Kategoriler
Günlük hayat Sevgi ve Ask Dünyası

Aşk ve Zaman (kadınlara)

“ aşk, bu zamanda en çok insanlardan korkuyor. Ne aşka, ne de zamana kızabiliriz. Hayatı farklılaştıran bizler olduğumuz sürece, daha birçok olgu değişmekle beraber, inandırıcılığını kaybedecektir!”

Hayat, bakış açılarıyla ilerleyen bir özgürlük tabutu. Sunulan, sunum yapan ve izleyen hep insanoğlu… Kolay olan birçok şeyi zorlaştırıp, dolambaçlaştıran yanımızı kullanarak, ne kadar korktuğumuzu su üstüne çıkarıyoruz. Sanıyoruz ki ulaşılamamak, bizi, gizemli ve vazgeçilmez biri yapıyor. Oysa sadece yalnızlığımıza, sevgisizliğimize ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyor. Bir kurgu içinde en acı rollerle süslüyoruz bedenimizi, çoğu kez ezilen yanımız görünüyor. Farkında olmuyoruz, olamıyoruz.

İnsan denen varlık aynı duygularla yüklü bir heybe taşır sırtında. Ve çoğu zaman aynı durumlarda karşılaştığı olaylar karşısında, farklı tepkilerle var olma savaşı verirken hayata. Bazen duygu yönü ağır basarak vicdanını kullanırken, bir yandan da içindeki duyguyu bastırıp acımasız yanını gösterir. Ama bu herkeste hiçbir zaman aynı yoğunlukta olmaz, olamaz. İşte burada kişinin karakter etmenleri ön plana çıkar. Biz buna kişi hak ve hürriyeti diyoruz… Anlayamasakta!

Hayatta tanımlamalar yapmak kadar, yaşamak hiç kolay değildir. “seversem, ihanet etmem!” diyebiliriz, ama bunu uygulamakta nedense çok aciz kalabiliriz. Bir yastıkta fedakârca, saygılı bir ilişki yürütmenin en güzel yanı nedir biliyor musunuz? Nedensiz sevmekle başlayan ve zamanının en güzel saatlerini yüreğinde kuşkulara yer açmadan bağlanabilmekte saklı desem… Ve ben buna inanmak istesem, dünyalar acılarla dönse, yine de ölmek istemem!

Size kendi aşk hikâyelerimden bahsetmek isterim. Ben aşkı zamansız, yurtsuz yaşayanlardanım. Hiçbir zaman aşkın en tutkulu yanını yaşayamadım. Bunu çok istediğimi söyleyemem, açıkçası bir kadına bağlanabilmenin yüküyle ezilmekten korktum. Bana sorarsanız kadınlar, hisleri erkeklerden çok daha kuvvetlidir. Onların yapılan yanlışlıklara karşı önceden bilgileri hep olmuştur ve olacaktır! Yaradılış mucizesi diyebilirim ben buna. Ve kadınların suskunluklarındaki gizemli duruşta hep bu yüzdendir. Kadınlar sustuklarında, erkeklere şans verirler ve kadınlar en çok sustuklarında güçlüdürler! Biz erkekler kendimizi zeki sandığımız yanlarımızla övünürken, mutsuz bir geleceğin temelini atmaktayızdır. Çünkü aşkı güzelleştirende, anlamlaştıranda sadece kadınlardır!

Benim için aşk, dünü-bugüne, bugünü-yarına bağlayan zincirleme bir tutkudur. Ve ben hayatıma giren kadınlara hep hayranlıkla bakmasını bilmişimdir. Hayatımda ki gelişimimin en büyük pay sahibi her zaman onlar olmuştur. Asla hiçbirinden nefret etmedim. Ayrılıklar oldu, hemde en zamansız anlarda. O zamanlarda bile düşman olmadım hiçbirine ve ne zaman aklıma getirsem o güzel melekleri, kendimi hep şanslı hissetmişimdir. İhanet olmadı, büyük kırgınlıklarımız aslında çoğu zaman yanlış iletişimden kaynaklandı. Elimde olsa yine yaşardım aşkın en güzel halini sadece onlarla… Yine, yeniden ayrılıp, sadece onlara yazmak isterdim. Belki onlar hiçbir zaman bilmeyecek bu yazdıklarımı, ama bende hiç unutmayacağım onların yüreğine uğrayıp beni bu acımasız hayata karşı güçlü yaptıklarından dolayı hiçbirini…

Aşk ve zaman, bence çok önemli… Kendi aşklarımda bu zamanı tutturamadığımdan dolayı, yaşamış olduğum kopukların acısını halen yaşamaktayım. Doğru zamanı olur mu aşkın, ya da insan bu zamanı nasıl yaratır. İnanın bilmiyorum. Ama bana göre aşkta önemli olan kişinin kendisini tamlamasıdır. Kendi kişiliğini ve isteklerini iyi bilen birisi, karşısındakini çok daha çabuk çözümleyebilir. Ki bir sevgilinin gizemli yanlarını keşfetmek yedi dünya keşfinden daha mucize bir olaydır.

Bir sevgili ömrüne ayna olabilecek kişiden sadece bir şey ister: kendine iyi bakmasını… Sıradan bir cümle gibi gelse de kulağımıza, aslında içinde mutlu bir dünya barındırır hep. Seven yürek, sevdiğinden kendisine çok iyi bakmasını istemekle, onu yüceltir aslında. İki sevgili ayrılırken aralarında hep buna benzer konuşmalar geçer“ kendine çok iyi bak, sağlığına dikkat et ve yüreğine yaslan en zor anında…” kim sevdiğini, kaybetmek ister ki. Aşkta nefret olmaz, olamaz. Ayrılık olur, anlaşamayabilirsin. Ama birini yüreğinle sevdiysen, onu hayatından tamamen söküp-atamazsın! Bu kişinin kendine en büyük ihanetidir. Kendinle yüzleşebilen ve ne istediğini tam olarak yansıtabilen, sabretmesinin kazancını bekleyen yüreklerin, sevgisi de, saygısı da hiç bitmez! Her ilişkinin aşk olup- olmadığını, nefretinizin olmadığı kişiyle anlayabilirsiniz… Eğer gönlünüzde sevgiye yer yoksa aşkı kirletmeyin! Sırf biriyle beraber olmak adına, özentivari ilişkilerle ruhunuzu aşındırmayın. (Rüyalarınızda en sevdiğinizle beslenip-büyümeniz dileğiyle)

Sonsuz günlerde, sonsuz sevişmeler aşklarını unutmayanlarla olsun…

Emre onbey

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Genel Konular Günlük hayat iletişim Sevgi ve Ask Dünyası Toplumsal Konular

Hoş-geldin Sevgilim (güzel tabiatına)

“nihayet geldin! Kavuşmak, hiç bu kadar yaslanmamıştı bedenime. Teninin sıcaklığını hissetmek, bunca yıl aldığım nefese eş değer de. Sen geldin ya, ardından mutlulukta, sevinçte, cennette koşarak gelir… Hoş geldin sevgilim!”

Yokluğunda hava güzelse, gölü seyretmeye giderdim. Kıyıya vuran dalgaların sesine aldanıp, hayallerle oynardım. Ara sıra cebimden çıkardığım resmine bakıp-konuşurdum. Sen duymazdın beni, belki kulakların çınlamıştır. Öyle anlatılacak mutlu bir yaşam hikâyem yok, eskisi kadar yalan da söylemiyorum. Geçici zevklerle de öldürmüyorum zamanımı… Sana benzesin diye bu yüzüm, her gece resmine bakıpta yattığımı, bil istiyorum!

Kalabalık bir kentte yaşamıyorum. İnsanlarla görüşmekte artık çok sıktı beni. Farklı yüzlerde aynı anlamları görmek inan hiç hoş değil. Aslına bakarsan kaçtım her şeyden, herkesten, kendimden… Bazen saçma bir düşünce içinde, “insanlar benim yüzümü tanımamış olsalardı, huyumu bilmeselerdi ne iyi olurdu” demek geçse de, zaman öyle çabuk çıkmadı acılarımdan. Yokluğunda bestelediğim şarkıları hangi bülbüle dinlettiysem, bir daha uğramadılar pencereme. Seni sevmek, bütün dünyaya düşman etti! Aldırmadım…

Neden anlatıyorsun tüm bunları dediğini biliyorum. Gözlerin her zaman seni ele verirdi zaten. Şu an karşımda oturmuş sarı saçlarınla güneş gibi içime işlediğini de söyleyeceğim. Ama sensizken, başka bedenlerin namahremine uğramadığımı anla istiyorum. Yokluğunda, kaçtıysam bu dünyadan, bu seni benden almasın diyedir. Başka kollarda, yalancı sevda sözlerini söylemeyen bir bedenle, seni beklediğimi ve neden böylesine sevildiğini umarım daha iyi anlamışsındır! Yoksa kahrolurum…

Hoş-geldin Sevgilim (güzel tabiatına)
Hoş-geldin Sevgilim (güzel tabiatına)

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Günlük hayat iletişim Kişisel makaleler Toplumsal Konular

Benim Ömrüm Yalancıdır (denizcilere)

“ne zaman denize açılsam, sular yanardı! Ardımda, belki dönememenin vereceği gel-gitler olurdu. Beynimi fırtınalar savururdu. Ne zaman denize açılsam, yaslı bir gece ağlardı. Peşin sıra kurulan hayaller, dalgaların köpüğüne karışır, benimle alay ederlerdi… Bu hep böyleydi!”

Benim ömrüm yalancı… Bunu bilen bilir, hemde çok iyi; karmaşık, gizemli ve asi bir adamımdır. Çocukluğumun pranga yüklü oyunlarında, kandırırdım arkadaşlarımı. Aslında kazanmak istediğimden değil, kaybetmeyi sevdiğimden yapardım bunu. Evet, hep kaybederdim saklambacı, körebeyi, dokuztaşı… Ağladığımda, papatyalar olurdu gözyaşlarımın aktığı yerde. Yani ben, ne zaman ağlasam, papatyalar canlanırdı. Öyle hüzünlü yanım vardı. Bir gün hiç unutmuyorum, çimenlerin üzerine uzanmış, bulutları izliyordum. Güneş ışınlarının, bulutların arasından nasıl sızdığını hiç merak etmemiştim. Şimdi özlüyorum her şeyi; kaybettiğim oyunları, papatyaları, bulutları falan işte!

Akşamları, öyle deniz kenarına gidip-gezmek gibi, balon patlatmaca, pamuk şeker yeme gibi özlemlerimiz olmadı hiçbir zaman. Çünkü köyümüzde deniz yoktu ve bu yüzden özlenecek bir hayalide kuramıyorduk. Çakıl taşlı köy yolunda çekirdek yemek, köpeklere taş atmak gibi gülünç yanımız vardı. Ne zaman bir sahil kasabasına yerleştik bende terfi ettim. Köpeklere taş atmayı bırakıp, denize taş atmaya başladım. Kaç defa sektireceğiz diye, az yassı taşı yerinden-yurdundan etmedim. Bazen öyle aklıma geliyor ki, mideme kramplar girinceye kadar gülüyorum.

Öyle-böyle değil hanide, çok yaramazlık yapıyordum. İçine kapanık bir çocuktum, sessizdim. Masum yüz hatlarımı da, hep yalancılık için kullanıyordum. Ama öyle birde adaletli yanım vardı. İş ciddiyete bindiği zaman, asla dürüstlüğümden taviz vermezdim. Eğlenmek başka, insanlık başkaydı! Zamanla duruldum… Sanki üç günlük kelebek yaşantıları konuyor da, öyle yaşıyor gibiyim kaderimi. Bir elimde çalamadığım mızıkam, diğer elimde bir mum. Yatsı ezanı okunup-eve gitmeyince hala, babamın beni kapıda soba demiriyle beklediğini hayal edip, söyleyeceğim yalanları düşünürdüm. Bir kafada kırk tilki çarpışmadan yaşatanlardandım. Ama işte masumdu yüz hatlarım… Zaten yazarlık mesleği, laf aramızda yalancılıktan gelir.

Benim Ömrüm Yalancıdır (denizcilere)
Benim Ömrüm Yalancıdır (denizcilere)

Kategoriler
Genel Müzik Konuları Günlük hayat İnternet Dünyası Türkiye üzerine Videolar

OnuR Koç – Candamarımsın

Merhaba arkadaslar, amator arkadaslari tanitmaya devam ediyorum. Bu seferki sarkicimiz Trabzon farozlu, benimde buyudugum yerlerden, ismi Onur Koç. Gayet guzel bir ses tonu var, gitari o derece iyi kullanmasi bence onur’un en buyuk artisi oluyor. Sanirim bu yetenegini sarki kluplerinde kullaniyor, yari profesyonel sayilir. Internette bir cok sarkisini dinledim, hankisini konuya eklesem diye, karar veremedim. Hepside guzeldi. Iclerinden birini secip bu yazinin ustune ekliyorum. Isteyenler icin Facebook.com Hayran sayfasindan kisiyi daha iyi taniyabilir, hayran olarak ekleyebilir. Youtube ye erisimi olan arkaslarda buradan diger videolarina ulasabilirler. Bundan sonraki yasaminda kendisine basarilar diliyorum ve asagiya Onur Koç ile ilgili hayran sayfasinda yer alan kendisi hakkindaki kisa bir bilgiyi ekliyorum.

OnuR Koç Kimdir?

OnuR Koç
OnuR Koç

Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

7 Şehit Verdik. Kimin umrunda?

Bugün milliyet.com.tr de 7 şehit verdik haberini okudum. Genelde internetten haber okumaya çalışıyorum, televizyonu pek kullanmam. Ama önemli siyaset tartışmalarında, ülkeyi ilgilendiren konulardaki tartışma programlarını kaçırmamaya çalışırım. Bunlardan bir taneside 32. gün programı. Şuanda bakıyorumda gerçekten çok duyarsız kalıyoruz özellikle Türkiyede yaşayanlar. Ben yurt dışında olmama rağmen içim içime sığmıyor açıkçası. Özellikle Polislerle pkk yandaşlarının hergün tenis oynaması beni o kadar rahatsız ediyorki resmen polislerden nefret etme derecesine geldim. Ama etmiyorum, onların suçu değil diyorum. Yönetenlere vermişiz biz yularımızı bir kere, nereye gidin derse oraya yol alıyoruz.

Ne millet sesini çıkartabiliyor, nede hakkını arayabiliyor. Özellikle bu günlerde TÜRK bayrağı açmayın, pkk bayrağı açarsanız daha çok ilgileniyorlar sizinle. Ha varsa protesto edecekleriniz, alın elinize pkk çaputlarından çıkın sokağa başlayın bağırmaya, kimse bişey demez. Aman diyim Türk bayrağı açmayın, bazılarının KIÇINA batıyor çünkü.

Neden demez ?..

Şen hanki hakla Türk bayrağı açan gazilerimin, vatandaşlarımın elinden TÜRK bayrağını alabiliyorsun ? Sen Hangi ahval ve şerait içindesin ? pkk ibneleriyle tenis oynayacağına, süs bombası atacağına neden gitip onların elinde ki çaputlarıda almıyorsun ?

Neden ?..

7 şehit verdik bugün. Noldu? cenazeye gidip bir, iki bağıracakmısın? pkk kahrol mu diyeceksin? Yada Allahınızdan bulunmu? Demeyin.. Türkiyede olan biten bu rezilliğe dur demiyorsunuz, çıkıp Şehitlerin cenazelerinede gitmeyin. Onları yanlız bıraktınız pusu kurulduğunda, şehit olduktan sonra ne işiniz var orda? Daha önce neredeydiniz? O şerefsizleri içinizde barındırırken mesela?

Şehitlerin cenazelerinde kalabalıklaşan ey Türk evlatları, şerefsiz itoğlu itin evlatları sokakları ateşe verirken, polise taş atarken, kızlarımızı molotof ile yakarken evde dizimi izliyordunuz ? yoksa maç mı ?

Neyi bekliyorsunuz ?

Hadi ben yurtdışındayım elimden bu kadar geliyor, sadece yazmak. Siz olayların içindesiniz, neden birlik olamıyorsunuz ? illa birilerinin ölmesi yada sıranın karınıza, çocuklarınıza, kardeşinize gelmesinimi bekleyeceksiniz?

Bekleyin, bekleyin..

Hala öfkem bitmedi, milliyet.com.tr deki haberi yayınlıyorum, inşallah herkes aklını başına alır biran önce.
Reşadiye’de devriye görevi yapan jandarma timi, yoğun sisin görüş mesafesini düşürmesinden de yararlanan teröristlerin saldırısına uğradı

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Eğitim - öğretim Günlük hayat iletişim İnternet Dünyası Kişisel makaleler Sevgi ve Ask Dünyası

Manevi Bir Sürgün (Bir Cümlenle Öldüm İşte)

“ Kendimi dışa vursam, haz duyulacak ruhum olmayabilir. Karıştırsam her şeyi birbirine, yine yeniden güzel düşünmenin büyüsüne kapılsam, oyunları kaybeden bir çocuk masumluğunda intihar edecek bedenim. Bu sefer düğümlendim! ”

Ömrüm boyunca, ruh durumumun esaretiyle savruldum. Çoğu zaman istemediğim olumsuzluklarla harcadığım zamanın, bazen iyi bir dost olduğunu anladım. Yeryüzüne sadece güzel bir aşk yaşamaya gelmediğimi anlayacak yaştayım ( 26 oldu 27). Kendimde göremediğim sevecenliği, ince ruhluluğu, o tatlı duyguları yaşamak adına, çoğu kez kişiliğimden fedakârlık ettiğim günlerim çoktur. Aslında bir nedeni yok sevmenin de, çok sevmenin getirisi, az sevmeninkinden fazla değil. Bazen çok sevmenin ayrılık acısı uçurumlara götürür insanı, az sevmenin sonu bir sokak ortası meyhanesi… Karamsarlık halleri biraz bunlar. Sevmenin azı da, çoğu da olmaz zaten. Kendimi harflere bıraktığımda, ruh halimin karışık olduğunu fark ediyorum. Yüreğimin çevresinde yaşayan bir kadını, kendi haline bırakma çabasındayım. Ölüye yazar gibiyim adeta! Nefret edilecek, günlerce-aylarca, bana, kin besleyen birini sevmenin, sevimsizliğini ne yapmalıyım ki…

Manevi Bir Sürgün
Manevi Bir Sürgün

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Eğitim - öğretim Genel Konular iletişim Kişisel makaleler Sevgi ve Ask Dünyası

Rüzgârlarla Gönderiyorum Sevgimi

“bedenimden gitsen de, her zaman yüreğimde olacaksın. Şimdilik küçük bir ayrılık ısmarladım sana, ama üzülme sevdiğim, gün gelir kaldığımız yerden devam ederiz… Gün gelir yine kavuşuruz. Ve ben en güzel yaptığım şeyi yine yaparım; gözlerinin içine bakarak ”seni çok seviyorum” yine söylerim, hiç üzülme sen!”

Hatırlıyor musun karşılaştığımız o ilk günü, ikimizde üniversiteye yeni başlamıştık. Sen dalgalı saçlarınla kantine girdiğinde içimden “işte evleneceğim kız bu” diyerek, ruhumu hırpalamıştım. Hiçbir kıza âşık olamayacağımı düşünürdüm hep; aşk söz konusu olunca hiçbir şey yolunda gitmezdi. Şimdilerde masum bir aşkın kollarında mutluluktan, mutluluğa uçuyorsam, bu hep senin sayendedir. Sen, hayatıma giren en yalın mucizesin! Ve bir adın yok senin, öyle ya mucizelerin hiç adı olur mu?

Rüzgârlarla Gönderiyorum Sevgimi
Rüzgârlarla Gönderiyorum Sevgimi

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Eğitim - öğretim Genel Konular Günlük hayat Kişisel makaleler Sevgi ve Ask Dünyası Toplumsal Konular

Bir Çocukluk Resmi

“eski püskü çocukluk resmimi taşıyorum cüzdanımda halen. Ceplerimde o köyümün papatya kokularıyla dolaşıyorum, bir de o masum kelebekler konuyor-en yaralı yerlerime. İşte öyle, cüzdanımda eski bir resim, çocukluğumu hatırlıyorum…”

Bir daha hiç yaşayamayacağım yerleri özlüyorum şimdilerde. Masa örtüsü diye kullandığımız çimenlerde, az karınca doyurmadık. Hafta sonları mantar toplamaya giderken, ayağımızdaki lastik pabuçlarımızla nasılda çamurla arkadaş olurduk. Kirlenmekten değil, kirlenememekten korkardık! Hayatı yaşardık, olabildiğince…

Her gün yeni bir çocukluk hatıramı öldürüyorum avuçlarımda. Küçükken oynadığım kamyonumun tekerinde sakladığım o sevgi yok artık. Biliyorum, gün geçtikçe daha da özleyeceğim o günleri… Ve içimde bir sızı hep hatırlatacak çocukluğumu. Her baharda elimde bilyeler, okul bahçesine küçük kuyular açacağım ve ben bunu her baharda özellikle yapacağım.

Bir Çocukluk Resmi
Bir Çocukluk Resmi

Kategoriler
Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Genel Konular Günlük hayat Kadın ve Erkek Yazıları Toplumsal Konular Zayıflama Yöntemleri

Popüler Diyetler

Kış mevsimindeyiz ve bu mevsimde genelde herkes yaza fit girmek için daha çok spor yapar, diyetler uygular. Ancak doğru adımları uygulamadığınız takdirde spor yapmanın ya da ağır ve sıkı diyetlere girmenin hiç bir anlamı olmayacaktır. Eğer gerçekten zayıflamak istiyorsanız ve zayıflayabileceğinize inanıyorsanız bunu yapamamanız için hiç bir sebep yoktur. Sadece doğru noktalara dikkat etmeniz büyük önem taşır bu unutulmaması gereken en önemli kuraldır.

Popüler Diyetler
Popüler Diyetler

Kategoriler
Anma Yazıları Genel Konular Günlük hayat iletişim Sevgi ve Ask Dünyası Toplumsal Konular

Fedakâr Bir Baba İçin

“Seninle konuşurduk baba, bazen lambanın etrafında dolanan bir kelebek için, yeni bir hayat kurardık, yemyeşil bir kırda… Güneş parmaklarıma dokunduğunda, öperdin yanaklarımdan, bıyıklarından anlardım senin olduğunu; seninle, tekrar çocukluğumu yaşamayı çok özledim baba! Adam olmayı sen öğretmiştin bana, senin tarafından takdir edilmek, inan hiçbir şeye benzemiyor.”

Ruhundan haber bekliyorum, yokluğuna olan inancım günbegün artıyor. Yoksun baba, neden gelmiyorsun, neden susuyorsun, her ağladığımda… Ağır aksak adımlarla karşılıyorum, sensiz geçen her günü, çok umursanmadığımı iyi biliyorum. Yabancı bakışlar dolaşıyor bedenimde, çoğu menfaat uğruna hırpalıyorlar oğlunu! Uykudan uyandığımda boynum bükük oluyor her defasında, kaldıramadım daha hiç başımı, dimdik duramıyorum bu hayatta. Ne yapsam, hep eksik kalıyor bir taraf… Ama baba, ben, işte o tarafla hayata tutunuyorum. Ruhundan haber bekliyorum, yoksa yanına geliyorum baba!

Kaderin çoğu oyununa hiç aldırmadım. Doğum günümde almış olduğun saate bakıp, geceyi batırıyorum, ömrüme. Dinliyorum gündüzün sesini, bir hayallerde çoğaltabiliyorum seni, birde o gün işte! Eve geldiğindeki ayak seslerini, bir görsen nasıl arıyorum. O yaramaz küçük kedinin tıkırtıları yokmu, her defasında geldiğini sanıp, uyumuş numarası yapıyorum. Ama ne yanağımdan öpen biri oluyor, ne de bıyıkların batıyor! O yokluğun varya, alay ediyor baba, inan o yokluğunun acısı fena batıyor kalbime. Ben gülemiyorum artık, o eskisi gibi, kahkahalar atıp-çatlatamıyorum bedenimi. Küçük kuzenleri eğlendirmek için yalancı gülümsemelerimi saymazsak, sensiz hiç gülemedim bu hayatta!

Fedakâr Bir Baba İçin
Fedakâr Bir Baba İçin