Kategoriler
Genel Konular Toplumsal Konular Türkiye üzerine

SORUNLAR ŞİDDETLE ÇÖZÜLMEZ

Dünya tarihine baktığımızda çok fazla savaş,ihtilal,baskınlar,harekatlar,katliamlar görürüz. Sadece I. ve II. Dünya savaşlarında 300 milyondan fazla insan öldürülmüş. Milyonlarcası da sakat kalmıştır. Bu savaşların kökenine baktığımızda, çeşitli ideolojilerin baskın ve üstün olma isteğini görüyoruz. Amerika’nın Japonya’ya atom bombası atması, Hitler’in milyonlarca yahudiyi öldürmesi de kanın ve şiddetin dünyada ne kadar yaygın olduğunun bir

Günümüze baktığımızda ise; ABD, Ortadoğuda bir çeşit baskı sistemi kurma gayretinde.Bazı ülkeleri işgal ediyor, gerektiğinde giriyor,bombalıyor ve savaşlar çıkartıyor. Bunun arka planında da Ortadoğu’daki bağnaz ve radikal grupların oluşturduğu tehlikeleri ortadan kaldırma gayretinde olduklarını görüyoruz. ABD, yıllardır bunu yapıyor. Vietnam’da, Japonya’da, Irak’ta milyonlarca ton bomba atıldı. Milyarlarca mermi atıldı. Binlerce askerleri öldü. Milyonlarca masum, sivil, yaşlı, kadın ve çocuk şehit oldular. Hiçbir zaman çözümü şiddetle sağlayamadı. Sağlayamaz da.

Fikri mücadeleyi hiçbir zaman düşünmedi Amerika. Karşındaki idelojinin yanlışlığını anlatmadı. Hep yıkma bombalama düşüncesinde oldu. Doğru fikri doğru düşünceyi broşür yapıp bomba yerine atılabilir mesela. Televizyonlarda ilmi yayınlar yapılabilir gazete ve sosyal medyada şefkat temelli bir yaklaşımda bulunulabilir. İnsanları yok etmeye değil ıslah etmeye yanaşmalı. Nefretin yerine sevginin şefkatin merhametin tesis edilmesi için mücadele etmeli. Amerika, büyük ülke olduğunu ancak bu şekilde tüm dünyaya gösterebilir. Ki örnek alınabilecek bir ülke olsun. Şu anda dünyanın gözünde katil bir ülke pozisyonunda. Bunu artık değiştirmeli.

Aynı şekilde Türkiye’de pkk’ya karşı yıllarca mücadele etti. On binlerce şehit verdik. Ama asla  fikri bir mücadele denenmedi. Aklın yolu birdir denir. Aklın yolu, Kuran’da anlatılan ve imanla birlikte gelen akıldır. Komünist ideolojiye sahip pkk’ya karşı topla, tüfekle hiçbir zaman çözüm sağlanamaz. Bilakis gelişir. Şu anda olan da budur. Pkk, yıllar geçtikçe daha da gelişmiştir. O halde bu yöntem bırakılmalı. Pkk’nın savunduğu komünist ideolojiye anti komünist fikri,ilmi ve bilimsel telkinle yaklaşılmalıdır. Devletin televizyonlarından bu şekilde bir propaganda yapılsa çok kısa sürede büyük neticeler alınabilir. Ayrıca komünizmin dayandığı darwinizm hala daha okullarda çocuklarımıza anlatılıyor. Bunun bir an önce kaldırılması gerekiyor. Kendi elimizle yıkım yapamayız.Türkiye için önümüzdeki yıllar çok güzel olacak inşaAllah. Bunu öngörmek hiçte zor değil.

“Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir.” (Yunus Suresi, 25)

 

Sevgilerimle

Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Amerika üzerine Deneme Yazıları Dunyadan Genel Konular Günlük hayat Hayat üzerine İslam Dini Orta Doğu Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Yeni dünya düzeni mi? Dinler savaşı mı? – 1

Son yıllarda başta Ortadoğu olmak üzere bütün Dünya da bir kargaşa ortamı hakim. 2001 yılından itibaren açık bir şekilde dengelerin değiştiğine hepimiz şahit olduk. Ortadoğu da müslüman kardeşlerimize yapılan zulümleri sadece izledik. (Ne yapabilirdik ki dediğinizi duyuyorum, kendinizi kandırmayın çok şey yapabilirdiniz.) Eften püften bahanelerle birçok müslüman ülkesi işgal edildi. Milyonlarca insan öldürüldü. Kısacası arka planda vahşet oynuyordu. Peki bize ön planda yani ekranda gösterilen neydi? Biraz hafızanızı yoklayın. Hiç zorlanmadan bulucağınıa eminim.Ön planda sahnede bize oynanan oyun o kadar gerçekçiydi ki biz bile acaba teröristmiyiz sorusunu kendimize sormuş olabiliriz. Çünkü basın ve yayın organlarıyla müslümanlar tamamen terörist ve vahşet meraklısı insanlar olarak gösterilmekteydi. Buda doğal olarak Avrupa insanında 40 kere söylenen bir yalanı doğru sanma etkisi oluşturdu. Bu sebeplede gerçekleştirilen işgallerde kendi hüümet ve devlet adamlarına karşı ses çıkarmadılar. Amerika bu bölgeye demokrasi ve barışı getirmeye gelmişti ve başka hiçbir amacı yoktu… (Tarihin en büyük yalanlarından biri)

Yeni dünya düzeni mi? Dinler savaşı mı? - 1
Yeni dünya düzeni mi? Dinler savaşı mı? - 1

Hepimiz asıl sebebin barış veya demokrasi getirmek olmadığını biliyoruz. Kimi insanlarda ekonomik çıkarlar doğrultusunda bu operasyonların yapıldığı düşüncesinde. Ben bu 2 sebepten ilkine kesinlikle katılmamakla beraber ikincisini kısmen onaylıyorum ama olayı açıklamak için yeterli bulmuyorum. Çünkü para gücü kazanmada kullanılan bir araçtır devletler için. Amerika zaten bir süper güçken tekrardan gücünü kanıtlamak için veya servetine servet katmak için bu topraklara gelmiş olamaz. Amerika’yı buraya gelmeye zorlayan başka bir güç vardı Amerika’yı dahi aşan bir güç. Amerika’yı İsrail’e her zaman destek olmak zorunda bırakan bir güç. Kimisi buna yahudi lobisi der, kimisi illuminati der, kimiside DECCAL der. Ben bu üç görüşede katılmaktayım çünkü 3’ü de aynı şeye yani kötülüğe yani ŞEYTAN’a hizmet eder. Nasıl olur demeyin çünkü size ana sahnede yıllarca izletilen masallar gerçek değildi. Etrafınıza biraz göz gezdirirseniz ve kişiliğiniz üstüne press edilmiş tabuların sizi ne kadar sıktığının farkına varırsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Bize gösterilen liderler sadece birer kukladır emin olun. Onlar sadece emirlere uyarlar ve denileni yaparlar. Ellerine ve ayaklarına ipler bağlanmıştır ve emredilenin dışına çıkamazlar. Emreden de açıktır tabi görebilene…

Kategoriler
Dünya ülkeleri Güncel Haberler Günlük hayat Ivır Zıvır

Amerika’dan nasıl ürün alırım? ve bunu Türkiye’de nasıl satarım?

Türkiye’de henüz daha tam olarak bilinmemesine Dünya’da bir çok kişi drop-shipping sistemini kullanarak geçimini sağlamaktadır.

Peki nedir bu drop-shipping yöntemi ve nasıl para kazandırır?
Drop shipping; satıcının ürünleri stoklamadan direk alıcıdan satıcıya ulaştırdığı tedarik satış zincirine verilen isimdir. Bu sistemde, alıcılar satıcı tarafından tespit edilir, ürünün postalanacağı adresi ve ürün bedeli müşteriden alınır, ürünün ücretini ve postalanacağı adres ise doğrudan tedarikçiye gönderilir. Satıcının kazancı ise ürünü satın aldığı fiyat ile sattığı fiyat arasındaki farktır.

Drop shipping ‘in farklı uygulamaları vardır. Ürünler, müşteriye numunelerle ya da  katolaglarla tanıtılır veya internet üzerinden sunulur. İnternette sunmak için kullanacağınız kaynaklar; kendi internet siteniz, diğer satış portalları,e-bay, Gittigidiyor veya Hepsiburada vs.., olabilir.
Bu saydığımız sitelerin en önemli avantajı yüksek izlenme ve takip oranlarıdır.
Web trafiğinin yoğun olduğu bu siteler yurt dışından ürün alıp Türkiye’de pazarlamak için en uygun duraklardır. Bu sitelerin kendilerine has pazar özellikleri vardır ve serbest piyasa ortamını oluşturmuşlardır.  Satıcılar ürünlerine bu sitelerde açtıkları sanal mağazalarda sergileme şansına sahiptirler ve bu mağazalar satıcı tarafından kişiselleştirilmeye müsaittir. Bu siteler sayesinde satıcılar müşteri portföyü oluşturup, referanslar elde etme imkanına sahip oluyorlar.

Bu sistemde satıcıları bekleyen en büyük zorluk ise tedariktir. Ürününüzün rakiplerine göre ucuz, kaliteli, yeni, ilgi çekici olması sizi rakiplerinize göre ön plana çıkarabildiği gibi geri plana da itebilir. Rekabetin ve satışın çok olduğu elektronik ürünlerde ise fiyat avantajı olan satıcılar ön plana çıkmaktadır. Fakat başta belirttiğimiz gibi bu ürünün tedarik edilmesi biraz uğraş ister.
Bir de işin Yurt dışı ayağına göz atalım. Bu sistemin en verimli ve yüksek hacimde kullanıldığı alan tabi ki e-bay sitesi. E-bay’de sistem şöyle işliyor; ürün toptancıları, satıcıların ücretsiz veya belli bir ücret karşılığında kendi firmalarının veritabanına erişmesini sağlıyor ve stoklarındaki tüm ürünlerin resimlerini, bilgilerini ve fiyatlarının yanında da tavsiye edilen satış fiyatlarını belirtiyor aynı zamanda da stok durumlarını görmenize yardımcı oluyor. Yapmanız gereken eBay veya herhangi bir açıkarttırma sayfasında toptancıda bulunan ürünleri listelemek veya alışveriş sayfanıza ürünleri girmek ardından da  satış için gerekli bağlantıları sağlayığ satışın gerçekleşmesini sağlamak.

Satıştan yapıldıktan sonra sattığınız ürünü, örneğin 200 $ aldığınız 20 adet t-shirt’ü  üzerine 50 $ fark koyarak sattınız, toptancınızın sayfasından satın almak, satış fiyatını toptancıya ödemek ve müşterinizin adresini teslimat adresi olarak girmek.

Toptancı satılan ürünü adını ve adresini bildirdiğiniz müşteriye yolluyor ve size müşterinize iletmeniz için gönderim yaptığı firmanın internet sayfasından teslimat durumunun kontrol edilebildiği kodu gönderiyor, bu kodu Gitti Gidiyor’da en az bir kere satış yapan arkadaşlar bilirler, sizde bu kodu müşterinize bildiriyorsunuz ve bu şekilde müşteriniz de aldığı ürünü rahatlıkla takip edebiliyor.

Drop-shipping yöntemi ile satış yapanların kendi web sayfalarını kurmaktan çok Amerika’da  eBay’den Türkiye’de ise Gitti Gidiyor’dan satış yapmayı tercih etmelerinin en büyük sebebi bu

Sistemin Avantajları:
• Yatırımı sermayesi koymadan ya da çok az bir sermaye ile, E- Ticaret sisteminin en büyük avantajı olarak bahsedebileceğimiz, ticarete atılma şansınız olur. Masraflarınız; ürün listeleme ücretleri, üyelik ücretleri veya kendi sayfanızı kurmak için yapacağınız harcamalar olur.
• Ürün satılmadan veya müşteri size parayı ödemeden her hangi bir ücret ödemek durumunda kalmazsınız. E-Ticaret dışındaki normal ticarette ise ürünü peşin ya da bir ay vadeli alırsınız. Ürün satılmış ya da satılmamış toptancıyı bağlamaz.
• Ürünleri koymak için depo tutmaya ihtiyacınız olmaz hatta ürünleri görmezsiniz bile.
• Siparişleri göndermek gibi bir derdiniz olmaz.
• Ürünleri satıldığı zaman yeni sipariş vererek müşterinize gönderebilirsiniz bu da ekstra stok maliyetini kaldırmış olduğunuz anlamına gelir.
• Tek bir toptancıya bağlı kalmak zorunda değilsiniz, birden fazla toptancıyı aynı platformda zahmetsizce bulabilir, ürün fiyatlarının kıyaslamasını yapabilirsiniz.
• Sattığınız ürünün paketlemesi, gönderimi veya depolamasıyla uğraşmadığınız için elinize kalan para net kazancınız olarak hesabınıza geçer.

Sistemin Dezavantajları:

• Tanımadığınız, yüzünü bile görme imkanınızın olmadığı  birine güvenmek zorundasınız.
• Envanter yönetimini yapamazsınız
• Ürünün stok durumundan doğan problemler dolayısıyla müşterinizi kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Daha anlaşılır olması için anlattıklarımız örnekleyelim. Satıcı A olsun, alıcı da B
Online ticaret ile hayatını kazanmayı amaç edinmiş satıcımız A,internetten ürününü satmak için satış portalları ve açık arttırma sitelerindeki hesaplarını kullanıyor. Buna ek olarak kendi markası ile kurduğu basit bir internet sitesi var ve ürünlerinin tanıtımını buradan yapıyor. A’nın yapması gereken tek şey tüketimi fazla olan bir ürünü bulmak ve bu ürünü uygun fiyata tedarik etmek.
A  pek çok ürünü inceledikten ve alım-satım raporlarına göz attıktan sonra yurt dışından spor ayakkabı alıp satmaya karar veriyor. A, bu e-ticaret sitesinde ekstra indirim kazanmış spor ayakkabıları seçiyor ve adı geçen ürünü daha çok sipariş edip sattıkça toptancıdan ekstra indirim kazanıyor. Bu da emsallerine oranla  %45 fiyat avantajı demek oluyor.
A’nın nasıl satış yaptığına bir göz atalım. A, alıcılara ürünleri para iade garantili olarak ve emsallerine oranla daha cazip imkanlarla, taksit ya da peşin alırsa % 40 oranında indirim gibi satıyor ve bunu gören alıcı B siparişini veriyor.

Alıcı B’nin bu kararı almasında A satıcısının daha önceki satışlarından kazandığı olumlu referansların da etkisi çok fazla. B alıcısı parasını ödüyor ve parfümünü beklemeye başlıyor. O sırada A satıcısı, B den aldığı parayla ürünün siparişini veriyor ve spor ayakkabıyı teslimat için belirtilen adrese yönlendiriyor. A bu süreçte ne ürünü, ne alıcıyı ne de satıcıyı görüyor. Tek yapması gereken bankaya gidip parasını çekmek.

Drop-shipping yapmayı düşünenler nelere dikkat etmeli?
• İlk yapılması gereken ve öncelikli adım piyasa araştırmasıdır. En çok hangi ürünler satıyor ve fiyatları nedir? Bu ürünlerde rekabet hangi aşamadadır? Toptancının size verdiği “en uygun” fiyatları diğer firmalar ile de karşılaştırıp “en uygun” fiyatı bulun.

• Satış sözleşmelerini okumalı ve forum sayfalarında firma üzerine biraz araştırma yapmalı.
• Dikkat etmeniz gereken diğer nokta da sayfalarında SSL kullanıp kullanmadıkları, tercihen BBB (Better Business Bureau) sertifikalarının olması…
• Ayrıca firmanın kestiği gönderim ücretlerini ve vergileri de göz önünde bulundurarak ürünlerinizi fiyatlandırmanız gerekecektir.
•  Drop shipping satış için koyduğunuz kârı hesaplarken vergi ve gönderime de eklemeyi unutmayın. Aksi takdirde tüm kazancınız vergi ve gönderime gider.
• Sorunlu ürünler nedeniyle çıkacak problemlere karşın firmanın iade ve garanti şartlarını iyice gözden geçirmeniz gerekir aksi durumlarda başınız ağrıyabilir
• Bir ürünü satmadan önce toptancının stok durumunu kontrol etmek ve gerekirse firmayla irtibata geçmek hayati önem taşır.
• Bu işi en iyi şekilde yapan firmalar masrafları karşılamak amacıyla üyelik ücreti almaktadır, bazı firmalar ise ücretsiz üyelik veriyor.
• İlerde başınızı ağrıtmamak için her firmanın veritabanı için ücret ödemeye kalkışmayın, firmayı internetten araştırın.
• İnternet sayfasında iletişim bilgisi, firma bilgisi ve telefon numarası gibi bilgiler bulunmayan sayfalardan uzak durun. Hatta bu bilgilerin doğruluğu için firmayı arayı bilgileri teyit edin.
Konuya yönelik profesyonel eğitim almak ve e-ticareti öğrenerek yapmak için ise Coproline E-Ticaret Eğitim kurumlarından destek alabilirsiniz. Dropshipment’ın yanı sıra internetten dış ticaret ve online satış konularını da detaylıca öğrenerek kendi işinizi kurabileceğiniz 80 saat uzunluğundaki program konuyu ciddiye alanlar için birebir: www.coproline.com 0212.213.33.18/19

Yazar:  Deniz Gülsoy www.hazelnutoffice.com

Kategoriler
Amerika üzerine Dünya ülkeleri Günlük hayat Hollywood Kişisel makaleler Sinema Dünyası Tarih Makale Toplumsal Konular

Amerika siyahi bir başkana çoktan hazırdı

Yıllardır Amerikan filmlerini izleyen biriyim. Amerikan taraftarı olduğum için falan değil aslında, sadece Hollywood’un hızlı, hareketli tarzını sevdiğim için… Hollywood yapımı filmlerin hepsinde, Amerika kötü adam rolünde olsa bile her zaman kendisinin reklamını yapar. Amerikan bayrağı hemen her Hollywood yapımında muhakkak birkaç kez dalgalanır. Amerikan silahlı kuvvetleri salgın hastalıklarda bile 112 acil yardım ekibi gibi tanklar, helikopterler, bir sürü üst rütbeli asker o bölgeyi karantinaya alır ve ordu bir anda salgın hastalığın olduğu bölge sanki ele geçirilmiş bir toprak parçası gibi kendini konumlandırır. Bunlar bir ülkenin ulusal ve milli güvenlik koordinasyonu açısından halkına verdiği önemi göstermek için bence olağan şeyler. Olması da gerekli diye düşünüyorum açıkçası. En çabuk en hızlı ve hareketli bir biçimde kahramanlık edalarıyla süslenerek seyircinin izleme menüsüne koyulur.

Hollywood yıllardır filmlerinin bir kısmında felaketleri konu alır. Bir kısmında uzay projelerini seyirciye sunar. Bir başkasında yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi bilinmeyen hastalıkları karantinaya alan bir askeri gücün hikayesi anlatılır. Rambo gibi filmlerde dünyanın bir ucunda da olsa kahramanlık destanları yazılır vs vs. Bence bu filmlerin ortak bir yönü var. Belki seyirci de bunun farkında. Amerikan halkının vazgeçilmez bir parçası ve kültürü olan zenciler hemen hemen bütün Hollywood filmlerinde muhakkak rol almışlardır. Ama iyi ama kötü, ama lider ama bilim adamı, herneyin canlandırılması gerekiyorsa muhakkak beyaz perde de Hollywood zenci bir aktörünü kullanmıştır. Bundan sonra da kullanacaktır. Hollywood bazı filmlerinde bir zenci aktörü başkan dahi yapmıştır. Mesela ARMEGEDDON filmi. Bu filmde Amerikan başkanı bir zenciydi hatırlarsanız.

Şimdi! Gerçek hayata baktığımız zaman Amerika yavaş yavaş zenci bir vatandaşını liderliğe hazırlıyordu zaten. Amerikan Genel Kurmay Başkanlığı, Genel Sekreterlik, üst düzey askeri yöneticilik yapmış bir zenci. Colin Powell. 35 sene profesyonel askerlik geçmişi olan Powell, bu sürede, sayısız komutanlık ve kurmaylık görevlerinde bulundu ve general oldu. Aralık 1987’den Ocak 1989’a kadar Amerikan Başkanı’nın Ulusal Güvenlik İlişkileri Danışmanlığını yaptı. Daha sonra, 1 Ekim 1989’dan 30 Eylül 1993’e kadar Savunma Bakanlığı’nın en yüksek askeri pozisyonu Genelkurmay Başkanlığı yaptı. Bu süreçte 28 kriz yönetti. Bunlara 1991 Çöl Fırtınası Harekatı da dahil. Powell, ABD Başkanı George W. Bush tarafından 16 Aralık 2000’de Dışişleri Bakanlığı’na aday olarak gösterildi ve ABD Senatosu tarafından oybirliğinle onaylanmasının ardından, 20 Ocak 2001’de 65. Dışişleri Bakanı olarak yemin etti. 26 Ocak 2005’te görevini bıraktı. Bill Clinton, George W. Bush, hatta Ronald Reagan’la çalıştı. Son dönemde ise Bush, Dışişleri Bakanlığı görevini Condoleezza Rice isminde bir zenci bayana verdi. Ve şimdi bakıyoruz Amerikanın en tepesinde, dünyanın en medyatik en göz önündeki başkanı bir Kenya kökenli zenci: Barack Hussein Obama. Sizce Amerika gibi sistem üzerine kurulu bir devletin bunları sıradan ve sadece halk seçtiği için mi bugün Beyaz Saray’da bir zenci başkan oturuyordur? Bence bu tartışılır, hem de çok tartışılır. Tartışılacak başka bir konu daha var. Obama’nın yemin törenine milyonlarca insan katıldı. Milyarlarca insan televizyondan, internet üzerinden Obama’nın yemin törenini izledi. Benim aklıma bazen şöyle birşey de takılıyor. “Acaba bu kadar insan Obama’nın başkan olmasını mı kutluyor, yoksa George W. Bush’un gidişini mi?” Bush’un yaptıkları ortada. Yeni başkana ciddi bir enkaz bıraktı. Açıkçası dünyanın anasını ağlattı gitti. Obama ne yapacak. Biraz zaman vermek gerekir. Ama oda boş durmuyor, kıpırdanmaya başladı bile. Çünkü acil çözümlere ihtayaç duyan bir sürü problem var. Sempatik olmak yetmiyor, kaldırılmayı bekleyen bir dünya enkaz var ortada.

Ne garip tesadüf ki, BEYAZ SARAY’ın inşaasında Barack Obama’nın ataları inşaat işçisi olarak çalışmışlar. Bugün onların torunu olan Obama, dedelerinin yapmış olduğu o BEYAZ SARAY’da başkan olarak oturuyor. Belki de tarih yavaş yavaş Amerika’dan intikam almaya başlayacak. Yarın KIZILDERİLİLER Amerikan başkanlığına neden aday olmasınlar. Hatta o koltuğa neden oturmasınlar. Şimdi bunu okurken aklınıza belki de şu gelebilir. Amerika’ya başkan olmak öyle herkesin harcı değil, KIZILDERİLİLER hiç mümkün değil diyebilirsiniz. Ama unutmayın ki, Avustralya’nın yerlileri olan Aborjinler Avustralya meclisinde ve yönetiminde temsil ediliyorlar ve oy kullanma hakları var. Belki benim bilmediğim başka siyasi haklara da sahiptirler. Neden KIZILDERİLİLER Amerikaya başkan olmasınlar. Onlar da Amerika’nın yerlisi değiller mi?

Konuyu toplayacak olursak, Amerika yıllardan beri en iyi tanıtım faktörü olan filmlerle zenci vatandaşlarını üst seviye rollerde hep kullandı. Daha sonra o filmlerde canlandırıldığı gibi gerçek hayatta zenci vatandaşlarına çok önemli uluslararası görevler verdi. (Genel Kurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, dünyanın önemli noktalarında üst düzey komutanlıklar, diplomatlıklar vs.) Ve bugün Barack Obama ABD başkanı. Bence Amerika siyahi bir başkanı çoktan istiyordu ve hazırdı zaten… Yemin töreni bunu gösterdi bence… Bundan sonra ne yapacak. Veya ondan neler isteyecekler. Amerika’yı ABD başkanı yönetir. Bunu herkes biliyor.

Peki ya başkanı yönetenler kimler sizce?