Kategoriler
Dünya ülkeleri Güncel Haberler Günlük hayat Ivır Zıvır

Amerika’dan nasıl ürün alırım? ve bunu Türkiye’de nasıl satarım?

Türkiye’de henüz daha tam olarak bilinmemesine Dünya’da bir çok kişi drop-shipping sistemini kullanarak geçimini sağlamaktadır.

Peki nedir bu drop-shipping yöntemi ve nasıl para kazandırır?
Drop shipping; satıcının ürünleri stoklamadan direk alıcıdan satıcıya ulaştırdığı tedarik satış zincirine verilen isimdir. Bu sistemde, alıcılar satıcı tarafından tespit edilir, ürünün postalanacağı adresi ve ürün bedeli müşteriden alınır, ürünün ücretini ve postalanacağı adres ise doğrudan tedarikçiye gönderilir. Satıcının kazancı ise ürünü satın aldığı fiyat ile sattığı fiyat arasındaki farktır.

Drop shipping ‘in farklı uygulamaları vardır. Ürünler, müşteriye numunelerle ya da  katolaglarla tanıtılır veya internet üzerinden sunulur. İnternette sunmak için kullanacağınız kaynaklar; kendi internet siteniz, diğer satış portalları,e-bay, Gittigidiyor veya Hepsiburada vs.., olabilir.
Bu saydığımız sitelerin en önemli avantajı yüksek izlenme ve takip oranlarıdır.
Web trafiğinin yoğun olduğu bu siteler yurt dışından ürün alıp Türkiye’de pazarlamak için en uygun duraklardır. Bu sitelerin kendilerine has pazar özellikleri vardır ve serbest piyasa ortamını oluşturmuşlardır.  Satıcılar ürünlerine bu sitelerde açtıkları sanal mağazalarda sergileme şansına sahiptirler ve bu mağazalar satıcı tarafından kişiselleştirilmeye müsaittir. Bu siteler sayesinde satıcılar müşteri portföyü oluşturup, referanslar elde etme imkanına sahip oluyorlar.

Bu sistemde satıcıları bekleyen en büyük zorluk ise tedariktir. Ürününüzün rakiplerine göre ucuz, kaliteli, yeni, ilgi çekici olması sizi rakiplerinize göre ön plana çıkarabildiği gibi geri plana da itebilir. Rekabetin ve satışın çok olduğu elektronik ürünlerde ise fiyat avantajı olan satıcılar ön plana çıkmaktadır. Fakat başta belirttiğimiz gibi bu ürünün tedarik edilmesi biraz uğraş ister.
Bir de işin Yurt dışı ayağına göz atalım. Bu sistemin en verimli ve yüksek hacimde kullanıldığı alan tabi ki e-bay sitesi. E-bay’de sistem şöyle işliyor; ürün toptancıları, satıcıların ücretsiz veya belli bir ücret karşılığında kendi firmalarının veritabanına erişmesini sağlıyor ve stoklarındaki tüm ürünlerin resimlerini, bilgilerini ve fiyatlarının yanında da tavsiye edilen satış fiyatlarını belirtiyor aynı zamanda da stok durumlarını görmenize yardımcı oluyor. Yapmanız gereken eBay veya herhangi bir açıkarttırma sayfasında toptancıda bulunan ürünleri listelemek veya alışveriş sayfanıza ürünleri girmek ardından da  satış için gerekli bağlantıları sağlayığ satışın gerçekleşmesini sağlamak.

Satıştan yapıldıktan sonra sattığınız ürünü, örneğin 200 $ aldığınız 20 adet t-shirt’ü  üzerine 50 $ fark koyarak sattınız, toptancınızın sayfasından satın almak, satış fiyatını toptancıya ödemek ve müşterinizin adresini teslimat adresi olarak girmek.

Toptancı satılan ürünü adını ve adresini bildirdiğiniz müşteriye yolluyor ve size müşterinize iletmeniz için gönderim yaptığı firmanın internet sayfasından teslimat durumunun kontrol edilebildiği kodu gönderiyor, bu kodu Gitti Gidiyor’da en az bir kere satış yapan arkadaşlar bilirler, sizde bu kodu müşterinize bildiriyorsunuz ve bu şekilde müşteriniz de aldığı ürünü rahatlıkla takip edebiliyor.

Drop-shipping yöntemi ile satış yapanların kendi web sayfalarını kurmaktan çok Amerika’da  eBay’den Türkiye’de ise Gitti Gidiyor’dan satış yapmayı tercih etmelerinin en büyük sebebi bu

Sistemin Avantajları:
• Yatırımı sermayesi koymadan ya da çok az bir sermaye ile, E- Ticaret sisteminin en büyük avantajı olarak bahsedebileceğimiz, ticarete atılma şansınız olur. Masraflarınız; ürün listeleme ücretleri, üyelik ücretleri veya kendi sayfanızı kurmak için yapacağınız harcamalar olur.
• Ürün satılmadan veya müşteri size parayı ödemeden her hangi bir ücret ödemek durumunda kalmazsınız. E-Ticaret dışındaki normal ticarette ise ürünü peşin ya da bir ay vadeli alırsınız. Ürün satılmış ya da satılmamış toptancıyı bağlamaz.
• Ürünleri koymak için depo tutmaya ihtiyacınız olmaz hatta ürünleri görmezsiniz bile.
• Siparişleri göndermek gibi bir derdiniz olmaz.
• Ürünleri satıldığı zaman yeni sipariş vererek müşterinize gönderebilirsiniz bu da ekstra stok maliyetini kaldırmış olduğunuz anlamına gelir.
• Tek bir toptancıya bağlı kalmak zorunda değilsiniz, birden fazla toptancıyı aynı platformda zahmetsizce bulabilir, ürün fiyatlarının kıyaslamasını yapabilirsiniz.
• Sattığınız ürünün paketlemesi, gönderimi veya depolamasıyla uğraşmadığınız için elinize kalan para net kazancınız olarak hesabınıza geçer.

Sistemin Dezavantajları:

• Tanımadığınız, yüzünü bile görme imkanınızın olmadığı  birine güvenmek zorundasınız.
• Envanter yönetimini yapamazsınız
• Ürünün stok durumundan doğan problemler dolayısıyla müşterinizi kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Daha anlaşılır olması için anlattıklarımız örnekleyelim. Satıcı A olsun, alıcı da B
Online ticaret ile hayatını kazanmayı amaç edinmiş satıcımız A,internetten ürününü satmak için satış portalları ve açık arttırma sitelerindeki hesaplarını kullanıyor. Buna ek olarak kendi markası ile kurduğu basit bir internet sitesi var ve ürünlerinin tanıtımını buradan yapıyor. A’nın yapması gereken tek şey tüketimi fazla olan bir ürünü bulmak ve bu ürünü uygun fiyata tedarik etmek.
A  pek çok ürünü inceledikten ve alım-satım raporlarına göz attıktan sonra yurt dışından spor ayakkabı alıp satmaya karar veriyor. A, bu e-ticaret sitesinde ekstra indirim kazanmış spor ayakkabıları seçiyor ve adı geçen ürünü daha çok sipariş edip sattıkça toptancıdan ekstra indirim kazanıyor. Bu da emsallerine oranla  %45 fiyat avantajı demek oluyor.
A’nın nasıl satış yaptığına bir göz atalım. A, alıcılara ürünleri para iade garantili olarak ve emsallerine oranla daha cazip imkanlarla, taksit ya da peşin alırsa % 40 oranında indirim gibi satıyor ve bunu gören alıcı B siparişini veriyor.

Alıcı B’nin bu kararı almasında A satıcısının daha önceki satışlarından kazandığı olumlu referansların da etkisi çok fazla. B alıcısı parasını ödüyor ve parfümünü beklemeye başlıyor. O sırada A satıcısı, B den aldığı parayla ürünün siparişini veriyor ve spor ayakkabıyı teslimat için belirtilen adrese yönlendiriyor. A bu süreçte ne ürünü, ne alıcıyı ne de satıcıyı görüyor. Tek yapması gereken bankaya gidip parasını çekmek.

Drop-shipping yapmayı düşünenler nelere dikkat etmeli?
• İlk yapılması gereken ve öncelikli adım piyasa araştırmasıdır. En çok hangi ürünler satıyor ve fiyatları nedir? Bu ürünlerde rekabet hangi aşamadadır? Toptancının size verdiği “en uygun” fiyatları diğer firmalar ile de karşılaştırıp “en uygun” fiyatı bulun.

• Satış sözleşmelerini okumalı ve forum sayfalarında firma üzerine biraz araştırma yapmalı.
• Dikkat etmeniz gereken diğer nokta da sayfalarında SSL kullanıp kullanmadıkları, tercihen BBB (Better Business Bureau) sertifikalarının olması…
• Ayrıca firmanın kestiği gönderim ücretlerini ve vergileri de göz önünde bulundurarak ürünlerinizi fiyatlandırmanız gerekecektir.
•  Drop shipping satış için koyduğunuz kârı hesaplarken vergi ve gönderime de eklemeyi unutmayın. Aksi takdirde tüm kazancınız vergi ve gönderime gider.
• Sorunlu ürünler nedeniyle çıkacak problemlere karşın firmanın iade ve garanti şartlarını iyice gözden geçirmeniz gerekir aksi durumlarda başınız ağrıyabilir
• Bir ürünü satmadan önce toptancının stok durumunu kontrol etmek ve gerekirse firmayla irtibata geçmek hayati önem taşır.
• Bu işi en iyi şekilde yapan firmalar masrafları karşılamak amacıyla üyelik ücreti almaktadır, bazı firmalar ise ücretsiz üyelik veriyor.
• İlerde başınızı ağrıtmamak için her firmanın veritabanı için ücret ödemeye kalkışmayın, firmayı internetten araştırın.
• İnternet sayfasında iletişim bilgisi, firma bilgisi ve telefon numarası gibi bilgiler bulunmayan sayfalardan uzak durun. Hatta bu bilgilerin doğruluğu için firmayı arayı bilgileri teyit edin.
Konuya yönelik profesyonel eğitim almak ve e-ticareti öğrenerek yapmak için ise Coproline E-Ticaret Eğitim kurumlarından destek alabilirsiniz. Dropshipment’ın yanı sıra internetten dış ticaret ve online satış konularını da detaylıca öğrenerek kendi işinizi kurabileceğiniz 80 saat uzunluğundaki program konuyu ciddiye alanlar için birebir: www.coproline.com 0212.213.33.18/19

Yazar:  Deniz Gülsoy www.hazelnutoffice.com

Kategoriler
Günlük hayat iletişim Sevgi ve Ask Dünyası

Günahtır Sensiz Nefes Almak

“yetişemedim yine, göremedim o melek yüzünü, öpüp-sarılamadım! Artık hangi şiiri bacağından tutup çeksem, öksüz kalır şairler. Biliyorum, kim yalnız kalmışsa bu dünyada, çok sevmiştir! Belki de sırf bu yüzden cenazeler mahkûmdur kara toprağa gömülmeye…”

Sevmek vardı, birde sevilmek, birde öyle işte… Ben hep sevmeyi seçtim, çünkü sevildiğimden emin değildim. Ben hep seni sevdiğime inandım, sevgime güvendim; beki bu yüzden sevmeyi seçtim, sevilmemekten çok korktum! Şimdi yüreğim sende kaldıysa, bilirim çok sevdiğimdendir bu! Kalabalıklarda yalnız kaldığımdandır, birde öyle işte…

Sensizken yaptığım tek şey ıslık çalmak. Koltuğa uzanıp saatlerce aynı portreye bakmamın sebebi de sensin. İspanyol valsı yapan bir çift işte! Adam, benim seni hiçbir zaman tutamayacağım bir şekilde tutmuş kadınını… Oysa ne çok isterdim seninle, düğünümüzde vals yapmak…

Düşündükçe çıkamıyorum bu aşktan. Düşünmesem yokluğuna gömülüyorum, ne yapsam hiç bilemiyorum. İnsanın doğumundan itibaren kaderinin çizildiği gibi, aşkınında sınırları çiziliyor. Ve her birey kendi sınırlarında yaşıyor aşkı, eğer çıkılırsa o sınırlardan fedakârlıklar başlıyor. Ben sınır istemiyorum sevgilim, aşkta-meşkte… Yalnızca seni istiyorum!

Dışarıda karlar dans ediyor; pencereye gagasına vuran kuşla başlıyor benim hayat mücadelem. Baban her zamanki gibi balkona mısır, bulgur taneleri bırakıyor. Bense dilimde ıslık, bir melodiden diğerine geçiyorum. Kadere inat, aşka, yalnızlığa… Seni, benden götüren her şeye ıslıkla cevap veriyorum. Zaman her zamanki gibi yine yanlış…

Affetmeyeceğim sevgili, kendimi, inan sensiz geçirdiğim günler için affetmeyeceğim. Bir günahtır seni çok sevipte aramamak… En büyük günahtır sensiz nefes alabilmek ve dahası yaşayabilmek. İnan, hayatın onca keşmekeşliğine harcadığım zamanı, seni bulmak için harcasaydım, dünyanın en mutlu kişisi olurdum…

Seni sevmenin en güzel yanını yaşamak varken, şu halime bak. Her yanımdan dertler saldırıyor; hüzün, keder hiç bu kadar kuşatmamıştı bedenimi. Fırtınadan yara aldım sevgilim… Yokluğuna ısmarlandım, aldandım, kendime kaldım! İşte ben o an paramparça oldum. Suçu hep zamana attım.

Dışarıda her şey öyle güzel ki… El-ele tutuşmuş liseli âşıkların dilinde “seni seviyorum”lar, inan görülmeye değer. Bense yıllardır aynı pencereden bakıyorum yokluğuna. İçimde umutsuzluğun kör kuyusu, hapsetmiş aşkımı. Bana kalan mecnunun ayrılığı sadece. Birde masum kır çiçekleri, gözlerimin önünde… Birde o gün işte, her gece hayalimde canlanan.

Her sabah aynı rüya ile uyanıyorum. Ansızın sana sarıldığım ve dizlerinin önüne çöküp tam seni sevdiğimi söyleyecekken… Ölüyorum!

EMRE ONBEY

Kategoriler
Günlük hayat iletişim Sevgi ve Ask Dünyası

Senin Ruhuna Küs Bu Adam

“inansaydın bana yanımda kalırdın. Gözlerimde yaşlar yerine, gözbebeklerin olurdu. Belki güzel bir evimiz olmayabilirdi, sıkıntılarımızla kederlenip üzülürdük. Ama sevgilim bunların terside olabilirdi. Neden farklı düşünmedin ki, neden yüreğinle sevmedin, neden?”

Sevgime ihanet etmedim. Senden önceki aşklarımda da böyleydim ben. Nedensiz sevenlerdenim. Verdiğim kadarıyla almak isteyenlerden olmadım, yani güzel sevgilim karşılık beklemedim hiç. Ama küçük bir mutluluk kapımı çalsaydı ve sen olsaydın o gelen, inan evimin kapısını kırardım. Bekleme diye, gelindiğini bil diye… Ama olmadı güzel sevgilim. Her olmayışlarda kendimi sende kaybettim. Olsun, inan ahım yok sana bilesin.

Güzel sevgilim hüzünlü adam diye söylerdin hep bana. Bense karşı çıkardım buna. Ne diyebilirim ki, şimdi çok hak veriyorum. Ve sahip çıkıyorum bu halime, belki de senden kalan, seninle anlam kazanan bir yönüm olduğundandır ki çokta seviyorum. Aramıza giren bu zamanla beraber yaşantımda nelerin değiştiğini gördüm. Sevmek aslında hiçbir şey değilmiş çok şeyin yanında, ama hiçbir şeylerde çok şeymiş. Kaybedince anlıyor insan, çok şeyden hiçbir şey olduğunu görünce, yazıyor işte böyle!

“beklediğim bir yolun başındayım. Aslında beklenilen bu yolda, bir durak bu geçilmesi gereken, belki hep durulması… Dönülmesi pek mümkün olmayan, ara sıra ardına bakıp küçük mutluluklar, heyecanlar ve pişmanlıkların olduğu… İçimdeki kadına, bir ömür verdim. Şimdi o ömre, ömür katmanın emeği bu. Kalbimin ömür törpülüğünün en güzel durağı, hoş geldin olgunluğum, ilk günkü gibi.” çok istemiştin bu cümleyi benden, yazmam gerekeceği zamandaydın çünkü. Yazdıran sendin. Sahi neden çok istedin ki?

Ama inanmadım ki bana hiç. Bahçene diktiğim gülfidanlarını büyütmediğini görünce anladım. Birde gülleri çok severim, bahçemde sadece onların olmasını isterim diye diretmelerin… Neden değiştin ki bu kadar. Yüreğine ihanet etmelerine en çok ben üzülmüştüm. Biliyor musun, onca hatana rağmen seni sevmelerime bazen çok kızıyorum. Dürüst bir insan değilmişim bende. Yanlışlarını söylemeliydim sana, kızmalıydım. Ama sen eleştiriyi hiç sevmezdin, gurur yapardın. Yazık oldu güllerimize, o bahçemize… Çok yazık!

Şimdi sana varan sokaklardan geri dönüyorum. Ne zaman anılarımız çıksa karşıma, gerisin geriye emirler yağdırıyorum bedenime. Ruhum belki orada kalıyor, hayallerim bataklığa girer gibi, sokuluyor sana… Ama ben bedenimi alıp-gidiyorum her defasında, biraz istemiyorum seni. Ben en çok sende kendimi görmeyi istemiyorum. Durup-durup tekrar sana dönmeyi düşünsem de, hep yarım kalıyorum hayallerde. Bir işaret gibi sonlanıyorum, çoğu kez nokta oluyor bu.

Artık sende at beni içinden. Gecelerinden, gündüzlerinden, o akşam olunca güneşin batımından… Unut beni, sanki bir filmdi bitti san! Yeni filmlerine yeni kahramanlar ara, bulursun sen en güzelini. İstediğin gibi oynatabileceğin oyuncular elbette bulursun, ikimizde biliyoruz bunu. Yürekten sevemezsin sen hiç kimseyi. Ruhunu yoramazsın bir adam için, aşkı bir uğraş olarak görmelerinden belli değil mi? İnan boş ver sevmeleri, senin hep daha önemli işlerin oldu zaten… Sana son sözüm:” yeni bir bahaneyle çıkma aşkın karşısına, olur mu?”

Artık senin ruhuna küs bu adam, bedenini öldürdüm içimde… Ama yine de çok sevdim be!

Emre onbey

Kategoriler
Günlük hayat Teknoloji Toplumsal Konular

İkinci El Araba Alırken Dikkat Etmeniz Gerekenler

İkinci el araba alımları yapılırken ne yazık ki dolandırıcı olan satıcılar ya da sorunlu olan arabalardan daha fazla para almak isteyen satıcılar ikinci el araba satın almak isteyen kişileri mağdur ederler. Böyle bir durumla neredeyse hergün karşılaşmanız mümkün. Bu yüzden araba satın alırken arabayı inceleyerek mağdur durumuna düşmekten kendinizi kurtarabilirsiniz.

Öncelikle eğer ikinci el bir araba satın almaya karar verdiyseniz güvenilir olan yerleri incelemekten işe başlayabilirsiniz. Örneğin ikinci el araba satan otomobil galeri vardır. Hiç tanımadığınız birinden almaktansa yeri belli olan bir yerden almanız çok daha uygun olacaktır. Ancak eğer kişiden almayı tercih ediyorsanız, arabayı incelemeye giderken yanınıza otomobil tamircisi almanız sizin yararınıza olacaktır. Sonuçta bir tamircinin arabayı inceleyebilme ve arabanın kusurlarını görebilme becerisi oldukça fazladır.

İkinci El Araba Alırken Dikkat Etmeniz Gerekenler
İkinci El Araba Alırken Dikkat Etmeniz Gerekenler