Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Demokratik açılım, TBMM ve gergin anlar!

Meclis Genel Kurulu'nda Kürt açılımı oturumunun Atatürk'ün ölüm yıldönümü olan 10 Kasım'dan başka bir gün yapılması için CHP veMHP'nin verdiği öneriler reddedildi. Öneriler görüşülürken Meclis'te gergin anlar yaşandı. AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan'ın, "Bu ülkede tetikçiliği kimin yaptığını bu millet bilir; kimin darbelerle, darbecilerle kol kola gezdiğini herkes bilir" sözleri tartışma yarattı.

TBMM Genel Kurulu’nda, demokratik açılımın öngörüşmelerine geçilmeden, öngerilim yaşandı.

MHP’nin grup önerisinin aleyhine söz alan AKP Kahramanmaraş milletvekili Avni Doğan’ın, muhalefet sıralarına dönerek, "darbeyi alkışladınız, bu Meclis’te tetikçiler var, MHP’ye CHP’nin ağzıyla konuşmak yakışıyor mu?" sözleri üzerine CHP ve MHP’liler oturdukları sıralardan kalkarak sert tepki gösterdiler.

TBMM Genel Kurulu’nda MHP’nin, "Demokratik Açılım"ın öngörüşlerinin 12 Kasım’da görüşülmesine ilişkin grup önerilerinin görüşmeleri sırasında gerilim yaşandı.

MHP’nin, grup önerisinin aleyhine söz alan AKP Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan’ın sözleri gerilime neden oldu. Doğan, açılım ile ilgili öngörüşmenin 10 kasım anma gününde yapılmasının anlamına dikkat çekerek, Fransız ünlü şair ve yazar Victor Hugo’nun sözlerinden örnek verince; CHP ve MHP sıralarından, "Sen niye Atatürk’ün sözlerinden örnek vermiyorsun da, Hugo’nun sözlerinden örnek veriyorsun" karşılığını verdiler.

TBMM Genel Kurulu’nda gerileme neden olan diyalog şu şekilde gelişti: Avni Doğan : Artık Türkiye kabına sığmıyor. Hükümet burada açılımı anlatmak istiyor, niye karşı çıkıyorsunuz. Atatürk olsaydı bu açılıma destek verirdi? MHP sıralarından, "Ne alakası var. Siz ABD’ye teslim oldunuz.

Avni Doğan : MHP’ye CHP ağzıyla konuşmak yakışmıyor?

CHP ve MHP sıralarından bağırışmalar. "Ne diyorsun lan sen.. Ne olmuş CHP’ye?

CHP ve MHP sıralarından Avni doğan’a : Git bunları Maraş’ta anlat?

MHP sıralarından : Sen tetikçilik yapıyorsun.

Avni Doğan: Bu ülke kimlerin tetikçilik yaptığını çok iyi biliyor. Bu ülke kimlerin darbecileri alkışladığını çok iyi biliyor..

Sözleri üzerine CHP’liler ayağa kalkarak, "Sen kime darbeci diyorsun. Kendine gel sözlerini geri al.

Diğer taraftan MHP sıralarından da "tetikçi" sözlerine, "Asıl tetikçi sensin. Senin geçmişini de biz çok iyi biliyoruz? Sıralardan küfürler ve bağırışmalar devam ederken, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin araya girerek, Genel Kurul’u sakinleştirmeye çalıştı.

CHP’li Gürol Ergin, Canan Arıtman ve Malik Ejder ayağa kalkarak kürsüye yürümek istediler.

Bunun üzerine bazı CHP’liler engel oldular.

MHP’li Nevzat Korkmaz da, "Sen kime tetikçi diyorsun açıkla? Açıklamazsan?.

Genel Kurul’da karşılıklı bağırışmalar devam ederken, CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol söz isteyerek, Avni Doğan’ın, "darbecileri alkışlayanlar" sözünü geri almasını ve CHP’den özür dilemesini istedi.

Bunun üzerine AKP Grup Başkanvekilleri Avni doğan’dan kürsüye çıkarak CHP’den özür dilemesi yönünde Doğan’ı uyardılar.

 

 

-KIVIRMA SÖZLERİNE SAHİP ÇIK-

Avni Doğan ise kürsüye gelerek, "Ben herhangi bir grubu kast etmedim" dedi.

CHP sıralarından; "Bari kıvırma sözlerine sahip çık" şeklinde laf attılar.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da, aynı şekilde Doğan’ın, "MHP CHP ağzıyla konuşuyor" diyerek, sözlerini geri almasını istedi.

Ancak. Doğan "Bu benim eleştiri hakkım kimse bunu benden isteyemez" dedi.

Genel Kurul’da CHP’nin grup önerisi üzerine görüşmeler devam ediyor.

Kategoriler
Anma Yazıları Deneme Yazıları Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi Kişisel makaleler Milli Görüş Sevgi ve Ask Dünyası Şiirler Tarih Makale Türkiye üzerine Videolar

Atatürk’ü Anma Ve Atatürk Haftası

19 Mayıs ile Kurtuluş Savaşını başlatan ve bugünkü yaşadığımız ülke sınırlarının çizilmesini sağlayan ulu önderimiz Atatürk ün ölüm yıldönümü her yıl 10 Kasım da anılmaktadır.10 Kasım ülkemizde Atatürk ü anma ve Atatürk Haftası olarak yaşanmaktadır.
Ulu önderimiz Atatürk ün hastalık belirtisi ilk olarak 1937 yılında ortaya çıktı.1938 yılının son aylarında Yalova da bulunduğu sırada bu belirtiler iyice artarak hastalığı tamamen ortaya çıktı.Yalova da uzman hekimler tarafından yapılan tedavisi olumlu sonuçlar verdi.Fakat bu tedavi sonrasın iyileşme süreci için gerekli olan dinlenmeyi yapmadı ve Ankara ya yolculuk yaptı.Bu yolculuk O' nu hastalığın çemberine iyice yaklaştırdı.
 

nostalji – mustafa kemal atatürk'ü anma ve atatürk hafta | makaleci.com

Bu hastalığın yaşandığı tarihlerde ülkemizin gündeminde Hatay sorunu vardı.Hastalığının ciddiyetini bilmesine rağmen Mersin ve Adana ya geziler düzenledi.Yakıcı ve kızgın güneş altında buradaki askerlerimizi teftiş edip tatbikatlar yaptırdı.Bu olaylar sonunda hastalığın ilerlemesi ile birlikte vücudu çok yorgun düştü.Ülke olarak edindiği ve çok sevdiği milleti uğruna sağlığını hiçe saydı.Güney illerimize yaptığı seyahatler bedeninin iyice yorulmasını sağladı.Mersinden 26 mayısta yola çıkarak Ankara ya döndü ve buradan tedavisi ve istirahat amaçlı olarak İstanbul a geçti.
 
Hastalığın teşhisi için uğraşan doktorlar ilk olarak siroz hastalığı teşhisini koydular.Deniz havası Ata mıza iyi geldiği için bir süre boyunca Savarona Yatı'nda dinlenmeye çekildi.Bu dinlenme sırasında bile ülkemizin sorunları ile ilgilendi çözüm yolları sundu.O günlerde İstanbul a gelen Romanya Kralı ile görüşmeler yaptı.Bakanlar kurulu toplantısına tam oy ile başkanlık yaptı.Hatay Anlaşması nın 4 Temmuz 1938 de yürürlüğe girmesi ile Atatürk ün morali iyice düzelmişti.
 
Temmuz ayının son günlerine kadar Savarona Yatı nda kalan Ata mızın hastalığı yine ilerlemeye başlamıştı.Hastalık iyice artınca O nu Dolmabahçe Sarayı na naklettiler.Fakat bu durum da hastalığın sürekli ilerlemesini durduramadı.O nun bu sağlık sorunlarından haberdar olan Türk halkı sağlığı konusunda tüm haberleri takip ediyordu.Atatürk 5 Eylül 1938 de vasiyetini yazdı.Bu vasiyette yer alan bilgilere göre servetinin büyük bır kısmı Türk halkına ve Türk Dil kurumlarına bağışlandı.
 
Ekim ay ortalarına doğru Ata mızın durumu düzelir gibi olmuştu.Fakat o yılda Cumhuriyetimizin 15. yılını kutlamak üzere Ankara ya gelemedi.29 Ekim 1938 günü Başbakan Celal Bayar a şu notu Türk Ordusuna iletmesi için verdi;
"Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!" sözü ile Türk Ordusu'nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda "Türk vatanının ve Türk'lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır"
Bu sözleri ile Atatürk ün Türk ordusuna olan güveni iyice anlaşılmıştır.
 
Aradan fazla zaman geçmeden Atatürk'ün hastalığı tekrar şiddetlendi.8 Kasım günü sağlığıyla ilgili raporlar haberlerde ve gazetelerde yayınlanmaya başladı.Bütün yurdu derin bir hüzün tekrar sardı.Her Türk Atatürk ün kurtulması için dua ediyordu.Ancak bu durumun korkulan sonu oldu.
 
Kategoriler
Dünya ülkeleri Gazeteci Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

TARAFA SESLENİŞ

TARAFA SESLENİŞ!

Ey Taraf yazarları;

Size öğütlemek, vasiyet etmek kimin haddine! Siz zaten öğütleri tutmuşsunuz; sizde vasiyet, bizde emir olanları yerine getiriyorsunuz!

İnsan olmak, hepimizin kaderidir. Lakin insan olduğunun ilk göstergesi, herhangi bir ırka mensup olmaktır. Biz, Türk Irkındanız; kendimizi biliyoruz ve insan olduğumuzdan şüphe de etmiyoruz.

Irksız olmanız, insan olmadığınızın göstergesidir!

Dışkısını hediye olarak karısının yüzüne fırlatmak, üzerinde tarih yazmayan belgeyi tarih vererek haber(!) yapmak, sabah geldiğinde masasının üzerine bırakılmış olan notları zihnine kazımak, pislik olmanızın gereğidir.

Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına ayrılan manşete takılıyorsunuz; diktatörlüktür diyorsunuz. Kutlamaya katılanlar içinde aynı şeyleri iddia ediyorsunuz.

Fakat ne gazeteler ne de kutlamalara katılanlar zor kullanılmaktadır. Bu, bir milletin iradesidir!

Fakat, bunları yazan kalemi ellerinde tutanlar, beyinleri mankurtlaştırıldığından, herkesi kendisi gibi " hortlak " zannetmektedir!

Tersanesine giren adama ortaklık teklif edenler, acaba karılarına saldıran adamlara da ortaklık teklif ediyor mu?

Ediyorlar ya da edecekler ki bu onların kafa yapısıdır. Malum, " Entel aydınlar "…

Peki, Sevan Nişanyan hayat arkadaşına saldıranlara ortaklık teklif edenlerde, yamyam, hindu olup olmadığına bakıyor mu?

Cevabı kendisi versin;

" -Bunu yaparken Türk mü, yoksa Hindu mu, Yamyam mı? diye sormayacaksın. "

Evet, 86 yıldır bu dil ile, kan-vatan dili ile kökünüzü kazıyoruz! Kazımaya da devam edeceğiz; hiç şüpheniz olmasın!

Orduya saldırmak, Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK'ün kurduğu devlete saldırmak, Taraf gazetesinin birinci vazifesidir!

Taraf Gazetesinin muhtaç olduğu kudret, ağa babalarının asil ceplerinde mevcuttur!

Kategoriler
Anma Yazıları Biyografi Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Kişisel makaleler Milli Görüş Sevgi ve Ask Dünyası siyasetci Toplumsal Konular Türkiye üzerine Yazar

Atatürk’ün Gerçek soyağacı

Atatürk’ün soyağacı 85 yıl sonra yayımlandı

Soyağacı, başta Rıza Nur olmak üzere pek çok kişi tarafından Atatürk hakkında öne sürülen iddiaların niçin ciddiye alınmaması gerektiğini bir kez daha seriyor gözler önüne.

85 yıldır ortada görülmeyen ve Atatürk’ün akrabalarından Ahmet Esmen’in elinde bulunan bu soyağacı, NTVTarih tarafından yayımlandı.

Mustafa Kemal’in ailesi hakkında öteden beri, neredeyse tamamı dedikodu niteliğinde olan ve itibarını zedelemeyi amaçlayan söylentiler ortaya atılmıştır. Mustafa Kemal’in, 1924 yılında Bayındırlık Bakanı olan kuzeni Süleyman Sırrı Bey ile birlikte hazırladığı soyağacı, bütün bu iddialara cevap niteliği de taşıyor.

Türkiye‘de öteden beri Atatürk’le uğraşmanın en ucuz yollarından birisi, ailesi ile ilgili iddialar ortaya atmaktır. Bunlardan en ünlüsü ise Sağlık ve Eğitim Bakanlığı da yapan Dr. Rıza Nur tarafından ‘Hatıratım’da dile getirilmiştir. Cumhuriyet dönemi çalışan tarihçiler doğal olarak gülüp geçmişlerdir bu türden iddialara ama Atatürk’ü yıpratmayı yahut ismini zedelemeyi amaçlayanlar da bundan bir türlü vazgeçmemişlerdir.

İşte NTVTarih Dergisi’nin Kasım sayısında ilk kez yayımlanan Atatürk’ün soyağacı, bu türden iddialara da cevap niteliği taşıyor. Derya Tulga ile Ayşegül Parlayan’ın imzasını taşıyan haber, Atatürk’ün soyağacı konusunda yapılan çalışmaların genel bir özetini de veriyor. Ancak, asıl önemli olan, 85 yıl sonra ilk kez yayımlanan bu soyağacının doğrudan Mustafa Kemal tarafından hazırlanması. Dergide yer alan bilgilere göre, Mustafa Kemal, kendisi gibi Hacı Abdullah Ağa’nın torununun torunu olan ve Cumhuriyet’in ilk Bayındırlık Bakanlığı görevini yürüten Süleyman Sırrı Bey ile birlikte oturup soyağacını hazırlamaya başlıyor.

Dergiden takip ediyoruz: MUSTAFA KEMAL HAZIRLADI “Zübeyde Hanım dahil aile büyüklerinin peşpeşe hayata veda etmeleri, belki de bu kararın alınmasını etkilemiştir. Çalışmada diğer kağıtlara göre katlamaya biraz daha dayanıklı olan ve tuval olarak da kullanılan beyaz keten resim kağıdı seçilir. İş bittikten sonra Gazi, Süleyman Sırrı’ya kendisinden sonra bu şecereyi muhafaza etmesini tembihler. Fakat o sırada zor şartlarda çalışan Süleyman Sırrı Bey, 51 yaşında vefat eder. Böylece şecere, Süleyman Sırrı’nın ilk evliliğinden olan kızı Gülseren Hanım’la oğlu Fikri Ziya Aral’a miras kalır. Yeni kuşakların eski yazıdan anlamadıkları için şikâyet etmeleri üzerine Aral, 1987’de bunu Latin alfabesine çevirir, yeni kuşakları ekler ve kısa süre sonra vefat eder. Gülseren Hanım’a kalan aile emaneti 2009’da onun da vefatıyla tek çocuğu Ahmet Esmen’in eline geçer.”

SOYAĞACI AHMET ESMEN’DE

Peki ama bu kadar kıymetli bir belge, nasıl olmuş da bugüne kadar kütüphane raflarında kalmıştır? Ahmet Esmen şöyle diyor: “Durumu anlayabilecek yaşa geldiğimde annemle babam beni karşılarına alıp, ‘Tesadüfler bu kıymetli insanla aynı soydan gelmene sebep oldu. Senin bunda hiçbir marifetin yok. Ayrıca hepsinden önemlisi, akrabalığın verdiği bir mesuliyet var’ dediler.”

SOYAĞACI HANGİ YALANLARI ÇÜRÜTÜYOR

Dergideki yazıda, 85 yıl sonra ortaya çıkan soyağacının bugüne kadar ortalıkta dolaşan pek çok iddiayı çürüttüğü de belirtiliyor: “Pek çok yerde ortaya atılan Zübeyde Hanım’ın Hacı Sofiler’den olduğu iddiası bu şecereyle çürüyor. Çünkü bu aile Mustafa Kemal’in değil, şecerede görüldüğü gibi Hacı Sofilere gelin giden Gülsüm Molla yoluyla Süleyman Sırrı’nın sülalesi. Bazı kaynaklar, Zübeyde Hanım’ın babasının tam üç kere evlendiğini kaydetmesine rağmen şecerede bunu göremiyoruz. Israrla Atatürk’ün teyzesinin oğlu iddia edilen eski TKP liderlerinden Reşat Fuad Baraner de şecerede gözükmüyor, zaten şecereye göre Atatürk’ün teyzesi yok, iki dayısı var.”

Kaynak

Kategoriler
Dünya ülkeleri Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Yeni dengeler – Türk Milleti

 

AKP’nin sürekli dilinden düşmeyen bir tabiri vardı;

" Yeni dünya düzeni, dünya değişiyor. "

Türk Milleti’nin Milli değerlerini ayaklar altına aldıkları her vakit, bunu bahane ettiler.

Milliyetçiyiz diyene; " Dünya değişiyor. "

Atatürkçüyüz diyene; " Dünya değişiyor. "

Karabağ’ı istiyoruz diyene; " Dünya değişiyor. "  deyip susturmaya kalktılar.

Peki kardeşim, dünya değişiyor biz Milliyetçiliği bırakalım…

Kendi değerlerimizi savunmayalım. O zaman Kürt açılımı niye?

Dünya bir tek bize mi değişiyor? Kürtler’e değişmiyor mu?

                            ***

Ve bütün bunların üzerine, AKP Millet’in gözünde bitmiştir. Bu Millet, Milli değerlerinin yok olmasına razı değil. Bu durumun, ABD’de farkında. Artık AKP, zamanını doldurmuştur. Çünkü bu açılımın AKP eli ile yapılması, Millet’in irkilip kendine gelmesine neden oluyor. AKP’nin 7 yıldır sicili kabarık.

Peki alternatifler kimler?

CHP-MHP koalisyonu yada Abdüllatif Şener’in partisi. Belki de, " Üçü bir arada " tadına bakmak isteyebilir Amerika. Amerika’nın bu alternatifler üzerinde durmasının yegane nedeni, CHP-MHP açılımı devam ettirir fakat bu kez Millet ses çıkarmaz düşüncesidir.

Onlara göre bizim içimiz, CHP-MHP koalisyonunda, nasıl olsa biri Atatürkçü diğeri Milliyetçi diyerek rahat olacak.

Halbuki, yanılıyorlar.

Aksine, CHP-MHP’ye olan güven eskisi gibi değil. Yine kemikleşmiş kitlelerinin yanına bir de kesinleşmiş sempatizanları, yani ana-baba faktöründen dünyaya MHP’li yada CHP’li gelenler, bu partileri ayakta tutacaktır.

Ama, CHP-MHP’nin genel anlamda değişimi şart!

Başka türlü, sürekli olduğumuz yerde saymaya devam ederiz…

Değişime örnek vereyim…

MHP’nin, Ülkü Ocaklarını kaldırmaktan vazgeçip, yenilemesi en doğru olanıdır. Bugün gençliğin Milli şuura ihtiyacı var. Ülkü Ocakları, son zamanlarda gittikçe dahada kötüleşmeye başlayan imajından sıyrılabilir. Çok sayıda, Üniversite mezunu Ülkücü insanımız var. Bunlar, Ülkü Ocaklarında eğitim amaçlı aktif rol almalıdır. Ülkü Ocakları, asıl amacı olan kültürel birliğimizi korumaya daha çok önem vermelidir. Kısacası, MHP Türkçü kimliğine geri dönmelidir ki, Oktay Vural’ın, " Bozkurtlar’ın nefesi ensenizde. " gibi söylemleri, buna bir işaret kabul edilebilir ama öyle olmama ihtimalini göz ardı etmemek lazım…

CHP’de, koalisyon olursa Türkçü kimliğini geri kazanmak zorundadır. Bu şekilde toplum daha da birlik olacaktır. Bakın, Mustafa Kemal ATATÜRK ne diyor;

" Etimin ve kemiğimin babası Ali Rıza ise, fikrimin babası Ziya Gökalp’tir. "

Bu kadar net söylüyor Ulu Önder. CHP, sosyalist bir partidir. Örneğin, gençlik kolları bir afiş hazırlamış. Atatürk’e hediye edilen kurt heykelinde ki figürün kafası ile aynı olan kurt başlarını, Gamalı haç şekline getirip, ağzından kan damlayan kurt efektine sokup, " Faşizme hayır " sloganı hazırlamıştır!

Bu, en başta Atatürk’e saygısızlıktır, tabi CHP açısından bakıldığında. Esasında ise, bütün Türk Milleti’ne yapılmıştır bu saygısızlık. CHP, aklını başına toplamalıdır.

Zira, kendini birşey zanneden cahil gençler ile dolmaya başladı parti. Görüldüğü gibi, Türkçü çizgi aslında iki partiye de uzak değil. İmkansız değil…

Bunu, ABD istemeyecektir.

                             ***

ABD bunu neden istemez?

Bakınız…

Türkçülüğün amacı bellidir; en büyük kaynak her zaman Millet’tir. Türkçülük, Türk Milleti’nin potansiyelini kullanabilecek en doğru ideolojidir.

Türkçüler, Amerikancı yada Rusçu değildir. Bu yüzden Türkçü’dür!

Ama, Türkçülüğün yakasına ısrar ile yapışan bir iddia var ki, yalanın daniskası…

" Türkçüler, Amerikancı’dır. Mason’dur. "

Böyle bir iddia bulunan kimseler ki ben bizzat defalarca farklı kişilerden duydum bunları, Türkler!

Peki bunlar Türkçüler’in kurduğu memlekette yaşamıyor mu?

Yada sormak lazım, Mason locasında mı karşılaştınız Türkçüler ile?

Ağızlarından salyası akan hocaları, Kuzey Irak’ta okul açtılar. Barzani’de açtı.

İkisindede ortak nokta şu; ikisindede Kürtler’e Kürtçe, Türkmenler’e İngilizce eğitim veriliyor!

Oysa, Türkiye’de ki üniter yapıyı sorgulayanlar, Kuzey Irak’ta kurulmak istenen Kürt Devleti’nin kimliğini, son yazdığımdan beri hala sorgulamıyor…

Ve sorgulamayacaklarda.

Türkiye-Ermenistan maçında, Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya, Ermenistan tribünlerinde barış adına Ermeni tribününde yerini aldı.

Bu bayan, barışı Ermeni tribünlerinden değil, Türkiye tribünlerinden sağlamaya çalışmalıydı! Sanki, Türkiye tribünleri ile, ülkeleri ile barışıklarda…

Bizi temsilen Ermeni tribününe geçiyorlar. Sizi bir gün, bizimle barışmak için Türkiye tribünlerine davet ediyoruz!

Bir de, Kürt filmi vizyona girdi. Kürtçe bir de…

Yapsınlar, Türk’ü ilgilendirmez. Bizi farklılıklara alıştırıyorlar ya…

Bu ülkede, artık " Tarkan, Malkoçoğlu " gibi filmler yapılmıyor. Oğuz Kağan’ın hayatı yada Kanuni’nin hayatı film yapılmıyor.

Yapılsa, " Faşist " damgası yiyor!

Bu ülkede, Kürtler " Kürdistan " deyip durarak kendi kültürlerini yaşarken, Türkler, " Bozkurt " sembolünden, kendi tarihinden bahsettiğinde, " Faşist " oluyor.

Sonuç olarak, bu ülkeye Kürt değil, Türk açılımı gereklidir.

İlk adımını da, AKP ülke dışına defolarak atmalıdır. Aynı şekilde, AKP zihniyeti ve onu savunanlarda…

Başka türlü çözüleceği yok bu işin!

Kategoriler
Dünya ülkeleri Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Tepkisizlik – Türkiye’nin gündeminden başlıklar

 

BİR MİLLET’İ TARİHE GÖMÜYORLAR

Evet yurttaşlar!

Savaşsız, çarpışmasız, kaybettiklerinin intikamını alıyorlar. Bu kez, ellerinde kalem var…

O kalemde de ne hikmet var bilinmez ama, bizimkiler gördü mü ödü kopuyor.

Bazı cibiliyyetsiz yazarlar, AKP’nin ihanet açılımını savunmak için Azeriler’i kötülüyorlar…

Aynı adamlar, Türkler’e hakaret yağdıran Kürtler’i kardeşleri olarak görüyorlar. İhanet budur, ihanet parayladır. Kürtler’in zenginliğinden geçilmediği, hak üstüne hak kazandığı bir ülkede, bunların olması doğaldır…

Bu kadar çakal, bir Bozkurt’un onuru için zarardır.

Peki, Bozkurtlar dirilecek mi?

Bozkurtlar’ın Ölümünü yaşıyoruz…

Bir " Taraflar " çıkmış, DTP’nin istedikleri görmezden gelinemez diyor.

Başka bir " Taraflar " ise Atatürk’ü kötüleme derdinde…

Atatürk tartışılıyor bu ülkede!

Putlaştırmayın diyorlar; ama Hz.Muhammed’i putlaştırıyorlar…

Nasıl mı?

Atatürk’ün dehasını konuşuyoruz, onunda insani ihtiyaçları vardı abartmayın diyorlar…

Ama, Peygamber efendimizi, putlaştıran onlar değil mi?

Uğrunda ağlıyorlar, bende ağlarım. Ama sorun şu, bu tür insanların tartışılacakları yönleri bellidir…

Atatürk’ün yönetsel dehasını beğenir tartışırsınız, Hz.Muhammed’i beğenmek bize düşmez…

Ama eğer insani ihtiyaçları var diye sevilmeyecekse sorarım, efendimizin de insani ihtiyaçları yok muydu?

Hadi al birde burdan yak…

Türkiyeli’lik kavramı ortaya atılıyor AKP tarafından.

Türk şuuruna bir nebze sahip olmayan kimselerin yönetiminde, bu gayet normaldir!

Çıkıyorlar televizyona, Atatürk’ü kötülüyorlar, Türkler’i kötülüyorlar, tonlarca devlet arşivine rağmen, soykırım iddilarının ilk savunucularından eski Ermenistan Başbakanı Kaçaznuni’nin " Ermeni soykırımı yoktur, yer yer Türkler katledilmiştir. " itiraflarına rağmen soykırımı tanıyıp Türkler’i kötülüyorlar…

Ama Osman Pamukoğlu yine çıkıp belgeler ile Kürtler kurtuluş savaşında yoktu deyince…

Kevaşeler takımı başlıyor zırlamaya; " Faşistler! "

Ve bu tür konularda, AKP ve Pkklılar açık açık aynı fikirdeler…

Birleşiyorlar Türklüğe karşı!

Geçen seçimde MHP otobüsüne saldırmadı mı AKP-Pkk grubu? Taşlamadılar mı? Taşladılar, saldırdılar!

Türkiye-Azerbaycan ilişkileri gayet normal…

Aynı zamanda soydaş ülkeyiz de.

Provakasyon olur diye stadta Azerbaycan bayrağı açtırmıyorsun! Yasak ediyorsun, kanuna aykırı olduğu halde…

Ermeniler, " Hepimiz Ermeniyiz! " diye slogan attıklarında provakasyonun kralı oluyordu!

Ne dedi Cumhurbaşkanı?

" Düşünce özgürlüğü… "

Böyle şey mi olur?

301.maddeye saldırıyorlar…

301.madde ne diyor?

" Türklüğe hakaret edemezsin! "

Sözde aydınlar ne diyor?

" 301.madde kaldırılsın! "

Hani, " Halklara " olan saygınız? Kürtler’e gelince, Ermeniler’e gelince saygı…

Türkler’e gelince, 301.madde karşıtlığı!

Biliyorlar çünkü soykırımın olmadığını, olmadığının ispatlandığını, Kaçaznuni gerçeğini…

Sonra 301.maddeye saldırıyorlar!

Senin Türk olmak ile derdin ne?

Hadi diyelim derdin var, erkeksen gider aslanlar gibi davanı davanda savunursun!

Bu kadar mı zor?

Emperyalist ülkeler üzerinizden yardımını mı kesecek?

Siz baştan kaybettiniz…

Ama biz bu yüzden kayboluyoruz. Başka açıklaması yok…