Kategoriler
Aşk

Yürek Gürültüsünde Sağanak Duygular

Aşk gül kokan caddeleri,  sevgilinin heybetli gülüşüyle harmanlayıp onun hayaliyle kendinden soyutlanmalıdır. Onu düşünmenin verdiği aynı zamanda ızdırap ve yine aynı zamanda mutlu olmaktır. Çiklet sevdalara bir keçi inadıyla efelenmektir. Güncel âşıkların, aşk sandıkları birbirini çürütme harekâtından sağ kurtulmaktır, aşk.

Neden sevemiyoruz?

Aşkı sadece nefsanî bir arzu, bir tema, karşımızdakini sadece fiziki bir güzellik ikonu olarak gördüğümüzdendir, bu ruh halimiz. Gerçek âşık, sevdiğinin ayağına batan dikeni, yüreğinde hissedendir. Gerçek aşığın umurunda olan tek şey maşukunun yüzündeki tebessüm, yüreğindeki huzurun yansımasını görmesidir. Gerektiğinde âşık, sevdiğinin yüzünü bir daha göremeyeceği ihtimalini kalbinin derinliklerine hapseder, sırf onun mutlu olması için kendi iç dünyasına çekilerek onu bırakır.

Gönül sevdiğinin köşkünü yüreğinin şiltesine bina eder. Aşığın sevdiği aklına gelmez, çünkü aklını onun sevgisinde bırakmıştır. Aşk dünyevi olarak çıkar basamaklarını vardığı yerde ilahi aşka ulaşmıyorsa, o aşkla boyanıp arınmıyorsa kül olmuş kâğıt gibidir o kâğıda kalem mürekkebini işletemez.

 

Yazar :  blacklord

Kategoriler
Aşk

EY AŞK..DOKSAN YAŞIMA GELSEM BİLE TERK ETME BENİ…

Sol parmağımdaki yüzük ve o tektaş nine olunca da olsun elimde….Hala el ele yürüyebilelim.Hatta parkın banklarında otururken pamuk şeker al bana…Dişlerim dökülsede yerim pamuk şekeri…Bastonlarımıza kazıyalım isimlerimizi..Saçlarımı sen tara.Aynı parfümü kullan o zamanda, mis gibi çekeyim içime…Ellerim titrese bile hiç aksatmayalım saat üçte içtiğimiz Türk kahvesini…Pazara da beraber gidelim mesela…Sen sür pazar arabamızı…Gözlerim pek iyi görmese de asla çift ütü yapmam gömleğine korkma…Bazen hafızam gidip gelse de asla unutmam ‘Doğum gününü ve evlilik yıldönümümüzü’….Dantelli gelinliğimi bir bakarsın torunumuza giydiririz belli mi olur?

Hatırlıyor musun damatlık papyonunu bizim oğlan kendi düğününde taktığında nasılda sevinçten ağlamıştık…Yine mutluluktan ağlarız belki…

Gençliğimizdeki gibi aynı renk penyeler giyelim hep…Yaşımızı sorduklarında ben yirmi iki diyeyim, sen yirmi üç de…Balkonumuzdaki masanın üzerinde dursun hep kırmızı renk sardunyamız….Arada gülümsediğimde yanağımdan makas al gençliğimizdeki gibi…Sende güldüğünde gamzelerini göreyim her daim…

‘Şu bacak ağrılarım…’ diye başlayınca konuya ‘Gençken de bu böyleydi’ diye şaka ile kapat konuyu…Kulaklarım iyi işitmediğinden bağırarak söyle SENİ ÇOK SEVİYORUM HANIIIM lafını…

İlk pastanede taktığımız yüzüğü sakladığım yeri unuttum.Ama muhakkak güvenli bir yere saklamışımdır korkma.Ansızın çıkar karşımıza.Ah bu unutkanlıklarım….

Biliyor musun saçların dökülse de sen her yaşta ayrı bir yakışıklısın..

Geçenlerde bizim fotoğrafımızı gazetede görmüş Uğur Bey.Vapurla karşıya geçerken hep simit atıyoruz ya martılara…Sen bana bakarken, ben de dişsiz halimle gülümserken el eleymişiz.Bastonlarımızı da asmışız sandalyenin kenarına…Benim diğer elimdeki simitte gözüküyormuş ufaktan…Gazetede yarım asırlık aşk yazmışlar bu fotoğraf için.Ne yarım asırı yahu yetmiş yıllık bitmek bilmeyen bir aşk hikayesi bizimkisi…

Aman kimse duymasın seni hala KÜÇÜK FAREM diye sevdiğimi…Vallahi çok gülerler bize..Hele küçük torunun dilinden hiç kurtulamayız.

Geçen Bir Nisan’da yaptığım şaka güzeldi ama kabul et.Tansiyon ilacını boşaltıp kutunun içine ‘SENİN İLACIN BENİM’ yazmıştım.Ne çok gülmüştük değil mi? Eskisi gibi güzel süprizler yapamıyorum sana.Kızmıyorsun değil mi bana?

Büyük oğlanın doğduğu gün diktiğimiz şu meşe ağacına bak…Yıllar ne çabuk geçmiş değil mi bey? Şimdi gölgesinde torunlarımız düğün planları kuruyor..Ne mutlu bize…

Sahi en son hastalandığımda , beni kucaklayıp nasılda o meşe ağacına kurduğun hamağa yatırmıştın…Taze sıkılmış portakal suyunun tadı hala damağımda..

İnsan yedisinde neyse yetmişindede odur derler.Gerçekten doğruymuş.Ben doksan, sen doksan bir yaşına geldin ‘Hala hangimiz daha iyi ziraatçı ‘diye yarışıyoruz birbirimizle…

Sahi sana söylemedim ama o başına taktığın Ecevit Şapkası daha genç gösteriyor seni.Biliyoruum sen de en çok yakamdan hiç  çıkarmadığım Atatürk rozetini yakıştırıyorsun bana…

Sen bahçede gülleri budarken bende un kurabiyesi yapmıştım sana.(Eee bu yaşlarda en kolay yiyebileceğimiz yiyeceklerden biri bu.) Rukiye Hanım oğlunun düğün davetyesini getirmek için gelmişti.Senin o çok beğendiğin un kurabiyelerimden O’na da ikram etmiştim.Tarifini sordu.Lakin ben o anda hatırlayamadım.Tarif defterimi O’na vereceğim unutturma bey….

Bakkal Hasan Bey’in eşinin vefatının sekizinci yılıymış.Zaman ne çabuk geçiyor değil mi? Sen kaç kez ameliyat oldun, ya benim atlattığım badireler…

Elimi sıkıca tutunca nasıl huzur kaplıyor içimi bir bilsen…Sanki sana hergün tekrar tekrar aşık oluyormuşum gibi…Sanki beni ilk defa öpüyormuşsun gibi…Kalbim bir genç kız edasıyla atıyor..Beş yüz bin yıl yaşasamda doyamam sana be adamım!….

Kategoriler
Anlamlı Resimler Biyografi Genel Konular Görsel Sanatlar Müzeler Resim galerileri Ressam Ressamlar Sanat Tarihi

Ressam Kiera Malone

Fransız ressam Kiera Malone,ye aşk, şefkat, masumiyet, iyilik, kırılganlık, bir gülümseme, bir bakış, bir gözyaşı ilham kaynağı olmaktadır. Yani ressam her ifade şekli ile besleniyor. Ressamın yaşamı, iç dünyası vahşi, alıngan, dayanıklılık ve güven açığı, hafif ve derin bir ruh haline de sahip. Sanatçı Kiera Malone eserleri, özel ayar gerektiren türlerden ve çıplaklık yani şeffaflık önde bulunmaktadır. Onun diğer insanlarla ortak bir özelliği her yaşayanda olduğu gibi onda da saflık olabilir. Kiéra Malone,nin eserleri müdahaleci, kışkırtıcı olmakla birlikte onların hareket ettigini çoğu zaman seyirci derinden hisseder fakat kendisi görülmez. Kiera,nın bakışı “su kadar temiz”. Onun resimleri gözleri temizlemek için ve ruhu taze tutmak içindir. O nazik bir güzelligin etkilerini tuval üzerine bezer. Her model için farklı pozlar önerir kalbi. Kiera gözünde her biri için yeni bir doğuş vardır, onun güzel gözlerini bir ayna yücelterek, başka hiçbir kadın gibi giyinir. Klasik bir cazibesi, bir yansıma ile ikinci Grace resimlerinde vücut bulur.

Kiéra Malone Tr_Art-1Kiéra Malone Tr_Art-3Kiéra Malone Tr_Art-2

Arastirma: Yakup Icik

Kategoriler
Aklımdan geçenler Çevre Konuları Deneme Yazıları Kadın ve Erkek Yazıları Kişisel makaleler kompozisyon Psikolojik sorunlar Romansal ezgiler Toplumsal Konular Yazar

DÜŞLERİN MESAFE DUVARLARI █⋑ Bir bardak çay eşliğinde . .

Asker Xeca SêvîBazen diye başlayıp, her defasında bazenleri  sıklaştırıyoruz. ( Lütfen çay eşliğinde başlayın)

Şimdi aynen bu noktadayım.Bazenlere koyduğum düşümü sıksık kuruyorum.

Hadi az cesaret beraber  kuralım bu düşü odaklansak sık sık belki Rabbim gerçeğe dönüştürür mü? Ne tuhaf gözümüzün gördüğü herşeye sahip olmak bir kader ötesi , varla  yok arası hani yıldızları tutmak istek daha mı kolay ne? Olasılık hesapları yaptığınızı inkar etmeyin, yapıyoruz.Hesapsız kitapsız düş bile kuramayız.

Düşlerimizin katili kim?

Sizi paronoyaya sokmayacağım biziz, değişik beyin labirentlerinin yalancı koridorlarınada gerek yok zaten herşey yeterince karışık.Kahrolası mesafeler duvarı örülü her yanımızda hala anşılmadığımı biliyorum.

Israrla devam ediyorum .Mesafe koyuyorum işte yazarken; size okuyan her bir kişiye, hadi mesafeyi aralıyalım biraz; kastım şu diyerek ilk adımı attım ki ziraa okuma engelli bir toplumda şu yazıyı dikkate alırak okumuş olmak bana gösterdiğiniz bir lütuf olsa gerek, hakkınızı helal edin!

Düşlerimiz bize kurduğumuz mesafeler kadar uzak, bu düşün yada isteğin karşılığı ne olursa olsun. Elimizde ki veriler bu düşü kurmak için yeterli ise  bize tahsis edilen akılla buna ulaşmakta o kadar yakın öyleki Rabbim  isteklerimizi bizim elde edebileceğimiz yolların üstüne kurmuş , o yolu göstermiş  muhakkak ona ulaşabileceğimiz yolları verileri önümüze sunmuş.İrademizin eline kalmışız,İRADE   bize herşeyi abartır, zor ve yorucu hatta imkansız gösterek bizim  en miskin yanımızı onure eder. ”ben kim öğretmen olmak kim,- ben kim o sınavı kazanmak kim,- şimdi kalkıp o kadar uğraşıcağımda o evi alıcağım imkansız-, ben bu dili öğrenemem,- o işe beni almazlar, -hayır bu hastalığı yenemem,-bu alışkanlıktan asla  kurtulamam,-ben onu haketmiyorum bile,-bu halimlemi olacak,- yaşım kaç ya olmaz,- ileride başlarım namaza daha  gencim,-benim halim de  kim olsa böyle umutsuz olurdu bu imkanlarla ona sahip olamam,- ”  v.b

SENİ DİĞERLERİNDEN FARKSIZ YAPMAYA BÜTÜN GÜCÜYLE GECE GÜNDÜZ ÇALIŞAN BİR DÜNYADA KENDİN OLARAK KALABİLMEK DÜNYANIN EN ZOR SAVAŞINI VERMEK DEMEKTİR. BU SAVAŞ BİR BAŞLADI MI ARTIK  HİÇ  BİTMEZ !. .

E. E. CUMMİNGS

Hadi İrademizi en güçlü  hale getirelim .Yani çocukluğumuzda ki gibi içimizde tek kişi olsun şu an olduğu gibi üç beş  kişi birden konuşmasın yüzümüz altın da ! Farkında olalım bir taş bir ağaç olarakta yaratılabilirdik,   bize verilen en büyük  değer İNSAN  olmamız ise  İradede bunu en büyük delili ise BİSMİLLAH   diyerek yolun başına geçiyoruz; işte orada ”düşünüz ,hayaliniz, emeliniz” herkesin yol haritası farklı   ama  kudret  sahibi öyle cömert ki;  kaldıramayacağı yükle azık yapıp yola düşürmemiş ,hep bir ferah kapısı açık bırakmış, şimdi yola düşme zamanı  kader denen yüklerimizin üstüne koyduğumuz tüm olumsuz, vesvese veren ve bizi yolumuzun zor imkansız olduğunu düşündüren o şeytani zayıflıktan arınıp, Rahmani kader yükümüzle yola revan olalım,attığımız adımların her mesafe duvarının bir tuğlasını daha düşürdüğünü gördükçe AZİM denen beşeri kudret yol arkadaşımız olacak, o sağlam bir dosttur ! Onun eline sıkıca tutunalım. Sil baştanlara inanmıyorum! Silmeyin sizi bu yola hazırlayan iyi veya kötü yaşanmış tecrübeleri onlar azığınız onlara bakıp doymak var bu yolda,  hadi düşünüze düşün, koşun  .. Bu yolların çukur ve tümsekleri dinlenme yerleriniz öyle görün.

Nasıl bakarsanız öyle gülümser dünya size.( ÇAYINIZI YUDUMLAYIN)

Defaatle( sık sık, defamlı olarak) inancınızı tazeleyin  bu  yol inanç olduğu sürece  yoldur.Yollarınızı kaybetmeyin haritanız ellerizde, iki avuç içinde korkmayın kaldırın haritanızı açın serin tüm ayalarınızı isteyin ve dileyin yürüdüğünüz yolun kolaylığı çabukluğu için” düşünüz ”için dilenin Rabbimiz’den ışığınız  imanınız olsun. Yola düşeni yolda bırakmaz Rabbim . .

Kalkın kalkalım VAKİTTİR!

ve çay için . .

sevda

 

Kategoriler
Aklımdan geçenler Kadın ve Erkek Yazıları Öylesin Esti Şair şiir edebiyat Şiirler

______vasati 40 çöp

  • En tatlı acı____________ gitmeleriydi, Kangren olmuş bir_-_ bir kar yağardı. Soğuktu üşürdüm…. Şarapnel parçaları batardı Süzülürken aynı yağış yüzümde … Hakka çok Şükrettim En tatlı acı ____________gitmeleriydi. Pek tekin değil dünya,  ısmarlamaydı çoğu şey Bazı doktorların reçetelerine bile güven olmuyor Yersiz bir dünya için, yersiz bir yalan için Ne çok doğrular biriktirirdik,,,, En tatlı acı _____________gitmeleriydi. Eski kibrit kutuları vardı VASATİ 40 ÇÖP yazardı. Vasati _-_ortalama demekmiş ! Hep merak ederdim anlamını Huyum kurusun elime geçen herşeyi okuma gibi Kötü bir yanım daha var. İşte geçen bir gün daha ___vicdani muhasebeye çek Gözün kapakları birleşime geçmeden önce Kaç doğru bir yanlışı götürür izle Bu arda ___________________ En tatlı acı ______________gitmeleriydi…
  • sevda
Kategoriler
Aklımdan geçenler Hayat üzerine Şair Sevgi ve Ask Dünyası şiir edebiyat Şiirler

___________lazım !

HASSASİYETE EL SÜRÜLDÜĞÜNDE   BIÇAK GİBİ KESKİN OLMAK LAZIM   AŞAĞISI   HİÇ  KURTARMAZ BİR TIR DOLUSU HÜKÜMLER YEMİŞ BENLİK___________ ÖN AYAKLARINI ŞAHA KALDIRMALI İPE DİZİLMİŞ KUŞLAR MANALI BİR   HÜRMETLE _________BEKÇİLİK YAPAR   GÖĞÜN VAADİNE__________ ŞU SAATLERDE _____ ÜRKÜTMEMEK LAZIM …   KİRPİK UÇLARIMA KADAR HİSSETTİM   ÇARESİZLİĞİ ____TÜTÜN KOKARKEN ELLERİM ŞEFFAF BİR ŞEY LAZIM___ SU__ GİBİ SEVMELERİ CİDDEN GEÇMEK LAZIM   BENCİL BEKLEYİŞLERİ ASMAK   ALFABEYE GİRMEMİŞ HARFLERİ HİÇ OKUNMAMIŞ BESTELERİ   ŞEHİT DÜŞÜRMEK________ LAZIM
LUZUMUNDAN AZ ACI VAR   KATMER KATMER DEŞİLMEK LAZIM   AMA ŞİİT SUS ______________   YAZARI BİLE BELLİ OLMAYAN BU OYUNU   SAMİMİYETİN EN ÜCRA YERİNDE   SAMİMİ BİR DUAYA_____ ÜFLEMEK LAZIM
SİTEM ETME YETKİM BİLE YOK   HİÇLİĞİMİN_________ MEŞHUN TAŞKININI   BALON HABER OLARAK ____ GELİN YAYALIM   ALIŞIĞIZ DEVŞİRME BARINAKLARA   ALIŞIĞIZ KAĞITTAN GEMİLER BATIRMAYA   YADA ALIŞIK DEĞİLİZ DE _________BELKİDE   ALIŞIK ROLU YAPMAK LAZIM
BİR MADAM  VE BİR BURJUVA   ONALTINCI YÜZYILDAN KALMA   HATTA BİR KUTUDA  KURŞUN ASKER   LİMONCU BİR ÇOCUK EKŞİ EKŞİ GÜLÜMSEYEN   GÖZLERİ BAKAN GÖRMEYEN ÜSKÜDAR DA BİR BALIKÇI   BU DÜNYA VE  LİSANINI EZBERLEMEYİ REDDEDEN   BİR DEV____  DEVİN VARLIĞINA ŞÜKRETMEK LAZIM
BENDE UMUT DİYE BİR İKLİM YOK   ACİZLİKLE İSTENEN  KALDIRILMIŞ ARZA____ İKİ EL TELAŞI   DÜNYAYA NAZIR HIÇKIRIKLI BİR ___DUA   TIĞ GİBİ KALAN BİR ___BAŞ GAMMIN EN UZUN MA_KA_MI ŞİMDİ VE ŞİMDİ BİR ŞİZOFREN SIFATIYLA   TARİHTE YENİDEN ANILMIŞ OLMAK LAZIM
İSTEM DIŞI KAS HAREKETLERİ DUDAKLARININ TİTREMESİ ELLERİNİN UYUŞMASI   YADA BOĞAZINA MÜHÜRLÜ BİR GÜLLE______ OTURMASI   AKLI HESABA ÇEKTİĞİNDE   MANTIĞINA DÜŞEN ________KOCA BİR SIFIRIN YANSIMASI   KADAR NET_____________   SONRASI YEDİ DÜVEL _KLİŞE   BU KADAR SESSİZ BAĞIRMA_MA_LI   ÇIKMAZLARA SES ÇIKARMAK LAZIM
DER___UN DİYE BİR OSMANLICAYA YELTENİRKEN   KENDİNDEN SONRA Kİ GELECEK KELİMENİN   BİTHAP DÜŞMÜŞLÜĞÜ__________ VAZGEÇİRDİ
LUZUMUNDAN FAZLA ŞEYLER LAZIM İŞTE   YAŞANMIŞ___ SAVAŞLAR ___________AKLIN SINIRINI ZORLAYACAK DİRENİŞLER________EZİYETİN TAZE KOKULARI   BİR FİLM SENARYOSU BELKİ OSCARA ADAY ______ SIKI BİR GERİLİM LAZIM
ULVİYET LAZIM TAM MANASIYLA   KIYAM _RUKU_ SECDE_ BUNA  HAZIR GÖNLÜM  YARADA NAZIR   GENİŞ BİR UFUK LAZIM   SABIR LAZIM _AF LAZIM   ANLAYIŞI HATMETMEK LA__ZIM   DÜNYADA EKSİK BİTMEZ !!! ŞİKAYET BİTMEZ_____ UZAK BİR MABED LAZIM   DAHA NELER NELER ___MABEDE PENCERE, PENCEREYE PERDE   ____________________________________   YARADANA NAZIR MUHATTAB OLMAK LAZIM   ____________________________________   BİTMEZ İŞTE BİTMEZ____ GELDE GÖR ÜSTADIM   LAZIMDA LAZIM…
sevda
  ” La havle vela kuvvete illa billah ! “
Kategoriler
Aklımdan geçenler Kişisel makaleler Öylesin Esti Şair Sevdiğim şeyler şiir edebiyat Şiirler Şuan Düşündüklerim

BİR ŞİİR ESTİ )

              Arka bahçeye atılmış, gün görmemiş güneş umudu hiç olmamış
hatta çoğu sala vakti yazılmış ne şiirler var; kimi dünyalık kimi ahiretlik, kimi çoşkulu ,kimi şiirin üstüne saatlerce düşersinizde o sizi istemez yazma beni der, kimi kan revan her okunuşta sızlatır.Hayalden öteye geçemeyenler,çalçene şiirler,anlık gelen his travmaları bazen ilhamla karışır ortaya bohem dedirtcek her şey çıkar, değerlimidir şiir? değerlidir şiir ; kimliğine bakılmaz, rengine, künyesine, yaşı yoktur, alan ölçüleri, yargılayamazsın bile bir şiiri, dokunduysa yüreğine kimsenin yapamadığı o vazifeyi yapmış seni orda kilitleyip bırakmıştır bir şiir; işin aslı okuyan yazanı anlamak için uğraşır ama bir aforizma alır başını gider….Müzik gibi, yorum ve yorumcuyla bütünleşmez, bir şiire beste yapıldıktan sonra o şiir imgesel niteliğini kavrama dönüştürmüştür.Oysa canım şiir sizi papatya fallarından bir matematiğe, ordan bir kuduse, ordan bir zindana, ordan birçayıra,göğün en tepesine her yere, her şekilde aynen bir astral seyahat şeklinde taşır. Sait Faik’ in “Hişt Hişt” öyküsünde ne kadar şiir varsa, yaşamın iç sesi de o kadar şiirdir.Dimağımı allak bullak eden,beni kuşatan, karmakarışık yapıp ruhumu celalleştiren sonra aniden dinginleştiren tek bir şiirin başı ve sonu arasında ki süreçtir bende şiir…. 
                      “Aşktan şiir yapmaktan çok şiirden aşkı yapmayı başarmalıdır şair” Abdülkadir Budak ‘ın sözlerine katılmamak mümkün mü? Her şey ısmarlama yapılabilir; resim, müzik, film v.s ya (şiir) bir karşılıkla ne kadar, kim yapar elbet yapılamaz ”hadi sana akrostiş yazıyım” ile şiir yazmanın arasında duygu gibi koca bir fark vardır.Can Bakkotar’ın dediği gibi ”Dili sözden ayırmak; aynaya düşen görüntüyü nesnesinden ayırmak olur”..

– ve 

                     Biri şiir yazar, biri o şiir üzerine kendini. der Behçet Necatigil
nede güzel der ve nede samimi şiirleri gibi.. )
svd

Kategoriler
Aklımdan geçenler Öylesin Esti

YALAN İLİŞKİLER

Evet ilk yazım için iddialı bir başlık oldu ama son zamanlarda sosyal yaşamda dikkatimi çeken bir konudur ilişkilerimizdeki yapmacıklık.En yakın arkadaşım dersin sonra 10 dk seni yağmurda bekletsin tavır koyarsın , evleneceğim kadınsın veya erkeksin dersin niye mesaj atmadın diye tartışırsın vs… Yani ilişkilerimiz çok basit sebepler neticesinde bozuluyor.Bunun sebebide bana kalırsa bu ilişkilerin yine çok basit sebepler üzerine kurulmasıdır. Yani nasıl bir binayı sağlam bir zemine yapmazsanız en ufak bir sarsıntıda yerle bir oluyorsa ilişkilerde aynı.Sen boş vakitlerimde takılırım , canım sıkıldığın da bir mesaj atarım buluşup vakit geçiririz diye arkadaş edinirsen emin ol ki o arkadaşlık uzun vadeli değildir.Çıkar ilişkileridir bunlar.Hatta arkadaşımızdan veya sevgilimizden bizi anlamalarını beklemek bile bence çıkar ilişkisidir.Kendi kafama göre birisiyle takılırım ben diyen bir insan kendi kafasına göre takılır ve ilişkilerini kafasına göre yaşar.

Çevremizde ilişkimiz olan kişilerle olan diyaloğumuza bir bakalım ; arkadaşımız “Hacı gel sinemaya gidelim , yüzmeye gidelim , halı saha maçına gidelim” diyorsa bizde “Oğlum ben sinemayı sevmem , yüzmeyi bilmem , top oynamam” diyorsanız o zaman kendinize bir dost tutun(!). yani bir insan tutun parayla ben şunu seviyorum , şuraya gidelim deyin.

Yani sonuç olarak arkadaşlık veya ilişki deyince akla gelen ilk kavram olan aşk; fedakarlıktır. Sen kişisel zevklerinden fedakarlık yapacaksın arkadaşının hoşlanıpta senin hoşlanmadığın şeyler yapacaksın. Ama bunu yaparken dahi asla dün senin istediğin yere gittik bugün benim dediğim yere gidelim gibi bir beklentiye dahi girmemek gerek. Yani yaptığınız fedakarlıktan fedakarlık yapmanız lazım.Asla fedakarlığınız aklınıza gelmemeli.Eğer bu düşünce karşılıklı olarak ilişkilerde sağlanırsa işte o zaman tam anlamıyla bir ilişki ortaya çıkar.ÇOK MU OLDU(!)

Kategoriler
Aile bağları Dünya ülkeleri İslam Dini Şair şiir edebiyat Toplumsal Konular Yazar

”SUS”

Ben sana seni soruyorum ”nasılsın”?
Sen,,,, İstanbul iy\i diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Sen bol ışıklı hala yarım kaldırımlar da var diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Kar yağışı çok ama herşeyi örtemedi diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Kölesi olacağım” bir harf öğreteni ”bulamadım diyorsun
… … Ben sana seni soruyorum,
Boğazda pek yeşillik kalmadı, taşları duvarları arttı diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Cahil alimler her yerde;kabus gibi çöküyorlar üstümüze diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Yokluk yoksulluk, varlığın içinde göz göz oluk diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Kur-an bir yükseğe asılmış, dantelli örtüye sarılmış
Ben sana seni soruyorum,
Din,, hürmet gelenek ipiyle asılmış,diyorsun.
Şah damarım tıkanmış, herkes çoook iyi de işte,
Sular çok soğuk” abdest” şeytan tekkesine atılmış diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Ölenlerime üç yaptım, yedi kattım, kırk dağıttım
Ellisinde son ağıtım, altmışında unuttum diyorsun,
Ben sana seni soruyorum,
Filistin , Pakistan,Endonezya, Keşmir, Patani, çok kirli
Oysa ben,, daha kapımın önünü bile süpüremedim diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
İki dirhem bir çekirdek aile,vize cıkartmış odadan odaya Yabancılaşma boy boy diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Üç değil beş maymunum la mutlu mesud ve bahtiyarım
Gülmek isterken herkez, ben ağlıyamıyorum diyorsun.
Ben sana diyecektim ki ,,,SENİ…
-Sus ebediyen sus..
Küf kokmuş bedenimdeki kulak denilen uzvum,
İnsan sıfatı gibi görünen yüzüm,
Çağa satılmış beş para etmez ruhum var\ken benim
SUS DİYORUM SUS..

SVD

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Hayat üzerine Öylesin Esti Yazar

Yuvarlanmaya Geldim Dünyaya

Sıradan bir emre günüydü işte, yuvarlanmak sanatını en iyi icra edenlerdenim bu dünyada, bu konuda bana “usta” diyeceklere asla mütevazılık yapmam çünkü öyleyim yuvarlanmaya geldim dünyaya…

Bu dünya bir pencere ve benim pencerelerim de epeyce çok bu evde. Bugün miladi takvimciler için yeni bir yıl ve yeni umutlar eşliğinde mutluluk paslaşmaları… Her ne kadar aslı hicri takvime uymak zorunda olması gereken bir toplum olsak da 11 günlük ilave ile çakma miladiciler olarak bugünü benim de öyle ve ya böyle bir şekilde girmem gerekiyor. “Nasıl girersen öyle çıkarsın” batıl inancına da sadık kalarak hem de; her ne kadar kutlamak sayılmamış olsa da benimkisi, bundan kime ne! Benim miladım bana özel değil mi? Sanki konuşuyormuşum diye yazdığım için eleştiren edebiyatçılara Kazım Koyuncudan “uyy aha” melodisini armağan ediyorum, eğlenmek için yazıyorum ama saygımızda askıda asılı değil hani…

Ne zaman evden çıksam, sokaklar, caddeler arasında kayboluyor umutlarım. Oysa biliyorum ki herkes arayışlarını temin etmek için, beklentilerine cevap bulmak için sokaklarda. Oldum olası kalbimle aram pekiyi olmadı, ruhuna öküz yaşıyorum diyebilirim. Bu durumda geldiğim nokta ile gideceğim nokta hiç paralellik göstermeyecek.

Yalnız yaşayanın hayallerinin de yalnız ve yanlış olması kadar doğal bir şey yok hayatta. Ya şarkılara sığınırsın ya kitaplara ya da bilmem ki alternatifi olanlar vardır parayla eşdeğer düşecek. Höşmerim severim ben Balıkesir de çocukluğumun geçmesinden olsa gerek. Bulması yapmasından zor bir tatlı gibi görünse de bir bölgenin en kültürel damak tatlarından biri işte. Bu tatlı nerden çıktı diyenlere şu an yiyorum da ondan. Aslında bir özeleştiri yapacaktım ben İzmit için. Bu şehrin griye kaçan bir yüzü var. Ne siyah ne beyaz hep ortada kalmış bir hali var işte, kargalarla-martıların aynı gökyüzünde uçmasından mıdır bilemiyorum artık. Aslında biraz seviyorum bu şehri ama kitapçılarını asla, buradan beni okuyanı var mıdır bilmiyorum ama hep okunmaması gereken edebiyattan uzak kitapları getirmekle küfrümün merkezine oturmaktalar.” Neyse sözlerimi bileyip keskinleştirmektense taşa vurup köreltmeyi tercih ediyorum artık!”

Olmadı. Alamadık istediğimiz kitapları, bari yakın bir dostumuzu görelim dedik. Sohbetiyle ülke sorunlarından, iş-aş-aşk üçlemesine kadar yüzeysel desem de onunla asla derinden yüzeye çıkamayan iki denizaltı gibi kaybolduk sohbette, içtikçe çayı insanlığımıza dostluğumuzu bir kez daha çiviledik. Ondan sonrası da var bu işin yalnız kalmak ve bir aitlik eki gibi “sadece ben olmak” gibi bir şey işte! Ev mi dışarısı mı ikilemesinin ardından içki içtiğimden ya da çok eğlendiğimden değil ama barda buldum kendimi her ne kadar öncesinde damsız girilmiyor kibarca yaklaşımı olsa da bir şekilde bunu da aşarak, çakma damımızla girdik vesselam… Tanımadığım bayan arkadaşa da usta oyunculuğundan ötürü minnettarlığımı gönderiyorum buradan, sayemde bedavaya girdi ya neyse…

“Gücüm olsa tüm tabularımı yıkardım hayatta
Elimde taş gibi olsaydı cesaretim
Belki bu kadar içime ait olmazdım
Keşif haritamı elbette verirdim birine
Ama öyle bir boşluk var ki içimde
Milyonlarca sebep yine de yalnızlığıma ortak olamayacak hiç!”

Ev mi dışarı mı ikileminin zaferi dışarının da mağlup olacağı an geldiğinde yorgun olan bedenimi annem ve babamla dinlendirmek huzurla eşdeğerdi. Hayatı en basitinden yaşayan biri olarak hayatta ki önceliğinizin “daha az kalp kırmak ve daha az hak yemek” üzerine kurmanızı sadece bir insan olarak önerdikten sonra uyumakla bedenime hediye vermek durumundayım. Hediyesini ısrarla bekleyen bedenime daha fazla direnemeyeceğimi otuz yıldır iyi biliyorum çünkü o da bana yarın yeni bir gün armağan edecek… Şimdilik eyvallah dostlarım!

Çakma miladı takvimcilerden biri olarak hoş kalasınız hep!

Emre Onbey (sizden biri/belki sen)