Kategoriler
Aklımdan geçenler Deneme Yazıları Günlük hayat

Modern Gelenekler

Bu tabir günümüzde pek umursanmasa da ‘gelenek’ ten kaçamayağımızı hatırlatarak yazıma başlamak istiyorum.

Geleneğin sözlük anlamı:Bir toplumda , eskiden kalmış olmaları,dolayısıyla saygın tutulup ,kuşaktan kuşağa iletilen kültürel bağıntılar,alışkanlıklar,davranışlardır.Yani kısaca,benliğimizdir.Evet,benliğimiz ve hatta benliğim.Fakat öyle bir zamana eriştik ki, benliklerimzi geliştirmek veyahut modern(!) hale getirmek için tamamen yırtıp atıyoruz sözlüğümüzden,benliğimizden.Ne kadar aciz bir durum söz konusu öyle değil mi? Daha bilgili,kültürlü,daha farklı olacağım diye hırpalıyorsun kendini.Netice ise ortada.Ne Batı’yı yaşayabiliyorsun ne de Doğu’na sahip çıkabiliyorsun.Yolunu bulamayan bir gezgin gibi oradan oraya boş boş gidip geliyorsun.

Bir millet nasıl birlik olmaya çalışıyorsa o birliğin içinde din,dil,ırk ayırmaksızın tarihi yatmaktadır.Sen ‘gelişeceğim ben,aman ne var azıcık şehir havası alsak,havalı olsak,modern(!)giyinsek ayoool.’ dediğinde,eğer atanı siliyorsan(-ki ne haddine)elde etmiş olduğun yeni kişilik karakter bekleyen  boş bedene döner.Diyeceksiniz ,çok abartı.Ne yani kaçıncı yüzyıldayız mumla mı oturalım?Tabiki de ben size gidin imkanınızı bırakın,mumla oturun demiyorum.Modernlikten,gelişmekten,gelenekten kasttetiğim bunlar değil.Kendimizi kandırmanın hiçbir anlamı yok bu devirde.Veyahut birşeyleri ispat etmek gibi düşünce de olmamalı.Eğer toplumsak,bizim topluca bir şeyler yapmamız lazım.Kendi değerlerimizi bizim korumamız,bizim sahiplenmemiz lazım.Elin Avrupalısı nereden bilsin ağıtlarımızı,nereden bilsin adetlerimizi?

Tatil de köye gittim dediğimde yalan yok,alaycı bakışları yakalıyorum üstümde.Onlar için köy,milattan önce var olan,ilkel yaşam sürülen,şive bozukluğundan ibaret.Ee tabi Bodrum,Çeşme dururken köye gitmek te olacak iş mi ?Soracaksınız ‘senin için ne ?Doğruyu söylemek gerekirse köyde doğmadım,büyümedim.Ama orası benim babamın annemin çocukluk mekanları.Tiko oyunu,körebe,saklambaç,yakartop oynadıkları yer.Evet benim annem ve babam da çocukmuş bir zamanlar.Hala ‘Köye gidiyoruz,hazırlanın.’dendiğinde suratlarında ki o çocuksu gülümseme devam ediyorsa , benim için de önemlidir başkaları tarafından ilkel görülen  yer.

Gelelim adetlerimize.Rast geldikçe televizyon programlarında izlemeye çalışıyorum.Şehir şehir dolaşıp,yöreleri bize tanıtıyorlar.İlgi duyarak seyrediyorum.Yemekler,kıyafetler,oyunlar,türküler…Hepsi ama hepsi bambaşka ve inanın hepsi ayrı ayrı kıymetli.Şiveler değişik.Anlamakta güçlük çekiyorum bazı kelimeleri aslında.Farklı farklı yüzler,gözler.Hepsinde tek ortak bakış mevcut.Yaşama sevincini tadan yorgunluk…

Şimdi düşünüyorum da kendini şehirli gören bir bayanı gönderelim Anadolu’ya.Bakalım saat sabahın beşinde kalkıp saatlerce,günlerce aynı işleri hiç durmadan yapabilir mi? Bu durumu bir de köydeki  bayan için gerçekleştirelim.Yollayalım şehire,sabah sadece istediği saatte kalksın.Devam ettirebilir mi yaşamını? Evet. Belki saçma gelebilir ama çok ta güzel yaşar.Zorlanır elbet.Ama alışır o da şehir havasına.’ Peki diğer bayan?O da alışır,yaşam koşulları değişince elbet alışır.’demeyin.O diğer bayan şehire kaçmak için yol gözler.Çünkü zorluk çekmemiş,iş nedir bilmemiş ki.Varlıktan yokluğa veyahut attan inip eşeğe binmemiş ki şimdi sürdüre dursun hayatını.Yanlış anlamayın,şehirde yaşıyorum.Köylü gözüyle bakmam ben kimseye,insandır o.Ama neden hor görülür ?Neden şehirli ve köylü diye ayrı konuma düşürülür.Diyeceğim şu ki,kimseyi hatta hiç kimseyi Anadolu’dan gelmiş,işçi(!) diye kenara koymayın.Değer her yerde değerdir.Yaşam her yerde yaşam ve kıymet her kesimde yer almaktadır.

Bunların hepsini bizzat yaşadım,gördüm ve yazdım.Bütününde ayrı ayrı saygı beklediğim cümleler yer almakta.Geleneğim benim köyüm.Geleneğim benim şehirim.Günümüz tabiri ile ortama uymaktır benim geleneğim.

Tek hayalim nedir bu konuda biliyor musunuz?Ben yolunu bulamayan gezgin değil de,iki yolada uğrayan.Her şekilde  yenileşen ;fakat geçmişiyle güne ‘Merhaba!’ diyen,çocuklarınada  modern geleneği aşılamaya çalışan birey olacağım.

Tavsiyem mi? Kaçmayın sakın.Onların yanında onlar ,buradakilerin yanında  da buradakiler gibi özünüzü konuşarak yaşayın.Tabii bunları söylemek ne haddime. Bu metin sadece deneme.

Seda HASCAN

Kategoriler
Günlük hayat Sevgi ve Ask Dünyası

Yaşama Ait Anlar

Sevgi var diye düşünüyorum. Ama yok. Ne bir arkadaşlık kalmış ne bir gerçek aşk ne de bir hayat.Kendi kendime vardır diyorum olmalı.

Ama demekle olmuyor ki! Bu hayatta görmedikçe sevgiyi, kardeşçe dostluğu; görmedikçe taştan duvarları yıkan o sonsuz, gerçek aşkı tatmadıkça niye neden yaşayayım ki? Ne anlamı kalıyor ki bu sahte dünyada yaşamanın ? Yoksa bu oyunun kuralı mı?
Hani şu bize acımasızca sırtını dönen, her seferinde düşüp de bize kıs kıs gülen hayatın, sahte hayatın bizlere oynadığı bu yaşam klasiği oyunu .

Yaşamak istemedikçe yaşamak zorunda olduğun bir damla, sadece bir damla sevgi, saygı beklediğinde sana yalnızlık kural mı? Her oyunun sonunu sabırsızlıkla beklerken neden bu oyunun sonunu hiç tatmak istemeyiz? Bunun sonu ölüm olduğu için mi? “Daha bu oyunda çok işim var hayatı tadamadım daha.” deyip bu oyuna veda etmek istemediğin için mi?

Ne garip insanlarız biz . Elimizdeki değerleri göremeyip kaybettikten sonra önemini anlayan canlılarız sadece. Niye her şeyi zamana bırakıp yaşamıyoruz?  Akıllıyız diye geçiniyoruz ama inanın hiç de düşündüğümüz gibi değil. Yaşamanın bir sevinci var, ölümünde öyle. Peki yaşarken neden kıymet bilmiyoruz.

Neden? Sevgi, aşk, ölümüne giden dostluk neden yok bunlar oyunun içinde? Hep yalnızlık mı olacak çevrende? Niye dur diyemiyoruz.

Aşk…

Şu bir hece senin hayatın. Hem de yaşama sevicin ama ilk önce yaşama sevicin hayatta olmaktır. Ne kadar acımasızca olsa da hayatta hala gözlerini açıp kapata bilmektir. Sonra o tek hece ama anlatımı çok güç olan aşk olmalıdır .
Gerçek aşk… Bulduğunda bırakamayacağın bir sevgi, bir dostluktur aşk.. Aşk sevdiğin biriyle illa flört etmek değildir ki.. Onu her ne olursa olsun içinde yaşamaktır. Onu senin hakkında ne düşündüğünü bilmeden sevmektir. Çıkmak gerekmez ki, kalbiniz konuşmasa gözler kalbin aynası misalidir. Onun başka biriyle bile flört ederken onun mutluluğunu istemektir.

Zor mu peki bu? Yani gerçek aşkı tatmak zor mu?
Yaşanmak mı istemiyor insan yada gerçekten ona kalbini verebilecek birini bulamadığı için mi uzak duruyor, bu hayatın anlamı olan kavrama? Ya da o beni beğenmez duygusu mu? Bir insanın sevdiğini anlamak için gözler gerçekten yalan söylemeyen bir delildir. Bak gözlerinin içine ama dolu dolu bak, yaşama sevincini göster ona, gerçekten aşık olduğunu bir bakışınla kanıtla.. Ama hiçbir zaman ağlama. Çünkü uzaklarda yada yakınında, o bir tek gülüşün için yaşamakta olan biri vardır.
Kim bilir?

(Seda HASCAN)