Kategoriler
Genel Konular

TEŞEKKÜRLER…

Geçtiğimiz aylar içerisinde katılmış olduğum Varlık Dergisi YAŞAR NABİ NAYIR Roman/öykü yarışmasının sonuçları geldi.Beni destekleyen herkese ve makaleci.com ekibine,Selçuk arkadaşıma teşekkür ederim.Değer verilen ve eser niteliği taşıyan ilk 11 yazının arasına girmeyi başardım.Bu çalışmamdan da dolayı internetteki yazılarım kesintiye uğradı.Bundan sonra da uğrayacak gibi.Sevgiyle kalın.

 

Mustafa Şenay…

Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler İslam Dini Toplumsal Konular

MEHDİ’Yİ BEKLEMEYİN.

 

Alnınızdan bir parça damlayan ter gözünüze değmesin diye size kaş verilmiş.Bunu hepimiz biliyoruz.Yani yaratıldığımızı inananlar olarak herbirimiz biliyoruz.Ya bilmediklerimiz.Senelerdir özümüze dönmekle bize kastedilmek istenen şey nedir?Veya Allah ın bizim hiçliğimizde Esma larının zuhur bulmasıyla bize anlatılmak istenen?Biz neden hiçlik kıvamına erişemiyoruz.Bundan bahseden yok.Namaz kılmak mı yoksa oruç tutmak mı hiçlik kavramı?Hiçlik nedir?Bir öğretmen masaya nesne koymadan resim yapılmasını istediğinde her şeyi çizebiliriz.Fakat masada hiç bir şey yoktur.Herşeyin başladığı yer hiçliktir.Yıllardır kasırgalar koparacak tufanlar yapacak kıyametler ve kurtarıcılar bekledik.Kurtarıcı sizden başkası değildi.Ölüm ise bedenen ölmeniz demek değil.Ölüm özümüze dönebilmek.Her şeyin yaratıcıdan olduğunu anlayabilmektir.Yüce kitabımızda biz size şöyle yaptık,biz size bunu verdik ile kastedilen ”biz” kavramını anlayabildiniz mi?Varlığınız ın Yüce Yaratıcı da yok olmasıyla birlikte özün aynı olduğu ve geriye bizden başka bir kavramın kalmadığını göreceksiniz.GELİN SİZE HİÇLİĞİ ANLATAYIM. 

Camdan bir kavanoz düşünün.Ağzına kadar yuvarlak şekerlerle dolu ve şekerlerin herbiri ayrı renk ve tatlara sahip.Kavanozumuzun üstünden bir fare bırakılıyor.Başı önünde hiç durmadan yiyor şekerleri.Ta ki bir nokta geliyor ve duruyor.Diyor ki,yahu ben bu şekerleri yiyorum fakat aynı tuzludan ya da aynı ekşiden bulamıyorum.Ya da aynı renkten.Duruyor ve düşünüyor.Bir felsefecinin dediği gibi hiçbir şey aynı kalmaz,durağan değildir.Aynı su aynı nehirde bir daha akmaz.Sonra kafasını kaldırıyor ve yukardan bir iple sallandırılmış beyaz şekeri görüyor.Sıçrıyor ve alıyor.Tanrı fareyi yanına alıyor.

2.fareyi aynı düzeneğe koyuyorlar ve hiç durmadan sonuna kadar yiyor.Ayaklarının altında tek bir şeker kalana kadar durmuyor.Ne yapsam acaba yesem mi yemesem mi diye düşünürken kafasını kaldırıyor ve sallanan beyaz şekeri görüyor.Sıçrıyor alamıyor.Sıçrıyor alamıyor.Kavanozun dibinde olduğu için yetişemiyor.Fakat Tanrı sırf beyaz şekeri görebildi diye o fareyi kurtarıyor.

3.fare bütün açgözlülüğüyle kavanozdaki tüm şekeri yiyor ve kavanozun dibine geldiğinde ne yapacağım diye düşünürken kafasını kaldırıp bakıyor.Beyaz şeker orada.Fakat faremiz göremiyor.Görüş mesafesini aşmış.Tanrı onu kavanozda bırakıyor.

Peki Tanrı bu işlemi nasıl gerçekleştiriyor?

1.kavanoza su dolduruyor ve 1. fare şekerlere tutunarak dışarıya çıkıyor.2.kavanoza su dolduruyor ve 2.fare ayağının altındaki tek şekere tutunarak çıkıyor fakat 3.fare suda boğuluyor.

Sonra Tanrı onlara size hem şeker hem de su vermemiş miydim diyor..

Bu şeker yeme esnasında cam kavanozda kendi yansımalarına bakan fareler yansımalarını BAŞKA FARELER zannederek sürekli aynı girdabın içine düşüyorlar.

HALBUKİ NE DİYOR BAKIN :
HEPSİ AYRI AYRI BEDENLERDİR FAKAT MUHAMMEDİ(S.A.V) RUHTUR ONLAR!

O YÜZDEN SEN DE BU DÜNYADA BİR KAVANOZDASIN.SENDEN BAŞKASI YOK.BEN MUSTAFAYIM SENDE MUSTAFASIN HERKES MUSTAFA.VEYA SEN AYŞEYSEN HERKES AYŞE.AMA ALLAH SAMED DİR.TEKTİR.O ZAMAN SEN DE YOKSUN.HİÇSİN.İSİMSİN….

BU ÇALIŞMAMI SİZLERE AÇIYORUM.YALNIZCA BENİM DÜŞÜNCELERİMDİR.ELEŞTİRİLMEK İÇİN YAZMIYORUM.SAYGI DUYULURSA SEVİNİRİM.

MUSTAFA ŞENAY

Kategoriler
Genel Konular

BİPOLAR(DUYGUDURUM BOZUKLUĞU-MANİKDEPRESİF) OLMAK (ÖZEL!)

Enerjiyle dolduğum bir başka sabah daha.Her uzandığımda havaya,bir kar tanesinde zamanı donduruyorum yine.Bastığım her adımda bir düşman kalesi yıkıyorum.Gülümsediğim her çocuk hayatı boyunca mutlu yaşayacak.Geçtiğim kaldırımlara bir daha çamur sıçramayacak.Kar saçlarımda ıslanıp damlarken yere,toprak bana soracak,benden izin alacak.Bensiz hiçbir şeyin anlamı yok.Benle büyük,benle güzel.Bir rüya gibi.Sonu olmayan bir güzellik bu.Daha hala tam anlamıyla yaşanmamış,başlamamış.

Susuyorum.Her şey susuyor.Konuşuyorum ve eşya dilleniyor.Ağaçlar soluyor,caddeler konuşuyor.Bütün dünyanın yükü omuzlarımda.Temsil ettiğim her şey diz çöküyor sözlerimin ardında ve sanki bana söz veriyor.Dünya diz çöküyor.Yürüyorum duraksız.Tüm şehir arkamda kalırken üşüdüğümü hiç hissetmiyorum.Hışır hışır döverken ayaklarım karı;kayıp çamların arasında beyazın üzerine ellerimle sekizler,kelebekler çiziyorum.Bastığım her adımda dünya değişirken,ciğerlerime dolan acı bir hava mutlulukla boğazıma pompalanıp,gözyaşlarımla orgazm oluyor.

Sırtımda ve belkemiğimde gittikçe yoğunlaşan bir ağrı var.Hoş bir tomru yükseliyor önce.Ardından irili ufaklı tüyler fışkırmaya başlıyor yerlerinden.Kozasını parçalayan kanatlarım açılıyor ve uçmaya başlıyorum.Ayaklarım yerden kesiliyor.Tarif edilemez bir mutluluk.Anlatılamaz bir haz yaşıyorum.Bütün bedenim titriyor.Parmak uçlarıma kadar.Özenle seçilmiş yüzüm ve özenle dizayn edilmiş ellerim kusursuz bir senkronizasyonda çalışıyor.

Yemek yok.Uyku yok.Yorgunluk yok.Aynalar  var sadece ve saf Aşk! Tanrı olmalıyım.Evet Tanrı olmalıyım ben.Çok güçlüyüm ve durmak bilmeyen,akıp gelen bir enerjinin ilahıyım.

Yardım edin!Yardım edin!

Düşeceğim zamanı bilmiyorum.Nasıl uçmam gerektiğini bilmiyorum.Daha öncesinde melekler taşırken beni,şimdi kanatlarımın olduğunu idrak edemiyorum.

Düşüyorum.Ölüyorum ben..Beş senedir alçalıyorum,arada bir kanat çırpsam da ölüyorum..Göğün zirvesinden,cennetten düştüğüm için beş senedir  alçaldığım nokta bitmiyor.Ve ben havada yaşlanıyorum.Yıldızlardan birine alçalırken,kafamı gözümü takmak istiyorum.Yani artık yaşamak istemiyorum.

Beş senedir tedavi oluyorum ama hala miraçlarımı özlüyorum..Yardım edin..Ölüyorum..

 

YİNE DE HAYATTA OLMAK GÜZEL..

 

Mustafa ŞENAY

Kategoriler
Genel Konular

Sözlerin Bittiği Anlar Vardır

Bavullar dökülüyor,savrulan onlarca fotoğrafta her bir yaşlı çınarın siyah beyaz çocukluğu değiyor tozlu topraklara.Sakat,ikiz,roman,çingene,polanyalı,yahudi ve binlercesi simsiyah kara bir kutunun içine itiliyor.Koparılmış onlarca sevda ağlıyor bu sabah yine.Proveke edilmiş,suçsuzluğu meçhul yüzlerce askerin bıraktığı kanla trenlere atılıyorlar.Nefes almak neredeyse imkansız.Henüz şişmemiş cesetler de yolculuk yapıyor bu trende.Kova kova dışkılar birikmiş bir köşede.Tırnaklarını kanatırcasına yazıyor yahudi çocuk.Ölüme gidiyor.Bir başkası belki de şanslılar bizizdir diye düşünürken bir bebek ağlıyor durmadan.Sıkışmış kalmışlar.Birbirine karışmış terler,leş gibi bir koku,tazikli suyun dövdüğü parmaklıklar, havada dudaklar çarpışıyor bir damla için.Koparılmış ana baba sevdaları,kardeş türküsü var bu ayaklı ölüm kutusunda.Ölüme gidiyor tren.Kamplara.Herkes zayıf herkez bitmiş perişan.Annesinin donmuş gözlerine bakıp ağlayan bir çocuğu susturmak için boğmak istiyor suçsuz onlarca gövde.Çocuğu parçalamak istiyorlar,sanki acılarını dindirecekmiş gibi.Soğuk,buz gibi bir hava.Ciğerlerini hissetmiyor insanlar.En kötüsü de insanlık ölüyor bunca canın ardından..İnsanlık ölüyor….

Kategoriler
Deneme Yazıları Günlük hayat İslam Dini Kişisel makaleler

Bir Sema Masalı

Yosun tutmuş renkler bile baksana.Her biri yeşil,sulanmış savrulup akıyor.Bir tutam nefes alabilmek için üst üste yatan taşları görmez misin?Piknik sevdalısı toprağı alıp götüren palyaçolar gibi sürekli mutlu ve rengarenk kaygan bedenleri.Doğanın en cilveli yerinde vıcık vıcık yapış yapış olmuş tutunmuşlar bir kayaya.Yer yer siyah tutmuş,yer yer uzaklardan gelen,hangi çocuğun içtiği belli olmayan teneke kola durmuş kopup gelen dallarının arasına.Güneşin battığı vakit dolunayın vurduğu teninde bembeyaz ışıltılar içinde bir balık uyurmuş,kayalarının altında.Ailesini bırakıp ta tepelerden gelmiş.Burayı çok aramış.Siyahı örter beyazı bile saklar dermiş balıklar bu cennet için.Kaçı feda etmiş kendini bu diyar için.Yosunlar bize yapışkan onlara yumuşmuş.Gözlerini rahatça kapatıp uyurmuş burada.Sabahları da avlanırmış pusuyla.Ama bilmediği bir şey varmış.Bekleyen aslında kendisi değil pususunu yaptığı yerin sahibiymiş.Yosun da ondanmış.Heybet de.Ve bir gün elinden kurtulamamış.

Ondan bihaber balıklar da sefayla yaşadığını ve geriye dönmeyi düşünmedikleri,onun yoluna gitmişler tek tek.Ta ki o yolun kendilerinde olduğunu anlayacak birileri çıkana;vardığında değil yuvasında ölene,avcı olmayı gerçekten öğrenene dek,yüzmüşler..

 

mustafa şenay

Kategoriler
Deneme Yazıları Genel Konular Günlük hayat Kişisel makaleler

Meleğin mesafesi

Bir keman ağlıyor durmadan.Geceyi bölüyor.Düşlerimi,düşüncelerimi alıyor,dışarının soğuğuna karıştırıp savuruyor.Sakin esen rüzgarla tren edasıyla kalkıp göçüyor kadına.Kadın üşüyor,bihaber soğuğun taşıdığı narin bir erkeğin sıcağından.Yeleğini sarıyor sıkıca.Oysa tenine aşk dokunuyor.

Kemana dökülen adamın gözyaşları vuruyor geceye ve gökyüzüne.Damla damla,küme küme kaplıyor yıldızları.Kadın yürüyor ışıkların olmadığı bir limana.Uyuyan teknelerin sarı ampüllerine takılıyor gözleri.Çizmelerinde kar taneleri ölüyor suskun.Aynı şehri gibi sessiz.Aya baksa belki görür ıslanan yüzün yaptığı bulutları.Islatan gözyaşlarını bir erkeğin.Bulutların ardında sırıtan bembayaz ışığı.Ağlayan aşkı,getiren meleği,sunan rüzgarı,konuşturan mustafayı..

 

mustafa şenay

Kategoriler
Günlük hayat Hayat üzerine Kişisel makaleler Resimli anlatım

Simurg

   Kanatlarım rüzgarı hissedene dek uçmak zorunda olduğumu bilmesem, Simurg’a ulaşabilmek için hisarlar,bahçeler aşmazdım.Tüylerim liğme liğme yolunana dek solumazdım heyecanla kışı ve baharı.Ben bülbül.Gülü bırakmazdım.Ağzımda bir parça diken taşımazdım ondan bihaber.Ondan bir koku,bir tat.Avare olduğum yuvayı doğa parçalayıp yağmurun nefretiyle dövüp,toprağa yedirene dek yüreğim çırpınacak,kanatlarım gibi çaresiz.Üşümüş küçücük bedenim soğuyup yere düşene dek gözlerimi kısıp sislere daldım.Kara dokundum.Yutuldum.Yoruldum.Dondum ve yandım.Nice bahçeler geçtim.Hiçbiri alagülüm gibi kokmadı dokunmadı.Uçtum.Hiç durmadan.

 

   Sonunda Simurg’u uzaktan görebilir miyim,hisseder miyim Hüdhüd’ün renklerini diye çığlık çığlığa,hasta ağladım.Ta ki gözyaşlarım bir avuç bedenime sığmayıp vücudumun suyu çekilene,tüylerim kuruyup dökülene kadar.Sonra düştüm aniden.Anladım.Bendim Simurg.Ona dokunma,hissetme isteğimdi.Uçup gelmemdi her şeyi bırakıp.Çünkü terk ettiğim her şey aslında banaydı.Zaten bu yolculuğun adı neydi ki?Bir avuç aşktı…

 

mustafa şenay

Kategoriler
Günlük hayat Hayat üzerine

Vav

Tülden bir dalga var altın saçlı.Suskun plakaların karla örtülü tenine dokunan ışıktan nasiplenmiş bana bakıyor gecenin bir yarısı.Duvarla arasında ufak bir boşluk bırakmış,çocuksu duygularım buğulanmış yüzüne isimler çizsin diye pencerenin.Çıplak ayaklarım kalorifere değerken usul usul kar yağıyor.Dışarısı Konya havası.Bir kuşun terk ettiği yuvaya bakıyor gözlerim.Bir dal düşüyor yere.Yarın öğlene kadar kırılmayı bekleyecek çamurlar üzerinde.Naâşı bir lastiğe sıkışıp görmediği yerler gezecek.Kim bilir kaç çamurlu çer çöpü misafir edecek.Sonra diyecek ki,dal olsam iyiydi dediğim günler vardı.Şimdi yuvayı özlüyorum.Düştüğüm an havada pervasız olmayı.Bilmemeyi,düşünememeyi özlüyorum.Üstümden eksilen her bir kahverengi talaş tozu,ağaç artığını özlüyorum.

 

Bu haykırışın ardından toprak seslenecek.Uzun zamanlı sükunetini yerde yatan bir kırgına vererek;

Nice karlar gördüm eriyene kadar sükse sattılar.Saksılar gördüm topraktım deyip ağladılar.Varlığını sakın kendinden bilmeyesin,hiçliği anlayıp sevesin.Sev ki hiçliğin haykırışı Mustafa özü Ahmed ismi Muhammed’dir..

 

mustafa şenay