Kategoriler
Genel Konular

EVRİM

Alevler köpürür, sular durulur kimi zaman, sigaralar peşi sıra, sigaralar yerli yersiz, sigaralar köpük köpük durulur kimi zaman. Sigaralar yanar, sigaralar söner, kadehler dolar, kadehler boşalır. Zaman azalır, mahkûmsundur, hem de idamlık, son isteğini sorarlar, içinden kuru fasulye ve pilav isteyesin gelir, ve hatta söylersin de belki , anılara değil ‘an’lara dalarsın bu sefer cellat başındayken, cellat başındayken bu sefer sehpadan kalkıp gidesin gelir, sehpadan kalkarken gözün yıldızlara takılır, belin ağrır, güçsüzleşir bacakların ama kalkarsın, gözün yıldızlarda, yıldızların ağzında sözler, kalkarsın, dört ayağın varmışta ikisi yokmuş gibi dikilirsin, hiç memeden süt emmemiş, hiç kimse senin için ölmemiş gibi dikilirsin, emeklemek vardır belki rituelde, belki de hiçbir şeyin kuralı yoktur ama sen iki ayağının üstünde diğer ikisini yok sayarak, diğer ikisini başkalaştırarak dikilirsin, bir kulağından girip diğerinden çıkan bir mızrak yazar hafızana  ”yürüyor” diye ve evet sen yürüyorsundur, hem de iki ayakla, artık diğer ikisi yoktur.. 

Kategoriler
Genel Konular

Azalan Verim Kanunu

Fotoğraflarda azalır belki çok bakınca. Hani çok isteyince bir şeyi olmaz ya, ya da her şeyin azı karar çoğu zarar ya hani, sen istediğin kadar oyna ama o loto sana çıkmaz ya hiçbir zaman, ama her çekilişten sonra muhakkak bakarsın ya  kazananlardan, amorti numaralarına  kadar o listeye hani, işte tam öyle bakarsın eski fotoğraflara, zaman doğrusunda eksi, insan doğrusunda zamana sığdırılamayan karelere doyasıya. Ama azalır işte çizgiler, anlamlar azalır, hakkındakiler, hak edilenler azalır ve hak edilmeyenler. Anlamlar azalır fotoğraf çizgilerinde, renkler soluklaşır önce, sonra çizgiler belirsizleşir,  anılar, hayatlar, zamanlar belirsizleşir. Bakarsın doyamazsın, bakarsın bir daha eski yerine koyamazsın. Çizgiler belirsizleşir, anlar daralır, vicdan özgür kalır, silikleşir hafıza, hafıza hiç olmadığı kadar, hafıza ilk olduğu kadar tertemizleşir. Fotoğraflar belirsizdir artık, çizgiler, anılar ve hafıza belirsizdir, susasıya bakarsın fotoğraflara, fotoğraflar yudum yudum, fotoğraflar nefes nefes azalıyordur ve insan öğelerine ayrılan cümlede belirsiz, belgisiz hatta zamansızdır. Fotoğraflar azalır belki çok bakınca ve belki de anılar silikleşir her hatırlandığında.

Kategoriler
Şiirler

Sana Gelirken

Sana gelirken zaman donakalır

Adımlar karışır birbirine, nefes telaşlanır

Donakalır hayat sana gelirken

Sana gelirken zaman biraz daha azalır

 

Sana gelirken zihin donakalır

Düşünceler karışır birbirine, bilinç telaşlanır

Donakalır irade sana gelirken

Sana gelirken zaman biraz daha azalır

 

Sana gelirken ruh donakalır

Kemikler karışır birbirine , et telaşlanır

Donakalır aşk sana gelirken

Sana gelirken zaman biraz daha azalır

 

Sana gelirken evren donakalır

Melekler karışır birbirine, tanrı telaşlanır

Donakalır ölüm sana gelirken

Sana gelirken zaman biraz daha azalır

 

Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Şuan Düşündüklerim Türkiye üzerine

Sürgün

İdam cezası geri gelsin diyor sn başbakan. İdam cezası hakedenlere geri gelsin. Kendisine bir öenerim var konuyla ilgili; idam cezasını geri getirmeye yetmiyorsa kudreti ”sürgün”ü kullansın. Hakedenleri yurtdışı sürgüne göndersin, çünkü sürgün ; onurlu bir insanı dirhem dirhem eritebilecek, öldürebilecek kadar güçlü bir silahtır. Sürün hakedenleri, memleketinin kokusunu dahi duyamayacağı kadar uzağa hemde.. Çok düşüneni sürün mesela, ”çok” bileni, çok yazanı, çok konuşanı, en fazla da çok ve doğru konuşanı sürün.. Siz en iyisi şairi, ozanı, yazarı, gazeteciyi, bilim adamını, tiyatrocuyu, hukukçuyu yekten sürün de temizlensin ortalık. Bırakın onlar gelemesin toprağına, toprağına gelememek öldürür insanı. Linç edin,felç edin, recmedin, dövün, sövün, kovun.Bırakın onlar vatan hasretiyle her günü zindan, her günü tecritle gün gün ölsünler. Bırakın bir dönem çıkıp mertçe; ” Kürtçe şarkı yapacağım, Kürtçe klipte çekeceğim”dediği için buna layık gördüğümüz, teneke bağlayıp köyümüzden kovduğumuz Ahmet Kaya’lar, o dağ gibi adamlar vatan hasretiyle ölsünler.. O dönem o gereklidir çünkü, o kadar dürüstüzdür çünkü o dönem, o dönem anasına avradına ve hatta yedi ceddine nesline sövmemiz gerekiyordur, şimdi şarkılarını dizilerde filmlerde dahi kullanmamız.

 

Çünkü o dönem o vardı televizyonda, öyle düşünüp öyle tepki vermemiz linç etmemiz gerekiyordur  şimdi dizilerde duyduğumuz ezgileriyle kederlenmemiz, ” yazık oldu adama bee!!” diyebilmemiz.. Çünkü bu dönem bu vardır televizyonda , çünkü bu dönem onları kucaklamamız gerekiyordur, biraz günah çıkarmamız ve onları DA sevebilmemiz. Çünkü bu dönem başkaları ötekidir. Tüm olanlar vicdan azabı gibi yatar dururken kalbimizde biz bugünün hakedenlerine gelelim. Öyle düşünmeyen ve aklıselimliğini fütursuzca ilan eden ,densiz, çapsız, hadsiz, dinsiz imasızlara, uçötekilere.

 

İdam cezasını geri getirmye yetmiyorsa kudreti sürgüne göndersin hakedenleri. Mübadelesini yapsın; o dönem hakedenler sürgünden  dönsün toprağına çiftliklerinden, şimdi hakedenler gitsin sürgüne.. Biz sesimizi çıkarmayız nasılsa, en azından yarımız arkasındayız. Çıksın zapping hızına karşı duran kudretiyle televizyona ve anlatsın yeter ki o üstün hitap gücüyle gerekliliklerini, biz arkasındayız nasılsa, en azından yarımız..

Kategoriler
Şuan Düşündüklerim

Ya Sen?

Ya sen başka bir hayatta nefes bulurken, ya ben başka bir maddede cana kavuşurken, ben bir mor yasemen sen bir zakkum olurken köşe anılarımda düşe kalka bir deprem olursan, düşe kalka sen bana son nefesini imdat çığlığıyla verirken, sen bana nefretini saklarken göğsünde, sen bana ağıtlar yakar ben sana methiyeler düzerken gökyüzünde tanrı iner haddimizi bildirirse eğer bize şeyet okadar çok söyleyeceklerim varki ona; ”dilim lal gözüm kör olsa dahi söylerim..” At, sat, tut,al veya alma ama kavra.. Kavra gerçeği, kavra gerçeğin acımasızlığını ve unutma en sevdiğin anın doğruluğunu, çünkü sana en yakın olan an o’dur.. İnsana tanrının en yakın olduğu zaman insanın tanrıdan en çok uzaklaştığı an’dır ve insanın tanrıiya en yakın olduğu zaman mağlubiyetin simgesidir . Mağlubum; bilime, gerçeğe, hayata,zamana, tanrıya karşı mağlubum.. Mağlubuz..

Kategoriler
Hayat üzerine Kişisel makaleler

Alelacele

Alelacele olsun istedim hep, doğumum bile öyle olmuş, sabah kahvaltısına geç kalan sıcak ekmek misali gelivermişim dünyaya, sancısı, sargısı, yolu molu dahil 1,5 saatte, alelacele. Alelacele geçti zaman o ik çığlıktan, o müjdeden, babamın o ilk gülümsemesi, annemin o son haykırışından bu yana. Zaman para gibi harcandı alelacele.

Bazıları vardı avuçların elleri sarmalamış, bazılarının arasında başlar, bazıları vardı sıfatların ve tamlamalarının, her yöne çekimlenebilirdi yüklemleri cümlelerin bazılarının. Eskiden işler at avrat, kılıç kalkan, al gülüm ver gülüm gidebilirdi ama ilk kardeş kanı döküleli, yeryüzüne ilk peygamber ineli ve aya ilk insan gideli çok olmuştu. Uranyum parçalanmış, bir koyun kopyalanmış ve Zeki Müren de bizi görmeye başlamıştı. İşler artık gelişigüzel, işler artık yöresel, işler artık geleneksel ve kesinlikle kişisel değildi. Yollar olmasa bile artık, kıllar, tüyler, tuhaf pürüzler vardı seyrine sıkışmış hayatın. Sıkışanlar, arada kalanlar, arada duranlar, ara sıra olanlar, ara sıra gözüküp, ara sıra kaybolanlar, ara sıra masal, ara sıra gerçek olanlar, ara sıra susup bazı bazı konuşanlar, her zaman yapsa da bir kerede yıkanlar, yıkıntılar, yıkıntıların arkasındakiler, arkadakiler vardı.

Maya tutmamış kıyamet kopmamıştı, yine sabah oluyor, velayetimdeki kedi “paşa” huysuzlanıyor, huysuzluğundan balkonda nur topu gibi kedi pisliklerimiz oluyor ve arasından sızıyordu balkon kapısının bu şehre ait olmayan, odadaki kahverengi dumanı alelacele dağıtan soğuk. Alelacele olsun istedim hep, ısınmam da, soğumam da, doğumum bile öyle olmuş, epitopu 1,5 saatte alelacele.