Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

PKK’lılara çiçekli karşılama

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Baydemir, PKK’lıları çiçek vererek karşıladı.

İmralı’da ömür boyu hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine Irak'taki Kandil Dağı ile Mahmur Kampı’ndan gelen PKK’lı 34 kişiden 4'ü Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı DTP'li Osman Baydemir’i makamında ziyaret etti. Baydemir, PKK’lıları kapıda çiçek vererek karşıladı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’i, Kandil Dağı’ndan gelen 8 PKK'lı arasında bulunan grubun sözcüsü Mehmet Şerif Gençdağ ile Mustafa Ayhan, Lütfü Taş ve Vilayet Yakut, yakınlarıyla birlikte ziyaret etti. Baydemir, Kandil’den gelen PKK’lıları kapıda karşılayarak tek tek beyaz çiçek verdi. Belediye Başkan Vekili Ali Şimşek ile Meclis Başkan Vekili Hacı Haspolat’ın da hazır bulunduğu ziyarette konuşmalar da Kürtçe yapıldı.

Kategoriler
Anma Yazıları Biyografi Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Kişisel makaleler Milli Görüş Sevgi ve Ask Dünyası siyasetci Toplumsal Konular Türkiye üzerine Yazar

Atatürk’ün Gerçek soyağacı

Atatürk’ün soyağacı 85 yıl sonra yayımlandı

Soyağacı, başta Rıza Nur olmak üzere pek çok kişi tarafından Atatürk hakkında öne sürülen iddiaların niçin ciddiye alınmaması gerektiğini bir kez daha seriyor gözler önüne.

85 yıldır ortada görülmeyen ve Atatürk’ün akrabalarından Ahmet Esmen’in elinde bulunan bu soyağacı, NTVTarih tarafından yayımlandı.

Mustafa Kemal’in ailesi hakkında öteden beri, neredeyse tamamı dedikodu niteliğinde olan ve itibarını zedelemeyi amaçlayan söylentiler ortaya atılmıştır. Mustafa Kemal’in, 1924 yılında Bayındırlık Bakanı olan kuzeni Süleyman Sırrı Bey ile birlikte hazırladığı soyağacı, bütün bu iddialara cevap niteliği de taşıyor.

Türkiye‘de öteden beri Atatürk’le uğraşmanın en ucuz yollarından birisi, ailesi ile ilgili iddialar ortaya atmaktır. Bunlardan en ünlüsü ise Sağlık ve Eğitim Bakanlığı da yapan Dr. Rıza Nur tarafından ‘Hatıratım’da dile getirilmiştir. Cumhuriyet dönemi çalışan tarihçiler doğal olarak gülüp geçmişlerdir bu türden iddialara ama Atatürk’ü yıpratmayı yahut ismini zedelemeyi amaçlayanlar da bundan bir türlü vazgeçmemişlerdir.

İşte NTVTarih Dergisi’nin Kasım sayısında ilk kez yayımlanan Atatürk’ün soyağacı, bu türden iddialara da cevap niteliği taşıyor. Derya Tulga ile Ayşegül Parlayan’ın imzasını taşıyan haber, Atatürk’ün soyağacı konusunda yapılan çalışmaların genel bir özetini de veriyor. Ancak, asıl önemli olan, 85 yıl sonra ilk kez yayımlanan bu soyağacının doğrudan Mustafa Kemal tarafından hazırlanması. Dergide yer alan bilgilere göre, Mustafa Kemal, kendisi gibi Hacı Abdullah Ağa’nın torununun torunu olan ve Cumhuriyet’in ilk Bayındırlık Bakanlığı görevini yürüten Süleyman Sırrı Bey ile birlikte oturup soyağacını hazırlamaya başlıyor.

Dergiden takip ediyoruz: MUSTAFA KEMAL HAZIRLADI “Zübeyde Hanım dahil aile büyüklerinin peşpeşe hayata veda etmeleri, belki de bu kararın alınmasını etkilemiştir. Çalışmada diğer kağıtlara göre katlamaya biraz daha dayanıklı olan ve tuval olarak da kullanılan beyaz keten resim kağıdı seçilir. İş bittikten sonra Gazi, Süleyman Sırrı’ya kendisinden sonra bu şecereyi muhafaza etmesini tembihler. Fakat o sırada zor şartlarda çalışan Süleyman Sırrı Bey, 51 yaşında vefat eder. Böylece şecere, Süleyman Sırrı’nın ilk evliliğinden olan kızı Gülseren Hanım’la oğlu Fikri Ziya Aral’a miras kalır. Yeni kuşakların eski yazıdan anlamadıkları için şikâyet etmeleri üzerine Aral, 1987’de bunu Latin alfabesine çevirir, yeni kuşakları ekler ve kısa süre sonra vefat eder. Gülseren Hanım’a kalan aile emaneti 2009’da onun da vefatıyla tek çocuğu Ahmet Esmen’in eline geçer.”

SOYAĞACI AHMET ESMEN’DE

Peki ama bu kadar kıymetli bir belge, nasıl olmuş da bugüne kadar kütüphane raflarında kalmıştır? Ahmet Esmen şöyle diyor: “Durumu anlayabilecek yaşa geldiğimde annemle babam beni karşılarına alıp, ‘Tesadüfler bu kıymetli insanla aynı soydan gelmene sebep oldu. Senin bunda hiçbir marifetin yok. Ayrıca hepsinden önemlisi, akrabalığın verdiği bir mesuliyet var’ dediler.”

SOYAĞACI HANGİ YALANLARI ÇÜRÜTÜYOR

Dergideki yazıda, 85 yıl sonra ortaya çıkan soyağacının bugüne kadar ortalıkta dolaşan pek çok iddiayı çürüttüğü de belirtiliyor: “Pek çok yerde ortaya atılan Zübeyde Hanım’ın Hacı Sofiler’den olduğu iddiası bu şecereyle çürüyor. Çünkü bu aile Mustafa Kemal’in değil, şecerede görüldüğü gibi Hacı Sofilere gelin giden Gülsüm Molla yoluyla Süleyman Sırrı’nın sülalesi. Bazı kaynaklar, Zübeyde Hanım’ın babasının tam üç kere evlendiğini kaydetmesine rağmen şecerede bunu göremiyoruz. Israrla Atatürk’ün teyzesinin oğlu iddia edilen eski TKP liderlerinden Reşat Fuad Baraner de şecerede gözükmüyor, zaten şecereye göre Atatürk’ün teyzesi yok, iki dayısı var.”

Kaynak

Kategoriler
Bilimsel Makale Dünya ülkeleri Dunyadan Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Sağlık Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Domuz gribi ocak ve şubat aylarında zirve yapacak

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seracettin Çom, domuz gribinin ocak ve şubat aylarında Türkiye’de zirve yapacağını, sonra aşının da etkisiyle düşüşe geçeceğini açıkladı.

Aşı onaylandı
Çom, Türkiye’ye gelen aşıların Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’nden kullanım için onay aldığını da açıkladı. Çom, aşılamanın ekim ayı sonunda başlayabileceğini dile getirdi.

‘Özel’de tespit edilemez
Çom, “Özel sağlık kuruluşları ya da laboratuvarlarda yapılan testlerle domuz gribi bulunup bulunmadığı tespit edilemez” dedi.

Erganiş: Öldürme riski yüzde 1.2
Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Erganiş, domuz gribini, Türkiye için toplumda endişeye ve paniğe neden olacak bir hastalık olarak görmediğini söyledi.
Erganiş, “Domuz gribine neden olan virüs, her geçen gün güç kaybediyor. Mutlaka tedbirler alınmalı, ancak korkunç salgın senaryolarına gerek yok. Domuz gribinin öldürme riski, dünyadaki tüm domuz gribi vakalarının ortalamasına bakıldığında sadece yüzde 1.2. Türkiye’deki vakalarda şu ana kadar kimse ölmedi. Virüsün bulaştığı kişiler, tıpkı normal gripte olduğu gibi bir süre hasta oluyor.
Çoğu vakada kişinin bünyesini kuvvetlendirici ilaç takviyeleri yapılıyor, kişi bir süre sonra sağlığına kavuşuyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde bu virüs öldürücü etki yapabiliyor” dedi.

Üç laboratuvar daha açılacak
İstanbul, İzmir ve Adana’da Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’ne (RSHM) bağlı, domuz gribi virüsünün analizini yapacak üç yeni laboratuvar kurulacak. RSHM Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, halen analizlerinin yapılabildiği, biri RSHM bünyesinde, diğeri de İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi’nde iki viroloji laboratuvarı bulunduğunu söyledi.
Ertek, İstanbul, İzmir ve Adana’da yeni laboratuvarların 1 Kasım’da faaliyete başlayacağını belirtti.

Grip, çocukları ve gençleri öldürüyor
ABD’li sağlık yetkililerine göre domuz gribi daha çok çocuklar ve genç yetişkinler üzerinde etkili ve mevsimsel gribe göre çok daha tehlikeli. ABD Hastalık Kontrol Merkezi (CDC), H1N1 virüsü nedeniyle hastaneye yatanların yarısından fazlasının 25 yaşın altındakiler olduğunu bildirdi. CDC’den Dr. Anne Schuchat, 27 eyaletten alınan verilere göre, domuz gribi yüzünden hastaneye yatanların yüzde 53’ünün 25 yaşın altındakiler olduğunu, bunların sadece yüzde 7’sini 65 yaş ve üstündekilerin oluşturduğunu belirtti. Bu verilerin domuz gribinin “genç hastalığı” olduğunu düşündürttüğünü söyleyen Schuchat, domuz gribinden ölüm vakalarının dörtte birine yakınının 25 yaşın altındakiler olduğunu kaydetti. Ölüm vakalarının sadece yüzde 12’sini 65 yaşın üstündekilerin oluşturduğunu belirten Schuchat, normalde gripten ölümlerin yüzde 90’ının bu kesimden olduğuna işaret etti.

Kanada’da hindilerde görüldü
Kanada’nın Ontario eyaletinde bir çiflikte bulunan hindilerin domuz gribine yakalandığı ve virüsün yüksek ihtimalle insandan bulaştığı bildirildi. Kanadalı hindilerde çıkan bu salgın, insan ve domuz dışında bir başka canlıda virüsün görülmesi açısından bugüne kadar bildirilen ikinci vaka. İlk vaka ise ağustos ayında Şili’de görülmüştü. Yetkililer virüse yakalanan hindilerin ve yumurtalarının karantinaya alındığını ve besin zincirine dahil edilmediğini, dolayısıyla halkın panik yapmasına gerek olmadığını duyurdu.