Kategoriler
Eğitim - öğretim Genel Konular Günlük hayat Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine

Neden mi Anadolu Türklerin !?

“öyle değerli bir toprak ki Anadolu, bu zamana kadar hiçbir ulus bu kadar uzun zaman üzerinde yaşayamamış! Yaklaşık yetmiş ulusa ev sahipliği yapmış! Hititler, Frigler, Lidyalılar, İyonlar, Urartular (MÖ 2.bin-MÖ.600 yılları arasında)Persler (M.Ö 543–333) İskender İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu, Bizanslılar (395–1071) Osmanlı imparatorluğu (Türkler) (1071-…) sadece en bilinenleri; kurulan küçük kavimlerin gerçek sayısı çok daha fazla. Bilinen tek gerçek ise sadece adaletli insanları üzerinde barındırdığı…”

Dört mevsimi tam keyfiyle yaşayabildiğiniz, sayısız nimetleri yetiştirebildiğiniz; hani bir anlamda toprağa ne ekseniz, sevgiyle beraber güzelleşeceği ender yerlerden biridir Anadolu! Dünyanın beşiği olmayı her zaman hak etmiş. İlk medreseler, hanlar, kaleler, mimari eserler hep bu topraklarda inşa edilmiş. Sayısız bilim adamıyla dünyanın çözümü olmuş: “Matematikte Tales ve Pisagor, Tarihte Heredot, Tıpta Hipokrat, Felsefede Diojen, Mevlana…“ Osmanlının yetiştirdiği dâhileri sayamıyorum, sığmaz buraya! Çünkü Allah bu toprakları cesur yürekli, vefalı, halden anlayan insanlarla donatmış. Burada olup da güzel düşünmemek elde mi, insanlara yardım etmemek, haksızlığa karşı asi olmamak elde mi-değil tabiî ki de!

Bu toprakların hakkı fazlasıyla var üzerimizde. Çünkü gerçekleri ayna değil kara toprak gösterir. Çok değil bir metre kazmanız yeterli bu toprakları, görmek istediğiniz buysa eğer! Hani gerçekten bilmek istiyorsanız her şeyi, elinizi-kalbinize götürün ve sorun kendinize, “neden Anadolu bu kadar önemli yaşantımda” diye, sorun bir kerecik! Dert varsa-dermanında bulunduğu çok ender bir topraktır Anadolu!

Peygamberimizin İstanbul ile ilgili şu hadisini hem düşünürüm:” Muhammed b. Ebî Seybe, Zeyd b. el-Hubâb’dan, o da Velid b. Mugire el-Meâfirî’den işitmiş. Velid b. Mugîre Abdullah b. Bisr el-Has’amî’den o da babasından işittiğine göre Nebi (a.s.) söyle buyurmuştur:
“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan onu fetheden ordu ne güzel ordudur.” Acaba neden İstanbul, neden Anadolu bu kadar önemliydi! Birçok dine ev sahipliği yapmış bu toprakların asıl derdi neydi? Kimi bekliyordu! Hangi dine bağlı ulusun diline mazhar olacaktı! Bir gizli düğüm ki bunu ancak iyi insanlar açabilirdi ve öyle de oldu sanırım, şükürler olsun!

Bu dünyadan bize kar kalan çok şey var, en çok atalarımızdan, Anadolu topraklarından kalan… Ama biz bilemediğimiz bir umutsuzluk, karamsarlık hallerindeyiz. Mustafa kemal Atatürk hasta yatağından gelecek nesillerin aydınlanmaları için yazdığı ders kitaplarından eser yok şimdilerde. Bir de üstüne, kendi tarihimizi unutmaya çalışıyoruz! Bizler neyi hak ediyoruz acaba? Korkarım bu topraklar bizi de istemeyebilir! Yüzyıllardır yapılan güzellikleri unutarak yaşamanın bedeli bu olmamalı! Bu topraklara layık birey olarak yaşayabilmenin türlü mutluluklarını tatmak varken, içimizdeki bu vefasızlığın daha ne kadar esiri olacağız!

Unutmayalım gerçekleri kara toprak gösterir. Üzerinde yaşarken yaptıklarımızın hesabını altında vereceğiz. Kaldı ki bu toprakların üzerinde yapılan güzelliklere yenilerini eklemek varken, atalarımıza dua edip-şükretmek varken; hani daha çok çalışıp milli sermayelerle üretmenin mutluluğu tatmak varken-neden çaresiz olalım ki?

Biz Türkler bu Anadolu toprağının şimdiye kadar reddetmediği tek ulusuz! Çünkü dünyanın en güzel insanı olan Hz. Muhammed (s.a.s.) hadisine inanıp-savaşan tek ulusuz! değerini bilmeliyiz bu vatan toprağının, sahi haksız mıyım?

EMRE ONBEY

Kategoriler
Geçmiş Tarih

Anadolu Uygarlıkları

Hayatın Yontma Taş Devri’nde başladığı kabul edilen Anadolu’da Tarih Öncesi Devirlerin en eski yerleşim merkezleri şunlardır :

Yontma Taş Devri’nde,
Antalya dolaylarında Karain, Beldibi ve Belbaşı mağaraları

Cilalı Taş Devrin’nde,
Diyarbakır’da Çayönü ( Tarımsal üretimde en eski yerleşim yeri )
Konya dolaylarında Çatalhöyük ( En eski şehir yerleşmesi )
Gaziantep’te Sakçagözü
Malatya’da Caferhöyük

Maden Devri’nde,
Çanakkale dolaylarında Truva
Burdur dolaylarında Hacılar
Çorum dolaylarında Alacahöyük
Yozgat dolaylarında Alişar
Van’da Tilkitepe
Kayseri’de Kültepe

Hititler

Anadolu’da merkezi yönetimi kuran ilk kavimdir.
Pankuş adı verilen meclisleri vardır.
Anal denilen yıllıkları hazırlayarak ilk tarafsız tarih yazıcılığını başlatmışlardır.
Orta Anadolu’da etkinlik göstermişlerdir.
Merkezleri Hattuşaş’tır.
Tavananna denilen kraliçeler yönetimde söz sahibidir.
Mezopotamya’dan aldıkları hukuk kurallarını daha da yumuşatarak uygulamışlar, aile ve ceza hukukunu geliştirmişlerdir. İdam cezası verilmemiş, cezalandırmalar da fidye usülü uygulanmıştır. İlk kez kadına miras ve mülkiyet hakkı verilmiş, evlilikler devletin güvencesi altına alınmıştır. Bu durum dünyanın ilk medeni anayasasının Hititlere ait olduğunu kanıtlamaktadır.
Halk yönetenler ve yönetilenler diye iki sınıfa ayrılmışsa da belirgin bir sınıf farkı görülmemiştir.
Urartular gibi Çivi ve Hiyeroglif Yazısı’nı birlikte kullanmışlardır.
Mısırlılarla Kadeş Antlaşması’nı imzalamışlardır.
MÖ VII. Yüzyılda Asurlular tarafından yıkılmışlardır.

Urartular

Doğu Anadolu’da etkinlik göstermişlerdir. Merkezleri Van’dır.
Maden işlemeciliği, hayvancılık, dokumacılık, kale, sur ve su kanalı yapımı gibi alanlarda ileri gitmişlerdir.
Hititler gibi Çivi ve Hiyeroglif yazısını birlikte kullanmışlardır.
Diğer Anadolu kavimleri gibi çoktanrılı dinlere ve ahirete inanmışlardır.
İskitler tarafından zayıflatılmış, Medler tarafından da yıkılmıştır.

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Eğitim - öğretim Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat iletişim Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine

TARİH İLE ÖYKÜ – 1

Günümüz dünyasında, artık insanlar tarih değil öykü okuyor. Bunun en büyük sebebi, tabi ki batılı anlayıştır. Batılılar da, genel anlamda efsanevi anlatış şekli hakimdir. Bunun için çoğu olaya temkinle yaklaşılır. En azından ben öyle olduğunu düşünüyorum.

Örnek olarak, Anglo-Sakson tarihini inceleyen bilir. En güçlü krallarını bile abartırken aslında ne kadar büyük hatalar yaptıklarının farkına varamayan Anglo-Sakson tarihçileri, bugün nesillerinin tarihçi değil öykü yazarı olmalarının başlıca sebeplerindendir.

Ülkemiz de okullar da okutulan tarih kitaplarını inceleyin. Olaylar anlatılır ancak ayrıntıya girilmez. Kısaca özetleme yapılır. Bu yanlış bir yöntemdir. Yani Selçuklu dönemini anlatıyorlarsa, o dönemin sadece politik-ekonomik-askeri sebeplerine girer ancak az da olsa ayrıntı vermez.

Bu hatadan dönülmedikçe, Türk Milleti’de öykü okumaya mecbur bırakılacaktır.

Batılılar, heyecanlı insanlardır. 10 kişi ile 12 kişiyi yenseler, bunu 10.000 kişi ile 12 milyonu yenmiş gibi anlatır, olaylara hurafeler karıştırır öyle anlatırlar.

Hurafelerin tarihe karıştırılması, Türkler’den ziyade Araplar ve batılı toplumlarda görülen olaylardır. Türkler’de bu toplumların öykülerine kendilerini kaptırmış ve yine kendi tarihlerine yazık etmişlerdir…

Biz, Türk Milleti olarak ” gizemli ” olaylara meraklıyızdır. Şu ana kadar ki gözlemlerime dayanarak söylüyorum, Türkler’in gerçek tarihi herkesin ilgisini çekmektedir. Önce, klasik ” hadi canım! ” şeklinde yaklaşımlar görebilirsiniz. Ancak bu durumun üzerine düştüğünüzde, onları ne kadar etkilediğiniiz farkedecek ve bu işten zevk alarak yaptığınız bir misyon yartacaksınız.

Türk toplumunu, özellikle siyasi-stratejik konular da umutsuzluğa düşüren, tartışmalar da 1-0 geriden başlatan neden, tarihimize sıkıştırılmış yalanlarla dolu öykülerdir. Geçen demokratik bir biçimde azınlıkların haklarını arama iddiasında olup terör örgütüne bağlı olmaktan başka birşey yapmayan partinin vekili, bir vekilimize ” biz Anadolu’ya sonradan gelmedik. ” deyince, vekil sustu kaldı.

Bunun sebebi de Türkler’in 1000 yıldır Anadolu’da olduğu yalanıdır!

Biz Anadolu’da 13.000 yıldan fazladır var olduğumuzu her fırsatta kanıtlamışken, ülkenin vekilinin bu olaylardan, bu gelişmelerden habersiz olması üzücüdür. Hadi onun cehaletine hak olan bu da, bu koskoca Millet’e de bu mudur hak olan?

Eğer uykuda ise, hele ki bu uyku gafletin getirdiği sahte rüyalarla dolu ise, ona da haktır! Ama kim ne derse desin, asıl suçlu olan yetkililerdir. Çünkü, acizlik diz boyu yetkililerimiz çoğunlukta maalesef.

Bugün Atatürk’ü aklı sıra eleştirenler, onu örnek almamakta diretip, ondan cayıp başarısızlıklarını onun ve onun anlayışı ile alakalı olmadığı halde o’na dayatıp işten sıyrılmalarına Milletimiz alıştı.

Bugünün mevcut iktidar partisinin önde gelen isimlerinden birisi, ” X, W , Q harflerini alfabeye sokma düşüncemiz yok ama bunlar zaten TRT dahil pek çok yerde kullanılan harfler ” demişti. Yani o da aklınca bu hedeflerine zemin hazırlayacak!

eyy_turk
TARİH İLE ÖYKÜ - 1

Kategoriler
Günlük hayat Günün Tarihi Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Ermenistan Türkiye yakınlaşması

Son zamanlarda Ermeni-Türk ilişkileri giderek ısınmaya başlıyor. Bu ilişkilerde Türkiyenin rolü özellikle çok önemli. Stratejik konumu itibarı ile Türkiye Ermenistan için için çok önemli bir köprü. Türkiye Ermenistan ile tam olarak anlaşmadıktan sonra bu köprüyü kesinlikle açmamalıdır. 

Tarih boyunca Romalılar, Persler ve Bizanslılar tarafından Anadolu’nun bir yerinden diğerine sürülen, savaşlara itilen ve çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler, Türklerin Anadolu’ya girişlerinden sonra; Türklüğün adil, insani, hoşgörülü, birleştirici töre ve inancından yararlanmışlardır. Bu ilişkilerin gelişme ve doruğa ulaşma çağı olan 19. Yüzyıl sonlarına kadar süren devir, "Ermenilerin altın çağı" olmuştur.Fakat Ermenilerin dış güçler tarafından kışkırtılması ve katliam söylentileri Ermenileri bir anlamda isyana sürüklemiştir.Ermeniler katliam gerekçesi ile uzun yıllar Türkiyenin önünü kesmeye çalışmaktadır.

Nitekim, Türkçe konuşan, ayinlerini bile Türkçe yapan bu topluluktan devlet kademelerinde önemli görevlere yükselenler, Bayındırlık, Bahriye, Hariciye, Maliye, Hazine, Posta-Telgraf, Darphane Bakanlıkları, Müsteşarlıkları yapanlar ve hatta Osmanlı Devleti’nin meseleleri üzerinde Türkçe ve yabancı dillerde eserler yazanlar bile olmuştur.Buna rağmen Ermenilerin isyankar tavrı ilişkileri tıkamıştır.Tıkanan bu ilişkiler son zamanlarda Ermenilerle yapılan protokol vb. iletişimlerle sağlanmaya çalışılmaktadır.Ne kadar başarılı olunduğunu ise zaman gösterecek.Uzun yıllar katliam iddaalarıyla çalkalanan Ermenilerin bu iddalarından hemen vazgeçmeyecekleri bir gerçek…. Bu nedenle Ermenilerle ilişkilerde her zaman temkinli olunmasında fayda vardır. Nitekim Ermeniler atacakları adımlar çok önemli.Karabağ sorunu en büyük meseledir.

Bu sorun kesinlikle çözülmeli ve bir sonuca bağlanmalıdır.