Kategoriler
Kişisel makaleler Sevgi ve Ask Dünyası

Arada Bir Çık Karşıma

“Şeytan bile günde kaç defa geliyor bana
Sen ondan daha beter olamazsın ya
Gel güzel gel- gel de kendi değerini yabancı gözlerle gör”

“Yazdıklarım kadar az, yazamadıklarım kadar tarifsizsin. Hani tutsam ellerinden özgürlüğe yürüyeceğimi iyi biliyorum. Ama öyle bir yerde takılıyorum ki hayata, ne kendimi bulabiliyorum ne de seni. Hiç bitmeyecek kıyılmalara inat yine senin için nefes alıyorum. Kavuşmalar böyleyse eğer-ben, seni en güzel kavuşmalara ısmarladım o zaman… Gitmeden önce sana bir şey sormak istiyorum, eskisi gibi gamzelerin duruyor mu o cennet yüzünde?”

Sahi kim suçlu bu hayatta, sevmeyi yaşamak bilen mi yoksa yaşamayı sevmek bilen mi? Hangi rüzgâr çözer bu kördüğümü ya da olurda mecnun çöllerden kalkıp gelir mi? Bir tutam umut fidanı orman niyetine ekilirse kabul olur mu dualarımız? Biz ölsek de aşkı devam ettirenler çıkar mı, merak ediyorum işte! Arada bir kafama takılıyor. Kurcalıyorum hayatın bam telini, olmadı yavru bir kuş gibi ilk kanat çırpışta çakılıyorum yeryüzüne…

Yine karşılaşırız ey yar, hem de ayrıldığımız o parkta… Önce susarsın sonra gözlerinden akan iki damla yaşta boğulursun! Ama korkma pişman olmazsın/ çünkü sen o eski adam değilsin artık! Bana bunları söyleten yürek, o seni seven cesur yürek değil! Gördün mü zaman ne kadar çabuk geçti-dünya sandığın kadar büyük değilmiş işte. Büyük olan sevgiymiş… Sende git sevgili, diğerleri gibi sende kork sevmekten! Bu dünyanın düzeni günübirlik ilişkiler olmuş, var sende git yoluna!

Ama var ya benden öyle kolayca unutmamı bekleme sakın, yapamam. Kırılırım. Parçalanırım. Ama unutmak varsa işte orada ben yokum. Her şey iyiyken güzeldik de, ayrılınca mı düşman olduk. Ben, seni yine güzel hatırlarım. He arada bir derim “olmasaydı sonumuz bu şekilde, ayrı yastıkların müdavimi olmayaydık” emin ol hep güzel yâd ederim seni. Benim kitabımda unutmak yok-zaten kendini unutturacak kadar seven de asla sevmemiştir, bunu bilirim!

Arada bir çık karşıma olur mu? Tesadüftür deriz ama biliriz kaderin bize yaptığı hatır oyununu da. Unutma beni de, ne sevgimi ne de içimdeki seni… Arada bir çık karşıma göster insanlığını. Aşkta dostluktandır, unutma!

EMRE ONBEY

Kategoriler
Amo-Seo-PR Günlük hayat Günün Tarihi İnternet Dünyası Webmaster yardım

Pagerank – Yeni Pagerank Güncelleştirmeleri

Yeni Pagerank Güncelleştirmeleri

4.Ayın sonunda herkesin merakla beklediği, hatta çoğu kişinin rüyasına bile giren Pagerank güncelleştirmeleri oldu.. Herkes bu güncelleştirmeden nasibini aldı.. Fakat iyi mi kötü mü bunu tam olarak anlayamadık.. Çünkü bazı kişilerin yüzleri gülüyor bazıları ise kastığı sitenin düşmesinden yakınıyor..

Pagerank Backlinklere göre verilmedi mi?

Evet arkadaşlar herkesin kafasında bu konu hakkında bir soru işareti var.. Çünkü çoğu kişinin backlink kastığı siteler düşüşte,aksine hiç kasmadığı sade konu açtığı,düzgün yüzüne bile bakmadığı siteler ise çıkışta.. Benim düşüncem ise google, Pagerankları sade backlink e bakarak vermedi..Tabiki backlink inde etkisi var ama buna güncellik,özgünlük,ziyaretçinin sitede geçirdiği süre ve hit de etki ediyor..Biz yinede google a versede vermesede teşekkür ediyoruz, çünkü google sayesinde kaç kişi ekmek yiyor biliyoruz..

Pagerank ın önemi varmı?

WebMaster lığa adım attığım ilk zamanlarda bu konu gerçekten kafamı çok kurcalıyordu fakat gün geçtikce anladım ki gerçekten pagerank ın önemi var..Çünkü Pagerank bildiğimiz üzere Google ın gözünde sitemizin değeri.. Hem PR nin bu kadar önemli olmasa niye bu kadar kişi sürekli pagerank için link değişimi , link alımı – satımı yapıyor ki? . yani burdan bi sonuç çıkarıyoruz ki Pagerank ın önemi var.. ve bi arada şöyle bir şeyde duymuştum – Google index atarken azda olsa pagerank ada önem veriyormuş.. Katılıyorum.. deneyimlerim ve gözlerimlerim bu yönde..

Pageranklı Sitelerimizi Nasıl Kullanmalıyız?

Şimdi herkesin aklında arka planda kalan sitelerinden Link satmak veya sitelerini link değişime sokmak geçiyordur.. Bence bu yanlış.. Çünkü daha yeni güncelleştirme oldu ve Google tamamen güncelleştirmeyi bitirmedi.. Her an sitenizi aşağıya atabilir bu yüzden bu konuya dikkat etmemiz gerekiyor.. Pagerank güncelleştirmelerinin tamamen bitmesini bekleyip, linklerimizide belirli zamanda eklemeliyiz diye düşünüyorum..

Kategoriler
Dünya ülkeleri Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Yeni dengeler – Türk Milleti

 

AKP’nin sürekli dilinden düşmeyen bir tabiri vardı;

" Yeni dünya düzeni, dünya değişiyor. "

Türk Milleti’nin Milli değerlerini ayaklar altına aldıkları her vakit, bunu bahane ettiler.

Milliyetçiyiz diyene; " Dünya değişiyor. "

Atatürkçüyüz diyene; " Dünya değişiyor. "

Karabağ’ı istiyoruz diyene; " Dünya değişiyor. "  deyip susturmaya kalktılar.

Peki kardeşim, dünya değişiyor biz Milliyetçiliği bırakalım…

Kendi değerlerimizi savunmayalım. O zaman Kürt açılımı niye?

Dünya bir tek bize mi değişiyor? Kürtler’e değişmiyor mu?

                            ***

Ve bütün bunların üzerine, AKP Millet’in gözünde bitmiştir. Bu Millet, Milli değerlerinin yok olmasına razı değil. Bu durumun, ABD’de farkında. Artık AKP, zamanını doldurmuştur. Çünkü bu açılımın AKP eli ile yapılması, Millet’in irkilip kendine gelmesine neden oluyor. AKP’nin 7 yıldır sicili kabarık.

Peki alternatifler kimler?

CHP-MHP koalisyonu yada Abdüllatif Şener’in partisi. Belki de, " Üçü bir arada " tadına bakmak isteyebilir Amerika. Amerika’nın bu alternatifler üzerinde durmasının yegane nedeni, CHP-MHP açılımı devam ettirir fakat bu kez Millet ses çıkarmaz düşüncesidir.

Onlara göre bizim içimiz, CHP-MHP koalisyonunda, nasıl olsa biri Atatürkçü diğeri Milliyetçi diyerek rahat olacak.

Halbuki, yanılıyorlar.

Aksine, CHP-MHP’ye olan güven eskisi gibi değil. Yine kemikleşmiş kitlelerinin yanına bir de kesinleşmiş sempatizanları, yani ana-baba faktöründen dünyaya MHP’li yada CHP’li gelenler, bu partileri ayakta tutacaktır.

Ama, CHP-MHP’nin genel anlamda değişimi şart!

Başka türlü, sürekli olduğumuz yerde saymaya devam ederiz…

Değişime örnek vereyim…

MHP’nin, Ülkü Ocaklarını kaldırmaktan vazgeçip, yenilemesi en doğru olanıdır. Bugün gençliğin Milli şuura ihtiyacı var. Ülkü Ocakları, son zamanlarda gittikçe dahada kötüleşmeye başlayan imajından sıyrılabilir. Çok sayıda, Üniversite mezunu Ülkücü insanımız var. Bunlar, Ülkü Ocaklarında eğitim amaçlı aktif rol almalıdır. Ülkü Ocakları, asıl amacı olan kültürel birliğimizi korumaya daha çok önem vermelidir. Kısacası, MHP Türkçü kimliğine geri dönmelidir ki, Oktay Vural’ın, " Bozkurtlar’ın nefesi ensenizde. " gibi söylemleri, buna bir işaret kabul edilebilir ama öyle olmama ihtimalini göz ardı etmemek lazım…

CHP’de, koalisyon olursa Türkçü kimliğini geri kazanmak zorundadır. Bu şekilde toplum daha da birlik olacaktır. Bakın, Mustafa Kemal ATATÜRK ne diyor;

" Etimin ve kemiğimin babası Ali Rıza ise, fikrimin babası Ziya Gökalp’tir. "

Bu kadar net söylüyor Ulu Önder. CHP, sosyalist bir partidir. Örneğin, gençlik kolları bir afiş hazırlamış. Atatürk’e hediye edilen kurt heykelinde ki figürün kafası ile aynı olan kurt başlarını, Gamalı haç şekline getirip, ağzından kan damlayan kurt efektine sokup, " Faşizme hayır " sloganı hazırlamıştır!

Bu, en başta Atatürk’e saygısızlıktır, tabi CHP açısından bakıldığında. Esasında ise, bütün Türk Milleti’ne yapılmıştır bu saygısızlık. CHP, aklını başına toplamalıdır.

Zira, kendini birşey zanneden cahil gençler ile dolmaya başladı parti. Görüldüğü gibi, Türkçü çizgi aslında iki partiye de uzak değil. İmkansız değil…

Bunu, ABD istemeyecektir.

                             ***

ABD bunu neden istemez?

Bakınız…

Türkçülüğün amacı bellidir; en büyük kaynak her zaman Millet’tir. Türkçülük, Türk Milleti’nin potansiyelini kullanabilecek en doğru ideolojidir.

Türkçüler, Amerikancı yada Rusçu değildir. Bu yüzden Türkçü’dür!

Ama, Türkçülüğün yakasına ısrar ile yapışan bir iddia var ki, yalanın daniskası…

" Türkçüler, Amerikancı’dır. Mason’dur. "

Böyle bir iddia bulunan kimseler ki ben bizzat defalarca farklı kişilerden duydum bunları, Türkler!

Peki bunlar Türkçüler’in kurduğu memlekette yaşamıyor mu?

Yada sormak lazım, Mason locasında mı karşılaştınız Türkçüler ile?

Ağızlarından salyası akan hocaları, Kuzey Irak’ta okul açtılar. Barzani’de açtı.

İkisindede ortak nokta şu; ikisindede Kürtler’e Kürtçe, Türkmenler’e İngilizce eğitim veriliyor!

Oysa, Türkiye’de ki üniter yapıyı sorgulayanlar, Kuzey Irak’ta kurulmak istenen Kürt Devleti’nin kimliğini, son yazdığımdan beri hala sorgulamıyor…

Ve sorgulamayacaklarda.

Türkiye-Ermenistan maçında, Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya, Ermenistan tribünlerinde barış adına Ermeni tribününde yerini aldı.

Bu bayan, barışı Ermeni tribünlerinden değil, Türkiye tribünlerinden sağlamaya çalışmalıydı! Sanki, Türkiye tribünleri ile, ülkeleri ile barışıklarda…

Bizi temsilen Ermeni tribününe geçiyorlar. Sizi bir gün, bizimle barışmak için Türkiye tribünlerine davet ediyoruz!

Bir de, Kürt filmi vizyona girdi. Kürtçe bir de…

Yapsınlar, Türk’ü ilgilendirmez. Bizi farklılıklara alıştırıyorlar ya…

Bu ülkede, artık " Tarkan, Malkoçoğlu " gibi filmler yapılmıyor. Oğuz Kağan’ın hayatı yada Kanuni’nin hayatı film yapılmıyor.

Yapılsa, " Faşist " damgası yiyor!

Bu ülkede, Kürtler " Kürdistan " deyip durarak kendi kültürlerini yaşarken, Türkler, " Bozkurt " sembolünden, kendi tarihinden bahsettiğinde, " Faşist " oluyor.

Sonuç olarak, bu ülkeye Kürt değil, Türk açılımı gereklidir.

İlk adımını da, AKP ülke dışına defolarak atmalıdır. Aynı şekilde, AKP zihniyeti ve onu savunanlarda…

Başka türlü çözüleceği yok bu işin!