Kategoriler
İslam Dini

Mümin Aklıyla ve Vicdanıyla Hareket Eder

Akıllı olmak ve vicdana uygun hareket etmek yalnızca müminlere has bir özelliktir. Allah akıl ve vicdanı Kendisi’nden gereği gibi korkan kullarına bir güzellik olarak verir. Güçlü, derin, samimi bir Allah korkusu insana çok güzel özellikler kazandırır. Rabbimiz bu yüzden bizden Kendisi’nden gereği gibi korkmamızı istemektedir.

Ey iman edenler, Allah’tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve siz, ancak Müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin. (Ali İmran Suresi, 102)

Derin bir Allah korkusu olan insan doğal olarak Kuran’a uygun hareket etmek isteyecektir. Çünkü Allah Korkusu akıllı olmanın en temel nedenidir. İnsan Kuran’ı okudukça Rabbimiz’ in tek güç ve kuvvet sahibi olduğunu ,var olan her şeyin tek sahibi olduğunu kavrayacaktır. Bunun farkına varan bir insan artık yaratılış amacına uygun davranmaya dikkat edecektir. Çünkü Allah’ın kendisinden istediği tek şey  O’na kulluk etmesi ve ölümden sonraki ahiret hayatını düşünerek yaşamasıdır.

İnsan Kuran’ Kerim’i okuduğunda  Allah’ın Cennet’te müminlere sonsuza kadar  vadettiği tüm güzelliklere kavuşmak isteyecektir. Çünkü Rabbimiz cennette insanın nefsinin hoşuna giden her şeyi kullarına sunacaktır.

“İçinde ebedi kalıcılar olarak, orada her istedikleri onlarındır; bu, Rabbinin üzerine aldığı, istenen bir vaaddir.” (Furkan Suresi, 16)

Rabbimiz yine Saffat Suresi’nin 60. ayetinde “Şüphesiz, bu, asıl büyük ‘kurtuluş ve mutluluğun’ ta kendisidir.” diye bildirmektedir.

Aynı zamanda Kuran’ı Kerim’de Allah cehennemi de çok detyalı tarif etmiştir. Kendisi’nden korkmayanların ,inkar edenlerin son durağının cehennem olduğunuda bildirmiştir.

Dediler ki: “İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından (içeri) girin. Büyüklüğe kapılanların konaklama yeri ne kötüdür.” (Zümer Suresi, 72)

Allah’ın tehdidine, cehennem azabının sonsuzluğuna iman eden bir kişi de tüm hayatını Allah’a adar ve Allah’ın sınırlarını koruma konusunda çok hassas davranır. Şeytanın ve nefsinin istek ve arzularını ilah edinmekten şiddetle kaçınır.

Ey iman edenler, Allah’tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir. (Enfal Suresi, 29)

Kategoriler
İslam Dini

Ahiret İçin Hazırlık Yapıyor muyuz?

İnsanlar arasında ölüm hakkındaki genel kanı, ‘yok oluş’ veya ‘son’ dur. Oysaki ölüm, tam aksine, insanın ebedi hayatının başlangıcıdır. Yok olacak olan, sadece insanın bedenidir, ruhu sonsuza kadar yaşayacaktır. Bedenimiz sadece bu dünya için yaratılmıştır. Ahirette yepyeni bir yaratılışla yaratılacağımızı Allah, Kur’an’da bildirmektedir. Ama imtihanın bir gereği olarak yeryüzü üzerindeki tüm canlılar ölümlüdür.

Allah dünyanın bağlanılacak bir yer olmadığını anlamamız için, ölümü yaratmıştır. Her gün ölüm haberlerini televizyonlardan, radyolardan mutlaka duyarız. Ya da kendimiz birinin ölümüne şahit olabiliriz. Allah ölümü, bize sürekli hatırlatır, vakti geldiğinde ölümün bizi de bulacağını ve hesap vermek için Rabbimiz’in huzuruna çıkacağımızı unutmamamız için. Ama insan dünya hayatıyla, yaşam mücadelesiyle o kadar meşguldür ki, o an için biraz durup düşünür ama sonra ölümü unutarak, kaldığı yerden devam eder. Ya da bazı insanlar ölümü akıllarına dahi getirmek istemezler; konusu açıldığında hemen konuyu değiştirerek, rahatsız olduklarını belli ederler. Çünkü ölümün bir yok oluş olduğunu düşündükleri için bu, onları rahatsız eden bir konudur. Halbuki her an, geçen her saniye, ölüm her insana yaklaşmaktadır. Fakat insan derin bir gaflette olduğu için sanki hiç ölmeyecekmiş gibi hayatını yaşamaya devam eder.

“İnsanları sorgulama (zamanı) yaklaştı, kendileri ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar.”(Enbiya Suresi- 1)

Aslında ölümü düşünmek insanı derinleştirir, Allah korkusunu artırır, bu dünyada bulunma amacını daha iyi anlamasına vesile olur. Rabbimiz bu dünyayı imtihan için yaratmıştır. Bazı insanlar “dünyaya bir kere gelinir, bu yüzden hayatı doya doya yaşamak gerekir” düşüncesiyle ahireti hiç düşünmeden yaşamlarını sürdürmek isterler. Allah ise, burasının bir imtihan yeri olduğunu, insanları denemek için dünyayı yarattığını ve asıl hayatımızın ahiret olduğunu Kur’an’da birçok ayette bildirmiştir.

Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve ‘(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır’. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi. (Ankebut Suresi, 64)

Allah herkesi kaderinde çeşitli olaylarla imtihan eder. İnsan bazen “acaba hayatımda hangi olaylar beni bekliyor” diye düşünür. Fakat ne tür olaylarla karşılaşacağını bilemez. Hayatı boyunca nasıl imtihanlarla deneneceğini bilemez. Ama kesin olan bir gerçek vardır ki, her insan bir gün öleceğini bilir. Ölüm, bu kadar net bir gerçek olduğu halde, insan ölüm ve ölümden sonraki hayatı için endişe duyacağı yerde, dünya hayatı için endişeler duyar. Öğrenci ise, “acaba sınavı kazanabilecek miyim”, borcu ya da alacağı varsa “acaba borcumu ödeyebilecek miyim ya da paramı tahsil edebilecek miyim”, “acaba istediğim kişiyle evlenebilecek miyim, acaba zengin olabilecek miyim, istediğim işte çalışabilecek miyim…” Bu tarz soru ve düşüncelerle hayatını geçirir. Elbette bu konular insanın hayatını devam ettirebilmesi için düşünmesi gereken konulardır. Ama insanın sadece bu dünyadaki hayatını düşünerek yaşamını sürmesi çok yanlıştır.

Bediüzzaman Said Nursi de bu konuyu çok güzel bir izahla özetlemiştir. “Bu ömürden sonra sırf ahireti düşünmek lazım. Dünya seni terk etmeden evvel, sen dünyayı terk et. Zekatü’l – ömrü ömr-ü Sani yolunda sarf eyle.” (Divan-ı Harb-i Örfi) Yani insan, tüm hayatı boyunca ahiretini düşünerek yaşamalıdır. Sadece Rabbimiz’in hoşnutluğunu düşünerek, ömrünü Allah yolunda sarfetmelidir. Karşımıza çıkabilecek muhtemel olaylar için hazırlık yaptığımız gibi, ölüm ve sonrasındaki sonsuz hayatımız için de hazırlık yapmalıyız. Sorgulanacağımız Kur’an’ı Kerim’ i gereği gibi okuyup. Rabbimiz’in sınırlarını gözetmeliyiz. Zaten tüm hayatını ahiretini düşünerek, Allah rızası için yaşayan bir insan dünyada huzur ve mutluluk bulur.

Artık iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; Rableri onları Kendi rahmetine sokar. İşte apaçık olan ‘büyük mutluluk ve kurtuluş’ budur. (Casiye Suresi, 30) 

Kategoriler
İslam Dini

Allah’ın Yolu, Asıl Yoldur

 “… Hiç şüphesiz Allah’ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk.” (Enam Suresi, 71)

İnsan için iki yol vardır; Allah’ın yolu, şeytanın yolu. Biraz daha detaylandırırsak, insan ya vicdanına uyar ya da nefsine uyar. Ama insan, nefsini bir kenara bırakıp vicdanına uymakla yükümlüdür. Nefis ve şeytan bu dünyada imtihan için yaratılmışlardır. Allah kıyas yapabilmemiz, iyiyi ve kötüyü ayırt edebilmemiz, güzel bir ahlaka sahip olup cennete layık bir hale gelebilmemiz için bir ilimle nefsi ve şeytanı yaratmıştır. Ama yazının başında da belirttiğim gibi insan sadece vicdanına vahiy edilenden sorumludur. Çünkü o Allah’ın ilhamıdır. Allah’ın kulundan yapmasını istediğidir. O ilham, Allah’ın dosdoğru yoludur.

Yüce Rabbimiz kullarının hiç bir surette şeytana ve nefislerine uymalarını istemez, buna razı olmaz. Çünkü Allah zulmedici değildir. Rabbimizin kullarına zulmedici olmadığı, Kur’an’da şu ayetlerde geçmektedir.

* Bu, ellerinizin önden sunduklarıdır. Allah, gerçekten kullara zulmedici değildir. (Ali İmran Suresi, 182)

* Bu, ellerinizin önceden takdim ettiği işler yüzündendir. Yoksa şüphesiz Allah kullara zulmedici değildir. (Enfal Suresi, 51)

* (Ey insan) Bu, senin ellerinin önden takdim ettikleridir. Şüphesiz Allah, kullar için zulmedici değildir. (Hac Suresi, 10)

* (Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); Biz zulmedici değiliz. (Şuara Suresi, 209)

* İşte Biz, onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (Ankebut Suresi, 40)

* Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim de kötülük ederse, o da kendi aleyhinedir. Senin Rabbin, kullara zulmedici değildir. (Fussilet Suresi, 46)

* “Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve Ben kullara zulmedici değilim.” (Kaf Suresi, 29)

Yüce Rabbimiz Allah, ayetlerden de anlaşıldığı gibi adildir,  merhametlilerin en merhametlisidir. Ve asla kullarına zulmedici değildir. İnsan nefsine uyarak kendine zulmetmiş olur. Halk arasında da bir söz vardır “insanın kendine yaptığı kötülüğü, düşmanı bile yapmaz” diye. İnsan nefsine uyarak kendine en büyük kötülüğü yapar. Çünkü şeytan ve onun emrinde olan nefis, insanın en büyük düşmanıdır.  Nefsine uyan kişi Rabbimizin Bakara suresinin 208. ayetinde bildirdiği  gibi şeytanın adımlarına uymuş olur.”.. şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. (Bakara Suresi, 208)

Rabbimizin tüm bu uyarılarını dikkate alarak hayatımızın sonuna kadar Allah’ın yolundan ayrılmamamız gerektiğini unutmamalıyız. Sadece Allah’ın rızasını ve rahmetini amaçlayarak,  dünyevi hiç bir çıkar gözetmeden Kur’an’ın rehberliğinde salih amellerde bulunmalıyız. Cennete layık bir ruh güzelliğine sahip olmak için tüm hayatımızı Allah yoluna adamalıyız. Nefis ve şeytanın en büyük düşmanımız olduğunu bilip, Allah’ın dosdoğru yolundan ayrılmamakta kararlı olmalıyız.

Allah’ın dosdoğru yolunda ilerlemeyi hedefleyen kişi, Allah’ın sınırlarını korumada titizlik gösterir ve Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i kendine örnek alır. Bunda kararlı olan bir insan hayatı boyunca karşılaştığı tüm zorluklara karşı da sabırlı olur. Çünkü Rabbinin onu zorluklarla da imtihan edeceğini ama her zorlukla beraber bir kolaylık sağlayacağını da bilmektedir. Her ne zorluk olursa olsun, her durumda Rabbine dua eder ve O’ndan yardım diler. Bu bir insan için olabilecek en büyük rahatlık ve mutluluktur.

Allah, Kendi rızasına uyanları kurtuluş yollarını gösterir ve karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Bu, Allah’ın samimi kullarına vaadidir. “Allah, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları Kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Maide Suresi, 16)”

Kategoriler
Dini videolar

Her Şey O’na Döndürülür! [İnsanın Yaratılışı ve Hayatına Dair Muhteşem Video]

Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır ve (bütün) işler Allah’a döndürülür. (Ali İmran Suresi, 109)

Sonsuz güç sahibi Yüce Allah tarafından muhteşem denge ve sistemlerle var edilen evrende, Dünya çok küçük bir yer tutmasına karşın büyük amaçlarla yaratılmıştır. Genç-yaşlı, zengin-yoksul, güçlü-güçsüz her insan, sınırlarını kavrayamadığımız evrendeki milyarlarca gezegenden birinde tanımlanamayacak kadar küçük bir yerde yaşar. İnsanın yaşamı imtihan üzerine kurulmuştur; ölümle imtihan sona erecektir ve kimse imtihanının ne zaman son bulacağını bilemez. 

Kusursuz bir düzenle yaratılan yaşam, Allah’ın belirlediği vakitte tüm düzeniyle birlikte sona erecek ve her şey Rabb’ine döndürülecektir. Bu konuda hazırlanmış muhteşem bir video önermek istiyorum. Videoyu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. Lütfen sesli izleyin. Müzik: Black Diamond -Yoshiki & American Symphony Orchestra

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Genel Konular Günlük hayat İslam Dini Kişisel makaleler Toplumsal Konular

İmtihanı Unutmak?..

Yaratıcısından uzak yaşayan insanların mutlu olamamalarının önemli bir nedeni, dünyada varoluş amaçlarını unutmuş olmalarıdır. İnsan, “O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı…”(Mülk Suresi, 2) ayeti gereği imtihan için yaratılmıştır.  Yüce Allah’ı, O’nun sonsuz aklını, eşsiz gücünü ve muhteşem sanatını gereğince takdir edebilecek mi, yoksa sorumluluklarını, hatta yaratılış amacını unutup dünya hayatına mı yönelecek diye denenir.

 Her insan, içinde kendisine her an doğru olanı fısıldayan vicdanına uyup uymayacağıyla denenir. Vicdanının sesini dinlemek yerine nefsinin bencil tutkularını tatmin için yaşayan kişi imtihanı kazanamayacaktır.

 Bu imtihan, insan yaşamının her anında devam eder. Her insan her sözünü, her davranışını ve aklından geçen her şeyi ahirette karşısında bulacaktır. Hayırdan ya da kötülükten yana yaptıklarıyla karşılık görecek, hiç kimse ‘hurma çekirdeğindeki iplikçik’ kadar dahi haksızlığa uğratılmayacak, amellerinin ağırlığına göre hak ettiği sonsuz ‘barınma yurdu’nda yerini alacaktır.

 Dünyada olup biten her olayın bir deneme olarak yaratıldığını unutan kişi tevekkülsüz davranışlar gösterir. İmtihanı kavrayamayan kişilerin söyledikleri “keşke böyle yapmasaydım” “işim hep ters gidiyor”, “şunu yapmasaydın böyle olmazdı”  gibi pek çok söz, çarpık kader anlayışı sonucu yaşadıkları tevekkülsüzlüğün göstergesidir.

İnsan tevekkülsüz ahlâkı nedeniyle parası, yiyeceği, içeceği, serveti de olsa bir türlü mutlu olamaz. Sürekli korku içinde, huzursuz yaşar. Her an evinin yanmasından, ekonomik yönden açmaza girip batmaktan, sahip olduğu malları yitirmekten korkar. Rahatsızlandığında en zor hastalıklar aklına gelir; acaba kanser mi olmuştur? Kalp atışı hızlanır; acaba enfarktüs mü geçirmektedir? Karnının ağrıyor olması acaba apandisit belirtisi midir?…Her an yeni bir endişe ve yeni bir acı yaşayan kişi, yalnızca kendisi için değil, ailesindeki tüm bireyler için de aynı korkuları tek tek yaşar. Dolayısıyla sinirleri çok bozuktur, sürekli gergindir. Bu yüzden sigara, alkol hatta uyuşturucu kullanır;  hırçın ve saldırgandır.

Ve böyle yaşayan bir insanın hayatının her anı adeta cehenneme benzer. Kişi boğulma olasılığı nedeniyle su içmekten dahi korkacak hale gelir. Örneğin, insanların bir dönem yaşadıkları deprem korkusu yaşamı zehir etmiştir. İnsan zayıf yaratılmış bir varlıktır ve bu kadar korkuyu kaldıramaz, hepsi kişiye azap olur. Oysa Allah’a tevekkül etse bereket, bolluk, huzur ve mutluluk içinde yaşayacaktır. Rahman-Rahim olan Allah’ın koruması altında olduğunu bilmek zaten Allah’a imanın önemli koşuludur. Kişi Allah’ı dost edinmiyor ve O’na güvenmiyorsa imanını tekrar gözden geçirmelidir.

Allah’ın imtihan amacıyla yarattığı görüntülerle yüzleşme zamanında sabır ve tevekkül gösterememenin kesin sonucu, sıkıntı ve mutsuzluktur. Allah’a teslim olup, tevekkülü yaşamayan kişiler, ardındaki hayır ve hikmetleri düşünmedikleri için aleyhlerinde gibi görünen her olayda şikayet ederler. Sonucunda da devamlı huzursuz, mutsuz ve sıkıntılı bir yaşam sürerler. Oysa insan, Rabb’inin kendisi için yarattığı her andan hoşnut olmalıdır. Zorluk durumlarında da, güzel ahlâkta ve Allah’a sadakatte kararlı olmalıdır. En önemlisi de yaratılış amacını ve yaşadıkları karşısındaki tavırlarıyla imtihan olduğunu unutmamalıdır.  Allah’ın beğendiği güzel ahlâkı yaşayanlar, gösterdikleri sabrın kendilerine sonsuz güzellik olarak döneceğini bilmenin mutluluğunu yaşarlar.

Fuat Türker

 

Kategoriler
Günlük hayat iletişim İnternet Dünyası Kişisel makaleler Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine Videolar

Ne Mutlu Türküm Diyene! (Video Klip)

Merhaba arkadaslar, bir sure once Youtube.com sitesinde gezinirken bir videoya rastladim. Bordo Berelirler ismi altinda uyelik alan bir arkadasim cok guzel videolar paylasmis. Girebilen arkadaslar buradan kullanicinin sayfasina bakabilirler. Belki bazi arkadaslar borbo bere ismini bilmezler, kisaca aciklamak gerekirse TSK (Türk Silahli Kuvvetleri) icerisinde en iyi egitimlerden gecerek, ciddi ve buyuk operasyonlarda en etkili kuvvetlerden biridir diye yazabilirim. Cehennem haftasi, v.s gibi egitim zamanlarini en zor sartlar altinda idare edip bitirerek ciddi anlamda yetenekli ve Serefsiz Teroristlerin en korkulu ruyalarindan birisi haline gelir. Her Komandonun hayali Bordo Bereli olmaktir. Benimde hayallarimden birisidir ayrica:)(: Neyse kisa bir aciklamadan sonra simdide Ne Mutlu Türküm Diyene klibini ve sarkisini dinleyelim. Bence harika bir sarki olmus. Soyleyeninde videoyu hazirlayaninda agzina, yuregine, ellerine saglik. {Video bu yazinin ustunde cikacaktir arkadaslar}