Kategoriler
İslam Dini

‘Kafayı Dağıtmalı [mı?]

İnsanın ruhu ve bedeni din ahlakını yaşayacak şekilde yaratılmış. Yaratılışına uygun davranmadığında insan, maddi ve manevi yönden bozulur, çöker. Allah’a yakın olmadıkça, O’nu gücü yettiğince sevmedikçe insanın kalbi bunalır. Din ahlakından uzak olmak, insana ‘stres’ denilen azabı yaşatır.

 Kimi zaman yaşanan bir soruna çözüm bulamaz insan. Hele bir de üst üste gelmiş ve sorunlar yığılmışsa, çözümü genellikle yanlış yerde arar.

 Ne yapar?.. Kendisine en yakın dost olan Rabb’ine sığınmak yerine apaçık düşmanı olan şeytanın telkinine kulak verir.

Şeytan şunları söyler: “Kafayı dağıtmak lazım.” Bu söz gerçekte, “boş işlere yönel” anlamındadır. Telkin işe yarar; çözüm, ya insana hiçbir şey katmayan bir kitap okumak ya da sıradan bir film izlemektir.. Veya kafa dağıtmaya en uygun bir eğlence mekanında her şeyi unutmaktır. 

Film izlenir, kitap okunur, gidilen eğlence mekanından kafa içkiyle bitkinleşmiş, sigara ve dumanıyla sersemleşmiş halde eve dönülür. Ancak sorun hala çözülmemiştir.

Sorunların, musibetlerin tek çözümü vardır; Allah’a yönelmek, O’na güvenip dayanmak, O’nu çok sevmek ve Kur’an’ı yaşamak… Sıkıntıların kaynağı Allah’tan ve Kur’an’dan uzaklaşmaktır. İnsan Kur’an’ı yaşam rehberi olarak aldığında mutlu olur. Allah, mutluluğu hak kitaba uyulup uyulmamasına bağlamıştır.

Kur’an, insana doğruyu, yanlışı, iyiyi ve kötüyü haber verir. Aklını nasıl kullanacağını, iyi ve kötüyü nasıl ayırt edebileceğini, nasıl düşünmesi gerektiğini bildirir. Yaşamının merkezine Kur’an’ı yerleştiren insan, bu İlahi mesaj doğrultusunda yaşadığında, gerçek akla ve vicdana sahip olur. 

Allah, Kendisini dost edindiği, yalnız O’ndan yardım dilediği, beğendiği ahlakı yaşadığı takdirde, kulu için en hayırlısını yaratacaktır. Çözüme ulaşmak için gösterdiği çaba da kişinin fiili duası olacaktır; tek çözüm Allah’ın elindedir.

İnanan insan şuurlu olarak düşünmeli, araştırmalı ve okumalı. Kur’an, insanları bilimsel araştırmalar yapmaları yönünde teşvik eder; “İşte bu örnekler; Biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez.” (Ankebut Suresi, 43) ifadesiyle ve pek çok ayetle, yarattığı herşey üzerinde düşünmeye yönlendirir. Allah’ın, benzersiz sanatıyla göklerde ve yerde yarattığı her detay, insanın Rabb’ine olan sevgisini, saygı dolu korkusunu artırır, imanını derinleştirir.

Bir din adamından işittiğim, “derin düşünmeye gerek yok, kocakarı imanı yeterli” söylemi oldukça tehlikeli. Bu amiyane tabirle kastedilen, şuursuz, fazla düşünmeyen, araştırmayan, okumayan, yalnızca “inandım” diyerek kendisini yeterli bulan insan modeli. Allah kulundan yüzeysel değil, gerçek, derin ve yıkılmaz bir iman ister.

Samimi inanan insan, aklı açık, bilinçli, ayrıntılı düşünüp en uygun kararları alabilen insandır. Şeytan, vesvese vererek anlık da olsa kafasını karıştırmaya, onu gaflete düşürmeye çalışabilir. Ancak tüm bunların şeytanın vesvesesi olduğunun bilincindeki mümin, Rabb’ine yönelir, O’na sığınır.

Peygamberimiz (sav) bir hadisinde “Ölümü en çok hatırlayan ve ölümden sonraki (hayatı) için en güzel şekilde hazırlanan. İşte onlar en akıllı-şuurlu olanlardır” şeklinde buyurur. (İbni Mace, Cilt 10, Syf.540)

Dini yaşamak,  beraberinde tevekkülü ve kadere teslimiyetin huzurunu getirir. İnanan insan işlerinde yalnızca Allah’ı vekil tutar, yaşadığı olaylar karşısında Allah’ı hoşnut edecek tavırları sergiler. Olumsuz gibi görünen bir olayla bile karşılaşsa, bunun Allah’tan bir imtihan olduğunun bilincindedir. Bu yüzden, ümitsizliğe, üzüntü ve strese kapılmaz. Güçlü inancı nedeniyle hiçbir olumsuz olaydan etkilenip güçsüzleşmez. Kur’an’a uygun davranmış olmanın vicdani rahatlığını ve kadere tevekkülün lüksünü yaşar.

İnsan, “kafasını “dağıtmak” yerine aklını kullanmayı seçmeli. O takdirde aldığı kararlar da hikmetli ve isabetli olacaktır.

 

Fuat Türker 

Kategoriler
Deneme Yazıları İslam Dini

Hayatı Iskalamak

 Şu çok kullanılan “hayatı ıskalamak” sözü sizin için ne anlama geliyor?.. Kuşkusuz birçok insanın bu konudaki görüşü farklı olmalı.

 

Kimi için hayatı ıskalamak bugüne kadar erteledikleri, korku ve endişeleri yüzünden doya doya yaşayamadıkları, ardında bıraktıkları ve keşkeleridir. Kalan hayatını pişmanlıkla, başta kendisine ve çevresine karşı öfke içinde sürdürmektir.

Kimi için hayatı ıskalamak yapılması gereken şeyler, görülmesi gereken yerler, okunması gereken kitaplar, yapılması gereken işler, izlenmesi gereken filmler varken birçoğunu yapamamaktır.

Kimi için hayatı ıskalamak yaşamının amacı olarak gördüğü, ulaşmak için çabaladığı ve sonunda sahip olduğu şeylerin kendisine birşey katmadığı gerçeğini görmek, hayal kırıklığı içinde vaktini boşa geçirdiğini düşünmektir.

Kimi için hayatı ıskalamak yapamadıklarının yapabildiklerinden çok fazla olması yüzünden kendince hayata teğet geçmiş olmaktır.

Kimi için hayatı ıskalamak “ben asla madde için yaşamam” dedikten sonra yalnızca duygularıyla hareket edip, nefsinin bencil tutkularının tutsağı olmak. Bu yüzden de gerçek mutluluğu asla yakalayamamaktır.

Kimi için ise hala geçmişte takılıp kaldığı için yaşadığı günün değerini bilememektir. Ya da kendi için değil hep başkaları için yaşamış olmaktır.

 

İnsan, hayatı ıskalamamak adına sayısız da çözüm üretir. Ölümü hatırlamak ama hayata daha sıkı tutunmak için bunu yapmak ya da yalnızca günü yaşamak gibi sayısız anlamsız çözüm.

 Allah’tan yüz çevirerek yaşamış yaşlı bir insana neler yaşadığını sorsak, o da hayatı nasıl ıskaladığını anlatacaktır. Muhtemelen alacağımız cevap, “bunca yıl yaşadım ama hiçbir şey anlamadım. Ailem için yaşadım, para kazanmak, onlara birşeyler bırakabilmek için yıllarca çalıştım. Ancak artık çok yaşlandım, dünyadan birşey anlamadan ölüp gideceğim. Sonra da her şey bitecek…”

Bu kişinin düşüncesi gerçekte doğrudur; hayatı ıskalamıştır ancak asıl ıskaladığı sonsuz ahiret hayatıdır. Düşündüğünün aksine ölüm hiçbir şeyi bitirmeyecektir. “Keşke o (ölüm her şeyi) kesip bitirseydi.” (Hakka Suresi, 27) dese de, ölümle her şey yeni başlayacaktır.

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Şüphesiz ki Allah Teala ahirete ait bir amel karşılığında dünyalık verir; fakat dünyalık bir amel karşılığında ahireti vermez!” (Suyuti, Münavi)

Samimi inanan insan, dünya hayatına dair beklentilerini gerçekleştirme konusundan çok, sonsuz yaşamında nimetleri kazanabilecek bir ahlaka sahip olma konusunda dikkatlidir.

İmanı kalbine yerleştirmiş insana Allah, hem dünyanın hem de ahiretin tüm güzelliklerini bahşeder. Kalben, ruhen ve bedenen Allah’a tam bir teslimiyetle teslim olması karşılığında insan her an mutluluğu ve güzelliği yaşar.

Allah müminlere güzel bir hayat yaşatacağını vaat eder. O güzel hayat, “doya doya tadını çıkararak’ zevk içinde geçirilen bir hayat değildir; mümin için güzel hayat Rabb’inin rızası için çalışarak ve sonsuz yaşamına hazırlanarak sürdürdüğü lezzet ve huzur dolu hayattır.

İnsan, gerçek hayatın ahirette olduğunun ve sonsuz hayatı için hazırlanması gerektiğinin bilincinde değilse, imani yönden ilerlemeye ve ahlakını güzelleştirmeye çalışmıyor, durumunu değiştirmiyorsa, hayatını gerçekten ıskalamıştır. Şunu unutmayalım; dünya hayatımızı ıskalayabiliriz ama ölümü asla ıskalayamayız!..

Fuat Türker