Kategoriler
Aklımdan geçenler Öylesin Esti

ÖZELEŞTİRİ

Moralim bozuk…Kendime kızgınım…Moralim o kadar bozuk ki şu yazıyı bile zorla yazıyorum.Ama başka türlü rahatlayamıyacağım herhalde.

Bundan 5-6 sene önce çok temizmişim.Lise yıllarımda…Yalan pek bilmezdim.Öyle ki o dönemde en çok anne-baba ya yalan söylenir ama ben söylediğimi hiç hatırlamıyorum.Bizimkilere en son 7. sınıfta okula gidiyorum dedim cebimdeki 5 tl parayla internet kafeye gittim.Eve geldiğmde parayı sorduklarında düşürdüm dedim.Tabii anladılar ve o kadar çok ağladım ki….İşte kendime kızdığım nokta burada…Artık ağlayamıyorum…Yalan söylüyorum hiç sıkılmadan.O kadar profesyenel oldum ki söylediğim yalanlardan bir dünya kurdum orda yaşıyorum.Yalan öyle bir şeydir ki söylersin ama sonra söylediğin yalanı unutursun.Muhabbeti açıldığında pot kırarsın ve yakalanırsın.İşte ben yakalanmıyorum.Çünkü unutmuyorum yalanlarımı…Toparlamak için bir yalan , bir yalan daha ve…Büyüyüp gidiyor işte.Başım ağrıyor artık.Ortaokul yıllarıma dönmek istiyorum.Yalan söyleyemeyen çocukluğuma.Artık bıktım çevremdekilere dünyanın en iyi insanı rolü yapmaktan.SİZ BIKMADINIZ MI?Benim kalbim şöyle temiz , böyle iyi insanım , en nefret ettiğim şey yalan söylemek…YALAN… Bir kanatlarım eksik…

İlk önce kendime sonra bu yazıyı okuyanlara soruyorum:

1) Hiç bir beklentiye girmeden , şöyle iyi desinler diye bile aklımızın ucundan geçirmediğimiz bir iyilik yaptık hiç tanımadığımız birine?

2) Çok sinirlendiğiniz halde ve karşınızdaki kişiyi hiç sevmediğiniz halde hiç sırf karşımdaki üzülmesin diye sustunuz mu?(Sevdiğinizse zaten susarsın.Marifet sevmediğin birine karşı susmak.)

BEN BUNLARDAN UZAKLAŞIYORUM İŞTE YARDIM EDİN!!!

Kategoriler
Öylesin Esti

DÜZELTİLMESİ GEREKEN ALIŞKANLIKLAR

Aslında başlıkta “klişe” kelimesini kullanacaktım ama son anda aklıma yabancı kelimelerin artık dilimize iyice yerleşme “klişesi” aklıma geldi ve bu alışkanlığında düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum.Daha başlıktan düzeltmeye başladım anlayacağınız hayatımdaki alışkanlıkları…Yani balık başLIKtan kokar.:)

Gelelim yazmama sebep olan o kötü alışkanlıklarımıza.İlk olarak ülkemizdeki kitap okuma azlığının sebebinin ne olabileceğini düşündüm son zamanlarda ve bunun sebebini de kötü alışkanlıklarımızda saklı olduğunu zannediyorum.Sokağa çıksak “Kitap okuyor musunuz?” diye değilde “Neden kitap okumuyorsunuz?” diye sorsak herkesin cevabı aynı:”Hiç boş vaktim yok.”… Okuyan kesime de şu soruyu soralım:”Boş vakitlerinizde neler yaparsınız?”… Alacağımız cevaplardan biride “KLİŞEDİR” yine:”Kitap okurum”… Yani toplumumuzda kitap okumanın tv izlemek , sinemaya gitmek , tatile gitmek gibi boş vakitlerde yapılan bir faaliyet olduğu önyargısı var.İşte nadir boş vakitlerimiz(!) geldiği zaman da bu saydıklarımızın arasında okumak en arka planda kalıyor. Oysa ki okumak insanın günlük yaşamında ki planların başında gelmeli bence.Yani ne zaman kitap okumayı boş zamanlarımızda değilde yemek yemek , su içmek gibi ihtiyacımız olduğu için yaparsak işte o zaman tam anlamıyla OKURUZ …

Dikkatimi çeken bir diğer alışkanlık ise kendimize toz kondurmama hastalığı… Tv de ünlü birisine sorarlar:”En sevmediğiniz huyunuz nedir?” , cevap hep aynı:”Asla kimseye hayır diyemiyorum şekerim.”… Ne kadarda masum bir cevap demi?Sanırsınız ki melek…Bunun üzerinde çok durmak istemiyorum ama bu konuyu tamamen bir yazıma ayırmak istiyorum.

Sizde yorumlarınızda dikkatinizi çeken değişmesi gereken alışkanlıkları yazabilirsiniz.Yazımda bazı yerlerde “KLİŞE” kelimesini kullandım.Eee alışkanlıklardan öyle kolay vazgeçilmiyor hemen…

Kategoriler
Genel Konular

40 DAKİKADA DÜNYA TURU

Bu yazıyı gecenin geç saatinde yazma sebebim tamamen empati duyumun kabarmasından.Başlığı yazının sonunda attım.Hadi gözlerimiz kapatalım ve dünya turuna başalyalım.

Filistindeyiz…Saat:01:14… Babamız tutuklu annemiz ve 3 kardeşimizle aynı odada yatıyoruz.Başka odalarda var niye hepimiz aynı odada yatıyoruz? Öyle sessiz ki gece çok korkuyoruz.En ufak bir tıkırtıyı tank sesi , silah sesi , bomba sesi sanıyoruz. Ve işte başladı… Kim bilir  hangi insanların evlerine baskın yapıyorlar? Gözlerimiz bizim evin kapısında. Acaba bugün de kıracaklar mı bu kapıyı? Dışarıda gürültüler var. Herkes korkuyor. Bugün hangi komşumuz ölecek? Empati kurarken bile ailemizin ölmesini istemiyorum gördüğünüz gibi.İşte o kadar anlamıyoruz ki hallerini düşünmek bile istemiyoruz.

Haitideyiz…Saat:18:29… Konuşamıyoruz. Çünkü ağzımızda tükürük kalmamış. Evet geliyor. Annemiz sonunda geldi. O omuzunda ki testi ne? Yoksa içinde su mu var?Annemizi çok seviyoruz. Ne yiyecez diye bile sormuyoruz.Çünkü daha öğlen çamurdan kek yemiştik. Çamurdan kek mi? Evet Haitide eski bir gelenektir çamurdan kek. Su , tuz , yağ ve çakıldan arındırılmış toprak… Anne kardeşimiz niye ağlıyor? Bugün beyaz doktor amcalar kolera diye bir şey dediler. Kolera ne anne?…

Parisdeyiz… Saat:00:47… Barda içiyoruz , yiyoruz , kahkaha atıyoruz… Uykumuz yok çünkü HAYAT GÜZEL DEMİ???

 

Kategoriler
Aklımdan geçenler Öylesin Esti

YALAN İLİŞKİLER

Evet ilk yazım için iddialı bir başlık oldu ama son zamanlarda sosyal yaşamda dikkatimi çeken bir konudur ilişkilerimizdeki yapmacıklık.En yakın arkadaşım dersin sonra 10 dk seni yağmurda bekletsin tavır koyarsın , evleneceğim kadınsın veya erkeksin dersin niye mesaj atmadın diye tartışırsın vs… Yani ilişkilerimiz çok basit sebepler neticesinde bozuluyor.Bunun sebebide bana kalırsa bu ilişkilerin yine çok basit sebepler üzerine kurulmasıdır. Yani nasıl bir binayı sağlam bir zemine yapmazsanız en ufak bir sarsıntıda yerle bir oluyorsa ilişkilerde aynı.Sen boş vakitlerimde takılırım , canım sıkıldığın da bir mesaj atarım buluşup vakit geçiririz diye arkadaş edinirsen emin ol ki o arkadaşlık uzun vadeli değildir.Çıkar ilişkileridir bunlar.Hatta arkadaşımızdan veya sevgilimizden bizi anlamalarını beklemek bile bence çıkar ilişkisidir.Kendi kafama göre birisiyle takılırım ben diyen bir insan kendi kafasına göre takılır ve ilişkilerini kafasına göre yaşar.

Çevremizde ilişkimiz olan kişilerle olan diyaloğumuza bir bakalım ; arkadaşımız “Hacı gel sinemaya gidelim , yüzmeye gidelim , halı saha maçına gidelim” diyorsa bizde “Oğlum ben sinemayı sevmem , yüzmeyi bilmem , top oynamam” diyorsanız o zaman kendinize bir dost tutun(!). yani bir insan tutun parayla ben şunu seviyorum , şuraya gidelim deyin.

Yani sonuç olarak arkadaşlık veya ilişki deyince akla gelen ilk kavram olan aşk; fedakarlıktır. Sen kişisel zevklerinden fedakarlık yapacaksın arkadaşının hoşlanıpta senin hoşlanmadığın şeyler yapacaksın. Ama bunu yaparken dahi asla dün senin istediğin yere gittik bugün benim dediğim yere gidelim gibi bir beklentiye dahi girmemek gerek. Yani yaptığınız fedakarlıktan fedakarlık yapmanız lazım.Asla fedakarlığınız aklınıza gelmemeli.Eğer bu düşünce karşılıklı olarak ilişkilerde sağlanırsa işte o zaman tam anlamıyla bir ilişki ortaya çıkar.ÇOK MU OLDU(!)