Kategoriler
Genel Konular Toplumsal Konular

İSLAM GÜZELLİKLERİN YAŞANDIĞI DİNDİR

İslam, Allah’ın sonsuz merhametinin ve şefkatinin dünyamızda tecelli ettiği huzurun, barışın ve güvenin yaşandığı bir hayatı yaşamamız için indirilmiş bir dindir. Bu güven ve huzur ancak, Kuran’da belirtilen ahlak ile hayata geçirilebilir. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyuruyor bizlere;
“Ey iman edenler, hepiniz topluca “barış ve güvenliğe (Silm’e, İslam’a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. “ (Bakara Suresi, 208)

Demek ki barış ve güvenlik için rehberimiz Kuran olmalı. Rabbimiz bize bu şekilde öğüt veriyor. Samimi bir şekilde O’na yöneldiğimizde aklımızı hidayetimizi basiretimizi ferasetimizi arttıracaktır. Bizler yalnızca samimi olmalıyız. Bütün kapıları açacak olan anahtar budur inşaAllah.

Toplumda genel olarak bilinen İslam, Kuran’ın dışındaki bir ahlakı anlatmaktadır bizlere. Sevginin yerine nefretin hakim olduğu bir din anlayışına kuşkusuz İslam denilemez. Günümüzde mezheplerin tarikatların hatta aynı cemaatten olanların dahi birbirlerine düşman durumdadırlar. Olaylara Kuran ahlakı ile bakılmadığında bencil, egoist ve menfaatine yönelik çıkar çatışmaları yaşanmakta. Oysa ki Allah, Müslümanları tarif ederken, cömert, tevazu sahibi, alçak gönüllü, merhametli, şefkatli, sevgi dolu ve dost canlısı bir insandan bahsetmektedir. Kuran, samimi olarak okunduğunda Allah, mutlaka kalpleri yumuşatmakta enaniyet, kibir ve gururları yok etmektedir. Bütün sır samimi bir şekilde Allah’ı düşünmekten geçmektedir. Sonsuz güç sahibi Rabbimiz bizlere asla zulm etmez. Ancak bizler kendimize zulm ederiz. Bu nasıl olur peki ? Samimi bir şekilde Rabbimize yönelmez ve samimi bir şekilde Kuran ahlakını yaşamaya gayret etmez isek işte o zaman hayatımız içinden çıkılmaz bir yaşama dönüşür. Güvenin, sevginin, neşenin, kalitenin,dostluğun,şefkatin yaşandığı ve anlatıldığı İslam ahlakı üzerimizde zuhur etmemiş olur. Kendi kendimize belaları üzerimize çekmiş, Allah’ın rahmetinden uzaklaşmış oluruz. Müslüman denilince tüm dünyada akıllara, neşenin, kalitenin, güvenin, şefkatin merhametin, dostluğun yaşandığı örnek bir din sunulmalı ve gösterilmelidir. Bunu tesis etmekte hepimizin görevidir.

Çok önemli sırlar içeren aşağıdaki ayetin üzerinde derin düşünelim;

“Allah, içinizden iman edenlere ve salih (samimi) amellerde bulunanlara va’detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. “ (Nur Suresi, 55)

Sevgilerimle
Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat İslam Dini Kişisel makaleler Toplumsal Konular Türkiye üzerine

BOŞ ŞEYLERDEN UZAKLAŞMAK

 

 

Dünyanın ve ülkemizin gündemine baktığımızda sakin bir gün göremiyoruz. Savaşların,doğal afetlerin,isyanların,huzursuzluğun,mutsuzluğun hakim olduğu bir dünyadayız. Hepsinin ötesinde ise insanların büyük kısmı Allah inancından uzak bir yaşam sürüyorlar. Uyuşturucu, alkol, kumar, zina bütün toplumları sarmış durumda. İnsanların birbirlerine karşı güvenleri yok. Adalet nerdeyse hiçbir yerde uygulanmıyor. Bu dünya nereye gidiyor diye herkes konuşuyor ve biliyor da. Kötülüğü uzun uzun anlatmaya gerek yok zaten. Görüyoruz ve yaşıyoruz…..

 

Şöyle bir durup düşünelim…. “Ben ne yapabilirim ? ”

 

Her insan kendi vicdanında hatalarını bilir.O rahatsızlığının farkındadır aslında. Gündelik yaşamında nelerle vakit geçirdiğini hangi uğraşılarla vaktini harcadığının farkındadır. Bunların hayatımıza ne kadar katkısı vardır diye düşünmeliyiz. Kısacık dünya hayatında büyük bir çabayla peşinden koştuğumuz boş uğraşılar için değer midir peki ? İnsan kendi nefsi kendi hayatı ve diğer tüm insanlar için daha olumlu daha faydalı şeylere yönelemez mi ? Bu zor değildir elbette. Bir karar alıp başlamak hemen şu an için mümkündür. Ahlakını düzeltmek, genel kültürünü geliştirmek, Allah korkusu ve Allah sevgisini arttırmak çok çok önemlidir. İnsanlara iyiliği hatırlatmak kötülükten uzaklaştırmak için bir gayretimiz olmalıdır. Yapabileceğimiz o kadar çok şey var ki… Burda yazmaya kalksak sayfalar alır. Yeter ki samimi olarak niyet edelim, yeter ki istekli olalım. Kuran mucizeleri okuyabilir iman hakikatlerini öğrenebiliriz. İlmimizi arttırabiliriz. Etrafımızdaki insanlara güzel ahlak ile davranıp örnek bir Müslüman örnek bir insan olabiliriz. Çeşitli sanatsal faaliyetlere katılıp Allah’ın yarattığı bu nimetlerden faydalanabiliriz. Spor yapabilir yürüyüşe çıkabiliriz. Dünyanın ve ülkemizin bu denli sorunları varken boş şeylerle uğraşmamız doğru bir tavır olmaz. Şu kısa dünya hayatında Allah’ın bizden istediği bir hayatı yaşamamız zor değil. Üstelik samimi olursak bu hayat kesinlikle bizi mutlu edecek. Allah’ın vaadi kesin ve doğrudur.

Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyuruyor:

“Onlar, ‘tümüyle boş’ şeylerden yüz çevirenlerdir” (Mü’minun Suresi, 3)

 

Hürmetler

Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Genel Konular

Kahrolası Günahkar

Ben kahrolası bir günahkarım.Evet artık bunu itiraf edebiliyorum.Önceden olsa durur bir düşünürdüm, çıkar yolları bulmak pek de zor değil.Ufak bi iyiliğimi yakalasam boş durmam kendimi dünyanın en şefkatli en iyiliksever insanı ilan edebilirdim.”Bahaneler bulmayı sen öğrettin bana.”Bunun yedirememekle bir alakası var evet tam olarak yedirememekle.Yıllarca inandığın kendini “O” gördüğün kişi olmamakla bir alakası var galiba.—“Bir sigara yakıyorum pardon. ”Her gün kendini aklamaya çalışmak zor oluyor.Halbuki neden ilgileniyorum bununla bu kadar daha kendimi bile tanımazken , tanımadığıma karşı bu cüret nereden? ”Ona çok eziyet ettim.” Artık eskisi gibi değil, bu durumdan rahatsız olduğum söylenemez ama bir kulağını çeksen iyi olur.Sana karşı gelmek istemezdim biliyorsun.İşin tuhaf tarafı da bu ya , bilmediğin hiçbir şey söyleyemiyorum sana , hiç heyecanlandıramadım seni.Ama sen bu işte çok iyisin.Heyecanım hala bende onu hiç almadın.”İşi heyecanlı tutmayı seviyorsun patron.”Mesela şuan ölsem üzerimdeki kararını kestiremiyorum.Dedim ya önceden olsa bahanelerim vardı.Geçerdim karşına derdim ki “Bak patron anlaşmaya uydum,sözünü tuttum öyle etliye sütlüye çok karışmadım.İyilik severdim ee sonra oruç da tuttum.” Açıkçası kendimden emindim patron.Cahilliğime ver… Şimdilerde kendimi böyle savunmuyorum kimseye karşı.Bırak onların istediği gibi olmayı,kendi istediğim gibi olmak bile gelmiyor içimden.Ben kendimi bile kırarken,onlara karşı kusursuz olmamı bekliyorlar.Dürüst olmalıymışım öyle diyorlar,aldatmamalıymışım,sonra geçmemeliymişim onları.Onları geçmemi pek sevmiyorlar patron.Hiç sormuyorlar , kimsin sen,hangi sigarayı içersin,neden küfrediyorsun diye bile sormuyorlar.”Küfretme!” diyorlar.Ayıpmış patron… Kimse için değişemem.Dedim ya kendim için bile değişmiyorum.Yeni bahanem oluruna bırakmak.Bende oluruna bırakıyorum.Sigaramı masanın üstüne bırakıyorum , küfrediyorum ulu orta , içimden gelirse öpüyorum istediğim yerde.Bırakıyorum işte ben neredeysem orada bir yerlerde oluyorlar ama nerede olduklarını bilmiyorum.Yani durum biraz karışık patron.Daha uzun yazardım ama sen zaten konuyu biliyorsun.Şimdi biraz uyumak lazım, onuda sen sardın başıma, dedim ya “Bahaneler bulmayı sen öğrettin bana.”.

Kategoriler
Aklımdan geçenler Çevre Konuları Deneme Yazıları Kadın ve Erkek Yazıları Kişisel makaleler kompozisyon Psikolojik sorunlar Romansal ezgiler Toplumsal Konular Yazar

DÜŞLERİN MESAFE DUVARLARI █⋑ Bir bardak çay eşliğinde . .

Asker Xeca SêvîBazen diye başlayıp, her defasında bazenleri  sıklaştırıyoruz. ( Lütfen çay eşliğinde başlayın)

Şimdi aynen bu noktadayım.Bazenlere koyduğum düşümü sıksık kuruyorum.

Hadi az cesaret beraber  kuralım bu düşü odaklansak sık sık belki Rabbim gerçeğe dönüştürür mü? Ne tuhaf gözümüzün gördüğü herşeye sahip olmak bir kader ötesi , varla  yok arası hani yıldızları tutmak istek daha mı kolay ne? Olasılık hesapları yaptığınızı inkar etmeyin, yapıyoruz.Hesapsız kitapsız düş bile kuramayız.

Düşlerimizin katili kim?

Sizi paronoyaya sokmayacağım biziz, değişik beyin labirentlerinin yalancı koridorlarınada gerek yok zaten herşey yeterince karışık.Kahrolası mesafeler duvarı örülü her yanımızda hala anşılmadığımı biliyorum.

Israrla devam ediyorum .Mesafe koyuyorum işte yazarken; size okuyan her bir kişiye, hadi mesafeyi aralıyalım biraz; kastım şu diyerek ilk adımı attım ki ziraa okuma engelli bir toplumda şu yazıyı dikkate alırak okumuş olmak bana gösterdiğiniz bir lütuf olsa gerek, hakkınızı helal edin!

Düşlerimiz bize kurduğumuz mesafeler kadar uzak, bu düşün yada isteğin karşılığı ne olursa olsun. Elimizde ki veriler bu düşü kurmak için yeterli ise  bize tahsis edilen akılla buna ulaşmakta o kadar yakın öyleki Rabbim  isteklerimizi bizim elde edebileceğimiz yolların üstüne kurmuş , o yolu göstermiş  muhakkak ona ulaşabileceğimiz yolları verileri önümüze sunmuş.İrademizin eline kalmışız,İRADE   bize herşeyi abartır, zor ve yorucu hatta imkansız gösterek bizim  en miskin yanımızı onure eder. ”ben kim öğretmen olmak kim,- ben kim o sınavı kazanmak kim,- şimdi kalkıp o kadar uğraşıcağımda o evi alıcağım imkansız-, ben bu dili öğrenemem,- o işe beni almazlar, -hayır bu hastalığı yenemem,-bu alışkanlıktan asla  kurtulamam,-ben onu haketmiyorum bile,-bu halimlemi olacak,- yaşım kaç ya olmaz,- ileride başlarım namaza daha  gencim,-benim halim de  kim olsa böyle umutsuz olurdu bu imkanlarla ona sahip olamam,- ”  v.b

SENİ DİĞERLERİNDEN FARKSIZ YAPMAYA BÜTÜN GÜCÜYLE GECE GÜNDÜZ ÇALIŞAN BİR DÜNYADA KENDİN OLARAK KALABİLMEK DÜNYANIN EN ZOR SAVAŞINI VERMEK DEMEKTİR. BU SAVAŞ BİR BAŞLADI MI ARTIK  HİÇ  BİTMEZ !. .

E. E. CUMMİNGS

Hadi İrademizi en güçlü  hale getirelim .Yani çocukluğumuzda ki gibi içimizde tek kişi olsun şu an olduğu gibi üç beş  kişi birden konuşmasın yüzümüz altın da ! Farkında olalım bir taş bir ağaç olarakta yaratılabilirdik,   bize verilen en büyük  değer İNSAN  olmamız ise  İradede bunu en büyük delili ise BİSMİLLAH   diyerek yolun başına geçiyoruz; işte orada ”düşünüz ,hayaliniz, emeliniz” herkesin yol haritası farklı   ama  kudret  sahibi öyle cömert ki;  kaldıramayacağı yükle azık yapıp yola düşürmemiş ,hep bir ferah kapısı açık bırakmış, şimdi yola düşme zamanı  kader denen yüklerimizin üstüne koyduğumuz tüm olumsuz, vesvese veren ve bizi yolumuzun zor imkansız olduğunu düşündüren o şeytani zayıflıktan arınıp, Rahmani kader yükümüzle yola revan olalım,attığımız adımların her mesafe duvarının bir tuğlasını daha düşürdüğünü gördükçe AZİM denen beşeri kudret yol arkadaşımız olacak, o sağlam bir dosttur ! Onun eline sıkıca tutunalım. Sil baştanlara inanmıyorum! Silmeyin sizi bu yola hazırlayan iyi veya kötü yaşanmış tecrübeleri onlar azığınız onlara bakıp doymak var bu yolda,  hadi düşünüze düşün, koşun  .. Bu yolların çukur ve tümsekleri dinlenme yerleriniz öyle görün.

Nasıl bakarsanız öyle gülümser dünya size.( ÇAYINIZI YUDUMLAYIN)

Defaatle( sık sık, defamlı olarak) inancınızı tazeleyin  bu  yol inanç olduğu sürece  yoldur.Yollarınızı kaybetmeyin haritanız ellerizde, iki avuç içinde korkmayın kaldırın haritanızı açın serin tüm ayalarınızı isteyin ve dileyin yürüdüğünüz yolun kolaylığı çabukluğu için” düşünüz ”için dilenin Rabbimiz’den ışığınız  imanınız olsun. Yola düşeni yolda bırakmaz Rabbim . .

Kalkın kalkalım VAKİTTİR!

ve çay için . .

sevda

 

Kategoriler
Aklımdan geçenler Kadın ve Erkek Yazıları Öylesin Esti Şair şiir edebiyat Şiirler

______vasati 40 çöp

  • En tatlı acı____________ gitmeleriydi, Kangren olmuş bir_-_ bir kar yağardı. Soğuktu üşürdüm…. Şarapnel parçaları batardı Süzülürken aynı yağış yüzümde … Hakka çok Şükrettim En tatlı acı ____________gitmeleriydi. Pek tekin değil dünya,  ısmarlamaydı çoğu şey Bazı doktorların reçetelerine bile güven olmuyor Yersiz bir dünya için, yersiz bir yalan için Ne çok doğrular biriktirirdik,,,, En tatlı acı _____________gitmeleriydi. Eski kibrit kutuları vardı VASATİ 40 ÇÖP yazardı. Vasati _-_ortalama demekmiş ! Hep merak ederdim anlamını Huyum kurusun elime geçen herşeyi okuma gibi Kötü bir yanım daha var. İşte geçen bir gün daha ___vicdani muhasebeye çek Gözün kapakları birleşime geçmeden önce Kaç doğru bir yanlışı götürür izle Bu arda ___________________ En tatlı acı ______________gitmeleriydi…
  • sevda
Kategoriler
Aklımdan geçenler Hayat üzerine Şair Sevgi ve Ask Dünyası şiir edebiyat Şiirler

___________lazım !

HASSASİYETE EL SÜRÜLDÜĞÜNDE   BIÇAK GİBİ KESKİN OLMAK LAZIM   AŞAĞISI   HİÇ  KURTARMAZ BİR TIR DOLUSU HÜKÜMLER YEMİŞ BENLİK___________ ÖN AYAKLARINI ŞAHA KALDIRMALI İPE DİZİLMİŞ KUŞLAR MANALI BİR   HÜRMETLE _________BEKÇİLİK YAPAR   GÖĞÜN VAADİNE__________ ŞU SAATLERDE _____ ÜRKÜTMEMEK LAZIM …   KİRPİK UÇLARIMA KADAR HİSSETTİM   ÇARESİZLİĞİ ____TÜTÜN KOKARKEN ELLERİM ŞEFFAF BİR ŞEY LAZIM___ SU__ GİBİ SEVMELERİ CİDDEN GEÇMEK LAZIM   BENCİL BEKLEYİŞLERİ ASMAK   ALFABEYE GİRMEMİŞ HARFLERİ HİÇ OKUNMAMIŞ BESTELERİ   ŞEHİT DÜŞÜRMEK________ LAZIM
LUZUMUNDAN AZ ACI VAR   KATMER KATMER DEŞİLMEK LAZIM   AMA ŞİİT SUS ______________   YAZARI BİLE BELLİ OLMAYAN BU OYUNU   SAMİMİYETİN EN ÜCRA YERİNDE   SAMİMİ BİR DUAYA_____ ÜFLEMEK LAZIM
SİTEM ETME YETKİM BİLE YOK   HİÇLİĞİMİN_________ MEŞHUN TAŞKININI   BALON HABER OLARAK ____ GELİN YAYALIM   ALIŞIĞIZ DEVŞİRME BARINAKLARA   ALIŞIĞIZ KAĞITTAN GEMİLER BATIRMAYA   YADA ALIŞIK DEĞİLİZ DE _________BELKİDE   ALIŞIK ROLU YAPMAK LAZIM
BİR MADAM  VE BİR BURJUVA   ONALTINCI YÜZYILDAN KALMA   HATTA BİR KUTUDA  KURŞUN ASKER   LİMONCU BİR ÇOCUK EKŞİ EKŞİ GÜLÜMSEYEN   GÖZLERİ BAKAN GÖRMEYEN ÜSKÜDAR DA BİR BALIKÇI   BU DÜNYA VE  LİSANINI EZBERLEMEYİ REDDEDEN   BİR DEV____  DEVİN VARLIĞINA ŞÜKRETMEK LAZIM
BENDE UMUT DİYE BİR İKLİM YOK   ACİZLİKLE İSTENEN  KALDIRILMIŞ ARZA____ İKİ EL TELAŞI   DÜNYAYA NAZIR HIÇKIRIKLI BİR ___DUA   TIĞ GİBİ KALAN BİR ___BAŞ GAMMIN EN UZUN MA_KA_MI ŞİMDİ VE ŞİMDİ BİR ŞİZOFREN SIFATIYLA   TARİHTE YENİDEN ANILMIŞ OLMAK LAZIM
İSTEM DIŞI KAS HAREKETLERİ DUDAKLARININ TİTREMESİ ELLERİNİN UYUŞMASI   YADA BOĞAZINA MÜHÜRLÜ BİR GÜLLE______ OTURMASI   AKLI HESABA ÇEKTİĞİNDE   MANTIĞINA DÜŞEN ________KOCA BİR SIFIRIN YANSIMASI   KADAR NET_____________   SONRASI YEDİ DÜVEL _KLİŞE   BU KADAR SESSİZ BAĞIRMA_MA_LI   ÇIKMAZLARA SES ÇIKARMAK LAZIM
DER___UN DİYE BİR OSMANLICAYA YELTENİRKEN   KENDİNDEN SONRA Kİ GELECEK KELİMENİN   BİTHAP DÜŞMÜŞLÜĞÜ__________ VAZGEÇİRDİ
LUZUMUNDAN FAZLA ŞEYLER LAZIM İŞTE   YAŞANMIŞ___ SAVAŞLAR ___________AKLIN SINIRINI ZORLAYACAK DİRENİŞLER________EZİYETİN TAZE KOKULARI   BİR FİLM SENARYOSU BELKİ OSCARA ADAY ______ SIKI BİR GERİLİM LAZIM
ULVİYET LAZIM TAM MANASIYLA   KIYAM _RUKU_ SECDE_ BUNA  HAZIR GÖNLÜM  YARADA NAZIR   GENİŞ BİR UFUK LAZIM   SABIR LAZIM _AF LAZIM   ANLAYIŞI HATMETMEK LA__ZIM   DÜNYADA EKSİK BİTMEZ !!! ŞİKAYET BİTMEZ_____ UZAK BİR MABED LAZIM   DAHA NELER NELER ___MABEDE PENCERE, PENCEREYE PERDE   ____________________________________   YARADANA NAZIR MUHATTAB OLMAK LAZIM   ____________________________________   BİTMEZ İŞTE BİTMEZ____ GELDE GÖR ÜSTADIM   LAZIMDA LAZIM…
sevda
  ” La havle vela kuvvete illa billah ! “
Kategoriler
Aile bağları Dünya ülkeleri İslam Dini Şair şiir edebiyat Toplumsal Konular Yazar

”SUS”

Ben sana seni soruyorum ”nasılsın”?
Sen,,,, İstanbul iy\i diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Sen bol ışıklı hala yarım kaldırımlar da var diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Kar yağışı çok ama herşeyi örtemedi diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Kölesi olacağım” bir harf öğreteni ”bulamadım diyorsun
… … Ben sana seni soruyorum,
Boğazda pek yeşillik kalmadı, taşları duvarları arttı diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Cahil alimler her yerde;kabus gibi çöküyorlar üstümüze diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Yokluk yoksulluk, varlığın içinde göz göz oluk diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Kur-an bir yükseğe asılmış, dantelli örtüye sarılmış
Ben sana seni soruyorum,
Din,, hürmet gelenek ipiyle asılmış,diyorsun.
Şah damarım tıkanmış, herkes çoook iyi de işte,
Sular çok soğuk” abdest” şeytan tekkesine atılmış diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Ölenlerime üç yaptım, yedi kattım, kırk dağıttım
Ellisinde son ağıtım, altmışında unuttum diyorsun,
Ben sana seni soruyorum,
Filistin , Pakistan,Endonezya, Keşmir, Patani, çok kirli
Oysa ben,, daha kapımın önünü bile süpüremedim diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
İki dirhem bir çekirdek aile,vize cıkartmış odadan odaya Yabancılaşma boy boy diyorsun.
Ben sana seni soruyorum,
Üç değil beş maymunum la mutlu mesud ve bahtiyarım
Gülmek isterken herkez, ben ağlıyamıyorum diyorsun.
Ben sana diyecektim ki ,,,SENİ…
-Sus ebediyen sus..
Küf kokmuş bedenimdeki kulak denilen uzvum,
İnsan sıfatı gibi görünen yüzüm,
Çağa satılmış beş para etmez ruhum var\ken benim
SUS DİYORUM SUS..

SVD

Kategoriler
Deneme Yazıları Genel Konular Kişisel makaleler Şair

” HANİ ”DİYORUM,,,,,

HANİ DİYORUM , YAZILACAK YÜZLERCE HARF BESTELENECEK BİNLERCE DİZE VARKEN,ÇIĞLIKLARA KAPILIP HAYKIRMAK GİRDAP GİBİ AYNI SEYİ TAFAF ETMEK OFFFFF, USULCA BİR SESİZLİK SARIYOR ,,,,HADDİNİ BİLDİREMEDİĞİM DAHA ÇOK YARIM KALMIŞ MİMARİ BÜTÜNLÜK VAR BÜNYEMDE,,, ŞİMDİ BİR NADASA MUHTAÇ, BİR GÖLGEYE AÇKEN BİDE ÜŞÜYORUM ŞU YAZ AKŞAMLARINDA…BİR HUMMALI BAKIŞ, BİR GÜÇ YOKUŞ BOĞAZIMA KİLİT O…LMUŞ BİRAZ KIRIK BİR ALFABE, BİR BASMALI AZIK, KORKARAK AYAK SESLERİMDEN YÜRÜYORUM …ŞARLOLAR TİTANLAR HİPERAKTİFLER VE BENİM GİBİ ANTİPATİKLERLE… BU ARADA EN ÇOK TİTAN OLMAK İSTERDİM YA NEYSE.. SAPI KIRIK BİR TESTİ ELİMDE,, GÖZ GÖRMEZ, YOL BİLMEZ HADDİMİ HADSİZLEŞTİREREK,, SOL YANIM UFALANMIŞ,, SAĞIMA DA HA GAYRET DİYEREK KORKARAK AYAK SESLERİMDEN YÜRÜYORUM ….BİR DEMLİ ÇAY, SERT BİR KAHVE, BİRAZ TÜTÜN V.S.. ZAMANA BİR MOLA ,,AWUÇLARIMI AÇIYORUM O ÇOK SEVDİĞİM YAĞMURDA GÖĞE GÖĞE EN YÜKSEĞE YETİŞİLEBİLİNİR Mİ ??????? ÇIPLAK AYAKLARIMLA ? YETİŞİYORUM … TÜM (- HANİ- )LER ANLAMINI YİTİRİYOR…-HADİ- DİYORUM -HADİ- HAZIRIM,, İÇLERİ DOLMUŞ AWUÇLARIMI KAPATARAK RAHMETİNİ ÖPÜYORUM UZUNCA…….. KEDERLE OYNAMAYI ÖĞRENEN BEN BİR DE KEDERDEN ARTIK KÜSTAHÇA ZEVK ALIYORUM.. BUNUN İÇİN SANA ŞÜKREDİYORUM BİR SALAVAT BİR TEKBİR -HADİ- BUNA DA ŞÜKÜR VE,,,,,,,,,,,,,, ELHAMDÜLÜLLAH DİYORUM……
SVD..

Kategoriler
İslam Dini Toplumsal Konular

Dürüstlükte Kararlı Olmak

Koşullar ne olursa olsun, zarar göreceğimizi bilsek de doğru sözden, adaletli davranmaktan vazgeçer miyiz? Hepimiz bu soruyu kendimize soralım…

Çok büyük bir hata yapmış olabilirsiniz. İşlediğiniz hatanın açığa çıkmasından ya da birilerinin zarar görmesinden çekinerek içinde bulunduğunuz zor durumdan ufak bir yalanla kurtulmayı mı düşünürsünüz yoksa dürüstlükten ve adaletten ayrılmamayı mı?

Allah’a olan bağlılığımız ve O’ndan ne kadar sakındığımız, böyle bir durumda göstereceğimiz ahlakla ortaya çıkar. Ceza almaktan ya da zarar görmekten korkarak yalana başvurmak ancak imanı zayıf ve Allah korkusu noksan olan insanların yapacağı davranışlardır. Dünyevi çıkarı için ahiret hayatını ateşe atan bir insan kolaylıkla yalan söyler ve bu yalanını yeminle destekler. Korku ve endişe, insanı sağlıklı düşünmekten alıkoyar ve cennet ve cehennemin varlığını unutturarak sadece o anı kurtarmaya yöneltir.

‘Allah’ın ahdini ve yeminlerini az bir değere karşılık satanlar… İşte onlar; onlar için ahirette hiçbir pay yoktur, kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz, onları gözetmez ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azap vardır.’ (Ali İmran Suresi, 77)

Bugün mahkemelerde görülen davalara şöyle bir bakarsak tarafların farklı iddialarda bulunduklarına şahit oluruz. İki ayrı iddia demek bir tarafın mutlak yalan söylediği anlamına gelir. Bu kadar kolay yalan söyleyebilen milyonlarca insanın var olması oldukça ürkütücü bir durumdur aslında. Bu karaktere sahip insanlarla aynı iş yerini, aynı evi ya da ortamı paylaştığımızı düşünelim. Böyle bir ortamda güven, bağlılık, sadakat gibi, ilişkilerde olması gereken güzelliklerin asla gerçekleşemeyeceği ortadadır.

Allah korkusuna sahip imanlı bir insana, ‘yalan’ın kelimesi bile çok uzaktır. Her ne koşulda olursa olsun asla adaletten ve doğru sözden ayrılmaz. ‘Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.’ (Nisa Suresi, 135) ayetinde bildirildiği gibi sevdikleri aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutar ve asla yalan söylemez.

İmanlı insan yalan ve iftira ile zarara uğramaktan korkmaz. Çünkü Allah’ın mutlaka yalancıların kurdukları tuzakları ayaklarına dolayacaklarına inanır. Adaletin yerini bulacağından emindirler. ‘Gerçekten Allah, kafirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıcıdır.’ (Enfal Suresi, 18)

Menfaati için yalan konuşabilen insan aynı zamanda ikiyüzlü ve riyakardır. Dostluğu ve sadakati asla gerçek değildir. Bu yapıda olan insandan her türlü zarar beklenebilir. Ancak Allah’ın adaleti mutlaka tecelli edecek ve bu dünyada ve ahirette yaptıklarının karşılığını bulacaklardır. Zararımıza dahi olsa asla güzel ahlaktan vazgeçmeyelim. Bizim asıl kazancımız Allah’ın rızasıdır. Bu, kazançların en güzelidir.

 ‘Allah’ın rızasına uyan kişi, Allah’tan bir gazaba uğrayan ve barınma yeri cehennem olan kişi gibi midir? Ne kötü barınaktır o.’ (Ali İmran Suresi, 162)

Altuğ Öztürk

 

Kategoriler
Deneme Yazıları İslam Dini

Gerçek Aşk

 İnsan o tek ve gerçek Sevgili’ye aşkla bağlanmak için dünyaya gelir. O tutkulu aşkı içinde hissetmek, O’na deli aşık olmak için gelir. İnanan insan yılda tek bir günü değil, her gününü Sevgili’sine adar. Mutluluk ancak O’nun aşkıyla olur, bunun dışında kalpler tatmin olmaz; kurtuluş yolu bulunmaz. İnsan yüzlerce yol dener ancak başka türlü mutlu olamaz. Yaşaması gereken, bu samimi ve gerçek aşktır.

Her an O’nun aşkıyla yanmak, insana şevk ve canlılık verir. Bu ruhla yaşayan, O’na teslimiyeti derinden hisseden insan için tedirgin olacağı, rahatsızlık duyacağı bir şey yoktur. İnsan ancak O’nun aşkıyla huzur bulabilir, rahat olabilir.

Aşkıyla yanan kullarına O’ndan güzellik geçer; bu gerçek güzelliktir. Güzel insanlar diğer insanların yakınlık duymasına ve onları örnek almalarına vesile olur.

O her olayı inananlar için hayırla yaratır. Bunu bilmek, O’na duyulan sevginin nedenlerinden biridir.

O’na yönelip dua edildiğinde icabet edecek olması, O’nu sevmek için önemli bir sebeptir. O, sıkıntı ve ihtiyaç içinde olan herkesin duasına icabet ettiğini buyurur. Zorluk anlarında insanların yanlarında buldukları en yakın dost O’dur.

Her insan, bir hiçken O’nun rahmeti sayesinde var olmuştur. Tüm insanları bu dünyada barındıran, zevk ve ihtiyaçlarına uygun çeşit çeşit yiyecekler yaratan O’dur. O’nun, insanlar üzerindeki nimetlerini, her şeye güç yetiren olduğunu ve her şeyi en güzel şekliyle yarattığını düşünmek, O’na olan sevgiyi arttırır.

O sonsuz ilim sahibine duyulan sevgi, yarattığı mucizeler karşısında inananların şevk ve heyecanını arttırır. Bu, insan ruhunun ihtiyacı olan besindir, ruh ve iman bu döngü sayesinde sürekli beslenir.

O, her şeyden müstağnidir; hatasızdır. Ama insan hata yapar. O Sevgili bağışlayıcıdır; tevbeleri kabul eder ve insana kurtuluş imkanı sağlar. Bu da O’na duyulan sevginin çok önemli nedenlerinden biridir.

İnsan, kendisine küçük bir ikramda bulunan ya da iyilik yapan kişiye teşekkür eder, sevgi duyar. Hastalandığında yardımcı olan kişiye sevgisi artar ve duyduğu minnetle onu mutlu etmeye çalışır, üzmekten şiddetle kaçınır. Oysa onlara bu davranışları nasip eden de yine O’dur. Gerçekte sevgi duyulması ve teşekkür edilmesi gereken varlık, o tek Sevgili’dir. Bizi sevindirir, yedirir içirir, sağlık verir, zevk alacağımız güzellikleri yaratır; insanları vesile kılar.

O Sevgili, merhamet edenlerin en merhametlisidir. Tek dostumuzdur, ‘karanlıklardan aydınlığa’ çıkarır. Sevgimizin temelinde de bu yakınlık olmalıdır.

O’nun sevgisini bilmeyenler birbirlerine de samimi sevgi gösteremezler. Kendilerini zorlayarak insanların sevgisini kazanmaya çalışırlar. Sadece insanların hoşnutluğunu aramaları ve insanların rızasını kaybetme korkuları yüzünden bu kişiler, hayatları boyunca samimiyeti ve imanı yaşayamazlar.

O’na yakın olduğumuz zaman, güzel sıfatları da üzerimizde tecelli eder. “Ben şunu yaparsam hoşuna gider, beni sever “ diye düşünerek yaptığımız davranışlar, salih amel olur, O’na daha da yakınlaştırır.

O’nun nimetleri genelleme yapılarak bile sayılamaz. Diğer sevgililer gibi bugün değil, her gün, her dakika, her saniye hediyelerini cömertce bahşeder. Bu paha biçilemez hediyeleri, hayranlığımızın ve şükrümüzün ifadesi olarak yine O’nun yolunda kullanmalıyız.

İnsanların öncelikle ruhlarındaki ölüyü diriltmeleri gereklidir. Asıl önemli konu, gerçek aşkın insanı sarmasıdır. Gerçek Sevgili’ye aşkını içinde hisseden, dünyanın tüm güzelliklerine kavuşur. Kalbini O’na tam olarak teslim eden insan, artık O’nun yönetimindedir. O’na aşık olan, yaşadığı aşkın güzelliğini ve derin mutluluğunu sürekli içinde hisseder.

Sonsuza kadar O’nun aşkıyla yanmak, sonsuza kadar aynı şiddetli aşkı yaşamak muhteşem güzel bir duygudur. Milyarlarca yıl da geçse, O’nu aynı muhabbetle sevmeye devam etmek…

O, sevginin asıl muhatabı iken O’ndan uzak yaşayan insanlar, gerçek sevgi ve dostluktan da yoksundurlar. Şirk içinde yaşadıkları kısa süreli ve geçici sevgiler, gerçek sevgi değildir; onlara mutsuzluk ve karamsarlık verir. Hayatta gerçek anlamda bir sevdikleri olmadığından sürekli yakınırlar. Oysa ‘tek ve gerçek Sevgili’ Allah, onlara şahdamarlarından daha yakındır. “Bir bilselerdi…”

 

Fuat Türker