Kategoriler
Türk Tarihi

Hepimiz Çanakkale Ruhluyuz Diyebiliyor muyuz?

Hepimiz Çanakkale Ruhluyuz Diyebiliyor muyuz?

 

On binlerce gülleyle inletti yeri arşı,
Mehmet’im on beşinde koydu düşmana karşı,
Nice aziz destandan doğdu İstiklal Marşı;
…..Yetimler babasıyla sarmaş dolaş yatansın,
…..Şehitlikte dans eden anzak senden utansın.

 

Yazımıza, geçmiş yıllarda yazmış olduğumuz ‘‘Bir Destan Çanakkale’’ adlı şiirimizin bir dörtlüğü ile başlamak istedim. Dörtlükten de anlaşılacağı gibi Türk Milletinin kanıyla yazmış olduğu nice destan var ki bunlardan bir tanesi de Çanakkale Destanı’dır. Bu destan ki; destanların en zorlusu, en gerçekçisi; en fazla şehit verdiğimiz, en fazla çocuk denecek yaşta gencimizi emperyalist güçler karşısında var olabilme uğruna ölüme göndermek zorunda kaldığımız savaşın destanıdır.

 

Birinci Dünya Savaş’ı içinde hem kara hem denizde gerçekleşen Çanakkale Savaşları Osmanlı Devleti’nin son günlerini yaşadığı döneme rastlar ki, Osmanlı’nın en güçsüz olduğu dönemdir. Düşman devletlerinin amacı Çanakkale Boğazı’nı geçerek zaten kendini idare etmekten aciz kalmış, beynini yani İstanbul’u ele geçirip, boğazları hâkimiyeti altında tutarak Rusya’ya güvenli yol açmak, Kafkaslardaki Türk Ordusu’nun Ruslara karşı baskısını azaltmak, diğer yandan da İttifak Devletlerinden birisini yani Osmanlı Devleti’ni yok ederek Almanlar karşısında daha güçlü duruma gelmektir.

 

Teknoloji açısından zayıf ve parçalanmaya yüz tutmuş Osmanlı Devleti karşısında, Tarihinde hiçbir yenilgi almamış olan İngiliz donanması silah ve teknoloji bakımından oldukça iyi durumda idi ve Fransa’nın da desteği ile dünyanın en büyük armadasını oluşturmuşlardı. İstanbul’a kolayca varacaklarına inanıyorlardı. 19 Şubat 1915’te Türk tabyalarına top atışı başladı. 13 Mart’a kadar devam etti. Belirli bir başarı elde edemeyen Düşman donanması 18 Mart’ta yeniden saldırdı. Nusret Mayın Gemisi’nin döşediği mayınlar ve Türk topçusunun isabetli atışları düşman donanmasına oldukça büyük zayiat verdirdi.

 

Boğazı geçemeyeceğini anlayan düşman Gelibolu Yarımadası’na asker çıkararak Türk topçu bataryalarını susturmak istedi. Bir yandan da sürekli boğazı zorladı ama nafile. Her gülle Türk’ün göğsüne çarpıp geri dönüyordu. Nusret’in döşediği mayınlar ve tahrip olmayan bataryalar Çanakkale geçilmez diyordu. Geçirtmedi. Geçilemeyeceğini tüm dünyaya gösterdi. Düşman, deniz savaşında yenilmiş, Türk tarafı güven tazelemişti.

 

İstanbul’a deniz yoluyla ulaşamayacağını anlayan düşman son ümit olarak karadan ulaşmaya deneyecektir. Ama hesaba katmadıkları bir şey vardır ki; karşılarında ‘‘Hasta adam’’ diye niteledikleri Osmanlı değil Türk milleti vardır. 19. Tümen’in başında iken Çanakkale Savaşları araştırmacılarınca da takdir edilen, Çanakkale Kara Harekâtı’nın kaderini belirleyen Conkbayırı’nki düşmanı süngüyle durdurup 57. Alay’ın öncü bölüğünün Conkbayırı’na yerleşmesi için gereken süreyi kazandıran ve bundan dolayı 57. Alay’ın başına geçirildiğinde emrindeki askere: “ Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir.” diyen, Yarbay Mustafa Kemal gibi soylu komutanlar vardı.

 

Düşman kuvvetler içerisinde, Türk Milleti ile hiçbir alıp veremediği olmayan, İngiliz kölesi on binlerce anzak bulunuyordu. Anzaklar binlerce kilometre uzaklardan Türk yurdunu işgale gelmişlerdi. Ve öldüler. Türk Milletinin hoşgörüsüyle ölüleri Çanakkale toprağını işgal etti. Yıllar sonra torunları mezarlarını ziyarete gelir oldular. Hoşgörümüz değişime uğradı, şirin görünmek adına şehitliklerimizde anzakların içki içip dans etmelerine göz yumar olduk. Hiçbir dünya ülkesinde görülmeyen bu kepazelikleri geçmiş yıllarda televizyonlarımızdan Türk Milletine izlettik.

 

Eeeeey Türk evladı! Vatanını işgale gelmişlerin torunlarına gösterdiğin şirinliği biraz da bu topraklar için şehit düşmüş atalarına ve torunlarına, henüz bıyığı terlemeden sen rahat yaşayasın diye Çanakkale’de toprağa girmiş şehitlerimize göster.

 

18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 97. yılını ve Tüm Türk Milletinin ‘‘Nevruz-Ergenekon Bayramı’’nı tebrik ediyorum.

Osman Öcal

Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat

çanakkale geçildi mi?

Çanakkele zaferinin 97. yıl dönümü tüm ülke halkına kutlu olsun. Allah bir daha  bize çanakkale yaşatmasın. Koca Akif’in dediği gibi Allah bize bir daha istiklal marşı yazdırmasın.

Gerçekten Çanakkale ruhu hala bizde var mı? Ben aslında bugün bir Çanakkale savaşı olsa  ki Allah

göstermesin.Farazi olarak söylüyorum acaba seyit onbaşılar gibi canla başla savaşır mıyız?  Sanki sizden küçük bir volümlük seste olsa evet yanıtı alır gibiyim.

Aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen nasıl oldu da bu ruhu kaybettik. TAbiki diyeceksiniz ki o ruhu kaybettiğimizi de nereden çıkardın. Şuradan çıkardım. Bugün öğrencilerimden bazıları Çanakkale anma etkinliklerine katıldı. Bende onlara sordum ne yaptınız ,etkilendiniz mi diye? Ama ne etkilenmesi bilakis daha da ruhsuzlaştırmışlar .Sadece istiklal marşı okunmuş dağılmışlar.

Bence onların yazdığı destanı anlatıp daha şuurlu hale getirebilirdik ya da milli eğitim bakanlığı ile devlet ulaştırma bakanlığı organizasyonlar  O , kutsal anıtları herkese gösterip bu ruhu aşılamalıydık.

Ama biz hep kolaya kaçarız bir iki şiir okuyup birde istiklal marşı ile geçiştirmeliyiz , öyle olması lazım çünkü pazar ya mesaimizi vermeyiz. Eğer Çanakkale savaşı, facebook, twitter ve oyun salonlarında olsa idi şimdi de olsa kazanırdık.

Aslında Çanakkale geçildi hem de bu hainliği biz yaptık.Biz diyorum sen , ben ve herkes. Hiç kimse üzerine düşeni yapmadı. Ne medya ne okullar ne de halk Sadece kolaya kaçtık.

Emperyalist milletler artık topla tüfekle savaşmıyor , onların savaşı kalemle.Savaşları  Kalemi kullanarak insanları yönlendirmek.Japonya’ya baktığımızda nagazaki’ye atılan bombadan daha kısa bir süre geçmesine rağmen bilimde teknikte önde oldular. Onlar nasıl ettiler bilmiyorum ama biz herhalde çok iradesiz milletiz.

Aslında nasıl olmalıydı. Biz öncelikle Japonların yaptığı gibi önce o Çanakkaleyi gezdirmeli; onlara, siz  çalışmazsanız bundan daha kötü durumda olursunuz mesajı verseydik her daim hafızalarını taze tutsaydık şimdi daha farklı olurdu herhalde. Nasıl taze yapabilirdik mesela bunların filmini yapsaydık, dizilerini çekseydik belkide bir Fatmagül’ün suçunu değilde Seyit Onbaşıyı konuşmuş olurduk. Seyit Onbaşının Allah’ın inayeti le o 276 kilo havan mermisini kaldırılışını konuşurduk.

Belki de şimdi dünya devi; Türkiye olurduk. Çünkü bu millet geçmişte vasat bir devlet olmayı kabul etmemiş, şimdi de kabul etmez.

Ama şimdi bir neme lazımcılık almış başını gidiyor. Bir tarafta torpil, rüşvet  diğer tarafta zevki nefis hülyalarımızı süsler olmuş.Bunlarla ne alakası var diyebilirsiniz hatta deyinde.Ama bu Çanakkale ruhu değil, onlar gerekirse cephede namaz kılmış gerekirse bir damla suyu paylaşmışlar.Şöyle bir olay anlatılır; Çanakkale de bir sürü yaralı asker var. Bu yaralı askerlerin hepsi hemen hemen ölüm döşeğinde birisi susar ve ağzına matarayı götürür bakar ki yan taraftan bir su sesi gelir, içmez ve ona uzatır bu kişi de ağzına götürür gene bir su diye inleyen yaralı asker ve o da diğerine verir. Bu matara bütün yaralı askerleri dolaşır ne kadar acı ki hepsi de bir damla bile su içmeden ölürler. Bu olay diğerkamlık ve    fedakarlıktır. Bu ruh Çanakkaleyi kazandı.

Bu ruhu Rabbım tekrar vermesi temennisi ile yazıma son veriyorum

 

 

Kategoriler
Anma Yazıları Şiirler Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine

Özge ULUTAŞ: Çanakkale (TÜRK GENCİ)

TÜRK GENCİ
Kanlı toprak altında
Gezen ey Türk genci!
Toprak altında yatanı,
Hiç düşündün mü vatanı?

Sessiz çığlıklar atarlar
Kefensiz uyuyanlar.
Kulaklarında çınlarlar,
Sahipsiz çığlıklar.

Fark eder misin söyle
Ecdadını böyle?
Kim gezdi söyle
Bu vatan üstünde?

Gelecek sensi onlara
Kefensiz atalara.
Sarsıl artık uyan
Geleceğin kapısına dayan!
Özge ULUTAŞ