Kategoriler
Genel Konular

hangisi daha suçlu

HANGİSİ DAHA SUÇLU?

Mekân Şırnak zaman 1989 un sonbaharı ve bir olay yaşanıyor olayın baş kahramanları bir onbaşı ve sıradan bir köylü vatandaş. Eski zevat bilir geçim sıkıntısı vardı 89 lu yıllarda. Köylü vatandaş da bu sıkıntısını gidermek için kendi köyünden iki merkep yükü odun topluyor ve ilçeye bu odunları satmaya yola koyuluyor. İlçe ile kendi köyü arasında bir belde bulunmaktadır. Bu beldede de bir jandarma karakolu bulunmaktadır bu dönemde ve karakol 50 kişiden fazla da değil. Sıradan köylü vatandaş önünde iki merkebiyle bu beldeye varıyor. Jandarma kumandanı soruyor köylüye ne yapacaksın bu odunları? Köylü: odunları kendi arazimden topladım bunları satacağım, evime çay, şeker, yağ.. alacağım diyor. Bizim kumandan iyi yapıyorsun kolay gelsin diyeceğine, o odunları hemen karakola indiriyor ve köyüne geri dön diyor. Gel gör ki vatandaş bunu kabul etmiyor itiraz edince bu vatandaş jandarma kumandanı askere emir veriyor bu elemanı eşek sudan geçinceye kadar dövünüz. Asker malum ne yapsın ki derhal emri yerine getiriyor. Köylü vatandaş eşeklerini alıyor ve köyüne dönüyor. Elini yüzünü yıkayıp direk dağa çıkıyor, dağ kadrosuna katılıyor. İçindeki kin, nefret, öfke bunu tim komutanı yapmaya neden oluyor. Aynı yıl içinde bu şahıs bu beldeye( daha sonra onlardan teslim olan birinin ifadesiyle 150 kişilik bir ekiple) saldırıyor. Bu belde o gece ne yazık ki PKK ya katılan o köylünün komutasındaki terör elemanlarıyla kara bir gün geçiriyorlar. Bilanço ağır: 13 ölü 20 den fazla yaralı. Buradaki jandarma kumandanı ise hiçbir şey yapmadan bekliyor. Daha sonra da Abdullah Öcalan bu olayı araştırıyor ve bu pkk üyesini Suriye ye gönderiyor ardından da öldürtüyor bu suçundan dolayı. Olay tam anlamıyla bu. Peki şunu sormak lazım kim suçlu? Jandarma kumandanı mı? Köylü mü? Tarafsız bir gözle bakılmalı olaya. Şimdi değerli kardeşlerim siz olursanız suçu devlete mi atarsınız? Yoksa suçu bu elemana mı atarsınız? Şimdi biri köylüyü dövdü ve dağa çıkmasına neden oldu. Diğeri kendisine karşı kin beslediği elemanı değil masum vatandaşları öldürdü. Bizim cani olarak nitelendirdiğimiz Abdullah Öcalan da bu elemanı cezalandırdı. Bir soru daha doğuyor burada Abdullah Öcalan mı daha iyi tavır sergiledi? Yoksa diğerleri mi? Değerli kardeşlerime bırakıyorum yorumu lütfen tarafsız gözle bakınız

11.02.2011

Kategoriler
Genel Konular

Türkiye ve değişim bilançosu

Yıl 1923 ve bir devlet kuruldu. Adı Türkiye Cumhuriyeti ve bu ülke için her zaman söylenen şey  Türkiye gelişiyor, büyüyor. Peki bir ülke nasıl büyür? Nasıl güçlü olur? Bir devlet para ve bilgi ile güçlenir. Maalesef ikisi de bizde yok.  Hakkını yememek lazım paramız yok bilgimiz yok ama ne cunta ne darbe ne de eylem planları eksik olmuyor. Biz buna rağmen gelişiyoruz diyoruz. Aslında büyüyoruz ama kısa bir süreliğine Adnan Menderes biraz düzeltti sonrakiler yine bozdu. Turgut Özal düzeltti sonrakiler yıktı. Mazotu, gazı bile karneyle verdiler. Recep Tayyip Erdoğan da düzelmiş olabilir ama bundan sonrasının akıbeti belli. Hep izlenen sahneler tekrardan izlenecektir. Gelişimiz madem ekonomiyle olmuyor o zaman önce sorunlarımızı çözelim ekonomi belki düzelir malum darbe olmayacak ya..  peki nedir sorunlarımız sayalım hemen evvela en önemli sorun PKK sorunu, kürt sorunu, AB sorunu, Kıbrıs meselesi, alevi sorunu, ermeni meselesi derken bir baktık ki paradan çok sorunumuz var. Eğer biz bunları çözmüşsek demek ki gelişiyoruz. Bakalım pkk sorunu bitti mi? Hayır. Ne kadar zararımız oldu 300 milyar $  ve 40 bin can hiç az değil çözülmeye değmez mi kesinlikle değer. Peki kürt meselesi çözüldü mü? Hayır. Aslında PKK sorunu ile kürt sorunu iki ayrı denklem her denklemin bilinmeyen iki kökü ve bu iki denklemin ortak bir kökü vardır. Bu ortak kök nedir peki? Ne yazık ki İmralı’dır. Hem PKK sorunun hem de kürt sorununun çözümü için olmazsa olmaz bir anahtar ismidir. Çünkü bu hem kürt aydınlar söylüyor hem de PKK nın üst düzey yöneticileri söylüyor. Neyse söz uzar bakalım AB yi ne yaptık. 1957 de Avrupa ekonomik topluluğuna imza attık ve1960 ta resmen başvurduk. Ama hala değişen bir şey yok. Ne zaman ki artık yeter girelim dediysek ayşe tatilden dönsün dendi. Bu arada ayşe tatilden dönmedi malum Kıbrıs sorunu da duruyor. Alevi sorunu devam ediyor. Zorunlu din dersleri hala kaldırılmadı. Diyanet işleri yeniden yapılandırılmadı. Reformlar, çalışmalar sürüyor denmekte ama onun da neticesi kürt meselesi gibi olacak çünkü demokratik açılım denen bir şey başlatıldı sonuçsuz kaldı sadece TRT 6 kuruldu. Onun dahi yasal güvencesi yok. Ermeni sorunu hala duruyor. Çözüm için hiçbir şey yapılmadı. Ermenistan olumlu sonuç almak için durmadan çalışıyor ama ne yazık ki onlar bahsedince aklımıza bu mesele geliyor derhal çözüm sağlanmalıdır. Peki hangi sorunlar çözülmüş görünüyor? Hiçbiri. Demek ki değişen bir şey de yok denilebilir. Ama biz buna rağmen hızla gelişiyoruz diyoruz. Gelişmek yol, derslik, hastane yapmakla olmuyor bunlar sosyal devletin yapması gereken çalışmalardır. Ne zaman ki sorunlarımızı çözdük o zaman gelişiyoruz demektir. Ama Türkiye bu sorunları çözemeyecek güçte değil çözebilir ama çözecek irade yok. Bugün %47 oy almış bir AKP var iktidarda meclis başkanı onun partisinden di, cumhurbaşkanı onun partisindendi, 550 milletvekilinin 340 ı onun, valiler onun, kaymakamlar onun toplumun yaklaşık yarısı onun taraftarı. İki genel, iki yerel seçimde galip geldi. İki referandum da evet oyu aldı ama hala sorunlara çözüm üretilmiyor. Eğer başbakan valileri aracılığıyla kömür, buzdolabı dağıtacağına toplumu bilinçlendirse sorunların çözümü kolay ve acil olur. Bilançoya bakıldığında sonuç malum yerinde sayıyoruz ve bu bize yakışmıyor.

01.02.2011 Salı