Kategoriler
Eğitim - öğretim iletişim Toplumsal Konular

Çocuğumuzun okulu

İnsanoğluna baktığımızda ilk eğitim ve öğretim yerinin aile ocağının olduğunu görürüz. Aile içinde iyi eğitim almış olan çocukların başarılı olacağından kuşkumuz olmaz.

Çünkü eğitimin çocukluğun ilk evrelerinde oluştuğunu biliyoruz. O dönemlerde çocuğumuzun ilgi ve yeteneklerini keşfetmememiz gerekiyor.

Çocukluğunda boş olan beyninin içini en güzel bilgi, hikâye, masal okuyarak öğretmemiz gerekirken; televizyon izlenmesiyle vaktini yanlış yerlerde yönlendirirsek sonucun iç açıcı olmayacağını bilememiz gerekiyor.

Çocuklarımızı geçmişimizle kıyaslamadan yani bizim dönemimizde televizyonla mı yemek yeniyordu demekten öte olan televizyonu izletmeden çocuğumuzun günlük aktivitelerini yapmasını sağlamalıyız.

İllaki benim yavrum televizyon seyrederek yemeğini yer, başka türlü yemek yediremiyorum mazeretine kimse sığınmamalıdır.

Çocuklarımızın oyun oynamasına müsaade ederek kendini geliştirmesine fırsat tanınmalı. Kaslarının gelişmesi için oyun hamuru, oyun hamuru benzeri kas geliştirmelerine katkıda bulunacak materyalleri evimizde bulundurmalıyız.

Şayet aldığımız oyun hamurlarının çocuğumuzun sağlığıyla ilgili korkumuz varsa kendi başına bırakmadan yanında bir büyüğüyle oynamasını sağlamalıyız.

Oyunlar vasıtasıyla beyninin de bu arada geliştiğinin farkına varırız. Oyun oynamak çocuklar için ihtiyaçtır.

Oyun hamurlarıyla veya istediğimiz davranışın bir anda olmasını beklemek saflık olur. Çeşitli materyallerin elinin altında olması gelişimi açısından verimli olacaktır.

Çocuklarımızın istenilen davranış veya becerilerini ilk denemelerinde başarmasını beklemek doğru olmaz.

Çocuklarımıza ne kadar çok fırsat tanır, onların becerilerinin gelişmesi aşamasında sabırlı olur, anlayış gösterirsek, istediğimiz olumlu ve kusursuz yeteneğinin gelişmesinde olumlu katkımız olur.

Çocukların oyun konusundaki kendi çapında oynayabilecekleri oyunların merkezinde çocuk olmalı. Anne baba çok etkin olmadan yol göstererek çocuğunu desteklemelidir. Çocuklarımızı çevremizdeki çocuklarla da kıyaslamadan, sen falanın çocuğundan geri misin demeden çocuğumuzun bizim için özel olduğunu hissettirerek kendine güvenmesi için fırsat tanımalıyız.

Onun gelişim çağı dediğimiz üç yaşına kadar ki döneminde ne kadar üstüne düşerek doğal şekilde yetiştirirsek geleceği o kadar aydın olur.
Çocuk dünyadaki varlıklarla ne kadar çok temas ederse kadar dünyaya bakışı, gelişimi, yorumlayışı gelişir.

Bir iki denemesinde sen zaten yapamasın ben biliyordum demeden onun yüreklenmesi için gayretlendirici söz ve davranışlar sergilemeliyiz.

Mümkünse çocuğumuzla birlikte vakit konusunda da cömert olmalı ve çocuğumuzla birlikte biz de oyun oynamasını öğrenmeliyiz.

Kendi başına bırakarak ona dokunma, bunu kırma, kırarsan almam, yıkarsan kaldıramam, altında kalırsan kendin kalkarsın, yerine gel beraber oynayalım diyerek yalnız olmadığını bilmesi gerektiğini de unutmamalıyız.

Çocuğun ilk okulu evi olmalı değil mi?

Kategoriler
Faydalı Bilgiler Günlük hayat Sağlık

En değerli nimet sağlık

Sağlık konusunun asla ihmale gelmemesi gerektiğini bir kez daha çoğumuz anlamıştır. Kış mevsiminin soğuk olduğunun hepimiz farkında olmamıza rağmen en ufak ihmalimiz zaman kaybına, ağrı çekmememize neden olabilir.
Kış mevsiminin genelde ülkemizde soğuk geçtiğini biliriz. Buna rağmen çok önemli hususlara dikkat etmeyiz. İhmal ederiz.
Genelde bu günlerde kimlerle konuşsam mevsimin özelliğini yansıtan rahatsızlığa yakalanmışlar. Konuşmaya başlayınca anlıyorsunuz zaten.
Sesinin renginden rahatsız olduğunu anlıyorsunuz. Geçmiş olsun dileklerimizi iletiriz. Konuşmaya mecali olmadığını da anlayınca konuşmanızı kısa kesmeniz iyi olur.

Havalarında bir soğuk, bir sıcak olmasının etkisi de var elbet.
Her gün evden, daireden, iş yerinden, ofisten çıkarken dışarısını içeri gibi düşünmemeliyiz. Sağlığımızı koruyabilmek için mutlaka sağlam giyinmeliyiz.
Ulaşacağımız yer yakın olsa da, kısa olsa da giyimizi ihmal etmemeliyiz. Gerekli giysilerimizi güzel giyinmeliyiz.
Gençlerimizi ne kadar uyarsak bile kar etmiyor. Gençliğin vermiş olduğu enerjinin etkisiyle hayatı hep gençlik çağı gibi olacağını düşünürler.
Aslında genç iken rahatsızlıklara sebep olacak nedenlerden korunmamız gerekiyor. Bazı büyüklerimizle sohbet teme fırsatı olduğunda nasihatlerinin önemli kısmı sağlığımızı koruma babında olmakta.
Biz yanıldık siz yanılmayın. Hayatın hep genç yaşımız gibi olacağını düşünmüştük fakat yanılmışız derler.
Soğuklarda kendimizi korumamanın cezasını çekmekteyiz derler. Romatizma belirmiştir. Ağrılar çekilmez olmuştur.
Çevremizde ki önerilere kulak vermeli, sağlığımıza gereken özeni göstermeliyiz. Bazı rahatsızlıkların davetini kendimiz yaparız.

Özellikle çocukların dışarı çıkmalarında gözetimimiz altında olması önem arz eder. Çocukların kış mevsimini de doyasıya yaşamaları gerekir.
Eve hapsetmenin zararını ileriki yaşlarında görürüz. Kış mevsimini de doyasıya yaşamlıdır derken anne ve babalar gerekli önlemleri almalıdır.
Çocuklar dışarıda oynasın derken, her konuda olduğu gibi aşırıya kaçmadan oynamalarına müsaade edilmeli.
En büyük hatalarımızdan bazıları, maç yaparız terli olduğumuz halde dışarıya çıkarız. Üzerimizi sağlam giyinmeyiz. Terli iken soğuk su içeriz. Sıcak odadan hemen çıkarız. Tedbir almayız.
Çevremizdeki insanlara baktığımızda en ufak ihmal sonucunda kış mevsimine göre giyinmez isek sağlığımızı kaybedebiliriz.
Özellikle okul döneminde derslerin ciddi anlamda işlendiği bu dönemde herkes giyimine, kendine dikkat etmelidir.
Beslenmemize de gerekli özeni göstermemiz gerekmekte.
Mevsimin şartlarını göz önüne almayanlar rahatsızlıklara yakalanması an meselesi. İnsan gerçekten elindeki değerleri kaybedince daha iyi anlıyor.
Elinin altında veya nimetlerin sahibiyse nimetlerin değerini anlayamıyor. Anlasa da ihmal edebiliyor.
İnsanlarımızın en önemli nimetine sahip olmalarına rağmen buda sağlıktır. Sağlığımızın değerini ihmal etmemiz gerektiğini özellikle belirtilmiş olmasının hikmeti de bu olsa gerek.

İki nimet vardır ki değerini çoğumuz kaybedinceye kadar değerini bilemeyiz. Birincisi ve en önemlisi sağlıktır.

Kategoriler
Kişisel makaleler Toplumsal Konular

İnsan şımarmamalı

İnsanların ne kadar büyük nimetler içinde olduğunu anlamaları, ellerlindeki nimetlerin kaybıyla anlaşılır.
Nimetlerin değerini kaybettikten sonra anlar çoğu insan. Şükret deseniz, neyim var ki şükredeyim bile diyebilir.
İçinde bulunduğu nimetlerin değerini takdir etmeyenler ellerindeki lütuf olarak sunulan ve hiç karşılık beklenilmeden kendilerine verilen ve şükretmeleri gereken bunca nimete karşı inkâr yolunu seçer.
Bolluk olunca bizim insanımızın zaafları ortaya çıkar. Elime para geçerse okul yaptıracağım, yol yaptıracağım, çeşme akıtacağım diyenlerin ellerine para geçince sanki kendisi değildir artık.
Aynı kişi farklı biri olup çıkmıştır karşınıza.

Kendisini eğlenceye vermiştir. Çoğu insanla selamı bile kesmiştir. Çok parası vardır artık. Çalışarak kazandığına inanır.
Gerçektende çalışmıştır ama imtihan dünyasında olduğunu unutmuştur. Berekete karşılık hayır yoluna harcaması gereken kazancını, uygun olmayan yerlerde ve mekânlarda harcar. Her yıl ürünün aynı bollukta olacağını düşünür.
Belki de daha çok artacağını düşünerek ahlaki değerleri yok sayabilir de belli olmaz. Ortamını bulduğunda çoğu kişiler geçmişini unutur.
Bundan sonrası onun için geçmişi unutarak, yıllardır özlemini çekmiş olduğu maddi varlığa ulaşmanın zevkini çıkarmaktır tek amacı.
Varlık sarhoşu olduğu için kim uyarsa da para etmez. Para insanın en büyük imtihanıdır. Çok paraya kavuşan insanlar almış oldukları değerleri çiğnemiyorsa gerisinden korkmamak gerekir.
Fakat parayı görünce olması gereken değerleri çıkarıp atıyor ve de eleştirdiği alana kayıyorsa geleceğini kararttı demektir.
Kırsal kesimde ki, insanımızın eline para biraz fazla geçerse akla hayale gelmedik yerlerde parasını sarf ediyor.
Şehirlerde büyüyenlerden daha iyi biliyor bazı eğlence merkezlerini. Çevrenizde şahit olanlarınız vardır.
Bu sene ekilen sebze para ederse, o sebzeden çok para kazanan insanımız yatırım yapmayı aklına bile getirmez.
Eğlenmek için kendi muhitinin sınırlarının dışına gider. Akşama kadar ovada çalışır, zahmetlerle kazanmış olduğu kazancını il dışında, bir gece de harcar gelir.
Ev ahalisinden biri ihtiyacını söylese ona kızar. Asabileşir, bin bir bahane bulur.
Nimetlerin devamlı olması hepimizin arzusudur.
Yetkilinin biri kazada elma bahçesine gider. Geçen yıla göre verim azdır. Yönetici ürünlerinin kıt olduğu için üzüldüğünü dile getirir.
Geçen yıl ne kadar boldu. Yüzünüz gülmüştü, emeğinizi kat be kat almıştınız. Bu yıl yarısı bile yok der. Doğruları söyler ve perdenin önündekini ifade eder.
Tarla sahibi der ki; efendim hiç tasalanmayın. Yönetici şaşırır ben hallerine üzülüyorum, yetiştirici üzülmeyin diyor.
Çünkü der, köylü geçen yıl gerçekten ürünlerden çok para kazandık bir o kadar da biz şımardık.
Kimisi eşinden boşandı, kimisi eğlenmek için büyük şehirlere gece gitti, sabah geldi. Üretici der ki, bizim elimize fazla para geçerse hemen şımarırız.
Buna benzer olayı daha öncede bir başkası anlatmıştı. Kazandığımız parayı yerli yerince harcamalıyız.
Aile bireylerinin rızasının dışında harcamamalıyız. Önceliğimiz asli ihtiyaçlarımızı karşılamak olmalıdır.
Hayır, için para harcarken bile idareli sarf etmemizi isteyen inancımızın gereği olarak hayır para verirken ölçülü olmalıyız.
Parası bol olan kişinin hali , fakirlik halindeki davranışlarıyla örtüşüyorsa ona ne mutlu.

Kategoriler
Bir günüm böyle geçti! Toplumsal Konular

Yetkililerle ilk bayram kutlaması

İlçemizdeki toplu bayramlaşma anonsunu duyunca kendi kendime dedim ki, bu sene müsait olursam ilk kez ilçemizde ki bayramlaşmaya katılmaya karar verdim.
Kurbanımızı kestikten ve temizledikten sonra saatime baktım ki, ilçedeki bayramlaşma için yapılan duyuru saati yaklaşıyor.
Hazırlandım, hemen bayramlaşma yerine gittim. Bayramlaşma mekânı olarak Altınyayla belediyesince yaptırılan çok amaçlı salon olduğu duyurulmuştu.
Altınyayla belediyesi tarafından yaptırılmış olan çok amaçlı salona geçtim.
Bayramlaşma saatinden sonra münasip süre beklenildikten sonrada Altınyayla şehitliğine gidileceği söylendi.
Salondan bahsetmek gerekirse, çevrede böyle madden güzel, koltukları toplantılara uygun, ferah, düzenlemesi güzel olan çok amaçlı salonun benzeri salon görmedim. Çevrede yok.
Emeği geçenlere Altınyayla halkı adına teşekkür ediyorum. Bayramlaşma zamanı gelince bayramlaşmak için gelenlerle bayramlaşıldı.


Fakat fazla katılımın olmaması hayal kırıklığına uğrattı. Bilmiyorum insanımız bayramlaşmalara değer verirdi diye düşünüyorum.
Halkımızın bu tür organizasyonlara katılması çok faydalı olur. Devlet temsilcilerimizle, halkımızın en kolay buluşma tanışmalara vesile olur. Bayramlaşmak için program düzenleyen kurumun amacı katılımın çok olmasıdır.
Halkımız şunu düşünmemelidir. Gidersem ayıp olur, ben orada yakışmam gibi fikir akıllarına gelmelidir. Bayramlaşmalar insanların meslekleriyle alakalı değildir. Herkes birbirleriyle bayramlaşırlar.
Bunu belirttikten sonra da bayramlaşmaya gelenlerle bayramlaştıktan sonra, Hal hatır sonrası protokol kaymakam beyin isteğiyle bilmiyorum belki programda da olabilir.
Altınyayla’nın şehitliğine gidildi. Altınyayla şehitliği Fethiye yolu üzerinde ki mezarlıktır.
Yolumun üzerinde olmasına rağmen, gıptayla baktığım şehitliğimiz için bir türlü araçtan inip de ziyaret edemediğimden vicdanen rahatsızdım.
Ülkemizdeki bütün şehitlerimiz için neler yapsak etsek azdır deriz. Lakin söylediğim gibi aracımızı beş dakika durdurarak dua etmekten ve de Kur’anı Kerim okumaktan aciz olmaktan da utandığımı itiraf edeyim.
. Burada devletimiz temsil eden sayın kaymakam beyin isabetli kararıyla dua etmiş oldum. Şehitliğimizin çevresinin temizliğinden, bakımından dolayı da gurur duydum.
Bir başka hususa da dikkat çekmek istiyorum. Bayrağımızın rengini almış olduğu şehitlerimizin kanı gibi pırıl pırıl, yeni bayrağın dalgalanması da ayrıca sevindirdi. Şehitlerimizin uğruna canlarını feda ettikleri bayrağımızın yeni, temiz olması önemlidir. Şehitlerimize hepimizin borcu var.
Bizler onların sayesinde cennet vatanımızda yaşıyoruz. Bütün şehitliklerimizde al bayrağımız şehitlerimize layık olarak göndere çekilmelidir.
Altınyayla şehitliğinde yakın dönemde kaybettiğimiz gazilerimizin ve de şehitlerimizin de künyeleri oluşturulmuş. Şehit ve gazi isimleri üç beş değil. Bu şunu gösteriyor vatanımız kolay kazanılmamış.
Değerini bilmeliyiz. Burdur’un nüfus bakımından nahiyesi olan Dirmil’den bu kadar Çanakkale’de Yemen’de şehit ve gazi vermişse ülkemiz vatanımızın her karış toprağı şehit ve gazilerin kanıyla sulanmıştır.
Şehitlerimizin başında ki bağımsızlığımızın hürriyetimizin simgesi ve nişanı olan bayraklar solmuş, eskimiş olmamalı.
Bayramların uzakta olup da gelenlerin görüştüğü buluştuğu, konuştuğu, dertleştiği zamana denir. Ziyaret sebeplerinde en etkili olan zaman dilimlerindendir bayramlar.
Bayramların insanlar arasında ki gerginliklerin giderilmesinde, bir araya gelmelerinde en güçlü manevi değerdir. Uzaktan yakında gelenlerle görüşmekte en büyük getirisi oluyor.

Kategoriler
Toplumsal Konular

Anne Babanın Sorumluluğu

İnsanların birçoğu hayattaki maddi durumlarından başkalarını sorumlu tutarlar. Ellerinden tutulmadığından yakınırlar. Akrabalarının kucak açmadıklarından dem vururlar.
Bunlardan bazılarının mazereti de vardır. Yoksulluk olabilir veya aile büyüklerinin birini erken kaybetmek gibi sebepleri sıralarlar.
Hayata baktığımızda başarılı insanların konuşmalarını, serüvenlerini dinlediğimizde genelde başarılarında en önemli rol kendilerinindir.
Baba mirasına konarak yükselenlerin varlığını inkâr etmek haddimize değil fakat bunlar azdır. Genelde yükselen insanların hayatlarına baktığımız da yokluk içinde ki insanlar kendi çalışmalarıyla bulundukları mevkie çıkmışlardır.
Günümüzde ki başarılı insanlar küçük yaştan itibaren çalışmaya başlamışlardır.
Çalışmalarının yanında okumuşlardır. Hayata tek taraflı bakmamışlardır.
Bizlerde çocuklarımızın iyi gelecek elde etmeleri için okumalarını çok önemsiyoruz. Onların okuyarak başarılı olmalarını o kadar istiyoruz ki, varlığımızı feda ediyoruz.
Kıymet bilen gençlerimiz bizi mahcup etmiyorlar. Dersine çalışıyorlar. Başarılı oluyorlar. Zirvedeki başarılı insanların hayatlarının çocukluk dönemlerini incelediğimizde şunu da görürüz. Mutlaka iş tecrübesi olmuştur. Başkalarının yanında çalışmıştır.
Genelde bu tür insanlar okul çağlarında okumakta istemezler. Fakat hayatın içine atılınca da zorluklarla karşılaşınca okumuşlardır.
Gençlerimizin çoğu gerçek hayattan uzak yaşadıklarından olsa gerek ailelerin yaptıkları fedakârlıkların onda birini anlamıyorlar.
Okula gitmesi gereken gençlerimiz arkadaşlarıyla gezmekteler. Ders yerine kendilerini eğlenceye vermekteler.
Kitap okuma yerine maç yorumu yapmaktalar. Bunların sebebi de biziz. Onların makul isteklerine evet demeliyiz. Makul olmayan isteklerine ise hayır cevabını vermeliyiz.
Her istediklerine evet dememeliyiz. Para kazanmanın zorluğunu anlatma yerine işe göndermeliyiz.
Çocuklarımızın geleceği çok önemlidir. Onlar için yaşıyoruz. Onlar için birikim yapıyoruz. Gecemizi gündüzümüzü onlara seferber ediyoruz. Bunun yanında onlarında her istediklerinin olmayacağını usulüne göre anlatmalı ve öğretmeliyiz.
Öğüt vermekle belki bize öfkelenirlere, kızarlar annem babam beni anlamıyorlar diye. Bunun yerine gençlerimize gerçek hayatta rol verirsek daha faydalı olacaktır.
Tarım işlerine götürsek, eline çapayı versek, güneşin altında çalıştırsak, soğukta iş versek o zaman hayatın ne kadar zor olduğunu anlayabilirler.
Üç beş koyun keçi alıp onların peşine taksak acaba her gün ders çalışmalısın demekten kurtulur muyuz? Hatta biz ders çalışma da, televizyon izleyelim desek ders mi çalışır yoksa televizyon mu izler zorlukları gördükten sonra.
Kanaatimce ders çalışır. Çünkü içinden derki, çalışmazsam ovada, dağda hayat zor der. Okursam başarılı olurum hayatım daha planlı olur der mi?
Günlük işlerini kendisinin yapmasına müsaade etmeliyiz. Zorlandığı zamanda hemen çare olmamamlayız.
Evlatlarımızı çok seviyoruz o zaman onların yapacağı işleri biz yapmayalım, ödevlerini kendileri yapsın.
Zorlukların içine girmeli gençlerimiz. Hayatın uzağından değil de içinde bulunmalı. Umulur ki o zaman okulun, annenin babanın kıymetini bilirler.
Gençlerimizi kazanmak ve meslek sahibi olmaları için fedakârlığın yanında günlük işlerin yapılmasını istemliyiz. Paranın kolay kazanılmadığını uygun şekilde öğretmeliyiz.
Para almayı değil kazanılmasını öğrenmeli çocuklarımız o görevde anne ve babanın.

Kategoriler
Genel Konular Toplumsal Konular

Arkadaşlık

Çoğumuz arkadaşlarımızın kıymetini bilmeyiz. Aslında kendi arkadaşımızın ötesinde atalarımızın arkadaşlarına bile saygılı davranmamız önerilir.Özellikle babamızın arkadaşına saygı babamıza saygı anlamı taşır.
Arkadaşlığın nereye kadar devam etmesi gerektiğini de bir türlü öğrenemedik.sınırları bir türlü koruyamadık. Ya çok samimi olduk. Ya da hiç…
Öyle ki sizinle daima birlikte olduğunu ifade eden arkadaşlarınız olmuştur.Arkadaşlarınız sizi sosyal hayatta teşvik etmişlerdir. Gizli konuşmuşsunuzdur.Başkalarının haberi olmasın dedikleriniz olmuştur.
Birçok insan içinde insanların ruhunun anlaştığı insan sayısı çok azdır. Okullarda , askerde arkadaşımız bir veya ikidir. İkiden çok olursa uyuşmak zorlaşır.
En güzeli arkadaşlıkların iki kişilik olanıdır bence. Herkesle selamlaşmalıyız, herkesle konuşmalıyız. Fakat derdimizi, kederimizi, özelimizi iki kişinin bile paylaşmasında sınır koymalıyız.
Biz o arkadaşımla çok iyiyiz kıyamet kopuncaya kadarda bu devam edecek deriz. Fakat dünyanın bin bir hali var. Umulmadık zamanda bir de bakmışsınız aranız bozulmuş.
İhtiyatlı olmakta fayda var.
Çok iyi anlaşmakta olduğumuzu arkadaşımızla hiç umulmadık mekanda veya zamanda küsülebilir. Kişiliğimize bağlı olarak paylaştığımız özel konuları açıklayabilir.
Veya biz öfkemizi almak gayesiyle çok fena olabiliriz.
Ölçümüzü yitirmeden günlük hayatımızı idame ettirdiğimiz gibi arkadaşlıklarımızı da devam ettirmeliyiz. Arkadaşlıklarda da en önde gelmesi gereken özellik menfaate dayanmamalıdır.
Kendimizi düşündüğümüz kadar arkadaşımızı da düşünürsek arkadaşlığımız ilel ebet sürer.
Günübirlik arkadaşlıklara arkadaşlık denir mi?
İşinin görüleceği süre kadar etrafınızda dolaşan insanların işi hitama erince selamı kesmesi ahlaki midir? Sizi işinin durumuna göre arayan telefon açan arkadaşlar gerçek arkadaş olarak kabul eder misiniz?
Sevinçli anlarınızda yanınızda olup sıkıntılı dertli zamanlarınızda arayıp sormayan kişilere güvenilir mi? Arkadaş olarak ilişkinizi devam ettirmekte beis görür müsünüz?
Arkadaşız diyerek bizlerin art niyetsiz oluşumuzdan nice insanlar faydalanmıştır. Farkına vardığımızda iş işten geçmiş olur.
Kimisine kefil olursunuz hatır için, kimisinin düğününe gidersiniz, kimisinin ihtiyacını görürsünüz, fakat sizin basit işiniz olduğunda sırtını çeviren arkadaşlarınız olmuştur.
O zaman farkına varmışızdır. Farkında olmakta erdemliliktir. Aynı kişinin yaptığı yanlışa ikinci kez düşmemeli basiretli insanlar.
Kimi bilgileri saçımız bile duymamalıdır. Kendimize ait bilgileri uluorta paylaşmaktan sakınmalıyız. Yakın duran arkadaşlarla da olsa sınırlı konuları paylaşmalıyız.
Kendimizi insanlar için riske atmalıyız. Ama o kişi benim gibi düşünüyor olur mu? O demek ben demek diyenler olabilir.
Arkadaşlık öldü mü diye de soranlara maalesef desek yanlış mı konuşmuş oluruz? Teknoloji ne kadar imkan sunarsa o kadar insanlardan uzaklaşıyoruz gibi geliyor bana.
Modernleşmekten öte teknoloji egoizmi önemsetiyor. Toplum için bir şeyler yapmak için çabalayanları da kendimiz gibi düşünüyoruz. Çok iyi niyetli olmasına rağmen arkadaşlık ve fedakarlık duygusundan yoksun olduğumuzdan önce kendi açımızdan durum değerlendirmesi yaparız.

Kategoriler
Genel Konular Toplumsal Konular

Duyarsızlık

Çevremizdeki olup bitenlerden uzak kalamayız.Günümüzde insanın kendi başına hayatın sevincini ve hüznünü yaşaması mümkün değildir.
İnsanın bireysel yönü olduğu gibi toplumsal yönü de vardır.Bazen yalnız yaşamak ister. Bazen de yalnızlıktan sıkılır arkadaş arar.
Bazı insanlarımız kendilerini toplumdan soyutluyorlar. Toplum kendilerini kabullenseler bile bir türlü kendilerini topluma aidiyetlerini kabul etmiyorlar.
Bazılarının düşündüğü gibi kimilerinin doğup büyüdüğü toplum ve çevre tarafından sevilmediğini dile getirmeleri , dışlandıklarını söylemeleri bence anlamsızdır.
Kendisinin veya ailesinin ufak tefek kusurlarını büyüterek kendilerini toplumun dışına itiyorlar. Toplum içinde birleştirici unsurlardan uzaklaşıyorlar.
Varlığınızı inkar oluyor bu tür düşünceler. Çevrenizin sizinle hiç problemi olmadığını duysanız bile inanmak istemiyorsunuz.
Aile ortamındaki yetersizliklerden kaynaklanan yanlış düşüncelerden doğan yanlışlarımız var. Bazen bu tür kişilerin olmadık anlarda yanlış yorumlarına muhatap olabiliyorsunuz. Paylaşılması gereken konularda yalnız kalabiliyorsunuz.
Aile içinde özellikle büyüklerin veya küçüklerin yanlış yorumları neticesinde kırgınlıklarda olabiliyor. Yorumunun yanlış olduğunu ifade etseniz de fark etmiyor.
Genel de yanlış yorumların yoğun olduğu ortamlar ailenin sıkıntılı olduğu zamanlar denebilir.
Bazen hiç ummadığınız kişinin size karşı tavır aldığını yaşarsanız günahınızı, hatanızı, yanlışınızı düşünüyorsunuz. Kendinizce gerçekten yanlışınız yok. Fakat karşı taraftan aynı anlayışı görme şansınız olmuyor.çünkü sizin konulduğunuz bir yer var. Adınız çıkmış oradan inme şansınız yok.
Sizin ümit beslediğiniz şekilde değil de onun tam tersi davranışa maruz kalırsanız ümit dünyanız yıkılıyor.
Bazen çok samimi davranılacağını umarak gittiğiniz yerlerde soğuk karşılanınca canınız sıkılıyor.keşke gelmeseydim bile diyebiliyorsunuz.
Hele size yapılanın suçunuzun olmadığı öyle yalan yanlışların sonucunda soğuk davranılıyorsa iki kez ölürsünüz. Karamsar olmamak gerekiyor lakin insanız işte.
Diyelim ki sıkıntılı ve elinden siz tutmazsanız tutacak kişilerinin olmadığı günlerde sizin yardım ettiğiniz insanlardan beklentiniz yoksa bile en azından günlük hayatta sıcak davranmasını umarsınız.
Ummakta hakkınızdır. Birçoğumuza şikayet anlamında değil de lafın gelişi olarak bu tür yanlışları aktarsanız hemen size nasihat verilir.
Nasihate ihtiyacım yok demek insanlığımızı inkar demektir. Her zaman öğüde ihtiyacımız vardır.
Fakat insanlarında bu kadar kadirşinaslıktan uzak olmalarını da insan gururuna yediremiyor. Gönlümüz istiyor ki bize birisi emek çekmişse hiç olmazsa onun hatırına insanlar büyüğüne küçüğüne kaba davranmasın.
İnsanın yakınları şayet ihtiyaçları olduğunda sizden medet bekliyor , ferahlayınca da size selam vermiyorsa söylenecek söz bitmiştir.
İnsanlık özümüzü hiç kaybetmeden yaşamasını öğrenmeliyiz. Beraber yaşayan insanların sadece biri suçlu diğeri suçsuz demek genel geçer kuralları yok saymaktır.
İnsanlar etkileşim ve iletişim içinde bulunurlar. O zaman karşılıklı olan davranışların olumsuzluğunda iki kişinin de hatası vardır.

Kategoriler
Genel Konular Toplumsal Konular

Önce biz öğrenci olmalıyız

İnsanoğlu çok çalışmalı ki başarılı olsun. Toplumun temel yapısına ters olmayan işleri kastediyoruz. Gelenek göreneklerimize uygun meslek sahibi olmak hepimizin boynunun borcudur.
İnsan çalışırsa nerede olursa olsun kendini ifadede edebilir. Çalışanın emeği boşa gitmez. Elbette bir gün çalışmanın karşılığını Allah verir.
İnsan çalışkanlığının yanında kendine de güveniyorsa başarı merdivenlerini birer birer çıkar. Başarı herkesin ortak olduğu özelliktir. Kim çok çalışırsa onun orada kalır. Hatır gönül gütmez ister zengin olalım, ister fakir kim olursa olsun çalışırsa başarı onundur.
Önceliğimiz alanında çok çalışmadır.
Günümüzde uzak yakın yok, bilgiye dokümana ulaşamıyorum mazereti olmamalı. Taşradayım mazeretleri geçersiz.
Tüm bilgilere ulaşmasını bilenler için anlık olarak bilgilere ulaşmak mümkün çünkü bütün bilgiler anında elimizin altına gelmektedir.
Çalışarak kendini yetiştiren insanlar belki horlanabilir, dışlanabilir. Hakkı da yenmiş olabilir. Öylede olsa insan çalışmasına devam etmeli. Bunu geçen gün Prof. Dr. Mahir Kaynak Bey’de ifade etti.
Böyle Türkiye’ deki önde gelen kişilerin sözlerini ben çok önemserim.
Şikâyet etmeden, aldırmadan çalışmalı insan. Doğru bildiği alanda çalışmasına devam etmeli. Yeraltında akan suyun bir gün yeryüzüne çıkarak faydalı olacağını çoğumuz duymuştur.
Çalışma alışkanlığı da genelde okul sıralarında kazanılan alışkanlıklardandır. Okul çağında öğrenci çalışmayı önemsiyorsa, öğrencinin geleceği aydınlık demektir.
Günümüzde çalışmak, öğrenmek için niyetlenenlere birçok imkânlar vardır. Geçmişi düşündüğümüzde bugünlerde ne kadar çok kolaylıklar olduğunu anlarız.
İnsanımız için en büyük tehlike rahata alışmalarıdır. Rahata düşkün olursak işte o zaman çalışmalar sıkıcı olur, çalışılmayız.
Eskisi gibi çoğumuzun evladı ovaya, yaylaya gitmiyor. Zamanım yok deme mazereti yok. Okuldan gelince imkânları var. Ders çalışmak isteyen öğrencilere aileler imkânlarını sonuna kadar sunmaktalar.
Bu arada imkân sunuyorum derken yanlışlarımızda olmakta. Velilerle konuştuğumuzda çocuğuna tüm imkânlarını seferber ettiğini ama çocuğunun bir türlü başarılı olamadığını anlatıyor.
Ne gibi imkânlar sundunuz diye sorduğumuzda? Odasına bilgisayar aldım. Yetmedi internette bağlattım. Bu çocuk niye hala başarısız diye yakınılıyor.
Velilerimiz zannediyorlar ki bilgisayar ve internet olduğunda çocuğu başarılı olacak. İşter en büyük kötülüğü yaptınız evladınız için.
Yanılgıya burada düşüyoruz. Geçenlerde çocuğuyla anne konuşuyor. Çocuk anne sıkıldım diyor. Annesi de sitem ediyor. Sen ancak bilgisayarın başında sıkılmazsın diye.
Üstüme vazife olmasa da sorayım dedim.
Sordum.
Çocuğunuzun bilgisayarı var herhalde. Evet dedi. Çocuğunu şikâyet ederek bilgisayarın başına oturduğunda zamanını bilmiyor. İki saat olduğunda bile anne bilgisayarı daha yeni açtım diyor. Hiç beni anlamıyorsun demesi de başka….
Nasıl başa çıkacağım bilemiyorum dedi. Ukalalık olmasın ama ben öneride bulunabilirim dediğim de iyi olur dedi.
Önerim çok basit. Öncelikle bilgisayarı evden çıkaracaksınız dedim. Sonra da başarı artacak ama bir önerim daha olacak. Çocuğunuza ders çalış dediğinizde ailecek televizyonu kapatacaksınız dedim.
Anne biraz kızdı.
Dizilerin tutkunuyum ben dedi. Sanki şöyle diyordu; ekmeksiz yaşarım, dizisiz yaşayamam. O zaman dedim, kusura bakmayın hanımefendi önerilerimi geri alıyorum. Hem başarı isteyeceğiz hem de kurallara uymayacağız.
Zihni çalışmak bedenle çalışmaktan daha yorucudur. Dikkat ister. Emek ister. Fedakârlık ister.
Onun için insanımızın önce kendi yaptığı hatayı düzeltmesiyle başarının geleceğini bilmeliyiz.
Çocuğumuzun bedenen, ruhen, zihnen evde olup bitenlere takılmadan çalışmalı. Televizyon açık siz izliyorsanız çocuğun bedeni kitaptadır. Zihni ise sizin televizyondadır.
Hakikaten başarılı eğitim ve öğretim yılı geçirmek istiyorsak önce kendimiz öğrenci olmalıyız. Karneyi biz alacak gibi düşünmeliyiz.

Kategoriler
İslam Dini

Dinimiz de teravih namazı vardır

Mübarek ramazanı şerif ayı gelince özellikle son yıllarda uçuk fikirler ortaya atılıyor. Böylece ramazanı şerifler başladığından merakla bekler olduk.
Acaba bu yılın dini konusu ne olacak diye olduk? Hocalarımızda sağ olsun merakımızın giderilmesini sağlıyorlar.
Geçen yılların konusu sigarayla iftar açılır mıydı? Bu sene ne olacak diye çok beklemeden konu ortaya çıktı.
Şükür yanılmadık hocalarımız, boş durmamışlar, araştırmışlar ve teravih namazının kılınması gerektiği halde beyinleri bulandırmak için teravih namazı kılmayın diye direkt demiyorlar, yokmuş diyorlar.

Teravih namazı mevzuu ortaya atıldı. Mübarek günün hürmetine camilerimizin dolduğu, insanlarımızın camiyle buluşmasına vesile olan teravih namazı Hazreti Peygamber (S.A.V) zamanında kılınmazmış(!).
Teravih namazını kılmak gerektiğini, ibadetle ilgili kitaplarımız, hatta dinen sünnet olduğunu bile yazarlar. Teravih namazını kılmamak Peygamber Efendimizin şefaatinden mahrum kalmamıza sebep olur der.

Bu güne kadar yetişmiş olan İslam âlimleri teravih namazının kılınışını anlatırken hepsi yanlış mı fetva verdiler? İmamı Azam, İmamı Şafii gibi okuduğunu unutmayan, harama bakmayan yüce insanlar bilmiyorlar mıydı?

Makama geçmesi için eza ve cefa çeken İmamı Azam hatalı mı karar verdi ki, var olanı yok dedi. Hayır, teravih namazı vardır ve kılınmalıdır. Bugünün insanlarını düşününce ne büyük âlim diyor insan.
Bugün küçük ilmihal kitaplarına bile baktığımızda teravih namazının kılınışını anlatırlar. İlköğretim okullarında din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde de teravih namazının kılınışından bahsedilir. Öğrencilere öğretilir.

Teravih namazında dikkat edilmesi gereken şartlar özellikle belirtilir. Yatsı namazının farzını kılmadan teravih namazını kılamazısınız, imam yatsı namazının farzını kılmışsa, biz kendimiz farzı kılar, sonra imama uyar ve de teravih namazını kılarız diye öğretilir.
İlk oturuşta Tahiyyat, Salli ve Barik okunur üçüncü rekâtta ise ayağa kalkınca sessizce Sübhaneke okunur diye üstüne basa basa öğretilir.
Dini inancı olanlarımızın birçoğu bilir. Teravih namazının kılınışını kitaplarımız çok detaylı anlatırlar.
Kaçar rekât kılınırsa çok sevap olur? Kılınırken nelere dikkat edilmelidir? Gündemimizi dini temeli sağlam olan konuları bile farklı yorumlar gibi görünerek beklide insanlar kendilerini gündemde tutmak da istemiş olabilirler.
İnsanlar ekranda görünme gibi tutkuları da olabilir.

Geçmişte program müdavimi olan kişi herhalde ekranı özlemiş. Teravih namazının olmadığını ifade edenleri milletimiz dikkate almadılar.
Hazreti peygamberden bu tarafa dört mezhep imamı yetişti. Bunların usulünü devam ettiren nice fıkıh âlimleri yetişti.
Yetişmiş olan âlimler bize dinimizdeki olan ibadetleri çok net şekilde açıklamışlardır. Kılınışını, dinimizde ki hükmünü, inceliklerini detaylarıyla anlatmışlardır.

Doğruları yazmışlar, öğretmişler, tatbik etmişler ve bizlere miras bırakmışlar. Böyle dini konularda aykırı fikir beyan eden kişilerde hep aynı kişiler.
Yani kurban konusunda asırlardır uygulanan kurallara ters fikir beyan eden aynı kişiler. Kurban kesilecek hayvanın yerine para verilir diyenler aynı.
Dini otorite olarak kabul ettiğimiz Diyanet İşleri Başkanlığımızın fetva hattı teravih namazı var, yok mevzuu ortaya atılınca en çok sorulan soru olmuş. Oradaki görevli hocamızda İslam dininde bugünkü kılınan teravih namazının kılınması gerektiğini anlattı. Teravih namazı vardır dedi.
Sözün özü teravih namazını kılabilenler ikişer rekât olarak yok ben yorulurum derse, dörder rekât kılmamalılar.
Teravih namazı sadece vaktinde kılınır, kazası yoktur. Ramazanı şerif ayında kılınır.

Kategoriler
Tatil Zamanı

Tatilde ne yapmalıyız?

İnsanların içinde bulundukları zamanı çok iyi değerlendirmesi gerekir. Zamanının kıymetini bilenler hayatının her kademesinde başarılı olur. Hayatta başarılı olmak için zamanı değerlendirmek birinci ve en önemli şarttır.

Çocukluk çağında çocukların vaktini nasıl geçirmesi gerekirse öyle geçirmeli. Çocuklukta oyun oynanmalı, koşmalı, hayvanları sevmeli, akranlarla konuşmalı ve kendi dünyasını yaşamalı.

Oyun zamanını geçiren çocuk içinde hep o oyun hasretiyle tutuşur. Çocukluğumu yaşayamadım der. Ah çeker. Üzülür, içinde hep çocukluğunu yaşayamamanın burukluğunu duyar.

Özellikle okulların kapalı olduğu mevsimdeyiz. Zamanımız bol. Öğrenciler için vaktim yok deme şansları yok. Dersleri yok, okul yok. İstediği alana yönelme şansı var herkesin, ister kitap okur, ister eğlenceyle vakit geçirir.

Öğrenciler şimdi tatil zamanı diyerek günlerini boş boş mu geçirmeli? Yoksa şiir mi ezberle mi, problem mi çözmeli?

Tatil demek kitapların kapanması, televizyonun açılması demek değildir. Tatil dönemini herkes lehine çevirebilir. Okul dönemimiz de derslerimiz zayıf olabilir. Başarısız da olabiliriz. Önemli olan azimli olmak ve vakti değerlendirmektir.

Çalışmaya karar vermek gerek. Çalışmaya insan karar verirse sonunda başarı gelir. Hürriyet Gazetesinde Ayşe Arman’ın röportaj yaptığı adli tıp doktorunun başarısını okuduğumda bir kez daha kanaat getirdim ki insan kararlı olmalı, kararlı olduktan sonra başarı geliyor.

Lise bir’de ve lise üçüncü sınıfta kalan bir öğrenci olan Murat Bey bir gün sinemaya gider. Filmden etkilenir. Film sonunda kendi kendine karar verir.
Der ki, zamanımı bu güne kadar boşa geçirdim. Okulda ki, evde ki, her yerde zamanımın kıymetini bilemedim.

Kendisi anlatıyor. Masanın başına oturdum. Ders çalışmaya alışık olmadığımdan sıkılmaya başladım. Ders çalışmıyordum, kitap okuyamıyordum. Olsundu, sıkılsam da kalkmayacağım dedim. Saatlerce oturduğum zamanlar oldu. Hiç ders çalışmadım. Kitapta okumadım ilk günlerde ama sabrı öğrendim.

Uzun süre oturmayı öğrendim. Ağır da olsa vaktimi ders çalışmayla değerlendirmeye başladım. Ders çalışmasam da masada oturuyordum. Çünkü bugüne kadar zamanımın kıymetini bilememiştim.

Farkına varmıştım.
Aynı hatayı yapmamalıydım. Ders çalışmayı zamanla öğrendim. Tıp fakültesini okudum. Adli tıp doktoru şimdi de yazar ve danışman oldum diyor. Çünkü başarılı olmak için karar vermiştim.

Çevremizde bizlerde şahit olmuş olabiliriz. Öğrenciliğinin belli kısmında başarısızdır. Vaktini boşa harcar. Ama küçük olaylar onu öyle bir sendeletir ki, kendinden çok başarılı olanları geçer.

Büyükler olarak buyurgan olmadan örnek teşkil ederek kendimiz vaktimizi hayırlı, verimli etkinliklerle geçirmeliyiz. Kitap okuduğumuzda, faydalı işler yaptığımızda çocuklarımız bizi görünce örnek alacaklardır.

Böyle yaparsak çocuğumuza vaktini değerlendir dememize ihtiyaç duymayız. Önünde bizi görünce bir gün olmasa, ikinci gün o da çalışmaya başlayacaktır.

Biz davranıştan öte, sözle uyarıyoruz çevremizi o da çok etkili olmuyor. Zamanın kıymetini bilmeliyiz diyenler, kendileri faydalı olmayan işlerle meşgul olduklarında haklı olarak çocuklar öğüt veriyor fakat kendi yapmıyor der.

Söylediklerimizle yaptıklarımız arasında paralellik olmalı.

Tatili fırsat haline getirmeli öğrenciler. Derslerinde yetersiz olduklarını düşündükleri konularına çalışabilirler. Test çözebilirler.

Başarılı olmak isteyen insanlar, önce zamanını disipline etmeli. Zamanını disipline etmeyi bilen kişiler başarıyı yakalar.
Başkasının zamanlarını kontrolüyle değerlendirenler kendilerini aldatır.

İnsan kendini kontrol etmeli. Zamanı iradesiyle yönetmeli. Kontrol altında tutmalı.

Denize girecekse denize de girmeli. Eğlenmek istiyorsa eğlenmeli. Oruç tutmak istiyorsa orucunu da tutmalı.

Zamanını değerlendirmesini ihmal etmemeli. Oruç tutuyorum diye sabahtan akşama yatmamalı.
Denize giriyorum diye akşama kadar sahillerde gezmemeli.

Davranışlar sözden bin kat daha etkilidir. Çocuğumuza şunu söyletebilirsek işte o zaman söze hacet yok. Benim ailem çalışırken ben niye çalışmıyorum ki… Ben daha çok çalışmalıyım. Yaz mevsiminin benim için önemi büyüktür. Okuyamadığım kitapları okurum, eksik konularımı tamamlarım derse tatil tatil olur.
Zamanın kıymetini bilebilsek.