camiler artacağına , milleti karşılayamayan kurumlar çoğaltılmalı . Kimse hastahane dışında kalmamalı , hiçbir çocuk dışarda yatmamalı , binlerce genç okuldan alıkoyulmamalı . Bir tarafı seçerken diğer tarafı unutmayın. Siz birşeyler kazanırken başkaları birşey kaybetmesin . Çıkarın at gözlüklerinizi ; sadece önünüzü değil , çevrenizde olup bitenleride görün ..!

Kategoriler
Güncel Haberler İran üzerine

İran’da Kadınlara Eğitimde de kısıtlama

İran devleti, kadınlara karşı kısıtlamalarına bir yenisini daha ekledi.

İran Bilim ve Yüksek Eğitim Bakanlığı, ‘mezun olduklarında iş bulamadıkları’nı öne sürerek 77 lisans bölümünde kadın öğrencilerin eğitim almasını yasakladı.

İran’daki 120 devlet Üniversitesinde kız öğrencilere  77 bölüm yasaklandı.. İran’da Üniversitelerde okuyan 3,5 milyon öğrencinin üçte ikisini kızlar oluşturuyor. Başta ingilizce olmak üzere fen bilimleri ve tıbbın bir çok dallarının yasaklanması kızları eve kapatmak amaçlı olarak değerlendiriliyor.. Eğitim hakları gasp edilen kızlar Birleşmiş milletler insan hakları komisyonuna şikâyette bulundular.

Kontenjanların yüzde 65’ini doldurarak üniversite giriş sınavında daha başarılı olan kadınlara getirilen bu kısıtlama insan hakları savunucularının yanı sıra milletvekillerinin de tepkisini çekti.

Yeni düzenlemeye göre İran’ın 36 üniversitesinde İngiliz edebiyatı, İngilizce tercümanlık otel işletmeciliği, arkeoloji, işletme, bilgisayar bilimi, nükleer fizik, elektrik ve endüstri mühendisliğinin de aralarında bulunduğu 77 lisans bölümü sadece erkek öğrencilere açık olacak.

Devlet dini lideri Ali Hamaney  İran nüfusunun kısa sürede 75 milyondan 150 milyona çıkması gerektiğini söylemişti. Korunmasını bilen eğitimli kızlarla bu hedefe ulaşılmaz !

Bir toplumu eğitebilmek ve yetiştirebilmek için önce kadınları eğitmek gerekirken sırf nüfusu arttırabilmek için toplumu iyice eğitimsizleştirmek doğru bir şey mi?


Kategoriler
Günlük hayat

Eğitim Zayiatı

Bizim ülkemiz ne yapmaya çalışıyor ben anlamadım. Anlayan varsa lütfen bana da anlatsın. İnsanları zorunlu olarak 8 yıl okula getirdik nerde ise silah zoruyla hapsettik. Birde zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarmaya çalışıyorlar. Sistem 4+4+4 olacakmış.  Olsun olmaya da bir çocuk 6 yaşında okula okumaya başlasa 18 yaşında mezun olacak tabiki mezun olursa. Ama korkmayın olur 12 dersten nerde ise 10 tanesi zayıf olupta geçenler gördüm. Keşke insanlar 5 yıl okusa da daha kültürlü olsa istemem 12 yılı falan. Birde lisede mesleğe yönlendirme olacakmış güzel. Sizce geç değil mi çocuğun karakterini çözüp en azından 6-7. sınıftan meslek yönlendirmesi yapılmalı.

Ben şundan korkuyorum;Okullar 12 yıl bizim vatandaşımızı uyutur sonra da okul bitince işsiz güçsüz, mesleği olmayan  topluluk oluşur. Ve üretmeyen her daim devletin, milletin başına bela  bir gençlik.

Diğer ülkelere şöyle bir bakınca, zorunlu eğitim Japonya ve İsveç’ de 9 yıl. ABD ise iki üç hafta önce mecliste yeni eğitim modelini tartıştı. Bu modele göre; Yapmamız gereken bütün beceriler örneğin, halk oyunu oynama, piyano çalma, araba tamir etme ve aklınıza gelebilecek bütün beceriler bilgisayarda bir takım şekillerle beynin belli bölgelerini çalıştırarak öğrenebileceksin. Ben yani o formüle göre , iyi bir piyanist olabileceğim hemde maharetli olarak.

Biz mecliste bunları tartışmayalım boşverin. Biz önemli kanunları yaparken kavga edelim. Kavgalar çıksın bu vatana yararlı ne varsa sabote edelim. Sonra iş maaşa gelince kırk yıllık ahbap olalım ,ve bir çırpıda bir grup bile itiraz etmeden oylayalım. Vay ki vay. Demek ki biz bu idareye layığız.

Bir misal anlatayım;Hacca-cı Zalim geçmişte halifelik yapmış. Bu halifeye halk gelir der;Sen neden bu kadar zalimsin Hz Ömer gibi olmuyorsun derler.Halife ;Siz Ömer’ in halkı olsaydınız başınıza Ömer gibi adil bir halife gelirdi der.

Bir araştırmaya göre Brookly Downstake   Tıp merkezi araştırmacılarından  Dr. Steryl Smith’in Science Dergisinde yayınladığı makaleye göre:  İnsanın en iyi öğrenebileceği dönem ergenlik dönemiymiş. O dönemde bir takım reseptörler aktif oluyor. Tabiki biz köreltmezsek .Yapıyoruz köreltiyoruz ne hikmetse. Japonlara ait olduğu söylenen şu sözde diyorlarki ;Sizin çocuklarınız küçükken çok zeki oluyor ne oluyor da bu hale getiririyorsunuz diyorlar. Ah birde biz bilsek ne yaptığımızı.

Biz yıllarca liyakatsiz insanlarla yönetilmişiz. Adam kayırma, torpil , rüşvet ne ararsan var bizde.Ha unuttum birde ergenokonumuz var.

Boş verin dostlar biz uyuyalım, görmeyelim;kör, sağır ve dilsiz olalım.

Kategoriler
Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Genel Konular Günlük hayat Öğrenci Konuları Toplumsal Konular Türk Tarihi

Osmanlıda Eğitim

Osmanlıda eğitim devlet okullarında verildiği gibi camiler, tekkeler, zaviyeler gibi yerlerdede verilmekteydi. Köyden köye dolaşan tüccarlar ve şairler gittikleri yerdeki halka bilgi vererek osmanlı eğitim sisteminin bir parçası haline gelmişlerdi.

Saraylar, konaklar, zaviyeler, camiler en yaygın eğitim kurumlarıydı. Ayrıca Osmanlı Devletinde Müslüman olmayan halk eğitim öğretim alanında özgürlük içindeydi, kendi eğitim kurumlarını kurabilmekteydiler.

Devlette temel olarak Mesleki eğitim ve Saray eğitimi ön plandaydı.

Mesleki Eğitim ; Ahilik teşkilatı bu eğitim türünün önemli bir kısmını kaplamış durumdaydı. Daha sonra Lonca teşkilatı adıyla anılan Ahilik teşkilatında esnaf, zanaatkar ve çalışanlar bir çatı altında toplanmışlardı. Bu özelliği nedeniyle sanat okulu düzeyindeydiler.

Lonca teşkilatına alınanlar eğitim öğretim kurallarına uyarak çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa yükselebiliyorlardı. Ustalık belgesi alanlar iş yeri açabilirdi.

Saray Eğitimi ; Topkapı Sarayında devlet adamlarının yetiştirildiği, hanedan üyelerinin eğitim gördüğü büyük bir okuldu. Enderun ve Harem bölümleri vardı.

Enderun mektebine başlarda devşirme usülü ile alınan hristiyan zeki ve yetenekli çocuklar alınırdı. Bu bölümde sadece erkek çocuklar eğitilirdi. Enderundaki temel amaç iyi bir müslüman, güvenilir, kabiliyetli devlet adamları yetiştirmekti. Kişiler eğitimlerini tamamladıklarında bir sanat dalında mutlaka uzmanlaşırlardı ve Padişahın özel hizmetini yaparlardı. Bir kısım ise yönetici olarak görevlendirilirdi. Bu yöntemle enderundan bir çok vezir ve sadrazam çıkmıştır.

Harem bölümünde ise sadece kadınlar yetiştirilirdi. Haremde padişahın eşleri, çocukları ve cariyeleri yaşardı. Aynı zamanda okul niteliğindeydi, hareme alınan cariyeler sıkı disiplin altında eğitim görürler ve yeteneklerine göre müzik, resim, edebiyat, örgü dersleri alırlardı, dini bilgiler verilirdi.

Harem halkı günlerini kitap okumakla, tarih öğrenmekle geçirirdi.

Kategoriler
Eğitim - öğretim Günlük hayat

Ülkemizde Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan İnkılâplar…

Ülkemizde Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan İnkılâplar…

Osmanlı Devletinin çöküşüne sebep olan konulardan biri son yıllarda düşen eğitim kalitesi olduğunu hemen hemen hepimiz biliyoruz. Özellikle ilim ve fen alanında yeterli gelişimin yaşanmamış olması, Kurtuluş savaşı sırasında da birçok eğitimli gencin şahadet mertebesine ulaşması yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin yeniden eğitim ve öğretimi düzenlemesine sebebiyet vermiştir. Bu kapsamda ülkemizde yapılan bazı düzenlemeler aşağıdaki gibidir.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924):

Eğitim ve Öğretim kavramları bir araya getirilerek kontrolü Milli Eğitim Bakanlığı kapsamına alınmış, kısacası eğitim ve öğretim devlet himayesi altına alınmıştır. Bu kanun kapsamında Osmanlı’nın en önemli eğitim kurumlarından olan Medreseler kapatılmıştır.

Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (1926):

Bu kanunla beraber ilk ve orta öğrenim kurumlarının esasları tespit edildi. Eğitimin modernleşmesi için gerekli adımların atılmasına yönelik çalışmalara başlandı.

Harf İnkılâbı (1 Kasım 1928)

Yıllar boyu kullanılan birçok dil saf dışı edilmiş. Tek ve resmi dilimiz olacak Türkçe Latin alfabesi kullanılarak üretilmiştir. Bu kapsamda yıllarca kullanılan Göktürk alfabesi, Uygur ve Arap alfabesi ve Osmanlı alfabesi tarihteki yerlerine koyulmuş, eğitim ve öğretim alanı da dâhil olmak üzere tüm işlemlerde yeni Türk alfabesi kullanmaya başlanmıştır.

Millet Mektep’lerinin Açılması (1928)

Yeni kabul edilen Türk Alfabesinin halka öğretilmesi için açılan bir nevi ilköğretim okulu gibi görülebilecek okullardır. Günümüzde bu işlemi Halk Eğitim Merkezleri halen okuma yazma bilmeyenlere eğitim hizmeti götürerek sürdürmektedir.

Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması (15 Nisan 1931)

Yüzyıllar boyunca hayatta kalan Türk devletlerini, yılların getirdiği ahlak ve kültürü kısacası Türklerin tarihini araştırması için kurulan bu kurum, bizi bizden birilerinin araştırmasına ön ayak olmuştur. Önceki yıllarda da bu tarz işlemlerin Padişah tarafından görevlendirme usulü ile yapılması nedeniyle bu tarz bir kurumun oluşmamış olmasından kaynaklanan boşluk doldurulmuştur.

Türk Dil Kurumu’nun Kurulması (12 Temmuz 1932)

Türkçeyi yabancı dillerin boyunduruğu ve tehdidinden korumak, halka Türkçeyi doğru şekilde işleyebilmek amacıyla kurulmuş bir kurumdur. Bu kapsamda Türkçeyi sadeleştirmek, yabancı kelimeleri çıkararak gerçekten Türkçeye ait kelimelerin kullanılmasını sağlamak için çalışmalarına devam eden kurum, yayınladığı eserler ile de Türkçe için yararlı birer kaynak olmaktadır.

Üniversite Reformunun Yapılması (1933)

Geçmiş yıllarda ve Osmanlıda etkin bir eğitim kurumu olan ve günümüz Üniversitesi ile eşdeğer olan Darülfünun kaldırılmıştır ve adı İstanbul Üniversitesi olarak değiştirilmiştir. Modern bilime açık olan bu okul ilerleyen dönemlerde Hitler mezaliminden kaçan bilim adamlarına da ev sahipliği yapmıştır.

1925 yılında ise ilk yüksekokul olarak anılan Ankara Hukuk Mektebi açılmıştır. 1933 yılında ise Yüksek Ziraat Mektebi açılmıştır. Bu iki yüksekokul Türkiye için önem arz eden iki konunun bilimsel olarak çözüme kavuşması açısından göz ardı edilmemesi gereken tercihlerdir.

1936 yılında ise ilk fakülte olarak anılacak olan Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya fakültesi kurulmuştur. Ardından ise Devlet Konservatuarı ve Güzel Sanatlar Akademisi açılarak sanat alanında da atak yapılmıştır.

Kategoriler
Türkiye üzerine

Bindik Bir Alamete…

Bu aralar Cem Karaca’nın,Bindik Bir Alamete,gedeyoz gıyamete adlı ezgisini sık dinler oldum.Bugünleri çok güzel anlatan bir ezgi yapmış Cem Karaca…

Bugünlerde,Türk dediğiniz zaman dönüyon dönemiyon sonunda bir çıgış yok amanen der olursunuz…

Bu her yerde geçerli.Bakın,bazıları;

ERGENEKON DAVASI

Burda,çete çete içinde mısraları cuk oturuyor.Şu general,bu paşa,şu çavuş buda eşşeği derken,müthiş bir kısır döngü içerisine giriyoruz.Kim ne yapmış?Kim neler etmiş?Çete çeteyi nasıl kurmuş?Son o çeteler nasıl tekrar çete kurmuş?

Birde sulandıkçada sulanıyor…

Agarta’mı demediler?Şambala’mı demediler?Yoksa,Osmanlı’mı demediler?

Sonuç ne olursa olsun,sonucu olmasa bile varlığı bir fiyaskoya dönüşmüş bu örgüt var ise eğer…

EĞİTİM

Eğitim Tanrı’ya emanet gidiyor vallahi…

Bir gün,serbest kıyafet,öbürsü gün türban gündeme getiriliyor…

Yahu kardeşim,sen ders kitaplarının içinden öğrencilerin içine akabildin mi ki,yok efendim öğrenci serbest kıyafet olsun,türban serbest olsun…

Zaten,özel okul ayrımı da kalmadı bu ülkede!Maşallah,kardeşceğizlerimin hepsininde okulları her ay rahat 50 liradan fazlasını yiyor.Okula Tv alınacakmış,Bilgisayar alınacakmış,yüksek eğitimmiş…

Peki ya aldığın o paralar?Aidatlar?

Onlarda,müdürlermizin odalarına mbilya veya klima olarak güzel dönüyor…

"KALİTELİ EĞİTİM" sonuçta…

ÜNİVERSİTELER

Biyoloji öğretmenlerinin "Mitoz veya Mayoz Bölünme" de en kaliteli en uygulamalı eğitimi gösterebileceği ortamlardır…

Türkçü,Kominist,Dinci,Sosyalist,Terörist…

Gerçi koministler ile Teröristleri ayırt etmek zorda…

Yahu,herkesin bir görüşü var…

-Ne okuyorsun?

-Gıda Bölümü.

-O,iyi iyi…

-Ne iyisi?Türkçüler/Koministler oldukça iyi mi?

-Ha?

-Ajan!

Bölünmenin odağıdır üniversiteler…

İÇ-DIŞ POLİTİKA

-Yahu,bizim bu arsayu kime vereyruk Dursun?

-Kimseye vermeyruk,İsrail alabilur oraları…

Karadeniz’deki kahvelerde bile bu mevzular konuşulur olmuştur eminim.Yabancılara toprak sat,dış politika ama İç politika diye yansıt…

Gördük,4 Trilyar Dolarlık Dünyanın en büyük petrol rezervinin olduğu yerleri nasılda Tarım(!) alanına çevirmek istediğinizi…

İç politikaya gel,çok mu farklı?

Dış politikada haklılık iddia edip Vatandaş’a bu şekilde yansıt.Vatandaş’ın cebine yansıyan yok,ama Vatandaş’ın cebinden bunların gözlerine birşeyler yansıdığı kesindir!

Ermeni’leri sıkıştıracağız diye iddia edip,perde arkasında ne tavizler verdiğiniz daha hafızalarımızda tazedir AK kişilikler…

EKONOMİ

Ekonomiden,pek fazla anlayan birisi değilim.Ama,anlamadığım her konuda olduğu gibi bundada çok rahat bir şekilde hataları gözlemleyebilirim.

Ekonomi,beni teğet geçiyor kısacası!

Ama cebimi,ceplerimizi değil.Bende işsizim,çok Vatandaş’ta işsiz…

Ama Ekonomi’miz,Hamdolsun bizi teğetle geçiyor hep…

Din sömürüsü bundan tutuyor demek…

Kaldı mı başka konu?

Çok var daha…

Ama,diyorum ki ben bunları konuşmaya başlarsam,18’imde gözlerini kapayıp 30’unda açan birisi olurum…

En iyisi ara vermek…

Esen kalın…