Kategoriler
Anlamlı Resimler Çin üzerine Genel Konular Görsel Sanatlar Müzeler Resim galerileri Ressam Sanat Tarihi

Ressam Yan Yaya

Ressam Yan Yaya, Çin’in Shaanxi bölgesinde 1964 yılında doğdu. 1985 yılında Güzel Sanatlar Lisans Koleji,nden mezun oldu. Ressam daha sonra Kuzeybatı Gansu Ulusal Üniversitesi,nde eğitimini tamamladı. O, 1997 Yüksek Lisans Diploması icin, Yağlıboya Resim Fakültesi, Güzel Sanatlar Merkez Akademisi,ni bitirdi. Gansu Müzesine sanatsal tasarımcı olarak atandı. Mural Bölümü ve Çin’in Orta Sanat Enstitüsü Görevlisi ve Eğitimci Sermaye Üniversitesi ile bir sanat öğretim görevlisi olmuştur. Gansu Eyaleti Yağlıboya Resim Sergisinden En İyi Genç Sanatçı” ödülünü aldı. Yağlıboya dalında Kuzeybatı Etnik Azınlık Grupları Üstün Sanat Ödülüne layık görüldü. Kuzeybatı Sarı Toprak Sanat Sergisi,nden, Yağlıboyada Gümüş Ödül elde etti. Çin Halk Sanatları Sergisi,nden Üstünlük Ödülü aldı. Ressam daha sonra Dostluk Ödülü, Çin – Japon İpek Yolu Sanat Sergisi,nden (Kyoto, Japonya) ödül aldı. Çin Sanatçıları Derneği tarafından düzenlenen 1997 Üstün Sanat Ödülü, Genç Sanatçılar Ulusal Sergisi tarafından verildi. 1998 Kültürel DEĞİŞİM Ödülü, (İslam) Kültürel DEĞİŞİM Sanat Sergisi, (Tahran, İran),da hak etti. Ressam Yan Yaya, ulusal-uluslararası bir çok kez sergilere katıldı.

Yan Yaya Tr_Art-1-Yan Yaya Tr_Art-1-1Yan Yaya Tr_Art-1Arastirma: Yakup Icik

Kategoriler
Çin üzerine Güncel Haberler İnternet Dünyası

Çinde milyonlarca websitesi erişime yasaklı!

cinde internet sansuruTürkiyede internet özgürlüğü yok diyen kardeşlerimiz bence bazen durumuna şükretse iyi olur çünkü çinde 450 milyon ınternet kullanıcısının olmasına rağmen bir çok websitesine (milyonlarcası diyelim) giremiyor.. Bu websitelerine Facebook, Twitter, YouTube, FriendFeed, MySpace gibi devleride eklersek varın durumun ne kadar içler acısı olduğunu siz hayal edin. Bu aslında: ekmek alacağınız zaman aynı sokaktaki fırından alışveriş yapamayacağınız ve bunun için farklı yollar aramanız yada başka bir sokağa ekmek almak için gideceğiniz yada fırın yerine bakkal veya süper marketi kullanmanız anlamına geliyor. Yani Bir nevi uygulanan sansür devlet yetkililerin demesine bakılırsa porno sitelerini kapsıyormuş ki ben buna kesinlikle katılmıyorum çünkü yukarıda saydığım internet sitelerinin porno ile yakından uzaktan alakası yok.

Süre gelen araştırmalarda son 2 yılda 2 milyona yakın websitesinin yasaklandığını gösteriyor. Bu rakam hiçde azımsanacak düzeyde değil. Ve eminim bizim hizmetlerimiz arasında yer alan bir kaç sitede bu ülkede yasaklıdır. Bilmiyorum içime doğdu, ne diyim :)

Kategoriler
Geçmiş Tarih

Çin – Hint – İskit – İran Uygarlıkları

Çin Uygarlığı

Çin’de hayat Yontma Taş Devri’nde başlamıştır. Her ne kadar dışarıya kapalı bir özelliğe sahipse de Türkler başta olmak üzere Tibet, Hint, Tunguz ve Moğollardan etkilenmişlerdir.
Budizm’den ötürü mimari, taş ve maden azlığından dolayı seramikçilik, ipek böcekçiliğinden dolayı da dokumacılık oldukça gelişmiştir.
Dinleri daha çok felsefi görüşlere dayalıdır.
Tarihi ticaret yolu olan İpek Yolu buradan başlar.
Dünya uygarlığına pusula, barut, matbaa, kağıt, mürekkep gibi önemli buluşları kazandırmışlardır. Çin’deki bu buluşlardan; barutun , derebeyliğin sona ermesine, pusulanın, coğrafi keşiflere yapılmasına, kağı ve maatbaanın ise Rönesans ve Reform Hareketleri’ne neden olmuştur.
Askeri alanda Türklerin etkisinde kalmışlar ve Türk akınlarından korunmak için Çin Seddi’ni inşa etmişlerdir.

Hint Uygarlığı

Sint Kavmi’ni bölgeden çıkararak Hindistan’a yerleşen Ariler, burada önemli bir uygarlık kurdular.
Başlıca geçim kaynakları tarımdır.
Göçlere ve istilalara açık bir bölgede kurulmuş olmaları ve çok fazla etnik çeşitliliğe sahip olmaları nedeniyle uzunca bir süre siyasal birlik sağlayamamışlardır.
Sanskritçe adında bir alfabe çıkarmışlardır.
Doğruluk, bilgelik, saflık, düşünme ve nefsi sürekli ıslah yoluyla sonsuz saadet olarak nitelendirdikleri Nirvana’ya ulaşma inancı olan Budizm’in doğduğu bölgedir.
Kast Sistemi adıyla bilinen bir örgüt kurarak halkı sınıflara ayırmışlardır. Sınıflar arası geçişin yasak olduğu bu sisteme göre; Brahmanlar ( Din Adamları ), Kişatriyalar ( Asiller ), Vaysiyalar ( Tüccarlar, Köylüler, Orta Sınıf ), Südralar ( İşçiler ), Paryalar ( En kötü işlerde çalıştırılanlar, köleler )

İskit Uygarlığı

Karadeniz’in kuzeyinde yaşamışlardır.
Yaşayış tarzları ve dini inançları yönüyle Türk oldukları sanılmaktadır.
Savaşçı bir kavim olan İskitler, hekimlik, kuyumculuk, deniz ticareti, kolonicilik, falcılık ve büyücülük alanlarında ileri gitmişlerdir.
Kadın egemenliğine önem veren İskitler, Yunanlılara hekimliği öğretmiş, onlardan ticareti öğrenmişlerdir.

İran Uygarlığı

İran’da uygarlık kuran ilk kavimler Medler ve Perslerdir.
Bu uygarlıklar Mecusiliğe inanmışlar, Satraplık denilen eyaletlere bölünerek yönetilmişlerdir.
Bayındırlık, mimari, su kanalı ve saray yapımında oldukça ileri gitmişlerdir.
Ayrıca dünyada bilinen ilk düzenli posta örgütünü Persler kurmuşlardır.
Medler Persler tarafından, Persler de Büyük İskender tarafından yıkılmışlardır.

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat

Gündem Hiç Durulmuyor

Türkiye son bir aydır ne konuşuyor? TSK’ya göre bir kağıt parçasını, hükümete göre bir darbe planı belgesi.

Hukuka göre orjinali olmayan bir belge, yani fotokopi belge delil olarak geçerli sayılmıyor. Fotokopi belge üzerinden imzanın kriminal incelemesi yapılamadığı için. Ek olarak böyle sahte bir belge çok çok basit şekilde hazırlanabilir.

Hükümet bir bardak suda fırtına kopardı.

Niye diye durup bir düşünmek lazım?
Acaba gerçekten korktukları için mi? Yoksa orduyu yıpratıp, kötüleyip oy aldığı kesime hatta bu kesimin dışındaki insanlara bile bakın ordu bizi darbeyle indirecek, ülke geriye gidecek, cunta gelecek diye mazlumu mu oynuyor?

Bence açıkçası 2. seçenek doğru olan. Çünkü tüm toplumda ortak görüş artık darbe olmaz, demokrasi işlemeli hükümeti sadece millet oylarıyla değiştirmeli. Buna çoğu yazar, televizyoncu ve gazetecide katılıyor.

Ben ve benim yaşıtlarım darbe görmedikleri için sadece duyduklarıyla darbeyi tanıyor, biliyor. Yinede kötü birşey olduğu besbelli. Hem avrupa ve dünyada son yıllarda yarattığımız imajın ne hale geleceğini bir düşünün. Olası bir darbede öyle 5-10 yıl değil baya baya 50 yıl geri gider bu ülke.

Asıl konuya dönersek. Bu belgenin ortaya çıkarılmasında 2. ve 3. sebeplerde var.

Bu olay patlak vermeden önce ülkemizin yoğun gündeminde ne vardı?
Hemen hemen bütün kanallarda sabah-öğle ve akşam haberlerini kaçırmayan annem bile bu soruya yanıt veremedi. " Gündem her gün çok değişiyor oğlum" diye ap ayrı bir yaraya parmak bastı. Bende ona "mayın temizleme konusu" dedim. Haa evet ne oldu hakikaten o dedi.

İnanın her gün gazete alıp gündemi takip ediyorum ama bir satır yazı bile görmedim son bir aydır mayın temizleme konusuyla ilgili. Oysa bu olay patlak vermeden önce mayınlarla yatıp mayınlarla kalkıyorduk. Türkiye 3-5 mayını temizleyemez mi? Asker bu işin üstesinden gelemez mi? Biz o kadar beceriksiz bir ülke miyiz? diye herkes ortalığı ayağa kaldırmıştı haklı olarak. Kan döktüğümüz canımızı verip düşmana bir santimini vermediğimiz topraklarımızı. Kendi elimizle teslim ediyorduk. Ettik mi, edecek miyiz? Son durum nedir tam olarak bende bilmiyorum.

3. Sebep ise askere sivil yargı yolunu açmak. Hani muhalefet uyudu da yasa gece yarısı 1:38 sularında meclisten geçirildi ya işte o. Ki bu muhalefetin tepki gösterdiği kadar kötü bir şey değil gibi geliyor bana. Muhalefetimiz körü körüne sadece hükümete karşı olmak için karşı oluyor bazen. Hani "çarşı her şeye karşı" sloganındaki gibi.  Reis-i Cumhurumuz Abdullah gülde yasayı şak diye onayladı. Askerin rahatsız olduğu konularda düzenleme yapın diyerek. Bu söylediği sözün hiçbir yasal yaptırımı yok. Sadece ağızdan çıkan öneri mahiyeti taşıyor. Yasayı onaylamak yerine şu şu yerler üzerinde yeniden görüşün diyerek veto etmesi daha yakışır bir hareket olacaktı. Ama maalesef AKP içinden gelen Abdullah Gül AKP tarafından çıkartılan bütün yasaları muhalefetin tabiriyle "noter" gibi onaylayıp duruyor.

—————————-


Türkiye bu karışık gündem içinde ekonomik krizle boğuşup duruyor. İşçi emeklisine 11 lira zam yapıldı. Yani 1 kilo kıyma bile alamayacağınız bir para. Günlere böldüğünüzde 35 kuruş civarı bir para yapıyor. Ki dilenciye vermeye utanırsınız bu devirde. Ama hükümet bu zammı emeklisine, yıllarca çalışmış didinmiş işçisine bunu layık görüyor. Evet bütçe kısıtlı olabilir, imkanlar yetersiz olabilir. Ama ne olursa olsun kaynak yaratılmalıydı. Emekliye en azından hiç olmadı 50 lira civarı bir zam yapılmalıydı.  Babam işçi emeklisi olduğu için durumu çok iyi biliyorum. Evin nasıl zor şartlarda çekip çevrildiğini. Emekliye en azından yaşayabileceği kadar bir zam yapılmalı veya geçtiğimiz dönemde vaat edilmiş olan alışveriş çeki verilmeli.

—————————-

Güzel İzmir’in güzel bir insanı geçtiğimiz hafta tüm ülkeye ders verdi denebilir. Yakınının vefatı üzerine başsağlığı için yakınının evine gelen Abdullah Gül’ü alkışlayanlara çıkıştı bizim kız. Orasını herkes haberlerde, gazetelerde gördü ama şöyle bir şey var. Düşünün bir yakınınız öldü dışarıda millet alkış yapıp, slogan atıyor. Bu meftaya saygısızlık değil de nedir?

—————————-


Çin’deki özerk Uygur bölgesinde Uygur Türklerine yapılan katliamda 1000 kişi hayatını kaybetti diye haberler geliyor.  Fotoğraflarda yollarda öldürülmüş insanlar, tecavüz edilen kadınlar görülüyor. Ve dünya bu katliama, bu soykırıma sessiz kalıyor. Her milletin insan hakları var. Fakat Türk iseniz hele hele Müslüman iseniz asla bir hakkınız yok. En doğal hakkınız olan Allah’ın size verdiği yaşama hakkınızı bile elinizden alsalar tüm gelişmiş sözde insan hakları koruyucusu ülkeler sus pus olur, görmezden gelir.

Davos Fatihi israilin yaptıklarına çıkıp tepki gösterdi. Halk cuma namazı çıkışlarında Filistin yanlısı gösteriler yaptı. Filistin ile tek bağımız aynı dine mensup olmamızdı. Yardım etmek, israilin yaptığı kötü muameleye tekpi göstermek. İnsanlığa yapılan bir hizmettir elbet olmalı. Ama sen gidip Arapları korur, özbe öz Türkleri korumazsan (ki 3 gün sonra açıklama yaptı ama fatih değil kedi gibi) bunda art niyet ararım.

Çin ile ithalatımız varmış falan gibi şeyleride anlamam. 5. Kalite mal üreten Çin’den alacağımız malı almayalım. Hem israilden aldığımız  çinden aldığımız gibi leblebi nohut değil. Silah, uçak, mühimmat yani olmazsa olmaz şeyler. Çine ambargo koyulamasa bile en azından belirli ürün gruplarında yasaklama, belirli ürün gruplarında ise kota koyulması belki akıllarını başlarına getirir. Ve bu sayede birazda olsa Türk üreticiler piyasada rekabet edebilir hale gelir.

Kategoriler
Doğu Türkistan Dünya ülkeleri Kafkaslar

Müslümanlar’a zulüm

Çin’in Tibet’e yönelik baskısı sürekli artıyor. Pekin’in desteklediği kanlı olayların temelinde de Müslüman Uygurlar’a yönelik baskı ve zulüm var. Bölgede yaşayan Müslümanlar’ın tek dileği vahşetin son bulması

Çin’ in yıllardır asimile etmeye çalıştığı Uygurlar arasındaki gerilimin uzun bir geçmişi var. Müslüman olan Uygurlar kendilerini kültürel ve etnik olarak diğer Orta Asya milletlerine yakın görüyor. Resmi olarak Sincan, Çin tarafından 1949’da özerk bir bölge olarak tarif ediliyor, tıpkı Çin’in güneyindeki Tibet gibi.

İşkencenin sonu ölüm
Pekin yönetimi, Tibet’e uyguladığa baskıyı artırırken Uygur militanlarını da bağımsız bir devlet kurmak amacıyla şiddet kampanyası yürütmekle suçluyor. Geçen 10 yılda çok sayıda Uygurlu hapse gönderildi ya da sonu ölümle sonuçlanan işkencelere maruz kaldı.

Sorumlu ben değilim
Çin’in olaylardan sorumlu tuttuğu Uygur Amerikan Derneği Başkanı Rabia Kader, suçlamaları reddetti. Hala ABD’de yaşayan Rabia Kader, "Yalnızca Çin’deki ailemi uyardım" diye konuştu.

Ailemi uyardım
Protesto eylemlerinin yapılacağını internetteki Uygur ve Çin sitelerinden öğrendiğini belirten Kader, ailesinden birinin bu olaylar içinde yakalanması durumunda işkence göreceğinden endişe ettiğini ifade etti. Öte yandan ABD, taraflara itidal çağrısında bulundu. Beyaz Saray Sözcüsü Robert Gibbs, "Urumçi’den gelen birçok kişinin öldüğü ve yaralandığı haberlerinden derin endişe duyuyoruz. Herkes soğukkanlı hareket etmeli" dedi.

Sansürlediler
Son olaylarda da Pekin yönetiminin sansürü yine işledi. Yüzlerce kişinin öldüğü söylenen olaylarla ilgili olarak Çin devlet televizyonuna yalnızca araba deviren ve yıkan, polise taş atana kalabalıklar, müdahale etmeyen ‘insaflı’ güvenlik güçleri, ‘asayiş berkemal’ görüntüleri ve dehşete düşmüş Han Çinlileri yansıdı. Cinayetler ise yer almadı…

Komik savunma: Barışçıl değildi…
Tam anlamıyla katliam yapan Çin’den komik bir açıklama geldi. Çin Dışişleri Bakanlığı, Urumçi’de yaşananların "barışçı gösteri olmadığı" belirtildi. Bakanlık sözcüsü Çin Gang, yaşananları "kötü bir cinayet, sabotaj ve yağma" olarak değerlendirdi. Sözcü, "Şiddeti barışçı gösteri diye niteleyenler, siyahı beyaz gibi gösterip kamuoyunu yanlış yönlendirmek istiyorlar" diye konuştu.

Türkiye endişeli
Tüm dünyanın gözü Çin’e çevrilirken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nden yaşanan olayların başlangıcından itibaren diplomatik olarak olayların durdurulması için çözüm yolları aradığı ortaya çıktı. Başbakan’a sürekli haber veren Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Türkiye olarak yapabileciğimiz çalışmaları yakından takip ediyoruz. Durumun düzelmesi için elimizden geleni yaparız" dedi. Öte yandan tüm yurtta Çin’in katliamı yapılan gösterilerle protesto edildi.

Buradan Alintidir

Kategoriler
Dünya ülkeleri Günlük hayat Kafkaslar

Şimdi Herkez Biz Türk’üz Diye Bağırsın!!

Bir zamanlar biz ermeniyiz !, Biz filistinliyiz! diye bağıran vatandaşlarımızı simdide biz TÜRKÜZ diye bağırmaya çağırıyorum, bu haberi ve Türkistan da yaşanan olayları lütfen sitenizde ve çevrenizde duyurun. bu zulüm"e gözlerinizi kapatmayınız..

Uygur’un Tiananmen’i 1000 kişinin öldüğü iddia ediliyor

Çin’in Sincan bölgesinin başkenti Urumçi, Uygurlu 2 gencin öldürülmesini protesto eden 3 bin kişiye Çin polisinin müdahale etmesiyle kana bulandı. Olaylar Kaşgar’a sıçradı. Resmi açıklamalara göre önceki gün 156 kişinin öldüğü olaylarda 828 kişi de yaralandı

Çin’in kuzeybatısındaki Sincan özerk bölgesinin başkenti Urumçi’de büyük bir vahşet yaşanıyor. Geçen ay bir fabrikada çalışan Uygurlu 2 gencin Han Çinlisi bir grup tarafından öldürülmesini protesto eden yaklaşık 3 bin kişi pazar gecesi kent merkezinde bir araya geldi. Sessiz başlayan protestoda polis ve Uygurlu grup arasında büyük çatışmalar yaşandı. Özerk bölge polisi ölü sayısının 156’ya yaralıların da 828’e çıktığını açıkladı. Çinli yetkili, 190’ı otobüs, 261 motorlu taşıtın yakıldığını söyledi. Olaylar sonrasında yüzlerce kişinin gözaltına alındı. 300 kişinin sokaklara döküldüğü Kaşgar’da polisin bir caminin önünde toplanmaya çalışanları dağıttığı bildirildi. Özerk bölge Valisi Nur Bekri bin kişinin olaylar sırasında öldüğünü iddia etti. Basına göre, olaylar bir ay önce yaşanan bir tecavüz iddiasına dayanıyor. Bir oyuncak fabrikasında çalışan Uygurlu işçilerin Han Çinlisi iki genç kıza tecavüz ettiği söylentisi, iki etnik grup arasında gerginliğin patlamasına neden oldu. Olayın Uygurluların işe alınmasından sonra işten çıkarılan bir Han Çinlisinin öç almak için yaydığı bir dedikodudan ibaret olduğu ortaya çıktı. Çinli tutuklansa da gerilim azalmadı ve Uygur Türkleri meydanlara çıktı. Ancak kalabalığın arasına karışan Han Çinlisi bir grubun saldırıları ve Çin güçlerinin müdahalesi katliama neden oldu.

ABD VE AB ENDİŞELİ
Yaşananlar 1989’da 3 bin kişinin hayatını kaybettiği Tiananmen olaylarına benzetiliyor. ABD olaylarda can kaybı olmasından derin üzüntü duyduğunu açıklarken, Avrupa Parlamentosu Başkanı Hans-Gert Pöttering Çin makamlarındanr"insan onuruna saygı göstermelerini istedi.

1949’DAN BERİ BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ
Uygur Türkleri Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan Türklerdir. Uygurlar 1933 ve 1944’te kendi otonom cumhuriyetini kurdu. Çin 1949’da Doğu Türkistan’ı işgal ederek, cumhuriyeti haritadan sildi. Uygurlar, o tarihten beri bağımsızlık için mücadele ediyor. 11 Eylül sonrası Çin Uygur direnişini "İslami terör" diye adlandırdı. Doğu Türkistan’da 20 yılda 700 Uygur Türk’ü idam edildi.

ANKARA: SORUMLULAR TESPİT EDİLMELİ
TÜRK DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: Olaylara sebebiyet veren sorumluların en kısa süre içinde tespit edilmesini bekliyoruz.
BM GENEL SEKRETERİ BAN Kİ-MOON: Hükümetler sivil halkın güvenliğini sağlamak için azami özen göstermeli…
İSLAM KONFERANSI TEŞKİLATI: Olaylarda orantısız güç kullanılmasından endişe duyuyoruz.

SÜRGÜNDEKİ MUHALİF
Çin’de yaşanan kanlı çatışmalar sürerken Çinli yetkililer gözlerini ABD’de yaşayan bir Uygurluya çevirdi. Dünya Uygur Kongresi Başkanı Rebiya Kadir’in çatışmaları yönettiği kaydediliyor. 6 yıl cezaevinde kaldıktan sonra ülkeden kaçan Kadir, önde gelen muhaliflerinden biri. Kadir, Çin yönetiminin Uygur halkına yönelik zorla kürtaj, katliam yaptığını öne sürüyor.

Buradan Alintidir